“İdil Bebe” İle Zorluklar da Aşıldı

Bu senenin  2015 yılı Türkiye Kadın Girişimcisi Birincisi Sevgili Mevlüde ile  Kagider üyesi olduğunda  tanıştık. O günlerden beri hikayesini, ne kadar çalışkan başarılı olduğunu biliyorum. 12234950_10153384187109671_1960833846012026595_nBu sene yarışmaya katıldığını duyduğumdan beri gönlüm, kalbim onunla heyecanlandı. Benim gibi tekstilci olduğu ve işe atölyeden, üretimden başladığı için, ne kadar zorluklar yaşadığını daha da iyi anlıyorum. 513M04E4406-300x424Tekstil üretimi çok zevkli ve çok zahmetli işlerden. Şimdi de, hem de bebe sektöründe, imalatçı çok arkadaşlarım var.Her şekli aşaması hassas zor. Böyle bir iş de bu derece büyümek, mağazalar zincirine ulaşmak, çok zahmetli günler,  gerektiriyor. Hem de herkesin, yapamazsın, batarsın demesine rağmen, parekendeden toptana geçen Mevlüde Uygun; bu gün 20 mağaza ve 640 kornerı olan İdil Bebe  Mamino‘nun sahibi. Hedefide 10 yılda 100 mağazaya ulaşmak. Mevlüde’cim seni yürekten kutluyorum, kucaklıyorum, tüm mutluluğunu;  yazarken bile seninle hissederek paylaşıyorum. Hikayen de kim bilir ne zorlukları da yaşadın, ama bu günlere geldin. Girişimcilik hikayeni anlatan videonu seyrettim, senin anlatımınla, görsellerle ben de paylaşmak istedim. Sevgili arkadaşımı, komşumu, meslekdaşımı çok uzaklardan tekrar kutluyorum. İzleyince siz de çok beğeneceksiniz. İşini çok sevmesi, çok çalışması, ,tüm krizli zor günlere rağmen onu bu günlere getirmiş. imageÇalışanlarının %80i kadın. Çoğunluk kadın istihdamı yaratan bir işveren olması, ekonomiye kadınları da katması çok değerli. Mevlüde Uygun; başarısında, % 20 si de erkek olan,benim büyük  ailem dediği ekibinle birlikte başardıklarını,” Belki onlara iyi lider olmam, fark yaratmıştır, başarı tüm ekibin başarısıdır. “diyerek anlatıyor.

12219501_10153380671229671_6521951726463245483_nKızının şans getirdiğini söyleyen Mevlüde’nin en güzel şanslarından biri de kızıyla beraber çalışıyor, olmaları. Her girişimci anne, her girişimci ebeveyn çocuklarıyla işlerini devam ettirmeyi hayal eder, bu da Mevlüde’ye nasip olmuş. Arkadaşımı, kızı İdil’i, tüm büyük ailesini ekibini, tekrar tekrar kutluyorum. Böyle güzel, örnek, oldukları için, sevgiler, sevgiler…

 

Kaz Yemeyen Kalmasın…

Her şey çok çabuk geçiyor.Garanti Bankası, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) işbirliğiyle bu yıl 9.su düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması sonuçlanalı 15 gün olmuş. 18 Kasım 2015 tarihinde düzenlenen ödül töreninde 4 kategorinin birincileri açıklandığı gece her sene olduğu gibi yine çok heyacanlandım, mutlu oldum, yeni seçilen girişimci kadınlarımızla büyük gurur duydum. İdil Bebe’nin kurucusu Mevlüde Uygun’un “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” olduğu yarışmada “Yaşayan Müze” projesini hayata geçiren Zehra Sema Demir “Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi” seçildi. Nuran Özyılmaz “Kars Kaz Evi” girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”; “Medlis Engelli Yaşam Çözümleri”nin kurucusu Melis Tasacı ise “Türkiye’nin Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi” kategorisinde birinci oldu.11988665_10205338822093550_1183706301498985833_n

Yine kazanan girişimcilerin hikayeleri çoğumuzu ağlattı. Ağlarken, gururlandırdı, mutlu etti, umutlandırdı. Bütün kazanan ve katılan arkadaşları Türkiye’nin bu özel kadınlarını kutluyorum. Her sene yaptığım gibi hikayelerini de paylaşmak istiyorum. basında2Bu gün Kars Kaz Evi  girişimi  ile katılan  Nuran Özyılmaz‘ın hikayesinden  başlamak istedim. Bu sene yarışmayı izleyemedim. Ama her aşamasını takip ettim. Çok sevdiğim, çok başarılı arkadaşlarım katıldı, derece alanlar oldu. Almayanlar da yine yeniden katılmak kararı ile tekrar yeni heyacan ve güçle devam dediler. Neticeler belli olduğunda ben de internetten takipteydim. Hepsinin heyacanının onlarla yaşadım. Sevgili Nuran Özyılmaz’ı da ilk kutlayanlardan oldum. Sosyal medya aracılığılı ile çok uzaklarda da olsak tanışdık, Birbirimizi takibe başladık. Hikayesini detaylı okudum, dinledim. Çok güzel bir video hazırlanmış,Nuran Özyılmaz ile ilgili, hiç hikayeyi anlatmadan onu sizlerle paylaşmak, istedim. Kendi sesiyle, güzel görsellerle harika bir video, uzun değil, kısa öz ve çok keyifli gururlu bir hikayenin anlatımı. Yöresinde fark yaratan kadın girişimci kategorisinde birinci olan Nuran Özyılmaz Kars’ın da ilk kadın girişimcisi dört kız çocuk annesi. Yoktan var etme felsefesi ile işe başladım diyor. resim0022Kars Kaz Evi sadece bölgesinin değil, şimdi bütün Türkiye’nin tanıdığı bir lezzet noktası oldu.Nuran Özyılmaz çevrenin kadınlarının da çalışarak ekonomiye kazandırmış, kadınların ekonomik özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamış. Sıcacık, güler yüzlü, bir kadın. Kars’lı kadınların Nuran ablası. Ayıca Kaz Yetiştiriliği ve Irkını Sürdürme Derneğini kurarak, Avrupa Birliğine de bir proje olarak sunmuş,böylece  işinin sürdürülebilirliği için de çaba başlatmış.  kars-kaz-evi-20Nuran Özyılmaz, aile bütünlüğünü bozmadan, işinin başında; ailesinin, çevresinin tüm Türkiye’nin gururu oldu. Dört masa ile başlattığı Kars Kaz Evi şimdi yepyeni bir mekana taşınmak için inşaata başlamış. Sıcacık bir Türk kadını, anne, yöresinin değerlerine değer katan pırıl, pırıl bir girişimci. Örnek bir girişimci …Defalarca kutlanacak çok güzel bir hikaye..İşte böyle beraber tanıyalım, istedim. En kısa zamanda Kaz Yemeğe İnşallah…Sevgiler,, sevgiler…

Nerede Yanılmışım….

12208461_10153975765159311_8241773861667909528_nSevgili arkadaşım  Raffi yaz başından beri bana Meral daha sakin, daha dingin, daha sağlığına özen göstererek , yaşa dedikçe bir türlü ne demek istediğini çözemiyordum.  Ben kendimce çok sağlıklı yaşıyorum, sanıyordum;  spora, sağlığıma, beslenmeme özen gösterip, erken yatıp erken kalKıp, hiçbir zararlı alışkanlığım olmamasına  rağmen nerede yanlış yapıyordum. Sağlıklı yaşıyorsam neden sürekli hastalanıyordum, neden bağışıklık sistemim düşmüştü.  Stresli ortamlarda bulunmamaya çalışan, her şeye olumlu tarafından bakmaya programlanmış olmama rağmen nasıl daha özenli olacaktım. 11295902_10206134853506134_1335314245983693971_nRaffi beni her gördüğünde, ısrarla terapi al, yoga yap,diye uyarıyordu. Raffi diyorsa bir bildiği vardır, diye düşünmeme rağmen bir türlü neyi kastettiğini anlamıyordum. Yoga meditasyon yapmak, güzel ve faydalı şeyler olabilirdi, ama ben o konuda  zorlanıyordum.Çünkü kendimi tam anlamıyla veremiyor, konsantre olamıyordum. Kaç kere yapmaya kalksam, kendimi başka düşüncelerin içinde buluveriyordum. Sonuç da başarısız oluyordum.An da yaşamayı da beceremiyordum. Beynim de hep bir sürü şey aynı anda dolaşıyor, hep güzel ve olumlu şeyler düşünsem de anı yaşamak onun keyfini çıkartamadan, içinde olduğum en güzel anlarda bile aklım hemen  ya nasıl fotoğraflarım, ya nasıl yazarım, ya nasıl arkadaşlarımı, sevdiklerimi de getiririm, paylaşırım düşünceleri ile doluyordu.12194779_10153964216589311_3846820827168299395_oHatta gece uykularım bile düzensizleşmiş, hep gelecek ile ilgili yapılacakları  düşünerek uyanır, ya da uyuyamaz olmuştum. İşe bunu çözmekle başlamalıyım diye düşünürken Metin Hara’nın Yol kitabını bir gece uykumdan uyanıp okumaya başladım. Bir sene önce alıp o zaman okuyamadığım kitabı neden gece uyanıp okumak istedim, bilmiyorum. Okumaya başlayınca da elimden bırakamadım. Raffi’nin ne demek istediğini anlar oldum. Ben hep bir koşturmaca içinde yaşarken beynim sürekli “acele et” modunda olduğundan, normal yaşam dengesini bozmuşum, ve senelerce böyle yaşayınca orada takılı kalmış.Sabahları kalkar kalkmaz harika bir sahilde yürüyüş yaparken, çok huzurlu olduğumu sansam bile, etrafa bir anlığına bakıp, hayran olup bir iki nefes alıp şükrettikten sonra varsa yoksa günün işleri telaşları beynimde dolaşarak yürürüyüşü tamamlamak,etrafdaki çiçekleri ağaçları, sevip koklamadan eve koşmak, sonra yine aynı telaşla koşuşturmak, en sevdiğim müziği açıp ilk namelerden sonra ne çalıyor hiç farketmemek, özenli kahvaltı hazırlamak, ama çabucak yemek, hep telaş, hep telaş…658047Metin Hara diyor ki acele içinde yaşamanın cehennemde yaşamaktan farkı yok.Böyle yaşanırsa ruh sağlığımız bozuluyor, ruh sağlığımız bozulunca da beden sağlığımız bozuluyor, bağışıklık sistemimiz düşüyor, sonra gelsin hastalıklar. “E nasıl yapalım, koşturmacasız hayat yok diyenlere de; hasta olma lüksümüz de yok diyor. İstersek her işimizi koşturmadan da yapabiliriz, ” Saatlerimizi, planlarımızı ona göre ayarlamak mümkün, iyi yaşamanın sırrı belki biraz daha erken kalkıp, erken yatıp,anı yaşamayı öğrenmek, onun için de meditasyon yapıp, beynimizi  sürekli  acele modundan çıkarıp sakin modda olmasını sağlamamız şart..Bunu yapabilmek için de sufi tekniği ile nefes almayı öneriyor, Metin Hara. Güne sufi nefes alma yöntemi ile başlayıp bunu sürekli yaparak, kendimizi, beynimizi eğitmemizi istiyor. “Beni anlamayın, bana inanmayın, bunları yapın, o zaman ben size faydalı olabilirim,” diyor. Ben de bu uygulamalara başladıktan hemen sonra Raffi’yi aradım, dediklerini yapmaya başladım, haberin olsun dedim. İlk karşılşatığımızda Raffi’nin bana tavsiyesi “Meral’cim artık her yaptığını başka şeyler düşünmeden kendini vererek yapmaya çalış,mesela şimdi sadece güzel bir domates kes, ya da güzel bir kahve yap” oldu. Ben şimdiye kadar bir şey keserken kimbilir neler düşünerek keserdim, neler, ya da kahve yaparken ne düşünceler,ne planlar … Evet işin sırrı ne yapıyorsak ona konsantre olup,başka şeylere takılmadan o işi yapıp sonlandırmak. Sonra da ne yapıcaksak ona odaklanmak, söylemesi kolay gibi gözükse de yapması çok zor… 11221282_10153956693319311_8163252629380134015_nAma çalışıyorum, önce sabahları ve her fırsat bulduğumda sufi nefes çalışmaları yapıyorum, sonra da domateslere ya da her ne yapıyorsam ona odaklanmaya çalışıyorum.Bu dönemde Los Angeles da yaşıyor olmam da çok büyük şans ayrıca.Burada çok telaşdan uzağım, ya da uzak kalmayı daha kolay başarabiliyorum. Çoğu telaşı reddedebilmem daha kolay. Yepyeni ve çok daha karmaşasız bir hayatım var, güzel minik bir bahçe içinde minicik ve çok düzenli, sadece gerekli eşyaların olduğu bir evde yaşıyorum. Harika güneşli günlere uyanıyorum. Caddeler, etraf, gezdiğim, dolaştığım yerler, sakin huzurlu. 12274756_10153975765134311_1144430432225345323_nBen de aşırı trafiğe, yoğunluğa karışmadan yaşıyorum.. Hiç acele etmiyorum. Hiç detay detay program yapmıyorum, Genelde Başak programlıyor, ben ona uyuyorum. O da sakin ve huzurlu, telaş kargaşa yapmıyor. Ama hiç bir şeyi de atlamıyor. Haftanın iki günü Kabala sohbetlerine katılıyor, bu hafta ben de onunla katıldım.İşte böyle hala hiç bir şeye başından sonuna koşulsuz, tam kendimi veremesem bile, hemen kendimi toparlıyorum. Gün geçtikçe daha iyiye gidiyorum. Amaç domatesi en güzel şekliyle, başka şeyler düşünmeden  kesebilmek… Siz de denemek istemez misiniz? sonunda ödül büyük…

 

The Broad ve Downtown’da

12274380_10153988151659311_356267437969039019_nLos Angeles’da uzun süre  yaşayınca, yapılacaklar, gidilecekler listeleri çok farklılaşıyor. Şimdiye kadar hep ikişer haftalık geldiğimde de çok güzel günler geçirdim. Tüm bölgeyi sevdim, ama şimdi bambaşka bir Los Angeles’ı koşmadan, telaş etmeden keşfediyorum. İki haftadır, pazar günlerimi Downtown’da geçiriyorum. Daha da çok günler saatler geçirebilirim. Son bir kaç senedir, tamamen yenileşen güzelleşen, devleşen bir Downtown var. 12246603_10153988151744311_1452125384108627316_nTam bir kültür merkezi oluşmuş. Müzeler, konser salonları, sergiler, sanat galeri ile Downtown da her daim yapılacak çok şey var.Hatta çeşitli sanat turları da düzenleniyor.Biz de geçen hafta pazar, Başak ile çok eski balıkçılar çarşısı olan Grand Central Market‘e,  Bradbury Building ve Clifton’s Cafeteria‘ya  gittik, çok güzel vakit geçirdik, sonra bir gün anlatmalıyım, bu hafta The Broad‘ Museum’a gitmeyi kararlaştırdık. The Broad çağdaş sanat kolleksiyoneri karı koca Eli and Edythe  Broad’ların L.A ye hediyesi…Müzenin dizaynını   Diller Scofidio + Renfro’ın işbirliği  ile yapılmış.İnternette yer olmayınca, açılış saatinden 1 saat önce gidip, saat dokuzda kuyruğa girdik. 10.30 da içeri girdik.Kuyrukta iki kişiyseniz hiç sıkılmıyorsunuz. Binanın çevresi muhteşem, sırayla dolaşma fotoğraf çekme şansınız oluyor. 12249815_10153988151719311_3956657547162628553_n

The Broad ile Walt Disney Consert Hall yanyana…

Tüm bölgede binalar olağanüstü, caddelerde her cepheden çok farklı ve güzel görüntüler, yansımalar oluşturuyorlar.Downtwn semtinde gezilecek önemli bir iki yerin ismini aşağıya yazdım. Daha neler var, neler..Moca,Grand Park, Walt Disney Consert Hall,Redcat,Colburn Scholl, Grand Performance,LA Central Library..

20150920_133449

Binanın tümü şaşırtıcı, muhteşem, girişide öyle.. 

The Braud başlıbaşına harika bir bina, etrafında defalarca hayranlıkla dönebilirsiniz, yanında da yine muhteşem mimarisi ile Walt Disney Consert Hall var. Ben her gittiğim de geçtiğimde büyüleniyorum. The Broad çağdaş, Modern sanat anlayışıyla kurulmuş çok yeni bir bina. Size bina ve sergiler ile ilgili fotoğraf ve bilgi koydum.  Los Angeles’a yolunuz düşerse, bir kaç günü Downtown ve müzelerine ayırmanızı ben ısrarla öneririm. .Tıklayarak, müzenin hikayesi ve içindeki sergiler için

MANDALIT DEL BARCO

yazısına buradan ayrıca ulaşabilirsiniz.

12274232_10153988151854311_3106437741934715890_n

Kuyruk beklemeye deyiyor…Bu ara

Downtown’da harika restoranlar kafeler mevcut.Çoğunda çok önceden yer ayırtmadan, ya da kapıda 1-1.5 saat beklemeden içeri giremiyorsunuz, ama deyiyor. Onları da bazen kısa, kısa, bazen uzun anlatmaya çalışacağım

 

The Broad is a new contemporary art museum founded by philanthropists Eli and Edythe Broad on Grand Avenue in downtown Los Angeles. The museum is designed by Diller Scofidio + Renfro in collaboration with Gensler and offers free general admission.12239653_10153988151799311_7783832316174391767_n

Her detay ultra modern, ve de tatlı ışıltılarla  binanın her yerine gün ışığı sızıyor, ve yansıyor,

The museum is home to the 2,000 works of art in the Broad collection, which is among the most prominent holdings of postwar and contemporary art worldwide. With its innovative “veil-and-vault” concept, the 120,000-square-foot, $140-million building features two floors of gallery space to showcase The Broad’s comprehensive collection and is the headquarters of The Broad Art Foundation’s worldwide lending library.12249830_10153988152019311_4228397325295264243_n

İçeri girdikten sonra bambaşka bir şölen her köşede sizi karşılıyor.
The Broad makes its collection of contemporary art from the 1950s to the present accessible to the widest possible audience by presenting exhibitions and operating a lending program to art museums and galleries worldwide.
12249985_10153988151974311_688827154742313497_n

Özellikle fotoğraf ve stüdyo sanatçılarının yaptıkları akıl dışı…

By actively building a dynamic collection that features in-depth representations of influential contemporary artists and by advancing education and engagement through exhibitions and diverse public programming, the museum enriches, provokes, inspires, and fosters appreciation of art of our time.

12274407_10153988152304311_5280004810203066404_n

Bizim The Broad çıkışı tercihimiz, Perch oldu. Perch güzel bir binanın çatı katında, bölgenin ünlü restoranı. benim şu anda bir numaralı favorim oldu. 11990634_10153988152719311_7857612302881551961_nBrunch, sunset, kutlama, gece, gündüz, canlı müziği de olan çok hoş bir yer. Menüler, lezzetler ortam çok güzel, en güzeli manzarası, size anlatabilmek için bir kaç fotoğraf ekledim. Gerisi sizin yorumunuz..12295520_10153988152254311_3721668203460879509_n

 

Perch’e gidemeyecek kadar yorulursanız, hemen müzenin kapısının karşısında çok yeni bir restoran var.Life Hotel’in girişinde Otium restoran. Biz girdik çok beğendik, ama Perch’e programlandık diye bir daha sefere dedik.Sevgiler, sevgiler…

Şükran Günü (Thanksgiving Day)Yaklaşırken

thanksgiving-dinner-delicious-wallpaper-hd-2015-HDBcnLos Angeles’de bu hafta tatlı bir telaş var. Perşembe günü Şükran Günü herkes ailesiyle evlerinde biraraya gelecek. Herkes ya bir yerelere ailesinin yanına gidecek. Ya da çocuklar anne babanın yanına gelecek. Evlerde geleneksel şükran günü yemekleri yapılacak. Biz de burada böyle bir günü yakınlarımızla kutlayacağız. Bizimki biraz büyük bir sofra olacak. Herkes yemekler yapıyor. Şükran Günü hazırlıkları şimdiden başladı… Amerika’da ve Kanada’da uzun yıllardır kutlanan bu günün tarihçesini ben de sizlerle paylaşmak istedim, hem de ben de öğrenmiş oldum, sevgiler, sevgiler…

History_BYDK_Thanksgiving_SF_still_624x352

Şükran Günü (Thanksgiving); Bütün Amerika hindi sofrasında buluşuyor

AMERİKA BÜLTENİ 

Amerikalıların ortaklaşa kutladığı tek kültürel bayram olan Şükran Günü (Thanksgiving Day). Her yıl Kasım ayının ‘dördüncü’ Perşembesinde olduğu gibi bugün de her din ve inançtan ya da ateist, her ırktan, her sosyal sınıftan Amerikalı bugün için fırında hindi, kabak tatlısı ve yaban mersini(cranberry) reçelinin bulunacağı Şükran Günü sofrasında ailesi ya da dostlarıyla biraraya geliyor. Vejetaryenler bile, “tofurky” adını verdikleri tofu hindilerle sofralarını donatıyor. Dindarlar, geleneğin özüne uyarak, şükür ve duayı ön plana çıkaracak. Dindar olmayanlarsa, aile üyelerinin yılda bir kez bile olsa bir araya geldiği sosyal barış günü olarak yaşayacak. Yemekten sonra Amerikan Futbol Ligi(NFL)maçı seyredilecek. Akşam saatlerinden sonra ise, ‘Black Friday‘ alışveriş koşturmacası başlayacak.

Şükür ve israf arasında sıkışan gelenek

Ülkedeki bazı kesimler, Massachusetts’li Hıristiyanların tanrıya yıl içinde verdiği nimetler ve ürünler için şükretmek için başlattıkları Şükran Günü geleneğinin, “tüketim ve tatil” festivaline; Şükran Günü sofrasının ise “oburluk ve israf sofrasına”  dönüşmesinden şikayetçi. Uzmanlar, “Tarihin en zengin ulusuna dönüşen Amerikalıların bunun şükrünü böylesi özel bir günde ifade ederken, tarihin en müsrif ulusuna dönüşmenin de muhasebesini yapma” çağrısı yapıyorlar. Gıda uzmanı gazeteci Jonathan Bloom, Amerika’da kişi başı ihtiyacın nerdeyse iki katı gıda üretimi yapıldığını belirterek, “Evet bu günü kutlayalım ama eğer ihtiyacımız kadar üretirsek ve israftan kaçınırsak şükür için çok daha fazla sebebimiz olacak” diye konuşuyor. Arizona Üniversitesi antropologlarından Timothy Jones’un açıkladığı istatistiğe göre ise, Amerika’da üretilen toplam gıdanın yüzde 40’ı hiç yenmeden çöpe gidiyor. Buna göre yılda israf edilen gıda miktarı 29 milyon tondan fazla.

Şükran Günü geleneği Massachusetts’te başladı

1621 yılının bir sonbahar günü bugünkü Massachusets eyaleti sınıları içinde kalan Plymouth şehrinde, Wampanoag kabilesine mensup 90 Kızılderili ile, 52 İngiliz yerleşimci, 3 gün süren bir hasat şenliği yaptılar. Bu festivalin varlığına ilişkin tek tarihi bilgi, Edward Winslow adlı bir İngiliz yerleşimcinin, aynı yılın Aralık ayında arkadaşına yazdığı mektup. Bundan 20 yıl sonra yazılan bir kitapta da bu ünlü yemeğin varlığından bahsedilmekte. Ancak, tarihi kaynaklar, Şükran Gününün başlangıcı olarak anılan festivalle ilgili anlatılan şeylerin çoğunun söylence olduğunu özellikle vurguluyor. Aynı dili konuşmayan Kızılderililer ile yerleşimcilerin yemekte ne konuştuğu bilinmese de yemeğin menüsü hakkında bazı bilgiler mevcut. Buna göre kesin bilinen tek şey var ki, bugünkü Şükran Günü sofrasının baş yiyeceklerinden patates püresi kesinlikle yoktu. Yine bugünkü sofraların önemli parçası kabak tatlısı ya da yaban mersini(cranberry) de yoktu. Hindi konusunda kesin bir bilgi olmamakla beraber, yaban ördeği ve geyik eti yendiği biliniyor. Massachusetts Körfezine yerleşen ilk İngiliz göçmenler dindarlıklarıyla bilinen ve “pilgrims” diye anılan Püriten Hristiyanlardı. Onların ‘Şükran’ kutlamaları dünyevi festivalden çok kiliselerde gerçekleşiyordu. Massachusetts kolonisi 1680 yılındna itibaren bu kutlamayı yıllık yapmaya başladı. İlk resmi Şükran Günü kutlaması ise aynı bölgedeki Charlestown şehrinde 1671 yılında yapıldı. Bu Şükran Gününün bugünden en büyük farkı Kasım ayı yerine 29 Haziran günü gerçekleşmesi oldu. 18’nci yüzyıl boyunca Şükran Günü kutlamaya başlayan diğer koloniler, Massachusetts’in aksine daha çok askeri ya da yurtseverlik günleri olarak gördüler. Nitekim, ABD’nin kurucu babası George Washington da, 1777 yılında Saratoga’da İngiliz ordusuna karşı kazanılan zafer anısına zafer günü olarak ilan edecekti bu günü.

Şükran Günü kutlamasına bugünkü şeklini veren kadın

Sonrasında birçok başkan bugünü ulusal gün olarak ilan ettiyse de, gevşek konfederal yapıda özellikle güney eyaletleri bu kutlamalara karşı çıktı.

Bugünkü Şükran Günü yemeğinin ilk dizaynını 19’ncu yüzyılın Martha Stewart’ı olarak anılan Sarah Josepha Hale yaptı. İlk Şükran Günü yemeğine ait tarihi mektupları yayınlayan Hale, bugünün 250 yıl öncesinde olduğu gibi ulusal olarak kutlanması için yoğun bir kampanya başlattı. Şükran Günü sofrasına fırında hindiyi ve kabak tatlısını Hale soktu. Hale, yayınladığı kitabında, ilk hacı göçmenlerin Kızılderililerin rehberliğinde ormanda yaban hindisi avladıklarına dair tarihi bilgiler olduğunu savunarak, 1621 yılındaki ilk yemeğe bazı yönlerden benzeyen bugünkü Şükran Günü menüsünü oluşturdu. Bununla da yetinmeyen Hale, Federal hükümete, “Kolonileri birleştirecek, aile üyelerini biraraya getirecek ve Hıristiyanların kalplerinde şükür duygusunun uyandıracak ulusal bir gün olarak ilan edilmesi” çağrısıyla resmi dilekçe verdi. Dilekçeye cevap, 5 yıl sonra Amerikan iç savaşının tam ortasında Başkan Abraham Lincoln’dan geldi. Lincoln, Kasım ayının son Perşembesini, Allah’a Şükran Günü(Thanksgiving Day) ilan etti.

Büyük Buhran’ın devam ettiği 1939 yılında Başkan Franklin D. Roosevelt, Şükran Gününün tarihini Kasım ayının ikinci Perşembesi ile son Perşembesi arasında birgünde kutlanabileceğini ifade ederek tarihi değiştirmeye çalıştı. Roosevelt, çiftçilere Noel öncesi ürünlerini satabilmek için daha geniş bir zaman vereceği düşüncesiyle bu kararı almıştı. Ancak, Roosevelt’in belirlediği günlere “Franksgiving” diyen 22 eyalet, Kasım son perşembesini Şükran Günü olarak kutlamaya devam etti. Bunun üzerine 1941 yılında geri adım atan Roosevelt, Kongre’nin çıkardığı yasayı onaylayarak, her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembesini Şükran Günü ilan eden ilk yasal metni imzalamış oldu.

Fırında hindi, Beyaz Saray’da hindi, uçan hindi!

19’ncu yüzyılın Martha Stewart’ı Sarah Josepha Hale, ilk yerleşimcilerin yaban hindisi avlayarak Şükran Günü yediklerini iddia ettikten sonra, Şükran Günü hindiler için ferman gününe dönüştü. 1947 yılına kadar avcıların eline geçen hindilerin tamamı için son durak mutfak fırınıydı. Şükran Gününde 50 milyon hindi için son durak fırın olurken, 1947 yılından beri bir ya da iki şanslı hindi için son durak Beyaz Saray oluyor. Başkan Harry Truman, 1947 yılında Ulusal Hindi Federasyonunca kendisine 2 kesilmiş hazır hindi ile hediye edilen canlı hindinin canını bağışladı. Bu bağışlama sonraki yıllarda geleneksel hale geldi. Son yıllarda ise, Beyaz Saray’a bir yerine iki canlı hindi çıkmaya başladı. 2003 yılından beri ise, bu şanslı hindilerin adı kamuoyunca belirleniyor. 2003 yılında “Stars ve Stripes”, 2004 yılında “Biscuit ve Gravy”, 2005’te “Marshmallow ve Yam” , 2006 yılında “Flyer ve Fryer” ve 2007 yılında da “May ve Flower”, 2011 yılında ise ‘Peace’ ve ‘Liberty’ ABD Başkanından randevu almayı başaran hindiler oldular.

Tarım Bakanlığı verilerine göre ABD’de yılda 272 milyon hindi yetiştiriliyor ve 6,9 milyon varil yaban mersini sosu üretiliyor. Bu yıl Şükran Gününde vejetaryenler için yaklaşık 230 bin hazır tofu hindi(tofurky) de üretilecek. Bugün Amerikalıların mutfaklarında pişecek 50 milyon hindi ile beraber, ülkedeki üretim tesislerinde yılda kesilen yaklaşık 10 milyar tavuk ve hindinin, kesilme yöntemleri ise, hayvanseverlerin tepkilerine sebep oluyor. 1958 tarihli bir kanun, mezbahalarda kesilecek havanların, kesildiklerinde tamamen bayıltılmış olmalarını şart koşuyor. Bu hafta konuyu mahkemeye taşıyan hayvanserver dernekleri, San Francisco Federal Bölge Hakiminin vereceği kararı bekliyor.

Macy’s mağazalarının dev Şükran Günü yürüyüşü New York’ta

Macy’s mağazalarının 1926 yılından beri her şükran gününde gerçekleştirdiği “Macy’s Şükran günü Yürüyüşü” için tüm hazırlıklar tamamlandı. 3 miyon kişinin katıldığı ve yaklaşık 50 milyon kişinin televizyonlarından izlediği yürüyüşün en önemli özelliği ise, birçok çizgi karakterin dev balonları. Her Şükran Günü günü saat 09:00’da Batı Central Park ile 77. sokağın köşesinde başlayan yürüyüş, Columbus meydanı ve Times Square güzergahından ulaşılan 34. sokaktaki Macy’s mağazası önünde sona eriyor.