Başarısız Olmak Faydalıdır

Bu sene Kagider olarak  farklı bir proje çalışması içindeyiz. Başarılı olmanın sebeplerini başka bir pencereden aktarmaya çalışacağız.
İş hayatında karşılaşılan zorlukların başarısızlıkların, kazandırdığı deneyimlerin, tecrübelerin, çözüm önerilerinin,çeşitli yollarla, farklı platformlarda, paylaşılarak gençlere, yeni girişimcilere, örnek olmasını, fayda yaratmasını istiyoruz.
Konuyla ilgili çalışmalar yaparken İshak Alaton’da Genç Kagider buluşmasında aynı konuya değindi ve Hayatta Karşılaştığım Başarısızlıklar‘ı bir kitap da toplamak ve yayınlamak istiyorum, dedi.Lüzumlu Adam kitabında da 11.Bölümde bu konuyu işlemiş.“Başarısız Olmak Faydalıdır”.adlı bölümde İshak Alaton nasıl anlatmış, aşağıda paylaştım.

“Hata yapmak insanlara, tekrar etmek aptallara mahsustur.”                                                “Seni öldürmeyen yaralar,seni daha kuvvetli kılar.”

“Başarılarla ve başarısızlıklarla ilgili kendime göre felsefi görüşlerimi kağıda dökmeyi faydalı bulurum.Bir kitapçı dükkanına gidin; yüzlerce irili ufaklı, başarı öyküleri kitapları bulursunuz.
Peki başarısızlık kitapları diye sorun… Reyonu yoktur da,bu yol da yazılmış kitap var mı, ben bilmiyorum. Yani, başarısızlıkların anlatıldığı bir kitabın satmayacağı önyargısı bütün ülkelerin insanları arasında yaygın bir inançtır diyorum.
Başarı öykülerini okumak insana biraz mutluluk, biraz da “ben de başaracağım”heyacanı verir.Ancak insana fazla birşey öğretmez.
Bir yerde, vakit kaybıdır derim bu başarı öyküleri.Bence esas faydalı olan yön, başkalarının başarısızlıklarını, sağlıklı tahlil edip,aynı hataları yapmamanın yollarını bulmaktır. Bildiğiniz gibi,”Bir musibet bin nasihatten iyidir,” derdi atalarımız.Yani, insanın kendi hataları insana önemli ders olur ve biraz akıllı insan, aynı hatayı iki defa yapmaz. Başka bir deyişle, insan kendi hataları yoluyla akil olma yolunda ilerler.
Ne çare ki, insanın verimli ömür uzunluğu ona akil olma yolunu çok kısa tutar. Zira yirmili yaşlar tecrübe fakiridir.Otuzlu – kırklı yaşlar öğrenme ve hata yapma yılları….Ellili – altmışlı yaşlar, kamil ve verimli yaşlar iken , pat diye emekli olma yaşı gelmiş olur.Netice olarak, insanın sadece kendi hatalarından ders alarak kamil olma ihtimali bence çok kısıtlıdır.
Siz siz olun, beni dinleyin….
Etrafınızda, hata yapanları yakından izleyin. Onların hatalarından ders çıkarın.
Ben ahdettim…
Ömrüm vefa ederse, kendi yaptığım hataları tek tek kaleme alıp  Başarısızlık Öykülerim’i yayınlayacağım. Şimdilik hataları arka arkaya yapmakla meşgulüm.”

İshak Bey’in yapmak istediğini biz de farklı hikayelerle anlatmak, anlatılanları, yazmak biraraya getirmek ve paylaşmak istiyoruz. Aslında tüm başarı hikayelerin de  zorluklar çözümleri ya da kazandırdıkları var. Ama özellikle dikkatleri başarısızlıklardan alınacak derslere çekerek daha  etkili olunacağı da kesin. Hikayelerin başarı kısımları mutluluk ve heyacan verdiği gibi, zorlukların aşılması kısmı da tecrübe kazandıracak.Yeni hikayelerde, yeni heyacanlar, farklı tecrübeler,  şaşırtacak kararlar, deneyimler bulacağınızdan  eminim.                                    Körfez krizi sırasında çok ünlü bir otel zinciri için havlular yapmıştım. Teslim zamanı geldiğinde malı almadılar, ve bu first major bir durum alamayız dediler. Onlar için, onların logosu ile yapılmış tonlarla havlu elimde kaldı. Çaresiz olduğum o günlerde çok sevdiğim bir arkadaşım her gün ne oldu, ne yaptın , ne yapacaksın diye beni arıyordu. Bir sabah uyandığımda gazete de Özer Çiller‘in bir yazısını okudum. Özer Çiller, özellikle orta ölçekli şirketlerin, yaşadıkları krizler sayesinde, daha sağlıklı büyüyeceklerini söylüyordu. Ben de yazıyı okur okumaz, bezgin ve umutsuz ruh halimden çıkıp,” bu benim şansım, çok mutluyum” dedim.Son derece neşeli işe gittim. Sonra her gün arayıp halimi soran arkadaşıma da aynı neşeli mutlu sesimle bu krizin benim için iyi bir avantaj ve şans olduğunu o kadar inandırıcı anlatmışım ki,  arkadaşım panikle” peki ben kriz de değilim, ben nasıl büyüyeceğim”  demesini hiç unutamam.                                                                       Yeni çarpıcı girişimcilik hikayelerin de buluşmak dileğiyle, sevgiler, sevgiler

15.11.2012. 18.59 Not.Sevgili arkadaşım Münteha yukarıdaki yazımı okuyunca merak etmiş, bana sordu. Tonlarla logolu havlular ne oldu diye.Evet, almaları gereken tarihte almadılar,ödemelerini yapmadılar, o günlerde beni zora soktular.Büyük rakamlar olduğu için kredi almam gerekti, en önemlisi o günler de ki ödemelerim için sıkıntı yarattı. Ortalık biraz durulunca parti, parti aldılar ve ödediler.Şems’in dediği gibi hayatımızın efendisi değiliz, ama çözümsüz de değiliz.Yakın arkadaşımın ben krizde değilim, ben büyüyemiyeceğim mi?, telaşı da o kadar yürekten ve samimi idi ki, onun da  iş hayatı, zaman zaman zorluklar da yaşasa, hep sonunda  başarı ile  devam etti.

İshak Alaton Gençlerle

Genç Kagider düzenledi, İshak Bey kırmadı, vakit ayırdı, geldi. Sevgili arkadaşımız, üyemiz Leyla Alaton da hem babasının, hem bizlerin, hem gençlerin yanında oldu.

İshak Alaton, çok değer verdiğim bir iş adamı. Üzeyir beyle olan ortaklığını ise her zaman beğeni ile  takip ettim , ve benim için çok güzel  örnek teşkil etti. Ayrıca çok şanslıyım ki, çok özel insan Leyla Alaton ile de Kagider’e ilk geldiğim günde, ilk kahvaltı toplantısında, tanıştım. Tanıdıkça da , farklı dünya görüşünü, özel yapısını, esprili,çoşkulu hallerini, açıksözlülüğünü, her beraberliğimizde daha da farkederek, yaşayarak, daha da fazla  beğendim, sevdim.

Genç Kagider ve Kagiderin düzenlediği  kahvaltı sohbeti beklenen, umut edilen enerjiyle başladı, daha da yükselen bir enerjiyle devam etti. Sonra soru cevapları, baba kızın tatlı atışmalarını, esprilerini çok ilgiyle izledik,dinledik,Sevgili Leyla babasının konuşmasını sürekli tweetledi.                                                                                                                                         Ben de çıktığı günden beri okumak istediğim Lüzümlu Adam kitabını aldım, imzalattım, ve de hemen okumaya başladım. Aslında çok hızlı okuyanlardan değilim, döne döne, sindire, sindire okuyanlardanım. Ayrıca hep üç- beş kitap aynı anda okur, yenilerin de peşinde koşanlardanım. Klasik ikizler burcuyum, elimdeki değil, sıradakinin heyacanını yaşıyorum. Ama bütün bu eksilere rağmen Lüzumlu Adam’ı da İshak Bey’in ön söz yazdığı Halit Kakınç‘ın Struma‘sını çok  kısa zamanda okudum. Şimdi Lüzumsuz Adam’ı okumak istiyorum.Kahvaltı sohbetin de hep not aldım, ama kitabı okuyunca daha da geniş bir yelpazeden gördüm. İshak Bey’in hayatını, felsefesini ve o dönemi anlatan çalışma iki cilt halinde, değerli sosyal bilimci Mehmet Gündem tarafından yazılmış.

                                                                                                                                                          Birinci kitap:Lüzumlu Adam-İshak Alaton,  İkinci kitap:Lüzumsuz Adam-İshak Alaton. Bu kitaplar iki kişinin eseri, bir anlatan var, bir de dinleyen, soran ve yazan….

Mehmet Gündem kitabın önsözüne şu satırları koymuş. “İshak Alaton’u yakından tanıma fırsatı buldum, nedenlerini, niçinlerini sordum, hayat mücadelesine, varoluş süreçlerine, kırılma anlarına, hüzünlerine, yeniden başlama iradesine, öğrenme ve anlama azmine, bir insanı kendini aşma çabasına, lüzumsuz olabilme gayretlerine ve iz bırakma niyetine tanık oldum.”Lüzumlu Adam bir hayat mücadelesinin anlatımı… Bir toplumda azınlık olmanın verdiği yük, Varlık Vergisi ve bununla altüst olmuş olan bir aile. Ama ne olursa olsun bu zorluklardan yılmayan kararlı ve azimli genç bir adam: İshak Alaton.

Kitapta altını çizdiğim çok yer var, her sayfayı, bölümü çok ilgiyle okudum. İshak Beyin başarısının sırrı sadece iş hayatında değil, onun sosyal çalışmaları, katkıları, çocukları ailesi  ile olan ilişkileri, hayata bakışı hepsi bir bütün oluştururyor.Hemen Lüzumsuz Adam’ı okumak istiyorum. İshak Bey Lüzumsuz Adam için şöyle diyor.” Bütün hayatını iş peşinde geçirecek kadar ucuz bir insan değilim.İnsan uzun yaşasa da yine de az yaşadım der. Esas olan ne kadar yaşadığın değil, nasıl yaşadığındır. Adama sorarlar, yaşadın da ne oldu?…..Elbette buna verecek bir cevabın olmalı. Hayatın farklı limanlarına açılmak için kendime vakit ayırmalıyım. Bunun için öncelikle lüzumsuz olmaya gayret etmeliyim. İkinci kitapta okuyacaksınız lüzumsuz adamın maceralarını.”