Aklıma Geldiğiniz Her An…..

Aşağıdaki yazıyı gördüğüm an alıp saklamıştım, buna çok sevdiğim, canım teyzem,çok değerli öğretmen, ailemizin Mamisi  sevgili  Müeyyed Kutbay’la anılarımı, resimlerimi ekleyerek sizlerle paylaşmak istemiştim. Yazının,  teyzemle olan kısmının resimleriyle, bir türlü istediğim şekle getiremediğim için  de blogumda taslaklar kısmında bekliyordu.Dün bir hata oluşmuş, taslak kısmı kendiliğinden çıkmış, ben de şimdi yetersiz de bulsam diğer kısmını ekleyip sizlere aktarıyorum. Sonra gönlümdeki gibi tekrar yazma sözümle.

Değerli Meral Tamer’e teşekkür ve sevgilerimle ithaf olunur!

Fatoş Kayacan Hataylı 

(Alıntıdır)

87 Yaşındaki bir insan yaşlı değildir!

Yukarıdaki görüş, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e ait…
Şimon Peres’i tanıyorsunuz.
Hani Başbakan Erdoğan’ın “Van minuts” dediği kişi.
87 yaşında ve görevinin başında dergiye verdiği röportajda bakın neler söylüyor?
-“Yaşımın 87 olması benim için kesinlikle bir sorun değil.
Hiç kimseyi yaşıyla yargılayamazsınız.
Yaşlı insanlar genç davranabilir, genç insanlar da eski kafalı olabilir.
Bence bir kişiyi, kimliğindeki doğum tarihine bakarak değerlendiremezsiniz.
İnsan için önemli olan vizyonu ve enerjisidir. İnsanı bunlarla değerlendirebiliriz.”

Şimon Peres’le ilgili bu röportaj beni çok etkiledi.
Geçmişte 80-90 yaşındaki kişilerin neler yaptığını araştırdım.
Picasso, 90’nda nefis eserler veriyordu.
Goethe, Dr. Faustus’u 80’unden sonra kaleme aldı.
Verdi, Otello’yu 73 yaşında, Falstaff’ı 80 yaşında bitirdi.
Mikelanj, 80’li yaşlarında hala yaratıyordu.
İngiliz düşünürü Thomas Hobbes, 90’nını geçtikten sonra bile yazdı.
Peki vücudu ve aklı dik ve dinç tutmanın sırları ne?
Hayattan kopmamak.
Öğrenmeyi sürdürmek.
Her yaşta hedefli olmak.
Bu konuda ABD’li ünlü komedyon George Corlin’in ilginç önerileri var:

1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…

2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız negatif insanlara
yaklaşmayın.

3. Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz atıl
kalmasın. Atıl kafa iblisin tezgahıdır. İblisin adı da, Alzheimer’dir.

4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.

5. Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün.

6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.

7. Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş, balık,
müzik, bitkiler… Ne olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını çıkarın!…

8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse, üstüne titreyin. Bozuksa, düzeltin.                                           Siz kendiniz düzeltemiyorsanız, yardım isteyin.

9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve yabancı
ülkeleri dolaşın. Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmayın.

10. Sevdiğiniz insanlara, onları sevdiğinizi söyleyin. Her fırsatta
sevdiğinizi hissettirin.

11. Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen
anlarla ölçülür.

Aklıma Geldiğiniz Her An, ya da yanınız da olduğum da  hemen yüzümde benim kontrolüm dışında bir tebessüm ve mutluluk oluşur.Sizi tanıdığım ilk gün,  ilk fazla  vakit geçirdiğimiz Bodrum beraberliğimiz, sonraki beraberliklerimizden anılar, sohbetler,hepsi beni çok etkileyen, mutlu eden, unutulmayacak izler, bırakan hatıralar.George Corlin’in sıraladığı  onbir maddenin onbiride sizin yaşam şekliniz olduğu için sizi anlatırken birleştirmek istedim.Sizi tanıdığım ve çok yakınınızda olabildiğim için çok şanslıyım, mutluyum. Müeyyed teyzem kocaman aşkımın küçük teyzesi, annesi  büyük abla, ortanca kardeş büyük teyzesi ve küçük teyze Müeyyed olağanüstü üç kardeş. Hayatımda çok değer verdiğim, beğendiğim, çok hayranlık duyduğum  üç kız kardeş.Meloş, Nunu ve Mami .Üçü de ailenin, tanıyanların, dostlarının, gözbebeği, hayranlık duyduğu, çok özel üç kadın. Nurlar içinde yatsınlar, Meloş’u ve Nunu’yu geçtiğimiz yıllarda kaybettik. İkiside doksanlarının çok üstünde genç kızlardı. Hep son derece hoş, bakımlı akıllı, becerikli ve her daim hayatın içinde. Her zaman günü gününe haberleri, dünyayı izlediler, okudular,paylaştılar, anlattılar, dinlediler.Evlerinden hiç dostları misafirleri, şık, farklı, özel, sevgi dolu, ikramları,  eksik olmadı.Hayatı her haliyle heyacanla mutlulukla yaşadılar.

Sevgili Müeyyed de üçlünün en küçüğü ve yine doksanının  üstünde bir genç kız, harika bir öğretmen,hep çok güzel, alımlı ve tarzı olan bir kadın. Onu sizlere şık, özel, sofistike gardrobu, takıları, sofraları evi, kitapları, beraberliklerimizden anılar ile  anlatmak istedim.Müeyyed teyze arkadaşlığından çok zevk aldığım özel kadın. Hep okuduğumuz kitapları birbirimize anlatmayı, sormayı, yorumlarımızı paylaşmayı çok önemsedik.Onun öğrencileri ile anılarını, seyahatlerini, Amerika da, İngiltere de eğitim için gidip kaldığı dönemleri, Aydın’a gelin gidişini, çok ama çok sevdiği kocasıyla aşklarını, iki ablasına olan  saygı ve sevgisini hem gördüm yaşadım, hem dinlemeyi hep çok sevdim. Defalarca da dinleyebilirim.Benim gibi her karşılaşanın da ne yaşta olursa olsun, sohbetinden zerafetinden, bilgisinden  etkilenmemesi imkansız.Böyle bir yaşam, böyle bir enerji hepimize nasip olsun. Yukarıdaki güzel yazı, sizi yazmama vesile oldu, belki ama benim sizi anlatacak çok değerli güzel anılarım var, hepsini yazmak için sizin gibi enerjim, sağlığım, ömrün olsun istiyorum.Ben de o kadar yürekten inanıyorum ki  Yaşam aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür. Sizinle  çok soluğumu kesen güzel anılarım var.Sizi çok seviyorum.Sevgiler, sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s