Ekonominin Gizli Kahramanları;…

Ekonominin Gizli Kahramanları Genç Girişimci Kadınlar…

Sevgili Gülden Türktan geçen hafta Hürriyet Ekonomi’nin konuk yazarı oldu. Ekonominin Gizli Kahramanları Genç Girişimci Kadınlar başlıklı   yazısı ile düşüncelerini, Kagider ve  dört senedir  başkanı olarak yapılanları,(Genç KAGİDER, Geleceğin Kadın Liderleri, Genç Fikirler Güçlü Kadınlar ve diğerleri..) yapılacakları yeni projeleri (KAGİDER Pusula.)yı ve  şimdi de G20 Liderler Zirvesi altında artık resmen ‘kadın’ın ekonomideki yeri de W20’nin kurulması ile gündeme otururken, G20 ülkeleri için yol haritası oluşturulacak çalışmaların  W20 Türkiye Organizasyon Komitesi Başkanı olarak yapacaklarını anlattı.  10-20 sene sonra kadına fırsat eşitliğini konuşmayacağız, diyor, Gülden Başkan… Umudumuz hep gençlerimiz de . Ben de aynı duygu ve inançla, gençlerle, gelecek güzel gelecek diyorum. Sevgili Gülden tüm emeklerin, katkıların için sonsuz teşekkürler, başarıların, daim olsun, hep bizlerle ol.

Keyifle okudum. Sizlerle de paylaşıyorum.

29249248

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ülkeleri, ekonomiye katılım ve fırsat eşitliği, eğitime erişim, sağlık ve yaşam süresi ile politik arenadaki gücüne göre dört faktörü değerlendirerek her sene ‘Cinsiyet Eşitsizliği Uçurum Raporu’nu yayınlıyor.

Raporda, ekonomiye katılım ve fırsat eşitliğinde iş gücüne katılım, eşit işe eşit ücret, tahmini gelir, üst yönetime katılım ve profesyonel-teknik işlerde kadın ve erkek oranları, eğitime erişimde okur-yazarlık, ilk ve yüksek öğretimde kadın ve erkek oranları, sağlıkta doğumda cinsiyet oranı ve ortalama yaşam süresine bakılırken, politik güçlenmede parlamento oranları, bakanlık pozisyonlarında kadın oranı ve yıllara göre kadın devlet başkanı oranları değerlendiriliyor.

‘WEF Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksi 2014’ sonuçlarına göre, Türkiye kadının ekonomide fırsatlar erişiminde 142 ülke arasında 125’inci sırada. Aynı raporun ekonomik güçlenme endeksi açısından Türkiye için ortaya koyduğu sıra 132 iken, siyasi güçlenme açısından da 113’üncü sırada yer alıyoruz. Bu rakamlara göre -ilk 20 dünya devi ülke arasında yerini alan ülkemizin- kadın erkek karşılaştırmalarında ilk 20 içinde değil de son 20 içinde yer almamız, toplumun erkek için çalışma öngörmesine rağmen kadın için bu fırsatı tanımamasında kaynaklanıyor.

Yüzde 35’i aile baskısı nedeniyle çalışmıyor

Bazı ülkelerde erişim eşit, bazı ülkelerde de erişememe durumu kadın erkek arasında eşit. Türkiye’de kadının istihdama katılım oranı yüzde 27 ve işgücüne katılım oranı ise yalnızca yüzde 31. Bir kötü haber de girişimcilikten geliyor. Ülkemizde kadın girişimci oranını sadece yüzde 8. Kadına çalışmama nedeni sorulduğunda “aile baskısı nedeniyle çalışmıyorum” diyen kadın oranının ise yüzde 35 olması, üstesinden gelmemiz gereken bir başka konu.

Son açıklanan TÜİK verilerine göre (Ocak 2015), Türkiye’nin yüzde 50.2’si erkek, 49.8’i ise kadın. Yani ülkemizde 38 milyondan fazla kadın yaşıyor. Bunların sadece yüzde 27’si çalışma hayatında yer bulabiliyor. Sayısız ekonomik çözüm ve destek modelinin arasından, ulaşılması en rahat ve potansiyeli en yüksek olan ‘kadın’a fırsat verilmesi, olmazsa olmaz bir çözüm. Okulu bitirince iş bulamama sorunu ile karşılacak gençler, daha okuldayken girişimci fikirler geliştiriyor. Genç kadınların kendi projelerine inançları ve gayretlerini dinledikçe içinizden alkışlamak geliyor. Ve elbette bu tablonun beraberinde genç girişimcilerin ve kadının ekonomiye katılımındaki arayışı, gençlerin bulacağını görebiliyorsunuz.

KAGİDER’de gençlerin büyüme için bir potansiyel olduğuna, katılımcı demokrasi için bir fırsat olduğuna, diyalog kültürü getireceklerine, girişimcilik çıtasını yükselteceklerine, toplumu refaha götürecek değişim potansiyelini ortaya çıkaracaklarına, bir önceki nesillerin göremediklerini yakalayabileceklerine, yetkinlikle yeni sistemler geliştireceklerine, yeni yöntemler ve yeni çözümler getireceklerine, toplumu daha iyiye taşıyacaklarına inanıyoruz.

Dört yıldır, ekonomi, siyaset ve yaşamın her alanında kadın güçlenmesi için kanun koyucu ve uygulayıcıları etkilemek ve özel sektörü kadın dostu yapmak kadar, bu çalışmaların kamuoyunda yankı bulmasını ve toplum tarafından sahiplenilmesini sağlamak üzere de aktif bir iletişim stratejisi benimseyen bir derneğin, KAGİDER’in başkanlık görevini yürütüyorum.

Bu süre boyunca girişimcilik, kadının istihdama katılması, genç kadın girişimci potansiyelinin arttırılması ve kadın-erkek fırsat eşitliği konularında sayısız ulusal ve uluslararası temasta bulunup pek çok karar verici ile fikir alışverişinde bulunma fırsatımız oldu. KAGİDER olarak yürüttüğümüz Genç KAGİDER, Geleceğin Kadın Liderleri, Genç Fikirler Güçlü Kadınlar gibi bire bir genç girişimci kadınını hedefleyen ve güçlendiren projelerimiz kapsamında, pek çok sektörde ve öncü markada ve bu markaların hedef kitleleri üzerinde konuya ilişkin bilinirlik sağlamayı başardık. Projelerimiz ile binlerce gencin hayatına dokunduk, yeni fırsat kapıları açtık ve istihdama katılımlarının yanı sıra kendi girişimleri için de ilk adımı atmalarını sağladık.

Zihniyet dönüşümü şart

Tüm bu çalışmalarımız esnasında kadının gerek girişimcilik dünyasına gerekse iş yaşamına katılımının önündeki engelleri gözlemleme fırsatımız da oldu. Kültürel engeller olarak tanımladığımız kadın erkek eşitsizliğine dayalı engeller ve toplum tarafından dayatılan steryotipler “kadının yeri evidir” derken aynı zamanda bireysel olarak eğitime erişme imkanını da kısıtlıyor.

Eğitim kavramının kadın girişimciliği ve ekonomiye katılımı konularıyla iki noktada yakından temasta olması gerektiğine inanıyorum: İlki, kadının önünde duran eğitime erişim konusundaki temel engel. Bunu aştıktan sonra kadınlar sonuç odaklı bir şekilde başarıya ulaşıyor. Eğitim ve girişimcilik dünyasının ikinci önemli temas noktası ise ‘zihniyet dönüşümü’nü sağlayacak olan bir eğitim sistemine kavuşabilmemiz. Kadına karşı olan önyargının tek çözümü, zihniyet dönüşümü.

Çocuklarımıza erkekliği ya da kadınlığı değil, düşünce ve ifade özgürlüğüne sahip, başkalarının yaşam alanı ve hakkına saygılı birer birey olmayı öğretebildiğimiz zaman dönüşüm de sağlanmış olacak. Yalnızca kadın girişimciliği değil, kadının toplumdaki yeri ve fırsat eşitliği için de mücadele eden KAGİDER olarak her fırsatta birey hakları ve eşitlikte bir zihniyet dönüşümünün şart olduğunu tekrar ediyoruz. Dönüşümün mümkün olması için de eğitim ailede başlayıp tüm eğitim kurumlarında devam edecek ciddi bir süreç olarak ele alınmalı.

Kadının ilerlemesini temel amaç edinen bir sivil toplum kuruluşu olarak, KAGİDER’in de eğitime dair kadın girişimciye sunduğu bazı çalışmaları var. Kendi işini kurmak isteyen ya da işini bir üst seviyeye yükseltmek isteyen kadın girişimci ve girişimci adaylarına üç günlük ‘İşimi Kuruyorum’ eğitimi ve eğitimler sonrası danışmanlık, rehberlik hizmetleri sunuyoruz. ‘İşimi Kuruyorum’ eğitiminde girişimci adaylarına iş planı hazırlama aşamaları, fikri mülkiyet hakları, kurumsal kimlik, mali mevzuat uygulamaları, hukuk, pazarlama ve satış gibi iş kurulması aşamasında yardımcı olabilecek bir dizi konu yer alıyor.

Önümüzdeki dönem ses getireceğinden emin olduğumuz bir diğer yeni projemizin adı ise KAGİDER Pusula.KAGİDER adına toplumun pek çok kesimine ulaşabilecek bir eğitim platformu kurmaya karar verdik. İnternetin, günümüzdeki önemini göz önünde bulundurarak online eğitim modülleri ile Türkiye’nin dört bir yanındaki girişimcilere ve girişimci adaylarına üretim, pazarlama, marka oluşturma, insan kaynakları, yönetim,finans, hukuk, iş planı vb konular çerçevesinde eğitimler sunmayı hedefliyoruz.

Kadının ekonomiye katılımı, kalkınmanın çözüm potansiyeli

Geniş bir hedef kitleye seslenen KAGİDER çalışmaları, bir sivil toplum kuruluşu faaliyeti olarak kalmadı, projelerde desteğini esirgemeyen kamu ve özel sektör oyuncuları ile yaratılan takdimle ve kamuoyu ile ülke sınırlarımızı aşarak Birleşmiş Milletler AB ve OECD platformlarında, örnek proje sunumlarına konu oldu. Çok yeni yaşanan bir gelişme ortaya koyuyor ki, kadının ekonomiye katılımı sorunu, aslında tüm dünyanın gözünü üzerine diktiği küresel bir açık veya bir sorun değil, ekonomik kalkınmanın çözüm potansiyeli.

Her sene 20 en güçlü ekonomiye sahip dünya ülkesini aynı çatı altına toplayan G20 Liderler Zirvesi’nin 2015 yılı Dönem Başkanlığı, Türkiye’ye ait. Ve bu sene ilk kez, ‘kadınların ekonomiye katılımı, cinsiyet eşitliği, kadınların işgücüne katılım oranlarının artırılması, kadınlar ve erkekler arasındaki ücret farklılaşmalarının azaltılması’ konuları, dünyanın en güçlü ekonomisine sahip 20 ülke tarafından resmen bir sorun olarak ele alınacak, tartışılacak ve çözüm önerileri geliştirilmek üzere çalışılacak.

Ekonomik krizler kadının iş gücüne katılımı ile çözülebilir

G20 Liderler Zirvesi altında artık resmen ‘kadın’ın ekonomideki yeri de W20’nin kurulması ile gündeme otururken, G20 ülkeleri için yol haritası oluşturulacak çalışmaların W20 Türkiye Organizasyon Komitesi Başkanı olarak da KAGİDER’i temsilen ben görevlendirildim. KAGİDER’de 2002 yılından bu yana devleti, kamuoyunu ve özel sektörü ve dünya ülkeleri ve örgütlerini odak noktalarımız alarak yaptığımız kadına dair çalışmaların G20 gibi gücü tartışılmaz bir platformda da yetkilendirilmesi ile diliyorum ki, küresel bir güç barındıran kadın girişimci potansiyelinin açığa çıkması hızlanacak. Ve bundan 10 – 20 yıl sonra kadına fırsat verilmesini konuşmayacağız.

Kadın-erkek herkesin geleceğe yatırım yapmasının en kolay yolunun, cinsiyet eşitliğine dair çalışmaları desteklemesi ve kadının küresel çapta ekonomiye katılımının normalleşmesini sağlaması olduğuna her ortamda dikkat çekmek gerekiyor. Ekonomik krizler yaşayan her coğrafya, her ülke bir reçete olarak kadını işgücüne katarak ve fırsat eşitliği sunarak düzlüğe çıkabileceğini biliyor.

Girişimci genç kadınının Türkiye’de bu aydınlanmadan payını aldığı ve bu cesareti bulduğunu gençlerin gözlerinde konuşmalarında ve ifadelerinde görüyor ve sarsılmaz refahın sağlandığı günleri, eğitimle sağlanacak zihniyet dönüşümünün de katkısı ile gelişen sürdürülebilir bir ortamda hep birlikte göreceğimize inanıyorum.

Antika ve Sanat Eseri Alım Satım Platformu

Antika ve Sanat Eserleri ile aranız nasıl? Ben neden bilmiyorum! çocukluğumdan beri diyebilirim, ya da ilk gençlik yıllarından itibaren antika ve sanat eserlerine meraklı oldum. Neden diyorum, ailem de böyle bir merak yok. Özellikle annem hep yeni severdi. Evdeki eşyaları da hep yenileri ile değiştirip, aynı şeyleri görmekten sıkıldım, yeni olsun illaki isterdi. Ben de özellikle ona da ailesinden kalan, istemediği eşyaları  toplar oldum. Anneannemden özel el dokuması, işlemeli örtüler, bakır kaplar, tepsiler, kandiller, camlar… Tabi her eski eşya antika olmuyor, ama şimdi bunların hepsinin özellikle benim için değeri çok. Yine Nişantaşı ve çevresinde, Pangaltı ve Kurtuluş civarında o dönem, eskici ve antikacı minik mağazalar vardı. Onları da sık sık takip eder, beğendiğim, aksesuarları, yemek servisi için tabaklar, örtüler,  alırdım.Böyle bir sürü eşyam oldu, ve zaman içinde de birikti. Sonra yurt dışında ve yurt içinde, antika pazarlarına , antika fuarlarına gitmeyi çok sevdim. Oralardan evime eşyalar aldım, sandalye, koltuk, sehpa, yazıhane, dolap vs. Ama aldığım her şeyi kullanmak için aldım, ve seve seve kullandım.Yine gençlik yıllarımdan beri  resim almaya meraklıydım, hep galeri galeri dolaşır, resim almaya çalışırdım. Böyle de bir sürü tablom oldu. Onları da alırken aşık olur, nereye koyacağımı düşünür, eğer alabilirsem de günlerce aylarca etrafında gezinir, oturur,keyif yapardım.Çoğaldıkça onlara yer bulmak, birbirleriyle uyumlu yerleştirmek çok vaktimi aldı.Hep aldım ama hiç satmadım, satabilir miyim? bilmiyorum…Ama artık evlerde sadeleşmeyi de çok seviyorum. Sevgili Muazzez’i tanıdığımdan beri de düşünür oldum. Bazılarını versem mi? birkaç tanesini verip yeni bir tane ile değiştirsem mi? bilemiyorum. İşte Muazzez Bodur’un antika ve sanat eserleri ile ilgili bütün konularda çok yardımcı olan bir şirketi, hatta iki şirketi var, birinde değerlerini tespit ediyor, diğerinde de de alım  satım yapıyor.  www.bukacparaeder.com’un açıldığından beri gönlü, hedefi alım satım şirketini açmaktı, onu da yaptı. Haberi gelince çok sevindim, sizlerle de paylaşmak istedim. Sizin bu konuda neye ihtiyacınız varsa, hemen arayabilirsiniz; sevgiler, iyi hafta sonu keyifleri…

http://www.degerliesyalar.com Açıldı!

Muazzez Bodur (2)Türkiye’nin “En Güvenilir” Antika ve Sanat Eseri Alım ve Satım Platformu Açıldı

Antika ve sanat eserleri alış ve satış platformu www.degerliesyalar.com sitesinin arkasında konusunda uzman 72 eksper ve uzman kadrosu bulunmaktadır. Uzman onayı alınmadan listelemenin yapılmadığı sitede, antika ve sanat eseri, vintage objeler, gelecekte antika kategorisine girecek olan tasarımcı objeleri bulunmaktadır. www.degerliesyalar.com sitesinde kişiler, kendilerine ait eşyaları değerinde satış yapabilmekte ve aynı zamanda değerli eşya satın alabilmektedirler.

1200x628BannerAtaturk (2)

Bunun yanında evinizde yer kaplayan, nereye koyacağınızı bilemediğiniz eserleri de satışa çıkarmak için ekspertiz, depolama, nakliye, paketleme, restorasyon gibi hizmetleri de alabileceğiniz bir sistem ile hayatınızı kolaylaştıran www.degerliesyalar.com “güvenilir“ bir site olma yolunda her ihtiyacı karşılamaktadır.

1200x628BannerGozluk (2)

İlk online sanat eseri ekspertizi sitesi olan www.bukacparaeder.com’un tamamlayıcısı niteliğinde kurulan www.degerliesyalar.com sitesi müşterileri, sahip oldukları değerli eşyaların objektif piyasa değerini öğrendikten sonra satış yapmak için güvenilir bir platformun olmamasını dile getirmesinin ardından, mevcut uzmanların onayı ile satışa çıkabilecek değerli eşyaların alım ve satımının yapılacağı bir site olma amacıyla kurulmuştur.1200x628BannerIbrik (2)

www.bukacparaeder.com üyeleri, ekspertiz raporu aldıkları eserleri raporları ile satışa koyabilecekler. Bu güne kadar 250.000 adedin üzerinde eserin ekspertiz raporunu veren organizasyon, müzelere, müzayede şirketlerine, antikacılara ve bireylere hizmet vermiş en güvenilir organizasyondur.

1200x628Banner (2)

Basın Bilgi: Optima İletişim / Funda Özpak / funda@optima-tr.com / 0212 347 79 11

Sitemize hoşgeldiniz!

Değerli Eşya Danışmanlık AŞ’ yi, 2012 yılında, Türkiye’de her döneme, her sanatçıya ait kültürel varlıkların objektif ekspertiz hizmetini vermek amaçlı kurulduk.

72 Türk eksperle hizmet veren şirketimiz, bugüne kadar yerinde ve internet ortamından (www.bukacparaeder.com), 250.000’in üzerinde esere ekspertiz hizmeti verdi. Yerinde değerleme hizmetimizle, müzelere, sigorta şirketlerine, mahkemelere, koleksiyonerlere hizmet verdik.

Müşterilerimizin çoğunluğunun ekspertizi yapılan eserlerin, gerçek değeri üzerinden satışı konusunda desteğe ihtiyacı olması talebiyle ortaya çıkan ve bu ihtiyacı karşılayan satış platformumuzda size en güvenilir ve kolay yoldan mevcut değerli eşyalarınızın ekspertizi ve gerçek değer üzerinden satışı, aynı zamanda güvenle değerli eşya satın alabileceğiniz bir platform oluşturduk.

Ağırlıklı Türkiye olmak üzere dünyanın her yerinden eski eşya, sanat eserlerini güvenli alım ve satımının yapılabileceği, ücretsiz danışmanlık, restorasyon, profesyonel fotoğraflama, nakliye ve depolama hizmetini alabileceğiniz site olan http://www.degerliesyalar.com’u siz değerli müşterilerimiz için 2015 yılında hayata geçirdik.

Bizim birinci esas Güvendir….

Değerli Eşya Danışmanlık A.Ş çalışanları olarak, kendi etik değerlerine benzer değerlere sahip kişi, firma, kurum ve kuruluşlar ile çalışmayı hedefliyoruz.

Etik kurallara bağlı, konusunda uzman bir kadroya sahibiz. Sitemizde satılan ürünler dikkatle uzmanlarımız tarafından sorgulanır ve satışa uygunluk onayı ile sitede sergilenmeye başlar. Ekspertiz raporlu eserlerimizin ekspertiz bilgileri sitemizde yer alır ve bu eserler sitemiz uzmanlarımız tarafından bizzat incelenmiş ve piyasa değeri onaylanmıştır. Güven içinde satın alabileceğiniz eserleri istediğiniz zaman satışa ücretsiz tekrar çıkarabilirsiniz. Sitede ekspertizi olmayan eserlerin ekspertiz talebinde bulunabilir, evinizdeki değerli eşyaların yerinde ekspertizini talep edip, satış öncesinde depolatabilir, güvenle satışa çıkarabilirsiniz.

Her türlü sorunuz için çekinmeden bizimle iletişim kurabilirsiniz.

Saygı ve Sevgilerimle,
Muazzez Bodur / muazzez@deger.li

Aşağıya da ekspertiz raporları ile ilgili biraz siteden açıklayıcı bilgi ekledim. Muazzez çok güzel anlatmış, ilgiliyseniz bakmakta fayda var..

Eski eşya ve sanat eserlerinde objektif değer piyasada alıcı bulabilecek en düşük ve en yüksek bir  fiyat aralığıdır. Objektif / tarafsız değer;  alım – satım, paylaşımda size gerçek değer üzerinden karar verebilmenize yardımcı olacak yegâne değer aralığıdır. Elinizdekinin değerini bilmeden satışa çıkartmak yada alım yapmak gelecekte çok önemli kayıplara sebep verebilir!

Degerliesyalar.com’da amacımız herkese güvenle satın alabileceği unique eser sunmaktır. Peki ekspertiz raporu ne işe yarar? Elinizdeki objenin değerini nasıl tespit ediyoruz?

Değer, objenin materyal ve tarihsel birikimi ile güncel piyasa talebi doğrultusunda; ilgili eşya grubu konusunda uzmanlık kazanmış, yurtiçi ve yurtdışında uzmanlığı kabul gören bir veya birkaç eksperin görüşleri alınarak hesaplanır.

Eksperlerimiz, yerinde ya da sanal ortamda ekspertizi talep edilen objenin güncel değerini, eşya sahibinin verdiği bilgi, bunu destekleyen her türlü açıklama ve sanal ortamda değerleme durumunda gönderilen fotoğraf ve ölçümleri baz alarak ve bu hususların birebir gerçeği yansıttığı varsayılarak, azami gayret bazında değerlemektedir.

Değerlenmeyecek hiçbir obje yoktur!

Her eski obje antika olmayacağı gibi her antika da değerli değildir. Aslında geçmişten bugüne gelen her eser, obje tektir, aynı dönemi yansıtsa bile ekspertizinde aynı kondüsyonda olmayacaktır ve kondüsyonu çok önemlidir.

Antika eser , döneminde de değerli olmalıdır. Dönemin özel sanatkârları tarafından yapılmış olması antika değerini arttıracaktır. Eserin sanatçısı veya üreticisi antika eserin değerinde önemli bir kriterdir. Eserin hangi şartlarda ve ne amaç uğruna yapıldığı, antika değerine etki eden bir diğer ölçüttür.

Günümüzde antika terimi, genel olarak en az yüz yaşında sanat yapıtları ve tarihsel değer taşıyan eşyalar için kullanılmaktadır. Antikanın değeri, tarihsel zaman, dönemi ve şu anki durumu ile ölçülebilir. Her eski eşya antika değildir.

Elinizdeki objenin değerini öğrenmek artık çok basit !

Sitemizde satılan ürünler dikkatle uzmanlarımız tarafından sorgulanır ve satışa uygunluk onayı ile sitede sergilenmeye başlar. Ekspertiz raporlu eserlerimizin ekspertiz bilgileri sitemizde yer alır ve bu eserler sitemiz uzmanlarımız tarafından bizzat incelenmiş ve piyasa değeri onaylanmıştır. Güven içinde satın alabileceğiniz eserleri istediğiniz zaman satışa ücretsiz tekrar çıkarabilirsiniz. Sitede ekspertizi olmayan eserlerin ekspertiz talebinde bulunabilir, evinizdeki değerli eşyaların yerinde ekspertizini talep edip, satış öncesinde depolatabilir, güvenle satışa çıkarabilirsiniz.

Ekspertiz Raporu Örnekleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Veliler İle Öğretmenlere Süper İletişim Fırsatı

603703_10152982591222480_8547860850286463452_nÇok sevdiğim, arkadaşımı, önce  başarılı genç girişimci kimliği ile tanıdım. Sonra dostluğumuz arkadaşlığımız arttıkça, anne kimliğininin de girişimci kimliğinin  yanında, ne kadar önemli bir yer tutttuğunu, hayatının her döneminde aile, çocuk ve iş planlamasını nasıl titizlikle yaptığını gördüm ve çok takdir ettim. Girişimci olmak, çalışan olmak, iyi bir anne ve eş olmayı hiç bir zaman etkilememeli. Hepsi bir arada götürülebildiğinde kişilerin başarısı, mutluluğu katlanıyor. Özlem bunu başaran bir anne ve girişimci olarak; şimdi de tüm  velilere katkı sağlayacağını düşündüğü bir program kurguladı, ve  başlattı.Program veliler için çok önemli fayda ve katkı sağlarken, öğretmenler için de müthiş kolaylık ve iletişim çözümü sağlıyor. Harika bir fikir. Mutlaka yaygınlaştırılması ve kullanılmasında çok fayda var.

Ben de küçük prensimin; geçen sene henüz beş yaşındayken öğretmeninden  gelen maili babası gösterip okuduğunda çok sevinmiş mutlu olmuştum. Öğretmeni tespit ettiği çok önemli bir iki şeyi öğrencinin  velisine aktarmıştı. Çabukça anında; unutulmadan. Bu gerçekten müthiş güzel, faydalı bir çalışma. Üç çocuk annesi süper anne ve girişimci arkadaşım da çocuklarını büyütürken yaşadığı sıkıntılardan, yola çıkarken bu sistemi kurgulamış ve hayata geçirmiş. Çok da iyi faydalı bir iş yapmış.Kendi anlattıklarından ben de size aktarıyorum. Portalı girin tanıyın, çocuklarınız okul çağında ise de hemen uygulayın kullanın. Ben  portalın bloguna ayrıca bayıldım. Çok güzel yazılar, bilgiler var. Onları da ayrıca paylaşmak isterim. Başarılar Özlem’cim; çok iyi yapmışsın, herkese anlatmak paylaşmak istiyorum. Keyifli haftalar, sevgiler herkese…

10945528_1429429114015801_6897398794400200193_nÖğretmen ve velileri teknoloji ile buluşturan kadın girişimci.
Üç çocuk annesi girişimci iş kadını Özlem Açıkel Turhan kendi çocuklarının eğitim hayatında yasadığı deneyimlerden yola çıkarak eğitim sektöründe çok önemli bir boşluğu dolduracak yeni bir girişime imza attı. www.classloom.com adresinde yayına açtığı eğitim sosyal ağı, öğretmenlerin velileri ile iletişim içinde olma ihtiyacını karşılamak üzere geliştirilmiş bir internet uygulaması.

Tamamen ücretsiz olarak öğretmen ve velilerin kullanımına sunulan Classloom’da sınıf bazlı gruplar kurularak öğretmenlerin velileri ile velilerin de birbirleriyle çocuklarının okul hayatına ilişkin her türlü etkinlik, ödev, sınav, duyuru, fotoğraf ve belge paylaşması sağlanıyor.
1048545_10151688843922480_1984020500_o“12 yılldır bir veli olarak okul-aile iletişiminde yaşanan sıkıntıları birinci elden biliyorum

Yaklaşık 12 yıldır yoğun çalışan bir veli olarak çocuklarının okul hayatını takip etmede ve diğer velilerle ortak konuları paylaşmada yaşadığı ve tanık olduğu sıkıntılardan yola çıkan Özlem Açıkel Turhan girişim fikrinin nasıl aklına geldiğini şöyle anlatıyor. “Okul dönemi öğretmenlerin velileri ile ve çocuğu aynı sınıfa giden velilerin de birbirleriyle aynı ortak gündemi, sorunları,  sevinçleri, heyecanları paylaştığı bir dönem.  Ayrıca anneler ve hatta babalar için arkadaşlıkların dostlukların geliştirildiği sosyal bir ortam aynı zamanda. Bu kadar yoğun bir iletişim ihtiyacı varken diğer yandan baktığımızda okullarda bu ihtiyacın Excel belgelerinde iletişim listeleri, email zincirleri, okuldan eve gönderilen ve çoğunlukla da çocukların çantasında kırış kırış olan veya kaybolan duyuru, izin kâğıtları ve bir sürü kırtasiye ile, gerektiğinde birebir telefonlaşmalar ve son olarak da Whatsapp grupları ile çözülmeye çalışıldığını görüyoruz. Diğer yandan çocuğunuzun küçücük not defterine bakıyorsunuz ve yazdığı kargacık burgacık yazısından o günün ödevinin ne olduğunu anlamaya çalışıyorsunuz. Kreşte pazartesi günü sarı giyme partisi var ama siz çocuğunuzun çantasını kontrol etmeyi atladığınız için çocuğunuzu kırmızı giydirerek kreşe gönderiyorsunuz ve çocuğunuz bunalıma giriyor. Ya da okulda kitap günleri yapılacak. Siz unuttuğunuz için çocuğunuz okula para götüremiyor ve o gün okulda açılan kitap standından tüm arkadaşları kitap alırken o kıyıdan bakıyor, akşama bunu nasıl unuttum diye kendinize kızıyorsunuz hele bir de çalışan anneyseniz içinizde duyduğunuz suçluluk duygusunun üstüne bir de bu biniyor.

Büyük çocuğunuz ertesi gün sınavı olduğunu sizden gizliyor ve oturup hep birlikte evde dizi izliyorsunuz veya bir okul gösterisinde bir veli arkadaşınız önlerden yer buluyor ve korodaki çocuğunuzun ve tüm çocukların fotoğrafını bol bol çekiyor. Geriye dönüp hepsini Whatsapp gruba atsa telefonunuzun depolama alanı şişiyor. Herkese tek tek atsa saatlerce uğraşması gerekiyor. Çocuğunuzun veli toplantısının kaçında olduğunu unutuyorsunuz ve o saate bir toplantı alıyorsunuz,

11081289_10153183616247480_1778279657687767728_ngibi gibi… Bunlar tabi hepsi benim yasadığım deneyimler değil önemli bir kısmı da 12 yıldır birinci elden gördüğüm ve tanık olduklarım. Öğretmenler ise ailelerle iletişim kurmada veli toplantıları ve telefon üzerinden iletişim hariç hiçbir teknoloji kullanamıyorlar. Özel okulların pek çoğunda veli portalleri var ama orada iletişim okuldan-veliye doğru tek taraflı. Öğretmenler çoğunlukla bu iletişimin bir parçası olamıyor veli ise sadece kendisine gönderilen bilgileri alabiliyor.  Herhangi bir cevap verme, soru sorma ortamı yok. İnteraktif değil tek taraflı bir iletişimden bahsediyoruz.

Devlet okullarındaki öğretmenlerimizin ise ellerinde e-okuldan başka hiçbir teknoloji yok bu tip bir iletişim için. E-Okul’a sadece sınav sonuçlarını ve devamlılık bilgilerini girebiliyorlar. Çoğu velinin e-okul uygulamasından dahi haberi yok. Örneğin öğretmenin acil bir duyuru paylaşıp gezi izin kağıtlarının en geç yarın gönderilmesi gerektiğini hatırlatması gerek ama tek tek bunu herkese duyurmada sıkıntı yasıyor.

shutterstock_249695341-e1430730719484İşte Classloom tüm bu ihtiyaçları görüp nasıl çözerim diye düşünerek yola çıktığım bir girişim. Ben zaten eski bir girişimciyim. Yazılım konusunda çalışıyordum uzun yıllardır. Ayrıca Kagider (Kadın Girişimciler Derneği) üyesi olarak kadın girişimcilerle ilgili projelere de destek vermeye çalışıyorum yıllardır.

İşte tüm bu sorunları bilirken bir yandan da yeni bir internet girişimi başlatmalıyım ama ne yapmalıyım derken bir gecede Classloom fikri aklıma geldi. Ertesi gece markayı buldum. Hatta yataktan kalkıp domainin boş olup olmadığını gece yarısı kontrol ettim. Ertesi gün domaini aldım ve macera başladı…

Ara yüzümüz teknoloji ile hiç ilgisi olmayan kişilerin bile kullanabileceği kolaylıkta tasarlandı!

Claslsoom’un tüm fonksiyonlarının titizlikle analiz edilip tasarlandığını dile getiren Özlem Açıkel Turhan, beta kullanıcılar ile sistemi hem fonksiyonalite hem de işleyiş açısından çok iyi şekilde test ettiklerinin de altını çiziyor. “Classloom’u geliştirmemiz altı ayımızı aldı. Her konuyu en ince detayına kadar düşündük. Ancak en çok kullanıcı profilimizi düşünerek ara yüzün çok anlaşılır ve kolay kullanılır olmasına, adeta bir sosyal medya aracı gibi davranmasına dikkat ettik. İlk geliştirimi çok önemli bir oranda tamamladığımızda çevremizdeki öğretmen ve veli dostlarımızdan beta kullanıcılar olmalarını ve bir görevli gibi bize rapor, feedback üretmelerini istedik. Hatta ben hiçbir arkadaşıma bu projemden bahsetmemiştim ve kendilerine sadece web adresini vererek “Bu adreste bir şey var bunu ben yaptım bir tek bunu bilin ve web sitesine bakarak ne olduğunu anlamaya çalışıp kullanın ve bana geri dönün” dedim. Zira Classloom benzeri olmayan bir platform olduğu için daha web sitesindeyken ne olup olmadığını insanların anlıyor olması çok önemliydi.” diyen Turhan, Türkçe’nin yanı sıra İngilizce dil desteği ile hedeflerinin sadece Türkiye değil tüm dünya olduğunu da dile getiriyor.

 10671282_1429438187348227_5416440873996016970_n

Classloom nasıl çalışıyor?

Classloom’da bir öğretmen veya bir veli ücretsiz olarak kayıt olup sınıfları için bir grup kuruyor. Daha sonra email üzerinden otomatik davet epostası göndererek diğer velileri veya öğretmenleri gruba davet ediyor. Gruba dahil olanlar o grup çerisinden her türlü duyuru, etkinlik, ödev, sınav, fotoğraf, doküman paylaşımına başlayabiliyorlar. Classloom’un en önemli özelliklerinden biri grup içerisinde girilen tüm kayıtlarla ilgili sistemin anlık tek tek ve haftalık olarak toplu bilgilendirme emaili atması. Kişi bu bilgilendirmeleri nasıl alacağını kendisi belirleyebiliyor. Her grubun bir duvarı var ve bu duvarı temel amacı grup üyelerinin birbirleriyle sohbet edip belli konularda fikirlerini, fotoğraflarını veya diğerleri ile paylaşmak istedikleri video linklerini paylaşabilmeleri. Bu kısım aynen bir sosyal medya duvarı gibi tasarlanmış.

Classloom’un en önemli özelliklerinden biri de sadece kendisinin veya atayacağı grup yöneticilerinin tek yönlü olarak kayıt girmesini isteyen öğretmenler için “Salt Okunur Mod” alternatifine sahip olması. Öğretmenler kurdukları grubu salt okunur moda getirdiklerinde gruba davet ettikleri veliler herhangi bir kayıt, değişiklik veya silme işlemi yapamasa da öğretmenin girdiği her türlü bilgiyi, duyuruyu, sınav, ödev ve etkinlik kaydını görüp, ilişkili belgeleri bilgisayarlarına indirebiliyorlar ve sistem tarafından gönderilen otomatik epostalarla girilen her türlü kayıttan haberdar oluyorlar.

Tüm kullanıcıları Classloom’u denemeye davet eden Özlem Turhan “İsteyen istediği kadar grup açabilir veya birden fazla gruba üye olabilir. Örneğin birden fazla çocuğu olan anne babalar veya birden fazla sınıfa giren branş öğretmenleri farklı gruplara üye olarak her grubun gündemini ayrı arı takip edebiliyorlar.“ diyor.

 

cocukKullanıcı edinme hızımız sürekli atıyor.

“Biz Classloom’u ilk olarak 2015 Mart ayının ortalarında duyurmaya başladık. Okulların kapanmasına az bir zaman kalmış olmasına rağmen hemen gruplar kurulmaya ve paylaşım yapılmaya başlandı. Şu anda Gaziantep’te,  Kayseri’de, Adana’da, İstanbul’da, Kırşehir’de hatta Ağrı’da kısaca Türkiye’nin her yerinden gruplarımız var. Grupların içinde okul grupları da var, kreş grupları da,  halk eğitim merkezi grupları da. Çünkü Classloom sadece okullara değil tüm eğitim kurularına hitap edebiliyor.“ diyen Özlem Açıkel Turhan Classloom’un daha çok ağızdan ağza yayılacağını, son haftalardaki katılımlardaki katlamalı artışın Classloom hakkında konuşulmaya başlandığının göstergesi olduğunu belirtiyor. Henüz yurtdışı tanıtımlara başlamamış olmalarına rağmen, ürün ara yüzünün ve web sitesinin yurtdışından erişildiğinde doğrudan İngilizce göründüğünü, Amerika, Rusya, Çin gibi, farklı ülkelerden de ciddi oranda sitenin trafik almaya başladığını dile getiren Özlem Turhan “Biz de elbette sosyal medya tanıtımları, Facebook reklamları, Classloom Blog, birebir iletişim gibi her türlü tanıtım imkanını kullanıyoruz. Yurtdışı tanıtımlara da önümüzeki aydan itibaren başlayacağız. Yaz aylarında Classloom’u etkin şekilde duyurmaya çalışacağız. En yoğun grup açılışlarının gelecek yıl okul döneminde başlamasını bekliyoruz. Şu anda bütün gayretimizi ürünü her geçen gün iyileştirmeye ve geliştirmeye ve insanların kullanmasını sağlamaya harcıyoruz.“ dedi.

 

 Classloom tüm öğretmen ve velilerin hayatını kolaylaştıran bir uygulama olarak eğitim alanında çok önemli bir açığı kapatacak bir girişim olma yolunda hızla ilerliyor. 

Classloom Hakkında ayrıntılı bilgi alabileceğiniz sosyal medya adreslerimiz ve tanıtım videomuza aşağıdan ulaşabilirsiniz. 

https://www.youtube.com/watch?v=N2naGlUwy-I

classloom |  blog |  yardım
facebook |  twitter |  google+ |  linkedin |  youtube

 

Eğlenceli ve Neşeli Moda Tasarımcısı

Benim modacım, Hande Çokrak olmalıymış. Hande’nin eğlenceli, neşeli, renkli, çılgın, sıra dışı tasarımlarını çok beğeniyorum. Hande tasarımlarıyla nasıl mesaj vermek istediğini , ve 2015 bahar koleksiyonunda neler var; bakın nasıl anlatıyor.

Hande-Çokrak

“Maid in Love’ın pozitif duruşu ve eğlenceli çizgisi benim insanlara vermek istediğim en önemli mesaj, klişelerden ve sıradanlıktan uzak giyinmekten zevk alan,espri anlayışını dışarıya yansıtabilen kadınlara hitap ediyor.Hayatı fazla ciddiye almakla dalga geçiyorum.Kimi zaman ise tasarımlarımda kendim ile dalga geçtiğim oluyor.Aslında “kendinizi çok ciddiye almayın ölümlü dünya” demek istiyorum. 2015 Bahar koleksiyonu 80’lerin eğlenceli,dinamik sosyal ve iyi hissettiren hayatından ilham alıyor.Şekerleme renkleriyle yaratılmış baskı hikayelerle sokak stilini eğlenceli yaklaşımıyla en üst seviyeye çıkarıyor.

Evet böyle anlatıyor, Hande; ben de hem vermek istediği mesajı,  hem tasarımlarının renkli eğlenceli ve cool tarzını kendime çok yakın buluyorum. Bu güne kadar çok  renkli ve çok sıra dışı  giyinmedim, ama her zaman giyinirken, hep bir yerinde aykırı olmak olmazsa olmazım oldu. Hande’nin tasarımlarını görünce heyecanlanmamın nedeni bu olsa gerek.

Genç, başarılı ve sıradışı Hande Çokrak ile MAG’in yaptığı röportajı aşağıda paylaşıyorum. Hem de Hande’nin fotoğrraflarıyla, sevgiler, iyi haftalar…

Maid in Love Markasının Sıra Dışı Tasarımcısı

Mercedes Benz Fashion Week İstanbul’da, Maid in Love markasının çılgın koleksiyonlarıyla büyük beğeni toplayan Hande Çokrak ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Hande+Cokrak+Maid+Love+Presentation+MBFWI+4IIdqmx_0OQl

Hande Çokrak kimdir ?
Hareketli bir hayatım var. Seyahat etmeyi, yeni insanlar tanımayı ve monotonluktan uzak yaşamayı seviyorum. Sürekli kendime ne katabilirim, hayatımı nasıl daha da güzelleştiririm diye düşünürüm. Modadaki hızlı ve sürekli değişim ise hayatımın büyük bir parçası…

Moda ne zamandır hayatınızın bir parçası?
İlk adımı lisede resim dersleri almaya başlayarak fark etmeden atmış oldum. O zamanlar kafamda heykel veya seramik dallarına yönelmek olsa da moda her zaman hayatımın içindeydi. Spontane bir şekilde bir arkadaşımın yönlendirmesiyle London College of Fashion’a başvurdum ve kabul edildim. Şu an geri dönüp baktığımda en doğru kararı verdiğimi biliyorum. Beni tatmin edecek başka bir iş yaptığımı düşünemiyorum. Modanın sürekli olan değişimi beni besliyor.weartoday_photo-326329

Markanız Maid in Love nasıl ortaya çıktı?
Her zaman kendi markamı kurmak istiyordum. İlk adımı atmak ise en zoruydu. Arkadaşlarımın ve ailemin desteği ile kendimde o cesareti buldum. Tabii ki marka sahibi olmak çok emek ve fedakarlık isteyen bir iş… Kendim için çok doğru bir seçim yaptığımı ve işimi geliştirdiğim gibi işimin de beni geliştirdiğini düşünüyorum.

Maid in Love markasının çılgın bir karakteri var. Sıra dışı çizginizden bahseder misiniz?
2011 yılında ilk koleksiyonumu hazırlarken kendimi ve Maid in Love’ın çizgisini doğru ifade etme konusunda korkularım vardı. Kendime ve markama olan inancım zamanla oturdu… İlk koleksiyonlara baktığımda daha çekimser adımlar attığımı görebiliyorum. Artık kendimi çok daha rahat ifade ettiğimi, Maid in Love’ın algısının oturduğunu ve kuvvetlendiğini düşünüyorum.weartoday_photo-325408

Capsule New York, Who’s Next Paris, Tranoi, Scoop London gibi önemli fuarlarda yer aldınız. Nasıl bir deneyimdi?
Maid in Love’ın yer aldığı bütün fuarlar yurt dışında daha çok bilinir, daha güçlü bir marka olmasına adım atmasını sağlıyor. Dünyanın birçok farklı noktasından, farklı dokulardan markalarla aynı çatı altında bir araya gelmek markanın ufkunu açan bir deneyim oluyor.
Müşterilerle iletişim halinde olmak, koleksiyonu onların gözünden görmeye çalışmak markayı her zaman daha da ileri götürüyor.
Çok büyük mağazaların satın alma ekipleriyle tanışma ve çalışma fırsatı, markayı uluslararası bir platforma taşıyor.

Who’s Next Paris fuarında Capitale de la Création Yılın Tasarımcısı Ödülünü kazandınız, bu ödül hayatınızı nasıl etkiledi?
Ödüller hayat değiştirmiyor, tasarımcıları cesaretlendiriyor ve doğru yolda olduğumuzun sinyallerini veriyor. Bana da aldığım her ödül ‘Devam et, bir şeyleri doğru yapıyorsun’ diyor.weartoday_photo-326357

Mercedes-Benz Fashion Week İstanbul’u nasıl değerlendiriyorsunuz?
Fashion Week’te üç sezon geçirdim. İlk ikisi studio prezantasyonuydu. En son sezon ise Maid in Love, Mercedes Benz’in sunduğu bir marka olduğu için ilk defilemi yaptım. Maid in Love’da her koleksiyonun bir ruhu var ve defileleri bir kanal olarak kullanarak, o ruhu aktarmayı seviyorum.
Mercedes Benz Fashion Week İstanbul kısa zamanda önemli bir yere sahip oldu. MBFWI’ye katılmak sadece İstanbul’un değil uluslararası bir platformun parçası olmamıza zemin hazırlıyor. Dünyada on iki noktadan biri olan MBFW İstanbul, Türkiye için büyük bir değer… Son zamanlarda moda ve sanat dallarında dünyanın gözü Türkiye’ye çevrilmiş durumda… Tabii ki sadece organizasyonun ve showların iyi olması tek başına bir anlam ifade etmiyor. Moda gözü olan, sektörü takip eden ve böyle büyük önemli bir organizasyonu ve tasarımcıları destekleyen izleyicilerin de olması MBFWI’nin her sene daha da gelişmesine büyük katkıdır.weartoday_photo-327312

Moda haftasının renkli defilelerinden biri size aitti. Koleksiyonunuzdan bahseder misiniz?
Maid In Love İlkbahar/Yaz 2015 “Don’t K My J” koleksiyonu 80’lerin eğlenceli, iyi hissettiren ve dinamik sosyal hayatından ilham alıyor. Dönemin bize sunduğu şekerleme renkleriyle yaratılmış baskı hikayeleri, sokak modası stilini eğlenceli bir yaklaşımla en üst seviyeye çıkarıyor. Aykırı ve bir o kadar da hayata pozitif bir açıyla bakan büyük bir parti tadında bir koleksiyon oldu.

Tasarımlarınızı oluştururken nelerden ilham aldınız?
Hayatı, doğal akışında yaşayan biriyim o yüzden hayatın kendisinden ilham alıyorum… Beni besleyen ve enerjimi yükselten her şeyden… Müzik, filmler, yazılar, kişiler, aşk, fotoğraflar, farklı tasarımlar, farklı ülkeler, doğa, çalışma masam, gösteriler, vintage elbiseler, daha çok sıralayabileceğim birçok şeyden.
Hayata karşı meraklı olmak, ilgili olmak, sorular sorabilmek yaratıcılığa yer açıyor, dünyaya daha farklı ve dikkatli bakmayı öğretiyor.

Takip ettiğiniz ve tarzınıza yakın bulduğunuz tasarımcılar kimler?
House of Holland – Antipodium – Asish – Moschino takip listemin başında gelenler…

2015 trendlerinden bahseder misiniz?
Denim’in lüks ile birleşimi ve şık kıyafetler altına giyilen spor ayakkabı modası, bantlı terlikler, 70’ler tarzında yazlık süet parcalar, kısa paçalı pantolon etekler ilk aklıma gelen beğendiğim yaz trendleri arasında…

Yakın zamanda gerçekleştirmeyi hedeflediğiniz projeleriniz var mı?
Maid in Love büyüdükçe hedefler de büyüyor… Daha iyi koleksiyon çıkartmak, model sayısını arttırmak, ekibimi genişletmek, erkek koleksiyonuna başlamak, satış noktalarını çoğaltmak, marka ulaşılabilirliğini artırmak, yurt dışında mağaza açmak hedeflerimin başında geliyor.-maid-in-love-defile-1101309

Dünyanın Yükü Onun Omuzlarında…

Elif Kurgu bu gün Hürriyet’te sevgili arkadaşım Berna Akyılız ile çok güzel bir röportajı paylaşmış. Çok zarif, sade,  ve son derece güçlü bir kadın, Berna. İki pırıl pırıl  çocuk annesi, aynı zamanda,  erkek egemen bir işte çok başarılı  olmak kolay değil. Yaşamının çoğu seyahatlerde geçiyor. Hem de iş yapmanın,  kolay olmadığı zor şartları olan ülkelerde. Gecesi gündüzü karışıyor, çoğu zaman.Ama hep ışıl, ışıl gözleri parlıyor,  evini, eşini çocuklarını, ailesini, dostlarını da ihmal etmeden işinde de başarıları yakalıyor.Her zaman gururla izlediğim arkadaşımın güzel röportajını ben de sizlerle paylaşıyorum, başarılar, tebrikler, sevgiler, Berna’cım…
1531871_10153281259383809_3577667189765733723_n

Köprü, metro, havalimanı ve altyapı çalışmalarının lojistiğini yapan Transtaş’ın İcra Kurulu Başkanı olan Berna Akyıldız erkek egemen sektörde büyük projelere imza atıyor. 100’ün üzerinde projenin lojistiğini tamamladı.

Türkiye’nin köklü lojistik şirketlerinden Transtaş’ın İcra Kurulu Başkanı Berna Akyıldız son 10 yılda ortalama 100’ün üzerinde büyük projenin lojistiğini tamamladı. Transtaş Afrika’dan Amerika’ya kadar farklı coğrafyalarda hem Türkhem de yabancı şirketler için çalışıyor. Son 10 yılda 20 havalimanı, 30 fabrika ve çok sayıda hastane, üniversite, müze ve caminin, 50’den fazla da metro, köprü ve alt yapı işinin lojistiğini yapan Transtaş son olarak da İzmit Körfez Köprüsü’nün çelik tabliyelerini taşıdı. Masa başında değil bizzat şantiyelerde projelerin başında olan bir kadın Berna Akyıldız. Bir ayağı hep yurt dışında. Aynı zamanda Türk Katar İş Adamları Derneği’nin tek Türk kadın girişimcisi.

38 YILLIK ŞİRKET

Transtaş’ın temelini dedeniz atmış… Siz ve kardeşlerinizin döneminde dünyaya açıldı Transtaş… Kaç yıl önce bu atılımı yaptınız?
– Transtaş 38 yıllık bir şirket. İki erkek kardeşimle birlikte yönetiyoruz. Zaman içinde nakliyecilikten proje lojistiğine şirketi taşıdık. Adım adım oldu bunlar. 37 araçlık bir tır filomuz var. Ama biz her türlü taşıma aracını kullanıyoruz. Limanlar, havalimanları ve karayollarında çözüm üretiyoruz. Fabrika da taşıyoruz, rüzgargülleri de… Kısacası 3 şapkamız var, trucker kamyoncu, fowarder-nakliye organizatorü ve proje lojistiği. En güçlü yanımız proje lojistiği. Rakiplerimiz yabancı şirketler.
İşlerinizin çoğu nerede? Türkiye dışında nerelerde ofisleriniz var?
– Aslında her yerde. Avrupa’da da işimiz var, Ortadoğu’da da Afrika’da da. Türk işdünyası nereye gidiyorsa biz de gidiyoruz. Biz de iş yaparken Batı’nın teknolojisi ve kuralları ile Doğu’nun sıcaklığı ve özverisi, gayretinin sentezini yapmaya çalışıyoruz. Mısır, Çin, Kosova, Doha, Almanya’da ofislerimiz var. Yakında Irak, ABD ve Suudi Arabistan’da da ofis kuracağız. İş hacmimizin yüzde 80’ini yurtdışında. Yüzde 20’si ise yurtiçinde yapılan taşımalar. Yurtdışında aldığımız işlerin yüzde 50’sini Türk, yüzde 50’sini yabancı şirketler için alıyoruz. 2002-2003 yılında Mısır’la başladık. Sonra Katar’a gittik. Şimdi bütün Afrika’ya yayıldık.
Türkiye’deki işlerinizi anlatır mısınız?
– Son Körfez Geçiş Projesi’ni tamamladık. 18 aydır devam ediyordu. 2013 Kasım ayında başladık. Bundan 7-8 ay önce firmayı taşıma konusunda ikna etmeye çalıştık. Köprünün çelik tabliyelerini biz taşıdık. Taşıdığımız her parça 7 metre genişliğindeydi. 3 TIR’ı yan yana koyun 7 metre olmuyor. Üstünden geçilen tüm çelik 2044 araçlık sevkiyatla taşındı. Her sabah 05.00’te dev parçaları taşıdık. Karayoluyla yaptık bu işi. Gemlik Fabrikası’ndan aldık, Gölcük Serbest Bölge’de taşıdıklarımız bloklar haline getirildi. 2.7 km’lik dünyanın 4’üncü büyük köprüsü yapıldı. Mühendis gibi çalıştık. Parçanın önce benzeri yaptırdık, deneme seferi yaptık. Biz taşımaya başladık. Denize göre çok daha hesaplı oldu. 18 ay sabahları uyumadım. Taşımacılıkta sanatsal bir taraf var.
Bu sektörde kadın çok az. Zorluklar yaşadınız mı?
– Kadın olarak hep saygı gördüm. Ben de kırılgan davranmıyorum. İçimde mücadeleci bir yan var. Demokrasinin oturduğu, medeniyetin olduğu ülkelerde iş yapmanın maceracı bir yanı yok. Biz Avrupa’da da iş yapıyoruz. Lojistik detay ve azim işi. Bence tam kadınlara göre. Bizim işte de her işte olduğu gibi ‘ben oldum’ dememelisiniz. Hep kendinizi yenilemelisiniz.
Sizin çocuklarınız işinizle ilgileniyor mu?
– Kızım 2 yıldır Kraft’ta çalışıyordu. 2 ay önce ben Londra’da lojistik masterı yapacağım ve sonra Transtaş’a geleceğim dedi.

IŞİD’in 30 kilometre uzağında çalıştık

Kuzey Irak’ta işleriniz devam ediyor mu? Daha geçenlerde Erbil’in orta yerinde bomba patladı…
– Son dönem STFA ile Erbil’de su dağıtım projesini yapıyoruz. Orası bitmek üzere. 2 bölgede 250 milyon dolarlık bir proje bu. Dohuk ve Erbil’in su dağıtım işi. 2 yıldır yapıyoruz. Bizim önceliğimiz Ortadoğu. Kasım ayında Amerika’ya gittiğimde şunu gördüm, ‘Mühendislerimizi Erbil’e göndermeyiz’ diyorlar. Işid’i söylüyorlar. Biz Işid’in 30 km uzağında aylarca çalıştık. Herkes tedbir alıyor ve cesaret gösteriyor. Bizlerin yılmak, korkmak gibi bir duygusu yok. Ben defalarca Erbil’e gittim. Şantiyede kaldığım zamanlar da oldu. Her yerde iş yapıyoruz. Kuzey Afrika karıştı. Türk müteahhitler Türki cumhuriyetleri ve Afrika’da yeni projeler almaya başladı. Son dönemde Suudi Arabistan çok aktif. Havalimanı, yol, köprü yapıyoruz. Çoğunlukla orada da Türk şirketlerle çalışıyoruz.

Duvarları yıkıyor yollar yapıyor

En zor iş yaptığınız yer neresi?
– Katar. Orası ağır çekim. Her şey yavaş işliyor. ‘Bugra inşallah’ dedikleri zaman bil ki daha çok zaman geçecek.
Taşımacılık yaparken çok büyük zorluklarla da mücadele ediliyor. Taşımak için yol yaptığınız, köprüleri yıktığınız, sonra yeniden yaptığınız oldu mu?
– Tiflis Havalimanı için 36 metre uzunlukta ve 5 metre yükseklikte yolcu köprüleri taşırken manevra yapabilmek için birçok evin bahce duvarlarını yıkıp, tali yollar yaptık, yoldaki elektrik direklerini ve kablolarını  yükselterek taşımaları gerçeklestirdik. Birçok projede köprüleri by pass temek için değişik çözümler üretiyoruz.

eergu@hurriyet.com.tr