Çok Özel Bir Arkadaşım Var..

Öne Çıkan

Onun ile her beraberliğim de, daha da hayran oluyorum.Günümüzün ileri yaş ikonları gibi..Annecim de yaşasaydı, şimdi onun yaşında olacaktı. Annem de çok hoş bakımlı, hep özenli şık  bir kadındı. O ise tam bir moda ikonu, hemen fark edilen tarzı, ışığı, ve muhteşem enerjisi onu farklı kılıyor. Gerçek yaşında değil, kendini çok genç  hissediyor, yaşıyor. Doksan İki   yaşında değil de otuzlu yaşlarda gibi..

Şimdi düşününce, anneannem de yengem de maşallah bu yaşlarda çok enerjik ve hayatı severek yaşayan iki kadındı. Ailemizde yüz yaşın  üstünde yaşayan iki muhteşem kadın..

Üç muhteşem yüz yaş civarı   yaşayan kadın da kocamın ailesinde vardı. Annesi ve iki kız kardeşi üç olağanüstü kardeş..Hepsi ile harika anılarım var. Onlar ile vakit geçirmekten, sohbet etmekten, kitap, müzik, günün olaylarını, anıları  konuşmaktan çok hoşlandığım evlerinde harika sofralar ve sohbetlere konuk olduğum kadınlar..

Ama onların hiçbiri doksanlı yaşlarında kendi başlarına sokağa çıkmaz, araba kullanmaz, seyahat etmezlerdi. Evlerinde, yaşlarına göre çok şık bakımlı ve özenli idiler..

Ama o, son model arabası, inanılmaz şıklığı, ile günün her saati sokağa çıkıyor. Onun için yemeğe, konsere, kafeye, davete pikniğe, alışverişe, her aktiviteye gitmek, olmazsa olmazı..ve bunu dünyanın her yerinde yapıyor. Yılın üç ayını Miami South Beach ki evinde geçiriyor. Her gün evinin önündeki çok hareketli caddede, alışveriş yapıyor, kafede içkisini içiyor, arkadaşları ile buluşuyor, yemeğe çıkıyor. Çok özel yerlere davetlere katılıyor.Her yeniliği keşfediyor, takip ediyor. Mutlaka herkesten önce gitmek, sonra da arkadaşlarını götürmek istiyor.

Evinde arkadaşlarını ağırlamayı çok seviyor. Miami de olunca gelen dostları, arkadaşları uzun da kalıyorlar tabi..Evi misafirlere uygun konfor ve şıklığı  ile her zaman hazır.. Hepsi için inanılmaz düşünceli, hassas ev sahipliği yapıyor..Aynı şeyi çok uzun yaz dönemi kaldığı Bodrum evin de de yapıyor. İstanbul evi de aynı konfor ve şıklık ta  her zaman dostlarını sevdiklerini kucaklamaya hazır..

Onu biraz anlatabildim mi bilmiyorum. Biraz da fotoğrafını çeker gibi de anlatayım size..Aynı Barbra Streisand tarzı bir burnu, renkli gözleri, harika kısa küt kesim, sarı saçları, muhteşem aksesuarları, takıları, çantaları ayakkabıları, şalları, altında çok uyumlu renkli jüponları olan elbiseleri ile tam bir ikon. Farklı özgün bir tarzı var, ama asla fazla çılgın, çok abartılı değil, çok uyumlu, çok yerinde şık ve mutlaka son moda, genç enerjili..

O yaşamı çok seviyor, her gün inanılmaz bir neşeyle uyanıyor, bugün ne yapacağım diye düşünmüyor, her günün aktivitesi var. Hem bir değil bir kaç aktivite. Ne giyeceğini uyanınca düşünüyor. Çünkü çok detay var. Dolaplar dolusu kıyafet takı, ayakkabı çanta.. Onların kombinlerini kafasında yapar yapmaz, gün başlıyor..Geç çıkacaksa kahvaltısını özenle yapıyor, erken çıkacaksa, özenle giyiniyor, hazırlanıyor. Birilerine davetli ise mutlaka sürpriz hediyeleri kişiye özel hazırlanmış olarak var. Her zaman takı atölyesinde çok güzel tasarımlar yapıyor. Her evinin bir bölümünde, aletleri rengarenk taşları, boncukları ile bir takı atölyesi var.O atölyelere dünyanın her tarafından değişik malzemeler taşıyor, getiriyor. Orada yaptığı her şey kendine olsun, sevdiklerine olsun, özenle düşünülmüş seçilmiş oluyor, elbisesine uygun, saçına uygun, evine uygun, gününe uygun. Götürdüğü zaman kim olursa çok mutlu eden takılar hediyeler..Kışın da şallar örüyor, rengarenk, şallar.. lizozler hep farklı, çok değer katan..

Seyahati çok seviyor dememe gerek var mı? Her an dünyanın bir ucuna bir seyahate gitmeye hazır, herkese çılgınca takılmaya var..Gittiği sevdiği yerlere tekrar gitmeye, dostlarıyla beraber olmaya her zaman hazır..Yorulmak yok, bu sefer kalsın, ben gitmeyeyim demek yok.. Aynı anda bir kaç yere gidemediği, birini seçmek zorunda kaldığı zaman da çok üzülüyor, aklı kalıyor.

Ailesi de böyle yaşayan, büyük geniş bir aile, kuzenler, kuzenlerin çocukları, torunları.. Her sene dünyanın bir başka yerinde buluşuyorlar, birlikte uzun bir tatil yapıyorlar. Her sene böyle bir seyahat programı var..Bazan bu seyahatlere düğünler de ekleniyor. 

İnternet, sosyal medya  kullanıyor, sadece günümüzü değil, futurist yaşamı da takip ediyor.Elon Musk’ı senelerdir merakla izliyor. Survivor, Outlander seyretmeyi çok seviyor.Uzun yazacak olsam, ekleyecek, anlatacak o kadar şeyim var ki…

Böyle çok renkli, hayat dolu bir arkadaşım olduğu için, ve ona tüm enerjimi kaybettiğim, tekrar kendimi toparlamaya çalıştığım günlerde rastladığım için ne kadar  şanslıyım. Bu bir tesadüf değil bence…

Ben de ona, ve dostlarına, sık, sık  keyif ile katılıyorum. Hatta muhteşem evlerinde kalan şanslı arkadaşlarından biriyim, ben de onu evimde ağırlamaktan onun ile seyahatlere gitmekten, denizde plajda alışverişte, özellik ile konserlerde, hatta konser seyahatlerinde olmaktan çok mutlu oluyorum. Onunla yaşadıklarımı diğer arkadaşlarıma anlatmaktan, onları tanıştırmaktan çok keyif alıyorum. Onunla olduğumda; enerjisine ayak uydurmaya çalışıyorum. Bana her program yapalım, bilet alalım, öğrenelim, takip edelim dedikçe, bazan keyifle bazan de ona mahcup olmamak için, gayret ediyorum.Aramızda çok yaş farkı olmasına rağmen, onun kadar çılgın ve enerjik  olamıyorum. Ama olmak istiyorum, onun bana muhteşem bir örnek olduğunun farkındayım. Onu gördükçe daha iyi anlıyorum ki; sağlığının bu muhteşem enerjisinin kaynağının hep içindeki çocuk sesinin istediklerini yapıyor olması.. Anı yaşamayı çok iyi biliyor. Nasıl mutlu oluyor, ve mutluluğunu nasıl güzel ifade ediyor. Geleceğe endişeyle bakmıyor, telaşlanmıyor.  Geçmişi güzelliklerle anıyor. Bu yaşa gelip acılar yaşamamış olabilir mi? Mümkün değil, biricik kızını  ellili  yaşlarda, bir anda  beyin kanaması sonucu kaybetmiş. Bunu atlatmak kolay mı? Ama yapmış. Torununa sahip çıkmış, ona en iyi arkadaş olmuş, sevgili olmuş.. Önemli olan bu değil mi? Onu örnek alan, hayata sıkı sıkı tutunan, şu anda Los Angeles da  kendi ayakları üzerinde duran anneannesine hayran ve  de her zaman sahip çıkan çok başarılı bir genç..

Hayat paylaşınca güzel..özellikle de güzellikleri, mutlulukları, sevgiyi..

Meltem Kurtsan ile Herbafarm’da

Öne Çıkan

Tarife göre orman yoluna saptım, tabelaları takip ederek yukarı doğru tırmanıyorum, kuşlar gibi hafif ve mutluyum, HerbaFarm’a sonunda gidiyorum. Bana çok yakın Yalıkavak’ta şehrin içinde sayılabilecek konumda, ama bir türlü bu güne kadar gidememiştim. Herbafarm’ı henüz ulaşmadan görmeden tabelalar beni çok heyacanlandırıyor. Seneler önce sevgili Meltem’in anlattıkları hep kulaklarım da, Yalıkavak’ta 17 dönümlük arsayı alışı, heyacanı, orada bölgenin doğasına uygun bitkileri, ağaçları sahiplenmesi, hiç doğal yapısını bozmadan, ama toprağın daha da verimli olması için uğraşması, yeni hayalleri için çabaları, denemeler, yılmadan eğitimler, seminerler peşinden koşması hepsini heyacan ile takip ediyorum.

Şimdi de her şeyi yerinde göreceğim için heyacanlıyım, hayaller böyle gerçek oluyor, çabalar, gayretler ile olmayacak, başarılamayacak şey yok. Herbafarm’a vardığım da büyük demir kapı açılıyor, içeri de doğal ortama uygun eğitim, çalışma, satış alanları hatta konaklama yapılabilecek yapılar var…Gezinen tavuklar çiftlik hayvanları var, ayrıca..,Sevgili Meltem bütün kucaklayıcılığı ile, gönüllülüğü ile, bilgisi ile bizleri çok mutlu ediyor. Hep hayranlıkla izlediklerimi, bu gün dokunarak, kendinden dinleyerek, görerek çok daha mutlu oluyorum.Sevgili Meltem ne kadar güzel hayaller kurdun, gerçekleştirdin, faydalar, iyilikler oluşturuyorsun..Onları paylaşarak eğitimler düzenliyorsun, aromaterapi konusunda yeni iş kurmak isteyenlere yol gösteriyorsun, yardımcı oluyorsun, kutluyorum, kucaklıyorum, emeklerine sağlık…

Herbafarm ekolojik çiftliğinde tıbbi ve aromatik bitkiler yetiştiriliyor, kurutuluyor, özleri çıkarılıyor, ayrıca doğal meyvalar sebzeler yetiştiriyor, çiftlik hayvanları var. En önemli site internet üzerinden http://www.herbafarm.com.tr adresinden eğitimler düzenliyorlar..Tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriliği, aromaterapist nasıl olunur, aromatik iş nasıl kurulur,, doğal krem ve doğal kozmetikler üretme, doğal güneş yağı, bakım ürünleri nasıl yapılır, bu konularda iş kurma nasıl yapılır konu başlıklı eğitimler veriliyor. Eğitime katılanlara da Amerika da ki Naha kurumundan onaylı sertifika veriliyor.

Herbafarm’da önümüzdeki günlerde internet üzerinden yine çok değerli eğitimler var. Aromaterapi alanında bilgi sahibi olmak, eğitim almak, ya da arometerapi ile ilgili iş kurmayı düşünüyorsanız, siteyi mutlaka ziyaret ediniz…

http://www.herbafarm.com.tr

Bu gün belki sizin için de hayatınız da yeni bir başlangıç olabilir…

Yeni Haftaya Merhaba…

Öne Çıkan

Zor, acılı, ve de bir o kadar aralara güzellikler sıkıştırılmış günler yaşıyorum.Zorluklar ve acılar fiziki.. Ağrılarım var, ve bu ağrılar bu ara dizimde ve beni yürütmüyor…Yapılacak hiç bir şey de yok gözüküyor, okuyorum, araştırıyorum, romotoloğuma gidiyorum, yeni doktorlar, yeni nesil tıp doktorları, alternatif tıp, aromatik tıp çözümleri, fonksiyonel tıp hepsini takip ediyorum, uyguluyorum, hepsi nafile…bu ara böyle.. dönemsel olsa, çok arıza bırakmadan beni terketse, ya da coronadan beklediğimiz çözüm gibi, benim hastalığım için de çözümler olsa diye dua etmekten başka çarem yok.. Zaman zaman yürümekte zorlansam da deniz kenarına inebiliyorum, eskisi gibi yüzemesem de deniz ile kucaklaşıyorum..Suyun serinliği, beni kucaklaması, o kadar kendimi iyi hissettiriyor ki…sahilde evde kendim ile geçirdiğim saatlerde çok mutlu oluyorum. Çok bol okuyorum, kitaplarım ile büyük aşk yaşıyorum. Hepsi ile ayrı ayrı maceralar, yolculuklara çıkıyorum. Aslında en çok ihtiyacım olan şeyi yapıyorum, kendim ile yalnız kalabiliyorum.

Bu ara arkadaşlarım, dostlarım ile buluşmalarımı da çok yürümeden, dizimi zorlamadan yapabiliyorum. Nasıl mutluyum anlatamam. Sabah kalkıp her zaman annemin yaptığı gibi; günün aktivitesi ve benim mooduma uygun , kendimi en beğendiğim şekilde giyiniyorum, hazırlanıyorum. Sonrası da aynı moodda gidiyor. Acılarım da kendi başlarına bana yapışık hiç aldırmadan sonuna kadar zorluyorlar. Buzlar, ağrı kesicilerden başka çözümüm de yok.. Ama mutluyum, denizde, deniz kenarında, evimde, terasımda, sevdiklerim ile palmiyelerin altında, yeni bir eğitimde, bilgisayarım ile çalışmada…yeni yerler, yeni lezzetler, yeni kitaplar , yeni bilgiler, yeni öğretiler, yeni çalışmalar arasında… şükrediyorum aldığım nefese..Yaşam devam ediyor, herseye rağmen…

Sonra kendim ile kalınca anlıyorum ki ben ağrılarımın peşinden gelen çağrıyı da çözmeye anlamaya çalışıyorum. Belki o ağrılar olmasa, oradan oraya daha çok koşturmakta olacağım,farklı şekilde yaşayacağım. Ağrılarımı susturup, bana gelen çağrıyı duymaya uğraşıyorum, çabalıyorum.. Her şeyin bir nedeni var, evren kusursuz, muhteşem, biz de onu anlayabilirsek, ona uyumlu, faydalı bir parçası olursak, yaşam bize daha güzel olacak …İyi haftalar diliyorum.. sevgiler…

Bu Gün Tanrım Beni Ödüllendirdi…

Öne Çıkan

Uzun zamandır gitmeyi düşündüğüm koydayım bu gün…Bu nasıl güzel bir yer! Neden gelmemişim bu kadar zaman…Ağaçlar içinden gidilen yolu güzel, köyün girişi güzel, girişteki köy kahvaltısı yaptığımız yer günün bonusu.. Sonra arabadan inmeden gözüken turkuaz deniz, tekneler, saksafon sesi, minik dalgalar, suyun içinde ahşap şezlonglar, hasır şemsiyeler..Rüya damıyım dedirtiyor..Ya da ben mi çok beğeniyorum…En güzeli soru yok, telaş yok, mekan seçilmiş,rezervasyon yapılmış, şezlonglar bizi bekliyor..Suların ayaklarımızı ıslattığı şezlonglara mı uzansak,sularda mı kaybolsak, kıyıyı yüzerek mi dolaşsak, hiç sessiz mi kalsam, nefesimi tutup bilemiyorum…Ama hepsini yapıyorum, sakin sakin..Önden dalgaların sesi, arkada harika bir müzik..

Evet en güzeli de sen de benimlesin..Evden çıkarken taktığım yeşil şapkama aynada bakarken önce senin gözlerini gördüm üstümde..Evet yıllar önce bir Akdeniz seyahatinde bir mağazada rengini beğenip takmıştım kafama ve sana dönüp sormuştum, nasıl oldu diye..”çok güzel” demiştin, o an olduğu gibi gözlerimin önünde… gözlerindeki muhteşem ışık pırıltıları, o harika sevgi dolu bakışın.. ve sonra beraber çıktık evden … Sen yanımdayken ben hep daha mutluyum.. Biliyorum tanrının hediyesi bu gün bana…

Yeniden

Öne Çıkan

Yazamadığım onca yıl sonra mı demeliyim, Oldukça büyük bir ara..

Evet yazamadığım uzun yıllar, ve tekrar yazmak istiyor muyum, emin değilim. Bu ara çok farklı bir kitap okuyorum. Julia Cameron’un “Sanatçının Yolu”.. <Daha Üstün Yaratıcılık İçin Spiritüel Bir Yol> bir eğitim kitabı..hepimizin ilgisini çeker spiritüel konular değil mi? Bende 1990 lardan beri hep okurum, denerim, uygularım, zaman içinde yolculuğa çıkarım, ya da çok derinlere inemem, ulaşamam, çıktığımı hayal ederim. Şimdi yine öyle bir dönem de beni bu yolculuğa çıkaran yazarım ve kitabım ile her gün düzenli vakit geçiriyorum.12 haftalık bir eğitim kitabı bu. Okuyorum, uyguluyorum, görevlerimi yapıyorum, her hafta raporluyorum.. Bir de beni yolculuğa başlatan kızım ile, canım ile her gün paylaşıyorum. Onunla da aynı zamanda başladık, birbirimize yaptıklarımızı anlatıyoruz. Onun çok yoğun çalıştığı bir dönem.. Gerçi hep yoğun çalışır, yoğun yaşar.. Benim bu ara en uygun en rahat dönemim. Bir sürü eğitimin, çalışmanın ara verildiği yaz dönemi ve de tatil moodundayım. Koşmuyorum, özellikle de yeniden sakin olmaya sakin yaşamayı denemeye çalıştığım bir dönem..Hep koşarım, çalışırım yapamam bu sefer yapıyorum. Bol bol okuyorum, yüzüyorum, her sabah yazıyorum..Dışarıya yüzmenin ve gerekli işlerin dışında pek çıkmıyorum. Minik çok temiz bir köy plajı ve ev arasında geçiyor, zaman.. Gün doğumlarına uyanıyorum.. harika kırmızılığı seyrediyorum, yaşıyorum, içinde ben de yeni bir güne doğuyorum. Sonra kocaman sokak kapımı sonuna kadar açıp, gün ışığını içeri alıyorum. O ışık nasıl güzel; kalın kapı açılınca içeri giriyor, içeriyi andınlatıyor, ısıtıyor, harika bir duygu..Sonrası güzelliklerle devam ediyor, haberleri dinlemedikçe, mesajlara bakmadıkça.. Ama mümkün mü değil, o zaman da denize koşuyorum, sularla yeniden tazelenmeye, üzerimdeki yükü, kötü enerjiyi atmaya, çalışıyorum. Sabah denizleri hep ayin gibi muhteşem oluyor. Bir iki saat için de kalabalıklaşır her yer, şimdi bomboş, tertemiz, sessiz, hayran olmamak defalarca şükretmek, dokunmak değil, güzelliklerin içinde olmak muhteşem.. renklerlerle, ışıkla, suyla gökyüzü ile etrafımızı saran çiçekler böcekler cıvıltılarla kucaklaşmak, daha ne isteriz.. Evet anı yaşamanın onu içimize almanın, ya da anın içinde kaybolmanın keyfiyle.. günaydın..

Bu dönem zaten her şeyiyle yeni bir dönem, yeni bir dünya yeni bir evren..