Çok Başarılı Bir Y Kuşağı öyküsü

Hande ‘yi (Hande Çilingir) Kagiderde İletişim Komitesinin düzenlediği son oryantasyonlardan birinde tanıdım.O gün oryantasyona katılan tüm yeni üyeler, hem oldukça genç, hatta çok genç hem de hep çok farklı başarıları olan , ışık saçan pırıl pırıl üyelerdi.Hepsini dinlerken göğsüm  kabardı.  Heyacanlarını bende hissettim, başarılarını ve girişimcilik hikayelerini dinlerken çok mutlu oldum, gurur duydum.

Hande de o gruptaki çok özel gençlerden biriydi, ilk fırsatta Hande’nin çarpıcı öyküsünü yazmak sizlerle paylaşmak istedim.                         Kagider Yeni Yıl yemeğinde rastlayınca, bana o güzel hikayesini yazarak göndermesini istedim.Şimdi tekrar yazmak için okuyunca dahada heyecanlandım ve  hayranlık duydum.    Hande,1984 doğumlu Kagiderin en geç üyesi,  başarıları lise  yıllarında başlamış O dönemde münazaralar en önemli ilgi alanı, bu konudaki başarıları onu o dönemlerde sayısız plaket kazanmasına neden oluyor.Bence böylece iyi bir pazarlamacı olmasının temeli o günlerde atılmış oluyor.                                                      Üniversite yıllarını şöyle anlatıyor,”Üniversite giriş sınavında ailem ve çevrem benden büyük bir başarı beklerken, sınavım pek de istediğim gibi geçmemişti ve birçok insanın isteği olan ancak benim beklentilerime göre biraz düşük kalan, İstanbul Bilgi Üniversitesi İngilizce İşletme bölümünü tam bursla kazanmıştım. Aslında derler ya, ‘her işte bir hayır vardır’ diye, burayı kazanmam, girmeyi  çok istediğim başka bir okulun kapısını açtı. 1. yılın sonunda, yüksek not ortalaması getirdim ve The London School of Economics, Ekonomi&Yönetim programına girmeye hak kazandım.”

Hande üniversite hayatı boyunca, hep hem çalışıyor, hem okuyor.böylece hem para kazanıyor, hem tecrübelerini artırıyor. Alarko, Zorlu Holding, PepsiCo gibi birçok uluslararası firmada çalışıyor, böylece Pazarlama ve Satış konusunda kendini geliştiriyor. Hem okul hem çalışma hayatı içinde pek öğrenciliğini yaşayamıyor olmasına rağmen STK larda, sosyal projelerde görev almak için hep zaman yaratmaya çalışıyor. Bunların içinde   kendisi için en anlamlısı, kuruculuğunu ve eş başkanlığını yürüttüğü ‘Bilgiaid’ projesi ve bu projenin 2007 yılında, TOYP (Türkiye Genç Girişimciler) yarışmasında, yılın sosyal projesi ödülünü kazanması.  Bu proje kapsamında, öncelikle, bazı özel üniversitelerde, Pizza stantları kuruyorlar, tıpkı bir şirket gibi çalışan bu yapıda da, Finans Direktörü, Satın Alma, Pazarlama gibi departmanların başında da hep öğrenciler var, 3 ay gibi kısa bir zaman da da 15.000.-TL kazanıyorlar. Toplanan tüm gelir ile bazı ilköğretim okullarına laboratuvarlar yaptırıyorlar.                                                                                                                       Proje, pizza ile birlikte mısır stantları ile devam ediyor.

2007 yılında, yani mezuniyet senesinde,   yüksek lisans yapmaya, yükselen ekonomilerden Çin’e gidip, orda Çince öğrenmeye karar veriyor.. Başarı bursu ile, Çin’e gidip, 1 sene boyunca, Şangay Üniversitesi’nde ‘Uluslararası Çin Kültürü ve Dili’ öğrenimi görüyor.. Aynı zamanda, giderlerini karşılayabilmek için, bir cam firmasında yarı zamanlı olarak çalışıyor.

Öğrenimimi tamamladıktan sonra, aralarında Fiba Holding, Turkmall gibi şirketlerin de bulunduğu ve Çin’de gayrimenkul yatırımları yapan bir firmanın Pazarlama&Satış departmanında çalışmaya başlıyor. Pozisyon ve şartlar bakımından oldukça iyi bir şekilde profesyonel kariyerine devam ederken, girişimcilik ruhu ağır basıyor, ve bir süre sonra, çok önceleri üniversiteden bir sınıf arkadaşıyla düşündükleri, projeyi  hayata geçiremek için  uygun zamanı geldiğine inanıp  Türkiye’ye dönüyor.

Hande Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilecek bu iş fikrinin ortaya çıkışını özetle şöyle anlatıyor.”Bir gün gazete okurken gördük ki,  Fethiye (Muğla’da) yaz-kış yaşayan, burda mülk satın alan İngiliz aile sayısı 7000’i bulmuş ve artık Doğu Londra’da bile her 10 kişiden 4’u İngiliz iken, Fethiye’de bu oran çok daha artmış. Dolayısıyla, Fethiye gibi eşsiz güzellikteki bir bölgede, okul açarak, yurtdışından gelecek öğrencilerin, hem İngiliz öğretmenlerden ders almalarını hemde bu yöreye yerleşmiş İngiliz ailelerin yanında kalmalarını sağlıyarak hep birlikte aktivitelere katılarak İngilizceler’ini geliştirecekleri bir proje hayal ettik. Eğitim alanında ve finansman olarak da bize destek olması açısından, yanımıza 3 ortak daha alarak da, 2009 yılında bu projeyi hayata geçirdik. Amacımız, İngiltere ve Malta’daki konsepti bu ‘küçük İngiltere’de uygulamak, hatta ordaki dil okullarından daha iyi bir eğitimi, eşsiz bir doğada ve öğrencilerle geçirecek bolca zamanı ve güzel evleri bulunan İngiliz ailelerle birlikte yapacağımızı tüm dünyaya göstermek ve uluslararası bir okul kurmaktı. 2 sene boyunca, yönettiğim pazarlama takımı ile birlikte, Orta Doğu, Avrupa ve Uzak Doğu’da sayısız ülke gezerek okulu tanıttık.

Hande Suriye seyahatinde

Buralardaki eğitim acentalarını, Fethiye’ye davet ederek İngiliz ortamını ve Fethiye’nin güzelliklerini gösterdik. Çek Cumhuriyeti, Polonya, Arnavutluk, Fransa, İtalya, Suriye, Suudi Arabistan, Libya, Dubai bügune kadar öğrencilerimizin geldiği ve benim de ziyaret ettiğim 28 farklı ülkeden sadece birkaçı.                    Şu an okulumuz, 33 dönüm üzerinde kurulmuş,  en yeni teknolojiler ile uyumlu bir şekilde düzenlenmiş sınıfları , spor alanları, havuzu, dinlenme alanları bulunan bir kampüs üzerinde eğitim hayatına devam ediyor.”

Hande Fethiye Ölüdeniz de 12 farklı ülkenin eğitim acentası ile

Hande hep çok yoğun çok çalışıyor, kendine hiç zaman ayıramıyor, tatil yapamıyor, ama idealleri peşinde zevkle, tatilini de işini de aynı potada mutlulukla yapmaya devam ediyor, ama STK sız da yapamıyor, Kagidere  ulaşıyor.

İyikide bizimle, onunla olmaktan, hikayesini başarılarını paylaşmaktan hepimiz çok mutlu olduk. Kagidere daha çok zaman ayırabildiğinde bu mutluluğumuz çok daha artacak, kendisine sevgiler, sevgiler, diyorum, tekrar tekrar kucaklıyorum.

Hande Kagider Yeni Yıl Yemeğinde

Sinem’ im ve Takıları

Her zaman gençlerle çalışmaktan, onların başarılarından, farklılıklarından çok daha fazla mutlu oluyorum, keyif alıyorum.Çalışanlarım özellikle gençler olsun istiyorum.Yeni genç girişimciler daha da heyacanlandırıyor, beni.Kendi gençlik yıllarımı hatırlıyorum.O günkü  çoşkumu heyacanımı, azmimi, gayretlerimi. Kagiderin oryantasyonların da genç üyelerimizin girişimcilik öyküleri başarıları beni çok daha farklı etkiliyor, heyacanlandırıyor.

Konunun bilirkişileri, 1970 – 2000 yılları arası doğmuş  ve farklı çalışma anlayışları olan gençleri Y kuşağı olarak adlandırıyor.

Y kuşağı sadece doğum yılları ile değil, aynı zamanda sosyal medya’yı aktif kullanan,  hiyerarşik çalışma anlayışı değil de işbirliğine dayalı bir çalışmayı tercih eden, fikirlere açık, bilgiyi paylaşmaktan korkmayan, online dünya ile offline dünyanın iyi bir sentezi olabilenlerden  oluşuyor.

Yeni iletişim teknolojilerinden pek anlamayan, hiyerarşik çalışma anlayışını destekleyen, kontrol odaklı, bilgiyi kısıtlı bir kesimden alıp  paylaşmayı pek tercih etmeyenler ve konumunu korumaya odaklananlar ise, X kuşağı , Baby Boomer olarak adlandırılan jenerasyonu oluşturuyor.

Geleceğin şirketleri, hiyerarşik yapılı değil, işbirliğine dayalı çalışan şirketler olacak, onun için gelecekte Y kuşağı insanının düşünme ve davranma anlayışına  fazlasıyla ihtiyacımız olacak.

Bu sayfalarda paylaşmak istediğim çok başarılı  Y kuşağı gençlerimiz var.Bugün ben, benim göz bebeğim, çok sevdiğim Sinem’i (Sinem Öztürk) anlatmaya çalışacağım.Sinem çok genç pırıl, pırıl, çok zarif, sade, kibar, yaşından çok olgun, saygılı,çok yetenekli, ailesinin en güzel taraflarını taşıyan bir genç kızımız.

Sinem, üç sene önce  abisi uzun dönem askere gittiğinde, ikisinin ortak olduğu gıda sektöründeki şirketleri Cemser de, yönetici ortak olarak tüm şirketi üstlendi ve başarıyla yönetti.Aynı zamanda o dönemde okulu bitirdi, projelerini teslim etti, sonra da yüksek lisans yapmaya başladı.Kendi tanımıyla Yıldız Teknik Üniversitesinde Bilgisayarlık Ortamında Mimarlık okudu.

Abisi döndükten sonra hem kendi şirketlerinde görevlerine devam etti,hem bizim gayrimenkul proje danışmanlık şirketimiz de çok önemli bir danışmanlık üstlendi.Değerli bir projemizin dairelerinin müşteriye teslim aşamasında, tüm müşteri taleplerini projede gerçekleştirilmesini sağladı.Çok zor, çok hassas bu işi iki sene boyunca hiç problemsiz götürdü.Bazen çok üzüldü, daraldı, ama sorumluluklarını hiç bırakmadı, başarıyla ve tüm müşterilerini mutlu ederek, projeyi bitirdi.Hatta kendisinden, çok memnun kalan müşterilerimizden  (çok güldüğümüz, şaşırdığımız) bahşiş almaya bile zorlandı.

İki sene önce Gayrimenkul Konseptin, tüm sosyal medya çalışmalarının blog, facebook, teknik  ve kreatif yapılarını oluşturdu.Sinemin zevkini çok beğeniyorum, ya da benim zevkimle çok örtüşüyor, ona nasıl birşey istediğimi anlatsam, o hemen en güzelini yapıp hazırlıyor. Sinem şu sıralar tüm katıımcıların gönüllü olarak destek verdiği ve bizim de parçası olduğumuz önemli bir çevre dostu ana okulu projesinde  Kadıköy Belediyesi ve yapımcı şirketler arasındaki organizasyonu bizim adımıza üstlendi ve tüm sorumluluğu aldı, proje başarıyla devam ediyor.

Bu sene de kişisel blogum yaz-gi yı  hazırlarken ona biraz kafamdakileri anlatmam, yeterli oldu, gerisini o yaptı.Ön sezgileri çok kuvvetli, benim bilmediğim, öğrenmem gereken tüm konuları hazırlayıp tam benim yutacağım hap gibi hazırlayıp koydu.Sonrasını da ben beceriyorum artık. Gençler bazı konularda bizden çok farklı şeffaf ve pratikler.Bizim gibi hiç bir şeyi döndürüp dolaştırıp uzatmıyorlar.Ne istediklerini, ne istemediklerini çok daha kolay anlatıyorlar.Bazen anlatmıyorlar bile, sadece yapıyorlar.Onları böyle oldukları için daha çok seviyorum.Daha yapmacıksız, daha net.Evet Sinem benim gözbebeğim, üç senedir, gurur kaynağım, mutluluğum, moral kaynağım enerjim.Onu tanımaktan, onunla çalışmaktan çok mutluyum.Ben de onun her işinde çok mutlu ve başarılı olmasını istiyorum.

Sinem çok başarılı, yüksek mimarlık eğitimini tamamladı.Şu anda kendi şirketinin yönetici ortağı, halasının şirketlerinin herzaman proje danışmanı jokeri; ve son çalışması, takı yapmaya başladı.Zevklerini, becerilerini takılar üzerinde uygulamaya başladı, yaptıklarını da bir internet sitesinde satmaya başladı.

Geçen hafta da yeni tasarımlar, malzemeler için Londra idi.Herkesin sevdiği işi yapması ruhunu koyması en büyük başarıyı getireceğine inancım sonsuz.Sinem’inde ruhunu, sevgisini koyarak yaptığı yeni girirşiminde çok başarılı olacağına inanıyorum.

Ona mutluluklar, başarılar sevgiler diliyorum.