CKM de Ocak ayı sergileri yeni yıl hediyesi gibi

CKM de çok özel birkaç sergi aynı anda sergileniyor. İki tanesini gezebildim, çok keyif aldım. Tekrar gezmek üzere zor ayrıldım.

Yapı Kredi Resim Koleksiyonu / Modern Dönem sergisinde, 1930’lardan günümüze birkaç kuşak bir araya getirilmiş. Ustaların eserlerini  bir arada bulmak bana harika geldi, hepsini çok özlemişim.

Cevat Dereli, Ali Avni Çelebi, Zeki Faik İzer, Maide Arel, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Abidin Dino, Ferruh Başağa, Şükriye Dikmen, Adnan Varınca, Leyla Gamsız Sarptürk, Mustafa Esirkuş, İbrahim Balaban, Nejad Melih Devrim, Neşet Günal, Adnan Turani, Turan Erol, Ömer Uluç, Özdemir Altan, Tülay Tura Börtecene, Devrim Erbil, Özer Kabaş, Mehmet Güleryüz, Oya Katoğlu, Neş’e Erdok, Zafer Gençaydın, Utku Varlık, Adem Genç, Umur Türker, Mustafa Altıntaş, Ekrem Kahraman, Selim Cebeci, Sali Turan, Fatma Tülin, Emin Çizenel, Can Göknil, Yavuz Tanyeli, Yusuf Taktak, İbrahim Çiftçioğlu, Aydın Ayan, Ertuğrul Ateş’in eserlerinden oluşan sergi 3-30 Ocak 2012 tarihleri arasında gezilebilir.

Bekir Çoşkun Hasan Rastgeldi projesi de çok etkileyici ve güzel, yazılar ayrı çekiyor, resimler ayrı, 

İki yaratıcı, duyarlı, yaşadığı coğrafyaya, insana ve doğaya sahip çıkan isim, kalem ve fırçanın birlikteliğiyle oluşturdukları yeni evreni, izleyenlerle paylaşıyor.

Bu kez ilhamını yazılardan aldığını söyleyen Hasan Rastgeldi, Bekir Coşkun’un kaleme aldığı 22 ayrı temayı resimlediğini belirtiyor. “Bekir ve ben, iki kuzen, birimiz yazdık birimiz çizdik, Yazının Rengi’ni yarattık” diyen Rastgeldi, resmin yazının, yazının da resmin etkisini güçlendirdiğini ifade ediyor.

Akrabalık bağlarını sağlam bir dostluğa dönüştüren iki ismin imzasını taşıyan sergide, kelime ve renklerin birlikteliğiyle hem eski bir arkadaşlığın hem de güncel toplumsal gelişmelerin etkileyici bir öyküsü anlatılıyor.

CKM de hem sevdiklerinizle buluşup hasret giderebilir, hem sergiyi gezebilirsiniz, ben öyle yaptım.Bana uzun süre yetecek keyif depoladım. Çayımı içerken sevdiklerimle sohbet ederken Salih Acar’ın Leylekleri karşımdaydı. Otoparkdan salona girerken Bekir Çoşkun Hasan Rastgele Sergisi beni karşıladı.Her köşeden, kattan ayrı zevk aldım, ve zaman yetmedi.

İlk İçe Yolculuk Hikayemiz

Her Aralık ayın da  yeni yıl, noel,konulu  filmler, tekrar tekrar gösterilir.Bu sene de böyle  filmlerden biri olan, Carolina filmi ile hem filmi hem  Shirley Maclaine‘ yi  herzamanki gibi büyük keyifle seyrettim.

Kızım ve benim Shirley Maclaine hayranlığımız beraberce başladı, filmlerini izlediğimiz ve çok sevdiğimiz yıldızın kitapları ile tanışıp onun hayatı, enerjisi, müthiş azmi, ve spirutuel dünya ile olan ilgisi bizi de çok içine çekti.İlk kez onun kitapları ile boyut değiştirme, reenkarnasyon hakkında bilgi sahibi olmaya başladık.O dönemlerde 1993 lerde ünlü yıldız, Antalya’ ya konsere geldi. Gidemedik, ama yakın bir arkadaşım Başak için,  imzalı resmini aldı getirdi. Sonra da hem kitaplarının, hem filmlerinin hep takipçisi olduk.

Richmond Virjinya’da  1934’de  İngiliz kökenli  Amerikalı bir baba ile İrlanda ve İskoçya kökenli Kanadalı bir anneden doğan yıldız, Liseyi Virjinya’da bitirdikten sonra Broadway‘de oyuncu olabilme hayaliyle New York’a taşınıyor. Warren Beatty‘nın de ablası olan Shirley , The Pajama Game adlı filmde Carol Haney’in  ayağını burkup onun yerine geçmesiyle bu amacına ulaşıyor.Çok genç yaşta çok büyük mücadelerle Brodway de ilk sınavlarını veri

yor ve sonra Hollywood kapıları açılıyor, ödüllerle başarılarla devam ediyor.

Dans ederek başlıyan kariyerine çok emek veriyor, uzun boyunun aleyhine rol almasına rağmen, çok gayret ediyor. Başarıya da ulaşıyor. Hollywod başarılarından sonra, sosyal çalışmalar, politika, kitaplar, seminerler,uzun süren Çin, Rusya seyahatleri, kendinle başbaşa kaldığı,içe yolculuk  dönemleri,sahne çalışmaları,dolu, dolu  bir hayat.

1984 de Sevgi Sözcükleri filmiyle En İyi Kadın  Oyuncu Oscar ve Altın Küre ödüllerini kazanıyor, defalarca  oscar adayı oluyor, birçok önemli ödüllere de aday gösteriliyor, çeşitli ödüller de kazanıyor.

Rumor has it son dönem en güzel filmlerinden

MacLaine tanınmış bir oyuncu olmasının yanında New Age inançları üzerine yazdığı otobiyografik çok sayıda eserle New Age’i geniş kitlelere tanıtıyor. Eşleri ve dostları aracılığıyla pek çok spiritualist ve din adamlarıyla biraraya gelip, Yaşadığı deneyimlerini kitaplarında okuyucularına aktarıyor.

Ben de Başak da bütün kitaplarını çok severek okuduk, yepyeni dünyalar keşfettik, başka boyutları ilk onun içe yolculuk anıları  ile keşfettik.

Çok farklı yaşamını, mücadelesini, başarılarını, disiplinli hayat felsefesini, hep kitaplarında onunla adım adım yaşadık. İkimizin de ilk içe yolculuk düşüncelerimiz de onunla başladı, gelişti, değişti, olgunlaştı.  Zaman kavramımız onunla farklılaştı.Çok sevdiğim yıldızın filmlerini, kitaplarını, başarılı  ve gizemli hayat hikayesini, metafizik alemle ilgisini, birazcık da olsa,  sizlerle de paylaşmak istedim. Çok güzel gözleri, sevgi dolu bakışlarıyla da tekrar anımsayarak…….

Sevgili Gülseren, sevgili başkanım

Seni tanıdğım günden beri her heyacanın, beni de heyacanlandırdı, her başarın beni de gururlandırdı, her çaban gayretin, sabrın, hoşgörün, çılgınlığın, farklılığın, çalışkanlığın, duygusallığın, neşen, sevgi dolu kalbin, sorumluluk  anlayışın, beni hep mutlu etti. Benim için hep değerli oldun. Bugün seneler önce babasını kaybetmiş ve bu acıyı yaşamış,uzun süre etkisinde kalmış  biri olarak,  acını  seninle paylaşmak, yanında olmak istedim. Ama sen  bize yazdıklarınla, ben , bizler senin yanında olamadan, sen bizlerin yüreğine, gizli köşelerine dokunarak farklılığını gösterdin. Çok içten yazmışın, yüreğini paylaşmışın, sevgili babana tanrıdan  rahmet diliyorum. Kagiderle paylaştığın bu özel yazıyı da eklemek  istedim.

Sevgili Dostlar,
Bilirsiniz ben anneciyimdir. Ona küçük bir çocuk gibi düşkünümdür.
Babam ile her zaman mesafeli oldum.
Babamı keşfetmem, kendimi onda yakalamam, kendimi onda tanımam son birkaç yılda gerçekleşti.
J. Jack Rousseau, insanın doğuştan iyi olduğunu ve toplumun insanı bozduğunu söyler.
Ona gore çocuk yaşayarak öğrenmeli, karşılaştığı problemleri yine kendi çözmeli, duygularını geliştirmeli, yaşamını düzene koymalıdır.

Rousseau nun Emile kitabını okuduğumda, o güne kadar sorguladığım babamın aslında beni ne kadar doğru yetiştirdiğini düşündüm.

Babamın örnek bir insan, örnek bir baba, iyi bir eş olmak gibi bir kaygısı hiçbir zaman olmadı.

Bizden de büyük beklentileri olmadı.

Bizi toplumsal kalıpların baskısı altında hiç tutmadı

O zaten toplumu hiç takmadı.

Babam özgür, kalıplara sığmayan kişiliği ile bize Allah tan başka hiç kimseden korkmamayı, kendi doğrularımızı yaşamayı, farklılıklara saygı göstermeyi, girişimci olmayı kendi hayatı ile öğretti.

Yeterince istersek, önce kendimize sonra Tanrıya güvenirsek herşeyi başarabileceğimizi söyledi.

Kadınların yok sayıldığı bir coğrafyada beni 3 ağabeyim ile eşit bir birey olarak yetiştirdi.

Onun benimle gurur duyacağı iyi bir insan, aktif bir vatandaş, üretken bir iş insanı, vicdanlı bir politikacı olmak üzere çalışacağım.

Beni arayan, aramayan, mesaj atan, atmayan hepinize minnettarım.

Acım sizin varlığınız, sıcak dostluğunuz ile hafifliyor.

 İyiki varsınız.

Gülseren Onanç

2012 Girişimcilik ve Kadınlar İçin Umutlu Başladı

Sevgili Ayşen Zamanpur’un müthiş başarısıyla birlikte Girişimcilik ve Kadınlar için güzel, umutlu haberler peşpeşe devam ediyor.

Girişimcilik Konseyi kuruldu,

Türkiye’de girişimcilik alanında en kapsamlı ve katılımcı süreç ve oluşum hafta başı hayata geçti.Aralarında KOSGEB, İŞKUR, TÜBİTAK, TOBB  TÜSİAD ve KAGİDER’ın bulunduğu 32 kurumu tek çatı altında toplayan Türkiye Girişimcilik Konseyi faaliyetlerine başladı. Konsey, müteşebbis adaylara rehberlik edip onların kaynaklara erişimini kolaylaştırmayı öngörüyor.

TÜSİAD ‘ın yeni dönem  Aday  Yönetim Kurulunda  KAGİDER’li   arkadaşlarımızı görmek çok gurur verdi.

Sevgili Ümit Boyner, Nur Ger, Oya Narin ve Zeynep Silahtaroğlu‘ na başarılar diliyorum.  

Zuhal Mansfield’ın girişimci kadınlara çağrı yazısı yine bu haftanın umut verici haberi idi.     t.co/kbpwtixfm  

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması başvuruları 6.kez Garanti Bankası, Ekonomist Dergisi  ve Kagider ortaklığı ile başladı.                                                                                                        Başvuru linki  http://www.kadingirisimciyarismasi.com

Martı Jonathan Livingston

Temmuzda annemin sağlığı nedeni ile yaşadığımız olağanüstü düzende, kardeşimle daha fazla birarada olma şansımız oldu. Annemin hastalığı bizi bu önemli  konuda, sorumlulukları beraberce göğüsleyen, zaman zaman savaşan,zaman zaman sessizce kabullenen, ama hep birbirini tamamlayan, destek olan bir ortamda uzun saatler birarada tuttu.

İkimizin de hobyleri, oldukça farklı, benim için yüzme, deniz, resim, konserler  ne kadar önemli ise onun için motoruyla yaptığı uzun yolculuklar keşifler çok keyifli, fotoğraf çekmeyi çok seviyor, uzun vakit ayırıyor. Dağ, tepe, şehir, sokak, deniz , park,  dolaşıyor,doğanın, kuşların,  çiçeklerin resimlerini çekiyor. Bizleri çekiyor.

İstanbul’u tarihi dokusunu, tabii güzelliklerini çekiyor, saatler harcıyor. Tutkuyla araştırıyor,emek veriyor, defalarca deniyor.Geçtiğimiz seneler şirketin e-bültenleri için sürekli İstanbul fotoğrafları aradık.Halbuki Melih ‘de harikaları varmış.          Melih Tüfekçi fotodenemeler.blogspot.com

Ben de güzel anları fotoğraflamak için henüz makinamı keşfetmeye çalışıyorum.Bu sene bu beraber olduğumuz anlarda değerli hocamız Ahmet Tanju‘nun derslerine  katılıyoruz. Ben biraz hocamdan biraz kardeşimden birşeyler öğrenmeye çalışıyorum.Melih, geçtiğimiz ay çok güzel martılar çekmiş.Bayıldım, martıları görünce ben de Richard Bach’ın Martı’sını tekrar okumak istedim.

Martı  kızımın kitaplarından,.Kütüphanenin bir  bölümünde Onun kitapları var. Amerikaya giderken  götüremediği kitapları.  Herman Hesse’nin bütün kitapları, Richard Bach’ın bütün kitapları.

Zaman zaman onlardan birini alıyorum, okuyorum, altını çizdiği satırları, tekrar tekrar okuyarak. Sonra telefonla okuduklarımla ilgili konuşuyoruz, hatırlıyormusun diye.Cevap çok net,hatırlamaz olurmuyum, ben onu kaç kere okudum oluyor. Kitapta Martı Jonathon Livingston’un nasıl kendi sınırlarını aşarak yüksek uçma kabiliyetine ulaştığı  anlatılıyor.Bu hikaye ile Richard Bach , şartlar ne olursa olsun,kendimizi hiçbir zaman sınırlamamamız gerektiğini, istediğimizde herşeyin üstesinden gelebililecek kapasiteye sahip olduğumuzu  bizlere gösteriyor.

Bende Martı’yı okurken mükemmel bir insan olduğumu düşünüyorum. Jonathan’ı içimde hissediyorum, onu çok iyi anlıyorum, ama sıradan biri olduğumun farkındayım. Akşam yatarken kitabım elimde, Başak’ın çizdiği satırlar kitabın sayfalarında , birkaç sayfa okuyorum sonra uykuya geçerken sanki kızımın yanındaymış onun elinden tutuyormuş hissi ile mutlu, şükrederek uykuya dalıyorum.