Kagider’de Staj İmkanı

Kagider’den güzel fırsatların bir yenisi daha, hemen paylaşmak istedim. Sevgiler,sevgiler

Merhaba,

Kadının üreterek ve varlığını özgürce ortaya koyarak tüm karar süreçlerinde etkin rol aldığı bir dünya yaratmak vizyonu, kadın girişimciliğini geliştirmek; ekonomik ve sosyal yaşamda kadının konumunu güçlendirmek misyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER’de 2013 ilkbahar-yaz döneminde görev alacak aşağıdaki yetkinliklere sahip stajyer alımı yapılacaktır.

İlgilenen adayların kagider@kagider.org adresine konu ile ilgili bir giriş yazısıyla birlikte özgeçmişlerini iletmelerini rica ederiz.

Stajyer Özellikleri:

  • Üniversite veya yüksek lisans programlarının son senesinde olan, veya mezun
  • Sivil toplum alanında profesyonel olarak çalışmayı düşünen
  • Çok iyi derecede İngilizce bilen
  • Tercihen sosyal bilimler, idari bilimler alanında eğitim alan, almış olan
  • Girişimcilik ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularına ilgili
  • Proje ve yenilikçi çözümler geliştirmeyi seven

KAGİDER – TÜRKİYE KADIN GİRİŞİMCİLER DERNEĞİ

 

KAGİDER, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Eylül 2002’de 38 kadın girişimci tarafından ülke çapında faaliyet gösteren ve kar amacı gütmeyen bir sivil toplum örgütü olarak İstanbul’da kuruldu. KAGIDER bugün farklı sektörlerde aktif olarak çalışan ve değer üreten 283 kadın girişimci üyesi ile büyümeye ve güçlenmeye devam etmektedir.

 

Daha detaylı bilgi için: www.kagider.org

https://twitter.com/kagider 

https://www.facebook.com/kagider.biz

Sevgilerimizle,

KAGİDER

Geleceğin Kadın Liderleri projesine başvurular başlıyor…

KAGİDER’in Sanofi’nin desteği ile hayata geçirdiği; genç kadınların yeteneklerini geliştirerek geleceğin liderleri olmalarını amaçlayan Geleceğin Kadın Liderleri projesine başvurular başlıyor.

183183_481563791916121_1072860309_nGenç kadınların iş arama süreçlerini kolaylaştırarak, toplum ve iş hayatındaki yerlerini kuvvetlendirmek amacıyla 2010 yılında başlatılan proje, dördüncü yılında da genç kadınların iş arama süreçlerini kolaylaştırarak, toplum ve iş hayatındaki yerlerini kuvvetlendirmeyi ve profesyonel iletişim ağlarını genişletmeyi amaçlıyor.

Projede yer alacak katılımcılar, işe girişlerde kendilerine faydalı olabilecek; CV Yazma, İş Aramada Teknolojinin Kullanımı, Mülakat Simülasyonları gibi eğitimlerin yanı sıra, iş hayatlarına yön verecek Hedef Belirleme, İş Ahlakı, Etkin İletişim, Kariyer Planlaması ve Profesyonel Oryantasyon eğitimlerini alarak sertifikasyon sürecinden geçirilecektir. Ayrıca katılımcılar; farklı sektörlerin temsilcilerinden, o sektörlerle ilgili doğrudan bilgi alma şansını yakalayacaklardır.

Kimler Başvurabilir?

* 20 – 25 yaş arası,

* Üniversitelerden 2012 ve 2013 senesinde iyi derece ile mezun olan / olmayı planlayan,

* Tercihen burslu okumuş,

* İngilizce bilen,

* Tercihen iş tecrübeli (staj, part-time iş, vs değerlendirilecektir),

* Yüksek kariyer hedefleri olan, başarı odaklı,

* Tercihen sivil toplum kuruluşlarında sosyal gönüllülük yapmış genç kadınlar

Eğitimlerin sonunda katılımcı genç kadınlar sertifikalandırılacak ve KAGİDER tarafından katılımcılara iş arama süreçlerinde 6 ay boyunca yönlendirme yapılarak mentorlük verilecektir.

KAGİDER’e başvuran adaylar yukarıdaki kriterlere uygunlukları açısından bir elemeden geçirildikten sonra; yapılacak mülakatlar sonucu eğitim programına dâhil edilecektir. Seçilen adayların ilgili eğitimlere katılma taahhüdü vermeleri beklenmektedir. Eğitim programı bedelsizdir, ancak İstanbul’da gerçekleşecek eğitimler sırasında oluşabilecek yol ve konaklama giderleri adaylara aittir.

Eylül ayında gerçekleştirilecek eğitim programına başvurular 9 Mayıs – 31 Temmuz 2013 tarihleri arasında yapılabilmektedir. Proje hakkında daha detaylı bilgi almak ve eğitim programına başvurmak için www.geleceginkadinliderleri.org adresini ziyaret edebilirsiniz. Başvurularınızı bekliyoruz.

Saygılarımızla,

Hayat Altüst Olursa…

Onu  ilk kez 2010 Yılı  Garanti Bankası ve Ekonomist dergisinin işbirliğinde, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) katkılarıyla  dördüncüsü düzenlenen ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda birincilik ödülünü aldığı gün gördüm ve dinledim, kısacık ama çok etkileyici hiç aklımdan çıkmayan anlatımıyla onu tanıdım. O günden sonra da Gamze Cizreli’nin  her gün yeni başarı  haberleri gelmeye devam etti. Hayranlıkla takip ettiğim sevgili Gamze Cizreli‘yi  ben de sizlerle son günlerde okuduğum, haberleri ile  paylaşmak istedim.

fft5_mf428923

Yarışmada suni deri üreten Perihan Çöçelli ikinci, Bonny Food Lezzet Çiçekçisi Didem Güney Alsoy da üçüncü olmuştu.Anikya İznik Çini ve Seramik’in kurucusu Nejla Anıl ise sosyal girişimcilik ödülünün sahibi oldu.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmadığını ?

Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?

3 bin 600 girişimci arasından birinci  seçilen Gamze Cizreli“Şems-i Tebrizi”nin ,  bu çok değerli  sözleri ve anlatımıyla başladı konuşmasına; mutlu tebessümü, parlayan gözleriyle böyle  özetledi, işini, yaşamını.Aşağıda önce o günlerde ki kendi anlatımıyla Gamze Cizreli’nin hayat hikayesinin minik bir özetini, sonra da geçen ay Elif Kurgu‘nun yaptığı  röportajını ekledim. Hala okumadıysanız severek okuyacağınızdan eminim.

1045298607

Gamze Cizreli kimdir?
1968 doğumluyum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Ailemde bir girişimcilik öyküsü yok. Annem ev hanımı, babam akademisyen. Biz 3 kız kardeşiz. Her aile gibi bizim ailemiz de okuyup güzel bir işe girmemizi istedi. Mezun olduktan sonra 3 yıl Türk-Amerikan ortak savunma sanayi projesinde yer aldım. Orduya zırhlı araç üretiyorduk. Ankara’da çalışabileceğim en iyi yerlerden birinde çalışıyordum. Sonra baktım bu iş bana göre değil. Eski eşimle aynı zamanda da ortağımla, 1994 yılında Ankara’da Cafemiz isminde ilk kafeteryamızı açtık. Ankaralıları ilk defa cappucino’yla, kreple, elmalı pay’la tanıştırdık. Bir anlamda Ankara’nın yaşam tarzını değiştirdik. Cafemiz’i Arjantin Caddesi’nde açmıştık. Şimdilerde bu cadde çok popüler ama o zaman caddede evler dışında hiçbir şey yoktu. Cafemiz çok başarılı oldu. Önünde kuyruklar oluştu ve biz duyurmadık. Tamamen kulaktan kulağa yayıldı. Durum böyle olunca tabii yerinde duramama olayı oluyor. İşte girişimcilik ruhu bu olsa gerek. Parayla bir ilgisi yok. Bu birşeyleri başarmakla, yaratmakla ilgili bir duygu. İlk açtığımız kafede bütün olarak elmalı pay, cheese cake gibi ürünler satılınca, bütüne yönelik bir talep olduğunu anladık. “Neden biz, bu tip pastaların satılabileceği bir yer açmıyoruz?” diyerek Kuki’yi açtık. O da iyi gitti. Ardından Uzakdoğu lezzetlerini sunduğumuz Quick China geldi. Sonra farklı bir sektörü denemeye karar verip DKNY’nin Ankara temsilciliğini aldık. Sonrasında da Osmanlı- Türk unsurlarının işlendiği kendi markamız Şaşaa’yı açtık. Ankara’da hatırı sayılır bir müşteri potansiyeline ulaştık.

Peki, BigChefs projesi nasıl ortaya çıktı?
2006 yılında özel hayattaki dalgalanmalar ve belli bir bitiş, hayata sıfırdan yeniden başlamama neden oldu. Hakikaten dibe vurup bunların hepsini geride bırakarak BigChefs’le hayata sıfırdan yeniden başladım. Param yoktu. 30’larımın sonlarını yaşadığım bir andı. Ailenizden yardım isteyemiyorsunuz. Bu durumda sıfırdan çıkmanız gerekiyor. O dönemde herkes bana iyi bir birikimim olduğu için iyi bir yerde yönetici olabileceğimi söylüyordu. Ama bu benim aklıma bile gelmedi. Hiçbir şeyim yok ama bir yerden bulurum diye düşündüm. Gerçekten de öyle. İyi bir fikriniz varsa, o fikrinizi iyi yapacağınıza inanıyorsanız o işin finansmanını bulursunuz. Her yere dosya hazırladım. Bu proje kafamda oluşmuştu. Biraz banka desteğiyle, borçla ve güvenle bu işe başladım. Demek ki önceden yaptığım işlerden güven oluşmuş. Çünkü bugün benim mimarım burayı yaparken, “Ben sana burayı yapacağım, sen burayı açtıktan sonra bana parayı verirsin” dedi. Projemin başarıya ulaşacağına inandı ki, bana destek verdi. Ankara’da ilk restoranımızı açtık ve çok başarılı oldu. Ardından Ankara’da 2, Gaziantep’te 1 ve İstanbul’da 2 şube açtık. Şu an 15 milyon ciroluk bir hedefe ulaştık. Sadece Aralık 2007’den beri bu sayılara ulaştık. Söylenince mucize gibi görünüyor ama bugünlere gelmek kolay olmadı. Ekibim çok iyiydi ve hepsi bana inandı. Hep beraber sıfırdan bir mucize yarattık.

9560_7102_S1

Big Chef’s yurtdışına New York’tan açılacak

Elif Kurgu’nun Gamze Cizreli ile Vatan gazetesindeki 21 Nisan 2013 tarihli Newyork’ta Big Chef’s haberinin  röportajı beni çok heyacanlandırdı, mutlu etti. aşağıya aynen  aldım.

Big Chef’s markasının kurucusu Gamze Cizreli, yurtdışına açılmayı planlıyor. New York’ta yer bakan Cizreli, “Katar ve Dubai’den de teklifler var, oraları da inceliyoruz” dedi. Cizreli, Türkiye’de de Saruhan Tan’la çoğunluk hissesini aldığı Obika’yı büyütecek

Gamze Cizreli, Big Chef’s Cafe&Brasserie’nin kurucusu. 20 yılı aşkın bir süredir yeme-içme sektöründe. 2 yıl önce Türkiye’nin Kadın Girişimci yarışmasında birinci oldu. Kısa süre önce Kanyon’da bir restoran açan, Tokyo, New York gibi yerlerde şubeleri olan Obika’nın çoğunluk hissesini aldı. Biraz geçmişe dönersek; uzun süre Ankara sınırları içinde kalmıştı Cizreli. İlk markası Cafemiz’di. Sonra Kuki ve QuickChina geldi. Şimdilerde Gamze Cizreli ortağı Saruhan Tan ile birlikte markasını büyütme yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Ankara müşterisi zor

– Big Chef’s nasıl doğdu?

Özel hayatımızda dalgalanmalar oldu, eşimle yolları ayırdık ve ben 2007 yılında Big Chef’s markasını kurdum. Yoluma devam ettim.

– Sizi uzun yıllar Ankaralılar biliyordu. İstanbul’a geçmeniz sizin için çok önemli bir adım oldu. Bu kararı nasıl aldınız?

Ankara’dan çıkmak önemli karardı. Dönüm noktası oldu benim için. Ankara’da herkes beni tanıyordu. Belli bir güven ortamı vardır Ankara’da. Kendimi huzurlu güvende hissederken markamı büyütme isteğiyle İstanbul’a gelmek kaçınılmazdı. Aslına bakarsanız daha markayı kurarken İstanbul’u ve yurtdışını hayal ettim. Kısa, orta ve uzun vadeli planlar yaptım. Ve tahminimden de hızlı oldu.

– İstanbul’da hızlı büyüdünüz. Ankara’dan sonra İstanbul’da iş yapmanın zorlukları oldu mu?

Doğru. İstanbul hiç kolay değil. Kendinizi kabul ettirmeniz lazım. Ama ben Ankara’da başarılı olmuş birinin İstanbul’da çok daha kolay başarılı olabileceğini düşünüyorum. Bir de Türkiye bu zaman içinde çok değişti.

– Çok daha fazla kişi ev dışında yemek yemeye başladı…

Dışarıda yeme içme alışkanlığı çok arttı. İstanbul’a tam zamanında doğru marka doğru stratejiyle girdiğimi sonradan fark ettim. Ankara’da ne yaparsanız yapın İstanbul’da sıfır, bunu da burada iş yaptıktan sonra anladım ama yine de Ankara’da çalışmak çok büyük avantaj.

İyi teklif gelirse bakarız

– Nedir bu avantajlar?

Ankara müşterisi çok daha zor, parası daha kıymetli. Genelde de eğitim düzeyleri İstanbullulara göre daha yüksek. Daha donanımlılar. Onun için de farklı beklentileri oluyor.

timthumb

– İstanbul da son 5 yılda çok yol aldı. Siz İstanbul’un geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Yeme içme sektörü geçen sene 7 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı Türkiye’de. NY’de bu 21 milyar dolar. Arada çok fark var. Biz Barcelona’nın da altındayız. İstanbul’un gideceği çok yer var daha. Ama umutluyum. Yeni yetişen işletmeciler, aşçılar beni umutlandırıyor. Bu iş biliyorsunuz kültür meselesi aynı zamanda. Bizim en büyük avantajımız Türkiye’nin değişime çok açık olması.

670925069098

– Kaç Big Chef’s oldu? Bir süredir Saruhan Tan ile ortaksınız.

Çok güzel bir ortaklık oldu. Saruhan Bey ile markamızı büyütüyoruz. 16 yerimiz var. 8’i İstanbul’da. 4’ü Ankara. Biri Gazinatep, Antalya, Mersin, Samsun. Yakında İzmir’de bir yer açacağız. Bursa, Adana, Bodrum’da da 2013 yılında yerlerimiz açılacak.

– Sizi satın almak isteyen fonlar var mı?

Bize de ilgi oldu. Şu an kendimiz devam ediyoruz. Büyümek amacıyla iyi bir teklif olursa bakarız.

– Yurtdışına açılmayı hedefliyor musunuz?

New York’a girmek istiyorum. Orada Big Chef’s açmak istiyorum. Ben markamın orada başarılı olacağına inanıyorum. New York’ta yer bakıyoruz. Geçen yaz orada ev kiralayıp baktım. Oğullarımı yaz okuluna verdim orada sabahtan akşama kadar gezdim. Ben orada başarılı olacağımızı düşünüyorum.

– Avrupa’ya açılmayı düşündünüz mü?

Avrupa’ya da baktım. Orada zorlanabiliriz ama New York ve Boston bizim için iyi. Katar ve Dubai’den de teklifler var, oraları da inceliyoruz.

Tahin Kayseri’den sirke Balıkesir’den geliyor

BIG Chef’s’de 1.013 kişi çalışıyor, bunların 372’si aşçı. Big Chef’s’in organik reçelleri Davutlar’dan, tahinli katmer ve köy eriştesi Kayseri’den, zeytinyağı Ayvalık’tan, sirke, tatlı ve biber salçası ise Balıkesir’den geliyor.

Big Chef’s’de aylık toplam 7.8 ton dana eti, 602 kilogram elma, 1.7 ton levrek, 4.5 ton domates, 3.6 ton yeşillik, 4500 litre zeytinyağı tüketiliyor.

LEZZET PEŞİNDE DÜNYAYI GEZİYORUM

– Siz lezzet turları yapıyorsunuz. Hatta trüf mantarı peşine İtalya’ya gittiniz değil mi?

Ben çok seyahat ediyorum. Türkiye’deki ve dünyadaki festivallere, tadım turlarına gidiyorum. Bazı gastronomi merkezlerini belli aralıklarla ziyaret ediyorum. Şeflerin mönülerini tadıyorum. Ben böyle farklılık yaratıldığına inanıyorum. Çok farklı lezzetler var. İşimiz keyifle huzurla yapmamızı da sağlıyor bunlar. Söke’de nar reçeli yapan bir hanımı keşfetmek büyük haz veriyor bana. İşinizi huzurla keyifle yaptığınızda başarı geliyor.

Big-Chefs-kucuk-sefler-is-basinda

– Yeni lezzetler keşfetmek için dünyayı geziyorsunuz. En çok nereden etkilendiniz?

Vietnam’dan etkilendim.

Uzakdoğu mutfağını çok beğenirim. Çin ile Thai mutfağı karışımı diyebilirim Vietnam mutfağı için.

– Trüf avına katıldınız değil mi?

Evet. Alba’ya gittik. Köpeklerle trüf mantarı avına çıktık. Alba çok iyi bölge. Bu işin meraklıları buraya akın ediyor. Çok iyi restoranlar var.

– Yılda kaç kez lezzet yolculuklarına katılıyor musunuz?

Her yıl en az 3-4 kere lezzet turları yapıyorum.

000_15.05.10_1tn_

– İş dışında ne yaparsınız?

Çok seyahat ediyorum. Çocuklarım çok zamanımı alıyor. İyi bir sinema izleyicisiyim. Ankara’ya çok gidiyorum. Çocuklarımın okulu Ankara’da. Onların düzenini bozmak istemedim. Bu yıl onları buraya taşıyorum. Büyük oğlan Amerika’ya gidiyor, küçüğü de İstanbul’a alıyorum. Büyük oğlum dede mesleğini seçti Amerika’da moleküler biyoloji okuyacak.

OBİKA’YI BÜYÜTECEĞİZ

– Obika’ya da ortak oldunuz. Obika’nın da yeni şubeleri açılacak mı?

Obika’nın New York, Tokyo, Toronto, Roma, Londra, Los Angeles, Milano’da toplam 15 şubesi var. Obika’nın çoğunluk hissesini aldık. Öncelikle Bodrum ve Ankara’da şube açacağız. Big Chef’s ‘in daha küçük bir konseptini yapmak istiyoruz. Daha küçük yerler ve AVM’lerde hızlı, küçük, makul fiyatlı bir konsept üzerine de çalışıyoruz.

Her açtığımız yer kârlı

– Big Chef’s lokasyon seçiminde şaşırtıyor. Suadiye’de çok da kalabalığın olmadığı bir yerdesiniz, Tarabya’daki noktanız da o bölgedeki ilk yer olma özelliğini taşıyor…

Tarabya’ya gelmek çok iyi geldi bize. Doğru Tarabya’da kimse yok. Daha doğrusu bizim işimize benzer iş yapan bir işletme yok. Biz Ataşehir’e de gittiğimizde de kimse yoktu. Saruhan Tan bu anlamda çok iyi koku alıyor. Suadiye’de de biraz gerideyiz ama geliyor müşteriler. Günün sonunda işletmenin kârlılığı önemli. Her açtığımız yer kârlı.

– Cafelerde çok büyük sorun oluyor. Özellikle öğle saatlerinde bir kahve içip saatlerce masalarda oturan genç ve kadın gruplar oluştu. Siz de aynı şeyden şikayetçi misiniz?

Bizde öyle sorun yok. Bizim mutfağımız çok ön planda. Bize yemek yemeğe geliyorlar.

– Ortalama ne kadar harcıyorlar?

Kişi başı ortalamalarımız lokasyona göre değişmekle birlikte 40-45 lira arası. Akşam yemeği yiyen de var öğle arası kahve için de.

etiler-big-chefs-artik-studyo-oldu-3096645

Gamze Cizreli aynı zamanda Hürriyet gazetesi köşe yazarı. Yazılarınıda zevkle okuyorum. Suadiye de Big Chef’s açılmasına çok sevinenlerdenim. Newyork’ta Big Chef’s açılacak haberi beni çok mutlu etti, heyacanlandırdı.Çocuklarla ilgili atelye çalışması, sosyal alanda katkıları, işindeki yenilikleri, hergün başka güzel bir haberle karşımıza çıkan  bu çok özel kadınla  gurur duyuyorum,sizlerle de keyifle paylaştım. Sevgiler sevgiler

Fark Yaratan Kadınlar-Women to Watch

 Sevgili Pelin Özkan’dan gelen haberin her satırını büyük bir mutlulukla ve bir solukta okudum.  15 müthiş kadını, sevgiyle  kutluyorum,Media Cat’a ve Pelin Özkan’a da katkılarından dolayı çok teşekkürler.

logo

Kagiderli arkadaşımız Alev Altınkılıç‘ı da tekrar, gururla  kutlamak istedim.

Dünyanın önemli iş dergilerinden biri, pazarlama iletişimi alanında lider Advertising Age dergisi 1997’den bu yana Amerika’da verdiği ‘Women to Watch-Fark Yaratan Kadınlar’ ödüllerini bu yıl ilk kez MediaCat dergisi işbirliği ile Türkiye’de de verecek. Bu ödül iş dünyasında kariyerlerinin zirvesine yürüyen, fark yaratan yaratıcı kadınlara veriliyor.

Women to Watch ödülleri 14 Mayıs’ta AdAge yöneticilerinin de katılacağı bir törenle sahiplerini bulacak.

Oldukça sıkı kriterleri olan bu ödüle bu yıl Türkiye’den 15 kadın layık görüldü.

Marka Yaratma Ödülü’nü kazanan iki kişiden birisi Kagider üyemiz sevgili Alev Altınkılıç. Diğer ödül kazanan kadınlarımızı aşağıda görebilirsiniz.

Bu güzel haberi sizinle paylaşmak istedim ve sevgili Alev Hanım’ı diğer tüm kadınlarımızla birlikte huzurlarınızda kutlamak istedim.

Sevgiler

Pelin Özkan

Ödül alacak kadınlarımız:

  1. Betül Mardin-Ömür Boyu Onur Ödülü
  2. Alev Altınkılıç-Kahve Dünyası kurucusu (MarkaYaratma Ödülü)
  3. Arzu Ünal-Young and Rubicam Başkanı (Yaratıcılık Ödülü)
  4. Aslı Günaydın-Unilever Türkiye Medya Direktörü (Genç Yetenek Ödülü)
  5. Ayşe Bali-Rafineri Ajans Yaratıcı Grup Başkanı (Yaratıcılık Ödülü)
  6. Çiçek Uyansoy-Nokia Türkiye Genel Müdürü (Teknoloji Ödülü)
  7. Demet İkiler-Group M CEO (Global Lider Ödülü)
  8. Ece Aksel-Frito Lay Genel Müdürü (Global Lider Ödülü)
  9. Galya Molinas-Coca Cola Türkiye Başkanı (Global Lider Ödülü)
  10. Gizem Keçeci-Vodafone Türkiye CMO (Pazarlama Ödülül)
  11. Gülden Yılmaz-Koton Kurucusu (Marka Yaratma Ödülü)
  12. Gülse Birsel-Senarist, oyuncu (Sanat Ödülü)
  13. İlkay Gürpınar-TBWA Ajans Yaratıcı Grup Başkanı (Yaratıcılık Ödülü)
  14. Nil Karaibrahimgil-Sanatçı (Sanat Ödülü)
  15. Şule Şamlı-Eti CMO (Pazarlama Ödülül)

Pelin Özkan

Genel Yayın Yönetmeni

MediaCat

Beyaz Yakalı Girişimci

 Fatmanur Erdoğan çok severek takip ettiğim Kariyer Yolculuğu blogunun yazarı, bir kitap yazdı. BEYAZ YAKALI GİRİŞİMCİ-Girişimci Hayata Yumuşak Geçiş

Fatmanur Erdoğan’ı yazılarından  beğeniyorum, okuyorum, takip ediyorum. Kitabının  çıktığını ve de girişimciler için yazdığını görünce, hemen alıp okumak sizlerle de paylaşmak istedim. Sevgili Fatmanur’u bugüne kadar hakkında çıkan yazılarla ve özellikle blogunda yazdığı yazılarıyla tanıyorum. Size de onu; ilgili birkaç yazıyı, görseli paylaşarak anlatmak istedim. Girişimciler için çok faydalı olduğunu düşündüğüm kitabını da yine hakkında çıkan yazılarla paylaşmak istedim. Bu güne kadar sizlerle paylaştığım girişimcilik hikayelerinde kitapta anlatılan tavsiye edilen örnekler hep var.Fatmanur çok doğru ve değerli tespitler yapmış.Kitapta  da toplu bir bakış açısıyla anlatmış, size hangisi uyarsa.Karar sizin.

fatmanur-erdoganFatmanur Erdoğan Hakkında

Fatmanur ErdoğanTürkiye’nin ilk kariyer ve yönetim blogunun kurucusudur. 

Hürriyet Daily News gazetesinde girişimcilik üzerine yazdığı köşe yazılarıyla girişimci ruha sahip olanların başarıyla yükselmelerine destek olmayı amaçladı.

Kariyerine Norveç’te Norsk Hydro Agri International’da başladı. Singapur’da FMCG sektöründe çalıştıktan sonra, uzun yıllar ABD’nin Kaliforniya eyaletinde, University of California, Santa Barbara Extension’ın global pazarlama stratejilerine yön verdi. Pazarlama alanındaki çalışmalarıyla Ventura County, California Addy Awards gümüş ödülüne layık görüldü. Pacific Coast Business Times tarafından ‘40Under40’ genç girişimci lider ödülünü kazandı.

Yurtdışında 10 yıl yaşadıktan sonra, BSH Bosch ve Siemens Ev Aletleri şirketinin kurumsal iletişim departmanını kurdu ve yönetti. Abdi İbrahim İlaç Sanayii’nin kurumsal sosyal sorumluluk süreç tasarım çalışmalarını başlattı. The Coca-Cola Company’nin 91 ülkeden oluşan Coca-Cola Avrasya ve Afrika Grubu’nun kurumsal ilişkiler ve sürdürülebilir gelişim stratejilerinin oluşturulmasında etkin bir rol aldı.

Girişimci bir yönetici olan Fatmanur Erdoğan, Uludağ Üniversitesi’nde İşletme okudu; University of California, Santa Barbara’da Pazarlama, Grafik ve Web Tasarım programlarını tamamladı; Yorkville University’de Psikolojik Rehberlik ve Danışmanlık üzerine yüksek lisans yaptı. Erdoğan, Yeditepe Üniversitesi MBA Programında “İnovasyon İçin Kurumsal Kültürler ve Liderlik” dersi vermektedir.

indir (3)Beyaz yakalıdan girişimci olur mu?

Hazırda işiniz varken, düzeninizi oturtmuşken, geliriniz belliyken girişimci hayata geçmeyi düşünür müydünüz? Birçok kişi bu rahatlığı ve garantili durumu bırakmak istemiyor. Fakat bazıları da kurumsal hayatı devam ederken hep yapmak istediği işi yapabilmek için can atıyor. Bir yandan şirket diğer yandan yepyeni bir iş alanı… İkisi nasıl yürüyecek? Fatmanur Erdoğan, Beyaz Yakalı Girişimci adlı kitabında girişimciliğe heveslenen beyaz yakalılara tavsiyelerde bulunuyor.

Beyaz yakalı girişimci, eğitimi olan, iyi şirketlerde kariyer yapmış, başarılı, bir yandan da girişimci ruha sahip kişilere deniyor. Sayıları da git gide artıyor. Hazırda bir işi, düzeni varken bir girişimde bulunmak cesaret istiyor. Şu anda yaptığı işi bırakmasa bile girişimine zaman ayırması gerekecek. İşin tutup tutmayacağı batıp batmayacağı da kesin değilken neden böyle bir şey yapılsın? kariyeryolculugu.com’un kurucusu ve Beyaz Yakalı Girişimci kitabının yazarı Fatmanur Erdoğan bunu şöyle açıklıyor: “Beyaz Yakalı Girişimcilerin aklında hep bir gün kendi işlerini yapmak oluyor. Bazıları aile ve çevrenin baskısıyla başka şirketlerde çalışan ama arayışları daim olan kişiler oluyor. Bazıları için elde ettikleri deneyim artık onları tatmin etmiyor ve daha çok üretken olabilecekleri bir kariyer arayışı içinde oluyorlar. Diğer bir sebebi şirketlerin hiyerarşik yapıları, kuralcı yaklaşımları, ya benim düzenime uyarsın ya da gidersin tarzı liderlik anlayışları sayılabilir.”

İnsanların saygı gösterdiği bir kariyerden sonra bilinmeyen bir alanda ilerlemeye çalışmak cesaret işi. Özellikle de ilk yıllarda. Girişimcinin kendini kabul ettirmesi ve ürününü, hizmetini satması ilk yıllarda zor oluyor. Tanınırlık, güvenilirlik gerekiyor. Referans işler birikene kadar kapıların yüzünüze kapanmasına da hazırlıklı olmak gerekiyor. Eğer tek başınaysanız daha rahat hareket edebiliyorsunuz. Ama bir aileniz varsa onlar da yeni kariyerinizden etkileniyor. Düzenli bir gelirden vazgeçiyorsunuz. Genellikle yatırımı geri alabilmenin iki seneyi bulduğunu belirten Erdoğan, bunun en az iki sene alışık olunan hayattan mahrum kalınması anlamına geldiğini söylüyor.

57 (1)Üçüncü denemede başarılı oluyorlar

Kurulu düzeni bırakmak zor. Bu nedenle beyaz yakalıların büyük bir kısmı böyle bir değişime gitmiyor. Uluslararası bir şirkette çalışıyorsanız, sizinle iş yapmak isteyen çok kişi oluyor. Sadece şirket ismi nedeniyle sizinle temas kurmak istiyorlar. Girişimciliğe geçiş yapıldığında ilgi azalıyor. Bu da 20 yılını büyük şirketlerde geçirmiş beyaz yakalılar için zor bir süreç. İtibarını ve gücü kendinizden almamaya alışmışsanız, süreciniz daha da zorlaşır diyen Erdoğan, beyaz yakalı girişimcilerin bir müddet gelir kaybı yaşamayı da göze alabildiğini söylüyor. Yıllarca maaşı zamanında yatanlar için dengesiz bir hayata geçmek büyük sıkıntı. Kararınızı verdiniz, girişimci olacaksınız. Ölçtünüz, biçtiniz ve bir şekilde işe başladınız. Her şey istediğiniz gibi gitmeyebilir. Erdoğan, istatistiklere göre, girişimcilerin genellikle 3. iş denemelerinde istedikleri başarıyı elde ettiklerini söylüyor. Bir kısmı da bu işin onlara göre olmadığını tecrübe ederek farkediyor. Hiç denememektense, deneyimlemeyi tercih ediyor. Bunun çok önemli bir özellik olduğunu belirten Erdoğan, günümüzde işinden, iş yerinden ve yöneticisinden memnun olmayan çalışanların sayısı yüksek olduğunu söylüyor. Bu kişilerin çoğu da hayal kuruyor fakat aksiyon alamıyor. Bir kısmı da cesaret ediyor ve iş istediği gibi gitmese bile, bu tecrübe onu profesyonel hayatında daha başarılı yapıyor.

Girişimcilik işsiz olmakla eşdeğer

Bir yandan iş bir yandan binbir zorlukla ilerletmeye çalıştığınız girişiminiz… Bu dönemde çalıştığınız kurumun tutumu önemli. Bazı girişimcilerin bu süreçte şirket hedefiyle kendi hedefleri örtüşmediği için kurumsal hayatı bıraktığını belirten Erdoğan, çevik şirketlerin zaten bu kişilerin hedeflerine ulaşabilmeleri için destek olduklarını söylüyor.

Girişiminizi yaptınız, hatta biraz da yol aldınız. Fakat sıkıntılar bitmiyor. Profesyoneller için en önemli sıkıntılardan birinin girişimciliğin işsiz olmakla eşdeğer olması diyen Erdoğan, bu durumun beyaz yakalı girişimcinin kendini yeni işinde kabul ettirene kadar devam ettiğini söylüyor. Ancak o zaman sosyal baskıdan kurtulabiliyorlar. İnternet girişiminde bulunanların işi daha zor. Evde laptop’unuzda iş yapıyorsanız, vay halinize. Yazık çocuğa, gül gibi işini bıraktı diye düşünülüyor. Fiziksel bir dükkanınız da yoksa, ne iş yaptığınızı anlatmak zor. Çevreden gelen eleştirilere dayanmanın en iyi yolu da halinizden anlayan kişilerle, yani girişimcilerle vakit geçirmek.

Türkiye’den örnekler

Türkiye’de de beyaz yakalı girişimciler var. Erdoğan bunlara örnekler veriyor: Özüm Sönmezalp, Türkiye’nin prestijli bir kurumunda, iyi bir konumda çalışırken ayrılıp daha önce bu alanda deneyimi olan Kemal Gürer ile birlikte Burger House’ı kuruyor. Türk markası olan bu girişim, uluslararası alanlara da açılıyor. İngiltere’de şube açtılar ve şimdi planları arasında Güney Afrika’da 5 şube açma planları bulunuyor.

Diğer bir girişimci Fiba Holding’in kurucusu Hüsnü Özyeğin. Yapı Kredi Bankası’nda üst düzey bir pozisyondan ayrılıp, kendi şirketini kurdu. Özyeğin Üniversitesi Girişimcilik alanında yaptığı çalışmalarla öne çıkıyor.

trendyol.com kurucuları da Beyaz Yakalı Girişimcilere iyi bir örnek. Kurucularından Demet Mutlu, başarılı bir eğitim hayatı arkasından, memur olarak bir şirkette çalışmaktansa, start up girişiminde bulunmayı tercih ediyor. Belli bir kurumda unvan almak için koşturmak yerine tutkusunun ve ideallerinin peşinden koşuyor. Harvard’dan mezun olup ismi bilinmeyen bir şirket kurmak da büyük cesaret, özgüven ve öngörü gerektirir. CFO’su Mehmet Akgün, Amazon.com’da finans müdürüyken, Türkiye’de bir start-up a CFO olarak katılıyor. Kısaca Beyaz Yakalı Girişimci, kendi tutkuları doğrultusunda hareket edebilme cesaretine sahip, girişimci ruha ve davranışa sahip, eğitimli, başarılı, çok meraklı ve potansiyeli yüksek olan dinamik bireylerden oluşuyor.

posta-gazetesi-fatmanur-erdoganGirişimciliğe geçişte tavsiyeler

-Halihazırda çalıştığınız bir şirket varsa ve kendi işinizi yapma hayaliyle tutuşuyorsanız, keskin bir geçiş yerine kademeli geçişi deneyin. Şu an X şirketinde gıda ürünleri satan bir pazarlama direktörüyseniz ve ticarete atılmak istiyorsanız, evinizden küçük adımlarla ticarete atılmanız ya da ticaret yapan bir tanıdığınızla birlikte bir müddet hareket etmeniz faydalı olur.

– Yaptığınız işten farklı bir alana geçecekseniz, o alanı tanımak, networkünüzü kurmak için zaman geçirin. Yeni bir alan hakkında öğrenmeniz gereken çok detay olacaktır.

-Eğer girişiminiz aynı sektörde olursa, networkünüz sağlam, bilgi ve tecrübeniz de kuvvetli olacağından geçişiniz yumuşak olacaktır.

-Aileniz ve sorumluluklarınız yüksekse, onlarla fikirlerinizi paylaşın. Girişimci hayat, stabil memur hayatından farklıdır. Aileniz de sizinle birlikte durumdan etkileneceği için, onların da hazır olması ve sizi desteklemesi yararlıdır.

-Finansal olarak yüklü girişimde bulunacaksanız, kaynaklarınızı iyi planlayın.                         Yukarıdaki güzel yazıyı  Hürriyet İK dan Zeynep Mengi’den aldım. zmengi@hurriyet.com.tr

ELLE-COVER-STORY-FATMANUR-ERDOGAN-155_156_ELLE150Kitap Hakkında Yorumlar

“Girişimciliği ve girişimcilerin deneyimlerini akıcı bir anlatımla gözler önüne seriyor. Girişimci bir hayatın size göre olup olmadığını keşfetmenizi sağlayacak etkili bir kitap. Girişimciliğe gönül vermiş herkesin girişimci hayata adım atmadan önce Fatmanur’un bu kitabını okuması gerekir.

-Norbert Klein, CEO, BSH Bosch ve Siemens Ev Aletleri A.Ş. Turkey

“Girişimciliği tanımlamak çok kolay değil. Belki en yakın ve açıklayıcı olanı “girişimciliği” bir ruh hali olarak tarif etmek. Fatmanur Erdoğan’ın yakaladığı ve aslında hazırladığı bu kitabı farklı kılan da buradaki yaklaşımı. Psikolojik olarak girişimciliğe yaklaşım ile aslında Erdoğan, bir yaşam biçimini anlatıyor. Bu açıdan içerik olarak Türkiye’de alanındaki en ilgi çekici çalışmalardan biridir. Kitapta sizi başarıya götürecek ‘girişimcilik ruh hallerini’ bulmak mümkün. Yapay formüller yerine, kendi girişimci ruh hallerinizi keşfederek ilerlemenin yolu açıklanırken, girişimcilik alında dünyaca tanınmış isimlerden örnekler ve sözler, anlatılan yaklaşımları renkli kılıyor.”

-Volkan Akı, Turkish Time, Genel Yayın Yönetmeni

61“Girişimcilik üzerine yazılmış ilham verici, çok değerli bir kitap. Fatmanur Erdoğan, bizlere yeni ürün ve hizmetler geliştirebilmek için yaratıcı ruhumuzu kullanma yöntemlerini, inovasyon için keşif yollarını gösteriyor. Merak duygunuzu harekete geçirmeye ve cesaretinizi bulmaya destek oluyor. Fikirlerinizin akması ve başarıyla sonuçlanan girişimlere imza atmanız için gereken gücü size kazandırıyor. Merakınızı cezbettiren başarı örnekleri ve yüksek tempolu anlatımıyla girişimcilik yolculuğundakilerin başucu kitabı.”

-Nancy Overholt, Direktör, Institute of International Education, USA

“Fatmanur öyle güzel biriktirmişsin ki hepimizin iş hayatındaki keşkelerimizi, iyi ki yapmışımlarımızı, yine olsa acaba öyle mi davranırdımlarını… Uzun zamandır birbirine çok benzeyen kişisel gelişim kitaplarının girişimcilik alanındaki boşluğunu dolduracak bir kitap olmuş. Yirmili yaşlarının başlarındaki her Türk gencine bu kitabı okutabilmeyi öyle isterdim ki… Bu durumda kitabı elinde tutan ve bu yazıyı okuyanlardan ricacı olayım; mümkün olduğunca fazla kişiye hediye ederek okumalarını sağlayalım. Emin olduğum ise, bu kitapta okudukları sayesinde hayatında önemli kararlar alacak birçok kişi için bir başucu kitabı değil, başının tacı kitabı olacak…”

-Mustafa Demiralay, Yeşim Tekstil Üretim Direktörü

Mustafa Demiray’a ben de katılıyorum. Optimist Yayınlarından çıkan bu çok güzel kitabı çevremde ki gençlere tavsiye etmekten, hediye etmekten çok mutlu oluyorum.