Bu hafta iki fotağraf sergisindeydim,önce sevgili Laleper’in sonra da kardeşimin katıldığı karma fotoğraf sergisi. Bu sene bir fotoğraf bloğu projesini bu günlerde başlatmak üzereyken iki serginin denk gelmesi benim için çok değerli oldu.
16 Ocak’da başlayan Milli Reasürans Sanat Galerisindeki Laleper Aytek’in sergisinin açılışı, bana eski Nişantaşı günlerimi yaşattı. Sanatçıların ve sanatseverlerin, sıklıkla biraraya geldiği, sergi açılışları, etkinlikler. Hemen, giyimleri,stilleri, duruşları, sohbetleri ile fark yaratan kadınlar, adamlar, gençler. Bir zamanlar benim için Nişantaşı’nı vazgeçilmez yapan nedenler.
Laleper Aytek’in “Issız” adlı sergisi 2002-2007 yılları arasında Bodrum, Çeşme, Datça yarımadalarında başlayıp; İstanbul, Kavala ve Fransa’nın güney kıyılarını da dahil ederek tamamladığı serinin fotoğraflarından oluşuyor. Kış aylarında çektiği ve ağırlıklı olarak siyah beyaz fotoğraflardan oluşan seride Laleper Aytek, izleyiciyi kendi ıssızlığında bırakabilmek için ziyaretçisi olmayan, terkedilmiş (gibi duran), kimsesiz yaz/kış mekanlarının duygusuna dokunmaya adeta zorluyor.
16 Ocak-9 Şubat 2013 tarihleri arasında Milli Reasürans Sanat Galerisi’nde izlenebilecek olan sergide, fotoğraflar daha salona girerken ucundan kenarından bile beni kendine çekiverdi,hayranlıkla yaklaştım, ve sergiyi tekrar tekrar dolaştım, her karede farklı düşler, mutluluklar, farklılıklar ya da tam anlatamadığım, duygular yüklendim.Sonra büyük bir sevgiyle Laleper’in hazırladığı harika katoloğu elime alınca Laleper’in başlangıç yazısı beni daha da şaşırttı. Mutlu, hoş, tarifsiz, duygulara götürdü. Fotoğrafla, ve de çekenle iletişim bu olsa gerek. Hepsini yeni blogumda anlatmak istiyorum.
Sanatçılar,sanatseverler, dostlar, Laleper’in sevgili öğrencileri ile çok güzel bir sergi ve gündü, teşekkürler, teşekkürler, başarılar sevgiler Laleper
Sevgili Laleper şöyle anlatmış;Karşılaşılan görüntüye bir anlığına yabancılaşmak ya da tedirgin olmak hayırlıdır;hayranlık yaratır (fotoğrafı ya da fotoğraftaki duyguyu tam olarak, net olarak tarif edememenin şaşkınlığıdır bu ), ilk bakışta uzak gibi dursa da ısrarlı bir izleme sonrasında izleyenle görüntü arasında sözsüz-bilinçsiz bir (ilk) bağ kurulur.Ve görüntü izleyiciyi de tıpkı fotoğrafçıya yaptığı gibi kendine bağlar…..
Yeni Yıl’a Fındıkkıran ile başladık.Aralık, Ocak ayı yeni yıl buluşmaları, kutlamaları, davetleri ile devam ederken, bu hafta prensimle Fındıkkıran Çocuk Balesine gittik. İDOB bu muhteşem eserle çocuklara gerçek bir şölen hazırlamış. Bizim içinde tam bir yeni yıl gösterisi oldu.İDOB Çocuk Balesi, bale eserlerini çocuklara tanıtmak ve sevdirmek amacıyla, ünlü Rus besteci P.İ. Çaykovski’nin “Fındıkkıran” balesini farklı bir yorumla ilk kez seyirciyle buluşturuyor.
Deniz Olgay Yamanus‘un eserin özgün libretto ve müziğini özet haline getirerek sahneye koyduğu “Fındıkkıran” balesi, yeni yıl kutlamalarıyla özdeşleşmiş ve pek çok bale topluluğu tarafından yılbaşında sahnelenmesi gelenekselleşmiştir.
Clara’nın yılbaşı armağanı olarak aldığı Fındıkkıran oyuncağıyla ilgili rüyalarını konu alan büyü – masal tarzı “Fındıkkıran” balesi, İDOB’un çocuklara yeni yıl hediyesi!
İzleyici çocuklarla iletişimi sağlayan anlatıcı karakterin de bulunduğu bir perdelik “Fındıkkıran” çocuk balesi’nin koreografisini Deniz O. Yamanus, Bahar Vidinlioğlu ve Serap Meriç yapıyor. Dekor tasarımı Efter Tunç’a, kostüm tasarımı Gizem Betil’e ait eserin ışık tasarımıysa Metin Koçtürk imzasını taşıyor.
Prensim daha 3.5 yaşında bile değil, bir senedir, çocuk tiyatrolarına gidiyoruz, ama bu sefer ilk kez gerçek bir baleyi Çaykovski müziğiyle dinledik ve seyrettik. Ben de onunla ilk kez bu tecrübeyi yaşarken, çok heyacanlandım, sonunda da inanılmaz mutlu çıktık salondan.Seyrederken neden konuşmadıklarını anlamadı ve sordu, ama sabırla sonuna kadar merakla izledi ve dinledi.İkimiz için de harika bir yeni yıl kutlaması oldu.
Yılbaşı öncesinde Clara ve Fritz’in ailesi evlerinde bir parti vermektedirler. Misafirler soğuk kış gününde yavaş yavaş gelmekte, çocuklar sokakta oynamaktadırlar. Clara’nın büyük babası Drosselmeyer çocuklar için hediyelerle gelir. Misafirler yılbaşı ağacının önünde dans etmektedirler. En güzel hediye Clara’ya gelen Fındıkkıran dır. Fritz kıskanır. Misafirler ve çocuklar hep beraber dans eder, eğlenirler. Parti sona erince herkes ayrılır ve aile yatmaya gider. Clara koltukta Fındıkkıran’ı ile uykuya dalar ve bir düş görmeye başlar.
Her yerde fareler vardır. Clara kaçmaya çalışır fakat fareler onu durdururlar. Oyuncak Fındıkkıran prense dönüşür. Fareler ile savaşır ve onları yener. Prens ve Clara beraber bazı ülkelere doğru yol alırlar.Bu sırada Clara rüyadan uyanır ve kendisini Fındıkkıran’ı ile beraber evlerinin salonunda bulur.
Bu sene Nişantaşı sokakları ve caddelerinin yılbaşı konsepti de Fındıkkıran Balesinden esinlenmesi çok hoş olmuştu. Büyükler, küçükler,herkesin beğenisi kazanması belki hepimizi Clara’nın o düş masallarına götürmesi idi.
Genç Girişimcilerimizden gelen çok beğendiğim iki haberi sizlerle paylaşmak istedim. Önce Begüm Özdoğularlı‘nın sosyal projesi, Begüm’ün çok özel girişimcilik hikayesini ve özel sosyal proje çalışmalarını daha önceki yazılarımda da hep paylaştım, bu da beni çok mutlu eden Begüm’den yeni yılın ilk proje haberi. Proje de ona destek veren, yanında olan çok değerli arkadaşlarımız da var. Başarılar, her zaman sosyal sorumluluklar alındığında, çok daha değerli oluyor, katlanıyor.
Çok genç, çok aktif,çok renkli, bu güzel arkadaşımızın haberini de yeni yıl davetindeki güzel fotoğrafıyla birleştirdim.
Genel hedef;
Toplumun en dezavantajli grubu olan Romen vatandaşlarımızın nüfusu hızla artmaktadir.
2020 senesinde Trakya bölgesindeki Romen nüfus oranının %30’ları bulacağı dikkate
alındığında ülkemizin en dezavantajlı grubu olan Romen vatandaşlarımızın topluma kazandırılmasının
önemi daha da artmıştır. Son yıllarda devlet politikalarında da önemli destekler verilen Roman vatandaşlarımızın toplumda yer edinebilir hale gelmeleri için sadece devlet büyüklerinin değil sivil toplum kuruluşlarının da üzerine önemli görevler düşmektedir.
Roman vatandaşlarımızın yaşadığı sorunlardan bazıları şöyledir;
– Toplumdan dışlanmış olmaları sebebiyle kendilerine ayrılan, gelişmemiş mahallelerde , olumsuz koşullarda yasamaları, – Nüfus oranının sadece % 7’sinin Lise ve üniversite mezunlarından oluşması – Kendilerine olan ön yargı sebebiyle eğitimli bile olsa istihdam edilmekte zorlanmaları, – Aile planlaması konusunda bilinçlendirilmedikleri için doğum oranlarının yüksek olması, – Eğitim alıp meslek sahibi olan kişilerin toplumun önyargıları sebebiyle Romen olduklarını gizleyerek sosyal hayatta var olmaları.
Romanlarin var oldukları meslek gruplarından bazıları;
– İş adamı vs. Roman vatandaşlarımızın avantajları;
– Kadına karsı şiddetin en düşük olduğu grup. ( Anaerkil bir toplum yapısında olmaları )
– Her ne kadar sağlıksız bir ortamda büyüseler de sağlık problemlerinin en az yaşandığı gruplar olması
– Kanserli hasta sayısının düşük olması,
– Müzik kültürlerinin cok yerleşik olması sebebiyle müzisyenliğe yatkın olmaları
-Hızlı düşünüp çabuk karar verebilme yetilerinin kuvvetli olması,
– Göçebe bir kültürden gelmeleri sebebiyle yaratıcılıklarının kuvvetli olması,
Edirne Valiliği olarak Roman grubu için yapılması planlananlar;
– 2013 yılının Roman yılı ilan edilmesi. Bu kapsamda Valilik , Kalkınma ajansı ve Avrupa Birliği projeleri ile;
– 100 kadına Moda Tasarım Eğitimi verilerek ünlü tasarımcı Gülşah Saraçoğlu’nun yönetiminde pazarlanması
– 200 kadına sabunculuk eğitiminin verilmesi, bu eğitimlerden sonra çıkan ürünlerin özel firmalar tarafından pazarlanarak gelirlerinin kadınlara iletilmesi,
– 1000 issiz erkeğe sanayinin ihtiyaç duyduğu metal, makine, kimya, tekstil, turizm, satış gibi alanlarda eğitim verilerek bölge firmalarının kendi bünyelerinde istihdam etmesini sağlamak,
– 200 kişiye girişimcilik eğitimleri verilerek eğitimler sonunda Ekonomi ve Sanayi Bakanlığından alabilecekleri desteklerde yol haritası çizmek,
– Lise ve üniversite öğrencilerinin katılımcı olarak hedeflendiği 5 konferans ve 1 çalıştay düzenleyerek Romen vatandaşlarımızın toplumdan dışlanmasının ülkemize nasıl bir olumsuz dönüşümü olacağının örnekleriyle aktarılması ve yeni nesilin Romen vatandaşlarımızla iç içe yaşamayı kabullenerek iletişimlerini kuvvetlendirmeleri gerekliliğinin farkındalığının artmasının sağlanması,
– Dünya kadınlar gününde Roman kadınlarına yönelik İstanbul ve Edirne de 2 çalıştayın düzenlenmesi ve unlu fotoğraf sanatçıları tarafından çekilen Roman kadınlarının fotoğraflarının
üç farklı sergi salonunda sergilenmesi,
-Kadına karşı şiddetin en az görüldüğü bir grup olan Romanlarda erkeklerin hassas kültürlerinden dolayı ödüllendirilmesi,
Begüm’cüm 16.Ocak 2013 çarşamba günü yanında olmayı çok isterdim, seni ve emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum. Sevgiler, başarılar….
16 Ocak 2013 Edirne faaliyeti
1- İş dünyasının önemli Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri ve iş adamları Edirne’yi ziyaret edecektir. Her kurum ve bireyin ziyaret sebebi şöyledir;
İstanbul Genç Girişimciler Derneği Başkanı İnanç KABADAYI ;
– Kadınların yaptığı ürünlerin tanıtım ve satışında destek vermek, üye firmalara proje süresince
görülen her gelişmeyi aktarmak, Turk Kanser Dernegi Baskani Burak DURUMAN
– Roman vatandaşların kanser konusunda bilgilendirilmesi ve Türk Kanser Derneği olarak
Roman vatandaşlarımızın yanında olduğunu vurgulamak,
TİM Başkan Vekili Mustafa ÇIKRIKCIOĞLU
– Kurbağa ve salyangoz toplayıcılığı yapan Roman vatandaşlarımızla yapılan ihracatlarla ülkemize yıllık 7 milyon doları geçkin bir girdi sağlamaktadırlar. Roman Vatandaşların kendi işletmelerini kurdukları takdirde ihracatlarını geliştirmek adına da kurum olarak destekler esirgenmeyecektir.
adına destek vermek, istihdamda daha fazla yer almaları için iş dünyasını bilinçlendirmek
Focus Mesleki Eğitim Kurumlar CEO’su Begüm ÖZDOĞULARLI
– Roman vatandaşlara yönelik yapılacak bütün eğitim programlarını organize etmek, eğitimler
sonunda çıkan ürülerin pazarlanmasına destek olmak.
– Yapılacak bilinçlendirme toplantıları ve çalıştayların konuşmacılarını ve programların
organizasyonlarını sağlamak
Magic Form İç Giyim Yönetim Kurulu Eş Başkanı Handan ERCENGİZ
– Sabunculuk eğitiminde yapılacak sabun tasarımlarını yapmak ve mağazalarında
satışlarını yaparak Roman kadınlarımıza gelir olmasını sağlamak. Moda Tasarimcisi Gulşah SARAÇOĞLU
– Roman giyim , tasarım eğitimleri vererek Edirne’de valiliğin uygun gördüğü bir
yerde kendi marka adıyla bir atölye oluşturmak, ve bu ürünlerin kendi mağazalarında satılmasını sağlayarak kadınlara bir gelir sağlamak.
Sevgili Ufuk’u ilk kezGaranti Bankası’nın 5 il 5 zirve projesinde üç yıl önce tanıdım, dinledim. Beni çok etkiledi. Bu müthiş kadının anlattıklarından etkilenmemek mümkün değil. O günlerden itibaren hayatıma UZGÖRÜ‘ ler girdi. Evet Ufuk Tarhan uzgörüyü anlatırken artık öngörüler değil, uzgörüler var diyordu. Ben de o günden itibaren uzgörüleri anlam ve kelime olarak hayatıma da işime de yaşantıma da; daha bilinçli soktum.Ekibimle de müşterilerimle de paylaşır oldum. Ben de yaşamın hızına ayak uydurmanın çok kolay olmadığını, özel çaba gerektiğini, teknolojiye çok önem vermenin gerektiğine inananlardanım.Ama Ufuk bu konuda çığır açanlardan.
Bu tatlı çılgın, Fütürist kadını tanımanız lazım.Geçtiğimiz ay, çok özel bir toplantıda, bize hayatını çok esprili bir şekilde anlatırken hayat görüşünü mesajlarını da aralara serpiştirerek bizi yine soluksuz, bıraktı. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan onu dinledik. Çok keyif aldık. Ben de hem o akşamdan notlarımı, hem Ufuk ile çok beğendiğim söyleşileri yazıları mesajları çok gecikmeden sizlerle paylaşmak istedim. Ufuk gibi başlayarak…. GELECEK GÜZEL GELECEK
M-GEN Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu, Fütürist, İş-Gelecek Tasarımcısı, Teknoloji Misyoneri, Blogger, Internet Yazarı… Son olarak ´iş Avatar´ı – Business Avatar Ufuk Tarhan’ın hayatını değiştiren, ilk çarpıcı etkiyi 14 yaşında okuduğu Tanrıların Arabası kitabı yapıyor. Hayatında mutlak bu budur kalkıyor, sorgulama başlıyor.
ODTÜ Ekonomi mezunu olan Ufuk Tarhan ODTÜ li olmak hayatımda ki çok önemli ikinci olay diyor. ODTÜ’de hayatından imkansızı siliyor, analiz etmenin ve insan olmanın sosyal olmanın ne kadar ulvi olduğunu öğreniyor ve hep derneklerde sosyal sorumluluklar alıyor. Öğrenciyken çalışmaya başlıyor.Evleniyor, çocuk yapmaya çalışıyor,ve bir kızı oluyor. O dönem cam üstüne resimler yapıyor, sergiler açıyor. Sonra 1982 yılından itibaren, su motoru, bilişim, telekomünikasyon, tarım ve hayvancılık, ilaç dağıtım gibi sektörlerde ve çeşitli şirketlerde üst düzey yönetici olarak yirmi yıl çalışıyor.Teknolojinin nelere kadir olduğunu görüyor. Bu ara boşanıyor, on sene bekar yaşıyor.
2001 krizi sonrasında gerçekleştirdiği cesur, yaratıcı uygulamalar nedeniyle 2002 yılında, Dünya Gazetesi tarafından Bilişim Sektörünün En Başarılı İş Kadını seçiliyor.
Bir seyahati sırasında yurt dışında Fütürist dergisini görüyor,Türkiye’de 2005 de Türkiye Fütürist derneğini kuruyorlar. 2006 da Türkiye’nin ilk fütürist şirketi M-GEN’i kuruyor, girişimci oluyor.
Tarhan; fütürist, buluşçu, stratejik, sürdürülebilir geleceğe dönük başarılı iş modelleri ve uygulamaları ile tanınıyor.
2008´de evrensel ölçekte gelecek tasarımı yapan, The Venus Project´in kurucusu Jacgue Fresco’yu getirerek, Türkiye´nin ilk Fütüristler Zirvesini´ni tasarlıyor, ve gerçekleştiriyor.
2009´da Türkiye´de yine bir ilk olan Bahçeşehir Üniversitesi CO-OPeğitim modelini tasarlayıp, uyguluyor. Yurt içi ve dışı otoritelerce, İş Dünyası-Üniversite entegrasyonunda en başarılı modellerden biri diye nitelenen CO-OP, Tarhan´ın en çok ses getiren projelerinden biri oluyor.
2009´da Türkiye´nin ilk Fütürizm Okulu’nu gerçekleştiriyor.
2010´da; 1967´den bu yana yayınlanan ve dünyanın en saygın Fütürizm kaynaklarından biri olan The Fütüristdergisinin Türkçe hazırlanmasını sağlayarak, Türkiye´ye ilk kez fütürist bir yayın getiriyor.
2010 da Türkiye´de ilk kez ´´Tablet Seminer´´ adı altında yeni bir seminer modeli uygulamaya başliyor. Tablet seminerler; ´´hayati ipuçlarının bir uzmanla yalınlaştırılarak etkin kullanıma sunulduğu üçer saatlik, sinema-tiyatro biletine yakın bedelde, kolay, pratik, insan-insana iletişime dayalı´´ paylaşım ortamlarıdır, diyor, Ufuk Tarhan.
Sosyal ağları ve paylaşım sitelerini çok etkin kullanan Tarhan, geniş bir takipçi kitlesine sahip, popüler bir blogger, internet yazarı aynı zamanda.
Fütürizm, future-horizon scanning (gelecek-ufuk taraması) yöntemleriyle çalışan, gelecek- uzgörü-sosyal medya-nesil farkları-mega trendler üzerine konferans ve seminerler veren Tarhan; Türkiye’deki ilk ve tek kadın fütürist konuşmacı.
Tarhan iş-gelecek planlama tasarım-danışmanlık-uygulama hizmetleri, eğitmenlik, executive seviyeler için moderatörlük, yönetici menejerliği yapıyor.
Yayınları
Gençlerin başucu kitabı olarak tanınan, ‘’Düşlediğin Gelecek’’ – 2006
Verne Wheelwright ile yazdığı ‘’Kişisel Gelecek Planlaması’’ – 2008
Dünyanın ilk-tek-en kısa; kişisel arıtım&yalıtım’ kitapçığı olan ‘to do! – not to do!’ – 2009
Çok sayıda, sektörel ve toplumsal sivil toplum örgütünde başkanlık, yönetim kurulu üyeliği yapan Ufuk Tarhan; örgütlülüğe inanıyor, gençlere yüklenilmesine ve savaşa karşı. Sıkı bir teknoloji misyoneri, blogger, sivil toplum gönüllüsü olan Ufuk Tarhan’ın konuşmasından seçtiklerimi de aşağıda paylaştım.
Teknolojiye balıklama dalın.Özellikle kadınlar teknolojiyi çok daha iyi kullanmalı.
Discover yourself out. Create yourself again, again and again.
En iyi Best Future Designer‘ım diyor.
Gelecek vizyonu Siberyoner ve Webratör olmak.
Teknoloji ile insanin bütünleşmesi lazım , robotlarla yaşam başlıyor.
Tanrısal Güçlere erişeceğiz. Gelecek Referanslı Olmalıyız.
“GELECEKTE KADINLAR GENÇ GÖRÜNECEK” Saba Tümer ile
Yukarıdaki televizyon programında sevgili Ufuk nasıl, sakin,tatlı, pozitif, uzgörülerini, Fütürizmin nasıl başladığını bizlere aktarıyor, özetliyor. Evet olumlu güzel gelecekleri yaratmak bizim elimizde.Böyle düşünmeyi öğrenmeliyiz, benimsemeliyiz. Çocuklarımızı rahat bırakalım, beş on sene sonra bu günkü değerler tamamen değişmiş olacak. Hayallerimize dikkat edelim, olumlu şeyler yapalım,bunu benimseyelim. Hayat Ne Güzel Olacak.
Bence sadece gelecek için değil, zamanda kalmak da gereksiz, hep olumlu pozitif düşünmek her güzelliğin, mutluluğun nedeni.
Gece 3-4 de kalkıyor, dijital dükkanı açıyor.Sevdiği işi yaptığı için hiç yorulmuyor.İkinci kez evlendiği kocası sevgili Ufuk Tarhan’ın tam zıt karakteri, tarihçi ve monşer. Ama o kadar iyi anlaşıyorlar ki Ufuk bu mutluluğum için çok daha uzun seneler yaşamak istiyorum, diyor.
Ufuk’çum seni tanıdığım günden beri çok ilgiyle, beğenerek takip ediyorum. Söylediklerinde çok haklısın. Teknoloji ile bütünleşmeli, sosyal medyayı çok iyi kullanmalıyız.Gelecek Güzel Gelecek, ama biz de o dili öğrenmeli ve sürekli kendimizi yenilemeliyiz.
Başarılar, sevgiler Ufuk güzel enerjini hep takip ediyorum, bilelısin.
Türkiye Vodafone Vakfı ve Türkiye Bilişim Vakfı işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz Teknolojide Kadın Hareketi projesinin ikinci fazı olan Teknolojide Kadın Hareketi Yarışması’na başvurular 25 Aralık 2012 tarihi itibariyle başladı.
Kadınları teknolojiye dayalı yeni fikirler üretmeye ve ürettikleri fikirleri hayata geçirmeye teşvik etmek ve teknoloji ve yenilik odaklı kadın girişimciliğini desteklemek amacıyla gerçekleştirdiğimiz yarışmanın, kadınların iş fikirlerini hayata geçirmelerinde önemli bir vesile olacağına inanıyoruz. Yarışmanın birincisi 15.000 TL, ikincisi 10.000 TL, üçüncüsü 7.500 TL hibe ödülüne sahip olacak ve ayrıca ilk üçe KAGİDER tarafından bir sene mentorluk verilecektir.
Daha fazla kadına ulaşmak için sizlerin de yakın çevrenizi Teknolojide Kadın Hareketi Yarışması’na yönlendirmenizi rica ederiz.