Sahneye Çok Yakışıyorsun

Sevgili Kagider üyemiz Zeynep Arabacıoğlu’un  bu yaz Suada etkinliğine çok  gitmek istedim olmadı.Nihayet geçen ay Ghetto da dinlemek fırsatım oldu.Dinleyince arkadaşımın başarısından o kadar keyif aldım, sahneye onu o kadar yakıştırdım, beğendim ki hemen yazmak, paylaşmak istedim.Çünkü bu duygularım, okundukça da yaşansın hatırlansın, paylaşılsın istedim.                                                                                                        Zeynep çok özel bir insan.Harika bir eğitim, ardından oldukça başarılı profesyonel hayat sonra aniden karar veriyor,işini bırakıyor, müzik ve sanat çalışmaları derken kendi işini kuruyor. Sonunda da geçen ay benim de seyretme ve  dinleme fırsatı bulduğum solo konserini veriyor.

Zeynep’in de çok değişik bir hayat hikayesi ve Girişimcilik öyküsü var.

Üsküdar Amerikan Kız lisesini bitiren Zeynep ardından  Boğaziçi Üniversitesi İşletme okuyor, daha sonra da Boğaziçi Üniversitesi İdari Bilimler Fakültesinde yüksek lisans yapıyor.Tetra Pak Dış ilişkiler müdürü olarak 12 sene çalışıyor, sonra ayrılıyor, Sicimoğlu &Latin All Stars grubu ile müzik çalışmalarına başlıyor.2002 yılında Yunus Tonguç’un atölyesinde heykel ve traşçılık öğrenmeye başlıyor ve halen de devam ediyor.2008 yılının Ağustos ayın da da Sanat,Eğitim,Üretim, Danışmanlık,şirketi Arteistanbul’u kuruyor.

            

Müzik çalışmaları devam ederken Latin şarkıları  söylemeye başlıyor, Ayhan Sicimoğlu ile sahneye çıkıyor.Sonunda da artık kendisi solo Latin Şarkılar  söylemeye başlıyor.Ghetto da Kagiderli arkadaşlarımızla dinlediğimiz  Zeynep’in ilk solo konseriydi.Çok heyacanlı idi.Bizlerle, ailesi,dostları,sevenleri ve hayranlarıyla   şarkılarını paylaşırken hem kendi öyküsünü hem şarkıların öyküsünü o kadar güzel anlattı ki hem kendi çoştu, hem hepimizi  çoşturdu, mutlu etti.

Fiziği ile, sesi ile , tarzı ile, şarkılarıyla,  öyküleriyle  o kadar çok sahneye yakıştı ki,hepimiz hayran olduk.Bu son derece mütevazi, duygusal, yumuşacık kadın, sahnede nasıl bambaşka, cazibeli, tutkulu idi.Sevdiği işi yapmak ona çok daha fazla özgüven ve mutluluk katmıştı.

Sevgili Zeynep hem işinde hem sahnede hep başarılı, mutlu olsun, bizde onunla bu güzellikleri her zaman paylaşalım.

Sonbaharda Bodrum

1975 den beri her yaz, olabildiğince Bodrum da olmaya çalışdım.Senelerdir  yazları, işe Bodrumdan gidip, gelerek yaşadım. Ama hiç sonbaharda Bodrum da olamadım. Her Ağustos sonu itibari, iş hayatı yoğun başladığı için,evi kapatıp dönmek zorunda kaldık.Bu sene  sağlık nedenlerimizden, yazın Bodrum da kalamadık.İstanbul da idik. Ama başka bir şansımız oldu, geçen sene bir hafta Eylülde, bu sene hem Eylül de hem de Ekim sonu Kasım başı  10 ar gün Bodrumlu olduk.

Evet, evet, evet…… herkesin anlattığı gibi Eylül de Bodrum harika. Havası, denizi, kokusu, her şeyi ile mükemmel. Uçaktan indiğiniz de o kadar güzel bir hava insanı  kucaklıyor ki, zaten büyülenmiş  gibi oluyorsunuz. Sonra deniz, sizi nasıl sarıp, sarmalıyor, hiç çıkmak istemiyorsunuz,kendinizi bambaşka bir dünya da sanıyorsunuz, suyla bütünleşiyorsunuz, tüm mutluluklar sizinle oluyor.Sahil de olmak, güneşlenmek, kitap okumak, sohbet etmek, ya da sadece ve sadece denizi seyretmek, hepsi her zamankinden fazla keyif veriyor.Herşey sizi kucaklıyor, içine çekiyor.Bu güzel havada, suda, zamanda erimek, onlara karışmak , parçası olmak  istiyorsunuz.

Her yer sakin, ulvi bir törende gibi yaşıyorsunuz. Koylar zaten çoğu boşalmış oluyor, sadece merkezlerde hareket var. Eylül ayındaki Bu Bodrum seyahatimde ben,  muhteşem doğayı, güzellikleri, denizi;  sezonun son konserleri, briç turnavaları, keyifli sakin koşuşturmasız,  telaşsız, dost yemekleri , uzun yürüyüşler,  yeni keşfedilmiş kitaplarla taclandırdım.

Bodrumda harika üç Briç Klübü var. Her gün birinde turnuvaya katılabilirsiniz. Oyuncuları da, üyeleri de, Bodrum da yaşıyan çok  güzel,elit insanlar. Çoğunluk eşleri ile katılan,emekli, üst düzey yönetici, kamu görevlisi,eski asker,diplomat, ortalama yaşları 60 ve üzeri olan bu briç severler aralarında da çok güzel dostluklar kurmuşlar.Beraber diğer zamanlar da da yemeklere gidiyorlar, farklı aktiviteler yapıyorlar.

Benim en çok sevdiğim yerlerden olan Bodrum Marina en hareketli noktalardan,kitapçısı, kafesi,restoranları, mağazaları ile cıvıl, cıvıl.

Marina’nın karşısında Tango, Memodof’un yeri, Yalıkavaktaki köfteci, balıkçılar, kebapçılar,Gümüşlük’te, Bitez de  restoranlar, sabah kahvaltı, hafta sonu brunch yapabileceğiniz,hepsi sonbaharda başka güzel,çok özel yerler var.Gazetenizi alın, kitabınızı alın, kağıt kaleminizi alın,ister yalnız, ister sevdiklerinizle hep mutluluk veren yerler.

Bu sene Bodrumda yaşayan arkadaşlarımız bizi, yeni gözde yer, merkezde manavların arkasındaki balkçılar çarşısına götürdüler. Burada eskiden sadece balık satılan çarşıymış.Şimdi hem balık ve tüm deniz ürünleri satılıyor, hem minik restorantlarda istediğiniz gibi pişiriliyor, istediğiniz salata ot, zeytinyağlı, balık mezeleri de ayrıca servis ediliyor. Çok taze, çok lezzetli sofralar, güzel dostlarla da beraber olunca müthiş keyifli oluyor.

 Hele Gümüşlükteki konserler,yine sonbahar da en enerjisi yüksek,kalabalık yerler.Dinleyicileri de, Avrupa da ki konserlerde rastlayacağımız cinsten çok şık, gerçek şık, gerçekten müzikle aşk yaşayan, solistle,beste ile eserle bütünleşen insanlar. Bu sene Eylül de kapanış konseri Gülsin Onay’dı. Sezonun son konserini  kaçırmadığım için çok mutlu oldum.Geçen sene de sezonu Gülsin Onay ve Burhan Öcal’la kapatmıştım.İkilinin uyumu müthişdi.İki dev sanatçıdan müthiş  bir performans çıktı,Bilfen Orkestrası da muhteşemdi, mekan harika , uçtum, gerçekten uçtum.Bu sene ki son konserde Gülsin hanımı 400 yıllık taş binada, kilisenin içinde dinledik. Çok yakından elini tutacak , nefesini duyacak mesafede; nasıl çalarken kendinden geçiyor, ve geçiriyor.  Aaaaaaaaaaaaaaaaa, evet hatıraları bile muhteşem.

    Geçen sene  ve bu sene Eylül de yakaladığım Gülsin Onay ve Burhan Öcal konserlerini  benim için çok değerli köşe yazarı ve yazar Zeynep Oral’dan okumak isterseniz,Cumhuriyet Gazetesi 10.09.2010 yazısına bakabilirsiniz.

Bodrum’u sonbaharda mutlaka deneyin.                                             ,