Atatürk 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını o dönemin gençleri anneannelerimiz, dedelerimize, armağan etti, onlar da annelerimize babalarımıza emanet etti,
onlar da bize emanet etti, miras bıraktı, biz de en iyi şekilde korumalı ve çocuklarımıza, torunlarımıza bırakabilmeliyiz. Bu ülke kolay kazanılmadı, yoktan var oldu… Umutsuz adam iken, Türkiye Cumhuriyeti oldu… Atamızın dediği gibi Gelecek en değerli varlığımız çocuklarımıza, gençlerimize emanet….23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız Kutlu Olsun… Çocuk ruhumuz, neşemiz de hiç bitmesin, solmasın….
Author Archives: Meral Varuy
Aylar Sonra….Özgür Yaşama Devam….
Evimizi boşaltalı sekiz ay oldu, planladığımız gibi, Bodrum, Ege kıyıları ve Amerika’da değişik yerlerde altı ayı geçirdik… İkinci altı aya İstanbul Büyükada’da başladık. İstanbul’da olmak istediğimiz dönemlerde; farklı bir yaşam yaşamak için Büyükada çok cazip geldi. İstanbul içinde ama çok farklı bir yer, Büyükada…Sizlerle adayı iki ayrı yazımda paylaşmaya çalıştım… Büyükada hayallerimdeki kadar güzel geçti…Herkesin ada değişti, eski ada değil demesine rağmen biz bahar ayları içinde adada olduğumuz için hayalimdeki gibi büyülü, gizem dolu güzellikler dolu idi..
.Ayrıca bu güne kadar farketmediğim de hiç bilmediğim çarşısı esnafı, yerlisi ile çok güzel bambaşka bir dünya yaşadık… Şehirden adaya dönüş, hep muhteşem oldu… Hepimizin acaba dediği adadan bir yerlere gitmek de son derece kolay, keyifli, hızlı oldu… Sonra programda yine Bodrum vardı… Bodrum’da ilk kez baharı yaşadık…Yeşillerin mavileri örtecek kadar bol ve güzel olduğu rengarenk çiçeklerle bezendiği, mimozaların inanılmaz bol olduğu dönemlerde Bodrum’da bahar da uzun yaşayabilmek bizim için de bir ilk oldu… Aslında programımda, Nisan ayında Nice’e gitmek o bölgede uzun kalmak, hem doğa, hem tarih, hem sanat açısından çok yoğun olan bölgede yaşamak, özgürce koşturmadan galerilerde, müzelerde, caddelerde, sokaklarda, sahilde, pazarda, ayrı ayrı özelliklerdeki tüm çevre kasabalarında dolaşmayı Cote D’azur da uzun yaşamayı çok istedim. Yine oradaki dostlarla olmayı planladım…Detaylı programlar da yaptım ama olmadı..İşlerimiz zamanında bitmedi… kocaman aşkım belki biraz yerleşik düzen aradı, özel hobileri ile olmak istedi…Sonunda ben de ona katıldım… zorlamadım…
Bodrum’un güzelliğinde baharı yaşadık, işlerimizle uğraştık…Bol bol fotoğraf çektim, özellikle de doğayı.Saatleri ışığı ayarlayarak dolaşmak ve fotoğraf çekme şansım oldu…Kendimle daha çok vakit geçirebildim. İç sesimi dinlemeye çalıştım. Ama bu dönem ülkem de yaşananlar o kadar acıtıcı oldu ki iç sesimi duyamadım desem doğru olur…
Sırada yine zaman zaman İstanbul var, işler var… dostlarla buluşma hasret giderme var… sonra bu yaz hep Ege kıyıları, adalar ağırlıklı programlar var, evimiz aşkımız Bodrum var…Sonra kış programları… sıcak ülkeler, güneşi bol alan yerlerle devam diyoruz.
Bodrum dışında sekiz aydır, farklı yerlerde, farklı evlerdeyiz. İki bavulla sınırlı özel eşyalarımızla dört mevsimi, dünyanın farklı yerlerinde çok farklı evlerde yaşadık. Şimdiye kadar dört ev değiştirdik…Bu ara kısa seyahatlerimizde otellerde kaldık tabii…Mutlu muyuz!!!!! Evet, hem de çok….Aslında kolay değil, ama isteyerek programlanınca muhteşem…Özellikle kışın yaz gibi bahar gibi yaşamak, sıcak yerlerde olmak çok güzel.. Güneş bana iyi geliyor… Hayat canlılık, özgürlük veriyor. Açık havada bol zaman geçirebilmek de öyle…Bir müddet sonra evimize tekrar yerleşmeden önce farklı düşüncelerde olabilirim. Sadece bol güneşli evler ve özgürce dolaşmak isteyebiliriz.Bizi kısıtlamayan evler ve yaşam….
Bu dönemde en çok yapmak istediğimiz şey, gittiğimiz yerlerde sevdiklerimizle de buluşmak onlarla da bu serüveni paylaşmak istedik… Onu da yapınca çok mutlu olduk…Çok uzaklara gitmemize rağmen Amerika’da hem can dostlarımızla hem çocuklarımızla bir arada çok güzel zaman geçirebildik…
Uzaklarda olunca görüşemediğimiz sevdiklerimizi özlüyoruz.. Ama kavuşunca da ayrı güzel. Yoğun duygular, hasret gidermeler, kavuşmalar yaşamak da güzel… Yani kısacası ben bu işi sevdim… Yaşadığım evleri, yerleri sevdim… Beğenmezseniz değiştirebiliyorsunuz…
Evleri bulduğumuz airbnb ile hiç sorun yaşamadık…Size söylemek istediğim en önemli şey ise şu… Ben seyahati değişik yerler görmeyi yaşamayı hep çok sevdim. Kocaman aşkım ise hiç sevmez. Değişik bir kafeye bile götürmek çok zordur. Hep bildiği yerlere gitmek ister, öyle rahat eder… Gittiği yerleri de kendi yeri yapar, ya da en sevdiği hep kulüp de olmaktır…. Bu serüvene çıkarken herkes Necil sıkılacak, geri dönmek isteyecek, diye düşündüler…Ama öyle olmadı… Gittiği yerlerde yine kendine uygun mekanlar arkadaşlar ortamlar buldu, o kadar keyif aldı ki dönmek istemedi… Şimdi de tekrar gitmek için planlar yapıyor…Bence işin başka güzel bir yanı da her yeni ev; yeni yer; yeni heyecan yeniden doğuş gibi… Harika bir tazelenme, yeni farklı güzel duygular hissetme, dostlarınla çocuklarınla paylaşma isteği ve çabası…Anlatacak paylaşacak güzel şeyler, özleme, tekrar gitme arzusu… Hatta oralarda mı yaşasam planları yapma… Hepsi bizim yaşlarımız için çok güzel ve yaşam isteği, enerjisi veren duygular…Yeni şeyler, öğrenme, tatma, yaşama, yeni insanlar tanıma, gençlik iksiri gibi… Ne dersiniz ? Yola devam, yeni yaşamlarla tanışmaya devam…Güzel bir hafta sonu dileğiyle sevgiler…
Nimri Projesi İle Dünya Birinciliği
Bu gün yine Nimri projesini yazmak istiyorum. Sevgili Özgül Öztürk Aksu; Nimri projesinin neden birinci olduğunu aşağıda yapılanları anlatarak özetlemiş…. En güzel böyle bir kararı hayata geçirmek. Niyet etmekle başlayıp, yola çıkıp her zorluğa göğüs gerip ortaya koymak… Harika bir örnek, gençlere, bizlere, dünyaya…
Ayrıca ülkemiz için Özgül’ün köyü için harika bir tanıtım…Projede değerlere, çevreye sahip çıkma, beraberce bir şeyler yapma, paylaşma, katkı verme, destek olma, sanat, eğitim, ekonomi, tarih alanında çok güzel, çok keyifli şeyler yapılmış, başlatılmış. Hem köylerimizin, hem hepimizin böyle bir uğraşa, ne kadar ihtiyacı var… Belki bizimkiler; yani anneciğim ve babacığımın, çok seneler önce aileleri İstanbul’a yerleşmiş, göç etmiş… Hiç köyümüz kasabamız neresi görmedim bilmiyorum. Ne yazık yapmışım, kardeşim ile gitsek görsek, hiç olmazsa diyorum. Fotoğraflar çeksek, hikayelerini, mutluluklarını, dertlerini dinlesek,paylaşsak… bizim dedelerimizin, ninelerimizin, annelerinin, babalarının yaşadığı yerleri, anlattıklarını bulmaya izlerini sürmeye çalışsak… Ya da yaşadığımız çevredeki en yakın köylerimizi keşfetsek, şu an da en kolay, en ulaşılır olanı ile başlamak umuduyla… Teşekkürler Özgül, tekrar tekrar teşekkürler… hepimizin gönlüne ışık oldun, taht oldun… sevgiler…
Beraberce bir şeyler yapmak, konuşmak, şarkı söylemek, üretmek, sonra beraberce kutlamak, sevinmek… Hem de doğduğumuz, ya da annelerimizin, dedelerimizin doğduğu topraklarda…Ve doğa yaşantısı içinde; doğayı koruyarak bunları yapmak, birbirimize el vermek destek olmak…Hepimize iyi gelecek bir proje…belki bizler de bir yerlerden başlarız…
NİMRİ PROJESİ NEDEN
DÜNYA BİRİNCİSİ OLDU?..
* Köyün asırlardır NİMRİ olan adı, 1970lerde Pınarlar olarak değiştirilmişti..Bir kampanya başlatıldı ve köyün adı geri alındı.
*Köyün dayanışma kurulunda hiç kadın üye yoktu..Yeni bir yönetim oluşturuldu ve kadın sayısı 0’dan 9’a yükseldi. 9 kadın 9 erkekten oluşan kurulun başkanı da kadın seçildi. Kadın üye alımı arttırıldı..
* 6000 çam fidesinin ekim işçiliği, İMECE usulü tüm köylünün katkısıyla yapıldı..
* Kendi köyünde yaptığı karbon emisyon sıfır çalışmaları rol model alınsın diye bir Ege köylüsü Nimri’ye davet edildi..
* 69 adet çeşmenin haritada yeri belirlendi. 3 adedinin onarımı, İstanbul’dan gelen gençlerin gönüllü çalışmasıyla yapıldı..
* Şifalı bitkiler, kadim bilgiler atölyesi düzenlendi..
* Ekolojik Mimariye dair bilgilendirme ve sunum yapıldı..
* Story Teller Judith Liebe, köye davet edildi, çocuklara masal atölyesi düzenlendi.
* Çocuklara ayrıca resim atölyesi düzenlendi. Köyün ortak alanındaki birkaç duvarı boyadılar.
* Köye sanatçıların davet edilmesiyle, sanat çalışmaları düzenlendi.
* İstanbul’da kahvaltı oturumları, kültür etkinlikleri, kermes, kadınlar günü etkinlikleri, piknik organizasyonları yapıldı..
* Köylünün desteği ile gençlere eğitim bursları organize edildi.
* Her yaz köyde 1 hafta bir festival düzenlendi.
.* Yaz aylarında 250’ye yakın katılım sağlandı.
* Festivalin son gecesi, herkesin evde hazırladığı yöresel yemekler ORTAK SOFRA başlığı ile köyün ortak alanında hep birlikte şenlik havasında ve sazlı, türkülü bir eğlence ile beraber yendi, eğlenildi.
* Köyün yaşlılarıyla sözlü tarih çalışması başlatıldı.
* Yapılan etkinlikler ile dayanışma arttı ve her yaştan insanın katılımı sağlandı..
Özgül Öztürk Aksu
Ne Yapsam Nasıl Yapsam…
Bir zamandır, yazamıyorum, yazma enerjimi kaybettim.Ne yapsam, nasıl yapsam durumundayım…Ülkece yaşadıklarımızın olumsuz etkileri benim de kolumu kanadımı bağladı… Hele çocuk istismarları çok canımı acıttı. Bir de arkasından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sema Ramazanoğlu’nun şok beyanatı…
Benim söyleyecek ne sözüm, ne de yazacak yazım kalmadı. Her şey boş değersiz, faydasız gözüktü…Ben mutlulukları, güzellikleri, sevgiyi, dostluğu,umutları, başarıları yazmayı, paylaşmayı seviyorum. Son zamanlarda yaşananlar, hepimizi üzerimizden dev silindirler geçmiş gibi, mutsuz, tatsız, umutsuz yaptı. Bunları da söylemek istemiyorum. İçimdeki sevgiyi, ülkeme olan aşkımı, heyecanımı tekrar tazelemek, umutlarımı yitirmemek istiyorum. Sizlere yazarken her zaman ki gibi çoşkuyla, yazmak anlatmak, paylaşmak istiyorum.
Yazamadığım süreçte bol bol fotoğraf çektim, İnstagram hesabımı @meralvaruy da sıklıkla kullandım… Orada çok da bir şey yazmadan; fotoğraflarımı günaydın, sevgiler diyerek paylaşmaya çalıştım…
Sonra sevgili arkadaşım Özgül Öztürk’un önce Avrupa sonra Dünya birinciliği ve Özel juri ödülünü alan “Toprağın Kadınları” projesi ödülleri ile tekrar yazmak, bir yerlerden başlamak, bir yol bir çözüm bulmak istedim. Çok iyi değilim, çok mutlu değilim… Bir tarafım oldukça çok acıyor, kanıyor… Ama güzel şeylerin varlığı, birbirimize enerji, katkı olma duygusu yine umutlandırıyor.
Nisan ayıyla harika bahar günleri başladı. Doğa her yerde kendini yeniliyor, çiçeklerin bazıları fışkırmış durumda… bazılarında tomurcuklar içinde her an açabilecek durumda…Güzel haberler de arka arkaya geliyor.
Canım arkadaşım Uğurkan Erez’in Fashion tv ve Fashion one tv ödül töreninde ” Ömür Boyu Meslek ve Onur” ödülü alması çok sevindirdi, mutlu etti…Gerçekten ne güzel bir onur ve gurur..Hep çok çalışan, çalışmaktan, başarmaktan mutlu olan, mutluluğunu kazandıklarını her zaman ailesi,yakınları, sevdikleri ile paylaşan, hep yardımsever, hep gönül dostu, duygulu hassas arkadaşımı ve onun etrafına saçtığı, yansıttığı çok güzel enerjiyi tekrar tekrar kutluyorum.Tanıdığım günden beri aşkla çalışan koşturan arkadaşımın bu uğraşları, çabaları katkıları ömür boyu sürecek biliyorum…Ona çok yakışan bir ödül aldı…
Bir ara düşünürdüm, başarı mı mutluluk getiriyor… Mutluluk mu başarıyı… Artık eminim…mutluluk başarıyı getiriyor. Her ne yaparsak yapalım, aşkla, gönülden sevgiyle, keyifle yapalım, o zaman mutluyuz ve de başarılıyız. Öyleyse umutlarımızı kırmadan aşkla yaşama devam…Paylaşacak güzellikler hala var…
Annemin Yarası…
Oynamaya başladığı ilk hafta seyrettim, ve çok beğendim…Annemin Yarası filminden bahsediyorum.Tüm kadro çok başarılı, yönetmen, kurgu, senaryo, konu hepsi çok iyi… Çok yakın tarihimizde Bosna Hersek de geçen çok acı bir olayın sinemaya aktarımı…Ne yazık ki tüm savaşlar hep çok acılarla dolu. Annemin Yarası da böyle bir hikayeden yola çıkıyor.Gerçeklerin ne kadar sarsıcı boyutlara geldiği, savaş sırasında insanların ne kadar zalımleşebildiği, anlatılan bir film..
Filmin başarılı yönetmeni Ozan Açıktan, genç oyuncu Bora Akkaş,diğer değerli kadro arkadaşları Meryem Uzerli, Belçim Bilgin ve Ozan Güven yukarıda hep birlikte...
Sizlerle hemen paylaşmak istedim, ama bu ara yine hiç enerjim yok. Her gün yaşananlar karşısında ne kadar da güçlüyüz, korkmuyoruz, normal hayatımızı kısıtlamayacağız desek de normal enerjimiz de değiliz.Ama olmalıyız, bu vatan bize emanet edildi, biz de çocuklarımıza bırakabilmeliyiz.
Vakit bulursanız bu çok güzel filmi seyredin, artık çok güzel, çok başarılı Türk filmleri çekiliyor…Çok başarılı oyuncularımız yönetmenlerimiz var…Ozan Güven, Meryem Uzerli, Belçim Bilgin, Okan Yalabık ve Bora Akkaş hepsi ayrı ayrı başarılı…Yönetmen Ozan Açıktan’ı da tüm oyuncuları da ekibi de kutluyorum… Film gibi film olmuş… İnşallah yurt dışında da bizi temsil eder, şansı olur…

Filmin kısa öyküsüne gelince; Salih on sekiz yaşına geldiğinde kayıp ailesini bulmak üzere kaldığı yetimhaneyi terk eder, yetimhane müdürünün verdiği bilgilerle önce annesine ulaşır, ama annesi bile gerçeği bilmemektedir. Sonra babasını ararken bir çiftlikte işe başlar. Hiç beklemediği bir anda hayalindeki yuvayı bulmuştur. Ama ilerleyen dakikalarda heyecan ve tansiyon yükseldikçe yeni sırlar da su üstüne çıkar. Salih geçmişinden kurtulup bu yuvada mutlu olabilecek midir? Soluk soluğa izlenecek Annemin Yarası, Salih’in peşinde umudun izini sürüyor.Çekimleri, Sırbistan, Bosna Hersek, Hırvatistan ve Türkiye’de yapılan ‘ Annemin Yarası’ başrollerini Ozan Güven, Meryem Uzerli, Belçim Bilgin, Okan Yalabık ve Bora Akkaş’ın paylaştığı Bosnalı Salih’in anne ve babasını arayış hikayesini anlatıyor.
Filmin yapımcılığını BKM üstlenmiş, bu ara onların da çok iyi filmlerini arka arkaya izledim. Yolları açık olsun…