Temmuz Ayı Buluşması

Temmuz ayı Kagider Kahvaltı toplantısı mutlaka yazmalıyım dedirtecek cinstendi. Nedeni çok. Mekan her zamanki kahvaltı toplantılarımızdan farklı olarak çok özel bir kültür sanat ve lezzet merkezi Armaggan Nuruosmaniye’de Nar Lokantası‘ndaydı,ve kahvaltı değil öğle yemeği idi. Çok değerli konuşmacı arkadaşlarımız vardı, aramıza yeni katılan üyelerimizin tanıtımı vardı. Başkanımız Gülden Türktan da altı aylık çalışmaların özetini yaptı.Özetin sadece başlıkları bile yapılan işlerin çokluğunu değerini, gösterecek nitelikteydi.

Karşıdan vapurla gelenler, Harika Batallı, Münteha Adalı, Serpil Karuserci, toplantıdan önce bir kahve molası verdik, sohbet çok keyifli ve farklı enerji doluydu.

Biz karşı grubu yine Kadıköy’de buluştuk. Her zaman ki  gruptan Münteha ile benim dışımda, Gaziantep’ten geçen senenin Bölgesinde Fark Yaratan Girişimcisi arkadaşımız Serpil Karuserci ve genç üyemiz, Harika Batallı vardı. Beraber gitmek için, grup buluşmaları süper oluyor.Hep beraber  vapura bindik. Herkes rahat ayakkabılarını giymiş yüksek topuklularını da  yanına almıştı.Bu kahvaltıya sevgili Serpil konuşmacı olarak katıldı, Harika da, Genç Kagider toplantılarında Doğuş çay standları ile verdiği katkıdan dolayı, verilen ödülünü alacaktı.Armaggan’a varmadan önce bir kahve ve mini kahvaltı molası verdik.Bu tür sohbetler de,  herkes birbirinin çok farklı özelliklerini becerilerini keşfediyor, hayranlık duyuyor.Serpil çok özel bir Gaziantepli,  Harika’nın kocası Gaziantepli, kendi  Rize’li, Münteha Urfa’lı harika  çeşitlilik, zenginlik.

Gülden Türktan’nın açılış ve kısa bilgilendirme konuşmasından sonra ilk konuşmacı Mardin’in geçen yılki Bölgesinde Fark Yaratan Girişimcisi Ebru Baybara idi. Ebru’nun girişimcilik hikayesini daha önce de dinlemiştim, ama her seferinde daha da ilgi ve merakla dinliyorum. Hem çok özel bir hikaye hem de Ebru çok güzel anlatıyor.Bu günlere gelmek için inanılmaz bir mücadelesi var.Hikayelerini anlatmaya başladığım Mardin’in Müthiş Kadınların’dan.

Sonra Gaziantep’te gelinlik yapıp, ihracat yapan çok başarılı bir önceki  yılın girişimci ödülü sahibi, ve yol arkadaşım  Serpil Karuserci konuşmaya başladı, başlamasıyla zaten farkı anlıyorsunuz.Bu kadınların hepsi müthiş, hikayeler inanılmaz, azim, cesaret, kararlılık ve başarı dolu.Serpil’den sonra sıra Yasemin Kalya Künteci’ye geldi. Biri başlıyor, biri devam ediyor. Bütün hikayeler, olağanüstü, anlatanlar,   çok güzel anlatıyor, hepsi ayrı keyif veriyor. 

Canan Bıyıkhan, Firdevs Uzun, Handan Ercengiz, Fisun Usta ile

Sonra, yine bu yılın Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimcisi tıp doktoru  Gülay Özgön’e  (Nesiller Genetik) sıra geldi. O da konusuyla, kararlıligi, cesareti ve ayrıca bilim kadını olarak parmak ısırtan cinsten. Hepsi  inatçı, hepsi çok zoru başarıyorlar,hepsi beş kuruşsuz yola çıkıyorlar, Gülay bir de beşyüzbin tl borçla başlıyor.Yılın Giriimcisi yarışması ile  Kagider’e katılan bu müthiş kadınların  bize verdiği en güzel mesajlardan biride “Bize en güzel hediye Kagider’e katılmak oldu,” dediler .Hikayelerin hepsi çok çarpıcı, özel tek tek yazacağım, anlatacağım.Bu çok özel dört kadından sonra sıra aramıza yeni katılan çok farklı hikayeleriyle yeni üyelerimize geldi. Beş yeni arkadaşımız kendilerini anlattılar, hepsi yine çok özel, değerli girişimci kadınlarımız.Selen Erdeniz yeni katılımcıların içinde en genç üye idi, artık gençlerimiz her geçen gün artıyor.Ayşe Ağaç Dağ, Firdevs Uzun, Derya Türkkonmaz , Canan Bıyıkhan aramıza hep bu sene katılan yepyeni enerjiler.Sevgili Begüm Özdoğularlı ‘da biraz bize son yaptıklarından bahsetti.Sonra da sıra Kagider’in ilk  üyelerin temsilcisi olarak sevgili Zehra Güngör’e geldi. Zehra bize çok kısa bir kuruluş dönemi, hikayesi  hatırlatması yaparak,toplantıyı sonlandırdık. Toplantı sırasında bize şeker ustaları harika bir şov yaptılar,hepimiz Nar restorantın çok özel lezzetli Türk mutfağından seçme yemeklerini konuşmalar ve şov sırasında  yedik. Armaggan yedi katlı bir bina her katta çok özel sergiler var, hepsi uzun uzun gezilecek, seyredilecek cinsden. Yine süre elverdiğince gezmeye çalıştık, resimler çektik, bilgiler aldık. Hepsi görülmeye değer, sonunda da herkes işlerine koşarak uzaklaştı.

 

Ben Seni Mutlu Edim

Temmuz ayı sıcak, yoğun geçerken güzel haberler de  mutluluk ve umut  verdi.             Henüz üç yaşına gelmeyen,minik prensim bana yüzüm asılınca soruyor, “Mutsuz musun?” Benim onun yanında mutsuz olmam mümkün değil, ama bir konuda anlaşamadığımız da, yüzüm uzuyor, o da yapmacık aslında. Mesela yemeğini bitirmediğinde. Soruyu sorup “Evet mutsuzum,” cevabı alınca, hemen kararını veriyor, “o zaman ben seni mutlu edim “diyor, ve oturup yemeğini yemeğe başlıyor.Ben de beni mutlu edenler belki sizleri de mutlu eder diye, paylaşıyorum. Sevgili  Gülseren (Onanç), Halkla İlişkilerden Sorumlu MYK üyesi olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin en yüksek yönetim organı olan Merkez Yürütme Kurulu’na seçildi.                                   CHP de güzel şeyler olmaya başladı. Çok değer verdiğim, çok gönülden inandığım ve desteklediğim, Gülserenin seçilmesi benim için çok sevindirici oldu.Gülseren’e güvencim, inancım çok. Onun kendini çok güzel anlattığı yazısını aşağıya aldım.

“Mardin’de doğup İstanbul’da büyüyen, olgunlaşan, ‘limon sat memur olma’ diyen bir babanın ‘kendi mesleğin olmalı’ diyen bir annenin, 3 erkek çocuğundan sonra doğan kızıyım.Babam askerliğini İstanbul’da yapmış ve o sıralar İstanbul’a hayran olup ailesini İstanbul’a taşımayı kafasına koymuş. Mardin’den İstanbul’a taşındığımızda ben 4 yaşındaydım. Başta Türkçe bilmeyen babaannem olmak üzere annem 

ve bütün ailemizin şehire uyum sağlama serüvenine tanık oldum. Çocukluğum 1970’li yıllarda Aksaray’da geçti. Deneme ilkokulu olduğu için önlük giymediğimiz Aksaray Mahmudiye İlkokulu’na gider ve okul sonrası abimler gibi bende bakkal irisi marketimizde çalışırdım. En sevdiğim şey müşteriler ile sohbet etmekti.Annem bana ‘En çok kimi seviyorsun?’ sorusuna ‘Önce Allah, sonra Atatürk, sonra annem babam’ cevabını ezberletmişti.İstanbul Çemberlitaş Kız Lisesi ve Bakırköy Kocasinan Lisesi’ni bitirdikten sonra İTÜ İşletme Mühendisliği Fakültesi’nden 1987 yılında lisans derecesi ile mezun oldum. Üniversite yıllarımda abimin fotoğraf stüdyosunda fotoğrafçılık, kongrelerde mihmandarlık yaptım. Güzel Haliç Leo Klubü’nü kurarak aktif birey olmak, toplumsal gelişime katkıda bulunmak kavramları ile tanıştım.Bir yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalıştıktan sonra bir konuda uzman olmaya karar verip Amerika’ya daha önce de kısa bir süre dil eğitimi aldığım Michigan State Üniversitesi’ne gittim. İlk düşüncem politika okumaktı ancak bir hocamın yönlendirmesi ile uluslarası pazarlama konusunda MBA derecesi aldım. Fırsatlar ülkesi Amerika’da bireyin gücünü, girişimciliğin değerini anladım. Bir arkadaşımın kurduğu yazılım şirketine ortak oldum. 1991 yılında mezun olup Amerika’da kalacağımı düşünürken, aldığım iş teklifi ile okul bitiminden bir ay sonra Eczacıbaşı’nın Rusya operasyonunda Satış Pazarlama Müdürü görevini üstlendim.Sovyetler Birliği’nin dağılma sürecine tanıklık ettim. Eczacıbaşı’nın generic ilaç pazarında marka yaratmasına ve eczane zinciri kurmasına ve Rusya Cumhuriyeti’nin ilk yabancı şirketlerinden birisinin kurulmasına öncülük ettim.Hayalim Türkiyeli bir şirketi global bir şirkete dönüştürmek ve global bir marka yaratmaktı.Rusya da yaşadığım 3 yıla yakın süre içinde bireyin düşünsel ve yaşamsal zenginliğinin değerini ve paylaşmanın, dayanışmanın önemini öğrendim.Türkiye’ye döndükten sonra Balsu ve Ferrero şirketlerinde genel müdürlük ve ülke temsilciği yaptım. Kısa bir süre danışmanlık yapmayı denedim ama ne yapılacağını söylemekten daha çok işi yapmayı sevdiğime karar verdim. 2000 yılında girişimci olmaya karar verip teknoloji ve pazarlama konularında hizmet veren bir şirket ile başladım. Bu başlangıç sonunda 2003 yılında Ticketturk’u kurdum.Aynı yıl kurulan Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Kagider’in kurucularından biri oldum. İlk sivil toplum deneyimimde kadının toplumsal cinsiyet rolleri, eşitsizlik ve adaletsizlik ile yüzleştim. Sivil toplumun değişim ve dönüşüm gücüne tanık oldum. 2007’de Kagider Başkanı olduğumda kadın hareketinin gücüne tanıklık ettim. Bu harekete iş kadınlarının desteğini sağlamayı hedefledim. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine çok inandım ve bu yolla farklı projeler gerçekleştirdim. Kagider Brüksel Ofisi’ni 2008’de kurduk. 2009’da yeniden seçildiğim Kagider başkanlığını CHP Parti Meclisi’ne seçildikten sonra bıraktım. Dört yıllık başkanlığım süresince kadının bütünsel güçlenmesinin önemine inanarak, kadının işgücüne katılımın önündeki engelleri kaldırmak üzere politika önerileri geliştirdim, lobi faaliyetleri yaptım. TBMM Kadın- Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun kurulmasında aktif rol aldım. Kadın girişimcileri desteklemek üzere eğitim programları, yerel ve uluslararası toplantılar organize ettim. Bankalar ile çalışıp kadın girişimci kredilerinin verilmesini sağladım. Türkiyeli kadın girişimcilerin bölgenin en aktif kadın girişimcileri olmaları yönünde çaba gösterdim. Türkiye’nin AB müzakere sürecine katkıda bulunmak üzere toplantılar yaptım, lobi faaliyetleri düzenledim.Kagider’de örgütlenmenin, siyasetin gücünü algıladım. AKP hükümeti ile yakından çalıştım, kadın milletvekillerimizi tanıdım. Türkiye’nin daha iyi yönetilmesi için nitelikli siyasetçilerin önemini algıladım. Etkili muhalefet ihtiyacına bizzat tanıklık ettim.CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu sonrası oluşan değişim heyecanı ile Cumhuriyet Halk Partisi üye ve Parti Meclisi Üyesi olarak seçildim. Bu yaşıma kadar edindiğim tüm deneyimi partimin etkili siyaset yapması yönünde kullanmayı hedefliyorum. Türkiye’nin ve dünyanın önünde bulunan problemlerin vicdanlı, akıllı, dürüst, vizyoner siyasetçiler, liderler ile çözülebileceğine inanıyorum.Türkiye’nin en köklü siyasi partisi olan CHP’nin sosyal demokrasiye dayanan temel ilke ve değerlerine inanıyorum. Çogulculuk ve katılımcılık temelinde insan hakları, özgürlükleri ve azınlık haklarına saygı, eşitlik ve adalet, hukuk devleti kurallarına sahip çıkmayı benimsiyorum. Dayanışmayı, barış ve hoşgörüyü, emeğin önceliği ve bütünlüğünü çevrenin ve doğanın korunmasını yani sosyal demokrasinin çağdaş evrensel değerlerini her koşul ve ortamda sahiplenip politikalarda rehber olarak tutmayı hedefliyorum.Bu doğrultuda CHP’de aktif çalışıp, partimin iktidar olma sürecine katkı sağlamak üzere aktif politika yapmak için çıktığım bu yolculukta daha sonra parlamentoda görev almayı hedefliyorum. Parlamentoda kadın haklarının savunuculuğunu yapıp, kadının uzlaşı dilini siyasete yansıtarak memleketimizin daha refah, daha çağdaş, daha demokratik olması yolunda siyaset yapmayı hedefliyorum. Farklılıkların birlikte yaşaması ile daha da zenginleşen, daha barışcıl, daha adil bir dünya yaratmak üzere bir kadın, bir birey ve bir siyasetçi olarak hizmet etmek, çalışmak, yaşamak, gelişmeyi hedefliyorum.” Gülseren Onanç
 Arkadaşım, sevgili 2. dönem Kagider Başkanım, her daim, topluma yararlı, kadın haklarının savunucusu, dostluğa, barışa katkısı olacak tüm çalışmaların, mücadelelerin gönüllü savaşçısı, canım Gülseren’imin  doğum gününü ve başarılarını tekrar tekrar kutluyorum.

 

Aklıma Geldiğiniz Her An…..

Aşağıdaki yazıyı gördüğüm an alıp saklamıştım, buna çok sevdiğim, canım teyzem,çok değerli öğretmen, ailemizin Mamisi  sevgili  Müeyyed Kutbay’la anılarımı, resimlerimi ekleyerek sizlerle paylaşmak istemiştim. Yazının,  teyzemle olan kısmının resimleriyle, bir türlü istediğim şekle getiremediğim için  de blogumda taslaklar kısmında bekliyordu.Dün bir hata oluşmuş, taslak kısmı kendiliğinden çıkmış, ben de şimdi yetersiz de bulsam diğer kısmını ekleyip sizlere aktarıyorum. Sonra gönlümdeki gibi tekrar yazma sözümle.

Değerli Meral Tamer’e teşekkür ve sevgilerimle ithaf olunur!

Fatoş Kayacan Hataylı 

(Alıntıdır)

87 Yaşındaki bir insan yaşlı değildir!

Yukarıdaki görüş, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e ait…
Şimon Peres’i tanıyorsunuz.
Hani Başbakan Erdoğan’ın “Van minuts” dediği kişi.
87 yaşında ve görevinin başında dergiye verdiği röportajda bakın neler söylüyor?
-“Yaşımın 87 olması benim için kesinlikle bir sorun değil.
Hiç kimseyi yaşıyla yargılayamazsınız.
Yaşlı insanlar genç davranabilir, genç insanlar da eski kafalı olabilir.
Bence bir kişiyi, kimliğindeki doğum tarihine bakarak değerlendiremezsiniz.
İnsan için önemli olan vizyonu ve enerjisidir. İnsanı bunlarla değerlendirebiliriz.”

Şimon Peres’le ilgili bu röportaj beni çok etkiledi.
Geçmişte 80-90 yaşındaki kişilerin neler yaptığını araştırdım.
Picasso, 90’nda nefis eserler veriyordu.
Goethe, Dr. Faustus’u 80’unden sonra kaleme aldı.
Verdi, Otello’yu 73 yaşında, Falstaff’ı 80 yaşında bitirdi.
Mikelanj, 80’li yaşlarında hala yaratıyordu.
İngiliz düşünürü Thomas Hobbes, 90’nını geçtikten sonra bile yazdı.
Peki vücudu ve aklı dik ve dinç tutmanın sırları ne?
Hayattan kopmamak.
Öğrenmeyi sürdürmek.
Her yaşta hedefli olmak.
Bu konuda ABD’li ünlü komedyon George Corlin’in ilginç önerileri var:

1. Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın. Yaş, kilo, boy…

2. Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun. Suratsız negatif insanlara
yaklaşmayın.

3. Öğrenmeyi sürdürün. El işleri, bilgisayar, bahçecilik. Beyniniz atıl
kalmasın. Atıl kafa iblisin tezgahıdır. İblisin adı da, Alzheimer’dir.

4. Küçük şeylerden zevk almaya bakın.

5. Sık sık, uzun uzun ve var gücünüzle gülün.

6. Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.

7. Çevrenizi sevdiklerinizle doldurun. Aileniz, kedi, köpek, kuş, balık,
müzik, bitkiler… Ne olursa. Eviniz, sığınağınız olsun! Tadını çıkarın!…

8. Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse, üstüne titreyin. Bozuksa, düzeltin.                                           Siz kendiniz düzeltemiyorsanız, yardım isteyin.

9. Vicdan azabından uzak durun. Çarşı pazarda gezin, ülkenizi ve yabancı
ülkeleri dolaşın. Ama sakın suçluluk ve pişmanlık duygusuna kapılmayın.

10. Sevdiğiniz insanlara, onları sevdiğinizi söyleyin. Her fırsatta
sevdiğinizi hissettirin.

11. Hiç unutmayın ki yaşam, aldığınız soluklarla değil, soluk kesen
anlarla ölçülür.

Aklıma Geldiğiniz Her An, ya da yanınız da olduğum da  hemen yüzümde benim kontrolüm dışında bir tebessüm ve mutluluk oluşur.Sizi tanıdığım ilk gün,  ilk fazla  vakit geçirdiğimiz Bodrum beraberliğimiz, sonraki beraberliklerimizden anılar, sohbetler,hepsi beni çok etkileyen, mutlu eden, unutulmayacak izler, bırakan hatıralar.George Corlin’in sıraladığı  onbir maddenin onbiride sizin yaşam şekliniz olduğu için sizi anlatırken birleştirmek istedim.Sizi tanıdığım ve çok yakınınızda olabildiğim için çok şanslıyım, mutluyum. Müeyyed teyzem kocaman aşkımın küçük teyzesi, annesi  büyük abla, ortanca kardeş büyük teyzesi ve küçük teyze Müeyyed olağanüstü üç kardeş. Hayatımda çok değer verdiğim, beğendiğim, çok hayranlık duyduğum  üç kız kardeş.Meloş, Nunu ve Mami .Üçü de ailenin, tanıyanların, dostlarının, gözbebeği, hayranlık duyduğu, çok özel üç kadın. Nurlar içinde yatsınlar, Meloş’u ve Nunu’yu geçtiğimiz yıllarda kaybettik. İkiside doksanlarının çok üstünde genç kızlardı. Hep son derece hoş, bakımlı akıllı, becerikli ve her daim hayatın içinde. Her zaman günü gününe haberleri, dünyayı izlediler, okudular,paylaştılar, anlattılar, dinlediler.Evlerinden hiç dostları misafirleri, şık, farklı, özel, sevgi dolu, ikramları,  eksik olmadı.Hayatı her haliyle heyacanla mutlulukla yaşadılar.

Sevgili Müeyyed de üçlünün en küçüğü ve yine doksanının  üstünde bir genç kız, harika bir öğretmen,hep çok güzel, alımlı ve tarzı olan bir kadın. Onu sizlere şık, özel, sofistike gardrobu, takıları, sofraları evi, kitapları, beraberliklerimizden anılar ile  anlatmak istedim.Müeyyed teyze arkadaşlığından çok zevk aldığım özel kadın. Hep okuduğumuz kitapları birbirimize anlatmayı, sormayı, yorumlarımızı paylaşmayı çok önemsedik.Onun öğrencileri ile anılarını, seyahatlerini, Amerika da, İngiltere de eğitim için gidip kaldığı dönemleri, Aydın’a gelin gidişini, çok ama çok sevdiği kocasıyla aşklarını, iki ablasına olan  saygı ve sevgisini hem gördüm yaşadım, hem dinlemeyi hep çok sevdim. Defalarca da dinleyebilirim.Benim gibi her karşılaşanın da ne yaşta olursa olsun, sohbetinden zerafetinden, bilgisinden  etkilenmemesi imkansız.Böyle bir yaşam, böyle bir enerji hepimize nasip olsun. Yukarıdaki güzel yazı, sizi yazmama vesile oldu, belki ama benim sizi anlatacak çok değerli güzel anılarım var, hepsini yazmak için sizin gibi enerjim, sağlığım, ömrün olsun istiyorum.Ben de o kadar yürekten inanıyorum ki  Yaşam aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür. Sizinle  çok soluğumu kesen güzel anılarım var.Sizi çok seviyorum.Sevgiler, sevgiler