Last Vegas

last-vegasAltmışlarının sonunda dört çok iyi çocukluk arkadaşı Billy, Paddy , Sam ve Archie Las Vegas’da Billy’nin otuzlu yaşlarda ki sevgilisi ile evlenmeden önce bekarlığa veda  partisi için bir araya gelirler.

last-vegas_3358089

Billy o yaşına kadar evlenmemiştir, daha önce üç arkadaşa düzenledikleri bekarlar partisini şimdi Billy için yapacaklardır. importimagesource=MClast-vegas-955085Ama aralarında sorgulanması gereken şeyler vardır.Yıldızlar çok iyi seçilmiş, çok başarılılar. Konu çok güzel işlenmiş. Ben çok beğendim ve çok eğlendim.

Last_vegas

Las Vegas’da geçmesi de çok renk katmış. Çok sevdiğim eğlenceler diyarı Las Vegas’da geçen bu güzel filmi kaçırmayın.

7 Las Vegas

Oyuncular; Michael Douglas, Robert De Niro, Morgan Freeman, Kevin Kine, Mary Steebugen Yönetmen; John Turteltaub 2013 yapımı Komedi Drama Amerikan filmi.

Last_Vegas_3Yazmak, paylaşmak istedim, sevgiler, sevgiler…

Portofino’da Aşk

Aşk, romantizm, tutku, Portofino ve  harika şarkılarla Andrea Bocelli konseri.Bu muhteşem konserin filmi. Müthiş bir sinema ve müzik şöleni.Bu akşam izledim, ama tekrar tekrar seyretmeye varım. Çok keyif aldım. Bilet bulursanız kaçırmayın diyorum.

safe_image

Andrea Bocelli  “Passione” albümünü ilk kez eşsiz güzellikteki Portofino da özel bir davetli grubuna verdiği konserle sevenleriyle paylaşmıştı. “Besame Mucho, My Way, Love Me Tender” gibi romantik aşk şarkılarını seslendirdiği konserde geceye katılan davetliler adeta büyülenmişti. Bu romantik geceye ev sahipliği yapan 16 Grammy ödüllü David Foster ın aynı zamanda prodüktörlüğünü de yaptığı konser kaydını ve konser öncesinde sanatçının İtalya daki evinde kendisiyle yaptığı özel bir röportajın da dahil olduğu konser filmi kristal netlikteki dijital görüntü kalitesi ve 5.1 dijital surround ses teknolojisi ile ülkemizde sadece Cinemaximum sinemalarında gösterime başladı.

andrea-bocelli-33

Ünlü sanatçının 40 kişilik bir orkestra eşliğinde sahneyi paylaştığı olağanüstü yetenekli müzisyenler arasında, keman virtuözü Caroline Campbell, vokalde Helene Fischer, trompette Chris Botti nin yanı sıra Bocelli ye nişanlısı Veronica Berti de “Something Stupid” şarkısının düetinde eşlik ediyor.

Andrea+Bocelli+Veronica+Berti+Andrea+Bocelli+2EH9v9DsPsZl

 

Romantik Komedi 2

fft85_mf2432759Sinema izlerken birinci tercihim romantik komediler. Bol starları, harika görsellerı, muhteşem mekanları, eğlendiren konuları ile hoşça vakit geçirten filmler, hem de romantizmi bol cinsten olanlar öncelikli tercihim. Hollywood yapımı romantik komedilerin bazılarını defalarca izlediğim olmuştur.Bu sefer yerli romantik komedi izlemek için sinemadaydım.Bu haftanın filmi

dc5hur-5t5dudmy5kl107suhk18_layoutRomantik Komedi 2 Bekarlığa Veda‘ya gittim.İki saat boyunca kahkalarla güldüm.Filmin konusu üç çok güzel,birbirleri ile çok iyi arkadaş genç  kızla, onların beraber olduğu ve arkadaşları dört yakışıklı genç  arasında geçiyor.Benim de zaman zaman çocuklarlarımla benzer sahneleri çok yaşadığım bir ortam anlatılıyor.

‘Romantik Komedi 2’, güldürüyor, eğlendiriyor. Sıkılmadan izliyorsunuz, gerçek bir rom antik komedi.

283211_404337249636037_614889106_n

Esra evlilik hazırlıklarına hız verirken, Didem grupta henüz evlenmemiş tek kız olarak kaldığını fark eder. Panikleyen Didem, sevgilisi Cem’i bir punduna getirip evlenmeye ikna etmeye çalışır.9214_412086622194433_953217989_n

Fakat Didem’in bu hallerinden habersiz Cem yeni bir filmin hazırlıklarına başlar ve başrolü paylaştığı Gözde adında bir kadınla tanışır; tamamen işine konsantre olur. Her şey üst üste gelince Didem kıskançlık krizine girer ve Cem’e çaktırmadan onu izlemeye alır ve ekibin erkeklerinin Antalya’da bekarlığa veda partisi yaptıklarını öğrenir. Erkeklerin peşine düşen kızlar, otele dansöz kılığında girmenin yollarını ararlar…
2010 tarihli Romantik Komedi adlı filmin devamı niteliğinde olan yapım Cemal Hünal, Sedef Avcı, Sinem Kobal, Burcu Kara, Gürgen Öz, Gökçe Özyol ve Engin Altan Düzyatan‘dan oluşan çekirdek oyuncu kadrosunu devam filminde de aynen koruyor. “Bekarlığa Veda” konseptinde çekilen filmin yönetmenliğini ise ilk uzun metrajlı sinema işine imza atan Erol Özlevi üstleniyor.

IMG_1613Kıyafetler, mekanlar, evler, Adam&Eve Otel’de geçen sahneler, hepsi gözalıcı.romantik-komedi-2nin-fragmani-yayinlandiEsra’nın kına gecesi,Gürgen Öz’ün dans sahnesi, başarılı göz doldurucu oyunu,en çok akılda kalanlar,

14906_438375402898888_450798134_nOyuncuların hepsi çok güzel, çok yakışıklı, kıyafetleri, yaşantıları oldukça abartılı ama, filmi daha da zengin ve  yapmış.Cıvıl, cıvıl, eğlenceli bir flm. Özellikle benim gibi bu yaşlarda çocukları olanlar için, ya da bu yaşlarda olanlar çok daha ilgi çekici olabilir.Baştan sona güldüm derken filmin sonunda  Esra’nın düğün sahnelerinde, ve Cem’in Esra’ya evlilik teklif ettiği sahnede çok hüzünlendim. Düğünlerde hep mutluluktan ağlarken bu sefer, günümüzde çok çabuk biten,sonu gelmeyen evlilikler için ağladım.Kahkahalarım yüzümde dondu, kendimi mutsuz caddede buldum. Sizlere neler anımsatacak bilmiyorum, ama benim gibi romantik komedi seviyorsanız, kaçırmayın derim. Sevgiler, sevgiler…13429_a

Roma’ya Sevgilerle

Uzun zamandır bu kadar bol ve içten gülmemiştim. Usta yönetmen Woody Allen’in son filminde hem muhteşem şehir Roma’da  tekrar,  tekrar,  doya  doya dolaştım, hem de çok güldüm,bol bol ve kahkahalarla.Hafta sonunda, Eylül’ün son gün güzellikleri,  harika hava, deniz, sahil,dostlarla,kuzenlerimle keyifli anlar, geçmişe yolculuklar,derin sohbetler, yeni keşifler, her şey çok güzelken, akşama da sinema keyfi ile hafta sonum tam anlamıyla taclandı. Woody Allen‘in son filmleri beni çok mutlu eder oldu. Geçen sene bu günlerde” Midnight in Paris”i seyretmiş çok beğenmiştim. Bu sene de “To Rome with Love” ile ustaya tekrar hayran oldum.Filmi çekmesi için teklif ve18 milyon dolarlık  bütçe  İtalyanlar’dan gelmiş. Woody Allen İstanbul için de olumlu bakıyor, teklif gelirse neden olmasın. İstanbul çok egzotik bir yer yorumunu yapıyor.Şu anda ustaya yapılmış altı ülkeden teklif var.Belki bizde sıraya gireriz.Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay’da bütçe önemli değil, senoryayı beğenirsek gereken katkıyı yaparız diyor.Bakalım, gelişmeler olumlu olur belki.                                                                                                                 Roma’nın fon olarak kullanıldığı ve Romalıları konu alan, onların yaşam tarzlarını anlatan  film,çok keyifli.Film anlatmama gerek var mı bilmiyorum, şiddetle gidin seyredin, doya doya gülerken, Roma ‘da tekrar tekrar dolaşın diyorum.

Woody Allen, filmde Roma’da birbirinden farklı karakterlerin birbirinden farklı hikayelerinin içine sokarak, bazen şehrin herhangi bir sakini bazen de yazın gelen herhangi bir turistin hayatına girerek romantik ve macera dolu bir geziye çıkartıyor. İtalya’ya çeşitli nedenlerle gelen Amerikalılar ve İtalyanların başlarından geçen romantik ve komik anlar birbirinin içinde geçiyor. Alec Baldwin,  Penolope Cruz, Jesse Eisenberg, Alisson Pill, Roberto Benigni gibi oyuncuların bir araya geldiği film, güçlü oyuncu kadrosuyla da çok ilgi  çekiyor.

Ben seyrederken  kendimi hep Roma da gibi hissettim.Biz de o fimdeki gibi sokaklarda ünlü  pizzacıyı  ararken dönüp durmuştuk.Hele aylar öncesinden rezervasyon yaptığımız,restorantta , özel gümüş kaplama sahanlarda servis edilen deniz mahsulleri ile yapılmış rizottonun kokusu alışmadığımız şekilde ağır gelince, utana sıkıla nasıl geri yollayacağımızı bilememiştik. Şefi üzmek istemedik, ama neyse anlayışlı bir  davranış ile karşılaşıp,yeni siparişimizi vermiştik.Roma tüm çekiciliğinin güzelliklerinin yanında, yemek konusunda da  harika lezzetler şehri .

Roma’ya gidip de resim almadan olmaz. Sonra da ressamı ile resim çektirmek şart. Roma’dan aldığım tablomda, Aşk Çeşmesi var.                                                                    Alışveriş yaparken özellikle seçerek gittiğimiz mağazalardan, aldıklarımız kadar,  yemek yerken, dolaşırken öylesine bakıp aldığımız şeylerin de hala dolabımda en sevdiğim giysiler, ayakkabılar, botlar olduğu kesin. Roma alışveriş için de çok güzel bir şehir.

Roma’yı o sıralar Domus Academy’de okuyan Leyla’m ile gezmek çok hoş, keyifli ve eğlenceli olmuştu.                                                                                                                                           Çok güzel anılar, hatıralar canlandı, fotoğraflarımı çıkarıp baktım.Çok da resim çekmemişiz,çektiklerim de çok net çıkmamış, tekrar gitsek ne iyi olur, üstelik havuza tekrar gitmek için para da atmıştık, bence çok güzel fikir, ne dersiniz. Bugün Roma’ya Sevgilerle diyorum.

Sinamaseverlere İki Güzel Film

En iyi Film ve En İyi Erkek Oyuncu dallarında altın küre kazanan 5 dalda Oskar adayı olan The Descendants’ı (Senden Bana Kalan ) geçen hafta daha önceki hafta da Marilyn İle Bir Haftayı seyrettim.

Descendants’da George Clooney başrolde Hawwaii’li toprak sahibi Matt King rolünde o kadar güzel ve inandırıcı oynuyor ki, ben tüm film boyunca kendimi, hiç George Clooney’i seyrediyorum gibi hissetmedim.Benim için ekrandaki, sadece Hawaii’li toprak sahibi idi. O yakışıklı, cazibeli adam gitmiş yerine taşralı Matt gelmişdi. Matt  eşinin trajik bir bot kazası geçirmesinden sonra, geride kalan iki kızı ile ilişkisinin hiç de hayal ettiği gibi olmadığını farkediyor. Çünkü o güne kadar, sadece işi ile ilgilenmiş, ve kızlarına da karısına da ilgisiz kalmış, bunların neticesinin nelere mal olduğunu da farketmemiştir.

Karısını yoğun bakımda bulunca, o iyileşirse,herşeyi düzeltmeyi düşünür, ama herşey düşündüğünün ötesinde kötüleşmiştir. Karısının da iyileşme ihtimali ortadan kalkınca Matt, çocuklarla olan ilşkisini tekrar yeniden kurmak için çok zorlu bir mücadeleye girer. Güzel ve dersler  çıkarılacak bir film, George Clooney de çok güzel oynuyor.

Evvelki hafta seyrettiğim Marilyn İle Bir Hafta filmi, Marilyn’nin bilinmeyen dünyasını merak edenler, onun güzelliğine hayran olanlar için güzel bir film.

Marilyn Monroe’nun hayatının bilinmeyenleri ile ilgili olması, güzel yıldızın, hayatının bir haftasının anlatılması,onun evlliğe bakışı, depresyonları, korkuları,

oyuncu olmasının yarattığı, şizofrenik denecek davranışları, samimiyetten uzak ilişkileri ve de çapkınlığı.

Ölümünün üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen hala çok merak edilen bir sinema ikonu olan Marilyn Monroe’nun  yaşamının gerçeklerini anlatan  bir film, onu biraz daha tanımak isteyenler keyifle  izleyebilir. Ben başrolde, Michelle Willams’ı çok beğendim.

Colin Clark’ın günlüklerinden uyarlanan filmde, 1956 yılının yazında, 23 yaşında genç bir delikanlı olan Colin, (Eddie Redmayne), Oxford’da okuduğu bölümü terk ederek, sinema sektörüne girer ve kendisini o sırada çekimlerine başlanan ‘The Prince and the Showgirl adlı filmin setinde, en alt kademedeki asistanlardan biri olarak bulur.
Sir Laurence Olivier (Kenneth Branagh),efsanevi yıldız Marilyn Monroe (Michelle Williams) ve o dönem yeni evlendiği kocası, İngiliz tiyatro oyun yazarı Aurthur Miller’ı (Dougray Scott) merkezine alan film, asistan Colin’in gözünden Monroe’nun İngiltere’de geçen bir haftasını anlatıyor. Miller İngiltere’den bir süre ayrılmak zorunda kaldığında genç asistana da, Hollywood’a dönmeden önce güzel aktristi İngiliz sosyetesi ile tanıştırmak, gezdirmek ve eğlendirmek görevi düşüyor.Farklı bir pencereden, bir yaşam kesiti.