“İdil Bebe” İle Zorluklar da Aşıldı

Bu senenin  2015 yılı Türkiye Kadın Girişimcisi Birincisi Sevgili Mevlüde ile  Kagider üyesi olduğunda  tanıştık. O günlerden beri hikayesini, ne kadar çalışkan başarılı olduğunu biliyorum. 12234950_10153384187109671_1960833846012026595_nBu sene yarışmaya katıldığını duyduğumdan beri gönlüm, kalbim onunla heyecanlandı. Benim gibi tekstilci olduğu ve işe atölyeden, üretimden başladığı için, ne kadar zorluklar yaşadığını daha da iyi anlıyorum. 513M04E4406-300x424Tekstil üretimi çok zevkli ve çok zahmetli işlerden. Şimdi de, hem de bebe sektöründe, imalatçı çok arkadaşlarım var.Her şekli aşaması hassas zor. Böyle bir iş de bu derece büyümek, mağazalar zincirine ulaşmak, çok zahmetli günler,  gerektiriyor. Hem de herkesin, yapamazsın, batarsın demesine rağmen, parekendeden toptana geçen Mevlüde Uygun; bu gün 20 mağaza ve 640 kornerı olan İdil Bebe  Mamino‘nun sahibi. Hedefide 10 yılda 100 mağazaya ulaşmak. Mevlüde’cim seni yürekten kutluyorum, kucaklıyorum, tüm mutluluğunu;  yazarken bile seninle hissederek paylaşıyorum. Hikayen de kim bilir ne zorlukları da yaşadın, ama bu günlere geldin. Girişimcilik hikayeni anlatan videonu seyrettim, senin anlatımınla, görsellerle ben de paylaşmak istedim. Sevgili arkadaşımı, komşumu, meslekdaşımı çok uzaklardan tekrar kutluyorum. İzleyince siz de çok beğeneceksiniz. İşini çok sevmesi, çok çalışması, ,tüm krizli zor günlere rağmen onu bu günlere getirmiş. imageÇalışanlarının %80i kadın. Çoğunluk kadın istihdamı yaratan bir işveren olması, ekonomiye kadınları da katması çok değerli. Mevlüde Uygun; başarısında, % 20 si de erkek olan,benim büyük  ailem dediği ekibinle birlikte başardıklarını,” Belki onlara iyi lider olmam, fark yaratmıştır, başarı tüm ekibin başarısıdır. “diyerek anlatıyor.

12219501_10153380671229671_6521951726463245483_nKızının şans getirdiğini söyleyen Mevlüde’nin en güzel şanslarından biri de kızıyla beraber çalışıyor, olmaları. Her girişimci anne, her girişimci ebeveyn çocuklarıyla işlerini devam ettirmeyi hayal eder, bu da Mevlüde’ye nasip olmuş. Arkadaşımı, kızı İdil’i, tüm büyük ailesini ekibini, tekrar tekrar kutluyorum. Böyle güzel, örnek, oldukları için, sevgiler, sevgiler…

http://https://www.youtube.com/watch?v=dLwQLHKTxww

 

Dünya Kadın Girişimciler Günü Kutlu Olsun…

Dünya Kadın Girişimciler Günümüz Kutlu Olsun…

Bu sene 19 Kasım Türkiye Kadın Girişimci’sinin de seçildiği gün oldu. Kagider’den bu gün için güzel bir mesaj var, paylaşıyorum…Onlar yaptılar, sen de yaparsın diyorum.‪#‎SenYaparsın ! 19 Kasım Dünya Kadın Girişimcilik Günü kutlu olsun ‪#‎GGH15 ‪#‎DünyaKadınGirişimcilikGünü12241698_1652850208327583_9199401233300103427_n

 

Değerli Paydaşlarımız,

 

Kadın girişimciliğini geliştirmek; ekonomik ve sosyal yaşamda kadının konumunu güçlendirmek misyonuyla 2002’den bu yana çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

Ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlayacak en temel adımın girişimcilik olduğuna inanıyor, girişimcilik yoluyla kurulan KOBİ’lerin ekonomiyi dinamik tutacağını ve canlandıracağını, bu gelişmeye istinaden de istihdam alanın artmasıyla sosyal yapılanmada da farklılık sağlanacağını biliyoruz.

 

Bugün 19 Kasım Dünya Kadın Girişimcilik Günü’nde kadının ekonomik hayata katılımının önemine vurgu yapan bir viral video hazırladık. Sosyal medya üzerinden yaygınlaştırılması noktasında değerli desteklerinizi rica ederiz.

 

Mesajımız:  İş dünyasındaki fırsatları yakalamak senin elinde. ‪#‎SenYaparsın ! 19 Kasım Dünya Kadın Girişimcilik Günü kutlu olsun ‪#‎GGH15 ‪#‎DünyaKadınGirişimcilikGünü

 

Video Linki: http://bit.ly/1QOYU5b

 

Saygılarımızla,

 

Meltem Karaarslan

Projeler Sorumlusu

Projects Specialist

19 Mayıs Mah. 19 Mayıs Cad. A Rezidansı

No: 35 D:20  – FULYA  34360  ŞİŞLİ – İstanbul

Tel: +90-212-266 82 61

Fax:+90-212-266 82 65

www.kagider.org

www.facebook.com/turkiyekadingirisimcilerdernegi

www.twitter.com/kagider

Mutluluk Kulubüne Davetlisiniz!

432402203497“Mutluluk Kulübü, mutlu olan insanlardan daha çok, mutluluğa cesaret ile niyet edenlerin kulübüdür. Her şükür bir umut, her umut da içinde sevgi barındırıyor. Gerçek sevgi ise, hesapsız, pazarlıksız, sonuca hükmetmeyen, olana razı bir teslimiyet doğuruyor. Yeşertmek, büyütmek, bakmak, saklamak, içimize saklanmış mutluluğu bulmak ve paylaşmak ise bize düşüyor. Mutluluk Kulübü’ne davetlisiniz!”
(Tanıtım Bülteninden)

Böyle bir tanıtımı görüp, merak etmemek kabul etmemek mümkün değil, ben de görür görmez bu çekici kitabı aldım ve keyifle okudum.Eğer siz de mutlu olmak isterseniz,  Mutluluk Kulubü’ne katılın. Sürekli mutluluk yok, ama bu dünya ile başa çıkabilmek için önünüze çıkan hiç bir mutluluk fırsatını kaçırmamız lazım. Yoksa hayat çok zor, çok.

Sevgili Müge Çevik ile tanışmıştım, ama daha da çok tanımak sizlerle de paylaşmak istedim.

Henüz etkinliklerine katılamadım. Döner dönmez katılmak istiyorum. Mutluluk Okulu’nda neler oluyor, öğrenmek istiyorum. Ama şimdiden kitabını ve girişimcilik hikayesini anlatmak paylaşmak istiyorum. Her hikaye gibi, çok kendine özgü, ve ayrıca Müge tam da gönül diliyle anlattı, paylaştı, nasıl başladığını, nasıl bu günlere geldiğini. Hikayesini öğrenirken;  gözlerim ışıldadı, yüreğim titredi, heyecan duydum, meraklandım.Mutlu oldum, gururlandım. Girişimcilik olgusunu tarifi, değerlendirişi, önerileri de çok çarpıcı, hepsi gönül sesiyle…Şimdi sıra sizlerde okuyunca bana hak vereceksiniz. Sevgiler, sevgiler…

12249590_10156196888110570_8939676587828811548_n

“Bir Mülkiye mezunu olarak, kamuda çalışmanın bana uygun olmadığını anlayacak stajlardan sonra; ki bir tane Dış İşleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde diğeri de UNDP’de iki staj yaptım,nasıl olacak da ben özel sektöre gireceğim dedim ve master yapmaya karar verdim. Bilkent Üniversitesi’nde özellikle ilk yıl çok zorlanarak, cin gibi mühendislerle sınıf arkadaşı olduğum için, baya matematik ve istatistik falan çalışarak MBA yaptım.

MBA’in ikinci yılında çalışamaya başladım. Pazarlama, özellikle uluslararası pazarlama çok ilgimi çekiyordu.  Aile şirketimiz nedeni ile de ihracata yatkındım, ilgim vardı. Bir holdingin dış ticaret şirketinde pazar araştırmaları yaparak part-time işe başladım. Master bitince, tam zamanlı olarak kalmamı istediler, ben de devam ettim. Ta ki, bir İzmirli olarak Ankara’da fenalık geçirene kadar. Hayalim her zaman İstanbul’du. Ama iş deneyimim vardı, Ankara’ya ve yaşıtlarıma göre iyi para kazanıyordum, hiçbir firma beni Ankara’dan İstanbul’a getirtmeyi göze alamadı. Mutsuz olursun, yaşam standardın düşer dediler. Bir süre her ay iş görüşmesine geldiğimi hatırlıyorum. 4. yılın sonunda dedim ki, böyle olmuyor, ben ayrılıp taşınacağım ve öyle devam edeceğim, Ankara deyince kimse beni almıyor. Patronumla konuştum, dedi ki elimizde bir proje var. Birkaç aylık ve onu da yap sonra git.

Projeye başladım. Proje özelleştirme sonrası benim  çalıştığım holdingin de içinde olduğu konsorsiyum şirketinin işini geçici olarak yapmaktı. İhracat yapacak, Tekel sonrası düzene sokacaktım. 3 ay kadar yaptım ve sonra İstanbul’da şirket kurulacağını duyunca, Ankara’daki patronumdan gizli yeni patron ile görüşüp ben zaten ayrılıyorum beni alın, zaten 3 aydır ben yapıyorum ve çok da iyi biliyorum dedim. İşe yaradı. Eski patronum çok kızsa da ben kendimi İstanbul’a attım. Yaşasın İstanbul’da uyanıyorum diye uyanıyordum.

Sonra, hızla büyüyen bir şirkette olmanın avantajı ile hemen hemen her iki yılda bir ya pozisyonum değişti ya şirket satıldı sorumluluk alanım arttı. Derken ben aile şirketi, konsorsiyum şirketi, uluslararası çok büyük bir yatırım şirketinde çalışmış ve deneyim kazanmış oldum. Özellikle son 4 yıl, yatırım fonu şirketinden tam anlamı ile Amerikan tarzı iş yapmayı öğrendim.

2011’de şirket bir kez daha satıldı. Bu satışta, çok uluslu bir başka şirket bizi satın aldı. Ben o güne dek 60dan fazla ülke ile ticaret yapıyor hem satışı hem pazarlamayı yönetiyordum. Pek çok ülkede bana bağlı ekipler vardı. Yeni şirket gelince hepsini o ülkedeki genel müdürlüklere devretmem gerekti. Ve benim için daha fazla devam etmek anlamsızlaştı.  Ben 2011 Şubat ayında ayrılmaya karar vermiştim ama tüm süreç  yıl sonunu buldu.

Bu arada ne yapacağımı hiç bilmiyordum ama iyi olduğum alanlar vardı. Uluslararası satış ,pazarlama, marka yaratma, ihracat, KOBİler…ihracatçı birliğinde yönetim kurulunda da çalışmıştım. Ama bu bilgiler nasıl paraya dönüşür bilmiyordum. Koçluk iyi bir metodoloji olabilir diye düşündüm. Çalışırken koçluk eğitimi aldım böylece. Zorunlu olarak yapmam gereken koçluk saatlerini de iş hayatının içinde kolaylıkla doldurmuş oldum.

İşten ayrılınca, çok yoruldum bir süre dinleneceğim, gerekirse evden çalışırım falan dedim ama ben beceremedim onu. Bütün gün durmaksızın çalışmaya başladım evin de keyfi kalmadı. 3 ay idare edebildim, sonra deliler gibi yer aramaya başladım. Tek bildiğim bir yer olsun, insanlar içerde ev gibi rahat etsin, sıcak kek pişsin ve koksundu.

Şapka’nın şimdiki ofisi buldum ve yerleştim. Tek ben eğitmen ve koç olarak vardım. Ne yapacağımı da çok bilmiyordum ama ne yapmayacağımı biliyordum. Derken aklıma yatan, benim gibi düşünen tanıdığım daha önce eğitim aldığım eğitmenler ile görüşmeye başladım.

Kurumsal hayatı öğrenince başka türlüsünü bilmiyor insan. Onu o dünyanın dışına çıkınca öğrendim. Hemen bir ajans, logo, şirket ismi, tüm kurumsal kimlik, avukatlar resmi işler vs derken birden şirket oluverdik.

O kadar iyi eğitmenler ile çalışmaya başladım ki en büyük kurumsallar bizi arar oldu. ben hiç firma ziyaretine gidip Şapka’yı tanıtmadım. Profesyonel hayattan tanıdığım insanlardan destek çok gördüm. Ne yaptığını bilmiyoruz ama sen yapıyorsan kesin iyidir, gel bize neye ihtiyacımız olduğunu söyle dedi insanlar. Derken ben KOBİ ler ile yönetim ve satış danışmanlığına başladım.12108249_10156196685570570_697494002986232676_n

Üniversitelerde sosyal sorumluluk olarak kariyer seminerlerine başladık 4 koç. 30dan fazla üniversitede binlerce öğrenciye ulaştık. Bunlar beni çok doyuran ve geliştiren şeyler oldu.

Bu arada koçlukta içime sinmeyen şeyler fark ettim, kifayetsiz geldi ve Gestalt eğitimine başladım. 5 yıl oldu eğitimler son gaz devam. Bu yıl bir de mastera başladım. Bir sponsor bulsam sırf okuyup yazasım var.

Sonra, benim kişisel ilgim ile de birleşince, dedim ki, insan bir tane ve insana dair konular iş hayatı, profesyonel, kişisel gelişm diye ayrılamaz, ben öyle bir şey yapacağım ki insana dair ne varsa tek çatıda ama en iyileri toplanacak. İnsan kaynakları yöneticileri ve arkadaşlarım delisin tutmaz dediler. Deliymişim şimdi anlıyorum.

Ama oldu! Şapka profesyonel yetkinlik eğitimleri ve kurumsal dünya  ile, kişisel gelişim çalışmalarını aynı çatı altında toplayan tek mekan. Hala tek. Ama artık deli olduğumu düşünenlerin sayısı daha az. Baktılar ki 5. yılımıza giriyoruz, ikna oldular.

Ben kurumsal hayatın içindeyken de çok aktiftim. İhracat, ÖTV, dış ticaret açığı vs konularında yazıyor çiziyor, gazete takip ediyor, gazetecilere haber yazıyordum. Yani iş dünyasını çok takipteydim. Bir Mülkiyeli olarak zaten sosyal konulara da duyarlıyım. İzmirli olarak hak arayan bir kadınım. Bunlar birleşince, sosyal sorumluluk ve STK deyince Kagider kaçınılmaz olarak çıktı karşıma.

Kagider ile  buluşmamdan bir  dönem  sonra; yeni ruh ile  Kagider de daha fazla hizmet edebileceğim alanı buldum, daha da bulursam seve seve yaparım.

BySapka markası ile kitaplar çıkartır ve online eğitimler yaratır satar olduk. Bu kısmın da büyümesini çok önemsiyorum, gelecek dijital ile gelecek bence. Zamanı ve mesafeleri böyle yok ediyoruz. Bunun dışında şu aralar 2. kitabımı yazıyorum. Bu kadar kitap okumayan bir ülkede kitaptan para kazandığım için şanslı mıyım bilemiyorum ama yazmak benim ilacım. Yoksa çatlarım sanırım.

Türkiye’de girişimci olmak kadın olmak vs sürekli soruluyor bana. Bu ülkede şu ara insan olmak zaten zor, gerisi her ülkede artısı da var eksisi de. Ben hiç düşünmedim zor mu kolay mı, sadece ben ne istiyorum ona baktım hep. Her işimi öyle yaparım. İstiyorsam zorsa da umurumda olmaz, istemiyorsam da mümkün değil yapamam.

Girişimcilere önerim şu olur, zihinle gidebilecekleri yer dünya ortalaması kadar. Kalpleri ile ise sınır tanımazlar. Tabii ki, aklı başında kararlar ve ayakları yere basan çözümler her zaman önemli, ama bunlar yolda lazım. Yola çıkarken delilik lazım, inanç lazım, ne istediğini çok iyi bilmek ve o işin bitmişini görebilmek lazım. Bunlar yoksa akılla bir şey yapılamaz. Bir de girişimcilik bir yaşam tarzı, bir düşünme şekli, bir kas gibi. Herkes her işi yapacak diye bir kural yok, herkesin de girişimci olması gerekmiyor ama bence herkesin işinde çok iyi, vasat üstü olması gerekiyor.

Midici’nin Başarılı Patronu…

dcb560ae-9e1c-419b-a319-839f74d1dc1bLos Angeles da ilk haftamızda Sherman Oaks’da  glutensiz pizza yaptıklarını da öğrenince, her gidenin övgüyle anlattığı,  Pizzacıya gitmeye karar verdik. Başak  çok beğendiklerini, çok farklı, sıcak, dinamik, şık bulduklarını bizim de beğeneceğimizden emin olduğunu söylediğinde ben de çok merak eder oldum.Yaz başında ilk açıldıkları günlerde de  herkesi özel indirimle davet etmişler.indirRezervasyon yapılmıyor. Çok dinamik yapısı ile fazla bekletmiyorlar diye ilave etti. İçkilerde  saat 8 den sonra % 5o indirim de yapıyorlarmış. Biz özellikle daha erken gittik, belki daha kalabalık olur, çok da geç yemeyelim diye. Pizzacı; ama harika salataları ve aperetifleri de olduğunu, gitmeden biliyorduk. Akşam yemeğinde niyetimiz sadece pizza yemek değildi. Sonunda bu çok beğenilen restorana vardık, caddenin köşesinde çok hoş bir yer, mutfak tamamen önde ve açık, tüm pizzalar, yemekler  önünüzde yapılıyor. 90 saniyede pizza yapıyoruz, sloganları var. Midici Neopolitan Pizza‘nın (http://www.mymidici.com/home) içinde ışıklarla süslenmiş, muhteşem bir ağaç var, tavan tabi çok yüksek. 12196262_10153956693494311_7691691599340341060_nGüzel, sıcak, dinamik bir müzik insanları karşılıyor.Işıklandırma loş ama, ağacın ışıkları ortama çok yakışmış.Her yaştan insan ve  çocuklar da var. Değişik masalar, sandalyeler, koltuklar, bir birbirinden farklı ama bütün içinde çok uyumlu. Uzun davetkar bir barı var. Girişten itibaren çok sıcak, samimi bir karşılanma var. Sonrasında da çalışanlar içten davranışlarıyla   ilgili ve çok gülen yüzlü. midici5Başak’ın hissettiği gibi söylersem, profesyonel ilgisi değil, samimi davranışlar içindeler. Bu çok etkileyici.Önce pizzanızla ilgili tercihleri yapıyorsunuz. Aynı anda da önünüzde pizza hamuru ve seçtiğiniz malzemeler yerini buluyor. Fırına girecek hale geliyor. Biz ayrıca Greek salata ve et tabağı ve içkilerimizi söyledik. Sonra masamızı seçtik, tabaklarımızı çatallarımızı aldık, hemen içkilerimiz, çok kısa sürede de siparişlerimiz geldi.MidiCi-800px-ac9f80deHer an başka  bir arzumuz olup olmadığını soran güler yüzlü bir ekip etrafımızdaydı. Ortam çok keyifli, sipaşlerimiz, çok lezzetliydi.Başak masada, patronun çok genç ve yakışıklı olduğunu, onun çoğu zaman fırının önünde kollarını sıvamış pizza yaparken gördüklerini anlattı.indir (1) Henüz altı ay olmasına rağmen kendini çok sevdiren bu işletmenin sahibi,  Amit Kleinberger Menchie’s Frozen Yoğurtlarının CEO’ su, ortağı  olarak çok başarılı  iken bu yaz başı burayı açmış. Çok başarılı olmuş, şimdi yeni yerler için  çalışıyorlarmış.Ben de bu yakışıklı genç başarılı patronu merak ettim, ve araştırdım. Şimdi sizlerle de paylaşıcağım. Bu ara yemeklerimiz bitmiş keyifle sohbet ederken,  Senior Chef  Mario Vollera  masamıza  geldi, memnuniyetimizi sordu, arkasından Midici’nin ünlü Nutellalı tatlısı masamıza geldi, bunu her masaya yapıyorlarmış. 3141777_origEvet hiç bitmesin bu lezzetler, bu akşam dedirten saatler sonunda bitti, çok mutlu, çok keyifli,evimizde bir an önce Amit’in hikayesini araştırdım.Aşağıda Ventura Bulvar Magazine’de Karen Young‘ın   yazısında siz de okuyabilirsiniz.Ben çok keyifle okudum…Los Angeles’den ilk girişimcilik hikayesi sizlerle…Amit Kleinberg’in hikayesine tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Classlomm’dan Güzel Haberler…

Classloom çok yeni bir kuruluş, ama uluslararası ödül alarak çok gururlandırdı. Classloom çok faydalı bir okul, öğretmen, veli  iletişim sistemi…Ben de kuruluşlarını, nedenlerini sizle paylaşmıştım. Şimdi tekrar ödül haberi yazısı ile sevgili Özlem Açıkel Turhan’ın yazısını aktardım. Belki sizler de kullanıyorsunuz, ya da kullanmak isteyeceksiniz…Sevgiler…

12003155_684226628345610_2047940922711076320_n

İyi Bir Şey Yaptığımızı Biliyorduk

Classloom ile ülkemize uluslararası bir ödül kazandıracağımız için gururluyuz.

603703_10152982591222480_8547860850286463452_nTam 6 ay önce Classloom’u siz sevgili öğretmen ve velilerimizin kullanımına sunduğumuzda, sizler için iyi bir şey yaptığımızı biliyorduk.

6 aylık bu kısa sürede başta Türkiye olmak üzere ABD, Brezilya, İngiltere gibi pek çok farklı ülkeden binlerce öğretmen ve velinin aktif olarak Classloom’u kullanmaya başlaması, pek çok özel ve devlet okulunun Classloom’u okul iletişim uygulaması olarak kullanma kararı alması, her gün katlanarak artan kullanıcı sayımız, sürekli aldığımız teşekkür ve övgü dolu yorumlarınız da bunu en iyi kanıtlayan göstergeler oldu.

Son aldığımız haber ile bu yaptığımız iyi şeyin tüm dünyaca tanındığını, dahası ödüllendirildiğini duymak ise bize apayrı bir gurur verdi.

Classloom 12. Stevie İş Dünyasında Kadın Ödülleri’nde “Yılın En İyi Yeni Ürün veya Hizmeti” kategorisinde finalist oldu.

SAWIBLogoClassloom’un fikir annesi ve kurucusu olarak bu mutlu haberi sizlerle bizzat paylaşmak istedim. 

Türkiye’yi temsilen Classloom’un finalist olduğu kategoride ABD, Kanada ve Avutralya’dan 3 finalist daha yer alıyor.

90’dan farklı kategoride yarışmak üzere 1400’ün üzerinde başvurunun yapıldığı Stevie Ödüllerinde “Yılın Kadın Yöneticisi”, “Yılın Kadın Girişimcisi”, “Yılın Şirketi” gibi pek çok dalda ödül veriliyor. Classloom “Yılın En İyi Yeni Ürün veya Hizmeti” kategorisinde finalistler arasında yer alıyor. 120 iş profesyonelinin jüri olarak yaptığı ön eleme ile finalistlerin belirlendiği Stevie Ödülleri’nde, 5 jüriden oluşan son değerlendirme komitesi 19-28 Ekim tarihlerinde Altın, Gümüş ve Bronz madalya sahiplerini belirleyecek.12006093_684225845012355_8809291042890227242_n

Stevie Ödülleri 13 Kasım’da New York’ta açıklanacak. Tüm finalistler altın, gümüş veya bronz madalya ile ödüllendirilecek. Ben de Classloom’u temsilen bizzat New York’taki ödül törenine katılacağım ve ödülümüzü alacağım. Elbette dileğimiz altın ödülün sahibi olmak. Ancak altın ödülü alamasak bile gümüş veya bronz ödüllerden hangisini alırsak alalım ABD, Avustralya ve Kanada’nın yanında Türkiye’yi de finalist yapmış olmak, ülkemizin adını orada anons ettirmek, özellikle ülke olarak geçirdiğimiz bu zor günlerde bizim için başlı başına bir gurur kaynağı olacak.

Classloom’un siz kıymetli eğitimcilerimiz başta olmak üzere tüm kullanıcılarımız ile çok daha büyüyeceğine, tüm dünyaya yayılacağına,  ileride daha pek çok ödüller alacağına inancım sonsuz.

Sizler için iyi şeyler yapmaya hep devam edeceğiz.

Classloom’a emek veren ekibime, kıymetli blog yazarlarımıza, tüm kullanıcılarımıza, Classloom’u ve Classloom Blog’u takip eden herkese sonsuz teşekkürler.

12036392_684227251678881_1011645080972389888_n


Stevie Ödülleri Hakkında Bilgi Almak İsterseniz

Asya-Pasifik Stevie Ödülleri, Almanya Stevie Ödülleri, Amerikan İş Dünyası Stevie Ödülleri, Uluslararası Stevie Ödülleri, İş Dünyasında Kadın Stevie Ödülleri ve Satış ve Müşteri Hizmetleri Stevie Ödülleri olarak 6 farklı programda 2002 yılından beri verilen Stevie Ödülleri tüm dünyada her büyüklükten ve alandan şirketleri, ürünleri ve yüksek performansları ile bu şirketlere değer katan yöneticileri, çalışanları onurlandırmayı hedefliyor. Stevie ödülleri tüm dünyada iş dünyasının en önemli ödülleri arasında gösteriliyor. Stevie ödülleri hakkında www.StevieAwards.comaresinden ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

Classloom’u Yakından Tanıyın.

Classloom velilerin birbirleriyle ve sınıf öğretmenlerinin velilerle bilgi ve belge paylaşabilmesini, daha yakın ve iyi iletişim kurmasını kendine misyon edinmiş tamamen ücretsiz bir sosyal platformdur.

Siz de Classloom’u hemen keşfedebilir, kayıt olabilir, kendi sınıfınızın grubunu kurarak sınıfınızdaki tüm velilerle paylaşım yapmaya hemen başlayabilirsiniz.
Classloom’u hemen keşfedin, ücretsiz kayıt olun. www.classloom.com