Kagider ve Sanofi işbirliği ile hayata geçirilen çok önemli projenin yeni dönem eğitimleri başlıyor.Bilgi için www.geleceginkadinliderleri.org‘a girmeniz yeterli.Bu önemli haberi, tekrar, bu sefer gazete yazıları ile paylaşıyorum, sevgiler sevgiler…
Monthly Archives: Mayıs 2013
Yulaf Kepeği ile Ev Kurabiyeleri
Bu ara bana blogumu okuyan herkes; yulaf kepekli kurabiyelerimi ve alkali beslenmeyi soruyor. Galiba bu tip kurabiyelerle de sağlıklı beslenmeyle de bu ara çoğunluğumuz ilgiliyiz.
Kurabiyelerimin ben de sürekli yeni modellerini yaparak deniyorum, ikram ediyorum, sonuçlar sandığımdan çok daha başarılı oldu.Ben de severek yiyebiliyorum, yağ yok, un yok, şeker yok ve de çok lezzetli, yapımı da çok kolay, daha ne olsun.
Tek tek tekrar anlatacağım,yulaf kepeğini bulamayanlara fotoğrafını ekliyorum.Ben Makro’dan alıyorum.Bir kasenin içine 3 çay bardağı (ajda) yulaf kepeği koyuyorum. 2 yumurta ekliyorum, 200 gr kadar karışık kuru meyva, doğruyorum, kaysı, üzüm, dut, erik gibi.Sonra bir büyük elmanın kabuklarını soyup rendeliyorum.Ya da havuç.Kabartma tozu, tarçın isterseniz bazen zencefil ekliyorum. Kaşıkla karıştırıyorum.Köfte harcı kıvamında oluyor.Biraz yumuşak pofuduk kurabiye isterseniz, bir büyük dolu kaşık yoğurt koyabilirsiniz, isterseniz çok az zeytinyağı katabilirsiniz. Bana meyvaların şekeri yeterli geliyor, siz isterseniz, Agave şurup, pekmez, ya da stevia ekleyebilirsiniz. Ama deneyin göreceksiniz hiç gerek yok.Sonra önceden ısıtılmış fırında fırın kağıdı konulmuş tepsiye, yuvarlak kurabiye şekli vererek istediğim büyüklükte yapıp koyuyorum.175 derecede 30-40 dakikada pişiyor.Genel tarif bu. Çeşitlendirmeler size kalmış.
Çok yaptığım diğer çeşit peynirlisi, yine aynı miktarlarda yulaf kepeği, yumurta kabartma tozu, koyuyorum.Meyvaların yerine bir miktar beyaz peynir ve lor peyniri ekliyorum.Bol kıyılmış dereotu koyuyorum.Yine arzu ederseniz yoğurt ekleyebilirsiniz.
En son minik ekmek gibi yaptığım da ise peynir yerine, doğranmış siyah zeytin ve ceviz koydum.Sonuç mükemmeldi.Yoğurt ve çok az zeytinyağı eklemeyi hep sizin tercihlerinize bırakıyorum. Sağlıklı, lezzetli ve çok doyurucu, tok tutucu özellikleriyle bana göre harikalar.Afiyet olsun, sevgiler sevgiler
Kagider’de Staj İmkanı
Kagider’den güzel fırsatların bir yenisi daha, hemen paylaşmak istedim. Sevgiler,sevgiler
Merhaba,
Kadının üreterek ve varlığını özgürce ortaya koyarak tüm karar süreçlerinde etkin rol aldığı bir dünya yaratmak vizyonu, kadın girişimciliğini geliştirmek; ekonomik ve sosyal yaşamda kadının konumunu güçlendirmek misyonuyla çalışmalarını sürdüren Türkiye Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER’de 2013 ilkbahar-yaz döneminde görev alacak aşağıdaki yetkinliklere sahip stajyer alımı yapılacaktır.
İlgilenen adayların kagider@kagider.org adresine konu ile ilgili bir giriş yazısıyla birlikte özgeçmişlerini iletmelerini rica ederiz.
Stajyer Özellikleri:
- Üniversite veya yüksek lisans programlarının son senesinde olan, veya mezun
- Sivil toplum alanında profesyonel olarak çalışmayı düşünen
- Çok iyi derecede İngilizce bilen
- Tercihen sosyal bilimler, idari bilimler alanında eğitim alan, almış olan
- Girişimcilik ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularına ilgili
- Proje ve yenilikçi çözümler geliştirmeyi seven
KAGİDER – TÜRKİYE KADIN GİRİŞİMCİLER DERNEĞİ
KAGİDER, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Eylül 2002’de 38 kadın girişimci tarafından ülke çapında faaliyet gösteren ve kar amacı gütmeyen bir sivil toplum örgütü olarak İstanbul’da kuruldu. KAGIDER bugün farklı sektörlerde aktif olarak çalışan ve değer üreten 283 kadın girişimci üyesi ile büyümeye ve güçlenmeye devam etmektedir.
Daha detaylı bilgi için: www.kagider.org
https://www.facebook.com/kagider.biz
Sevgilerimizle,
KAGİDER
Çöplükten Orkestraya
Her hafta Ekogazete yazılarını keyifle okuduğumu yazmıştım. Bu hafta gelen yazıların da hepsi birbirinden ilgi çekici güzel.Ben öncelikle aşağıdaki iki yazılarını seçtim.Her bakımdan çok anlamlı, değerli, hepimize parmak ısırtacak, bir fikir, çalışma, emek, sevgi. Gerisini sizlerde okuyunca göreceksiniz.Ben de okuyunca bu çok özel orkestraya, sisteme, ruha , fikre, değerli şefine çocuklara , sonra da çöplükten oluşturulan müzik aletlerinin oluşturulmasına hayran oldum,. Biraz araştırınca fotoğraflarına eriştim.Hepsini sizler için ekledim. http://www.landfillharmonicmovie.com/
Ekogazete de haftanın diğer yazıları da çok ilgimi çekti.Siz de vakit bulursanız okuyun derim.Ben de paylaşmak istiyorum. Ekogazete’ye,Atila Alpöge’ye her zamanaki gibi çok teşekkürler, emeklerine sağlık. Sevgiler, sevgiler.
Çöplükten orkestraya. Bir kez daha.
[Konu, Paraguay’da çöplüğe yollanmış atıklardan yapılan müzik aletleriyle kurulmuş çocuk orkestrası. Bu haberi daha önce de verdik. Diyeceksiniz ki “Niye bir kez daha aynı konuya dönüyorsunuz? Ne gerek var?” Böyle demeyin, çünkü dünya basını bu olayı gündemde tutmaya devam ediyor. Bu çabanın nedeninin, nasılının ayrıntılı öyküsü anlatılıp duruyor. Ve orkestra artık yabancı ülkelere turneye çıkıyor. İlk haberimizi anımsamak isterseniz, bunu şurada bulacaksınız.
Atila Alpöge daha önceki ilgili yazısı için böyle bir link vermiş. Ama iki yazıda hem birbirinin içinde, hem ayrı ayrı çok değerliler.Ben ikisini de alt, alta hatta iç içe koymaktan kendimi alamadım.Belki tıklamadan geçerseniz diye.Haberden çok heyacan duydum, çok mutlu oldum, L.A’ye gittiğim de de mutlaka izlemek istiyorum.
Atıkları da, ruhları da yeniden kazanmak
[Bugünlerde sanal ağda dolaşan Paraguay kaynaklı bir video kimi izleyende heyecan yaratıyor. Kimini irkiltiyor. Heyecan yaratıyor, çünkü bunda bir takım çocukların çöplüklerden topladıkları malzemelerle müzik aleti yapmaları ve orkestra kurmaları görülüyor. İrkilenler ise bundaki acımasız sefaletten rahatsız oluyor. Aslında bu videonun arka planı var. Video olup bitenin ne olduğunu, niye olduğunu belirtmediği için yanlış anlamalar yaratıyor. Videoyu görmek için bu yazının en altındaki adrese tıklamanız yeterli. Bunda sessiz geçilen iki olguya şapka çıkarmak gerekiyor. Biri, bu güzel çocukların atıkları, çöpleri dâhice yeniden kazanmaları ve değerlendirmeleri. Öteki de, insanlığın çöpüne atılıp gitme tehlikesinde olan kendi ruhlarını yaratıcı bir girişimin içinde kurtarmaları.]
Gelin, bu olguyu bütün boyutlarıyla anlamak için biraz eskilere gidelim. Paraguay’da değil de, başka bir ülkedeki birinin kişisel öyküsüne. Bu kimsenin adı José Antonio Abreu. Büyükbabası İtalya’da orkestra şefi imiş. 1900′lerin başında bir grup müzisyen arkadaşıyla birlikte Venezualla’ya göç etmiş. Müzik yaşamlarını orada sürdürmüşler. Abreu bu ortamda Caracas’ta doğmuş. Çocukluğu ve gençliği müzik dolu bir aile ortamında geçmiş. Çok iyi ve başarılı bir öğrenim görmüş. Harvard’da okumuş ve petrol ekonomisi uzmanı olarak ülkesine dönmüş. Üniversitede profesör olmuş. Bir ara bakanlık da yapmış. Sonra, 1975′te bir girişim için kollarını sıvamış. “El Sistema” adını verdiği bir düzen kurmuş.
El Sistema, önce Caracas’ta, sonra diğer kentlerde en berbat gecekondu mahallelerine gidiyor, pislik ve çöp içinde oynayan, esrar kullanan ya da esrar satıcılarına hizmet eden, içki içen, günleri kavgalarla geçen, okula doğru dürüst gitmeyen 5-15 yaşındaki çocuklara ulaşıyor. Onları ve ailelerini ikna ediyor ve çocuklar her gün akşamüzeri 2-3 saatliğine El Sistema’nın o bölgedeki merkezine geliyor. Çocuklara isteklerine göre bir müzik aleti veriliyor: keman, çello, flüt, davul, vb. Ve onlara birkaç yıl müzik eğitimi veriliyor. Klasik müzik ve caz.
Bu sistem 1975′ten beri, 37 yıldır devam ediyor. Şimdi Venezuella’da 24 değişik kentte 154 El Sistema merkezi var. Şimdiye kadar 1 milyonun üstünde öğrenci bu eğitimden yararlanmış. Şu anda sistemin 3.000 öğretmeni var ve 200.000 öğrenci merkezlere koşuyor her gün. Bu eğitimden geçen çocukların %60-%70′i profesyonel müzisyen oluyor. Bazıları bugün Almanya’da, Amerika’da, vb. önemli orkestraların kadrosunda. Örneğin Edicson Ruiz 2002′de, 17 yaşındayken Berlin Filarmoni Orkestrası’nın kontrbasçısı oldu. Ün yapmış olan klarnetçi Lennar Acosta bu merkeze gelmeden önce esrar satıcılığı ve silahlı soygundan 9 kez hapse düşmüştü.
Hele biri var: Gustavo Dudamel. 27 yaşında Los Angeles Filarmoni Orkestrası’nın yönetimini devraldı. Bugün çok tanınmış bir şef. Durmadan değişik yerlere gidip farklı orkestralarla konser yönetiyor. Bir röportajında “El Sistema olmasaydı, ben şimdi sokaklarda esrar satmakta olacaktım” dedi.
El Sistema merkezlerinin her birinde ayrıca bir orkestra var. Yani, 154 orkestra. Son sınıfa gelmiş öğrenciler sürekli konser veriyorlar. Bir de, içlerinden en yetenekli olanları bir araya getiren ve Venezuella’nın ulusal kahramanının adını taşıyan Simon Bolivar Orkestrası var. Dudamel her yıl mutlaka zaman buluyor, eski orkestrasına geri dönüyor, gençleri alıp yabancı ülkelerde turnelere çıkıyor. Örneğin Salzburg Müzik Festivali’ne davet ediliyor. Orkestranın gençliği, sevimli canlılığı ve ustalığı konserlerde heyecan kasırgası yaratıyor. [Simon Bolivar Orkestrası 2011 Ağustos’unda İstanbul’a da geldi ve iki konser verdi.]
Ufacık çocukları sefaletten, esrardan, fakirlikten kurtaran El Sistema bütün dünyada çok ünlü. Latin Amerika ülkelerinin hemen hepsinde onu örnek alan girişimler var. İspanya’da, Portekiz’de, İtalya’da, İskoçya’da, ABD’de ortaya çıkan girişimlere esin kaynağı oldu. Unesco ve bazı diğer kurumlar Abreu’ye, insanlığa yaptığı hizmetlerden dolayı onur madalyası verdiler.
Abreu şöyle diyor: “El Sistema aslında bir müzik hareketi değildir. Kişiliğini bulma, kendine güven kazanma, yaratıcı yeteneklerini geliştirme, insanlığının bilincine varma ve bir orkestranın birlikteliği içinde disiplin duygusuna erişme ortamıdır. El Sistema yok olup gidecek ruhları ayağa kaldırıp kazanma çabasıdır.”
Gelin, bu heyecan verici olayın perde arkasına eğilelim.]
Gustavo Dudamel, Simon Bolivar Orkestrası’ndaki gençlerle prova yapıyor.
Paraguay’ın başkenti Asunción’un bir kenar mahallesindeyiz: Cateura. Burada kentin çöplüğü var. Her gün 1,5 ton atığın yığıldığı geniş bir alan. Çöp durmadan geliyor ve 500 kadar ‘gancheros’ durmadan plastikleri ve alüminyumları tarayıp ayırıyor. Sonra da bunları beş on kuruşa satıp geçim yolunu buluyorlar. Hepsi de mahallenin insanları.
Çöplük, çocuklar ve müzik
Öyküde bir de Favio Chávez var. Chávez 2006’da, bu çöplükle boğuşan toplayıcılara tarama, ayırma işleminde yol gösteren teknisyen olarak çalışmaya başlamış. Bir de, vazgeçemediği bir tutkusu varmış: Müzik. Hafta sonları başka bir kente gider, orada gençlerden oluşan bir orkestrayı çalıştırırmış. Onun bu merakını öğrenen çöplük işçilerinden birkaçı, günün birinde ona “Bizim çocuklara da müzik öğretsene!” demişler. Bu öneriyi ilginç bulan Chávez, günlerini çöplükte oynayarak geçiren ufak çocukları toplamaya başlamış.
Ama ciddi bir sorun dikilmiş karşısına. Müzik öğreniminin doğru dürüst sonuç vermesi için çocukların evlerinde de çalışması gerekir diye düşünmüş, ama “Ben bunların eline piyasadan alınmış aletler verirsem başları belaya girer, anne babaları aletleri ellerinden alıp satmaya kalkarlar.” demiş. İşte o zaman aklına çöplükteki atıklar gelmiş.
Nicolás Gómez adlı arkadaşıyla toplanan malzemeleri dikkatle inceleyip araştırmalar yapmışlar: “Neden, nasıl ses çıkar? Çıkan sesin kalitesi nedir?” diye. Ve marangoz olan Gómez bunlardan müzik aleti yapmaya başlamış.
Orkestra
İşte bu sürecin sonunda “Cateura Geri Kazanılmış Aletler Orkestrası” çıkmış ortaya. Orkestrada 30 çocuk var. Ama Chávez ayrıca 70 çocuğa da ders veriyor şimdilerde. Bu olup bitene gülüp geçmemek gerek. Çünkü orkestra geçen ay Amsterdam’a davet edildi. Konser versin diye. Şimdi gittikçe yoğunlaşan programda Arjantin, ABD, Kanada, Filistin, Norveç, Japonya ve Londra var.
Chávez bütün bunları yalnızca müzik olayı olarak görmüyor. “Müzik öğrenmek için yapılan çabanın, bir gecekonduda her gün iki saat mutlaka çalışmanın açtığı bambaşka bir kapı var: Sefaletten kurtulmaya doğru giden bir yol.” diyor. “İnsanlar günü gününe yaşıyor. O gün karnını doyurma telaşı içinde. İleriye yönelemiyorlar. Oysa müzik çalışması sizde planlama, ileriyi görme, bir şeye inançla sarılma duygusunu geliştiriyor.”
Örneğin, orkestra üyelerinden biri olan 14 yaşındaki Ada Rios ileride ünlü bir müzisyen olmak ve bir Stradivarius’e kavuşmak istiyor. Ama şimdiki çöplük kemanını çok seviyor. “Bu benim için bir hazine.” diyor.
Gelin, Ada Rios’u ve iki arkadaşını bir videoda izleyelim. Tıklayın.
Atila Alpöge / Yararlanılan kaynak: Jonathan Gilbert, The Guardian, 26.4.2013
Çöpe atılmış su boruları, teneke kutular, çatal, bıçaklarla böyle mucize bir orkestra yaratılmış.Bence bu mucizeden sonra Ada’nın bir Stradivarius’u neden olmasın.En iyisinden olsun diliyorum.
Geleceğin Kadın Liderleri projesine başvurular başlıyor…
KAGİDER’in Sanofi’nin desteği ile hayata geçirdiği; genç kadınların yeteneklerini geliştirerek geleceğin liderleri olmalarını amaçlayan Geleceğin Kadın Liderleri projesine başvurular başlıyor.
Genç kadınların iş arama süreçlerini kolaylaştırarak, toplum ve iş hayatındaki yerlerini kuvvetlendirmek amacıyla 2010 yılında başlatılan proje, dördüncü yılında da genç kadınların iş arama süreçlerini kolaylaştırarak, toplum ve iş hayatındaki yerlerini kuvvetlendirmeyi ve profesyonel iletişim ağlarını genişletmeyi amaçlıyor.
Projede yer alacak katılımcılar, işe girişlerde kendilerine faydalı olabilecek; CV Yazma, İş Aramada Teknolojinin Kullanımı, Mülakat Simülasyonları gibi eğitimlerin yanı sıra, iş hayatlarına yön verecek Hedef Belirleme, İş Ahlakı, Etkin İletişim, Kariyer Planlaması ve Profesyonel Oryantasyon eğitimlerini alarak sertifikasyon sürecinden geçirilecektir. Ayrıca katılımcılar; farklı sektörlerin temsilcilerinden, o sektörlerle ilgili doğrudan bilgi alma şansını yakalayacaklardır.
Kimler Başvurabilir?
* 20 – 25 yaş arası,
* Üniversitelerden 2012 ve 2013 senesinde iyi derece ile mezun olan / olmayı planlayan,
* Tercihen burslu okumuş,
* İngilizce bilen,
* Tercihen iş tecrübeli (staj, part-time iş, vs değerlendirilecektir),
* Yüksek kariyer hedefleri olan, başarı odaklı,
* Tercihen sivil toplum kuruluşlarında sosyal gönüllülük yapmış genç kadınlar
Eğitimlerin sonunda katılımcı genç kadınlar sertifikalandırılacak ve KAGİDER tarafından katılımcılara iş arama süreçlerinde 6 ay boyunca yönlendirme yapılarak mentorlük verilecektir.
KAGİDER’e başvuran adaylar yukarıdaki kriterlere uygunlukları açısından bir elemeden geçirildikten sonra; yapılacak mülakatlar sonucu eğitim programına dâhil edilecektir. Seçilen adayların ilgili eğitimlere katılma taahhüdü vermeleri beklenmektedir. Eğitim programı bedelsizdir, ancak İstanbul’da gerçekleşecek eğitimler sırasında oluşabilecek yol ve konaklama giderleri adaylara aittir.
Eylül ayında gerçekleştirilecek eğitim programına başvurular 9 Mayıs – 31 Temmuz 2013 tarihleri arasında yapılabilmektedir. Proje hakkında daha detaylı bilgi almak ve eğitim programına başvurmak için www.geleceginkadinliderleri.org adresini ziyaret edebilirsiniz. Başvurularınızı bekliyoruz.
Saygılarımızla,










