Güvensan’dan Eğitim Fırsatları…

Bu gün sizlere çok faydalı bir sosyal projeyi  anlatmak istiyorum.Proje sahibi sevgili Münteha Adalı, şirketi Güvensan ile; evlerimiz de çalışan yardımcılarımızı eğitiyor. 10553473_467214633381266_5965644292604342931_nBu hem işveren için, hem de çalışan için çok yararlı bir çalışma olmuş. Amaç öncelikle hem işverenin, hem  çalışanların ilk andan itibaren  birbiriyle kolay  anlaşması, ve  yapılacak işlerin en doğru ve kolay şekilde neticelenmesi.Bazen  toplu eğitimler verildiği gibi, müşterilerin ihtiyacına göre özel eğitimler de düzenleniyor.1794736_426443017458428_1150083935_nGüvensan konusunda çok deneyimli, başarılı, titiz,  güvenilir, doğaya duyarlı, çevreci kurumsal  bir şirket.15378_473048416131221_8206547121115817618_n İş konusundaki duyarlılığını, sadece  işverenler için değil,  çalışanların da haklarını gözeterek böyle bir çalışma başlatması , onları eğiterek, sertifika vermesi  beni çok mutlu etti. Hz Ali’nin  “Bana bir harf öğretenin kulu olurum” dediği gibi her konuda eğitimin değeri katkısı çok büyük. Özellikle ilk kez  çalışacak yardımcılar için ne kadar önemli bir destek. Çalışıyor olanlar için de sertifikası, referansı olması çok güzel bir öz güven, işini daha  çok benimseme, sevme, değer verme  fırsatı. Sevgili Münteha yine çok önemli bir çalışma daha yapıyor. Evlerinde yardımcı çalıştıranların sigorta sorumluluklarını da üstleniyor, takibini, işlemlerini işveren adına yapıyor.Belki iş sahibi işverenler için zor olmayabilir, ama bunlarla hiç uğraşamayacaklar için süper kolaylık. Güvensan ve Münteha’yı bu güzel katkılarından dolayı kutlarken; sizlerle de benim de çok yararlandığım; Güvensan’dan önerilerin bir kısmını paylaşmak istedim.Ben de Güvensan eğitimlerinden kendi adıma böyle yararlanıyorum. Sevgiler, tekrar tekrar teşekkürler; Güvensan…1381595_431475316955198_795498193_nYiyecek kaplarinin üzerini örtmek ve yiyecekleri korumak için kullandığımız naylon folyoları buzdolabında saklarsanız, soğuktan dolayı ucu daha da belirginleşir.Gerektiği an buzdolabından alıp, vakit kaybetmeden kolayca rulosundan çıkartabilirsiniz.12716_418135001622563_287750417_nYemek yaparken çelik tencereniz yandıysa, sakın üzülmeyin. Tencerenizi yeniden pırıl pırıl yapabilirsiniz. Bunun için 1 tatlı kaşığı karbonat ve 1 fincan sirkeyi tencerenizde kaynatın. Hem üzerine işleyen kara lekeler çıkacak, hem de tencereniz tertemiz olacaktır.Şimdi Tatil zamanı

10494751_465918070177589_8282160826655858656_n
Acil ütü masası nasıl yapılır?

Seyahate gittiğiniz zaman yanınızda seyahat ütü taşıyorsanız, kendinize bir ütü masası yapabilirsiniz bunun için;
Yastık yüzünün içine 4-5 gazeteyi mümkün olduğu kadar düz bir biçimde kılıfa yerleştirmeniz yeterli olacaktır.10514761_463552423747487_2823310331579951937_nBAHÇE MOBİLYALARIMIZI TEMİZLEYELİM.
Plastik bahçe mobilyanızın temizliğini karbonata batırılmış ıslak süngerle silerseniz çizilmesinden veya renklerinin solmasından endişe etmenize gerek kalmaz.
Mobilyanızı dairesel hareketlerle silin ve sonrasında iyice yıkayarak temizleyin.

10313626_462830093819720_8976619653486971885_nYAZ AYLARINDA SİNEK VE DİĞER UÇAN CANLILARDAN KORUNMAK İÇİN;
Yatmadan önce vücudunuza okaliptüs ya da nane yağını sürebilirsiniz. Bunu yapmak istemiyorsanız, bir tasın içine bu yağlardan damlatırsanız canlıların odaya girmesini engellemiş olursunuz.10415610_460891950680201_7572723760349013904_nGİYSİLERİNİZ DE PARLAKLIK OLUŞUYORSA!
Etek ve pantolonunuz da parlaklıklar oluşuyorsa, bu kısımları yeni kesilmiş bir patatesle ile iyice ovalayıp, kuruduktan sonra da fırçalayabilirsiniz.
Parlaklıktan eser kalmayacaktır.10305965_455800897855973_2493661110187265187_nODANIZIN MİS GİBİ KOKMASINI İSTER MİSİNİZ!
Ampulün üzerine biraz parfümünüzden sıkarsanız, ampul yandığında odanızın mis gibi koktuğunu göreceksiniz.

1503863_448792351890161_3741784914080632543_n

Deri çanta ve ayakkabıların temizliği!

Yumuşak bir beze damlatacağınız birkaç damla bebek yağıyla eski deri çantayı veya deri ayakkabılarınızı yepyeni hale getirebilirsiniz. Parlattıktan sonra derinin üstünde kalan fazla yağı silmeyi unutmayın.

10312005_446072492162147_1940927849021660816_nHaşladığınız makarnanın suyunu dökmeyin!

Bu su ile evinizde bulunan bitkilerinizi sulayın. Birkaç zaman sonra bitkilerinizin nasıl canlanarak daha fazla çiçek açtığını göreceksiniz.

207669_10151228600733981_624173100_n

Aşağıda  sevgili Münteha ile bu değerli eğitimler için yapılan röportajını; severek okumaya başladığım blog yazarı Ayşe Gülay Hakyemez’in  Bir Başka İstanbul sohbetlerinden sizler için aldım.

Münteha Adalı: “Her evde her gün bir iş yaşamı var..” diyor ve vasıflı ev yardımcısı yetiştiriyor… Okumaya devam et

Karbonat ve D Vitamini Mucizesi…

 Her ortamda dönüp dolaşıp, sağlık konuşuyoruz, hatta daha fazla hastalık konuşuyoruz. Çünkü çevremiz de sağlık sorunları çok fazla; artık sağlıklı yaşamak da çok zor.Yine bu sohbetlerden birinde bu güne kadar duymadığım bir şeyi gruptaki herkes hararetle anlatınca ben de araştırmaya başladım. Zaten suyumu alkali yaparken karbonat kullanıyor, D vitamini kürü yapıyordum. Bol su ve bol sebze tüketmek hepimizin yaptığı şeyler…Ama kanserle ve diğer hastalıklarla ilişkilerini bilmiyordum. Kemal Milar‘ın yazdıkları bu konuda çok popüler olmuş. Hasta olmamak için; veya hastalıklar karşısında çaresiz kalındığında; uygulanabilecek, çok basit ve faydalı tavsiyeler… Ama önce inanmak, inanarak başlamak şart.Sizlerle de hemen paylaşmak istedim. Benim gibi henüz duymayanlar için, sevgiler… 10378542_359425317546546_3366818557087834419_nKARBONAT – SODYUM BİKARBONAT KULLANIM TARİFİ Karbonat ( Sodyum Bikarbonat – İngilizce: Sodium bicarbonate – Kimyasal formülü : NaHCO3 ) Eczanelerde: İngiliz Karbonatı, Solvey Karbonatı, Karbonat, Cep sodası, Garra Karbonat gibi isimlerle satılmaktadır. Eczanelerden almanızı tavsiye ederim. ECZANEDEN ALACAĞINIZ KARBONAT EN GÜVENİLİR OLAN KARBONATTIR!!!. Hasta olmamak için her gün 1 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Bunu yarım çay kaşığı sabah, yarım çay kaşığı akşam 1 bardak suya karıştırıp 3dk bekleyip iyice karışmasını bekleyin sonra tekrar karıştırıp için. Her beden ve her bedenin göstereceği tepki farklı olucak’tır. Çünkü herkesin farklı beslenme biçimi var. Bundan dolayı herkesin kendi bedenini dinleyip buna bağlı olarak karbonat miktarını ayarlaması gerekir. Eğer grip, nezle gibi rahatsızlıklar olursa günde 3 çay kaşığı karbonatlı su içebilirsiniz. Fazla gelirse o zaman günde 3 kere yarım çay kaşığı içerek buna devam edebilirsiniz. 3 yaşından büyük çocuklarda hastalık olursa yarım çay kaşığı karbonatı 1 bardak suya karıştırıp içirebilirsiniz. Eğer Karbonatlı su içmekte zorlanıyorsanız, boş ilaç kapsülleri temin edip içlerine sodyum Bikarbonatla doldurup bol suyla hap olarak içebilirsiniz. Eğer Tansiyonunuz yüksekse yada hipertansiyonunuz varsa, hazırladığınız karbonatlı suyu tek seferde içmeyin, gün içinde yudum yudum az az içip öyle bitirin yani güne yayarak ve bol alkali su tüketin. Eğer yüksek Tansiyonunuz varsa yada yaşlıysanız Karbonatlı suyu içtikten sonra Kanape yada yatağa uzanı 10 – 20 dk uzanıp dinlenin. Bazı insanlarda tansiyonda yükselme yaratabilir ama kısa sürer bu. O yüzden TANSİYONUNUZUN YÜKSELMESİNDEN ENDİŞE EDİYORSANIZ UZANIP 10 – 20 DAKİKA DİNLENİN. ARKADAŞIMIN ANNESİ YÜKSEK TANSİYON HASTASIYKEN ŞUANDA YÜKSEK TANSİYON HASTASI DEĞİL! AMA KARBONATLI SU İÇTİKTEN SONRA VÜCUDUNU DİNLİYOR EĞER ÇIKARMIŞ GİBİ HİSSEDERSE YATAĞA UZANIP DİNLENİYOR SONRA KALKIP GÜNLÜK İŞLERİNE DEVAM EDİYOR!. Kanser hastasıysanız!!!: Eğer Kanser gibi bir hastalığınız varsa Öncelikle sakın Kemoterapi almayın Kemoterapi notumda yazılanları muhakkak okuyun!!!. Gidip dijital pH ölçer alıp idararınızı sabah akşam kontrol edip pH ı 8 in üzerine çıkarmanız ve bu seviyede en az 2 hafta tutmanız gerekir. Buna bağlı olarak karbonat içimi günde 5 – 6 çay kaşığı karbonatlı su içmeniz gerekebilir. 1 çay kaşığı karbonatlı suyu bir miktar içip yatağa yada kanepeye uzanıp 360 derece sağa sola dönerek hareket etmelisiniz . Bu hareketleri yaparken ara ara bardaktaki karbonat tüketilmelidir. Tıpta çok hastalık var. O yüzden bana şuna iyi gelir mi diye sormayın!. Deneyin görün iyi gelip gelmiyeceğini. Duvarımda yığınla hastalığa iyi geldiğini bildiren görüşler var. Diyabet iyileşmez diye geçiyor, bakın demek ki geçiyormuş, kanserin tedavisi yok bakın tedavisi varmış. Trombositleri onkologlar yükseltemeyiz diye konuşurlarken bakın alkali hale gelince trombositler yükseliyormuş .. Daha bir çoğunu paylaştım , herkese cevap yazmam mümkün değil!!. Eğer şu zamana kadar çok asidik beslendiyseniz, vücudunuz asit tutmuşsa ishal olup sıvi şeklinde wc’ye çıkarabilirsiniz. Ben abartarak 5 gün günde 5 defa içerek her gün 5 -6 defa wc e gittim sırf asitli su çıktı. O 5 gün devamlı salatalık edim, bitkisel beslenmeye ağırlık verdim. 6 cı gün normal sağlıklı bir şekilde dışarı çıktım ve vücut biriktirdiği asitleri attı, 10 cu gün laktik asitler eridi kuluçlar kalmadı. 15 ci gün sigara içtiğim için alt ciğerlerime nefes almakta zorluk çekiyordum ama nefes alma sorunum yoktu sadece derin nefes almakta zorluk vardı, o kalktı derin nefes alabilmeye başladım. D VİTAMİNİ ALMAYI UNUTMAYIN Hangi hastalık olursa olsun, her hastalıkta ayrıca kolloidal gümüş suyu kullanılmasını tavsiye ederim. D vitamini almayı unutmayın çünkü zamanınızın çoğu kapalı alanlarda geçiyor. Kanser dahil pek çok hastalığın nedeni D vitamini eksikliği. Türkiye Cumhuriyetinde eczanelerde Devit-3 ampul satılıyor 300.000 İU bunu ayda 1 kere şekere yada ekmeğe emdirip tüketmeniz gerekir. Bunu hasta olsanızda olmasanızda herkese tavsiye ediyorum. Yetişkinler için 1 ampul 1 aylık D Vitamini ihtiyacınızın hepsini karşılar. Karbonatın dozunu bana artık sormayın. Karbonatlı su içerek alkoloz olunsaydı, ben ve beni takip eden herkes ciddi sıkıntılara girerlerdi kimse girmedi. En fazla gaz yapar,  Yada ishal olursunuz, asit atarsınız. Fazla bitkisel beslenmeyi doğru bulmuyorum, fazla magnezyumda ishal yapar. Kalsiyumla dengelemeniz gerekir, kalsiyum almak için yoğurt yiğin. Ben laktozsuz süt içilmesini daha doğru buluyorum. En Önemlisi Şu bilgileri Lütfen Anlamaya çalışın!!!!. Sodyum Bikarbonatın Önemi Tükrük bezlerinin yoğun miktarda karbonat iyonları salgılayarak yediklerimizi alkali yapar. Midemizin çevresi kandan alınan sodyum klorür’le çevrilidir.Sodyum su ve karbon dioksitle birleşerek alkali TUZ yani SODYUM BİKARBONAT OLUŞTURUR. Biyokimyada bu şu şekilde formüle edilir: H20 + CO2 + NaCl = NaHCO3 + HCL. Bundan dolayı midemiz aslında yediklerimizi ALKALİ yapmaktan sorumludur. BRUNNER BEZLERİ (12 PARMAK BAĞIRSAĞINDA BULUNUYOR) yüksek miktarda karbonat salgılayarak yediklerimizin alkali halde sindirilmesini sağlıyor. Pankreasımız Yüksek miktarda Sodyum Bikarbonat salgılayarak mideden gelen asitleri nötralize etmek ve yediklerimizi alkali yapmaktan sorumlu. Karaciğerde safra salgısındada yüksek miktarda karbonat içerir. Bedenimiz çürümemek için (kanser olmamak için) kendisini hep karbonatla alkali hale getiriyor. Böbreklerimizin kendisi karbonat ürettir. Böbreklerimiz kanın pH seviyesini alkali tutmakla sorumludur.

Armut.com;Hizmet Piş Ağzıma Düş

basak-taspinar-degimBahar ile ilgili çok önemli haberi 8 Ağustos’da yazmıştım. Aradan çok az bir zaman geçti,    Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi: Başak Taşpınar Değim oldu. Kendisini tanımak isterim diye yazmıştım, evet neticelerin açıklandığı gün gördüm, tebrik ettim. Nasıl başladı, nasıl başardı dinledim.Çok farklı yepyeni bir işle, çok güzel gelecek günler onları bekliyor, tebrkler, tebrikler defalarca…
Fark yaratan girişimcilere destek veren ve dünyada 23 ülkede faaliyet gösteren Endeavor’un düzenlediği Endeavor Uluslararası Seçim Paneli’nde Türkiye’yi temsil edecek olan girişimlerden biri Armut.com oldu. Armut.com kurucusu Başak Taşpınar Değim, bir kadın girişimci olarak, New York’ta düzenlenecek etkinlikte Türkiye’nin temsilcilerinden biri olacak.Harika bir haber, okur okumaz ben de Armut.com’u ve sevgili Başak Taşpınar Değim’i tanımak istedim. Çok güzel bilgilere, röportajlara ulaştım.Hemen en beğendiklerimi sizler için paylaşıyorum. Siz de mutlaka ilgileneceksiniz diye düşünüyorum. Armut.com;her zaman hepimize lazım olan bilgilere çok kolay ulaşmamızı sağlıyor,
Toplu
Biz de evde yapılacak bir tadilat için yazışmaya başladık, bile.Başak, çok güzel bir fikirle yola çıkmış, gerisini okuyun , siz de bana hak vereceksiniz….
images (10)

Duygu Eren’in 08.10.2013de Sabah Gaetesin’de çıkan güzel röportajı ile;

2011 yılında “Hizmet piş, ağzıma düş.” sloganıyla yola çıkan Armut.com, hizmet sektöründeki en önemli açıklardan birini, en iyi hizmet vereni müşteriyle buluşturma sorununu tamamen çözüyor. Çeşitli dallarda uzman 25.000 profesyonelin üye olup, hizmet sunduğu Armut.com sayesinde KOBİ’ler İnternet ile tanışmış oluyor.

İnternet alışveriş yaparken en cazip ürünü bulmanıza yardımcı olacak sitelerden Armut.com’un hikayesini Başak Tanpınar Değim, Duygu Eren’e anlattı.

Türkiye’de hizmet sektörü; talep yüksekliği ve kaliteli arz eksikliği açısından oldukça cazip ve ilgi gören bir alan. Fiyat ve rekabetin yoğun olduğu ve bunların ölçümlenmesinin zorluğundan dolayı müşteriler açısından da” acaba değerinin çok mu üzerinde ödüyorum” korkusu çoğu zaman yaşanmakta. Bugün okuyacağınız girişim hizmet sektörünün belirli kollarında fiyat karşılaştırması yapmanızı sağlayan online bir platform. Armut.com’a girip ihtiyacınızı yazdığınızda size gelen tekliflerden birini seçip, teklif sahibiyle anlaşıyorsunuz. Müşteriyle satıcıyı bir araya getiren armut.com’un başarı hikayesini ve sunduğu hizmetleri kurucusu Başak Tanpınar Değim’le konuştuk:

Eğitiminizi öğrenebilir miyiz? Bu işe başlamadan önce iş hayatında tecrübeniz oldu mu, nerelerde çalıştınız?

2000 yılında Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Ardından Koç Üniversitesi’nde burslu MBA yaptım ve bu sırada Istanbul Coca Cola ofisinde pazarlama departmanında yarı zamanlı çalıştım. 2002 yılında ikinci bir yüksek lisans programı için Amerika’ya gittim. Nielsen ve Revlon firmalarında yöneticilik yaptım. Tabii bu arada evlendim, bir de oğlum oldu. O doğduktan sonra el öpmeyi, bayramları öğrensin, ailesini tanısın, buralardan kopmasın istedik ve 2010 yılında o henüz birkaç aylıkken eşimle Türkiye’ye kesin dönüş yapmaya karar verdik. Kısa bir süre Koç Holding’e bağlı Tat’ta Tat ve SEK markalarının ürün yöneticiliğini yaptıktan sonra armut.com’u kurmak için işten ayrıldım.

Bu işe başlama fikri nereden geldi ve nasıl gelişti?

Türkiye’ye dönüş yaparken yaşadığımız taşınma süreci bizim için zor ve zahmetli bir süreçti. Kısa bir sürede birçok konuda hizmet satın alma ihtiyacım oldu: evden eve nakliyatçı, temizlikçi, boyacı, marangoz ve tamirci. Ancak, kaliteli hizmet verenlere ulaşmakta çok zorlandım. Bu kişilere internetten pratik bir şekilde ulaşmanın bir yolu olmalı diye düşünürken armut.com fikri doğdu.

Ne kadar sermayeyle ve nasıl bu işe başladınız?

Aslında ben pazarlama kariyerimden memnundum, son çalıştığım markalar da küçüklüğümden beri tanıyıp sevdiğim Türk markalarıydı ve bu bana büyük bir manevi mutluluk veriyordu. Ancak, ben memlekete dönerken kendi işimi yapmayı kafama koymuştum, ve aslında hayalimi erteliyordum. Oğlum bir nefes problemi nedeniyle 2011 başında iki gece hastanede kaldı. İşte bu tecrübe benim için bir dönüm noktası oldu. Hastaneden döndüğümüz akşam eşime ertesi gün istifa edeceğimi ve hayalimin peşinden gideceğimi söyledim ve girişim maceram da bu şekilde başladı. Bu işe kendi birikimlerimden 50.000 TL’lik bir sermayeyle, ofis olarak Çekmeköy’deki evimizin bir odasını kullanarak başladım. İlk iş ekip kurmaktı. Sıfırdan başlayıp da elinizde sadece bir fikirle ekip kurmak kolay bir iş değildi. Uzun süre görüşmeler yapmışlığım var. İnsan psikolojik olarak bu süreçten çok etkileniyor, ama bu sırada hiç yılmamak gerekiyor. Fikre inanarak ilk katılan ve hala beraber çalıştığım Erhan (Kocabaş) oldu. Ardından Eda’nın (Kanbak) katılması ile küçük bir ofise geçtik. Harcamalarımızı hep düşük tuttuk. Üç bin hizmet verene ulaştığımız gün bile hepimiz tek bir oda da çalışıyorduk ve tek bir telefon hattımız vardı. İşlerin iyi gittiğini gördükçe, kendi kişisel birikimlerimden işi desteklemeye devam ettim. Aramıza sonradan katılan Esra (Emiroğlu) ve Şebnem (Alpaylı) ile beraber beş kişiye ulaşmış durumdayız. Kısa sürede de on kişiye çıkmayı planlıyoruz. .

Markanızın ismi nereden geliyor?

Hizmet almayı ‘armut piş, ağzıma düş’ kadar kolaylaştırmak istiyoruz. İşimizi seven ve çok eğlenen bir ekibiz. O yüzden markanın adını armut, sloganı da “hizmet piş ağzıma düş” koyduk. Markayı ve sloganı duyduğunuzda o an biliyorsunuz ki bu markada kolaylık, gençlik ve eğlence var. Ciddiyet ve bürokrasi yok. Markamızın ismi tahminimizden etkili oldu. Kime “armut’ta çalışıyorum” desem, önce bir gülümseme, ardından da merak ve sorular geliyor. Kim böyle bir marka istemez ki?

İşe başlarken finansman veya rehberlik anlamında destek gördünüz mü?

Finansal olarak destek almadım, ancak rehberlik olarak çok destek aldım. Ancak bu süreçte öğrendiğim şu oldu: İlk önce rehberlik almanız gereken kişiler müşteriler. Çünkü; herkesin verdiği rehberlik kendi tecrübesinden geliyor ve kimi zaman tavsiyeler çelişiyor. Ancak, müşteri her zaman ne istediği konusunda çok net. Ben de ana rehberim olarak müşterilerimi aldım. Ancak iş ilerlerken takıldığım noktalarda destek aldığım ve bir kahve içmek için rahatsız ettiğim akıl hocalarım var.

İşinizde sizin için dönüm noktası sayılabilecek bir zaman dilimi veya yardım eden kişi oldu mu?

Bu soruyu ne zaman sorsanız, hep geride kalan birkaç hafta bize dönüm noktası gibi geliyor. Hemen her hafta önemli gelişmeler yaşıyoruz. Şırnak’tan gelen ilk işimizi kazanmamız ve beş yıldızlı değerlendirme almamız, Armut.com sayesinde kızını dershaneye yazdırdığını öğrendiğimiz Ayşe Teyze’miz, Serdar Kuzuloğlu’nun bizim hakkımızda attığı tweet ile trafiğimizin fırlaması, bize ortak olmak istediklerini söyleyen yatırımcıların ilgisi bize hep dönüm noktası gibi gelen anlardı. Bize en çok yardım edenler armut.com’un hizmet verenleri olmuştur. Burada hepsinin isimlerini belirtmem mümkün olmasa da, işlerini en iyi şekilde yapmaya çalışan, müşterilerine gözü gibi bakan ve armut.com’u eşlerine dostlarına tavsiye eden hizmet verenlerimizin sayesinde bugünlere geldik. Hepsine buradan selamlar, saygılar gönderiyorum.

Şu an markanızın yönetimini nasıl yapıyorsunuz?

Şu an marka yönetimi benim üzerimde. Başlangıçta marka konumlandırmasını oluşturabilmek için aynen kurumsal bir şirketteki gibi bir özet rapor hazırladım. Sonra bu dokümandan yola çıkarak logo tasarımını yurtdışından bir internet sitesinde tasarım yarışması açarak geliştirdik. İlk sayfa düzenimizi de ajans geçmişi olup serbest çalışan bir tasarımcı ile birlikte yaptık. Reklam bütçemiz henüz oldukça limitli ve yine genelde internet üzerinden reklam vermek için kullanıyoruz.

Bu noktaya gelmenizin kısaca hikayesi nedir?

Ekibim ve ben 15 Kasım 2011 günü arkadaşlarımıza ve tanıdıklarımıza e-posta ve sosyal medya aracılığı ile armut.com’u açtığımızı haber verdik ve o günden beri site 50.000’e yaklaşan üyesine yüzlerce hizmet kategorisinde hizmet sunuyor. Ağırlıklı olarak ev içine gereken işlerdeki ihtiyaçlara cevap versek de ara ara dedektiflik ya da Japonca dersi gibi ilginç talepler de alıyoruz.

Markanızı şu an nasıl kendi sektörünüz içinde, rakiplerinize göre nasıl konumlandırırsınız?

Armut.com size Teklif Rekabeti sayesinde çok seçenek ve uygun fiyatlar, Müşteri Yorumları sayesinde en iyi hizmet verenleri seçme şansı veriyor. Üstelik bunu yapmak için tek yapmanız gereken, ihtiyacınızı birkaç soruda anlatmak. Size birkaç saat içinde teklifler ile geri dönüyor, hizmet verenleri kalite ve fiyat olarak karşılaştırma fırsatı veriyoruz. Üstelik bu hizmetimiz size ücretsiz. Eğer büyük bir şehirde yaşıyorsanız ve usta, iç mimar, tadilat, nakliye, temizlik, fotoğraf ve web sitesi yaptırma gibi her türlü hizmet ihtiyaçlarınız için armut’u ücretsiz kullanma şansınızı kullanın.

Gelecekte nasıl büyümeyi hedefliyorsunuz?

Her şeyin başı, insanların ihtiyacını en doğru şekilde karşılayabilen bir ürün ortaya koyabilmek. O nedenle bizim ekip olarak en önemli hedefimiz, verdiğimiz müşteri tecrübesini yapabileceğimizin en iyi seviyesine getirebilmek. Şu an elimizdeki limitli kaynağı çok iyi değerlendirerek armut.com’u belirli bir noktaya getirdik. Bundan sonra da odaklandığımız coğrafyaları ve meslek kategorilerini arttırmakla başlayan birtakım adımlar atmayı planlıyoruz.

Bir iş gününüz nasıl geçer?

Sabah 6:30’da kalkıyorum ve çocukları hazırlıyorum. Ardından ofise kendimi atıp, bir sabah kahvesiyle email kontrolü yaparken güne başlıyorum. Günün devamı işin ihtiyacına göre çok farklılık gösterebiliyor. Bazı gün ofisin muhasebe işleri için muhasebeciye veya vergi dairesine gitmek, başka bir zaman müşteri ihtiyacı için beyin fırtınası yapmak, bir başka zamanda da performansımızı değerlendiren analizler yapmak gerekiyor. Bir internet sitesi olduğumuz için bazen gerçekten çok ilginç şeyler başımıza geliyor. Örneğin geçen hafta ben bir toplantıya gittiğimde ofisin kapısı çalmış ve bir nakliye şirketi sahibi ve yanında bir arkadaşı ‘Biz sizi internette gördük, siz gerçek misiniz?’ diye bizi kontrole gelmişler, sonra ikna olup işlerine geri dönmüşler tabii.

Sektörünüz, Türkiye’de sizce nereye gidiyor?

Türkiye’de internetin cep telefonu gibi mobil araçlar üzerinden kullanımı artıyor. Bu da mobil alanda gerçekleşecek inovasyonlar için bir fırsat. Örneğin, bizim ustalarımızdan bir kısmı da gün içinde hep hareket halinde olduklarından sırf armut.com’daki işlere hızlıca teklif verebilmek için akıllı cep telefonu aldılar. Mobil dışında da google glass gibi yepyeni teknolojiler hayatımıza girmeye başlayacak. Dolayısıyla daha da ileride gözünde gözlüğüyle müşterilerine ulaşan nakliyeciler fikri çok da uçuk bir hayal olmayabilir.

Kendinizi hangi platformda gösteriyorsunuz?

Armut.com, Facebook, Twitter ve Pinterest’te bulunuyor, bir de armut.com blogumuz var. Her şeyi küçük bir ekiple yaptığımız için hepsine hakkıyla yetişemiyoruz belki, ama sosyal medyada ilerleyen zamanda çok daha aktif varlık göstermek istiyoruz. Facebook ve Twitter paylaşımlarımız genelde üyelerimize müşteri ilişkileri konusunda yardımcı olmak, faydalı konularda bilgilendirme yapmak ve ofisimizde yaşadığımız ilginç anları paylaşmak üzerine. Pinterest hesabımızda ise özellikle dekorasyon alanında fikir vermek amaçlı paylaşımlarımız var. Evini değiştirmek isteyenlere şiddetle tavsiye ederim!

Sizin girişimcilik alanında açık olarak gördüğünüz sektörler nereler?

Gündelik hayatta insanların hayatını kolaylaştırıp onlara değer katacak her türlü fikrin önü bence açık. Siz de kendinize sorun: Hangi sektörlerde zorluk ve problemler görüyorsunuz? İşte orada size girişimcilik fırsatı var.

Gelecekle ilgili kendi hayaliniz ve stratejiniz nedir?

Uzun vadede armut.com’un hizmet alanında bir numaralı ‘lovemark’ olmasını istiyorum. Şu an neredeyse tamamı internet dışında dönen bir sektörü online’a çevirmek için çalışıyoruz. Daha bundan birkaç yıl önce internetten kıyafet ya da yemek siparişi vereceğimiz aklımıza bile gelmezdi. Bu şekilde baktığımızda hizmet sektörünün de önümüzdeki yıllarda internet üzerindeki varlığının artması ve armut’un bu alanda şu an olduğu gibi liderliğini sürdürmesi benim armut.com ile ilgili en büyük hayalim.

Scent of A Woman-Kadın Kokusu

Çok severek izlediğim harika filmlerden biri daha;dün akşam tekrar izleme şansım olunca hemen sizlerle de paylaşmak istedim. Sevgiler, sevgiler…

Scent-of-a-Woman

 

 

Yönetmen Martin Brest
Yapımcı Ovidio G. Assonitis
Martin Brest
G. Mac Brown
Ronald L. Schwary
Senarist Giovanni Arpino
Bo Goldman
Oyuncular Al Pacino
Chris O’Donnell
James Rebhorn
Gabrielle Anwar
Philip Seymour Hoffman
Todd Louiso
Müzik Thomas Newman
Yapım yılı 1992, ABD
Çıkış tarih(ler)i 23 Aralık 1992 (ABD)
19 Mart 1993 (Türkiye)
Süre 157 dakika
Dil İngilizce

images (9)Kadın Kokusu (Scent of a Woman) Al Pacino‘ nun en iyi erkek oyuncu Oscarını kazandığı 1992 yapımı filmdir. Al Pacino bu filmde emekli olmuş kör bir subayı kendi dünyasından izleyicilere sunmaktadır. Film,Oscar Ödülleri’nde en iyi görüntü, düzenleme, en iyi aktör dallarında aday gösterilmiş, en iyi aktör ödülünü Al Pacino ile kazanmıştır.

Konusu

Bir kolej öğrencisi olan Charlie, paraya ihtiyacı olduğundan kör bir adama, bir nevi “bebek bakıcılığı” yapmaya razı olur ama iş, umduğu kadar basit olmayacaktır. Çünkü Emekli Yarbay Frank Slade’in haftasonu için çok özel bir planı vardır.

Bu plana yolculuk, kadınlar, iyi bir yemek, birinci sınıf şarap, tango, limuzin ve ne yazık ki, bir de 45’lik dahildir. İşin kötüsü, bunları yaparken Charlie’yi yanından ayırmaya da hiç niyeti yoktur.

indir (7)NOT

Al Pacino canlandırdığı karaktere hazırlanmak amacıyla 6 ay körler okulunda yaşamış, film çekimlerinde devamlı sabit bir noktaya baktığı için gözleri zarar görmüş ve gözlük takmaya başlamıştır.

Al Pacino’ nun unutulmaz bir karakter çizdiği film, aslında, Dino Risi‘nin yönettiği 1974 yapımı İtalyan Profumo di Donna’nın yeniden çekimi.

 

Out Of The Africa-Benim Afrikam

Olağanüstü bir film; 7 Oscar, 3 BAFTA ve 3 Altın Küre ödülünün de bulunduğu tam 22 ödül almış, 17 ödüle de aday gösterilmiş.Defalarca seyrettim, CD sini senelerdir, dinlerim. Görseller müthiş, Afrika’yı yaşamanın gezmenin en güzel şekli.Oyuncular en sevdiklerim. Film çevrileli neredeyse  20 sene olacak.Dün gece; yine bıkmadan merakla tekrar seyrettim. Kimisine göre sıkıcı, ama ben hep sevdim, beğendim, sizlere de gönülden tavsiye ederim.

 178-430x6001

Benim Afrikam

Benim Afrikam, 1985 ABD yapımı otobiyografik filmdir. Özgün adı Out of Africa olan film Mart 1987‘de Türkiye‘de sinemalarda gösterilmiştir.

Film, Isak Dinesen takma adıyla yazan Karen Blixen‘ın 1937 yılında yayımladığı kendi anılarına dayanan Out of Africa, Shadows on the Grass (Otlakların Gölgeleri) ve Letters from Africa (Afrika’dan Mektuplar) adlı üç otobiyografik kitabı ile Judith Thurman’ın Isak Dinesen: The Life of a Storyteller (Isak Dinesen: Bir Öykücünün Yaşamı) ve Errol Trzebinski’nin Silence Will Speak (Sessizlik Konuşacak) adlı biyografi kitaplarından uyarlanmıştır. Senaryosu Kurt Luedtke tarafından kaleme alınan filmi Sydney Pollackyönetmiştir.[2]

Film, aralarında 7 Oscar, 3 BAFTA ve 3 Altın Küre ödülünün de bulunduğu tam 22 ödül almış, 17 ödüle de aday gösterilmiştir.

18872037.jpg-r_640_600-b_1_D6D6D6-f_jpg-q_x-xxyxx

Özet

Danimarkalı bir soylu olan Karen Blixen (Meryl Streep),barones ünvanı için Bror Blixen (Klaus Maria Brandauer) ile evlenerek kahve yetiştiriciliği yapmak üzere Afrikaya yerleşirler.Yıl 1913 ‘tür ve Afrika büyük ölçüde Avrupalıların sömürgesi durumundadır.Kocasının kendisini ihmal etmesi ve aldatması Karen’i sürekli yanlızlığa iter.Bu arada maceracı avcı Denys Finch Hatton (Robert Redford) la tanışır ve ona aşık olur.

Oyuncu Kadrosu

Aktör/Aktris Rolü
Meryl Streep Karen Blixen
Robert Redford Denys Finch Hatton
Klaus Maria Brandauer Bror Blixen / Hans Blixen
Michael Kitchen Berkeley Cole
Malick Bowens Farah
Suzanna Hamilton Felicity

Aldığı ödüller

  • 1986 yılında tam 11 dalda Oscar ‘a aday gösterildi.Bunlardan 7 ‘sini aldı.
  • Akademi Ödülleri dışında 22 farklı ödülün daha sahibi oldu.17 ayrı ödüle de aday gösterildi

Filme verilen Oscar ödülleri şunlardır;

  1. En İyi Film Akademi Ödülü : Sydney Pollack (Yapımcı olarak)
  2. En İyi Yönetmen Akademi Ödülü : Sydney Pollack (Yönetmen olarak)
  3. En İyi Uyarlama Senaryo Akademi Ödülü : Kurt Luedtke
  4. En İyi Sinematografi Akademi Ödülü : David Watkin
  5. En İyi Sanat Yönetmeni : Stephen B. Grimes ve Josie MacAvin
  6. En İyi Orijinal Şarkı Akademi Ödülü  : John Barry
  7. En İyi Ses Akademi Ödülü  : Chris Jenkins ,Gary Alexander ,Larry Stensvold ,Peter Handford

Filmin Müziği

Filmin Soundtrack albümünde şu parçalar bulunuyor;

1 “Klarnet ve Orkestra için Konçerto(K.622)”
Wolfgang Amadeus Mozart
The Academy of St. Martin-in-the-Fields
Orkestra yönetmeni: Neville Marriner

2 “La Majör Sonat (K.331) ‘Rondo alla turca
Wolfgang Amadeus Mozart
Yorum:András Schiff

3 “Keman ve Viyolonsel İçin Mi Bemol Senfonik Konçerto (K.364)”
Wolfgang Amadeus Mozart
Keman:Alan Loveday Viyolonsel:Stephen Shingles
The Academy of St. Martin-in-the-Fields
Orkestra yönetmeni:Neville Marriner

4 “Üç divertimenti (K.136,137,138)”
Wolfgang Amadeus Mozart
The Academy of St. Martin-in-the-Fields
Orkestra yönetmeni:Neville Marriner

5 “Auld Lang Syne”

6 “God Save the King”

Film Hakkında Notlar

  • Filmin uyarlandığı aynı adı taşıyan roman, Danimarkalı Barones Karen von Blixen-Finecke ‘nin (Romanı Isak Dinesen takma adı ile yazmıştır) ilk kez 1937 yılında yayımlanmıştır.Kitap 1914-1931 yılları arasında o zamanki adı İngiliz Doğu Afrikası olan Kenya ‘daki Avrupalı yerleşimciler ile yöresel kabilelerin ilişkileri fonunda bir aşk öyküsünü anlatır.