Can Oba İle Harika Yemek ve Sohbet

Can Oba‘ya uzun zamandır gitmek istiyordum, sonunda arkadaşım rezervasyon yaptı, üç arkadaş  beraber gittik. Harika bir hava, ılık yarı bulutlu yarı güneşli bir İstanbul günü… 1972323_542892792492690_973501786_nŞimdiye kadar gitmediğim ama Sirkeci’de ünlü bir sokak Hocapaşa’dayız. Esnaf lokantaları çoğu kendi alanlarında ünlü, ortada Hocapaşa camii var. Öğle yemeği için gidiyoruz. Camiye namaz için girenler, masamızdan gözüküyor, çok hoş mini bir meydana açılan sokaklar, ve esnaf lokantaları arasında Can Oba’nın yeri. Üstünde adı yazmasa  bulmak zor.can-oba-restaurant Mekan eskiden ıslama köfteciymiş.Değiştirilmemiş, masalar, örtüler, diğer esnaf lokantaları gibi. Merakla bekliyoruz. Sonra zarif bir hanım geliyor. Bizi masamıza yerleştiriyor. Biz hazır olunca da günün menüsünü tüm detayları ile anlatıyor. 10377007_678608592254442_8282868676381814351_nMenü gününe göre değişiyormuş. Her şey günlük Can Oba tarafından, üçocak bir mikrodalga fırını olan minicik mutfakta herkesin önünde yapılıyor. İçeride beş masa, dışarıda biraz daha fazla…Biz hava güzel olduğu için dışarıdayız. Şaşkınlıkla çevreyi izliyor ve o çevrede,  sunumu ve lezzeti görmek tatmak için sabırsızlanıyoruz.10390352_719210261527608_3022682138810373716_n Ama mutlaka baharda bir akşam yemeğinde içeride oturup Can Oba’yı seyrederek yemeliyiz. İçerde yer bulmak çok daha zor tabii. Çok fazla yiyen bir grup olmadığımız için üçümüz de birbirimizden tatmak niyetiyle üç ana yemek istiyoruz.IMG_20130920_193215 Başlangıç olarak da balık çorbası istiyoruz, tadımlık. Çorba da da ana yemeklerde de sunumlar da lezzetler de mükemmel şaşırtıcı. Diyecek kelime bulamıyoruz, seyredelim mi? yiyelim mi? Üçümüz de ortaya yerleştirilen  yemeklerimizden merakla tadıyoruz.11430122_10153617866269311_6059741969159545433_n Anlatılırken bile heyecanlandıran bu muhteşem yemeklerin keyfini çıkarıyoruz.  Portakal soslu levrek, cevizli ahtapotlu risotto, ve ayva ve elma ile yapılmış kuzu ciğer…Yemeklerde meyvelere  çiçeklere çok yer verilmiş, hem lezzet, hem sunuma güzellikler katmış…. Üçümüz de neden risotta istedik bilemiyoruz. Çünkü genel de çok yediğimiz bir çeşit değil. Ama burada risotto başka güzel, favorimiz, oluyor….images (1)Can Oba, Almanya’da Michelin yıldızlı şef Alfons Schuhbeck’in yanında çalışırken ailevi nedenlerden Türkiye’ye dönmeye karar vermiş. Parası ancak Sirkeci’de, kebapçıların arasında beş masalık bir mekana yetmiş. Evini ipotek edip, 40.000.-TL ile işe başlamış. Bu durum onu yıldırmak bir yana dahada kamçılamış. Bütün imkansızlıklara rağmen çok sevdiği işi, inandığı prensiplere göre hayata geçirmiş.thumb_600 Şimdi Türkiye’nin en çok konuşulan şeflerinden biri. Vedat Milor onun için “Paris’te olsa adı Michelin Rehberi’nde geçerdi” diyor. Bugünlerde bir de televizyon programı hazırlığında olan Can Oba, aynı zamanda sohbeti çok keyifli bir şef. Mutlaka masalara uğrayıp hem yemekleriyle ilgili, hem farklı konularda sohbet etmeyi seviyor. Son derece mütevazi, kendini, işini, nasıl yola çıktığını çok keyifle anlatıyor.Çünkü mutlu olduğu işi yapıyor. Sabah çok erken kalkıyor, kendi anlatımıyla akbili basıyorum, geliyorum diyor. Amacı gençlere iyi bir örnek olmak…ve burada tutunmak… Gerçek bir hayatta kalma mücadelesi. 10383891_719210368194264_471659914397325304_n Gelecek hedeflerinde 40-45 kişilik bir yere taşınmak var… Hayalindeki yerini “Ben salaş mekan seviyorum. Deniz kenarında, ağaçlar altında, ışıklı, tahta masa-sandalyeli bir yer mesela… O tahta masa çürük olabilir. Önemli değil. Bana gelen iyi yemek yemeye gelsin.” diye anlatıyor. Yakında bir televizyon programı başlayacakmış, programı hakkında; “Her bölümde özel bir reçete vereceğim. Herkesin ulaşabileceği, ucuz malzemelerle yapılan yemekler olacak. Konuklar olabilir. Organik mutfağın  üstüne biraz eğileceğiz. Bilgilendirici bir program olacak.” diyor, ve devam ediyor. 10292510_616711955110773_8543285331669668924_n     “Mutfak 1.5 metrekare. Bir mikrodalgam, bir de üç göz ocağım…” Açıldığında ikiye böldüm restoranı. Bir kebap ustası aldım işe. Kirayı çıkarmak için onun yaptığı döneri sattım. Öbür bölümde de kendi menümü yaptım. İlk zamanlar hem garsonluk hem bulaşıkçılık hem de aşçılık yapıyordum. Şimdi üç kişiyiz. Biri iş bulamıyordu, geldi, aldım işe. Bulaşıkçı bir kız vardı, onu da aldım, eğittim. Şu anda rizotto yapıyor, tatlı yapıyor. Bir de çırak var… İlla okullu olmasına gerek yok birinin benimle çalışması için. İstersen her şeyi yaparsın. Onları seviyorum ben. Yemeklerin hepsini ben yapıyorum ama. Onlar eşlik ediyor. Dondurmamı, mayonezimi, ketçabımı, ekmeğimi, çikolatamı kendim yapıyorum bu imkansızlıklarla. Meydan okumak budur; üç kişiyle bütün Türkiye gastronomisine meydan okuyorum. “Masalar boş aslında ama strateji yapıyor, doluyum deyip kabul etmiyor” diye eleştiriyorlar. Yok öyle bir şey. Benim bir kapasitem var. Masa boş diye oraya seni alırsam akşam gelen adama ne yedireceğim? Buraya gelenlerin çoğu Michelin yıldızlı restoranlarda yemek yemiş, kıyaslama yapabilecek insanlar. Beş kıtada yemek yemiş adama “Abi bugün böyle çıktı malzeme” diyemezsin. Onları memnun etmek zor. Bir ayda beş masa negatif düşüncelerle ayrılsın, işiniz biter. O yüzden hiç kaytarma lüksüm yok. Hayat prensibimdir; kendi önüme gelecekmiş gibi yaparım her yemeği. Gençlere şunu söylemek lazım; çok seviyorlarsa yapsınlar bu işi. Çünkü hem iş olarak ağır hemde sorumluluğu çok ağır. Özel hayatınızdan feragat etmeniz lazım. Ben bekar kaldım bu iş yüzünden.” 11426178_10153617866154311_2810142521038539907_nCan Oba’nın yemekleri harika, sohbeti harika… Gençlere, girişimcilere verdiği mesajlar çok değerli…Biz çok keyif aldık. Tekrar gitmek üzere ortak karar aldık.Anlattığım herkes de aman biz de gidelim diyor. Bu çok özel mekanda, muhteşem yemekler, harika sohbet, çok özel bir girişimci hikayesi ve kalitesi lezzeti ile hiç uyuşmayan  makul  fiyatlar var. Hala gitmediyseniz, bir an önce rezervasyon yapın, çok beklemeye sabrınız yoksa, akşamlardan özellikle Cumartesi akşamından vazgeçip bir öğle yemeğini deneyin. Nasıl olsa sonra yine gitmek bütün yemeklerden tatmak isteyeceksiniz. 10277005_563159277132708_7710343305714680066_n Biz yemeği peynir tatlısı ile bitirdik. Bu güzel günü, sohbeti de tatlıyla bitirmekte yarar var.Sevgiler, sevgiler…

Haziran’a Girerken…

gisele-bundchen-tops-forbes-list-of-highest-paid-modelsŞubat’da biraz yediklerime dikkat edip,  yani diyet yapıp, biraz daha düzenli spor yapıp,haftada 500 gr, ayda 2kg vermeyi ve daha hafif daha sağlıklı olmayı hedefledim. Sizlerle de paylaştım.Bir çok arkadaşım da bana katıldı, Herkes kendine idol buldu. Sevgili arkadaşım Handan çok güzel zayıflamıştı, Gisele Bündchen gibi olmayı hedeflemiş, ve çok başarılı olmuştu; biz de onun gibi zayıflayalım,  diye yola çıktık. Sonra ne oldu, diyeceksiniz. Şubat ayının ortalarından sonra annemin sağlığı bozuldu. Sürekli kötüye doğru gitti. Mart ayı daha da zor günler yaşadık. Ve Nisan başında da annemi kaybettik. Geçtiğimiz iki ay da  da ;annemin yokluğunu, ne kadar kabullensem  de,  alışmak hiç de kolay olmadı, olmuyor…Bütün bunları niye yazıyorum. Sizlere söz verdim,Haziran başında hedeflediğim kiloya düşecek miyim?,sizlerle paylaşacaktım. Bu gün onun için  yazıyorum. Hedefimin sadece %40-%50 sini yapabildim..4.5 dan 5 ile geçer miyim? Hayır, 4 ile ikmale kalıyorum, kendi isteğimle.Şubat Mart Nisan Mayıs ayları  boyunca  fazla yemedim, ama spor da  yapamadım. Yürüyüşlerim aksadı, moralim, enerjim, hep düşüktü.Düzenli ve dikkatli bir yeme programı uygulayamadım. Böyle bir konsantrasyonum yoktu, genellikle de sağlığım çok  iyi değildi. Ya başım ağrıdı, ya midem bulandı, ya başım döndü.Bahar ve mevsim geçişleri, beni zaten her zaman sarsar; bu bahar, yaşadıklarımla  hepten sarsdı, hatta çarptı. Hala da kendimi çok iyi hissetmiyorum. Ama hayata, yaşama  en iyi şekilde uymaya çalışıyorum. Şimdi artık çok nazlansa da  yaz başlıyor. Havalar ısındıkça, biraz daha bedenim, ruhum normale dönecektir, enerjim yükselecektir.Daha çok spor yapabileceğim. Yediklerime de daha çok konsantre olabilirsem Eylül-Ekim de hedefime ulaşmayı umuyorum. Sağlıkla yapabilirsem, ne mutlu bana. Başlarken kolay olmayacağını biliyordum, yine öyle düşünüyorum. Kolay değil, ama mücadele etmeye değer…Sevgiler…

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi

10151183_708430509267385_7954585826905257381_nKAGİDER‬, Garanti Bankası ve Ekonomik Dergisi ortaklığıyla bu yıl 9. kez düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’na başvurular alınmaya başladı.

Türkiye’nin kadın girişimcilerini desteklemek, cesaretlendirmek ve onların iş hayatındaki yerlerini kuvvetlendirmek amacıyla gerçekleştirdiğimiz yarışmanın son başvuru tarihi 31 Temmuz 2015. Yarışmaya başvuran‪ kadın girişimciler “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi”, “Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimci”, “Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimci” ve “Türkiye’nin Kadın Sosyal Girişimcisi” kategorilerinde değerlendirilerek ödüllendirilecektir.

Türkiyenin Kadın Girişimci Yarışması’na Türkiye’de yaşayan ve hakim ortak olduğu işletmenin yıllık cirosu 40 milyon liranın altında kalan tüm kadıngirişimciler başvurabilir veya aday gösterilebilir.

Son Başvururu Tarihi : 31 Temmuz 2015

Başvuru Linki: http://www.kadingirisimciyarismasi.comhttp://www.kadingirişimciyarisması.

Anneme;Tüm Annelere Sevgiler..

Her sene anneler günü öncesi, heyecanla anneme,  ne alayım, nasıl program yapayım, diye koştururken bu sene ne yapacağım hiç bilemedim.Fotoğraflarına baktım, fotoğraflarımıza baktım.  Çok sevdiğin çiçeklerin içinde ki bu fotoğrafını seçtim, çok güzel gülümsediğin,  çok sevdiğin çiçeklerin içinde olduğun için. Halam rüyasında seni görmüş, çiçekler içinde çok güzel bir yerdeymişsiniz, ona burası cennet gibi diyormuşsun….Buradan kucaklar dolusu sevgiler,cennetinde huzur içinde ol, canım anneciğim anneler günün kutlu olsun, tüm annelerin, çocukların da anneler günü kutlu olsun…

-1