“İdil Bebe” İle Zorluklar da Aşıldı

Bu senenin  2015 yılı Türkiye Kadın Girişimcisi Birincisi Sevgili Mevlüde ile  Kagider üyesi olduğunda  tanıştık. O günlerden beri hikayesini, ne kadar çalışkan başarılı olduğunu biliyorum. 12234950_10153384187109671_1960833846012026595_nBu sene yarışmaya katıldığını duyduğumdan beri gönlüm, kalbim onunla heyecanlandı. Benim gibi tekstilci olduğu ve işe atölyeden, üretimden başladığı için, ne kadar zorluklar yaşadığını daha da iyi anlıyorum. 513M04E4406-300x424Tekstil üretimi çok zevkli ve çok zahmetli işlerden. Şimdi de, hem de bebe sektöründe, imalatçı çok arkadaşlarım var.Her şekli aşaması hassas zor. Böyle bir iş de bu derece büyümek, mağazalar zincirine ulaşmak, çok zahmetli günler,  gerektiriyor. Hem de herkesin, yapamazsın, batarsın demesine rağmen, parekendeden toptana geçen Mevlüde Uygun; bu gün 20 mağaza ve 640 kornerı olan İdil Bebe  Mamino‘nun sahibi. Hedefide 10 yılda 100 mağazaya ulaşmak. Mevlüde’cim seni yürekten kutluyorum, kucaklıyorum, tüm mutluluğunu;  yazarken bile seninle hissederek paylaşıyorum. Hikayen de kim bilir ne zorlukları da yaşadın, ama bu günlere geldin. Girişimcilik hikayeni anlatan videonu seyrettim, senin anlatımınla, görsellerle ben de paylaşmak istedim. Sevgili arkadaşımı, komşumu, meslekdaşımı çok uzaklardan tekrar kutluyorum. İzleyince siz de çok beğeneceksiniz. İşini çok sevmesi, çok çalışması, ,tüm krizli zor günlere rağmen onu bu günlere getirmiş. imageÇalışanlarının %80i kadın. Çoğunluk kadın istihdamı yaratan bir işveren olması, ekonomiye kadınları da katması çok değerli. Mevlüde Uygun; başarısında, % 20 si de erkek olan,benim büyük  ailem dediği ekibinle birlikte başardıklarını,” Belki onlara iyi lider olmam, fark yaratmıştır, başarı tüm ekibin başarısıdır. “diyerek anlatıyor.

12219501_10153380671229671_6521951726463245483_nKızının şans getirdiğini söyleyen Mevlüde’nin en güzel şanslarından biri de kızıyla beraber çalışıyor, olmaları. Her girişimci anne, her girişimci ebeveyn çocuklarıyla işlerini devam ettirmeyi hayal eder, bu da Mevlüde’ye nasip olmuş. Arkadaşımı, kızı İdil’i, tüm büyük ailesini ekibini, tekrar tekrar kutluyorum. Böyle güzel, örnek, oldukları için, sevgiler, sevgiler…

 

Mutluluk Kulubüne Davetlisiniz!

432402203497“Mutluluk Kulübü, mutlu olan insanlardan daha çok, mutluluğa cesaret ile niyet edenlerin kulübüdür. Her şükür bir umut, her umut da içinde sevgi barındırıyor. Gerçek sevgi ise, hesapsız, pazarlıksız, sonuca hükmetmeyen, olana razı bir teslimiyet doğuruyor. Yeşertmek, büyütmek, bakmak, saklamak, içimize saklanmış mutluluğu bulmak ve paylaşmak ise bize düşüyor. Mutluluk Kulübü’ne davetlisiniz!”
(Tanıtım Bülteninden)

Böyle bir tanıtımı görüp, merak etmemek kabul etmemek mümkün değil, ben de görür görmez bu çekici kitabı aldım ve keyifle okudum.Eğer siz de mutlu olmak isterseniz,  Mutluluk Kulubü’ne katılın. Sürekli mutluluk yok, ama bu dünya ile başa çıkabilmek için önünüze çıkan hiç bir mutluluk fırsatını kaçırmamız lazım. Yoksa hayat çok zor, çok.

Sevgili Müge Çevik ile tanışmıştım, ama daha da çok tanımak sizlerle de paylaşmak istedim.

Henüz etkinliklerine katılamadım. Döner dönmez katılmak istiyorum. Mutluluk Okulu’nda neler oluyor, öğrenmek istiyorum. Ama şimdiden kitabını ve girişimcilik hikayesini anlatmak paylaşmak istiyorum. Her hikaye gibi, çok kendine özgü, ve ayrıca Müge tam da gönül diliyle anlattı, paylaştı, nasıl başladığını, nasıl bu günlere geldiğini. Hikayesini öğrenirken;  gözlerim ışıldadı, yüreğim titredi, heyecan duydum, meraklandım.Mutlu oldum, gururlandım. Girişimcilik olgusunu tarifi, değerlendirişi, önerileri de çok çarpıcı, hepsi gönül sesiyle…Şimdi sıra sizlerde okuyunca bana hak vereceksiniz. Sevgiler, sevgiler…

12249590_10156196888110570_8939676587828811548_n

“Bir Mülkiye mezunu olarak, kamuda çalışmanın bana uygun olmadığını anlayacak stajlardan sonra; ki bir tane Dış İşleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde diğeri de UNDP’de iki staj yaptım,nasıl olacak da ben özel sektöre gireceğim dedim ve master yapmaya karar verdim. Bilkent Üniversitesi’nde özellikle ilk yıl çok zorlanarak, cin gibi mühendislerle sınıf arkadaşı olduğum için, baya matematik ve istatistik falan çalışarak MBA yaptım.

MBA’in ikinci yılında çalışamaya başladım. Pazarlama, özellikle uluslararası pazarlama çok ilgimi çekiyordu.  Aile şirketimiz nedeni ile de ihracata yatkındım, ilgim vardı. Bir holdingin dış ticaret şirketinde pazar araştırmaları yaparak part-time işe başladım. Master bitince, tam zamanlı olarak kalmamı istediler, ben de devam ettim. Ta ki, bir İzmirli olarak Ankara’da fenalık geçirene kadar. Hayalim her zaman İstanbul’du. Ama iş deneyimim vardı, Ankara’ya ve yaşıtlarıma göre iyi para kazanıyordum, hiçbir firma beni Ankara’dan İstanbul’a getirtmeyi göze alamadı. Mutsuz olursun, yaşam standardın düşer dediler. Bir süre her ay iş görüşmesine geldiğimi hatırlıyorum. 4. yılın sonunda dedim ki, böyle olmuyor, ben ayrılıp taşınacağım ve öyle devam edeceğim, Ankara deyince kimse beni almıyor. Patronumla konuştum, dedi ki elimizde bir proje var. Birkaç aylık ve onu da yap sonra git.

Projeye başladım. Proje özelleştirme sonrası benim  çalıştığım holdingin de içinde olduğu konsorsiyum şirketinin işini geçici olarak yapmaktı. İhracat yapacak, Tekel sonrası düzene sokacaktım. 3 ay kadar yaptım ve sonra İstanbul’da şirket kurulacağını duyunca, Ankara’daki patronumdan gizli yeni patron ile görüşüp ben zaten ayrılıyorum beni alın, zaten 3 aydır ben yapıyorum ve çok da iyi biliyorum dedim. İşe yaradı. Eski patronum çok kızsa da ben kendimi İstanbul’a attım. Yaşasın İstanbul’da uyanıyorum diye uyanıyordum.

Sonra, hızla büyüyen bir şirkette olmanın avantajı ile hemen hemen her iki yılda bir ya pozisyonum değişti ya şirket satıldı sorumluluk alanım arttı. Derken ben aile şirketi, konsorsiyum şirketi, uluslararası çok büyük bir yatırım şirketinde çalışmış ve deneyim kazanmış oldum. Özellikle son 4 yıl, yatırım fonu şirketinden tam anlamı ile Amerikan tarzı iş yapmayı öğrendim.

2011’de şirket bir kez daha satıldı. Bu satışta, çok uluslu bir başka şirket bizi satın aldı. Ben o güne dek 60dan fazla ülke ile ticaret yapıyor hem satışı hem pazarlamayı yönetiyordum. Pek çok ülkede bana bağlı ekipler vardı. Yeni şirket gelince hepsini o ülkedeki genel müdürlüklere devretmem gerekti. Ve benim için daha fazla devam etmek anlamsızlaştı.  Ben 2011 Şubat ayında ayrılmaya karar vermiştim ama tüm süreç  yıl sonunu buldu.

Bu arada ne yapacağımı hiç bilmiyordum ama iyi olduğum alanlar vardı. Uluslararası satış ,pazarlama, marka yaratma, ihracat, KOBİler…ihracatçı birliğinde yönetim kurulunda da çalışmıştım. Ama bu bilgiler nasıl paraya dönüşür bilmiyordum. Koçluk iyi bir metodoloji olabilir diye düşündüm. Çalışırken koçluk eğitimi aldım böylece. Zorunlu olarak yapmam gereken koçluk saatlerini de iş hayatının içinde kolaylıkla doldurmuş oldum.

İşten ayrılınca, çok yoruldum bir süre dinleneceğim, gerekirse evden çalışırım falan dedim ama ben beceremedim onu. Bütün gün durmaksızın çalışmaya başladım evin de keyfi kalmadı. 3 ay idare edebildim, sonra deliler gibi yer aramaya başladım. Tek bildiğim bir yer olsun, insanlar içerde ev gibi rahat etsin, sıcak kek pişsin ve koksundu.

Şapka’nın şimdiki ofisi buldum ve yerleştim. Tek ben eğitmen ve koç olarak vardım. Ne yapacağımı da çok bilmiyordum ama ne yapmayacağımı biliyordum. Derken aklıma yatan, benim gibi düşünen tanıdığım daha önce eğitim aldığım eğitmenler ile görüşmeye başladım.

Kurumsal hayatı öğrenince başka türlüsünü bilmiyor insan. Onu o dünyanın dışına çıkınca öğrendim. Hemen bir ajans, logo, şirket ismi, tüm kurumsal kimlik, avukatlar resmi işler vs derken birden şirket oluverdik.

O kadar iyi eğitmenler ile çalışmaya başladım ki en büyük kurumsallar bizi arar oldu. ben hiç firma ziyaretine gidip Şapka’yı tanıtmadım. Profesyonel hayattan tanıdığım insanlardan destek çok gördüm. Ne yaptığını bilmiyoruz ama sen yapıyorsan kesin iyidir, gel bize neye ihtiyacımız olduğunu söyle dedi insanlar. Derken ben KOBİ ler ile yönetim ve satış danışmanlığına başladım.12108249_10156196685570570_697494002986232676_n

Üniversitelerde sosyal sorumluluk olarak kariyer seminerlerine başladık 4 koç. 30dan fazla üniversitede binlerce öğrenciye ulaştık. Bunlar beni çok doyuran ve geliştiren şeyler oldu.

Bu arada koçlukta içime sinmeyen şeyler fark ettim, kifayetsiz geldi ve Gestalt eğitimine başladım. 5 yıl oldu eğitimler son gaz devam. Bu yıl bir de mastera başladım. Bir sponsor bulsam sırf okuyup yazasım var.

Sonra, benim kişisel ilgim ile de birleşince, dedim ki, insan bir tane ve insana dair konular iş hayatı, profesyonel, kişisel gelişm diye ayrılamaz, ben öyle bir şey yapacağım ki insana dair ne varsa tek çatıda ama en iyileri toplanacak. İnsan kaynakları yöneticileri ve arkadaşlarım delisin tutmaz dediler. Deliymişim şimdi anlıyorum.

Ama oldu! Şapka profesyonel yetkinlik eğitimleri ve kurumsal dünya  ile, kişisel gelişim çalışmalarını aynı çatı altında toplayan tek mekan. Hala tek. Ama artık deli olduğumu düşünenlerin sayısı daha az. Baktılar ki 5. yılımıza giriyoruz, ikna oldular.

Ben kurumsal hayatın içindeyken de çok aktiftim. İhracat, ÖTV, dış ticaret açığı vs konularında yazıyor çiziyor, gazete takip ediyor, gazetecilere haber yazıyordum. Yani iş dünyasını çok takipteydim. Bir Mülkiyeli olarak zaten sosyal konulara da duyarlıyım. İzmirli olarak hak arayan bir kadınım. Bunlar birleşince, sosyal sorumluluk ve STK deyince Kagider kaçınılmaz olarak çıktı karşıma.

Kagider ile  buluşmamdan bir  dönem  sonra; yeni ruh ile  Kagider de daha fazla hizmet edebileceğim alanı buldum, daha da bulursam seve seve yaparım.

BySapka markası ile kitaplar çıkartır ve online eğitimler yaratır satar olduk. Bu kısmın da büyümesini çok önemsiyorum, gelecek dijital ile gelecek bence. Zamanı ve mesafeleri böyle yok ediyoruz. Bunun dışında şu aralar 2. kitabımı yazıyorum. Bu kadar kitap okumayan bir ülkede kitaptan para kazandığım için şanslı mıyım bilemiyorum ama yazmak benim ilacım. Yoksa çatlarım sanırım.

Türkiye’de girişimci olmak kadın olmak vs sürekli soruluyor bana. Bu ülkede şu ara insan olmak zaten zor, gerisi her ülkede artısı da var eksisi de. Ben hiç düşünmedim zor mu kolay mı, sadece ben ne istiyorum ona baktım hep. Her işimi öyle yaparım. İstiyorsam zorsa da umurumda olmaz, istemiyorsam da mümkün değil yapamam.

Girişimcilere önerim şu olur, zihinle gidebilecekleri yer dünya ortalaması kadar. Kalpleri ile ise sınır tanımazlar. Tabii ki, aklı başında kararlar ve ayakları yere basan çözümler her zaman önemli, ama bunlar yolda lazım. Yola çıkarken delilik lazım, inanç lazım, ne istediğini çok iyi bilmek ve o işin bitmişini görebilmek lazım. Bunlar yoksa akılla bir şey yapılamaz. Bir de girişimcilik bir yaşam tarzı, bir düşünme şekli, bir kas gibi. Herkes her işi yapacak diye bir kural yok, herkesin de girişimci olması gerekmiyor ama bence herkesin işinde çok iyi, vasat üstü olması gerekiyor.

Midici’nin Başarılı Patronu…

dcb560ae-9e1c-419b-a319-839f74d1dc1bLos Angeles da ilk haftamızda Sherman Oaks’da  glutensiz pizza yaptıklarını da öğrenince, her gidenin övgüyle anlattığı,  Pizzacıya gitmeye karar verdik. Başak  çok beğendiklerini, çok farklı, sıcak, dinamik, şık bulduklarını bizim de beğeneceğimizden emin olduğunu söylediğinde ben de çok merak eder oldum.Yaz başında ilk açıldıkları günlerde de  herkesi özel indirimle davet etmişler.indirRezervasyon yapılmıyor. Çok dinamik yapısı ile fazla bekletmiyorlar diye ilave etti. İçkilerde  saat 8 den sonra % 5o indirim de yapıyorlarmış. Biz özellikle daha erken gittik, belki daha kalabalık olur, çok da geç yemeyelim diye. Pizzacı; ama harika salataları ve aperetifleri de olduğunu, gitmeden biliyorduk. Akşam yemeğinde niyetimiz sadece pizza yemek değildi. Sonunda bu çok beğenilen restorana vardık, caddenin köşesinde çok hoş bir yer, mutfak tamamen önde ve açık, tüm pizzalar, yemekler  önünüzde yapılıyor. 90 saniyede pizza yapıyoruz, sloganları var. Midici Neopolitan Pizza‘nın (http://www.mymidici.com/home) içinde ışıklarla süslenmiş, muhteşem bir ağaç var, tavan tabi çok yüksek. 12196262_10153956693494311_7691691599340341060_nGüzel, sıcak, dinamik bir müzik insanları karşılıyor.Işıklandırma loş ama, ağacın ışıkları ortama çok yakışmış.Her yaştan insan ve  çocuklar da var. Değişik masalar, sandalyeler, koltuklar, bir birbirinden farklı ama bütün içinde çok uyumlu. Uzun davetkar bir barı var. Girişten itibaren çok sıcak, samimi bir karşılanma var. Sonrasında da çalışanlar içten davranışlarıyla   ilgili ve çok gülen yüzlü. midici5Başak’ın hissettiği gibi söylersem, profesyonel ilgisi değil, samimi davranışlar içindeler. Bu çok etkileyici.Önce pizzanızla ilgili tercihleri yapıyorsunuz. Aynı anda da önünüzde pizza hamuru ve seçtiğiniz malzemeler yerini buluyor. Fırına girecek hale geliyor. Biz ayrıca Greek salata ve et tabağı ve içkilerimizi söyledik. Sonra masamızı seçtik, tabaklarımızı çatallarımızı aldık, hemen içkilerimiz, çok kısa sürede de siparişlerimiz geldi.MidiCi-800px-ac9f80deHer an başka  bir arzumuz olup olmadığını soran güler yüzlü bir ekip etrafımızdaydı. Ortam çok keyifli, sipaşlerimiz, çok lezzetliydi.Başak masada, patronun çok genç ve yakışıklı olduğunu, onun çoğu zaman fırının önünde kollarını sıvamış pizza yaparken gördüklerini anlattı.indir (1) Henüz altı ay olmasına rağmen kendini çok sevdiren bu işletmenin sahibi,  Amit Kleinberger Menchie’s Frozen Yoğurtlarının CEO’ su, ortağı  olarak çok başarılı  iken bu yaz başı burayı açmış. Çok başarılı olmuş, şimdi yeni yerler için  çalışıyorlarmış.Ben de bu yakışıklı genç başarılı patronu merak ettim, ve araştırdım. Şimdi sizlerle de paylaşıcağım. Bu ara yemeklerimiz bitmiş keyifle sohbet ederken,  Senior Chef  Mario Vollera  masamıza  geldi, memnuniyetimizi sordu, arkasından Midici’nin ünlü Nutellalı tatlısı masamıza geldi, bunu her masaya yapıyorlarmış. 3141777_origEvet hiç bitmesin bu lezzetler, bu akşam dedirten saatler sonunda bitti, çok mutlu, çok keyifli,evimizde bir an önce Amit’in hikayesini araştırdım.Aşağıda Ventura Bulvar Magazine’de Karen Young‘ın   yazısında siz de okuyabilirsiniz.Ben çok keyifle okudum…Los Angeles’den ilk girişimcilik hikayesi sizlerle…Amit Kleinberg’in hikayesine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ebru Şinik İle “Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü”

Blog yazmanın en güzel tarafı, yazarken araştırıp öğrenmek. Ayrıca da öğrendiklerini paylaşırken, saklayarak da önemli bir arşiv elde etmek. Benim için ikisi de çok önemli. Yeni şeyler öğrenmek hayatımın en güzel mutluluk kaynağı, unutmamak, aradığımda kolay ulaşmak  için de bir yer de toplu bulunuyor olması çok değerli. Bu gün yine son senelerde tanıdığım, son günlerde yaptıklarını, girişim hikayesini, okuyup dinleyip hayran olduğum Kagider üyesi arkadaşım Ebru Şinik’in girişimcilik öyküsünü ve işini paylaşacağım.Dr Deepak Chopra Ebru

Ebru Şinik Dr.Deepak Chopra ile…

Ebru; Meditasyon Seminerleri, Nefes Teknikleri Seminerleri, Ayurveda Grup Seminerleri, Bütünsel Sağlık, Farkındalık ve Denge Programları, Kurumsal Eğitimler veriyor. Şu aralar benim en çok ihtiyacım olan şeyler. “Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü”..Sağlığımızın bozulmasının nedeni bu bütünlüğü dengeyi sağlayamamamız. Bu günün şartlarında nasıl baş edeceğiz, nasıl bedenimizi zihnimizi ve ruhumuzu sağlıklı tutacağız,  Ebru bunlara çözüm getiriyor.Yaptığı iş de çok başarılı, ünlü. Hem halka açık hem kurumsal eğitimler veriyor. Hem de kendisini sürekli yeniliyor, işinde paylaşıyor. Bütün bunların dışında çok da güzel bir girişimcilik hikayesi var. Hem şaşırtan, hem bazen çok tanıdık gelen, çok takdir edilecek bir girişimcilik öyküsü. Yükselen Çağ http://www.yukselencag.com/ adlı   sitesinde  bunların hepsi var. Kendisiyle yapılan bir dolu televizyon programı var.Ben kendisinden de dinlemiştim. Onları da seyrettim. Yazdıklarını, yazılanları okudum. Sizlerle de paylaşmak için toparladım.

11260424_756268011162202_7655155868947695351_n

Benim gibi beden ruh ve zihin bütünlüğü problemleriniz varsa, hayatınız ve işiniz de denge istiyorsanız, ya da çok özel bir girişimcilik hikayesi ( profesyonel hayatta ki farklı sektör başarılarından sonra, bambaşka bir dünyaya geçiş ve bunu işi haline getirip çok kısa zamanda başarılı olmak, sanki, FERRARİSİNİ SATAN BİLGE- Robin Sharma- hikayesi gibi ) okumak istiyorsanız, hepsinden burada biraz var. Tamamı http://www.yukselencag.com da…ya da Ebru Şinik ile tanışmakta fayda var. Ebru İyi Ol, Mutlu Ol.. diyor. Ebru’cum seni tanıdığım için çok mutluyum, yazıyı hazırlarken öğrendiklerim seni daha da iyi tanımamama ve hayranlık duymama neden oldu. Takipçinim. Web’inde çok güzel öğretiler, ropörtajlar paylaşmışsın. Hepsi birbirinden değerli ve faydalı. Onları da sık sık paylaşmak istiyorum. Başarılar diliyorum, dediklerini de Los Angeles’da  yapacağım, senden haber bekleyeceğim; sevgiler, sevgiler…

10398046_534839859971686_3778260603267672897_n

Önce sayın Sinan Özedincik’in röportajı nı aldım.

 

  • Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

19  yıl boyunca profesyonel iş hayatında, üst düzey yöneticilik pozisyonlarında da bulunduğum, çok farklı sektörlerde çalıştım. Marmara Üniversitesi Almanca Öğretmenliği bölümünde okurken son sınıfta Gebze’de bulunan AEG&ETİ Trafo Fabrikası’nda tam zamanlı olarak Pazarlama Departmanı Asistanlığı ile işe başladım. Şehrin merkezinde çalışmak ve daha sosyal bir hayatımın olmasını istediğim için buradan iki yılımı doldurup üniversiteyi de bitirdikten sonra ayrıldım.

Lise yıllarımda izlediğim New York borsası ile ilgili filmlerden etkilenerek hep borsacı olmayı hayal etmiştim. Aracı kuruluşlara başvurarak bu hayalimin peşinden koşmaya karar verdim ve bir aracı kuruluşta iş buldum. Bu işe ilk girdiğimde sabahtan akşama kadar sadece ordinoları yazarken, ikinci senenin sonunda İMKB’nin açmış olduğu broker’lık eğitim ve sınavlarını tamamlamış ve seans salonunda broker olarak çalışmaya başlamıştım. Toplam yedi yıllık broker’lık ve portföy yöneticiliğinin sonunda hayattan beklentilerim farklılaşmış ve reel dünyadan uzakta bu sanal ortamda daha fazla çalışmak istemediğime kanaat getirmiştim.

Johnson Johnson

Johnson&Johnson ile eğitimde… Kurumlarda İyi Olma Hali

Yedinci yılımı doldurduktan sonra bu işimden ayrılarak, bir dergi yayıncılık ve reklam ajansında Genel Koordinatör olarak çalışmaya başladım. İki yıl boyunca neredeyse hiç izin yapmadan haftanın 7 günü günde ortalama 12-13 saat çalıştıktan sonra şu andaki moda deyim ile Tükenmişlik Sendromuna girmiştim. İşten ayrılarak bir müddet dinlendim ve Türkiye’de daha önce yapılmamış, beni heyecanlandıracak bir iş geliştirmenin peşine düştüm.

2005 yıllarında İstanbul’da farklı ve kaliteli gayrimenkul projeleri geliştirme furyası başlamıştı. Bende bu sebep ile araştırma ve sezgilerim neticesinde gayrimenkul sektöründe farklı birşeyler yapmaya karar verdim ve dünyadaki en önemli tasarımcılardan olan Philippe Starck’ın ortaklığında kurulmuş dünyadaki en başarılı Residence tasarım markası olan YOO şirketinin Türkiye Mümessilliğini aldım. Bunu çat pat ingilizce seviyem ve sıfır maliyet ile başardığım için etrafımda büyük bir şaşkınlık yaratmıştım. Ve böylece gayrimenkul sektörüne adım atmıştım. YOO markasını Türkiye’de pazarlamak üzere  ilk bir sene içerisinde ülkedeki en büyük şirketlerin sahipleri ve tepe yöneticileri ile görüşmüştüm. Bu arada ülkemizdeki en nadide ve butik gayrimenkul danışmanlık şirketlerinden Servotel tarafından keşfedilerek, iş teklifi almış ve burada da tam zamanlı olarak çalışmaya başlamıştım. YOO markasının  bir yatırımcı ile anlaşmasını sağladıktan sonra 6 yıl boyunca Servotel’de Kıdemli Proje Geliştirme Danışmanı  sıfatı ile çalıştım.

Ve yaklaşık iki sene önce de uzun zamandır düşündüğüm bir projenin neticesi olarak bu firmadan ayrılarak Yükselen Çağ adındaki ‘Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü Merkezi’ni kurdum.12019963_761542067301463_207860708116138419_n

  • Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?

17 yıl boyunca birbirinden tamamen farklı sektörlerde güzel işler yapmış birisi olarak zaman zaman içimde hep bir eksiklik ve tatminsizlik duygusunu hissediyordum. Birşey eksikti ama adını koyamıyordum.  Ayrıca bu kadar farklı sektörde çalışınca kendi kapasitemi keşfetmiş ve hedeflerimi hiçbir şekilde sınırlamamayı da öğrenmiştim. Sınırlar sadece zihnimizde, zihnimizi özgür bırakabildiğimiz zaman bir insan dünya üzerinde  arzuladığı her işi başarabilir.

İçimdeki tatminsizlik hissini kapatmak için yıllarca farklı entellektüel, dini veya spritüel disiplin ve teknikleri öğrenerek uygulamaya gayret etmiştim. Bu çerçevede asla yapamam diye öğrenmemek için aylarca ayak dirediğim meditasyon tekniği ile de tanıştım ve tanıştığım günden itibaren uygulama günlük rutinime ‘cuk’ diye oturdu. Sanki yıllardır bu teknik ile tanışmayı bekliyordum. İnanılmaz bir rahatlık ve şevk ile her gün sabah-akşam düzenli olarak yarımşar saatten toplam 1 saat meditasyon yapmaya başladım. Yaklaşık bir yıl içinde

haziran meditasyon grubu

yaşamım entellektüel zihnimin anlam veremediği, idrak edemediği bir şekilde olumlu olarak değişmeye başladı ve etrafımda beni yakından tanıyan hemen herkes ‘ Ebru Hanım, ne yapıyorsunuz bilmiyoruz fakat kesinlikle devam edin’ mesajları vermeye başlamıştı.

Meditasyon sayesinde içimdeki mutlak huzur alanını keşfetmiştim.  Bu öyle bir alandı ki, aynı kadim bilge kitaplarda yazdığı gibi, koşullara bağlı olmayan arı huzur ve tatminlik halini herkesin içinde ve sadece kendisinde araması gerektiğini farkına vardım. Bu benim için çok büyük bir keşifti ve hayatımda çok önemli bir dönüm noktası oluşturdu. Zihnim hala ‘huzura ermenin’ bu kadar basit olamayacağına dair beni şüphelere düşürmeye çalışıyordu ama ben bu biliş halini yaşamıştım. Zihnimizin bize oynadığı oyunların ötesine geçmeyi öğrenmek kelimelerle ifade edilemeyecek bir özgürlük alanı oluşturuyor. İşte bu müthiş keşfimi etrafımdaki tüm tatminsiz, mutsuz, huzursuz ve benim gibi adını koyamadıkları şey’in arayışında olan gücümün yettiği herkese öğretmeye karar vererek ‘Yükselen ÇağBeden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü Merkezi’ni kurmaya karar verdim.12002234_759836927471977_968043528128491004_n

Bu kararımda başta sevgili eşim Alaeddin Babaoğlu bana her türlü şekilde destek verdi ve vermeye devam ediyor. Sevgili kardeşlerim Didem, Mert ve annem de bana her zaman inanarak destek olmaktadırlar.

  • Birçok başarılı hamle gerçekleştirdiniz. Bu yolda ilerlerken bir kadın olarak neler yaşadınız?

Ben kadın olduğum için size çok standart olan kadın olarak şöyle zorluklar yaşadım, böyle engellerle karşılaştım demeyeceğim.

Tam tersine, ben kadın olarak her zaman duygusal zekamı ve sezgilerimi dinlemenin avantajını kullandım. Kadın olmanın getirdiği bu çok önemli avantajları akılcı bir şekilde kullanarak hala erkekler dünyası olarak algılanan iş hayatında hızla ilerledim.

neges grubu

  • Neden bu işi yapmaya karar verdiniz?

Hayatta her şeyin dengeden ibaret olduğunu idrak ettikten sonra, bütünsel anlamda sağlıklı olabilmemizin salt fiziksel beden sağlığı ile mümkün olamayacağını, bunun yanı sıra zihinsel ve ruhsal bedenlerimizde de denge sağlanması gerekliliğini deneyimleyerek öğrendim. Bence bu hayatın en açık sırlarından birisidir.

Bu sebep ile Bütünsel Sağlık konusunda uzmanlaşmayı seçerek,  Bütünsel Sağlığın  (Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü) dünyadaki tartışmasız en tanınmış ve en güçlü liderlerinden olan, şifa sisteminde ‘Kuantum İyileşme’ metodu ile bir çığır açan ünlü doktor, yazar ve filozof  Deepak Chopra’nın öğrencisi olarak  A.B.D.  California’da bulunan ‘Chopra Center Üniversitesi’nde  ‘Meditasyon Fakültesi’ ve ‘Ayurveda  Fakültesi’lerini tamamladım.

Şu an itibarı ile bu üniversitenin ilgili bölümlerinden mezun olan ülkemizdeki ilk ve tek ‘Ayurvedik Beslenme ve Yaşam Tarzı Danışmanı ve Meditasyon Uzmanı’ ünvanına sahibim.

Bu  5,000 yıllık kadim bilgiler 21.yy  ihtiyaçlarına her yönden cevap veriyor ve bu kadim bilgileri öğrenmenin sonu yok…Halen A.B.D. New Mexico’da bulunan  ‘American Institute of Vedic  Studies’  merkezinde ‘Ayurveda ve Bütünsel Sağlık ve Zindelik’ konularını içeren eğitim ve çalışmalarıma devam etmekteyim. Bu arada da ‘Yükselen Çağ’ çatısı altında bir çok kurumsal şirkete, üst düzey yöneticiye,  sanatçıya, öğrencilere vb.  bireysel ve grup eğitim seminerleri vererek, yaşamlarımızı stresten uzak, farkındalıklı ve daha tatmin bir şekilde sürmenin ve bilinçli seçimler alma yönünde değiştirmemizin yollarını paylaşmaktayız.

  • Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

Yaptığım bu iş beni manevi anlamda daha önceki iş hayatımda hiç olmadığı kadar tatmin ediyor. İnsanlara kendilerini bulmanın, huzuru bulmanın yolunu göstermek adeta sihirli bir değneğe sahipmişim gibi  ayrıcalıklı bir duygu yaratıyor.

İleriye dönük olarak ilk hedefimiz  ‘Ayurveda ile Dengeli Yaşamın Anahtarları ve Stres ile Başetme Yöntemi Meditasyon’ ana başlıklı eğitim paketlerimizle olabildiğince çok kurumsal şirkete ulaşmak ve yaşamda dengeyi sağlayıcı bu basit günlük rutin ve teknikleri ulaşabildiğimiz herkesle paylaşmak.

11214294_754127691376234_2923163281135380859_n

Temmuz ayında gerçekleştirilen Chopra Center University olarak tüm dünyada #Merhamet temalı küresel bir meditasyon etkinliği .

Şu an itibarı ile kurumsal düzeyde bilimsel temelli olarak verilen bu eğitimler ülkemizde sadece Yükselen Çağ çatısı altında verilmektedir. Çünkü Chopra Center Üniversitesi iş dünyasında stresle baş etmeyi öğrenerek daha huzurlu ortamlarda çalışmanın özel yaşamımızdaki evlerimize, çocuklarımıza, eşimize ve toplumun her kısmına sirayet ettiği inancı ile iş dünyasına yönelik özel eğitim programları geliştirmeye çok önem vermektedir. Bu sebeple biz Chopra Center Üniversitesi eğitmenleri özellikle Amerika’da uluslarası  şirketler tarafından tercih edilen ilk sıralardaki eğitim danışmanlarından olarak yer almaktayız. Bu eğitimleri alan uluslararası şirketlere örnek olarak Apple, PricewaterhouseCoopers, Nike, AOL Time Warner, Yahoo!, Deutsche Bank, Procter & Gamble, IBM, Microsoft, Hewlett Packard, Shell ve IBM’i verebiliriz. Türkiye’de kurulsal yapılarda da bu bilinci geliştirmeyi hedefliyoruz.

  • Genç kadın girişimcilere/ iş kadınlarına öneriniz nelerdir?

Bu soruya hem çok farklı sektörlere girip başarı yakaladığı söylenen bir profesyonel olarak, hem KAGİDER üyesi, hem TurkishWIN üyesi, hem de bir bütünsel sağlık uzmanı olarak cevap vermek istiyorum.

Hayalini kurabildiğiniz herşeyin gerçekleşmesi mümkündür, önce bu  çok değerli kadim bilgiyi bilelim. Hedeflerinizi hiç bir şekilde sınırlamayın. Hayal kırıklıkları, beklentilerinizin istediğiniz zamanlarda oluşmaması gibi durumları bir fırsat olarak değerlendirerek, hedefinize daha yaratıcı yaklaşmayı deneyin. İnsanoğlu özellikle de kadın çok yönlü ve güçlü, bunu sakın aklınızdan çıkarmayın ve pes etmeyin. Her durum yeni bir kapı aralar, sezgilerinizin aklını kullanmayı geliştirin ve lütfen meditasyon yapmasını öğrenin. Düzenli meditasyon uygulaması ile hayallerinize çok daha hızlı ve gayretsizlik yasası ile ulaşabileceğinizi biliniz.

Orfoz’u Merak Edenlere…

Geçen hafta gittim, Orfoz restoranı çok beğendim, orada yemek yemek bir şölendi dedim, şimdi arkadaşlarımı da sırayla götürmek istiyorum;Orfoz önce Bozburun’da açılmış, çok  özel deniz mahsulleri menüsü ile çok başarılı bir restoran. Orfoz’un sahiplerinden Çağlar’ın elinden yılan balığından, mavi yengeçe bölgenin tüm deniz ürünlerini anında pişirilerek yeme şansınız var. Mutlaka bir akşamınızı ayırın ve de rezervasyon yapın derim…Dokuzuncu seneleri olmuş, bu güne kadar gidememiştim. Eylül’de çok iyi oldu.Ben de daha merak edenler için hem Ali Rıza Kardüz’ün hem Vedat Milor’un yazısını paylaştım. Biz gittiğimiz gece de aynen Ali Rıza Bey’in yaşadıklarını yaşadık, yediklerini yedik, aynı yerde patladık, ama rahatsız olmadık. Her şey muhteşemdi, ve de demek ki herkese aynı özen var. Teşekkürler, Çağlar, Çağrı ve Bozçağa ailesi, başarı rastgele olmuyor… ama yetmez deyip daha da merak edenlere sevgili Ali Rıza Kardüzün ve Vedat Milorun yazılarını da ekledim.Cumartesi yazısı ve bayram öncesi olsun değil mi?

Önce Ali Rıza Kardüz’den benim hastası olduğum sevgili köşe yazarımdan…

12

Butik Bir Lezzet Lokantası…

Anne-baba Bozçağaların Bozburun’daki yeri olan Orfoz kapandı ama çocukları Çağrı ve Çağlar’ın Bodrum’daki Orfoz’unda yemek şöleni devam ediyor

Masaya oturduk. Dört kişi idik. “Ne içeceksiniz?” diye sordular. Alkolsüz ve alkollü içecek siparişlerini aldılar. “Bugün mutfakta ne var ise onları tatmak ister misiniz?” dediler. “Deneyelim bakalım” diye cevapladık.
Önce masaya küçücük tabaklar içinde zeytinyağında yüzen, küp şeklinde kesilmiş, yıllanmış sert keçi peyniri, sardalya şaşimi (marine edilmiş taze sardalya balığı), küp şeklinde kesilmiş, küçük parçalar halinde füme yılan balığı ve ançüez getirdiler. Sepet içinde de ateşte kızartılmış köy ekmeği ve köy bazlaması vardı.
“Bunun tadı nasıl, onun tadı nasıl ?” derken karnımız doydu. Ama  servis devam ediyor. İki ayrı tabakta getirilen ançüez ile yeşil otları ve zeytinyağı-limonla marine edilmiş kabuklu deniz ürünü patlangozu paylaştık. Birer kase, orfoz balığı ile hazırlanmış balık çorbası içtik. Balık çorbası brokoli ile yemyeşil renklendirilmiş ve tatlandırılmıştı. Pek farklı ve pek nefisti. Yöresel taptaze yeşilliklerle hazırlanmış sebze kasesini masanın ortasına oturttular.

Özel ikramları patlıcan bomba
Derken efendim küçük tabaklar içinde, kidonya (kabuğu açılmış canlı kum midyesi üzerine limon sıkılarak marine ediliyor ve yeniyor) ve deniz kestanesi getirdiler. (Daha önce Cunda’da Boyner’lerin evinde  bunu tatmıştık.) İstiridyeler, üzerine parmasan peyniri koyarak fırınlamışlar. Küçük midyeleri  de sarımsak ve zeytinyağı sosu ile… Bunlar küçük bir güveçte sunulan deniz ürünleri pilavı ile birlikte servis edildi. Lokantanın özel ikramı patlıcan bomba (fırınlanmış, sonra göbeği yarılarak içi sarımsak ve zeytinyağı ile marine edilmiş bostan patlıcanı) da pek beğenildi. Yemek bir adet açık deniz mavi yengeci ile sona erdi. Ağzımızı birer  parça “anne tatlısı” (hurma tatlısı benzeri bir hamur tatlısı) ile tatlandırdılar. Çay içerken birer parça ev yapımı vişneli çikolata ile birer küçük kadeh ev yapımı vişne likörü ikram ettiler.
Yeter demese idik, tereyağlı karidesi, soğanlı yavru kalamarı ve dil balığını da tatma  imkanımız olacakmış.
Bunlar geçen hafta sonu Bodrum’da Orfoz lokantasında oluyor. Okuyanların “Patlamadınız mı?” diyerek sual edeceklerini biliyorum. Bırakınız patlamayı, midemiz hiç rahatsız olmadı. Çünkü bütün bu saydıklarım masaya tadımlık olarak getiriliyor. Dört kişi  paylaşınca da tadı damakta kalıyor.

Kimya okuyan iki kardeş işletiyor
Bodrum’daki Orfoz lokantası sekiz masalık küçücük bir lokanta. İTÜ’de kimya yüksek tahsili yapan iki kardeş işletiyor. Çağrı Bozçağa mutfakta, Çağlar Bozçağa salonda çalışıyor. Mutfakta ve salonda birer yardımcıları var. Öğle servisi yok. Akşam servisi 19.00’da başlıyor.
Çağrı ve Çağlar Bozçağa, Güneş ve Selçuk Bozçağa’nın çocukları. Kimya mühendisi olan baba Selçuk Bozçağa emekli olunca karısı ile birlikte önce Saros’ta evlerinin altında bir lokanta açmışlar. Daha sonra Marmaris’te Bozburun’a taşınmışlar. Bozburun’daki  Orfoz kısa sürede ünlenmiş. Teknesi olan bir dostumuz bizi  de götürmüştü. Lokantanın mutfağında baba duruyor, servisi anne yapıyordu. Lokanta yabancı ve yerli teknecilerin uğrak yeri idi. Geçen hafta anne ve baba da Bodrum’da idi. Teknecilere üzücü haber, Bozburun’daki evlerini ve lokantalarını satmışlar, çocuklarının yanına gelmişler.
Gelelim Bodrum Orfoz’un fiyat listesine… Mevsimine ve de günün çarşı pazar durumuna göre her gün mutfakta farklı yemekler hazırlanıyor. Gideceklere tavsiyem, günün yemeklerini öğrendikten sonra  seçecekleri yemekleri paylaşmalarıdır. Paylaşınca daha çok yemek tadılıyor.
Fiyat da hazmedilebilir boyutta kalıyor. Orfoz butik
bir lezzet lokantası. İçki hariç kişi başı ödeme 100 liradan aşağı düşmüyor.

 Şimdi de sevgili Vedat Milor’dan

Bodrum’da yeni mekanına taşınan Orfoz

Bodrum’daki Orfoz belki de ülkemizdeki, Batı’nın yüksek standartlarına uyan tek deniz ürünleri lokantası. Balık da var ama ağırlık kabuklu ürünlerde.

Yazık, bu yaz programımda Bodrum yok. Olsaydı, aklıma ilk gelen lokanta Orfoz olurdu. Ben Orfoz lokantası ile ilk kez Bozcaada’da karşılaşmıştım. Şimdi Bodrum’da Selçuk Bozcağa’nın oğulları Çağrı ve Çağlar kaliteyi koruyor. Bu yazıyı yazmadan önce Çağrı Bey’i aradım ve yeni lokantanın kapasitesini sordum. 42 kişilikmiş. İçime su serpildi çünkü bu düzeyde bir mutfak, yüksek kapasite ile mümkün değil. Batı’da ciddi lokantaların hemen hepsi 20-50 müşteriye hizmet verir, akşam boyunca masa sizindir.

Çiğ kidonya deniz kokuyor
Ben Orfoz’u ülkemizdeki tüm balık lokantaları arasında belki de Batı’nın yüksek standartlarına uyan tek deniz ürünleri lokantası olarak görüyorum.
Üç nedenle. Birincisi, malzemeler taze ve yöresel. İkincisi, burası gerçek bir deniz ürünleri lokantası. Balık da var ama ağırlık kabuklu ürünlerde. Üçüncüsü, farklı ürünleri farklı şaraplarla eşleştirmeniz mümkün. Çoğu ithal şarapların fiyatları da uygun. Selçuk Bey ve sayın eşi belli ki oğullarını doğru değerlerle yetiştirmiş. Tutumları profesyonel, işlerine saygıları var ve şarap içeni cezalandırmak istemiyor, tam tersine teşvik etmek istiyorlar.
Güzel ve değişik mezelerle başlamıştı son ziyafetimiz. Sardalya saşimi. Yılanbalığı füme ve dikenli deniz salyangozu. Hepsi çok iyi. Bunların yanında da kıtır ve taze hardal otu. Bir de enfes bir keçi peyniri. Keçi peyniriyle birlikte dağ kekiği ve Milas’ın Dört Tepe köyünden kendi üretimleri olan zeytinyağında dinlendirilmiş kuru domates. Yanında da köy bazlaması.
Arkasından iyi bir balık çorbası. İskorpit ve fener balığından, sebze suyu ağırlıklı. Bu da köy ekmeği ile sunuluyor.
Karışık mevsimsel salata da çok güzel. Limon, zeytinyağı ve taze çekilmiş karabiber. Herkese bir tane de kidonya. Acı bir sos yapıyorlar bunun için ama ben en sade şekliyle seviyorum. Deniz kokuyor, üzerine limon bile sıkmıyorum.
Limon yerine asiditesi güçlü bir şarap lazım. Fazla meyvemsi olmayan ve mineralite açısından zengin. Yukarıdaki öğünlerin yanına Avusturya’nın meşhur Gruner Veltliner üzümünden iyi bir şarap çok yakıştı. 2011. Laurenz Charming.
Diri ve canlı bir Gruner’den sonra gene diri ve canlı ama adeta yeni kesilmiş çim aromalı ve denize yakın bağlarda ekildiği için tuzlumsu bir bitimi olan ve gövde olarak Gruner’e göre bir tutam daha yoğun bir şarap gerekti. Tercihim İspanya’nın Galisya bölgesinden, Rias Baixas apelasyonundan bir Alborino. Benim Sauvignon’a benzettiğim bu üzüm çiğ ve pişmiş kabuklu deniz ürünleri ile çok iyi gidiyor. 2008 Mar de Frades Albarino tam içilmesi gereken noktada idi.
Üç enfes lezzete eşlik etti Albarino. Önce sadece limon ve zeytinyağı ile sunulan deniz kestanesi. Deniz kestanesi denizin özü ve ben dokusunu çok seviyorum (şef olsam kuzu beyni ile eşleştirmeyi denerim). İkinci olarak azıcık mangalda pişmiş ince soslu pina kası. Üçüncü olarak da çok iyi bir ızgara sardalya dolma. Çok iyi çünkü sardalya yağlı, taze ve kurumamış.
Bundan sonra sırada Orfoz’un gövde olarak daha ağır klasikleri vardı. Fırında güveçte midye. Fransızların marinyer midyesi gibi. Gene güveçte deniz ürünleri pilavı. Son olarak da her sefer ısmarladığım patlıcan bomba. Fırında pişmiş ve üzerine zeytinyağı dökülen bostan patlıcanı. Daha gövdeli bir şarap lazım tabii bu üçlü ile.

1404172800-9b4117498efe15beae5453bbd521497a

Şanslıydık; nadir bulunan mavi yengece denk geldik
Neden Sicilya şarabı olmasın? Şarapçılık açısından çok zengin ve teruar açısından çok farklı teruarları içeren bir ada Sicilya. İkinci baskısı NTV Yayınları’ndan yeni çıkan “Lokanta ve Şarap Rehberi / İtalya” kitabımda epey yer ayırdım bu şaraplara (ilk baskıda yok çünkü ben de son yıllarda merak sardım Sicilya şaraplarına).
2009 Antilia Donnafugata adada çok yaygın olan Ansanico ve Cataratto üzümlerinden bir kupaj. İyi bir giriş adanın beyaz şarapları için (kırmızılar da çok iyi).
Biz şanslıydık çünkü oldukça nadir bulunan mavi yengeç çıkmıştı o gün denizden. Bacakları epey etli ve ıstakoz kadar lezzetli. Gövdesinden et çıkarmak için ise biraz uğraşmak gerekiyor.
2010 Alois Lageder Gewurztraminer denedik yengeçle. Bu şarap acılı yemekler ve füzyon mutfağı ile iyi gider. Doğal mavi yengeç ile uyum sağlamadı. Albarino içtiklerimizden yengeç için ideal olandı.
Devamında Bodrum mandalinası, çağla, çilek, kivi, krem karamel ve yanında Bornova misketinden yarı tatlı bir şarap denedik. Üzerine ise karabaş otu çayı ve dijestif olarak Bodrum mandalinası likörü…
Bunları anlatırken özlem duyuyorum. Ben temmuz ve ağustosta Bodrum’a gitmiyorum ama siz gider ve Orfoz’un çok merak ettiğim yeni mekanını ziyaret ederseniz lütfen bana mesaj atın.

1404172800-8028c4a13e002ad2def19441b00ec04d

İletişim Bilgileri:

Zeki Müren Cad 13/1 Bodrum (Zeki Müren Müzesi yanı) 05443164285