Veliler İle Öğretmenlere Süper İletişim Fırsatı

603703_10152982591222480_8547860850286463452_nÇok sevdiğim, arkadaşımı, önce  başarılı genç girişimci kimliği ile tanıdım. Sonra dostluğumuz arkadaşlığımız arttıkça, anne kimliğininin de girişimci kimliğinin  yanında, ne kadar önemli bir yer tutttuğunu, hayatının her döneminde aile, çocuk ve iş planlamasını nasıl titizlikle yaptığını gördüm ve çok takdir ettim. Girişimci olmak, çalışan olmak, iyi bir anne ve eş olmayı hiç bir zaman etkilememeli. Hepsi bir arada götürülebildiğinde kişilerin başarısı, mutluluğu katlanıyor. Özlem bunu başaran bir anne ve girişimci olarak; şimdi de tüm  velilere katkı sağlayacağını düşündüğü bir program kurguladı, ve  başlattı.Program veliler için çok önemli fayda ve katkı sağlarken, öğretmenler için de müthiş kolaylık ve iletişim çözümü sağlıyor. Harika bir fikir. Mutlaka yaygınlaştırılması ve kullanılmasında çok fayda var.

Ben de küçük prensimin; geçen sene henüz beş yaşındayken öğretmeninden  gelen maili babası gösterip okuduğunda çok sevinmiş mutlu olmuştum. Öğretmeni tespit ettiği çok önemli bir iki şeyi öğrencinin  velisine aktarmıştı. Çabukça anında; unutulmadan. Bu gerçekten müthiş güzel, faydalı bir çalışma. Üç çocuk annesi süper anne ve girişimci arkadaşım da çocuklarını büyütürken yaşadığı sıkıntılardan, yola çıkarken bu sistemi kurgulamış ve hayata geçirmiş. Çok da iyi faydalı bir iş yapmış.Kendi anlattıklarından ben de size aktarıyorum. Portalı girin tanıyın, çocuklarınız okul çağında ise de hemen uygulayın kullanın. Ben  portalın bloguna ayrıca bayıldım. Çok güzel yazılar, bilgiler var. Onları da ayrıca paylaşmak isterim. Başarılar Özlem’cim; çok iyi yapmışsın, herkese anlatmak paylaşmak istiyorum. Keyifli haftalar, sevgiler herkese…

10945528_1429429114015801_6897398794400200193_nÖğretmen ve velileri teknoloji ile buluşturan kadın girişimci.
Üç çocuk annesi girişimci iş kadını Özlem Açıkel Turhan kendi çocuklarının eğitim hayatında yasadığı deneyimlerden yola çıkarak eğitim sektöründe çok önemli bir boşluğu dolduracak yeni bir girişime imza attı. www.classloom.com adresinde yayına açtığı eğitim sosyal ağı, öğretmenlerin velileri ile iletişim içinde olma ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilmiş bir internet uygulaması.

Tamamen ücretsiz olarak öğretmen ve velilerin kullanımına sunulan Classloom’da sınıf bazlı gruplar kurularak öğretmenlerin velileri ile velilerin de birbirleriyle çocuklarının okul hayatına ilişkin her türlü etkinlik, ödev, sınav, duyuru, fotoğraf ve belge paylaşması sağlanıyor.
1048545_10151688843922480_1984020500_o“12 yılldır bir veli olarak okul-aile iletişiminde yaşanan sıkıntıları birinci elden biliyorum

Yaklaşık 12 yıldır yoğun çalışan bir veli olarak çocuklarının okul hayatını takip etmede ve diğer velilerle ortak konuları paylaşmada yaşadığı ve tanık olduğu sıkıntılardan yola çıkan Özlem Açıkel Turhan girişim fikrinin nasıl aklına geldiğini şöyle anlatıyor. “Okul dönemi öğretmenlerin velileri ile ve çocuğu aynı sınıfa giden velilerin de birbirleriyle aynı ortak gündemi, sorunları,  sevinçleri, heyecanları paylaştığı bir dönem.  Ayrıca anneler ve hatta babalar için arkadaşlıkların dostlukların geliştirildiği sosyal bir ortam aynı zamanda. Bu kadar yoğun bir iletişim ihtiyacı varken diğer yandan baktığımızda okullarda bu ihtiyacın Excel belgelerinde iletişim listeleri, email zincirleri, okuldan eve gönderilen ve çoğunlukla da çocukların çantasında kırış kırış olan veya kaybolan duyuru, izin kâğıtları ve bir sürü kırtasiye ile, gerektiğinde birebir telefonlaşmalar ve son olarak da Whatsapp grupları ile çözülmeye çalışıldığını görüyoruz. Diğer yandan çocuğunuzun küçücük not defterine bakıyorsunuz ve yazdığı kargacık burgacık yazısından o günün ödevinin ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Kreşte pazartesi günü sarı giyme partisi var ama siz çocuğunuzun çantasını kontrol etmeyi atladığınız için çocuğunuzu kırmızı giydirerek kreşe gönderiyorsunuz ve çocuğunuz bunalıma giriyor. Ya da okulda kitap günleri yapılacak. Siz unuttuğunuz için çocuğunuz okula para götüremiyor ve o gün okulda açılan kitap standından tüm arkadaşları kitap alırken o kıyıdan bakıyor, akşama bunu nasıl unuttum diye kendinize kızıyorsunuz hele bir de çalışan anneyseniz içinizde duyduğunuz suçluluk duygusunun üstüne bir de bu biniyor.

Büyük çocuğunuz ertesi gün sınavı olduğunu sizden gizliyor ve oturup hep birlikte evde dizi izliyorsunuz veya bir okul gösterisinde bir veli arkadaşınız önlerden yer buluyor ve korodaki çocuğunuzun ve tüm çocukların fotoğrafını bol bol çekiyor. Geriye dönüp hepsini Whatsapp gruba atsa telefonunuzun depolama alanı şişiyor. Herkese tek tek atsa saatlerce uğraşması gerekiyor. Çocuğunuzun veli toplantısının kaçında olduğunu unutuyorsunuz ve o saate bir toplantı alıyorsunuz,

11081289_10153183616247480_1778279657687767728_ngibi gibi… Bunlar tabi hepsi benim yasadığım deneyimler değil önemli bir kısmı da 12 yıldır birinci elden gördüğüm ve tanık olduklarım. Öğretmenler ise ailelerle iletişim kurmada veli toplantıları ve telefon üzerinden iletişim hariç hiçbir teknoloji kullanamıyorlar. Özel okulların pek çoğunda veli portalleri var ama orada iletişim okuldan-veliye doğru tek taraflı. Öğretmenler çoğunlukla bu iletişimin bir parçası olamıyor veli ise sadece kendisine gönderilen bilgileri alabiliyor.  Herhangi bir cevap verme, soru sorma ortamı yok. İnteraktif değil tek taraflı bir iletişimden bahsediyoruz.

Devlet okullarındaki öğretmenlerimizin ise ellerinde e-okuldan başka hiçbir teknoloji yok bu tip bir iletişim için. E-Okul’a sadece sınav sonuçlarını ve devamlılık bilgilerini girebiliyorlar. Çoğu velinin e-okul uygulamasından dahi haberi yok. Örneğin öğretmenin acil bir duyuru paylaşıp gezi izin kağıtlarının en geç yarın gönderilmesi gerektiğini hatırlatması gerek ama tek tek bunu herkese duyurmada sıkıntı yasıyor.

shutterstock_249695341-e1430730719484İşte Classloom tüm bu ihtiyaçları görüp nasıl çözerim diye düşünerek yola çıktığım bir girişim. Ben zaten eski bir girişimciyim. Yazılım konusunda çalışıyordum uzun yıllardır. Ayrıca Kagider (Kadın Girişimciler Derneği) üyesi olarak kadın girişimcilerle ilgili projelere de destek vermeye çalışıyorum yıllardır.

İşte tüm bu sorunları bilirken bir yandan da yeni bir internet girişimi başlatmalıyım ama ne yapmalıyım derken bir gecede Classloom fikri aklıma geldi. Ertesi gece markayı buldum. Hatta yataktan kalkıp domainin boş olup olmadığını gece yarısı kontrol ettim. Ertesi gün domaini aldım ve macera başladı…

Ara yüzümüz teknoloji ile hiç ilgisi olmayan kişilerin bile kullanabileceği kolaylıkta tasarlandı!

Claslsoom’un tüm fonksiyonlarının titizlikle analiz edilip tasarlandığını dile getiren Özlem Açıkel Turhan, beta kullanıcılar ile sistemi hem fonksiyonalite hem de işleyiş açısından çok iyi şekilde test ettiklerinin de altını çiziyor. “Classloom’u geliştirmemiz altı ayımızı aldı. Her konuyu en ince detayına kadar düşündük. Ancak en çok kullanıcı profilimizi düşünerek ara yüzün çok anlaşılır ve kolay kullanılır olmasına, adeta bir sosyal medya aracı gibi davranmasına dikkat ettik. İlk geliştirimi çok önemli bir oranda tamamladığımızda çevremizdeki öğretmen ve veli dostlarımızdan beta kullanıcılar olmalarını ve bir görevli gibi bize rapor, feedback üretmelerini istedik. Hatta ben hiçbir arkadaşıma bu projemden bahsetmemiştim ve kendilerine sadece web adresini vererek “Bu adreste bir şey var bunu ben yaptım bir tek bunu bilin ve web sitesine bakarak ne olduğunu anlamaya çalışıp kullanın ve bana geri dönün” dedim. Zira Classloom benzeri olmayan bir platform olduğu için daha web sitesindeyken ne olup olmadığını insanların anlıyor olması çok önemliydi.” diyen Turhan, Türkçe’nin yanı sıra İngilizce dil desteği ile hedeflerinin sadece Türkiye değil tüm dünya olduğunu da dile getiriyor.

 10671282_1429438187348227_5416440873996016970_n

Classloom nasıl çalışıyor?

Classloom’da bir öğretmen veya bir veli ücretsiz olarak kayıt olup sınıfları için bir grup kuruyor. Daha sonra email üzerinden otomatik davet epostası göndererek diğer velileri veya öğretmenleri gruba davet ediyor. Gruba dahil olanlar o grup çerisinden her türlü duyuru, etkinlik, ödev, sınav, fotoğraf, doküman paylaşımına başlayabiliyorlar. Classloom’un en önemli özelliklerinden biri grup içerisinde girilen tüm kayıtlarla ilgili sistemin anlık tek tek ve haftalık olarak toplu bilgilendirme emaili atması. Kişi bu bilgilendirmeleri nasıl alacağını kendisi belirleyebiliyor. Her grubun bir duvarı var ve bu duvarı temel amacı grup üyelerinin birbirleriyle sohbet edip belli konularda fikirlerini, fotoğraflarını veya diğerleri ile paylaşmak istedikleri video linklerini paylaşabilmeleri. Bu kısım aynen bir sosyal medya duvarı gibi tasarlanmış.

Classloom’un en önemli özelliklerinden biri de sadece kendisinin veya atayacağı grup yöneticilerinin tek yönlü olarak kayıt girmesini isteyen öğretmenler için “Salt Okunur Mod” alternatifine sahip olması. Öğretmenler kurdukları grubu salt okunur moda getirdiklerinde gruba davet ettikleri veliler herhangi bir kayıt, değişiklik veya silme işlemi yapamasa da öğretmenin girdiği her türlü bilgiyi, duyuruyu, sınav, ödev ve etkinlik kaydını görüp, ilişkili belgeleri bilgisayarlarına indirebiliyorlar ve sistem tarafından gönderilen otomatik epostalarla girilen her türlü kayıttan haberdar oluyorlar.

Tüm kullanıcıları Classloom’u denemeye davet eden Özlem Turhan “İsteyen istediği kadar grup açabilir veya birden fazla gruba üye olabilir. Örneğin birden fazla çocuğu olan anne babalar veya birden fazla sınıfa giren branş öğretmenleri farklı gruplara üye olarak her grubun gündemini ayrı arı takip edebiliyorlar.“ diyor.

 

cocukKullanıcı edinme hızımız sürekli atıyor.

“Biz Classloom’u ilk olarak 2015 Mart ayının ortalarında duyurmaya başladık. Okulların kapanmasına az bir zaman kalmış olmasına rağmen hemen gruplar kurulmaya ve paylaşım yapılmaya başlandı. Şu anda Gaziantep’te,  Kayseri’de, Adana’da, İstanbul’da, Kırşehir’de hatta Ağrı’da kısaca Türkiye’nin her yerinden gruplarımız var. Grupların içinde okul grupları da var, kreş grupları da,  halk eğitim merkezi grupları da. Çünkü Classloom sadece okullara değil tüm eğitim kurularına hitap edebiliyor.“ diyen Özlem Açıkel Turhan Classloom’un daha çok ağızdan ağza yayılacağını, son haftalardaki katılımlardaki katlamalı artışın Classloom hakkında konuşulmaya başlandığının göstergesi olduğunu belirtiyor. Henüz yurtdışı tanıtımlara başlamamış olmalarına rağmen, ürün ara yüzünün ve web sitesinin yurtdışından erişildiğinde doğrudan İngilizce göründüğünü, Amerika, Rusya, Çin gibi, farklı ülkelerden de ciddi oranda sitenin trafik almaya başladığını dile getiren Özlem Turhan “Biz de elbette sosyal medya tanıtımları, Facebook reklamları, Classloom Blog, birebir iletişim gibi her türlü tanıtım imkanını kullanıyoruz. Yurtdışı tanıtımlara da önümüzeki aydan itibaren başlayacağız. Yaz aylarında Classloom’u etkin şekilde duyurmaya çalışacağız. En yoğun grup açılışlarının gelecek yıl okul döneminde başlamasını bekliyoruz. Şu anda bütün gayretimizi ürünü her geçen gün iyileştirmeye ve geliştirmeye ve insanların kullanmasını sağlamaya harcıyoruz.“ dedi.

 

 Classloom tüm öğretmen ve velilerin hayatını kolaylaştıran bir uygulama olarak eğitim alanında çok önemli bir açığı kapatacak bir girişim olma yolunda hızla ilerliyor. 

Classloom Hakkında ayrıntılı bilgi alabileceğiniz sosyal medya adreslerimiz ve tanıtım videomuza aşağıdan ulaşabilirsiniz. 

https://www.youtube.com/watch?v=N2naGlUwy-I

classloom |  blog |  yardım
facebook |  twitter |  google+ |  linkedin |  youtube

 

Eğlenceli ve Neşeli Moda Tasarımcısı

Benim modacım, Hande Çokrak olmalıymış. Hande’nin eğlenceli, neşeli, renkli, çılgın, sıra dışı tasarımlarını çok beğeniyorum. Hande tasarımlarıyla nasıl mesaj vermek istediğini , ve 2015 bahar koleksiyonunda neler var; bakın nasıl anlatıyor.

Hande-Çokrak

“Maid in Love’ın pozitif duruşu ve eğlenceli çizgisi benim insanlara vermek istediğim en önemli mesaj, klişelerden ve sıradanlıktan uzak giyinmekten zevk alan,espri anlayışını dışarıya yansıtabilen kadınlara hitap ediyor.Hayatı fazla ciddiye almakla dalga geçiyorum.Kimi zaman ise tasarımlarımda kendim ile dalga geçtiğim oluyor.Aslında “kendinizi çok ciddiye almayın ölümlü dünya” demek istiyorum. 2015 Bahar koleksiyonu 80’lerin eğlenceli,dinamik sosyal ve iyi hissettiren hayatından ilham alıyor.Şekerleme renkleriyle yaratılmış baskı hikayelerle sokak stilini eğlenceli yaklaşımıyla en üst seviyeye çıkarıyor.

Evet böyle anlatıyor, Hande; ben de hem vermek istediği mesajı,  hem tasarımlarının renkli eğlenceli ve cool tarzını kendime çok yakın buluyorum. Bu güne kadar çok  renkli ve çok sıra dışı  giyinmedim, ama her zaman giyinirken, hep bir yerinde aykırı olmak olmazsa olmazım oldu. Hande’nin tasarımlarını görünce heyecanlanmamın nedeni bu olsa gerek.

Genç, başarılı ve sıradışı Hande Çokrak ile MAG’in yaptığı röportajı aşağıda paylaşıyorum. Hem de Hande’nin fotoğrraflarıyla, sevgiler, iyi haftalar…

Maid in Love Markasının Sıra Dışı Tasarımcısı

Mercedes Benz Fashion Week İstanbul’da, Maid in Love markasının çılgın koleksiyonlarıyla büyük beğeni toplayan Hande Çokrak ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Hande+Cokrak+Maid+Love+Presentation+MBFWI+4IIdqmx_0OQl

Hande Çokrak kimdir ?
Hareketli bir hayatım var. Seyahat etmeyi, yeni insanlar tanımayı ve monotonluktan uzak yaşamayı seviyorum. Sürekli kendime ne katabilirim, hayatımı nasıl daha da güzelleştiririm diye düşünürüm. Modadaki hızlı ve sürekli değişim ise hayatımın büyük bir parçası…

Moda ne zamandır hayatınızın bir parçası?
İlk adımı lisede resim dersleri almaya başlayarak fark etmeden atmış oldum. O zamanlar kafamda heykel veya seramik dallarına yönelmek olsa da moda her zaman hayatımın içindeydi. Spontane bir şekilde bir arkadaşımın yönlendirmesiyle London College of Fashion’a başvurdum ve kabul edildim. Şu an geri dönüp baktığımda en doğru kararı verdiğimi biliyorum. Beni tatmin edecek başka bir iş yaptığımı düşünemiyorum. Modanın sürekli olan değişimi beni besliyor.weartoday_photo-326329

Markanız Maid in Love nasıl ortaya çıktı?
Her zaman kendi markamı kurmak istiyordum. İlk adımı atmak ise en zoruydu. Arkadaşlarımın ve ailemin desteği ile kendimde o cesareti buldum. Tabii ki marka sahibi olmak çok emek ve fedakarlık isteyen bir iş… Kendim için çok doğru bir seçim yaptığımı ve işimi geliştirdiğim gibi işimin de beni geliştirdiğini düşünüyorum.

Maid in Love markasının çılgın bir karakteri var. Sıra dışı çizginizden bahseder misiniz?
2011 yılında ilk koleksiyonumu hazırlarken kendimi ve Maid in Love’ın çizgisini doğru ifade etme konusunda korkularım vardı. Kendime ve markama olan inancım zamanla oturdu… İlk koleksiyonlara baktığımda daha çekimser adımlar attığımı görebiliyorum. Artık kendimi çok daha rahat ifade ettiğimi, Maid in Love’ın algısının oturduğunu ve kuvvetlendiğini düşünüyorum.weartoday_photo-325408

Capsule New York, Who’s Next Paris, Tranoi, Scoop London gibi önemli fuarlarda yer aldınız. Nasıl bir deneyimdi?
Maid in Love’ın yer aldığı bütün fuarlar yurt dışında daha çok bilinir, daha güçlü bir marka olmasına adım atmasını sağlıyor. Dünyanın birçok farklı noktasından, farklı dokulardan markalarla aynı çatı altında bir araya gelmek markanın ufkunu açan bir deneyim oluyor.
Müşterilerle iletişim halinde olmak, koleksiyonu onların gözünden görmeye çalışmak markayı her zaman daha da ileri götürüyor.
Çok büyük mağazaların satın alma ekipleriyle tanışma ve çalışma fırsatı, markayı uluslararası bir platforma taşıyor.

Who’s Next Paris fuarında Capitale de la Création Yılın Tasarımcısı Ödülünü kazandınız, bu ödül hayatınızı nasıl etkiledi?
Ödüller hayat değiştirmiyor, tasarımcıları cesaretlendiriyor ve doğru yolda olduğumuzun sinyallerini veriyor. Bana da aldığım her ödül ‘Devam et, bir şeyleri doğru yapıyorsun’ diyor.weartoday_photo-326357

Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul’u nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fashion Week’te üç sezon geçirdim. İlk ikisi studio prezantasyonuydu. En son sezon ise Maid in Love, Mercedes Benz’in sunduğu bir marka olduğu için ilk defilemi yaptım. Maid in Love’da her koleksiyonun bir ruhu var ve defileleri bir kanal olarak kullanarak, o ruhu aktarmayı seviyorum.
Mercedes Benz Fashion Week İstanbul kısa zamanda önemli bir yere sahip oldu. MBFWI’ye katılmak sadece İstanbul’un değil uluslararası bir platformun parçası olmamıza zemin hazırlıyor. Dünyada on iki noktadan biri olan MBFW İstanbul, Türkiye için büyük bir değer… Son zamanlarda moda ve sanat dallarında dünyanın gözü Türkiye’ye çevrilmiş durumda… Tabii ki sadece organizasyonun ve showların iyi olması tek başına bir anlam ifade etmiyor. Moda gözü olan, sektörü takip eden ve böyle büyük önemli bir organizasyonu ve tasarımcıları destekleyen izleyicilerin de olması MBFWI’nin her sene daha da gelişmesine büyük katkıdır.weartoday_photo-327312

Moda haftasının renkli defilelerinden biri size aitti. Koleksiyonunuzdan bahseder misiniz?
Maid In Love İlkbahar/Yaz 2015 “Don’t K My J” koleksiyonu 80’lerin eğlenceli, iyi hissettiren ve dinamik sosyal hayatından ilham alıyor. Dönemin bize sunduğu şekerleme renkleriyle yaratılmış baskı hikayeleri, sokak modası stilini eğlenceli bir yaklaşımla en üst seviyeye çıkarıyor. Aykırı ve bir o kadar da hayata pozitif bir açıyla bakan büyük bir parti tadında bir koleksiyon oldu.

Tasarımlarınızı oluştururken nelerden ilham aldınız?
Hayatı, doğal akışında yaşayan biriyim o yüzden hayatın kendisinden ilham alıyorum… Beni besleyen ve enerjimi yükselten her şeyden… Müzik, filmler, yazılar, kişiler, aşk, fotoğraflar, farklı tasarımlar, farklı ülkeler, doğa, çalışma masam, gösteriler, vintage elbiseler, daha çok sıralayabileceğim birçok şeyden.
Hayata karşı meraklı olmak, ilgili olmak, sorular sorabilmek yaratıcılığa yer açıyor, dünyaya daha farklı ve dikkatli bakmayı öğretiyor.

Takip ettiğiniz ve tarzınıza yakın bulduğunuz tasarımcılar kimler?
House of Holland – Antipodium – Asish – Moschino takip listemin başında gelenler…

2015 trendlerinden bahseder misiniz?
Denim’in lüks ile birleşimi ve şık kıyafetler altına giyilen spor ayakkabı modası, bantlı terlikler, 70’ler tarzında yazlık süet parcalar, kısa paçalı pantolon etekler ilk aklıma gelen beğendiğim yaz trendleri arasında…

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi hedeflediğiniz projeleriniz var mı?
Maid in Love büyüdükçe hedefler de büyüyor… Daha iyi koleksiyon çıkartmak, model sayısını arttırmak, ekibimi genişletmek, erkek koleksiyonuna başlamak, satış noktalarını çoğaltmak, marka ulaşılabilirliğini artırmak, yurt dışında mağaza açmak hedeflerimin başında geliyor.-maid-in-love-defile-1101309

Dünyanın Yükü Onun Omuzlarında…

Elif Kurgu bu gün Hürriyet’te sevgili arkadaşım Berna Akyılız ile çok güzel bir röportajı paylaşmış. Çok zarif, sade,  ve son derece güçlü bir kadın, Berna. İki pırıl pırıl  çocuk annesi, aynı zamanda,  erkek egemen bir işte çok başarılı  olmak kolay değil. Yaşamının çoğu seyahatlerde geçiyor. Hem de iş yapmanın,  kolay olmadığı zor şartları olan ülkelerde. Gecesi gündüzü karışıyor, çoğu zaman.Ama hep ışıl, ışıl gözleri parlıyor,  evini, eşini çocuklarını, ailesini, dostlarını da ihmal etmeden işinde de başarıları yakalıyor.Her zaman gururla izlediğim arkadaşımın güzel röportajını ben de sizlerle paylaşıyorum, başarılar, tebrikler, sevgiler, Berna’cım…
1531871_10153281259383809_3577667189765733723_n

Köprü, metro, havalimanı ve altyapı çalışmalarının lojistiğini yapan Transtaş’ın İcra Kurulu Başkanı olan Berna Akyıldız erkek egemen sektörde büyük projelere imza atıyor. 100’ün üzerinde projenin lojistiğini tamamladı.

Türkiye’nin köklü lojistik şirketlerinden Transtaş’ın İcra Kurulu Başkanı Berna Akyıldız son 10 yılda ortalama 100’ün üzerinde büyük projenin lojistiğini tamamladı. Transtaş Afrika’dan Amerika’ya kadar farklı coğrafyalarda hem Türkhem de yabancı şirketler için çalışıyor. Son 10 yılda 20 havalimanı, 30 fabrika ve çok sayıda hastane, üniversite, müze ve caminin, 50’den fazla da metro, köprü ve alt yapı işinin lojistiğini yapan Transtaş son olarak da İzmit Körfez Köprüsü’nün çelik tabliyelerini taşıdı. Masa başında değil bizzat şantiyelerde projelerin başında olan bir kadın Berna Akyıldız. Bir ayağı hep yurt dışında. Aynı zamanda Türk Katar İş Adamları Derneği’nin tek Türk kadın girişimcisi.

38 YILLIK ŞİRKET

Transtaş’ın temelini dedeniz atmış… Siz ve kardeşlerinizin döneminde dünyaya açıldı Transtaş… Kaç yıl önce bu atılımı yaptınız?
– Transtaş 38 yıllık bir şirket. İki erkek kardeşimle birlikte yönetiyoruz. Zaman içinde nakliyecilikten proje lojistiğine şirketi taşıdık. Adım adım oldu bunlar. 37 araçlık bir tır filomuz var. Ama biz her türlü taşıma aracını kullanıyoruz. Limanlar, havalimanları ve karayollarında çözüm üretiyoruz. Fabrika da taşıyoruz, rüzgargülleri de… Kısacası 3 şapkamız var, trucker kamyoncu, fowarder-nakliye organizatorü ve proje lojistiği. En güçlü yanımız proje lojistiği. Rakiplerimiz yabancı şirketler.
İşlerinizin çoğu nerede? Türkiye dışında nerelerde ofisleriniz var?
– Aslında her yerde. Avrupa’da da işimiz var, Ortadoğu’da da Afrika’da da. Türk işdünyası nereye gidiyorsa biz de gidiyoruz. Biz de iş yaparken Batı’nın teknolojisi ve kuralları ile Doğu’nun sıcaklığı ve özverisi, gayretinin sentezini yapmaya çalışıyoruz. Mısır, Çin, Kosova, Doha, Almanya’da ofislerimiz var. Yakında Irak, ABD ve Suudi Arabistan’da da ofis kuracağız. İş hacmimizin yüzde 80’ini yurtdışında. Yüzde 20’si ise yurtiçinde yapılan taşımalar. Yurtdışında aldığımız işlerin yüzde 50’sini Türk, yüzde 50’sini yabancı şirketler için alıyoruz. 2002-2003 yılında Mısır’la başladık. Sonra Katar’a gittik. Şimdi bütün Afrika’ya yayıldık.
Türkiye’deki işlerinizi anlatır mısınız?
– Son Körfez Geçiş Projesi’ni tamamladık. 18 aydır devam ediyordu. 2013 Kasım ayında başladık. Bundan 7-8 ay önce firmayı taşıma konusunda ikna etmeye çalıştık. Köprünün çelik tabliyelerini biz taşıdık. Taşıdığımız her parça 7 metre genişliğindeydi. 3 TIR’ı yan yana koyun 7 metre olmuyor. Üstünden geçilen tüm çelik 2044 araçlık sevkiyatla taşındı. Her sabah 05.00’te dev parçaları taşıdık. Karayoluyla yaptık bu işi. Gemlik Fabrikası’ndan aldık, Gölcük Serbest Bölge’de taşıdıklarımız bloklar haline getirildi. 2.7 km’lik dünyanın 4’üncü büyük köprüsü yapıldı. Mühendis gibi çalıştık. Parçanın önce benzeri yaptırdık, deneme seferi yaptık. Biz taşımaya başladık. Denize göre çok daha hesaplı oldu. 18 ay sabahları uyumadım. Taşımacılıkta sanatsal bir taraf var.
Bu sektörde kadın çok az. Zorluklar yaşadınız mı?
– Kadın olarak hep saygı gördüm. Ben de kırılgan davranmıyorum. İçimde mücadeleci bir yan var. Demokrasinin oturduğu, medeniyetin olduğu ülkelerde iş yapmanın maceracı bir yanı yok. Biz Avrupa’da da iş yapıyoruz. Lojistik detay ve azim işi. Bence tam kadınlara göre. Bizim işte de her işte olduğu gibi ‘ben oldum’ dememelisiniz. Hep kendinizi yenilemelisiniz.
Sizin çocuklarınız işinizle ilgileniyor mu?
– Kızım 2 yıldır Kraft’ta çalışıyordu. 2 ay önce ben Londra’da lojistik masterı yapacağım ve sonra Transtaş’a geleceğim dedi.

IŞİD’in 30 kilometre uzağında çalıştık

Kuzey Irak’ta işleriniz devam ediyor mu? Daha geçenlerde Erbil’in orta yerinde bomba patladı…
– Son dönem STFA ile Erbil’de su dağıtım projesini yapıyoruz. Orası bitmek üzere. 2 bölgede 250 milyon dolarlık bir proje bu. Dohuk ve Erbil’in su dağıtım işi. 2 yıldır yapıyoruz. Bizim önceliğimiz Ortadoğu. Kasım ayında Amerika’ya gittiğimde şunu gördüm, ‘Mühendislerimizi Erbil’e göndermeyiz’ diyorlar. Işid’i söylüyorlar. Biz Işid’in 30 km uzağında aylarca çalıştık. Herkes tedbir alıyor ve cesaret gösteriyor. Bizlerin yılmak, korkmak gibi bir duygusu yok. Ben defalarca Erbil’e gittim. Şantiyede kaldığım zamanlar da oldu. Her yerde iş yapıyoruz. Kuzey Afrika karıştı. Türk müteahhitler Türki cumhuriyetleri ve Afrika’da yeni projeler almaya başladı. Son dönemde Suudi Arabistan çok aktif. Havalimanı, yol, köprü yapıyoruz. Çoğunlukla orada da Türk şirketlerle çalışıyoruz.

Duvarları yıkıyor yollar yapıyor

En zor iş yaptığınız yer neresi?
– Katar. Orası ağır çekim. Her şey yavaş işliyor. ‘Bugra inşallah’ dedikleri zaman bil ki daha çok zaman geçecek.
Taşımacılık yaparken çok büyük zorluklarla da mücadele ediliyor. Taşımak için yol yaptığınız, köprüleri yıktığınız, sonra yeniden yaptığınız oldu mu?
– Tiflis Havalimanı için 36 metre uzunlukta ve 5 metre yükseklikte yolcu köprüleri taşırken manevra yapabilmek için birçok evin bahce duvarlarını yıkıp, tali yollar yaptık, yoldaki elektrik direklerini ve kablolarını  yükselterek taşımaları gerçeklestirdik. Birçok projede köprüleri by pass temek için değişik çözümler üretiyoruz.

eergu@hurriyet.com.tr

“Hayata İz Bırakmak Ses Getirmek İstedim”

Meral Varuy adlı kullanıcının avatarıyaz-gi

Bu gün çok özel bir  arkadaşımı, çevre dostu mimarlık ofisi sahibi Özgül Öztürk‘ü sizlere tanıtmak istiyorum.Çevreci iş kadınlarımıza her geçen gün yenileri eklenirken Özgül uzun süredir bu konuda aktif çalışyor, gönlünü sevgisini  koyuyor. boza-ben1Doğa ve  hayvan dostu, özüne ailesine ilkelerine bağlılığı, müzik tutkusu ile Özgül’ün girişim ve hayat hikayesi bize çok farklı çerçevelerden mesajlar veriyor.   İlk tanıştığımız gündü, bana mimar olduğunu iki sene önce de ” Ses getiren bir şeyler yapmak istedim, onun için perküyson çalmaya başladım.” dedi. Bu kendini ifade ediş kısmı  hiç aklımdan çıkmadı tabi. Bize çok yakın ofisi vardı, onun için zaman  zaman ofislerimizde buluştuk. Kagider’e yeni üye olmuştu. O zamanlarda daha üyeler birbirlerini  evlerinde, ofislerinde  büyük gruplar halinde ağarlamıyorlardı.  Kagider’li arkadaşlarını  kahvaltıya ofisine çağıran  ilk arkadaşımız bence.Özgül sıcak kanlı, hep cıvıl cıvıl, hep renkli,  sevgi dolu yüreği ile hemen farkediliyor. Özellikle çevre dostu  olması, bu konuda emek verip farkındalık yaratmaktan öte ona başka misyonlar…

View original post 3.416 kelime daha

Önce Dibe Vuran; 8 Başarılı İnsan

Önce dibe vuran, sonra tekrar yükselen 8 başarılı insan

Önce dibe vuran, sonra tekrar yükselen 8 başarılı insan
Başarısızlıklardan sonra gelen başarılara dünyadan örneklerle devam ediyoruz. Bazen Başarısız Olmak Faydalıdır. (Tıklarsanız benim başarısızlıklık hikayeme de ulaşabilirsiniz.)
Radikal.com.tr ‘nin haberi

Yaşadığınız sorunlar yüzünden bir daha tekrar başarılı olamayacağınızı mı düşünüyorsunuz? Bir zamanlar Bill Gates de böyle düşünmüştü. Ama sonra dünyanın en büyük yazılım şirketi haline geldi. İşte önce dibe vuran, ama sonra öncekinden de yükseğe çıkan 8 başarılı insanın hikayesi…

RADİKAL – İşyerinde bir başarısızlık yaşadığımızda, kovulduğunuzda, ya da büyük emeklerle kurduğunuz işyeri battığında, sanki bütün  dünya başınıza yıkılmış gibi hissedersiniz. Sanki bu tek başarısızlık, daha önceki bütün başarılarınızı silmiş gibi gelir. En dipte olduğunuzu sanırsınız ve bu yüzden zirveye tekrar çıkmak fazlasıyla zor ve yıpratıcı gibi görünür.

Ancak başarısızlık yaşadığınızda dünyanın sonu gelmiş gibi davranmak pek de sağlıklı bir şey değil. Unutmayın, herkesin kariyerinde ve özel hayatında, başarısız olduğu zamanlar vardır. Öte yandan kendini başarılı olarak tanımlayan kişilerin ayırt edici özelliği, bu dönemleri leyhlerine çevirip, küllerinden tekrar doğmayı başarmalarıdır.

Lifehacker adlı internet sitesi, şu anda herkesin gıpta ettiği, ancak bir dönem başarısızlıklarıyla tanınmış olan 8 insanın hikayesini derledi.

1. Bill Gates

Muhtemelen Traf-O-Data 8008 diye bir cihaz hiç duymadınız. Eğer bu cihaz var olsaydı trafik kasetlerini inceleyerek bu kasetleri verimli datalara dönüştürebilecekti. İşte Bill Gates’in dünyadaki ilk girişimcilik deneyimi bu cihazla oldu. Gates ve partneri Paull Allen, bu cihazı ülkelere satmaya çalışıyordu. Ancak bir problem vardı; Traf-O-Data bir türlü çalışmıyordu. Allen sonraki yıllarda bu ürünle ilgili “Traf-O-Data çok ses getirmese de Microsoft’un ilk ürünlerini birkaç yıl içerisinde çıkarmamızda çok büyük payı oldu” dedi. Şu anda Microsoft dünyanın en büyük bilgisayar şirketleri arasında. Ayrıca Gates de 81 milyar dolarla dünyanın en zengin insanlarından biri.

Herkesin böyle bir kaderi olmayabilir ama risk alıp denemeden de olmaz. Önemli olan yaptığınız hatalardan ders çıkararak ilerleyebilmek.

2. Oprah Winfrey

İşte dünyanın en etkileyici insanlarından birisi… Winfrey ABD televizyon tarihinin en çok izlenen talk show programlarından birisi olan ve kendi adıyla anılan The Oprah Winfrey Show’un sunucusu. Televizyon dünyasındaki başarısını film sektöründe de göstermek isteyen Oprah Winfrey, Toni Morrison’ın aynı isimli romanından uyarlanmış olan “Beloved” filminde başrol oynadı. Ancak film daha ilk haftasından başarısızlığa uğradı. Bu başarısızlık Winfrey’i depresyona sürükledi. Fakat Oprah Winfrey bu durumdan ders çıkardı ve “Bu başarısızlık bana yapacağım her şeyi yapmayı ve sonra bütün beklentilerimden kurtulmayı öğretti” dedi.

Birkaç yıl kayıt ve televizyon işlerinde yer aldıktan sonra film sektörünü tekrar denemeye karar veren Winfrey, 2013 yılında “The Butler” adlı filmde rol aldı. Bu başarılı film BAFTA olmak üzere pek çok prestijli ödül kazandı ve pek çoğuna da aday olarak gösterildi. Beklentilerini yönlendirmeyi başaran Winfrey, hepimize başarısızlıklarımızı büyük sorunlara dönüştürmeyip, kendimizi suçlamamayı gösterdi.

3. Warren Buffett

Warren Buffett milyarder bir yatırımcı. Finans dünyasıyla ilgili tavsiyeler veren Buffett, insanlara bir sonraki adımı anlatıyor. Yönetim kurulu başkanı ve CEO’su olduğu Berkshire Hathaway adlı şirketinden “200 milyar dolarlık hata” olarak bahsediyor. Peki bu kadar başarılı bir firma nasıl olur da kocaman bir hata olabilir? Yıllar önce şirketin CEO’su Warren Buffett’a kötü davranır. Bunun üzerine Buffett CEO’yu işten atabilmek için, daha iyi bir pozisyonda çalışmayı kafasına koyar. Warren Buffett egosu sayesinde bunu başarır tabii ama, bu esnada şirkete de çok büyük katkı sağlar. Kendisi bütün bu olanları ‘değerli vaktini gereksiz bir şeye harcamak’ olarak görse de, bu onu artık daha önemli işlerle uğraşmaktan alıkoymuyor.

4. Arianna Huffington

Muhtemelen siz Arianna Huffington’ı sadece The Huffington Post’un kurucusu olarak tanıyorsunuz. Ama o aynı zamanda Cambridge Birleşmiş Münazara Topluluğu’nun ilk yabancı kadın başkanı. Huffington, çok satılanlar arasında yer alan “The Female Woman” adlı romanını 23 yaşında yayınladı. Amerikan siyasetinde de yeri olan bu başarılı kadın, geçmişte pek çok başarısızlık yaşadı. Örneğin ilk kitabının başarısına rağmen, ikinci kitabı 36 kere reddedilmiş. Daha sonra 2003 yılında girdiği seçimde, oyların sadece %0.55’ini alabildi. Başarısızlıklarına pozitif yaklaşan Huffington, bu konuda onu eğiten annesine teşekkür ediyor. Azimli olduktan sonra her hâlükârda başarılı olunabileceğine inanıyor.

5. Stephen King

Önceleri yalnızca kısa hikâyeler yazan bir İngilizce öğretmeni olan Stephen King, bugün korku dünyasının en büyük üstadlarından. İlk romanı Carrie (Göz) için 2.500 dolarlık (5.170 TL) avansı kabul eden King, 30 kere reddedildikten sonra kitabı yazmaktan vazgeçti. Eşinin de desteğiyle kitabı yazmayı bitiren King, yüzlerce kitabın arasından sıyrılıp çok okunan bir yazar haline geldi. Carrie (Göz) bugün iki kere filme uyarlanmış ve Stephen King’in en başarılı yapıtları arasında sayılan, 350 milyon kopyası olan bir roman. Şunu unutmamak gerek ki reddedilmek hayatımızın bir parçası. Her ne kadar bize kötü hissettirse de, aslında reddedilmek daha yaratıcı şeyler meydana getirmemiz için bir araç.

6. Tina Fey

Amerikalı yazar, komedyen ve aktris Tina Fey, komedyenlikle ilgili olarak aldığı ders almasına rağmen, çevresi tarafından çok başarısız bulunmuştu. Ama pes etmedi. Başyazar Adam McKay’in de yardımıyla, Tina Fey, 1997 yılında Amerika’da NBC kanalında yayınlanan Saturday Night Live (SNL) adlı programda yazarlık yapmaya başladı. 1999 yılından beri Fey, SNL’in tek kadın baş yazarı oldu. Fey şu an 30 Rock adlı dizinin yardımcı yapımcısı, yazarı ve başrol oyuncusu. Bu dizi Fey’in Saturday Night Live adlı programdaki tecrübelerini konu alıyor.

7. Steve Jobs

Sanılanın aksine her Apple ürünü heyecanla ve mutlulukla karşılanmıyordu. Apple büyümeye devam ederken, şirketin genişlemesini sağlayabilecek bir yönetici aranıyordu. 1983 yılında Jobs, John Scully’i (o zaman Pepsi-Cola’nın CEO’su) “Ömrünün sonuna kadar sadece şekerli su mu satmak istiyorsun, yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun?” sözleriyle ikna ederek, Apple’ın yeni CEO’su haline getirdi. Aynı sene Apple teknolojik olarak gelişmiş, fakat ticari olarak başarısız olan Apple Lisa’yı piyasaya sundu. Bu ürün teknoloji severleri hayal kırıklığına uğrattı. Ancak Jobs pes etmedi ve NeXT isimli yeni bir firma yarattı. Yıllar içinde azminden hiçbir şey kaybetmeyen Jobs, hayatını bir başarı hikayesine çevirdi.

8. Conan O’Brien

Conan Christopher O’Brien, Emmy ödüllü bir Amerikan televizyoncusu. En çok NBC’nın talk show’u The Tonight Show with Conan O’Brien programıyla tanınan O’Brien, şovun Jay Leno’ya verilmesiyle büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Ancak yaşadığı başarısızlığı bir kayıp olarak görmedi. Conan O’Brien her zaman kibar olmanın ve çok çalışmanın bizlere mükemmel şeyler getireceğine inanıyor. O’Brien, başarısızlığın her zaman bizden kaynaklanmadığını da hatırlatıyor.