Sahne Öncesi, Sonrası Virüsü

Kagider’liler olarak 12-13 Nisan’da  iki müthiş gün yaşadık, arkadaşlarımız BKM sahnesinde Kagider Akademi projesi için sahneye çıktılar, heyacanları sonsuzdu, biz de en az onlar kadar heyacanlıydık.Sonuç mükemmeldi, emeklere değdi. Çok mutluyuz, bu gün Milliyet de ki köşe yazısıyla, oyunda da başrol oyuncularından olan üyemiz  Defne Samyeli oyunu anlatmış ben de onun yazısını paylaştım.Sevgiler, sevgiler…

10002980_10152322373199781_1843091509762376693_n

SAHNE ÖNCESi, SONRASI, ViRÜSÜ

14.04.2014

MERCEK

“Sen ne diyorsun hocam? Biz iş dünyası içinde yükselebilmeyi başarmış kadınlarız… Bizim başarısız olacağımız bir iş yok!”
Böyle emindik KAGİDER’liler olarak tiyatroya heves ettiğimiz gün.
BKM
Genel Koordinatörü Celal Tak, iddialı grubumuza önce şöyle bir bakmış, sonra sahnede oyunculuğun başka hiçbir işe benzemediğini, orada iki laf bile etmenin ne zor olduğunu bizzat üzerimizde örnekler vererek göstermişti…

10154311_10151966773930974_941608636522383175_n

Ne günlerdi! Kimler yoktu ki aramızda… Hayatında bir topluluk karşısında kısa konuşma bile yapmayanlar… Doğası gereği çekingen olanlar… Yönetmene işini öğretmeye kalkanlar… Zor kadınlardık vesselam. Ama Celal Hoca bizi birkaç haftada muma çevirdi.
Hocamızı can kulağıyla dinleyip, bizden her beklediği performansı göstermek için çabaladığımız         6 ayın sonunda iki gece     üst üste, cumartesi-pazar     sahnedeydik.
* ‘Ben Bir Gün Kadınken’i sahnelemeden önce kulisteki halimiz görülmeye değerdi. Koca koca insanlar, bir yandan heyecandan ölüyoruz, bir yandan da yuvadaki çocuklar gibi     durmadan ve aynı anda konuşuyoruz.

ben_1_gun_kadinken_01

Konuşma demişken, adına büyük risk alıyoruz, zira ekibin yüzde 90’ı hastalıktan kırılıyor. Serumla, maskeyle bile gelenimiz vardı, düşünün.
*  Seyircimiz muhteşemdi. Öyle çok güldüler ki, biz de çok motive olduk sahne üzerinde. İki gecelik bilet/davetiye satışından ve sponsorlardan elde edilen gelirle hayırlı bir iş yapacağız. Online eğitim amacıyla kuracağımız KAGİDER Akademi, girişimci ruhu olan kadın-erkek herkesi iş hayatına hazırlayacak.
* Destekçilerimiz olmadan olmazdı. BKM’nin emeği büyük. Bir de sahnemizi gönüllü olarak bizlerle paylaşan profesyonel sanatçı arkadaşlarımız var. (Erkek rollerini onlar oynadı) Hakan Bilgin, Yavuz Pekman ve Caner Alkaya’nın katkısı da oyunumuzu yukarı taşıdı. Sağ olsunlar var olsunlar!
* Oyun bitip de, alkışların keyfini çıkardıktan sonra gece geç saatlere kadar konuşma trafiğimiz devam etti. Gripten sonra esas çok daha kalıcı olan sahne virüsü bulaşmıştı bir kere… Herkes “Bir şekilde sanat hayatımızı devam ettirmeliyiz!” duygusundaydı.
ben_1_gun_kadinken_02* Çok başarılı bir iş kadını olan Sanem Oktar’ın 20 yıl sonra sahneye dönüşü muhteşem oldu. Sanem, Ferhan Şensoy’un Ortaoyuncular’ından.     Sahnede o kadar iyiydi, performans sonrası öyle müthiş bir elektrik yayıyordu ki, bence bu hikaye böyle bitmez. İçindeki sanatçı bir daha hapsolur mu, bilmem.
* Uzun lafın kısası; çok emek verdik, harika bir ekiple çalıştık ve iyi bir iş yaptık. Umarım KAGİDER Akademi’yle de binlerce insanın hayatının değişmesine, yeni yönler kazanmasına katkımız olur.

İLİŞKİ

KIZ DOĞMAK ŞANS MI?

“Kadın olmak zor” diyen, biziz. Yani kadınlar.
Kimi erkeğe sorarsanız, hayat bize güzel.
‘Ben Bir Gün Kadınken’de benim canlandırdığım karakter Pelin, Kerim’le (Hakan Bilgin) evli.
Kerim oyunun başında kızlarının geleceğiyle ilgili kaygılarını belirtirken bir dolu laf ediyor. Ve “Bende şans olsa, anamın karnından kız doğardım!” diyor.
Öyle ya…  Kadın, okusa da okumasa da ‘hayırlı bir kısmet’ bulup evinin kadını oldu mu, hayatı nasılsa garanti. Kerim de kızı için bunu diliyor. “Okusun tabii, öğretmen falan olsun” diyor.

10154534_10152321846849781_1765678274514310875_n
Eve geliş gidiş saati belli olsun… ‘Kadın gibi kadın’ olsun… Kocası ona baksın, tüm ihtiyaçlarını karşılasın. Korusun kollasın. Evin patronu da haliyle o olsun.
Kerim tipinin ait olduğu belirli bir sosyo-ekonomik grup yok aslında. Eğitim, gelir düzeyi fark etmiyor, bu topraklardaki egemen kültür, erkeğin çoğunda böyle bir mental programlamaya yol açmış durumda.

10150594_10152313456781067_6000503087340726265_n
Buraya kadar söylediklerimde yeni ya da kafa karıştıran bir şey yok. Üzerinde düşünmemizi istediğim nokta, ‘kadınların’ birçoğunun da bu görüşte olması.
Erkek bana sahip çıksın, korusun, baksın, evde onun borusu ötsün.

10170910_10152422717708530_4760670644329317244_n
Diploma? Olsun. Duvara asarız. Ya da ‘kadın gibi kadın’ kalabileceğimiz bir iş yaparız.
Maddi-manevi her sorumluluğu erkek üstlenince, parayı veren düdüğü çalıyor. Birlikte yaşamanın ve kadının hangi sınırlar içinde çalışabileceğinin kurallarını koyan erkek oluyor.
Bir de, ‘erkek her sorumluluğu üstlensin ama ben her türlü özgür olmak da isterim’ciler var. ‘Her ihtiyacımı o karşılayacak ama bana karışmayacak’cılar. Azınlıktalar ama varlar. Onlar da başka bir yazının konusu olacak.

10153936_10152317901543433_1221064074163501388_n

Üzerinde düşünelim.
Görüşlerinizi bekliyorum. Kuliste bile kaç farklı yorum çıktı bu konuda, bakalım sizlerden ne gelecek?

Kagider BKM de’ Son Haberler…

Kagider’in BKM deki gösterisine sadece 2 gün kaldı, heyacan çok, arkadaşlarımız nerdeyse her akşam oyuna hazırlanıyorlar, aşağıda Kagider’in sevgili YK üyesi başarılı iş kadını üyesi Sanem Oktar’ın anlatımıyla son gelişmeleri Posta Karnaval haberi ile paylaşıyorum. Tiyatroya bekliyoruz; sevgiler, sevgiler….

0 

‘Ben Bir Gün Kadınken’ isimli oyunda rol alan KAGİDER üyesi iş kadınlarından Direct Comm Marketing Group Kurucu ve Yönetici Ortağı Sanem Öğüt’le projeyi konuştuk.

Hazırlayan:Sanem Öğüt

– Tiyatro fikri nereden çıktı?

Girişimci olmak isteyen kadınları eğiteceğimiz KAGİDER Akademi’yi hayata geçirmek istiyoruz. Zaten bu eğitimleri ‘İşimi Kuruyorum’ adıyla veriyoruz. Girişimci olmuş ama tam oturtamamış veya sıfırdan iş kurmak isteyenler başvuruyor. Ama sınırlı sayıda kadına ulaşabiliyoruz. Online akademiyi hayata geçirebilirsekTürkiye’deki tüm kadınlara ulaşmış olacağız. Bunun için fon gerekiyor. Nasıl fon oluşturabileceğimizi düşünürken üyemiz Şila tiyatro fikrini ortaya attı. Hoşumuza gitti, bu işi en iyi kim yapar, bize destek olur sorusuna da hep birlikte ‘BKM olur’ dedik. Yılmaz Erdoğan ve Zümrüt Arol ricamızı kırmadılar. Salonu, kostümleri, yönetmeni bize açtılar. Onların sayesinde hem mesajlarımızı iletebileceğiz, hem de kadın girişimcilere destek olacak akademimizi açabileceğiz. 3 yıldır çalıştığımız, ‘Teknolojide Kadının Yeri’ ile ilgili projeler gerçekleştirdiğimiz Vodafon ve ‘Beş İlde Beş Zirve’ projemizin sponsoru Garanti Bankası da bu projeye destek.

– ‘Ben Bir Gün Kadınken’ nasıl bir oyun?

Madem ki kadını günlük ve toplumsal hayatta güçlendirmeyi hedefliyoruz, biraz da empati yoluyla anlatalım dedik. Bunu çok öğretici, didaktik değil de eğlenceli yaparak gülerken düşündürsün istedik. BKM’nin iki genç yazarı Erkan Ersezer’le Gürkan Kanyaş yazdı oyunu. Uzun uzun onlarla konuştuk, hatta bazı rakamları verdik. Kadının Türkiye’de istihdam oranının yüzde 26 olduğunu, Avrupa Birliği’nde yüzde 78’lere vardığını anlattık. Bir karıkocanın hayatındaki değişimden yola çıkarak oyunu hazırladık. Yönetmen Celal Tak hem oyuncu hem yönetmen olduğu için kadınların dilinden çok iyi anlıyor.

1119_big

– Yönetmen işi sıkı tutuyormuş… 

Hak vermemek elde değil. Hep beraber sahneye çıkınca birden 6 yaş sendromuna giriyoruz. Sürekli konuşuyoruz. Daha da ileri giderek yönetici kimliğimizle nasıl yönetmesi gerektiğini anlatıyoruz. Dün dayanamayıp “Madem ki ben yönetmenim şimdi benim dediğimi dinleyeceksiniz!” dedi.

– İşten provalara vakit bulabiliyor musunuz?

Çok özveri gerekiyor. Tiyatro projesinde 15 kadınız, her birimiz aslında 50-100 kişilik şirketler yönetiyor. Sabah 7.30’da işimize giriyoruz, akşam bambaşka bir dünyada bambaşka bir role bürünüyoruz. 4 saat prova yapıyoruz. Çünkü bu akademiyi hayata geçirmek istiyoruz.

 -Siz daha önce oyuncuydunuz, tek sahne tecrübesi olan sizsiniz… 

Oyunculuğa Ferhan Şensoy’un tiyatrosunda başlamıştım. Öğrenciydim, bir sene amatör, bir sene profesyonel olarak iki sene Ferhan Şensoy’la Küçük Sahne’de çalışma fırsatı buldumOkul hayatı, iş hayatı derken 20 senedir sahneden uzaktım. Sahneye çıkmak doğru ve güzel konuşmayı, karşındakini iyi anlamayı gerektiriyor. İş hayatımda çok faydalandığım şeylerdi.

fft2mm4586975

– Yıllar sonra sahneye çıkınca ne hissettiniz?

Tekrar sahneye çıkmak benim için hem heyecan verici hem de biraz ürkütücü. Kalp çarpıntısıyla yapıyorum. Ama derlerdi sahne tozu yutmuş olmanın önemini. Hakikaten orası ayrı bir dünya.

1966783_10152280668751067_222288202_n

– Oyun tek bir gala mı; turneye de olacak mı?

Farklı yerlerde oynamak istiyoruz. Mesajlarımızın daha çok kişiye ulaşmasını istiyoruz. Belki daha sonra DVD olarak çıkaracağız. Senaryo hakkı KAGİDER’in. Bu oyunu oynamak isteyen başka dernekler de çıkabilir, memnuniyetle paylaşırız.

 – Bilet fiyatları ne kadar ve nereden temin edilebilir? 

250 lira. Proje için 500 bin liraya ihtiyacımız var. Bilet talepleri meltemkaraarslan@kagider.org adresine veya 0212 266 82 61 nolu telefona iletilebilir.

( Posta karnaval’dan alınmıştır.)

10153872_10203419626961920_1267037790_n

 

 

Kagider 12-13 Nisan’da BKM Sahnesinde

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER, on-line eğitim modülleri ile Türkiye’deki tüm kadınlara ulaşmayı hedefleyen KAGİDER Akademi projesini hayata geçiriyor. Projenin fon yaratma amaçlı ilk adımı ise BKM’nin derneğe özel kaleme aldığı ve KAGİDER ve BKM Oyuncuları tarafından 12 Nisan’da sahneye konacak “Ben 1 Gün Kadınken” oyunu ile atılıyor. 

KAGİDER, girişimcilik projeleri konusunda 11 yıllık deneyimi ve  “Kadın girişimciliği sadece bir cinsiyet meselesi değil aynı zamanda bir kalkınma, bir eşitlik, bir ekonomik gelişim fırsatıdır”savı ile girişimcileri destekleme çalışmalarına bir yenisini daha ekliyor. KAGİDER’in temel misyonu olan kadın girişimciliği ve istihdamı alanında kapasite geliştirme ve farkındalık yaratma çalışmaları doğrultusunda kurulacak KAGİDER Akademi’nin lansmanı ve finansmanı için, BKM ekibi tarafından derneğe özel bir oyun yazıldı. KAGİDER Başkanı Gülden Türktan yanı sıra aralarında Defne Samyeli’nin de bulunduğu on beş KAGİDER üyesi kadın girişimci ve ünlü oyuncu Hakan Bilgin, 12 Nisan 2014 Cumartesi akşamı, Ben 1 Gün Kadınken oyunu ile BKM sahnesinde izleyiciyle buluşacak. Oyundan elde edilecek gelir KAGİDER Akademi’nin finansmanına aktarılacak.

KAGIDER_TIYATRO_AFIS

BKM tarafından kaleme alınan Ben 1 Gün Kadınken oyunu, girişimci kadınların iş ve sosyal hayattaki sorunlarına göndermeler yapan bir konu üstüne kuruldu. Yönetmenliğini BKM Genel Koordinatörü Celal Tak’ın üstlendiği oyun, KAGİDER üyeleri arasından yine BKM ekibi tarafından seçilen ve tamamı girişimci iş kadınlarından oluşan KAGİDER Oyuncuları tarafından sahnelenecek. KAGİDER Oyuncuları’nın yanı sıra, oyundaki tek erkek karakteri canlandırmak üzere ünlü oyuncu Hakan Bilgin de 12 Nisan akşamı sahnede olacak. KAGİDER Oyuncuları (alfabetik sıra ile) Ayşegül Demirağ, Berrin Kuleli, Defne Samyeli, Esra Bezircioğlu, Fisun Usta, Gülden Türktan, Handan Ercengiz, Özgül Öztürk, Özlem Gülerler, Remziye Büyükayman, Sanem Oktar, Selen Erdeniz, Şila Gök, Şule Yüksel ve Yaprak Yapsan’dan oluşuyor.

fft2mm4586975

KAGİDER Akademi, on-line eğitim modülleri ile Türkiye’nin dört bir yanından girişimci kadınlara ve girişimci adaylarına üretim, pazarlama, marka oluşturma, İK, yönetim, finans, hukuk, iş planı vb konular çerçevesinde eğitimler sunmayı hedefliyor ve derneğin on bir yıllık girişimcilik eğitimleri deneyimi üstüne inşa ediliyor. Kurulduğu günden bu yana KAGİDER, kadının üreterek ve varlığını özgürce ortaya koyarak tüm karar süreçlerinde etkin rol aldığı bir dünya yaratmak amacıyla çalışıyor. Bu kapsamda Türkiye’de kadınların sosyo-ekonomik açıdan güçlenmelerini hedefleyen birçok proje ve çalışma gerçekleştiren dernek, kendi bünyesinde ve farklı platformlarda KAGİDER üyelerinin de  katkılarıyla binlerce kadına ulaşarak eğitimler verdi ve birikimlerini aktardı. Tüm bu deneyimi tek bir platformda toplamak amacıyla ve on-line eğitim modülleri ile ülke genelinde daha çok kadına ulaşmak hedefiyle KAGİDER, KAGİDER Akademi’yi kurma yolunda çalışmalarına başladı.

1966783_10152280668751067_222288202_n

12 Nisan Cumartesi akşamı saat 19:00’da Beşiktaş Kültür Merkezi BKM’de Gala Gecesi gerçekleşecek oyunun Gala Gecesi bilet fiyatı 250 TL’den; 13 Nisan Pazar günü de saat 18:00’de yine BKM’deki ikinci gösterim için biletler ön koltuklar için 75 TL, arka koltuklar 50 TL’den satışa sunulmuştur, oyundan elde edilecek gelir KAGİDER Akademi projesine fon olarak aktarılacaktır. Bilet taleplerinizi adet belirterek KAGİDER’den Azra Baykal’a azrabaykal@kagider.org adresinden iletebilirsiniz.

Gala gecesi biletleri numarasızdır. Ödemelerinizi havale yoluyla Türkiye Kadın Girişimciler Derneği, Garanti Bankası, IBAN: TR61 0006 2000 3570 0006 2984 73 hesabına yapabilirsiniz.

Yılmaz Erdoğan İle ….

Yılmaz Erdoğan, Dünya Tiyatrolar Günü’nü Kagider’de Kutladı

Türkiye’de kadın girişimciliğini artırmak ve kadınların istihdamına katkı sağlamak amacıyla çalışmalar yapan KAGİDER, kahvaltı toplantılarının mart ayı etkinliğini 27 Mart günü KAGİDER’in Şişli’deki merkezinde gerçekleştirdi. Show dünyasının başarılı ismi Yılmaz Erdoğan’ın KAGİDER üyeleriyle buluştuğu kahvaltı toplantısında, BKM tarafından desteklenen KAGİDER Tiyatro projesi konuşuldu.

KAGİDER, Dünya Tiyatrolar Günü’ne denk gelen mart ayı kahvaltı toplantısında Yılmaz Erdoğan’ı ağırladı. Erdoğan, “Çağımızın gereğince, bundan sonraki gerçeğimiz, ‘özgür kadın’ kavramı olmak zorunda.” dedi.

1966783_10152280668751067_222288202_n

 

Kagider’in yeni projesi Kagider Akademi‘ye bir tiyatro oyunu ile fon sağlanacak. Çok önemli bu projeye Kagider Kadınları bir tiyatro oyunu sahneleyerek, finansman yaratacak. Dünya Tiyatrolar Gününde sevgili Yılmaz Erdoğan bizlerleydi. Ünlü oyuncuya her konuda sorular yöneltildi. Cevaplar çoğunlukta farklı, çarpıcı ve  düşündürerek güldüren oldu. Bu hafta projeyi ve tiyatro çalışmalarını tüm detayları ile sizlerle paylaşacağım.Bu gün sadece Dünya Tiyatrolar Günü Kahvaltı sohbeti haberini paylaştım, sevgiler, sevgiler…

yilmaz-erdogan-dunya-tiyatrolar-gunu-nu-kagid-5836596_400Toplantının moderatörlüğünü yapan KAGİDER Başkanı Gülden Türktan şunları söyledi:

“Girişimcilik projeleri konusunda 11 yıllık deneyimimiz ve kadın girişimciliğinin sadece bir cinsiyet meselesi değil aynı zamanda bir kalkınma, bir eşitlik, bir ekonomik gelişim fırsatı olduğu savımız ile açıkladığımız yeni projemiz KAGİDER Akademi’ye fon yaratılması adına girişimci kadın ruhuna yakışır bir yöntem aradık. Bir tiyatro oyunu sahneleme fikri ortaya ilk çıktığında ise bunu işinin en iyisi ile yapmak istediğimizi fark ettik. Bu vesileyle kapısını çaldığımız BKM, başta Yılmaz Erdoğan olmak üzere tüm ekibiyle KAGİDER’e destek olmayı kabul etti. Dünya Tiyatrolar Günü’nde KAGİDER’de ağırladığımız BKM ekibinin lideri sevgili Yılmaz Erdoğan’a her şeyden önce bu yardım ve desteği için tüm üyelerimiz adına konuklar huzurunda teşekkür etmek istiyorum.”

10153872_10203419626961920_1267037790_n

Yılmaz Erdoğan ise “Çağımızın gereğince, bundan sonraki gerçeğimiz, ‘özgür kadın’ kavramı olmak zorunda. Ünlülerin hakkındaki olumsuz şeye inanma hızı, olumlu şeye inanma hızının neredeyse yüz katıdır ve ülkemizde kadınların da başına gelen aynen budur. Kadın girişimcilere bir gözlemimi de buradan aktarmak istiyorum, artık kentten köye ters göçün başladığı bir sürece girdik. Bu göç eden ve edecek insanlara hitap eden alanlarda girişimciler için önemli fırsatlar olduğunu düşünüyorum. Farkındalığın 5 basamağı var, duymak, anlamak, deneyimlemek, bilmek, yapabilmek. Yapabilme noktasına gelmeden hiçbir şeyin farkında olmuyorsunuz. Girişimcilik ise işte bu yapabilmek noktasında başlıyor. Artık birbirimizi yemeyeceğimiz bir ortamda, herkesin haz ve dolayısıyla fayda alacağı işler yapabilmesini diliyorum.” dedi.
KAGİDER’in düzenlediği kahvaltı toplantısı, salondan gelen soruların yanıtlanması ile son buldu.

 

Nathalie Suda ve Beyaz Fırın

 

 

107_bigBeyaz Fırını 1990 ların başında Teşvikiye’den Çiftehavuzlar’a, taşındığım günlerde keşfettim. Evimin olduğu sokaktan caddeye çıktığımda karşıma çıkıyordu. Çekici ve farklı bir görüntüsü vardı. Sonra ilk muffınları orada tattım. Bazen sabahları işe giderken arabamı önünde durdurur, vişneli muffınımı alır, yolda keyif keyif yerdim.Bazen de kahvaltıya ek , kendimize sürprizler aldığımız Beyaz Fırın’ın hikayesini çok sonra öğrendim. 2007 li yıllarda da sevgili Nathalie ile tanıştım. Onun inanılmaz çalışmasına, şahit oldum. Sonra diğer Beyaz Fırınlar Ateşehir’i Erenköy’ü Suadiye’yi  keşfettim.Aynen Nathalie’nin anlattığı gibi kültürler değşti, dışarıda yemek daha popüler oldu. Ben de Beyaz Fırınlara çok gider kullanır oldum. Bazı çeşitlerini almak için özellikle uğradım, çocuklarımın tutkuyla bağlı oldukları çeşitleri var. Hep farklı şık, her daim taze ve lezzetli çeşitleriyle bu kusursuz pastaneleri size aşağıdaki Vatan Gazetesi Elif Kurgu’nun röportajıyla  Nathalie’nin anlatımıyla paylaşıyorum. Henüz keşfetmediyseniz hemen uğrayın derim.Ne kadar alkali beslensem de;  arasıra çocuklarım ve misafirlerim için,bazen kaçamak yapmak ya da sevdiklerimle buluşmak, onların partilerine davetlerine katılmak için Beyaz Fırın hep favorim.

beyazbirdus_nathalie

117 yıllık Beyaz Fırın’da artık 400 yıllık taş değirmende öğütülen unlar kullanılacak. İstanbul Anadolu yakasındaki Beyaz Fırın, Avrupa yakasına taşınma planları da yapıyor.Nathalie Stoyanof Suda, 177 yıllık Beyaz Fırın markasının 5’inci nesil temsilcisi. Marka ilk kez bir kadın tarafından yönetiliyor. Nathalie Stoyanof Suda, işin içine doğmuş, ilkokuldayken kasaya geçmiş, mutfakta büyümüş. St. Benoit Lisesi ve Koç Üniversitesi İşletme’den mezun olduktan sonra yeme-içme kültürü eğitimiyle ilgili dünyanın en önemli kurumlarından ve şeflerinden dersler almış. San Francisco, Las Vegas, Chicago, Paris ve Brüksel’de pastacılık ve çikolata üzerine eğitim seminerlerine ve kurslara katılmış. Cordon Bleu’da da pastacılık eğitimi alan Nathalie Suda, Beyaz Fırın’ı büyütürken markanın özünden asla ödün vermiyor. Tam aksine her geçen gün daha doğal ürünler üretmenin peşine düşüyor.Yakında Beyaz Fırın’larda Seferihisar’daki 400 yıllık taş değirmende öğütülen unlar kullanılacak. Nathalie Stoyanof Suda’nın ‘Beyaz Mutfak’ ve ‘Beyaz Bir Düş’ adlı kitapları ve kendi adını verdiği ‘Chocolat Chez’ adlı çikolata markası da var.Ailedeki ilk kadın oldu– Siz büyük büyük dedelerinizin işini yapıyorsunuz. Onların hikayesi nerede başlamış?Ailem 1836 yılından beri bu işi yapıyor. Ailede ilk kadınım bu işi yapan. İş bana dedelerimden miras. Aslında bu işin ailemizdeki tarihi 1836 yılından da eski olabilir. O tarih kayıtlarda var. Makedonya’dan İstanbul’a geliyor ailem. Makedonya’da da bu işi yaptıklarını biliyoruz. Balat’ta poğaça, börek, çörek fırını açılıyor. 3 çocuğu var büyük büyük büyük dedemin. Çocuklarına Karaköy, Üsküdar, Sarıyer’de dükkan açıyor.– O zamanlarda şubeleşmiş…Aslında şubeleşmek değil mantık tam anlamıyla. 3 çocuğu var üçüne de dükkan açıyor. Ekmek fırını değil, poğaça, çörek fırınları. Balat’taki kapanıyor ilk. Bazıları devam ediyor. Devam edenlerden biri Üsküdar’da. Biz o 3 kardeşten işi devam ettiren tarafız. Babamın dedesi yani 2’nci kuşak Beyaz Fırın adını koymuş. 1993 yılında Çiftehavuzlar açıldı. Sonra Erenköy ve Ataşehir geldi.asirlik_hikaye_403

– Siz çok küçük yaşlarda işin içine girmiş olmalısınız…

Ben milföyü ve yılbaşı, paskalya çöreklerini hatırlarım. Yılbaşı çöreklerinin içine altın koyulurdu. Böyle bir ritüelimiz vardı. İlkokul 2’de 1980 yılı sonrasında yazar kasalar başlamıştı. Babam beni Kadıköy’deki mağazanın kasasına koydu.

İlkokulda kasaya geçti

– O yaşta!

Aynen. Nasıl cesaret etti hiç bilmiyorum. Yazar kasaya 150 lira basacak yere 150.000 lira basmışım. O günkü koşullarda bunu değiştirmek de çok zordu. Babam çok kızmadı ama büyük bir hata yaptığımı biliyordum. Zaten asıl ilgim de mutfaktı.

– Mutfağa nasıl girdiniz?

Denemeleri evin mutfağında yaptım. Uzun yıllar mutfaktan çıkmadım. Çok ilgili ve meraklıydım. Çok da okudum yeme-içme ve pastacılık üzerine. St. Benoit Lisesi’nde okumak büyük avantaj sağladı. O yıllarda Türkiye’de özellikle pastacılıkla ilgili kitap yoktu. Ben yabancı yayınları ustalarımıza çevirirdim. Ben 17 yaşındayken Çiftehavuzlar mağazasıyla pastane kimliğine geri döndük. Ben zaten okul dışında tüm zamanımı ustalarla birlikte geçirirdim.

fft85_mf3126534

– En fazla ne tüketiliyor?

Aylık veriler var elimde. Onları vereyim size. Ayda 150 bin adet yumurta, 8 ton yağ, 25 ton un, 8 ton şeker,

 

– Yeni yerler açacak mısınız?

Avrupa Yakası’na geçeceğiz. Boğaz hattı ya da Nişantaşı olabilir. Ama bazen hiç aklımıza gelmeyen bir yerde heyecan verebiliyor. Biz yerinde ürettiğimiz için büyük bir yere ihtiyacımız var. Aslında her olduğumuz noktada küçük bir fabrika yaratıyoruz. 2014 yılına yönelik güzel planlarımız var.

İŞİ SEVİNCE ZORLUKLARLA MÜCADELE AĞIR GELMİYOR

– Erkek egemen bir sektörde olmanın dezavantajları neler?

Ailemin tek kızı ve tek çocuğuyum. Bu sektör erkek egemen ama ben bunu hiç hissetmedim. Sanırım işin içine doğduğum için. Ayrıca kadınlar detaycı bu avantaj ama detaylarda da boğulmamak lazım. Ben yaptığınız işi sevmenin her şeyden önemli olduğuna inanıyorum.

– Siz güne nasıl başlıyorsunuz?

İki kızım var. Evliyim. Güne çok erken başlıyorum. Ben sabah 05.30’da kalkarım. İşin doğası gereği de böyle. Hakikaten de doğru erken güne başlayınca çok yol alıyorsunuz. İşi severek yapmak sanırım çok önemli. İşi severek yapınca erken kalkmak zorluklarla mücadele etmek ağır gelmiyor.

DSC00189-640x397-640x325

– Bunca güzel lezzet arasında formunuzu korumak zor olmuyor mu?

Düzenli yemek yiyorum. Sanırım bu yüzden de kilo almıyorum. Burada üretilen her şeyi de yerim.

– Spor yapıyor musunuz?

Ben sporcuydum. Ama ne yazık ki artık spor yapamıyorum. Galatasaray ve Arçelik’te profesyonel voleybol oynadım. Sakatlandım maalesef.

OT TOPLAYICISIYLA ÇALIŞMAYA BAŞLADIK

– İşinizi geliştirmek için neler yapıyorsunuz?

Yurtdışına sık sık gidiyorum. Lezzet yolculukları da yapıyorum. Özgün olmaya çalışıyoruz. Anadolu’da lezzet yolculukları yapıyoruz. En son Çin’deki bir fuara katıldık. Şu var biz en çok kendi ülkemizden esinleniyoruz. Mesela son olarak Seferihisar’da ot avcılığı, toplayıcılığı yapan biriyle çalışmak için anlaştık.

– Ege’de çok var…

Evet. Doğa Derneği aracılık etti. Toplayıcılık yapan kişi onlardan ürün alacağımızı öğrendiğinde çok duygulanmış. Bu da bizi çok memnun etti. Son dönemde Batı çok anlamlı gelmemeye başladı. Amcam Amerika’da restorancılık yapıyordu, vefat etti. Bana yıllar önce şunu söylemişti: ‘Türkiye’deki lezzetlere sahip çıkın’ 1980’lerde Ağrı’ya kadar gitmişti. Türkiye’den zeytin alıp Yunanistan’da işletip Amerika’ya alırdı. Şimdi şimdi bazı değerlerimizin kıymetini biliyoruz. 400 yıllık taş değirmenden un alacak

– Kurumsallaşma zor mu bu işte?

Kurumsallaşırken sıcaklığı da kaydetmemek gerekiyor. Denetimler alıyoruz, kendimizi denetliyoruz. İyi bir ekibimiz var.

– Sağlıklı beslenmeye önem verenler de arttı…

Hem lezzet hem de sağlık hassasiyetleri arttı. Biz lezzetimizi daha da yukarı çektik. Ayrıca yalnızca pastane ürünleri değil farklı bir menü hazırladık. Salatadan etlere her şeyi yapıyoruz. Eskiden self servistik, artık masaya servise geçtik. Düşük kalorili ürünlerimiz de var. Ama bundan da önemlisi doğallık…

1119_big

– Doğal ürün derken tam neyi anlatmak istiyorsunuz?

Un, tereyağ, zeytinyağı, peynirler… Doğa Derneği’yle de çalışıyoruz. Köylülerin tarımı doğal yapmasına teşvik etmekle işe başladık. Orhanlı-Seferihisar’dan doğal un alıyoruz. Zeytinyağı, bal, ceviz, fıstık temin ediyoruz. Doğa Derneği de aracı bu konuda bize. Doğal yaşama destek açısından kıymetli bu, bunun yanı sıra da sağlık açısından önemli. Satın alma müdürümüz geziyor doğal tarımla uğraşanları. Pembe domates geliyor örneğin bu hafta… Biz bu ürünleri teşvik ettikçe insanlar da bu şekilde üretime inanacak. Çünkü inançlarını kaybetmişler. Seferihisar’da 400 yıllık taş değirmen bulduk. Oradan gelen unla yapılan ürünler hazırlayacağız.

Çikolata markamız büyüyecek

NATHALİE Stoyanof Suda, çikolata markalarıyla ilgili hedeflerini ise şöyle özetledi: “Yavru markamız Nathalie çikolataları. Bu markamızla ilgili atılım içindeyiz. Ayrı bir dükkan yapıyoruz Ataşehir’de Nathalie Chocolat için. Çikolata markamızı büyüteceğiz.”

Ne kadar güzel; gencecik bir kadın, aile işini devam ettiriyor, geliştiriyor, markayı çok daha iyi yerlere taşıyor.Beyaz Fırın ismi kadar Nathalie’de marka oluyor.Çok başarılı girişimci kadın ünvanını hakediyor. Her gün de yeni düşünce ve fikirlerle işinin başında.Beyaz Fırın ve Nathalie’nin  hikayesi ikisi de birbirine değer katan öyküler. Her zaman yaptığım gibi Beyaz Fırın’ı ve Nathalie’yi kutluyorum.Tanıdığımda, öğrendiğimde çok beğenmiştim, yazarken de çok keyif alarak yazdım.Sevgiler, sevgiler…