Prens’im Yarışıyor

Prensimin ilk yarışını resimledim, çok hoştu,çok dostça idi, çok anlamlıydı,çok centilmence idi.İki minik, iki yeni arkadaş skutır (scooter) larıyla çok güzel oynadılar, yarıştılar.Sonra da hep birbirlerini özlemle aradılar, beraber oynamak vakit geçirmek istediler.Bu güzel anları, tanışmayı, resimledim, paylaşıyorum.

Ada ile Aslan için, güzel anılar olsun istedim.

Yine güzel bir pazar günü prensim bizimle ve pembe skutırı ile.Hep beraber klüpteyiz.Eylül’ün son günleri  olmasına rağmen denize girenler var, güneşlenenler var,uzun kahvaltı edenler var.Skutır onun için yeni bir uğraş, biraz öğrenmeye,biraz binmeye çalışıyor.Sonra birden çok güzel bir şey oluyor. Ada da benzer mavi skutır ile geliyor. O da yeni öğreniyor, o da yeni yeni binmeye çalışıyor.

İki yeni arkadaş hem tanışıyorlar, hem skutırlarına binmeye çalışıyorlar. Hemde yarışmaya. Ama çok centilmence, birbirlerini de bekleyerek, kollayarak, gözleyerek.

İki  güzel delikanlı, temkinliler, skutırlarını keşfderken birbirlerini de keşfetmeye çalışıyorlar. Kendilerine ayrılan ara yolda yarışıyorlar, klüptekileri rahatsız etmiyorlar,kuralları uyguluyorlar.

Başlama ve bitirme noktalarına çok dikkat ediyorlar. Ben çok sevgiyle ve beğeni ile izledim, Ada’nın annesi babası da öyle. Her zaman bu güzel dostluluklarının devamını arzu ediyoruz, tekrar buluşmaları oynamaları dileğiyle.                                                                                                Prensimle bayramın ilk günü bayramlaştık .İlk kez bayramımızı kutladı,tam anlamasa da anlamaya, çalıştı, harikaydı. Bayramın son günü yani klasik pazar buluşmamızda da ona  özel bir programımız var. Herkese tekrar, sevdiklerinle  nice güzel bayram günleri,sevgiler, sevgiler…

Bodrum’da Tango

Bodrum’da Marina’nın karşısında favori mekanım Tango’da harika bir Ekim akşamı.Ilık, tatlı, çok güzel bir sonbahar havası. En güzel dostlarla caddenin üstündeki masamızdayız.Tango’nun çok sevdiğim, harika dekorasyonu,atmosferi, gelenler geçenler, her şey sakin, huzurlu ve cezbedici.

Yemekler, daha doğrusu etler, çok ama, çok lezzetli.Ben bu sefer Burger’i tercih ettim, ama hepsi bir şölen gibi sunuluyor, pişiriliyor ve servis ediliyor.

Çok et yiyen olmamama rağmen, her zaman ki gibi çok beğeniyorum.Salata ve peynir tabağı da harika. Şaraplarımız öyle. DJ’e hayran oluyoruz. Bizi, bizim gençlik yıllarımıza götüren harika parçalarla ortamı çok daha keyifli hale getiriyor.  Sonra her akşam yaptığı gibi mekanın sahibi, Kazım Ak geliyor, herkes ile ayrı ayrı sohbette. Bu güzel mekan için her sefer kutladığımız gibi kendisini yine kutluyoruz, Yalıkavak Marina’da yaptıklarını, yapacaklarını dinliyoruz. Son Arjantin gezisini anlatıyor, resimlerini gösteriyor.Sevgili kızı ile, sorumlulukları paylaşması çok hoş, çok yapıcı yansıyor. Sonra bu akşam canlı müzik var mı diye soruyoruz.” Perşembe, Cuma, Cumartesi canlı müzik var, ama her gece başka bir sürpriz show var diyor. Bekleyin görün.”Sonra o müthiş an geliyor. Caddede tango show,Tango’da tango show.

Seçilen parçalar ve danslar çok güzel, dansçılarda çok uyumlu ve hoşlar.Çok da başarılılar, muhteşem gece, çok daha güzelleşiyor.

Masada ki çok sevdiğimiz arkadaşlarımız, diğer masadakiler, caddeden geçenler, herkes bu büyülü müzik ve showu seyrediyor, tadını çıkarıyor, resimler çekiliyor.

Dansçıları yabancı sanıyoruz, ama değiller, Bodrum’da yaşayan tangoyu yürekten seven hayatlarına katan iki güzel, dansa çok değer katan yetenek. 

Aralarda dansçıları kutluyoruz,bize mutlu çoşku anlar yaşatanlara teşekkür ediyoruz.

Tangonun  sokak showu çok etkileyici.Şimdiye kadar yemekleri, müziği, atmosferi ile bizi Arjantin’de gibi hissettiren,  mekan şimdi de  tango showla tavan yaptırıyor.

Hiç bitmesin istiyoruz.Yarın akşam, başka programlarımız var ama, mutlaka çıkışta uğramaya kararlıyız. Yılbaşı Bodrum’da olsak diye program yapıyoruz. Ben çok sevdiğim, ilk gördüğüm de aşık olduğum Bodrum’a aşkımı tazeliyorum.

Benim Girişimcilik Hikayem

Girişimcilik hikayemi merak edenler, özellikle de gençler için ben de yazmaya çalıştım. Aslında kısa bir özet yapıp, daha önce Aylin Löle’nin yazdığı hikayemi paylaştım.

Benim için iş kurma fikri lise çağlarında oluşmuştu.Hem de çabuk okuyup işimi kurayım diye birinci sınıftayken, müdürümüzle konuşup dışarıdan imtihanlara girenler gibi bende lise bitirme sınavlarına girmeyi teklif etmiştim.Belli bir yaşın üstünde olmak gerekiyormuş kabul etmediler.Sonra lise ikinci sınıfta ilk kez çalışıp, bir uluslararası turizm kongresinde staff olmuştum.

İlk işim,1970 de, Skal Turizm Kongresinde, AKM de Opera’da İnci Pirinçcioğlu, Günseli Başar ve dünyanın her tarafından katılan turizmcilerle  ile 

Acele et, ve güçlü ol.Bu komutlar, beni her zaman  yönlendiren hayatımı organize eden güçler oldu. Lise sonda evlenme kararı aldım.Onun için üniversite tercihim, o yıllarda devam mecburiyeti olmayan Marmara  Üniversitesi İşetme Bölümü oldu. Okulum o dönemde,Şişli’de daha önce özel okul olan Şişli İktisat binasındaydı. Yani evime yürüyüş mesafesinde.Okulun birinci yılında evlendim.Hiç kimsenin inanamamasına rağmen ben okulumu herkesle aynı yıllarda, aksatmadan bitirdim.Üçüncü sınıfta da kızım dünyaya geldi.Hepsi bir arada sıkıntısız, haloldu. Hep kendi işimi kurmayı hedeflerken, kocamı çalışmam fikrine  ikna edebilmem için önce bankada çalışmaya başladım.O dönemde kadınlara en uygun  gözüken kurumsal iş banka idi. On beş ay çalıştıktan sonra, istifa ettim ve  hocam Öztin Akgüç‘ün mali müşavirlik ofisinde staj yapmaya başladım. Amacım ben de hocam gibi Mali Danışmanlık Ofisi sahibi olmaktı.

Ama orada iş hayatımın önemli  bölümünü oluşturan iş ve ortaklık  teklifini aldım. 1980 de kurduğumuz, şirketle 2000 li yılların başına kadar ev ve otel tekstili yaptım. İnişli çıkışlı, bazen çok zor, mücadelelerle dolu,bazen çok keyifli bir işim oldu.Havlu çarşaf imal ettim,tüm otellere marketlere, toptancılara sattım.Yurt dışında fuarlara katıldım. Club Med’ler Sheraton’lar Etap’larla başlayan çalışmalarım, sonra Türkiye genelinde bütün otel tatil köyleriyle çalışır hale geldim. Printemp,Carrefour, Metro gibi zincirlerin hep ilk açılış dönemlerinden itibaren ev tekstili üreticileri oldum. Migroslar, Çarşı’lar (Boyner) YKM’ ler, toptancılar ve diğer ev tekstili satanlar  hep müşterim oldular. Türkiye’de kabak lifinden sabunlukları yapan ilk  firma oldum.Kabak liflerini, Alanya’da hem yetiştirdim, hem sabunluk haline getirip sattım.Tüm bu dönemle ilgili anılarımı Aylin Löle‘nin kitabında çıkan anlatımıyla aşağıda ekledim.2000 li yılların başında, ev tekstilin de tüm dünyada uzak doğunun etkisiyle kriz yaşanır olunca, ben de imalatı zora düşmeden bırakma kararı aldım. 2000-2005 yılları arasında ev tekstili imalatını durdurup,eşim ve çok sevdiğimiz ortağımız ile Fransa’dan  kumaş mümessillikleri ve tekstilde b2b portalı ile devam ettik. O ara 2003 de Kagider üyesi oldum.

Kagiderde kurduğum çok güzel ilişkilerde iki Kagiderli arkadaşımla yeni bir iş kurduk. İlk işimin amacı para kazanarak güçlü ve özgür olmaktı. Yeni kurduğumuz iş de ise, para kazanmak ama keyifle, şartıyla başladık .Bunu da hep birinci ilke olarak sürdürdük.O güne kadar hep yatırım amacı olarak hayatımın önemli bir yerini işgal eden Gayrimenkul,iş konumuz oldu.

Mimar olan ve bu konuda senelerini vermiş, Proje ve İnşaat şirketi olan ortağımızla Gayrimenkul Proje Geliştirme, Satma, Kiralama şirketi kurduk.Üçümüz için yepyeni heyacan veren keyif veren bir iş oldu.Sektörde çok farklı ve yepyeni bir sistemle başladık. Başarılı olduk. Kurumsal olmak, Kalteli olmak,Çevreci olmak,İlk leri başlatmak için çok emek verdik.

Gayrimenkul Konsept’de Kagiderli iki ortağım Nuran Evrensel, Ayşe Köroğlu ve ekip bir aradayız.

İso ve EFQM   Kalite Belgeleri aldık. Sosyal Medyayı başarılı kullandık. Ses getiren, başarılı projeler başlattık, teslim ettik. Altıncı yılın sonunda üç ortak gelecek günlerde,şirket için,  gereken vakti hep birlikte, ayıramıyacağımızı anlayarak, yeni iş almadan, sonlandırma kararı aldık. Elimizdeki projelerle ilgili çalışmalarımız da devam ediyor.                                              Bu önemli karardan sonraki günlerde spontane gelişen, Quantum Koçu Aynur Tümen ile  bir araya gelmem, benim içimdeki gizli bir isteği hayata geçirdi, ve yazmaya başladım. O günden beri de blogumda girişimcilik hikayeleri,haberleri yazıyorum. Ayrıca bana mutluluk veren olayları duyguları paylaşıyorum.Yeşil Kagiderli olarak çevre dostu farkındalık sürecimi paylaşıyorum.Yine çok çalışıyorum. araştırıyorum, izliyorum, seyrediyorum, geziyorum, takip ediyorum, fotoğraflıyorum ve anlatmaya çalışıyorum.Bu dönemimdeki çalışmalarım sadece keyif aldığım işler, zorlamadan, gönülden,gönlümün sesini dinleyerek yaptığım işler. 2013 de hem yaz-gi için hem yeni oluşturmayı düşündüğüm fotoğraf blogum için beni çok heyacanlandıran  projelerim var.                                                                                  Gayrimenkulleri yatırım amacı olarak değerlendirirken, nasıl bir strateji geliştirmeliyiz, konusunda hem kendimin ve ailemin hem  sevdiklerimizin, keyifle çalışabileceğimiz dostlarımızın gayrimenkullerinin doğru değerlendirilmesi, gayrimenkul yatırım stratejilerinin oluşması için çalışmalarımız,Gayrimenkul Yatırım Stratejileri olarak   devam ediyor.

Aşağıda Aylin Löle’nin İŞ’te Kadının Gücü kitabında anlattığı ilk dönem girişimcilik hikayemi onun anlatımıyla paylaşıyorum.Kitapta kuruluş yıllarında karşılaştığım zorluklar için,Aylin Löle “Case Study” diyor.Şimdi düşündüğümde ben bile şaşırıyorum. Evet istediğim buydu.Kendi işim olsun istemiştim,  büyük mücadeleler vermiştim.Üretmek, çalışmak beni hep çok mutlu etti.Çok zor günlerim de oldu ama hiç pişmanlık duymadım. Yeni girişimci adaylarının, en çok sorduğu sermaye nereden bulacağız konusu ise benim hiç bir zaman problemim olmadı. Sermaye için, bir yere girer çalışırsın kazandığınla da iş kurarsın, ne kadar paran varsa da o kadar sermayeli bir iş kurarsın, gerisini kazanır, işi döndürürsün diye hep başladım, ve başardım.  Benim için,istemek, kararlı olmak, azmetmek, çok çalışmak,her zaman etik,dürüst,yenilikçi,takipçi, işine, çalışanına, müşterisine,paydaşlarına, rakiplerine  saygı ve sevgi dolu olmak başarıyı olmazsa olmaz yapan temel kurallar.                                                                                                                   İş’te Kadının Gücü  / Aylin Löle                                                                                                    Varuy’u farklı kılan, ‘sıfırdan’  başlama azmi…Yaşadığı krizler karşısında pes etmiyor, ‘kaderine küsmüyor’  ve daha da önemlisi yoluna devam ediyor…Ta ki başarana dek…Varuy’un girişimcilik hikayesinin satır aralarında ise bir girişmciye en çok gerekli olan kriz yönetiminin ipuçları gizli…Onun girişimcilik hayatı boyunca yaşadığı deneyimler, adeta ‘case study’ niteliğinde….Girişimciliğin sırrı belki burada…Her şeye rağmen ayakta kalabilmekte…Direnip, yeniden başlamakta…!

“Hayatımda iş önemli oldu ama,hiçbir zaman sadece iş  olmadı, ailem, kendim de çok önemliydim.Bu dengeyi de  kurdum.Hep iyi bir anne, iyi bir evlat, iyi bir eş, ve kendinle barışık, hobilerine, seyahatlere, konserlere,spora vakit ayıran bir programla yaşadım. Nasıl yaptın derseniz, zamanı programlıyarak. Yapamadığım dönemlerde, yaşadığım oldu,negatif etkilerini farkettiğimde hemen gerekeni yaptım.  Tercihim sadece işin kölesi olmamaktı. Bunu da yaptım.”
Okumaya devam et

Aydın Doğan Karikatür Sergisi

“Kadıköy’de Yaşamak Ayrıcalık”

CKM de süper sergi… Uluslararası Aydın Doğan Karikatür Sergisi

Karikatür Dünyasının Oskarı sayılan Aydın Doğan Karikatür Yarışması Sergisini  dün gezdim, tekrar gezdim, dinlendim, çayımı içtim tekrar gezdim. CKM de her sergi çok keyif veriyor. Her zaman uğramak için çok nedenim olan Caddebostan Kültür Merkezin de sergileri defalarca gezme şansım oluyor.Kendimi çok şanslı hissediyorum.

29. Aydın Doğan Karikatür Yarışması’na 80 ülkeden 944 sanatçının, 2 bin 945 eserinin arasından dereceye girenler ve sergilenmeye layık görülenler Caddebostan Kültür Merkezi’nde açılan sergiyle 23 Ekim’e kadar kalacak.

Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, sergiyle ilgili, 29 yıldır bir yarışmayı sürdürebilmenin önemli bir kurumsallığı gösterdiğini belirterek, “Bunun arkasında ciddi bir çalışma var, disiplin var, bir vakfın gücü var. Biz bütün dünya çizerlerinin özgür ifade platformu olmaktan gurur duyuyoruz. Bizim bugüne kadar vakfımıza 70 bin tane karikatür geldi. Dünyanın dört bir yanından karikatürcülerle ilişkimiz var. Her yıl bu tekrarlanarak devam ediyor. Hepsiyle ayrı ayrı diyalog içerisindeyiz” diyor.

Brezilya Raımundo Waldez’den  Başarı Ödülü 

‘ARŞİVİMİZDE 130’DAN FAZLA ÜLKEDEN KARİKATÜRCÜNÜN KARİKATÜRÜ VAR’
Yarışmalara katılan karikatürleri web ortamına aktararak web müze kurduklarını ifade eden Fetvacı sözlerini şöyle sürdürüyor.

“Bundan sonra yeniliklerle devam edeceğiz. Karikatürcülere daha başka olanaklar da hazırlamaya çalışıyoruz. Çalışmalarımızı bu yönde ilerletiyoruz, geliştiriyoruz. Bu sene bize 2945 karikatür geldi. Bunların elemesi çok zor oluyor. Jüri baya bir zorlanıyor. Çünkü çok kuvvetli çizgiler var. Gördüğünüz gibi 2 tane birinci çıktı. Jüride her sene dünyaca ünlü karikatüristler oluyor. Biz şöyle bir jüri kurmaya çalışıyoruz, her kıtayı temsil eden mutlaka birisi oluyor. Yani hem Asya’dan, Amerika ’dan, Avrupa’dan Güney Amerika’dan Afrika ’dan mutlaka birer temsilci olsun istiyoruz ve Türkiye ’den birkaç temsilci oluyor. Türkiye’den bir de ön jürimiz var. Hepsi yoğun bir çalışma yapıyor. Baya bir tartışarak geliyorlar. Bu gördüğünüz karikatürlerin önünde de saatlerce konuştular düşündüler, gittiler geldiler bir daha baktılar bir daha not verdiler. Öyle çok da bir süreç olmuyor ama başka türlüsü de olamaz herhalde. Jürinin bize söylediği, gelenlerin bize söylediği bu yarışmanın dünyanın sayılı saygın yarışmalarından bir tanesi olması. Biliyorsunuz biz yarışma sırasında ülkelerin isimlerini ve imzalarını kapatıyoruz. Dolayısıyla hangi karikatürü kimin yaptığı belli değil en sonuna kadar. En sonunda kazananlar belli olunca isimleri açıyoruz, isimleri açıyoruz ondan sonra hangi ülke kazanmış hangi çizer kazanmış o zaman ortaya çıkıyor. Bu da bunun ne kadar titizlikle yaklaşıldığının bir başka göstergesi. Arşivimizde 130’dan fazla ülkeden karikatürcünün karikatürü var. Bu sene de 90’a yakın ülkeden 944 karikatürcü 2945 karikatürle katıldı. Her sene artıyor. Artması kadar bizim için kaliteli eserlerin gelmesi de önemli. Son yıllarda özellikle kalitede ciddi bir artış olduğu da bize ifade ediliyor. Biz de onun farkındayız. Bu da çok önemli tabi.” Ukrayna Sergey Rıabokon’dan  Başarı Ödülü

‘TABİİ Kİ DÜNYA, BU SAVAŞ ORTAMINDA MİZAHLA GÜLÜMSEMEYLE DAHA GÜZEL OLACAK’

Kadıköy Belediye Başkan Yardımcısı Hulusi Özocak ise Aydın Doğan Uluslararası Karikatür Yarışması’na katılan eserlerin ev sahipliğini yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Çünkü 29 yıl dile kolay. Karikatür gibi bir sanata akıl sanatının güzel ürünlerini hem Türkiye’de hem dünyanın çeşitli köşelerinde sergilemek cesaret ister. Hele de günümüzde birçok ayrılıkçı ayrıştırıcı politikaların olduğu yerde bu mizah, bu estetik, bu hoşgörün ev sahipliğini yapmak bize büyük gurur veriyor. Hatta biz Kadıköy’ü tabii ki kültürle, sanatla, eğitimle sağlıkla güzelleştiriyoruz. Yaşam kalitesiyle öne çıkıyor. Gördük ki bir şeyimiz eksik. Geçtiğimiz yıl bir karikatür evi açmaya karar verdik. Hemen belediyemizin yanındaki bir tarihi köşkü yine Türkiye çapındaki, semtimizdeki karikatürcülerimiz orada atölye olarak çalışmalarını yapacaklar, sergilerini yapabilecekler, konferanslarını verebilecekler. Çok güzel bir kompleks. Yerimiz hazır ancak yer anıt eser olduğu için bazı prosedürleri de bu anıtlar kurulu kısa sürede izin verir umarım. Bu sanata özellikle burada bugün birinci olan Türk yurttaşımız Amerika’da yaşıyor ama, onun espri anlayışına onun hoşgörüsüne bir katkı sunmak bizim için bunlara ev sahipliği yapmak çok hoştu. Tabii ki dünya, bu savaş ortamında mizahla gülümsemeyle daha güzel olacak. Onun için de bir çabamız bir umudumuz var olacak. Eğitim kısmı da olacak. Karikatürle uğraşan sanatçılarımıza orayı teslim edeceğiz. Çünkü bir çok sanatsal gönüllülerimiz var, çocuk ruh sağlığı merkezlerimiz var, bunun yanında yine karikatürcülerin yöneteceği hem eğitsel boyutuyla hem atölye çalışması boyutuyla hem de eserlerini taktim edecekleri alanlarıyla güzel bir merkez olacak” diye müjdeli haberler veriyor.

İran Javad Alizadeh’den Birincilik Ödülü

‘BU ÖDÜLÜ KAZANMAKTAN ÖTÜRÜ ONUR DUYUYORUM’ 
Yarışmada birincilik ödülünü paylaşan İranlı sanatçı Javad Alizadeh, yarışmanın organizatörlerine teşekkür ederek, “Bu ödül benim için çok prestijli bir ödül. Bu ödülün benim için iki anlamı var. Birinci anlamı, Aydın Doğan Uluslararası Karikatür yarışmasının dünya çapındaki en iyi yarışmalardan biri olması. İkinci nedeni ise ben İranlı bir Türk’üm. Bu ödülü kazanmaktan ötürü onur duyuyorum. Özellikle birincilik ödülü almış olmaktan mutluluk duyuyorum. Dediğim gibi bu güzel festivali organize edenlere çok teşekkür ediyorum” diyor.

Türkiye Doğan Arslan’dan Birincilik Ödülü

‘DEMOKRASİNİN EN GÜZEL TEMEL ÖZELLİKLERİNDEN BİR DE ELEŞTİRİDİR’
Yarışmada birincilik ödülünü kazanan diğer karikatür sanatçısı, Doğan Arslan ise, “Aydın Doğan karikatür yarışması benim için çok önemli. Özellikle sadece karikatürler değil genel sanatla uğraşan biri olarak. Çünkü karikatür sanatında en önemli özellik eleştiri sanatıdır. Böyle uluslararası bir yarışmada eleştiri sanatı hat safhadadır. Bu yarışmada bu en üst seviyededir. Demokrasinin en güzel temel özelliklerinden bir de eleştiridir. Demokrasinin güzelleşmesi ve serpilebilmesi için eleştirinin olması lazım. Dolayısıyla Aydın Doğan Karikatür Yarışması’nın burada demokrasiye ve eleştiriye katkı sağlıyor. Karikatür sanatı ve demokrasinin dolaylı bir ilişkisinin olduğuna inanıyorum. Bu benim için önemli. Bir sanatçı olarak dünyadaki gelişmeler hakkında fikirlerimi beyan etmek istediğimde bu tür kaliteli yarışmalara katılmak benim için zevktir. Bu yarışmadaki karikatürümde belirtmek istediğim, günümüzdeki  Arap Baharı ve teknoloji. Bu iki noktanın, politika ve teknolojinin arasındaki ilişkiyi kurmaya çalıştım. Bu tür yarışmaların devam edebilmesi ve çoğalması, Türkiye’de eleştiri sanatını geliştirecek” diye ifade ediyor.