Tema’dan Yılbaşı Ağacı

Tema yılbaşı için kurumsal bir hediye hazırladı.Yılbaşı ağacı olarak hazırlanan ürünü, iş ortaklarınıza, müşterilerinize, çalışanlarınıza yeni yıl armağanı olarak göndererek doğayı koruma mücadelesinde  önemli bir katkı sağlayabilirsiniz.Yaşanabilir bir dünya için kurumsal yılbaşı hediyeniz Tema yılbaşı ağacı olsun.

10822290_1576647285892514_1516358089_n

TEMA Vakfı olarak, 22 yıldır doğal varlıkların korunması ve çevre sorunları hakkında toplumsal bilincin oluşturulması için çalışıyoruz. Çalışmalarımızı 80 ilde ve 305 ilçede gönüllü temsilcilerimizin katkıları, 500.000’i aşkın gönüllümüzün desteği ve bağışçılarımızın güveni ile gerçekleştiriyoruz. Doğayı ve doğal varlıklarımızı korumak amacıyla süren mücadelemizin büyüyerek, güçlenerek devam etmesi için, Vakfımızın çalışmalarına destek sağlamak amacıyla, ilk kez yılbaşına özel bir ürün çıkardık. FSC kağıt ormanları sertifikasına sahip ve geri dönüşümlü kağıtlardan üretilen ve 24.5 cm boyunda, özel kutusunda yapıma hazır bir masaüstü aksesuar olarak tasarlanan Yılbaşı Ağacımızın görselini ekte iletiyoruz. Bu ürünü, iş ortaklarınıza, müşterilerinize, çalışanlarınıza yeni yıl armağanı olarak göndererek doğayı koruma mücadelemize önemli bir katkı sağlayabilirsiniz.

 

Yılbaşı ağacımızın fiyatlarını talep edilen adetlere göre belirledik. Fiyat ve gönderim süreleri hakkında daha detaylı bilgi için kss@tema.org.tr e-posta adresinden bizimle irtibata geçebilirsiniz.

Yılbaşı Ağacı Fiyatlar

Adet Fiyat (TL) (KDV dahil)
100 adete kadar 20
100-300 adet 19
300-500 adet (Kurum logolu) 18
500-1000 adet (Kurum logolu) 17

Doğayı kucaklayacağımız daha yeşil bir yıl dileklerimizle…

 

Saygılarımızla,

 

TEMA Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı

 

Kağıt israfını engelleyerek ormanlarımızı koruyalım.
Preserve forests by avoiding unnecassary usage of paper.

 

Bin Güneş

Dün Kagider Yeşil İş grubu olarak Sürdürülebilir Yaşam Film Festivalinde Salt Galata’da Bin Güneş filmini seyrettik.Festival devam ediyor. Hem de Türkiye’nin bir çok yerinde aynı zamanda.Belki sizlerin de uğrama fırsatınız olur. Bilgi ve bizim seyrettiğimiz çok özel coğrafyalarda çekilen filmi paylaşıyorum. Sevgiler ve iyi hafta sonları…

  • Adana/ Seyhan Belediyesi Kültür Merkezi: 7 Kasım Cuma 17:30
  • Ankara/ TED Üniversitesi Kongre Salonu: 9 Kasım Pazar 12:00
  • Antalya/ Makine Mühendisleri Odası Kongre ve Sergi Salonu: 8 Kasım Cumartesi 13:00
  • Balıkesir/ Salih Tozan Toplantı ve Kültür Merkezi: 7 Kasım Cuma 16:20
  • Bodrum/ Bodrum Belediyesi Nurol Kültür Merkezi: 9 Kasım Pazar 14:45
  • Çanakkale/ Erkan Yavuz Deneysel Sanat Atölyesi: 9 Kasım Pazar 13:20
  • Diyarbakır/ Cegerxwin Gençlik ve Kültür Merkezi Sinema Salonu: 7 Kasım Cuma 15:30
  • Hopa/ AÇÜ Hopa İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Konferans Salonu: 8 Kasım Cumartesi 17:00
  • İstanbul (Anadolu)/ CKM Caddebostan Kültür Merkezi: 7 Kasım Cuma 14:45
  • İstanbul (Avrupa)/ Salt Galata: 7 Kasım Cuma15:30
  • İzmir/ Fransız Kültür Merkezi: 7 Kasım Cuma 14:45
  • Trabzon/ Trabzon Belediyesi Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi: 7 Kasım Cuma 18:15, 9 Kasım Pazar 16:50
  • a-thousand-suns-1024x576

http://www.surdurulebiliryasam.org/festival-2014/filmler/bin-gunes/

Tema&Kagider ile Dünya Çevre Günü

  2014 yılı konusunu “Kalkınmakta Olan Küçük Ada Devletleri Yılı” ilan eden Birleşmiş Milletler, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nünde iklim değişikliğinin  küresel etkilerinden deniz seviyesindeki artış sorununu gündeme taşıdı.

   Dünya Çevre Günü’nde açıklama yapan TEMA Vakfı, iklim değişikliğinin küçük ada devletlerinin yanı sıra  denize kıyısı olan ülkeler için de büyük tehdit oluşturduğunu hatırlattı.

Atmosferdeki karbondioksit miktarı, insan kaynaklı faaliyetler sebebiyle son 800.000 yıldır gelmediği bir düzeye geldi. Fosil yakıt kullanımı, ormanlar ve tarım arazileri gibi yutak alanların kaybedilmesi,  hızla artan karbondioksit miktarı, iklimin insan kaynaklı sebeplerle değişmesine sebep oluyor.

Değişen iklimlerDünya’daki tüm ekosistemleri ve medeniyeti etkiliyor. Kuzey Buz Denizi’ndeki buzulların iklim değişikliğine bağlı olarak erimesi ile deniz seviyesi yükseliyor. Gerçekleşen kuraklık, sel, fırtına gibi aşırı hava olayları; Türkiye dahil olmak üzere bir çok ülkeyi ciddi şekilde etkiliyor.

2013 Dünya Afet Raporu en fazla ölümün siklon, sel ve su baskınlarında yaşandığını gösterirken, sel ve su baskınlarından dolayı 2 milyon insanın mağdur olduğu belirtiliyor. Türkiye’de de, tüm dünyada olduğu gibi, başta kuraklık ve seller olmak üzere meteorolojik ve hidrolojik afetler oldukça sık meydana geliyor, ciddi can ve mal kayıplarına yol açıyor.

2012 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan çalışmaya göre; Türkiye’de insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olarak sadece büyük şehirlerde meydana gelen sel hasarlarının neden olduğu maddi kayıplar, depremlerin neden olduğu maddi kayıplara yaklaşmış durumda. Sadece yıldırımların yol açtığı can kaybı sayısı ise son iki yılda yüzlerce kişiye ulaştı.

Dünya Çevre Günü sebebiyle, Birleşmiş Milletler’in dikkat çektiği iklim değişikliği kaynaklı deniz seviyesindeki artışa, binlerce bilim insanının katkı sunduğu Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporları da dikkat çekiyor. IPCC raporlarına göre, deniz seviyesi geçtiğimiz yüzyıla göre yaklaşık 20 cm yükseldi. Bu rakam her ne kadar düşük gibi görünse de, denizden yüksekliği yalnızca birkaç metre olan bir çok ada devletinin varlığını tehdit ediyor. Üstelik bilim insanları, deniz seviyelerindeki artışın önümüzdeki yüzyılda da devam etmesini öngörüyor.

   Tükiye de risk grubundaki ülkeler arasında yer alıyor.

İklim değişikliğinin sebep olduğu deniz seviyesindeki artışın, Türkiye’nin kıyı şeridindeki şehirlerini de tehdit etmesi bekleniyor.  Bununla beraber, Türkiye’nin içinde olduğu bölge için yapılan öngörüler, iklim değişikliğine bağlı olarak artacak kuraklıklara, su varlığının azalmasına ve ani yağışlarla gelebilecek sellere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini de gösteriyor.

İklim değişikliği ile mücadele etmek için hala zamanımız varken harekete geçmemiz gerekiyor. TEMA Vakfı, acilen fosil yakıta bağımlı hayat tarzlarımızı değiştirmemiz gerektiğinin altını çiziyor ve  meralar, ormanlar, denizler, nehirler gibi atmosfere salınan karbondioksiti tutacak yutak alanları korumamız gerektiğini belirtiyor.

picture_first_k

KAGİDER üyeleri de, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü Ekolojik Okur Yazarlık sertifikaları ile karşıladılar. KAGİDER tüm girişimci iş kadınlarını, çevresel yaklaşımları “iş modellerinin olmazsa olmazları” arasına eklemeye çağırıyor.

7595_730598983667424_4255583051840252857_n

Türkiye’de kadın girişimciliğini artırmak ve kadınların istihdamına katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yapan KAGİDER, TEMA ile ortak yürüttüğü Ekolojik Okur Yazarlık Sertifikası Programı kapsamında, girişimci iş kadınlarının yatırımlarının sürdürülebilirlik çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesini ve çevresel süreçlere göre değerlendirilmesini amaçlıyor. TEMA Ekolojik Okur Yazarlık Sertifika Programı’na katılan KAGİDER üyelerinin ortak görüşü ise “etkili kaynak yönetimi ve ilave destek programları ile yatırımlarını uzun vadeli, kalıcı iş programlarına dönüştürmek üzere alınan eğitimin ufuk açıcı olduğu” noktasında birleşiyor.

10364120_730034533723869_2665388774725867856_n

2010 yılında kurulan Yeşil İş Çalışma Grubu aracılığıyla girişimci kadınlara yeşil bir vizyon kazandırmak amacıyla pek çok projeye imza atan KAGİDER’in Başkanı Gülden Türktan, 5 Haziran Dünya Çevre Günü aracılığıyla, girişimci olan veya olmayı düşünen herkesi çevresel yaklaşımlara hassasiyete çağırırken amaçlarını şöyle özetliyor: “İçinde yaşadığımız gezegenin doğal kaynaklarını hızla ve acımasızca tüketiyoruz. Bizi kötü sona yaklaştıran bu hızlı tüketime dur demek üzere, tüm dünyada yeşile duyarlı bakış açısı paralelinde yeni iş modelleri gelişiyor ve bunlar yeşile yatırım trendleri ile destekleniyor. Sürdürülebilir kaynak yönetimi iş süreçlerinin vazgeçilmez bir parçası oldu. Girişimin temel değerlerinden biri olan yeni üretimler de beraberinde yeni tüketimleri getiriyor. Girişimcilere tükettikleri kadarını gezegene geri vermeleri gerektiğini hatırlatmak hem bizim hem de tüm sivil toplum kuruluşlarının ortak amacı olmalı. KAGİDER’in iklim değişikliği, çevre ile uyumlu yaşama gibi konulara verdiği önemin bir sonucu olarak kurulan Yeşil İş Çalışma Grubumuz, gönüllü çalışmalarıyla çevre ile dost iş modelleri ve iş yaşamında çevresel yaklaşımlar geliştirmek üzere faaliyet gösteriyor. TEMA ile ortak olarak hazırladığımız Ekolojik Okur Yazarlık Sertifika Programını da bu vizyonumuz kapsamında yürütüyoruz. Üyelerimizin hem var olan işlerini sürdürülebilir bir bakış açısı ile yeniden gözden geçirme fırsatı bulacakları hem de pazarlama ve marka güçlerine yeni bir ivme katabilecekleri TEMA Ekolojik Okur Yazarlık Sertifika Programımızın eğitimlerinden birini geçtiğimiz hafta tamamladık. 5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle bir kez daha hatırlatmak istiyoruz ki, girişimsiz ekonomi olmayacağı gibi, sürdürülebilirliği olmayan ve dolayısıyla yeşilsiz girişim de olmaz.“

 

Tema&Kagider Ekolojik Okuryazarlık Eğitimi

Bilenin Bilmeyene Borcu Var.(Hayrettin Karaca) diyerek başladık.

Toprak, toprak, toprak,

Ben yeşile gönüllüyüm,

Ben havaya gönüllüyüm,

Ben suya gönüllüyüm; diye devam ettik.

 Fotoğraf: #Ekoy @kagider @TemaVakfi

Bu  hafta başında Kagider Yeşil-İş grubu olarak Tema ile çok değerli bir eğitimi gerçekleştirdik.Uzun zaman önce planlanan eğitimde Kagiderli üyeler ve çalışanları Tema’nın verdiği eğitimle çok faydalı bir gün geçirdik. Çevre ile ilgili konularda  her   zaman yaşadığımız gibi, çoğu bilgiyi şaşkınlıkla dinledik. Evet ne kadar içinde olmaya çalışsak da bilmediğimiz çok şey var.Eğitimin başlıklarını aşağıda yazdım.  İş Dünyasında Ekolojik Okuryazar olmak , Her Alanda Sürdürülebilirlik, Ekosistem Hizmetleri bu eğitimde özellikle  öne çıkarmak istediğimiz konulardı.

TEMA Vakfı & KAGİDER

Ekolojik Okuryazarlık Eğitimi Taslak Program

Zaman

Etkinlikler

09.30-10.00

Tanışma

10.00-11.00

Doğanın Yaşamı Nasıl Sürdürdüğünü Anlamak– Doğanın Dili/Ekolojinin Temel İlkeleri

11.30-12.30

Görünmeyeni Görünür Kılmak– Ekosistem Hizmetleri/İş Dünyasına Görünmeyen Büyük Katkılar- Ekolojik Ayakizi/Sanal Su

13.30-14.30

Kasıtsız Sonuçları Öngörebilmek– İş Dünyasında Doğayla İlişkimiz ve Doğaya Olan Etkimiz

15.00-16.00

Sürdürülebilirliği Bir Yasam Biçimi Olarak Benimsemek – İş Dünyasında Ekolojik Okuryazar Olmak: Her Alanda Sürdürülebilirlik- Doğa Dostu Girişim Örnekleri

16.00-16.30

Değerlendirme ve Sonraki Adımlar

10424353_1456927754447297_4912258882838380843_nBir günde anlatılanları; sevgili Tema Vakfı Yönetim Kurulu başkanımız Deniz Ataç   “Sadece bir koku geçirdik.” diye yorumladı. Ama hepimiz,  akıldan çıkmayacak  çok önemli örneklerle, yol gösterici uygulamaları,  ölçümlemeler ile bunları kendimize ve şirketlerimize nasıl monte edebileceğimizi öğrendik.Çok faydalı bir eğitim oldu,şimdi  eğitime katılan herkes birey ve kurumlar olarak neler yapması gerektiğini kafasında daha net şekillendirmeye başladı.

Günün sonunda bizlere verilen  EN ÖNEMLİ BİLGİ, AKILDA KALMASI GEREKEN NOKTA

Çevremizin Sürdürülebilirliğini Sağlarsak, Sosyal ve Ekonomik Sürdürülebilirlikleri de sağlarız; oldu.

10341481_526647400790932_2291990092706244234_n

Bu çok faydalı eğitimin detaylarını sizlerle paylaşmaya çalışacağız, o gün bizlerle olan Değerli Tema ekibi,Esra Ergin,Hülya Çeşmeci,Burcu Meltem Arık Akyüz, Eda Yirik’e bölüm başkanı Özgül Erdemli’ye ve Tema Vakıf Başkanı Deniz Ataç’a   çok teşekkürler ediyoruz.

 

 

Şehrin Göbeğinde Yemyeşil….

Yeşilist çok sevdiğim bir blog, geçtiğimiz günlerden; Ece Doğan’ın güzel yazısını sizler için paylaşmak istedim.Hepimizin çevresinde böyle parkurlar var,düşünelim, yazalım paylaşalım istedim. Tüm doğa severlerden bekliyorum, her nerede olursanız olun, böyle bir parkur yazısını keyifle paylaşalım. Sevgiler sevgiler…
345534543

Şehrin göbeğinde yemyeşil bir haftasonu parkuru
28.02.2014 – Ece Doğan
Malum, hava sıcaklıkları mevsim normallerinin oldukça üzerinde gidiyor. Kışı pek sevmeyenler için bu durum sevindirici olurken, aslında durumun ciddiyeti ortada. Şubat ayının ortasında baharı yaşarken, doğa da bu duruma nasıl adapte olacağını şaşırıyor, kışı unutup o da bahar gibi davranmaya başlıyor. Biz de dedik ki madem durum bu, çıkalım sokaklara, erken baharın biraz tadını çıkaralım. Malum, böyle giderse, gerçek baharda belki de bu sefer sıcaktan evlerimizden çıkamayacağız.

Aşağıda sizler için, hem keyifli bir yürüyüş yapıp hem de yerel lezzetlerin tadını çıkarabileceğiniz güzel bir parkur belirledik. Buyurunuz… Keyifli yürüyüşler!

Parkurumuz Yıldız Parkı’ndan başlıyor. Yıldız Parkı şehrin tüm yoğunluğunun ve karmaşasının ortasında tam anlamıyla bir kaçış noktası. Beşiktaş ile Ortaköy arasındaki yamaçta yer alan parkta, nerede olduğunuzu unutup doğanın ve temiz havanın tadını çıkarabilirsiniz. Güne sağlık ve enerji dolu başlamak için sabahın erken saatlerinde, parkta sıkı bir yürüyüş öneriyoruz.

567756765

Yürüyüşün ardından tabi ki karınlar acıktı. Güzel bir kahvaltı hak edildi. Bunun için yanınızda götüreceğiniz kahvaltılık malzemeler ve termostaki çayınızla ağaçların altında piknik yapmak güzel bir seçenek olurken, bizim sizin için bir önerimiz daha var. Parktan aşağı geri inip Beşiktaş çarşıya doğru yürüyorsunuz. Çarşıda balık pazarını geçtiğinizde solunuzda ufak tefek, mavi beyaz, sanki bir sahil kasabasından çıkıp da çarşının ortasına kondurulmuş gibi bir dükkan göreceksiniz. İşte orası, manda sütünden yaptığı kaymağıyla meşhur Bulgar Pando’nun Yeri. Beşiktaş’ın en eski yerel lezzetlerinden biri olan Pando’nun geçmişi 1895’e dayanıyor. Babasından kalma dükkanda hala aynı tatları sunan Pando, gösterişsiz ve basit ancak bir o kadar da benzersiz bir kahvaltı sunuyor. Yürüyüş sonrası bu kahvaltı çok iyi gidecek!
23423423(9)

Kahvaltıyı bitirince çarşıda ufak bir turun ardından yönümüzü bu sefer Beşiktaş’ın ekolojik gıda noktası Kırkambar’a çeviriyoruz. İhtiyaç duyacağınız neredeyse tüm ekolojik ürünleri burada bulmak mümkün. Buraya kadar gelmişken uğramadan gitmeyin deriz.

Kahvaltı ve alışverişten sonra sizi Türk kahvesi içmeye götürüyoruz. Ama öncesinde eğer hala bir şeyler yemeye hevesiniz varsa, buyurun Beşiktaş’ın bir diğer yerel lezzet noktası olan 7-8 Hasanpaşa Fırını’na. Burası, günümüzde yeni açılan ve her biri birbirine benzeyen mekanların aksine, hala eski zamanlardaki fırın yapısını koruyan ve sizi geçmişe götürecek bir yer. Kuyruğu görünce ürünlerinin müdavimlerinin ne kadar çok olduğunu anlayacaksınız. İçeride seçenek oldukça fazla ama biz özellikle acıbadem kurabiyesi ve vişneli mekiğini kesinlikle denemenizi tavsiye ediyoruz.
Kurabiyeleri aldık, artık kahve için yola koyulma vakti. Türk kahvesi hassas konu. Her geçen gün bir yenisini gördüğümüz kahve zincirlerinde içilen Türk kahveleri aynı tadı vermiyor. İşte bu yüzden size biraz yokuş çıkarıp, gerçek bir kahveye götürüyoruz. Çarşıdaki kartal heykelinden yukarı doğru çıkıp Abbasağa Parkı boyunca yürüyün. Biraz ileride karşınıza küçük bir meydan ve bir güneş saati çıkacak. Abbasağa Kahvesi, mahallelilerin müdavimi olduğu bu meydana ufak tabureler ve masalar koyuyor. Dileyenler kendi getirdiği yiyecekler ve çayla kahvaltılarını yaparken dileyenler de kahvesini içip gazetesini okuyarak güzel havanın tadını çıkarıyor.
567765756

Burada oldukça uygun fiyata, Türk kahvesine yakışır bir ortamda kahvenizi içtikten sonra, yeniden yürüyüşe dönme vakti geliyor. Bu sefer geldiğimiz yerden geri dönüp yönümüzü Maçka Demokrasi Parkı’na doğru çeviriyoruz. Ancak Beşiktaş’tan ayrılmadan önce size son bir durak önerimiz daha olacak: Kabalcı ve Alkım Kitabevleri. Bu iki kitabevi de yine Beşiktaş’ın klasikleşen yerlerinden. İkisi de oldukça büyük, aradığınız birçok yayını bulmanız mümkün.

Beşiktaş’taki son durağımızdan da ayrıldıktan sonra Dolmabahçe yolundan Maçka Parkı’na doğru yeniden yürüyüşe geçiyoruz. Yaklaşık 10-15 dakikalık tempolu bir yürüyüşün ardından parka varabilirsiniz. Parkta köpeklerini dolaştıran, koşu yapan, çocuklarıyla yürüyüşe çıkan veya piknik yapan insanlara rastlamanız mümkün. Özellikle yakınlığından dolayı Nişantaşı çevresinden yürüyüşe gelenler çok oluyor. Parkurları parkın eğimli arazisinden dolayı biraz inişli çıkışlı ancak spor için ideal. Dileyenler için içerisinde birkaç tane ağaçlar altında, manzaralı kafe de mevcut.
34543543(1)

Güzergahımız Gezi Parkı’nda sonlanacak. Bu sebeple biraz yürüyüşe ara verip, sizi pek de alışık olmadığınız bir toplu taşımaya yönlendiriyoruz: Teleferik! Maçka Parkı ile Taşkışla arasında erişim sağlayan teleferik, inanıyoruz ki birçoğunuz için farklı ve eğlenceli bir deneyim olacak. Teleferikle diğer tarafa geçtikten sonra, oradan Gezi Parkı’na gelerek yürüyüşümüzü burada sonlandırıyor ve hala bir parkımız varken size doya doya tadını çıkarmanızı tavsiye ediyoruz.