Category Archives: Hayata dair
Torba’da Güzel Şeyler
Muzaffer Akyol Casa Dell’Arte Hotel’de
Sevgili arkadaşımız Ahu Büyükkuşoğlu Serter otelleri Casa Dell’Arte’ye davet ettiğinde bu çok özel otel, aynı gün değerli usta Muzaffer Akyol‘un sergisinin de açılışını yapıyordu.Hem Ahu ile bir araya gelmek, hem arkadaşlarımızla buluşmak, hem Türkiye’nin ilk ve tek sanat otelini gezmek, Muzaffer Akyol ustanın sergisinde; kendisini ve eserlerini görmek çok keyifli ve cezbedici oldu.
Sergi 14 Ekim’e kadar devam edecek.Mutlaka gidin, hem sergiyi, hem Türkiye’nin önde gelen koleksiyoner ailelerinden Büyükkuşoğlu ailesinin sanat eserlerini görme fırsatını değerlendirin.Muzaffer Akyol 2011- 2013 yılları çalışmalarına güncel konuları Gezi izlenimlerini de eklemiş.Gece uzun zamandır sergisine gidemediğim ustanın kapıda karşılamasıyla başladı.Oldukça kalabalık bir davetti.Sanat tutkunları hem sergiyi hem oteldeki diğer eserleri izlemekten çok mutlu oldular.Ben de hem Muzaffer Akyol’un hem her duvarda birçok ustanın değerli eseriyle karşılaştıkça inanılmaz keyif aldım. Tekrar tekrar dolaşmak istedim. Amacım bir gün tekrar gidip kendi başıma sakin sakin dolaşmak.
Muzaffer Akyol”Çocuk Büyüdü,Çocuk Konuşuyor,Çocuk Korkmuyor” Resim Sergisi
Sanat evi anlamına gelen Casa Dell Arte Hotel Büyükkuşoğlu ailesinin tutkuyla koleksiyonlarına kattığı sanat eserlerini, diğer sanat tutkunlarıyla paylaşmaya karar vermesiyle kurulmuş.Önce anne Fatoş hanım ilgileniyor ve sanat eserleri toplamaya başlıyor. Topladığı sanat eserlerinin bir kısmını emeklilik projesi olarak gördükleri Torba’daki evde sergilerlerken evin yanındaki araziyi de alıp koleksiyonu sanat severlerle paylaşmak istiyorlar. 
Annenin başladığı proje sonra baba Yunus Büyükkuşoğlu’nun da ilgi duymasıyla devam ediyor.O dönemler Amerika’da okuyan kızları Ahu’nun katkılarıyla da bambaşka boyutlara ulaşıyor, otel projesi gündeme geliyor, ve Türkiye’nin ilk sanat oteli oluşuyor.Sanat atölyesi çalışmalarıyla devam ediyor. Casa Dell’Arte çok özel bir otel. Sevgili arkadaşımız Ahu Büyükkuşoğlu Serter de sanat otelinin bütün etkinliklerinin oluşturulmasında otel ekibiyle beraber çalışıyor.Ben tanıdığım günden beri Ahu’nun enerjisinden, çalışkanlığından çok etkilendim, hayran oldum. Onu tanımak fırsatını buldukça da, daha fazla şaşırıyorum, hayran oluyorum.O gece de hiç yorulmak bilmeyen enerjisi, çok güzel tebessümü ile pozitif etkisi ışıltısı ile parlıyordu.Otelin etkinlikleri arasında Bodrum’a yerleşen Seattle’lı seramik sanatçısı Monad’ın sürdürdüğü seramik dersleri var. Hiçbir eğitim almadan 40 yılı aşkın süredir seramikten mucizeler yaratan 63 yaşındaki rastalı zenci bu sevimli adam o gün bu gündür otel misafirlerinin çocuklarına seramik dersleri veriyormuş.

7000 personelli FarPlas İcra Kurulu üyesi ve 3 kız annesi Ahu o gün tüm güzelliği ve konukseverliği ile bizlerleydi.Ahu Serter’in girişimcilik hikayesini en kısa zamanda sizlere anlatacağım.
Sanat etkinlikleri kadar spor etkinliklerine önem veren otelin çok özel spası da var. Otelde kalmasanız da, tüm etkinliklerden faydalanabiliyorsunuz.Torba deyince ilk aklıma gelen Sanat Evi restorant ve plajı iken, şimdi de şaşırtıcı güzelliği ile Casa Dell’Arte Hotel eklendi.
Torba’da diğer keşfim ise Torbahan Hotel’de Buzuki Hakan ve Pelin oldu. Mekan denizin üstünde çok güzel, yemekler tek tek hepsi farklı, lezzetli, müzik,ortam çok güzel, keyifli.Program tüm Ağustos ayı içinde devam edecek. Bir akşam mutlaka deneyin tekrar tekrar gitmek isteyeceğinize eminim. Biz gittiğimiz gece hiç bitsin istemedik.
Bu günlük bu kadar, devam edecek, Bodrum’da güzel şeyler çok fazla…
Sevgiler, sevgiler
Yalıkavak, Yalıkavak …
Bu sene benim için Bodrum; Yalıkavak merkezli oldu. Yalıkavak Marina’nın yenilenmesi, Yalıkavak’da yeni yerler keşfetmem, çok sevgili arkadaşlarımın Yalıkavak’da kalmaları, daha birçok neden beni Yalıkavak’ı daha sever, Yalıkavak’ta daha vakit geçirir yaptı.Bu güzel nedenleri tek tek anlatacağım.
Marina’yı hep çok severdim.Alışverişe konsere, yemeğe, kahveye hep giderdim.Bu sene yenilenmiş haliyle çok daha da çarpıcı olmuş.Eski halini de çok severdim, ama yeteri kadar kullanılmadığı için üzgündüm. Şimdi tam bir ilgi alanı oldu.Kalabalık oluşunu beğenmeyenler, İstinye Park’tan ne farkı var diyenler de var; ama bana göre çok farklı ve Yalıkavak’a Bodrum’a canlılık getirdi, ışık saçtı.Gündüzü de gecesi de başka güzel. Eğlenceli, hareketli, sosyal ve denizin kenarında, hatta içinde sıcak yaz günlerinde püfür, püfür…Çok sosyal ne zaman uğrasam, en az üç arkadaşıma rastladığım, çok güzel vakit geçirdiğim bir alan oldu.Her yaşın, farklı kültürlerin, farklı merakları olanların da kendilerine göre gece gündüz eğlenceler bulacağı bir yer.
La Maison Bodrum bu sene Yalıkavak’ta açıldı, çok şık çok keyifli .Hem butik otel hem restorant olarak süper. Arkadaşlarım keyifle kalıyorlar, yemekler, servis, ilgi mükemmel.
Biz yemeğe gittiğimiz de salyangoz, ördek, balık ve bonfilelerini yedik, çok başarılı idi.Kahvaltıları akşam üstü çay saatleri hep özel farklı, güzel.Hem de sürekli Deniz Anapa farkıyla. Pazartesi geceleri dans geceleri düzenliyorlar. Yürüyerek, Yalıkavak merkeze 5, marinaya 10 dakika.Bu sene favorim oldu, uzun uzun anlatacağım.Hem sevgili Deniz Anapa’nın girişimcilik öyküsünü hem La Maison Yalıkavak’ı
Yalıkavak Geriş köyü Panorama Pasanda restaurant yeni keşfim çok özel. Tipik köyün dar yollarından taş evlerinin arasından çıkıyorsunuz, müthiş manzara, iki çok güzel insan sizi karşılıyorlar, ağarlıyorlar. Murat ve Fadime Ulucan mekanı gördükleri an bu tam bizim aradığımız yer demişler, ve işe koyulmuşlar.Sonuç mükemmel olmuş. Ben kahvaltılarına gittim.
Ama akşam da çok güzel olduğu kesin. 
Bir sürü yeni proje gezdim, arkadaşlarımın evlerine gittim. Çok beğendim. Zaten Bodrum’un hem sıcacık,hem şık bölgesi Yalıkavak; bu sene birçok seçimde favorim oldu Yalıkavak pazarı ile plajları ile, sahili, marinası ile hep çok şık ve özeldi. Ama bu sene yeni eklenenleri ve benim yeni keşiflerimle çok daha çarpıcı güzeldi.Her zamanki favorillerim Bodrum Marina, Gündoğan’a Torba’da da çok özel yerler eklendi. Casa Dellarte Hotel’i oradaki Muzaffer Akyol sergisini ve Torbahan Hotel’de Buzuki Hakan ve Pelin’i yarın anlatacağım hafta sonu gelecekler için.
Bodrum’da keşfedilmeyi bekleyen çok yer var, sevgiler sevgiler…
Kuğudan Superplast’a
Sevgili Ayşen Zamanpur iki gün önce mesaj yazmış; Benjamin Button sırlarını yaz diye. Daha önce de bu tür sorular aldığım için ben de hemen yazdım.Sır değil,sırda olsa sizden saklı değil.
Güzel ve sağlıklı bir cilde ve vücuda sahip olmak için hep gayret ettim, dikkatli yaşadım, özenli oldum.Cilt bakımımı ihmal etmedim, hala da aynen devam.Herkesin bildiği yaptığı şeyler, doğru beslenme, iyi ve yeterli uyku, içki sigara yok şıkları benim için de geçerli. Bol gülmek, gülümsemek, en önemli, en sevdiğim etken…Bunların dışında bir iki olmazsa olmazımı ve Kuğu’dan Superplast’a serüvenimi de aşağıda anlattım.
Her zaman gözlük hem de büyük boy. Yaz, kış, denizde yüzerken bile güneşin, rüzgarın zararlı etkilerine karşı…. Nemlendiricisiz, koruyucusuz asla…
En çok dikkat ettiğim şeylerden biri, güneşli havalarda,ya da konuşurken gözümü kısıp, mimik yapıp gereksiz kırışıklıklar olmamasına özen gösterdim.Bu yüzden hiç gözlüksüz dolaşamam,sabahları duşumu aldıktan sonra mutlaka nemlendirici kremimi sürerim.Her gün, sabah akşam cilt temizliğimi bakımımı mutlaka yaparım.Her denilenin, önerilenin değil, araştırıp anlayıp ikna olup gereken bakımları ve önlemleri de yaparım.Hiç ifrata kaçmadan ama genelde sene de iki kere bir genel kontrol bakım yaparım. Bir yeni yıla girerken bir de yaza girmeden.Bu konuda da kendimi güvendiğim emin ellere teslim ederim.
Cilt bakımı için ilk gittiğim güzellik enistüsü, LCC’den hocam Kuğu Güzellik Salonu sahibi Nurten Akoral hanımın Nişantaşı’n da ki salonu idi.Daha 16 yaşlarında idim, ama genç kızlık sivilcelerim vardı. Nurten hanımın pırıl pırıl bakımlı cildi beni cezbetmişti. Güzel şık salonda öyle. Ama ne yapılabilir, anlatılırken içeri Nurten hanımın kızı geldi. Baktım ki onun cildinde de benim gibi ergenlik sivilceleri var. O anda kararımı verdim, sonra uğrayayım diyerek ayrıldım. Demek ki burada ergenlik sivilceleri için çözüm aramak gereksizdi. Sonra bir ara Taksim’de çok ünlü bir güzellik salonunda cilt temizliği yaptırdığımı hatırlıyorum, sonra Galeria da bir salonda bir kozmetik markasının bakımlarını yaptırdım, ve gençlik yıllarından orta yaşlara geldim. Orta yaşlarda ergenlik sorunlarımın yerini tek tük başlayan yaşlanma belirtileri aldı. O günlerde karşıma üniversiteden çok sevdiğim arkadaşım çıktı.
Sevgili Nehla hep yol göstericim danışmanım oldu.
Güzellik salonu vardı, ayrıca kendi cildi de süper gözüküyordu.Bağdat caddesinde La Dans güzellik ve dans salonunu işletiyordu. Orada başladığım bakımlar ve önlemleri sonraları da hep devam ettirdim. Güzel arkadaşım Nehla Velidedeoğlu‘nu hep dinledim; izledim. Hala da her yeni işlemde onun fikrini alırım. Nehla bir müddet sonra Amerika’ya gitti. Salonu da kapadı, ben de orada tanıştığım çok değerli doktorum Mustafa Oran‘la cilt bakımıma devam ettim. Mustafa bey benim için hep çok değerli oldu.Ona çok inanırdım ve güvenirdim. Çok tatlı çok özel bir insandı. Nişantaşı’ndaki kliniğine uzun seneler devam ettim.Sürekli Paris’e gider yenilikleri takip eder. Her önerdiğini öncelikle kendinde ve yakınlarında da denerdi. Çok hoş, çok zevkli döşenmiş kliniğinde geçirdiğim saatler, özellikle de acı çekilen işlemler olmasına rağmen, onun esprili, samimi, muzip davranışlarıyla hep keyif verirdi. Her yaptığının da çok faydasını gördüm. Hala aynı işlemler belki biraz daha farklı aletlerle devam ediyor. Ben de uyguladığı iki çok önemli işlem, peeling ve lifting idi.Peeling ile belirli zamanlarda cildin üzerindeki ölü deriyi alır, alttan yeni taze cildin gelmesini sağlar, lifting ile de yüz kaslarıma jimnastik yaptırırdı.Nasıl kolumuz bacağımız karnımız için jimnastik yapıp düzgün ve fit durmalarını sağlıyorsak, yüzümüze de derinin altına yerleştirdiği minik elektrotlarla yüz kaslarına hareket verip, kan dolaşımını hızlandırıp canlılık kazandırırdı.İki işlem için de, özel makinelerı kremleri sistemleri vardı.Bu çok özel insanı çok genç yaşta çok basit bir göz operasyonu geçirirken kaybettik. Her zaman sevgiyle andığım Mustafa beyi unutmam mümkün değil.Nurlar içinde yatsın. Sonra yeğeni Yeşim ile, evlenip doğum yapana kadar bir müddet daha devam ettim.
Zaman zaman değişik yerleri de denedim ama son derece dikkatli, temkinli ve abartmadan. Çok beğendiğim bakım yaptırdığım salonlar hep oldu.Sonra iki yıl önce 2011 yaz başında yine sevgili arkadaşım Nehla’nın önerisiyle doktorum Superplast Çoşkun Levent Taşçı ile tanıştım. Bana yapılmasını uygun gördüğü, ve yaptığı her işlemden çok memnun kaldım. Benim için en önemli olay ne yapılırsa yapılsın; doğal görüntümün bozulmadan ve bana zarar vermeden yapılacak şeyler olması idi.O da beni dinledi, destekledi ve uyguladı. Sevgili doktorum Çoşkun Levent Taşçı’ya çok güveniyorum. Burada bana bunu yaptı, yapacak demek istemiyorum. Herkesin yaşına cildine göre yapılacaklar çok farklı.
Benim için önemli olan bana yapılanların bana uygun olduğu .Küçük sırlarımı sizlerle paylaşmaktan sakınca görmüyorum.Ama herkesin kendine uygun olanı bulması şart, abartmadan, zarar görmeden.Hep buna inandım; nasıl jimnastik, pilates yaparak vücudumuzu fit tutmaya çalışıyorsak, ilk başlar da da aynı şeyleri yüzümüz boynumuz için de yapmak yeterli.Mimiklerin yer etmesine engel olmak, her zaman cildi nemli, koruyuculu tutmak, bol bol da gülmek, gülümsemek bana yetti . Size de yetecektir, çok uzun sürede idare edecektir, inanın….sevgiler, sevgiler








