Genç Fikirler Güçlü Kadınlar Gaziantep’teydi.

Bu gün çok beğenerek izlediğim bir projeyi son haberleri ile paylaşmak istiyorum. İlgilenen gençler aşağıdaki adreslerden takip edebilirler.

_F7A1059

“Genç Fikirler Güçlü Kadınlar” projesi ile gençler, Türkiye’de kadınların sorunlarını ele almaya ve uygulanabilir çözümler üretmeye devam ediyor. Projenin üçüncü “Fikir Kampı” Gaziantep’te gerçekleştirildi…22 Şubat 2014

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Intel ve KAGİDER arasında 27 Aralık 2012 tarihinde imzalanan işbirliği protokolü ile gençleri,

Ülkemizde kadınların sorunlarını ele almaya ve uygulanabilir çözümler üretmeye, kadınların farklı alanlarda karşılaştıkları problemlere yenilikçi çözüm önerileri geliştirmeye teşvik etmek amacıyla “Genç Fikirler Güçlü Kadınlar” projesi hayata geçirilmiştir.

999940_577977448964802_1839407636_n

İlki 4-5 Mayıs 2013 tarihlerinde Kütahya’da gerçekleştirilen fikir kampının ikincisi 02-03 Kasım 2013 tarihlerinde Erzurum’da, üçüncü fikir kampı ise 22-23 Şubat 2014 tarihlerinde Gaziantep’tegerçekleştirildi. Proje Gaziantep’te yoğun bir ilgi gördü. Gaziantep Fikir Kampı’nın duyurusunun yapılmasının ardından yaklaşık 450’nin üzerinde başvuru geldi. Intel Türkiye, KAGİDER ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından başvurular arasından belirlenen 107 kişi Fikir Kampı’nda bir araya geldi.

 

İlk gün gruplara ayrılan katılımcılar iki gün boyunca rehberlerinin önderliğinde belirlenen üç ana soruna yönelik atölye çalışmaları gerçekleştirdiler. Gaziantep’te “kadınların internet ve bilişim teknolojilerini kullanma oranını artırmak ve teknolojiye erişimi/kullanımında erkeklerle eşitliği sağlamak için yapılabilecekler”, “kadınların iş hayatına aktif katılımlarını sağlamak, kültürel engellerin azaltılması ya da ortadan kaldırılması için yapılabilecekler” ve “kadın-erkek eşitliği anlayışının topluma ve gelecek nesillere yerleştirilmesinde aile üzerinden gerçekleştirilebilecek çalışmalar” konularında yenilikçi fikirler üretmeye, uygulanabilir çözüm önerileri ortaya çıkarmaya çalıştılar. Kamp sonunda her üç başlıkta jüriye sunulan projelerden dereceye girenler belirlendi ve dereceye giren projeler ödüllendirildi.

Bilişim teknolojileri kullanımı alanında “TEKA”, kadın – erkek eşitliği alanında “SEKSEK Bilişim Danışmanlık”, ve kadın istihdamı alanında “Evyemegimiz.com” projesi ödüle layık görüldü.

Fikir Kampının gerçekleştirilmesinde, İpekyolu Kalkınma Ajansı, Gaziantep Üniversitesi, Zirve Üniversitesi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi, Gaziantep Sanayi Odası, Gaziantep Ticaret Odası ve Gaziantep Gençlik Bilgi Merkezi (YINFO) hazırlık çalışmalarında verdikleri destekler ile çalışmaya güç katmıştır.

Genç Fikirler Güçlü Kadınlar Gaziantep Fikir Kampı’nın devamında, atölye çalışmalarında öne çıkan fikir ve çözüm önerisinin, sahibi olan gruplarca modellenerek geliştirilmesi ve saha çalışmaları ile test edilmesi sağlanacaktır. Bu çalışmalar, mentorlük hizmetleri ile desteklenerek, uygulanabilir projelerin ortaya çıkarılmasında önemli rol oynayacaktır. Bir önceki aşamada saha çalışmaları ile test edilen çözüm önerilerinin hedef kitleye sunulması ve geliştirilen projelerin imkânlar dahilinde hayata geçirilmesi hedeflenmektedir.

1525707_574170486012165_1641024666_n

 “Genç Fikirler Güçlü Kadınlar” Projesi hakkınd

“Genç Fikirler Güçlü Kadınlar” Projesi ile 18-30 yaş arası  gençler baz alınarak, öncelikle kaynaklara erişimin sınırlı olduğu bölgelerde kadınların konumlarının güçlendirilmesi ve kadına karşı ayrımcılığın önlenmesi amacıyla teknolojiyi kullanarak yenilikçi çözüm önerileri ve/veya sosyal girişimcilik  projeleri üretilmesi hedefleniyor. Program ile bölgesel bazda kadınların eğitim, sağlık, çevre, yetki ve karar alma mekanizmalarındaki rolleri değerlendirilerek, yoksulluk sebebiyle karşılaştıkları problemlere yeni yaklaşımlarla uygulanabilir çözüm önerileri geliştirilmesinin yanı sıra konumlarının güçlendirilmesine ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katılımlarına yönelik farkındalık yaratmak amaçlanıyor.

Üç yıl sürmesi planlanan Genç Fikirler Güçlü Kadınlar Projesi Fikir Kampları, Kütahya ve Erzurum’ ve Gaziantep’in ardından 2014 yılı için belirlenecek 3 ille  devam edecek. “Genç Fikirler Güçlü Kadınlar” Projesi’ne 3 yılda Türkiye genelinde 1000’in üzerinde genç kadına ulaşılması hedefleniyor. Proje ile ilgili ayrıntılı bilgiye www.gencfikirlerguclukadinlar.com adresinden ulaşılabiliyor. Sosyal medya adresleri ise şöyle:

Facebook       :  https://www.facebook.com/GencFikirlerGucluKadinlar

Twitter           : https://twitter.com/gfgk_Projesi

On Başarılı Kadın

İçlerinde sevgili arkadaşlarım Serpil Karuserci ve Nathalie Stayonaf Suda‘nın da bulunduğu Türkiye’deki Girişimci on  başarılı kadın haberini topukluhaber.com’un yazısı ile sizlerle paylaşıyorum.Serpil’in müthiş başarıını defalarca yazdım, ama defalarca da yazabilirim.En kısa zamanda da  Nathalie’nin akıl almaz çalışkanlığını ve hikayesini yazmak istiyorum.On başarılı kadını tek tek kutluyorum, ayrı ayrı tanıyıp sizlerle de paylaşmak umuduyla sevgiler, sevgiler….

Türkiye’deki Girişimci 10 Başarılı Kadın

Her ne kadar “iş adamı” denilen bir yaygın bir kavram olsa da “iş kadını” kavramının yaygınlaşması için gereken şartlar var ülkemizde. Tırnağıyla kazıya kazıya şirketini kurmuş ama adı saklı kalmış kahramanlardan bahsedeceğiz size bugün. Cesaret edemediğiniz bazı şeyler varsa eğer, bu yazı sizin için. Çünkü unutmayın, aklınızdaki her neyse, biz kadınız ve bunu yapabiliriz!

10.HATICE GÜLGÜN AKÇA

Hatice Hanım’ın akıl dolu girişimi 2002 yılında işsiz kalmasıyla başlıyor. Kimya mühendisi olan Akça yeğenine hediye için akvaryum bakarken akvaryumdaki kumlar dikkatini çekiyor ve bu kumların çocukların dikkatini çekmek için renkli yapılabileceğini düşünüyor. Ve bu düşünce onun başarısının başlangıcı oluyor.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 05

Renkli kumlarla başlayıp 600 ürüne yükselebilen Doruk Kimya bünyesi hem yurt içinde hem de yurt dışında büyük başarılara sahip.

9.ZEYNEP ÖZTEKIN

Son zamanlarda birçok yerde organik pazarlar kuruluyor, birçok yerde ürün pazarlama namına söylenilen tek şey “organik” oluyor. İşte bu akımın öncülerinden biri Zeynep Öztekin. Organik sebze meyve üretimini gerçekleştiren ilk kişidir ve şu an birçok ülkeye ihracat yapmaktadır.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 10

8.EMEL AKSOY GÜNDEMIR

Anne babasına yardım etmek için ağ örmeyi öğrenen Emel Hanım bu işe atıldığında yalnızca 17 yaşındaymış ve kendini kabul ettirmekte oldukça zorlanmış. Bir yandan ağlarını örerken diğer yandan Ege Üniversitesi’nde Su Ürünleri fakültesini bitirmiş. Türkiye’de makine ile ağ diken ilk girişimci olan Gündemir, Türkiye’de bu alanda bulunan beş fabrikadan ikisinin sahibi.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 02

7.NATHALIE STAYONAF SUDA

Suda, pastacı bir ailenin yine pastacılığa merak salmış bir kızı. Bunun için birçok kitap karıştırıyor, yeni tarifler deniyor ve kendini aldığı eğitimlerle geliştiriyor. Türkiye’deki ilk online pasta siparişini başlatan Suda birçok tasarım harikası, lezzetli pasta çeşitleriyle tanınıyor.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 01

6.BERRIN YILDIZ

Kapadokya’da bulunan Ortahisar kasabasını gezen Yıldız, bu kasabanın büyük bir turizm potansiyeline sahip olduğunu ama bunu hiç mi hiç değerlendiremediğini fark ediyor. 2 yıllık hummalı bir çalışma sonucunda hem Berrin Yıldız ülkenin en genç kadın müze kurucusu ünvanını alıyor, hem de Ortahisar halkının gelen turistler sayesinde yüzü gülüyor.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 07

5.FIRDEVS SERPIL KARUSERCI

Eşine destek olabilmek için ufak bir butik açan Firdevs Hanım, bir gün aldığı gelinlik siparişini daha önceden hiç gelinlik dikmemesine rağmen kabul ediyor ve ardından yükseliş hikayesi başlıyor. Azmiyle yükselen firması sayesinde şu an birçok ülkeye ihracat yapmasının yanı sıra Gaziantepli kadınların da en büyük örneği.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 08

4.MERI TAKSI

Kuyumcu olan abisi bu piyasadaki boşluğu tespit ederek, kız kardeşine söylüyor. O zamanlar bu piyasadaki boşluk yöresel takıların olmaması. Ardından Meri Taksi abisinin bu tespitinden etkilenerek anadolu motiflerinin yer aldığı takılar tasarlayıp satmaya başlıyor. Abisinin sandığından daha büyük bir boşlukla karşılaşan Meri Taksi’nin takıları yoğun bir ilgi görüyor.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 03

3.ATIYE LAÇIN

Eşinin işi sebebiyle birçok şehirde bulunan, en sonunda Gelibolu’ya yerleşen Laçin unutulmaya yüz tutmuş Mevlevi tatlısının adeta küllerinden yeniden doğmasını sağlıyor. Mevlevi tatlısı organik bir ürün olduğu için hem Türkiye’nin dört bir yanında hem de yurt dışında büyük ilgi görüyor.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 09

2.DIDEM GÜNEY ALSOY

Yaşadığı lenf kanseri talihsizliği sırasında doğum yapan Alsoy, hastaneye ziyarete gelenlerin ya çiçek ya çikolata getirdiğini gözlemlemiş. Ama bunların hepsinin çöpe atılmasını mantıksız bulmuş ve bu ikisini birleştirip farklı bir şeyler ortaya çıkarmayı aklına koymuş ve ardından çiçek şeklinde kekler, çikolatalar yaparak kendi şirketini kurmuş. Şu an bu tür ürünler özellikle romantik günlerde çiçeklerden daha fazla tercih ediliyor. Didem Hanım adeta geleceği görmüş.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 04

1.AYNUR ÖZDEMIR BOLDAZ

19 yaşında Tunceli’den Berline’e gelin giden Aynur Hanım, bir temizlik firmasında çalışmaya başlıyor ve üstün bir başarı göstererek şirketin müdürü oluyor. Sadece bununla da yetinmiyor aynı zamanda Hristiyan Demokrat Partide siyaset yapıyor. Şu anda Berlin’de hem bir restoranı hem de bir temizlik şirketi var. Girişimciliği ve kariyer anlamındaki hırsı sadece Almanya’da kalmadı, memleketi Türkiye’ye de yatırım yaptı.

turkiyedeki girisimci 10 basarili kadin 06

Kadınlar Gününüzü Eda ile Kutluyorum

Kadınlar Gününüzü, Eda’dan gelen ve çok güzel bir önerisi olan yazısı ile kutlamak istiyorum. Ne dersiniz ? Teşekkürler Eda’cım seni bu güzel yazın ve fikrin için ayrıca kutluyorum, iyi ki seni tanıdım.Sevgiler, sevgiler…
Acıklı Bİ hikayesi olan çok önemli Bİ gün 8 Mart.
8 Mart 1857 tarihinde, New York’ta Bİ dokuma fabrikasında çalışan 40.000 işçinin başladığı bir grevin sonucunda büyük bir talihsizlik ile çıkan yangında, barikatları aşamayan 129 kadın işçi can veriyor.
1910 yılında ise Kopenhag’da Uluslararası Sosyalist Kadınlar konferansında, 8 Mart gününün Kadınlar Günü olması önerisi kabul ediliyor.
Siz de meraklı ve öğrenmeye doyamayanlardan iseniz,
detaylara wikipediadan ulaşabilirsiniz 🙂
Gelelim önerimize!
İsterseniz gülünüzü yine alın, ama Bİ de faydalı Bİ hediye alın.
Bileklik enerji dengesini ayarlamıyor, öyle Bİ fayda değil burada ki 🙂
Sevgili KAGİDER‘in, ‘Özgür Kadın Bilekliği’
dernek çatısı altında Bİ çok harika kadının bir araya gelerek,
dışarıdaki Bİ çok harika kadının ilerleyebilmesi için hayata geçirdikleri
Bİ çok harika projesine katkı sağlıyor.
Tabi, KAGİDER‘in
etkileyici, güç veren sembolünü bilekte taşımanın verdiği özgüven de cabası!
‘Hemmen almalıyım! 
Daha özel ve anlamlı Bİ hediye olamaz!’ diyor isen,
kagider@kagider.org ya da (0212) 266 82 61 den irtibata geçebilirsin!
Ayrıca Anne Anne Dolabı için de harika Bİ üyemiz daha oluyor 🙂
Tüm kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nü şimdiden kutlarız!

“Elim İşte Gözüm Uğraşta”

Sevgili Gamze Cizreli; Kadınlar Günü için harika bir proje düşünmüş. Dün bu güzel proje için,Nişantaşı City’s Big Chefs de değerli genç fotoğraf sanatçsı Merve Hasman‘ın fotoğraflarıyla “Elim İşte Gözüm Uğraşta “ sergisinin açılışında idim.Proje konusu, fotoğraflar, bir çok arkadaşımın ellerinin fotoğraflarının olması, seçilen çeşitli sektörlerden kadın emeğinin ellerle anlatılması, Big Chef’s de  Gamze’nin  hazırladığı muhteşem ikramları  hepsi ayrı ayrı anlatmaya değerdi.Ben aşağıda detaylı haberi paylaşmadan önce özellikle kendi yorumlarımı koydum.1912002_10152282272554311_2013189524_n Big Chef City’s e çok yakışmış, ayrı bir renk ve hareket katmış,çok beğendim. Favorilerime ekledim. Lezzetli çeşitleri, tüm ekibin heyacanı ilgisi çok güzeldi. Fotoğraflara konu olan ellerin seçimi çok başarılı olmuş. Çok farklı sektörden bilinen , ya da bilinmeyen kadın elleri. Merve çok güzel fotoğraflamış.Fotoğrafların  özellikle ofislere çok yakışacağını düşünüyorum.Emeği geçen herkesi kutluyorum.10001455_722604881107636_1200003305_n

Big Chefs’in Kadınlar Günü’ne özel olarak hayata geçirdiği ve tüm gelirin KAGİDER’e bağışlanacağı “Elim İşte Gözüm Uğraşta” fotoğraf sergisi, Türkiye‘deki farklı meslek gruplarından üreten kadınlara dikkat çekiyor. 05-15 Mart tarihlerinde City’s Big Chefs’de satışa sunulan ve Merve Hasman’ın objektifinden yansıyan fotoğraflarda, kaportacıdan dansöze, heykeltıraştan hakime kadar 21 farklı kadın eli ve el emeği ön plana çıkıyor1897797_10152282282394311_1700946607_n

Türkiye‘nin sayılı başarılı kadın girişimcileri arasında gösterilen Gamze Cizreli’nin, 2007 yılında hayata geçirdiği markası Big Chefs’in, tüm gelirini Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’ne (KAGİDER) bağışlamak amacıyla geliştirdiği “Elim İşte Gözüm Uğraşta” fotoğraf sergisi, kadınları girişimcilik konusunda teşvik etmeyi ve geleceklerine katkı sağlamayı hedefliyor.

Merve Hasman’ın objektifinde hayat bulan, 21 farklı meslek grubundan üreten, emek veren ve geçimini sağlamaya çalışan kadın eli fotoğrafları, 5-15 Mart tarihleri arasında City’s Big Chefs’in duvarlarını süslüyor. Arzu Kaprol, Aydan Baktır, Aylin Sezer Yalçın, Ayşe ArmanDilara KoçakSiren Ertan ve Zeynep Erol gibi ünlü isimlerin de ellerinin fotoğraflarının yer aldığı projede; doktor, yazar, kaportacı, aşçı, heykeltıraş, müzisyen, çiçekçi, balıkçı, dansöz, kuaför ve hakim gibi farklı meslek gruplarından kadın elleri ön plana çıkıyor. 1621862_10152282278974311_1589668376_n10 gün boyunca City’s Big Chefs’te misafirlerin beğenisine sunulacak olan fotoğrafların satışından elde edilecek tüm gelir, kadına dikkat çekmek ve daha fazla kadını iş hayatına kazandırmak üzere KAGİDER’e bağışlanacak.1966837_10152282283429311_967328658_n

Big Chefs önderliğinde yürütülen projeyle ilgili başarılı girişimci Gamze Cizreli, “Türkiye’de kadının sermayeye erişimi hala en büyük sorun. Kadınların tüm işleri hakkıyla yapabileceğine inanıyorum. 1982274_10152282276664311_130892022_nSadece başlangıç için finansman bulmakta zorluk çekiyorlar. Türkiye‘de bir kadın girişimci olarak bunun zorluklarını çok iyi biliyorum. Kadınlar Günü için kurguladığımız bu sergimizde de üreten kadına ve kadın emeğine dikkat çekmek istiyoruz. Sergideki tüm fotoğrafların satışından elde edilecek geliri KAGİDER’e bağışlıyoruz. Bununla da, kadın girişimcilere örnek olarak, onları üretime teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Umarım hayata geçirdiğimiz bu proje bir başlangıç olur” şeklinde konuştu.

1979624_10152282273634311_1420239277_n

Antakya Medeniyetler Korosu

Hafta sonu Antakya’da Kagid Girişimci Kadınlar derneğinin davetlisiydik.Bizleri çok iyi misafir eden  Kagid Başkanı Dilek Karadeniz‘e eski başkan Belgin Ünal’a ve bütün değerli arkadaşlarına Kagid 2. Zirve buluşması  organizasyonu için çok çok teşekkür ediyorum.Program, panel,şehir kültür turları,hepsi çok güzeldi ama,  Antakya Medeniyet Korosu  Konseri  programın en güzel bölümü idi.Bu muhteşem grubu ve hikayesini, sevgili Antakyalı Kagider  üyemiz Zekiye Yiğitbaş‘ın röportajından sizlerle paylaşıyorum.Zekiye Yiğitbaş’a da çok özel konukseverliği için sonsuz teşekkürler. Sizler de inşallah bir yerlerde rast gelir dinlersiniz, dileklerimle. Sevgiler, sevgiler….

1505124_595225360553430_1873535106_n

 

Antakya Medeniyetler Korosu, din, ırk ve mezhep savaşlarının süregeldiği ve “Medeniyetler Çatışması” kavramının sıkça söz edildiği günümüzde; farklılıkların oluşturduğu birlikteliğin aslında zenginlik olduğunu kanıtlıyor, dünyayı dolaşarak adeta barış elçiliği yapıyor.

 

Farklı dil ve dinden insanların asırlardır barış içinde yaşadığı Antakya’da; Hıristiyan, Musevi, Alevi ve Sünni Müslümanların katılımıyla kurulan koro, ülkemizin birlik ve beraberliğini tüm dünyaya taşıyor. Barış, sevgi, hoşgörü ve kardeşlik mesajı vermek üzere kurulan koronun elemanları, bu duygularla birbirlerinin ilahilerin söylüyorlar.

Hatay Valiliği tarafından, 2007 yılında Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında oluşturulan,559985_281950681880901_1472143942_n

2008 yılında dernek statüsünü kazanan koroda Müslüman, Hıristiyan ve Musevi dinlerine mensup 140 kişi yer alıyor. Antakya Medeniyetler Korosu’nun şefliğini Şeyda Koyaş, genel koordinatörlüğünü ise Yılmaz Özfırat yapıyor. Koristlerin kostüm tasarımı, ünlü moda tasarımcısı Bahar Korçan tarafından Harbiye İpeği kullanılarak yapılmış.  Koro, imamdan rahibeye, kuyumcudan manifaturacıya kadar farklı mesleklere mensup kişileri bünyesinde barındırıyor. Kentteki hoşgörüyü yansıtan Antakya Medeniyetler Korosu, seslendirdikleri ilahi ve şarkılarla barış içinde ve bir arada yaşamanın en güzel örneğini sergiliyor.

indirÖnümüzdeki günlerde Türkiye’nin birçok kentinde, ayrıca “İstanbul’da Hatay Günleri Fuarı”nda konser verecek olan Antakya Medeniyetler Korosu; Mayıs ayı sonuna kadar İsviçre, Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz, Fransa, İngiltere, Belçika, Almanya, Hollanda, Danimarka’yı kapsayan Avrupa turnesine çıkıyor.  Biz de bir konser öncesi koronun provasını izledik ve gördük ki; konserlerinde verdikleri o pozitif enerji, kardeşlik, dostluk duyguları her daim var. Çizilmiş sınırları reddeden, kendi yaşadıklarından beslenen, birlikte yaşama kültürünün sembolü olan koronun hiçbir üyesi rol yapmıyor ve her biri doğup büyüdüğü kentin kültürüyle yoğrulmuş, sevgi dolu insanlar. Antakya Medeniyetler Korosu Dernek Başkanı ve Genel Koordinatörü Yılmaz Özfırat ile bu prova sonrasında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bizler, Birbirimizin İlahisini Söyleyebilecek Kadar Derin Bir Hoşgörüye Sahibiz

Z.Y. Yılmaz Bey, koronun kuruluş öyküsünü anlatır mısınız?

Y.Ö. Her yıl kutlanan Turizm Haftası, 2007 yılında Antakya’da start aldı. Bu nedenle Hatay Valiliği’nde, sivil toplum kuruluşlarının da katıldığı bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıya Antakya Akademi Halk Dansları Derneği Başkanı olarak ben de davet edildim. Toplantının resmi kısmı bittikten sonra Vali Yardımcısı Sayın Ömer Bedrettin Sağsöz ile Hatay’ın daha fazla tanınması, markalaşması konusunda neler yapılabileceği konusunda sohbet etmeye başladık. O dönemde Kültür ve Turizm Bakanı olan Sayın Atilla Koç’un kentimizde bir gece daha kalabilmesi için fikir üretilirken, kimisi “ oruk, künefe yapalım” veya” panel düzenleyelim” dedi. Ben de kendilerine Şener Şen’in “Selamsız Bandosu” filmini anlattım. Öykünün geçtiği kasabaya dikkat çekmek için belediye başkanının kurduğu bando vardı. Başkan, Cumhurbaşkanının binmiş olduğu treni durdurarak kasabanın sorunlarını göstermek istiyordu. Buradan yola çıkarak ve zaten Antakya’da var olan farklı dinlere mensup insanları bir araya getirip bir müzik topluluğu oluşturulabileceğini, böylece Hatay’ın hoşgörüsünü anlatarak marka olunabileceğini söyledim. O da “bu işin koordinatörlüğüne seni atadım, başla” dedi. Müzik öğretmeni olan değerli arkadaşım Şeyda Akgöl Koyaş ve cemaat önderleri ile İl Kültür Müdürlüğü’nde toplandık. 1.5 ayda koroyu oluşturduk. Önceleri herkes kendi ilahini söylüyordu. Biz bunun ayrımcılık olduğunu düşünerek, herkesi birbirlerinin ilahisini söyler formata getirdik.

Z.Y. Koristlerin giydiği kostümlerin tasarımı, ünlü moda tasarımcısı Bahar Korçan tarafından yapıldı. Bu konuda neler söylemek istersiniz? 

Y.Ö. Siz Bahar Hanım ile bizi tanıştırarak bu konuda ön ayak oldunuz, çok teşekkürler. Bahar Hanım’a burada 6 farklı medeniyet olduğunu, herkesin bir arada huzur içinde yaşadığını anlattık. Öyle bir kostüme ihtiyacımız vardı ki, herkesin ortak paydada birleştiği bir kostüm olmalıydı. Sağolsun Bahar Hanım, Harbiye İpeği ile çok güzel bir tasarım yaptı. Böylesi devasa bir moda tasarımcısının kostümlerimizi tasarlaması çok hoş tabi. Bu kostümlere kim baksa kendinden bir parça buluyor. Örneğin Sünniler, “Bu bizim derviş kıyafetimiz” diyor. Hıristiyanlar, “Bu bizim kilisede giydiğimiz cübbe” Museviler ise “ Evet, bu bizim ayinlerde üstümüze attığımız elbisenin kumaşındandır” diyor. Yani her kesim kendinden bir şey buluyor. Rengi çok özel, koristlerimiz adeta melek gibi oldu.  

Z.Y. Birçok konserinize katıldım. Bu konserler esnasında koristlerin yüzü gülüyor ve heyecanlarını hiç kaybetmiyorlar. Bunun sırrı nedir?

Y.Ö. Bizler, birbirimizin ilahisini söyleyebilecek kadar derin bir hoşgörüye sahibiz. Bir Ermeni, bir Sünni ya da Alevi parçası söylendiği zaman oradaki tüm insanlar, ayrım yapmaksızın bize katılıyorlar. Onlar, o anda sadece Allah’a olan sevgilerini dile getiriyorlar. Bizim bir çok özelliğimiz farklı ama hepimiz Allah için varız. Bu yüzdendir ki, koristlerimiz de o anda pozitif enerjilerini dinleyicileriyle paylaşıyorlar.

Z.Y. Koro ile ilgili olarak bundan sonraki hedefleriniz ve planlarınız nelerdir?

Y.Ö. Bu koronun bir misyonu var. İnsanları doğruya çekmek, farklılıklara rağmen bir arada ve barış içinde yaşanabileceğini göstermek istiyoruz.  Antakya, hoşgörü kültürünü yaşam tarzı haline getirmiş ve bu ortamda devamlılığını sağlayabilen dünyadaki ender kentlerden biridir. Yani kısaca hoşgörünün başkentidir. İşte biz de Antakya Medeniyetler Korosu olarak, özelde Antakya’nın,  genelde Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlamak, halen var olan birtakım güzellikleri herkesle paylaşıp onlara yeni bir ufuk açıp insanlığı doğruya ve güzelliğe çekip medeniyetler arasında köprü oluşturarak evrensel bir dil olan müzikle bir arada tutmayı hedefledik. Dünyanın nesrinde “öteki” deniliyorsa, biz de onlara “ötekileştirmemek” gerektiğini göstermek istiyoruz. En büyük hayalimiz ise Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Filistin ve İsrail Devlet Başkanları’nın bir arada bulunduğu Batı Şeria’da bir konser vererek orada yaşayan insanlara barış, sevgi ve hoşgörüyü götürmektir.

Z.Y. Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteriliyorsunuz. Bu konudaki düşünceleriniz nedir?

Y.Ö. Çok çeşitli kültürel yapıların yüzyıllardan beri bir arada yaşamalarının ürünü karşılıklı saygı ve hoşgörü ortamını tüm dünyaya örnek olarak gösteriyor ve haklı olarak öğünüyoruz. Antakya Medeniyetler Korosu olarak 2012 yılı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmemiz onur verici bir durum ve bizi çok heyecanlandırdı.  Nobel’e aday gösterilmenin haklı gururunu yaşıyoruz.

Sevgi, Barış, Hoşgörünün Başkenti Antakya

Anadolu’da yapılan ilk cami olarak bilinen Habib-i Neccar Camii, adını Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan ve bu uğurda canını veren bir Antakyalı olan Habib-i Neccar’dan almış.

Hz. İsa Antakya’ya elçiler göndererek halkı gerçek dinine çağırır. Ancak halk bu çağrıya tepki göstererek elçileri öldürmek ister. Habib-i Neccar dağdaki marangoz atölyesini bırakarak şehre gelir ve Antakya halkına elçilere uymalarını söyler. Ancak halk hem Habib-i Neccar’ ı hem de elçileri şehit ederler. Habib-i Neccar, Hz. İsa’nın havarilerine ilk inanan kişidir. Kuran-ı Kerim’de Yasin Suresi’nde övülen bir şehit olup, türbesi caminin 4 metre derininde olup Hz. İsa’nın havarilerinden Pavlus ve Yuhanna’nın da türbeleri de bu camidedir. Habib-i Neccar Camii, Hıristiyanlara ait mezarların olması nedeniyle dinler arası hoşgörünün simgesi olmuştur.

3 Din ve 6 mezhebin temsilcileriyle, bol yağmurlu bir günde tüm dinler tarafından kutsal sayılan Habib-i Neccar Camii’nde buluştuk. Onların anlatmaktan bıkmadığı, sonsuza kadar da bıkmayacağı şehirde var olan dokuyu; yani sevgi, barış, hoşgörü ve kardeşlik kavramlarını bir kez daha anlatmalarını rica ettik.

Mustafa Sinanoğlu (Hatay İl Müftüsü)

Antakya, birçok medeniyete evsahipliği yaptığı için çokkültürlülüğü her zaman özümsemiş bir şehirdir. Çokkültürlü olan bu kentin, 638 yılında Müslümanlar tarafından fethedilmesiyle birlikte hoşgörü katsayısı artmıştır. İslam dini, dil, din ırk ayrımı yapmaksızın, tüm insanları kucaklayan bir dindir. İslam’ın kelime anlamı barıştır. Bizler de burada barışı en üst düzeyde yaşıyor, yaşatıyoruz. Antakya, bu yönüyle yüzlerce yayın kuruluşunda haber oldu. Ancak bizler rol yapmıyor, gerçekten böyle yaşıyoruz. Şimdi hep birlikte sohbet ederken, kimse kimsenin hangi din mensubu olduğu düşünmüyor. İsterdim ki, bu güzellik bütün dünyada yaşansın. Dünyada cennet hayatı yaşamak her zaman mümkündür. Bu da sevgiyle, saygıyla, hoşgörüyle; hangi din mensubu olursa olsun, insana insan olduğu için değer vermekle olur. Antakya bu konuda en iyi örnek olabilen bir şehirdir.

Şaul Cenudioğlu ( Musevi Cemaati Başkanı)

Bu şehirde var olmaktan dolayı çok mutluyum. Çünkü biz burada yıllardır huzur içinde yaşıyoruz. Değişik dinlere mensup insanların bir arada yaşadığı Antakya’da, hiç kimse kimseye “sen Hıristiyansın, sen Müslümansın, sen Yahudisin” diyerek ayrım yapmaz. Herkes kendi ibadetini yapar. Dışarı çıktıklarında ise kimsenin kimseden farkı yoktur. Kardeşliğin tesis olduğu bir şehirde yaşamaktayız. Bu hoşgörünün tüm dünyaya yayılmasını, dünyanın buradaki yaşam tarzını örnek almasını isterim. İnsanlar bu ölümlü dünyada neyi paylaşamıyor? Antakya’yı anlatmaya kelimeler yetmez. Antakya’da yaşayıp bu havayı teneffüs eden insanlar Antakya’nın güzelliğini ve insanlarını hoşgörüyü toplumsal barışı yaşar. 3 din 6 mezhep mensubundan oluşan, Kurmuş olduğumuz Antakya Medeniyetler Korosu, dünyaya barış mesajları veriyor. Temennim, tüm dünyanın tıpkı Antakya gibi barış ve huzur içinde yaşamasıdır.

Domenico Bertogli (Katolik Kilisesi Ruhani Reisi)

Bizler Müslüman, Hıristiyan Musevi ne olursak olalım, önce insanız. İnsan olarak hepimiz Allahtan geldik. Ben İtalyanım ama 24 senedir Antakya’da yaşıyorum. Burada dinler arası diyalog çok iyi. İnsanlar son derece toleranslı ve hoşgörülü. Sevgi, saygı, birlikte çalışmak çok önemli. Bütün bunlar da bu şehirde mevcut. Dolayısıyla Antakya’da yaşadığım için çok mutluyum.

Soengho Chang/ Yakup Can (Protestan Kilisesi Pastörü)

2007 de Güney Kore’den geldim. Antakya’da olduğum için çok mutluyum. Dinler arası diyalog çok mükemmel burada. Bu konuda kimse rol yapmıyor. Burada herkes gerçekten hoşgörüyü yaşıyor. Bunu çok hissediyor ve çok mutlu oluyorum. Antakya Medeniyetler Korosu’nun misyonu da çok önemli ve kutsal. 3 din 6 mezhep mensubundan oluşan koromuz dünyaya barış, sevgi, hoşgörü, kardeşlik mesajları veriyor.

Dimitri Doğum (Antakya Hıristiyan Ortodoks Kilisesi Pederi)

Burası dinlerin buluştuğu şehir. Bu şehirde asırlardır var olan barış ve hoşgörüyü tüm dünyaya anlatmaktan hiçbir zaman bıkmayacağız. Devletimizin tayin ettiği en büyük din adamı olan müftümüz ve diğer cemaat liderleri olarak bizler, gördüğünüz gibi bir aradayız, el eleyiz. Bizim yaşam tarzımız bu, gerçekten böyle yaşıyoruz. Bizler rol yapmıyoruz. Mahallede, okulda, apartmanlarda şimdiye kadar hep böyle yaşadık, böyle yaşamaya devam edeceğiz. Dinlerimiz, ibadet şekillerimiz ve mekânlarımız farklı olsa da; hepimiz tek bir tanrı için dua ediyoruz. Günümüzde bu konuda rahat bir ülke yokken, bizlerin burada yaşadığı bu ortamı belki başkaları kıskanıyorlar. Kıskanmak yerine keşke bizi örnek alsalar…

Ali Yeral (Ehl-i Beyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Başkanı)

Tarih boyunca farklı din, dil, ırk, mezhebe mensup insanlar; maalesef birbirinin kanını, gözyaşını akıtmışlardır. Dini kitapların hiçbiri bunu emretmemiştir. Buradaki cemaat liderleri olarak bizler; bayramlarımızda, cenazelerimizde, normal günlerimizde her zaman yan yana, omuz omuza yaşamaktayız. Bizim tek temennimiz, buradaki barış ve kardeşlik havasının; komşumuz Suriye başta olmak üzere, tüm Ortadoğu’ya ve dünyaya yansımasıdır. Farklı din veya mezhep mensubu olduğu için insan kanını akıtmak günahtır. Allah-u Teâlâ, peygamberlerin hiç birine bunu göndermemiştir, hiçbir kitapta bu yoktur. Ne zamanki insanlar Allahın gönderdiği kitaplardan uzaklaştıysa; karşısında insanın, malına canına kastetmiş, “benim dinimden, mezhebimden olmayan kâfirdir” gibi kötü düşüncelere kapılmıştır. Hz. Ali’nin bu konuda veciz bir sözü vardır. “Bütün insanlar iki çeşittir. Ya dindar kardeşimdir ya da yaratılışta eşittir. Benim dindar kardeşim olmayan Hz. Adem ve Havva’dan olma özbeöz kardeşimdir. Hz. Ali Ehl-i Beyt Peygamberimiz bunu buyurduktan sonra, herkes benim kardeşimdir. Bu kardeşliğin tüm dünyada tesis edilmesi en büyük dileğimdir.

Şeyda Akgöl Koyaş (Antakya Medeniyetler Korosu Şefi)

Bu koronun bir parçası olmak için illa ki koroda söylüyor olmaya gerek yoktur. Bizim gibi düşünen, hoşgörüyle ve gönül gözüyle bakabilen herkes bu koronun bir parçasıdır. Bizler, yüzyıllardan beri süregelen kültürün parçaları ve elimizden geldiğince temsilcileriyiz. Bu koroda bugün biz varız, fakat yarın başkaları olacaktır. Koro, kültürümüz gibi uzun solukla devam edecektir.