Prens’le CKM’de

Lise ve Üniversite  okul yıllığımda Meral’e en çok nerede rastlamak münkün sorusunun karşısında AKM, Sanat Galerileri, ve Fransız Kültür Merkezi yazıyor.O zaman Teşvikiye’de yaşıyordum, konserler,kitapçılar, sinemalar, tiyatrolar ve sergiler en önemli vazgeçilmezlerimdi. Yıllar, yıllar geçti, uzun zamandır Kadıköy yakasında yaşıyorum, AKM kapandı. Ben yine bol bol konser ve sergilere gitmeye devam ediyorum. Bu aralar en çok görüldüğüm yerlerden en önemlisi  ise, Caddebostan Kültür Merkezi . CKM’nin içinde sinemalar,bir çok sergi salonları, konser salonları,tiyatro söyleşi  salonları,kütüphane  ve de kitapçılar bir arada. 133_1289

Hepsi benim  vazgeçilmezlerim.Her pazar prensimle buluştuğumuz da da; zaman zaman, vaktimizin  bir kısmını CKM de geçiriyoruz.

133_1286Onun için seçtiğimiz tiyatroya, baleye konsere  gitmek için CKM ye gidiyoruz. Gösteri saatinden önce gelip sergileri dolaşıyoruz, kitapçıya uğruyoruz. Hepsinden beraberce çok keyif alıyoruz. .Gösterileri seyrettikten sonra sanatçıları tebrik edip bazen de fotoğraflar çektiriyoruz.

133_1273

Sergileri gezerken ikimiz de ayrı ayrı beğendiğimiz resimleri seçiyoruz.Yukarıda ki resim Aslan’ın Muzaffer Oruçoğlu’nun Antagonizma sergisinden en beğendiği;                                                       aşağıdakiler ise Şemsettin Başkurt’un “Bir Ustanın Anısına  sergisinden seçtikleri”133_1260Son derece sade ve  minimal olanları seçmiş.133_1268Bazen oturup ilgili DVD leri sanatçıların hayat hikayelerini izliyoruz.O henüz 3.5 yaşında ama paylaştığımız çok şey var.Lise yıllarımda sergileri dolaşırken genelde yalnız olurdum, benim bu merakımı benim kadar istekle paylaşan kimsem yoktu. Bazı sergilere defalarca gittiğim olurdu.26090313285841204 İlk sinemaya babam dört yaşlarımdayken  götürmüştü. Beyoğlu’nda Yeni Melek sinemasında Walt Disney’in Uyuyan Güzel‘ine gitmiştik. Sinema salonuna girdiğimizde film başlamıştı. Karanlıkta birden karşıma çıkan prensesin  o kocaman gözlerini hiç unutmadım. Babam tiyatroya da çok götürürdü. O zamanlar gezi adresimiz kışın genelde Beyoğlu idi.O günlerin Beyoğlu’su ile çok anım var. İlk konser hatıram ise yine babamın götürdüğü; ilkokulda küçücük bir kızken Johny Hallyday ve  Sylvie Vartan konseri oldu. Dünya Sineması’nda ki konserleri çok ses getirmişti. Sonra kızımla AKM de her cuma  Devlet Senfoni Orkestrası konserleri senelerce vazgeçilmezimiz, oldu. Seyahatlerimizde de hep konser ve sanat tarihi gezileri programımızın  başında yer aldı. Oğlumla  Michael Jackson konseri anım; kocaman aşkımın  beni AKM’ye Münir Özkul anma gecesine davet ederek ilgimi çekmesi, hepsi, hayatımda önemli anılar. Evet yıllıkta yazılanlar, hayatımda  aynı heyacan, ve etkisiyle  devam ediyor,bu sefer prensim de işin içinde. Babamın bu tercihlerim de  bana çok etkisi olmuştur diye düşünüyorum.Bakalım prensim de büyüyünce neler hatırlayacak.

Romantik Komedi 2

fft85_mf2432759Sinema izlerken birinci tercihim romantik komediler. Bol starları, harika görsellerı, muhteşem mekanları, eğlendiren konuları ile hoşça vakit geçirten filmler, hem de romantizmi bol cinsten olanlar öncelikli tercihim. Hollywood yapımı romantik komedilerin bazılarını defalarca izlediğim olmuştur.Bu sefer yerli romantik komedi izlemek için sinemadaydım.Bu haftanın filmi

dc5hur-5t5dudmy5kl107suhk18_layoutRomantik Komedi 2 Bekarlığa Veda‘ya gittim.İki saat boyunca kahkalarla güldüm.Filmin konusu üç çok güzel,birbirleri ile çok iyi arkadaş genç  kızla, onların beraber olduğu ve arkadaşları dört yakışıklı genç  arasında geçiyor.Benim de zaman zaman çocuklarlarımla benzer sahneleri çok yaşadığım bir ortam anlatılıyor.

‘Romantik Komedi 2’, güldürüyor, eğlendiriyor. Sıkılmadan izliyorsunuz, gerçek bir rom antik komedi.

283211_404337249636037_614889106_n

Esra evlilik hazırlıklarına hız verirken, Didem grupta henüz evlenmemiş tek kız olarak kaldığını fark eder. Panikleyen Didem, sevgilisi Cem’i bir punduna getirip evlenmeye ikna etmeye çalışır.9214_412086622194433_953217989_n

Fakat Didem’in bu hallerinden habersiz Cem yeni bir filmin hazırlıklarına başlar ve başrolü paylaştığı Gözde adında bir kadınla tanışır; tamamen işine konsantre olur. Her şey üst üste gelince Didem kıskançlık krizine girer ve Cem’e çaktırmadan onu izlemeye alır ve ekibin erkeklerinin Antalya’da bekarlığa veda partisi yaptıklarını öğrenir. Erkeklerin peşine düşen kızlar, otele dansöz kılığında girmenin yollarını ararlar…
2010 tarihli Romantik Komedi adlı filmin devamı niteliğinde olan yapım Cemal Hünal, Sedef Avcı, Sinem Kobal, Burcu Kara, Gürgen Öz, Gökçe Özyol ve Engin Altan Düzyatan‘dan oluşan çekirdek oyuncu kadrosunu devam filminde de aynen koruyor. “Bekarlığa Veda” konseptinde çekilen filmin yönetmenliğini ise ilk uzun metrajlı sinema işine imza atan Erol Özlevi üstleniyor.

IMG_1613Kıyafetler, mekanlar, evler, Adam&Eve Otel’de geçen sahneler, hepsi gözalıcı.romantik-komedi-2nin-fragmani-yayinlandiEsra’nın kına gecesi,Gürgen Öz’ün dans sahnesi, başarılı göz doldurucu oyunu,en çok akılda kalanlar,

14906_438375402898888_450798134_nOyuncuların hepsi çok güzel, çok yakışıklı, kıyafetleri, yaşantıları oldukça abartılı ama, filmi daha da zengin ve  yapmış.Cıvıl, cıvıl, eğlenceli bir flm. Özellikle benim gibi bu yaşlarda çocukları olanlar için, ya da bu yaşlarda olanlar çok daha ilgi çekici olabilir.Baştan sona güldüm derken filmin sonunda  Esra’nın düğün sahnelerinde, ve Cem’in Esra’ya evlilik teklif ettiği sahnede çok hüzünlendim. Düğünlerde hep mutluluktan ağlarken bu sefer, günümüzde çok çabuk biten,sonu gelmeyen evlilikler için ağladım.Kahkahalarım yüzümde dondu, kendimi mutsuz caddede buldum. Sizlere neler anımsatacak bilmiyorum, ama benim gibi romantik komedi seviyorsanız, kaçırmayın derim. Sevgiler, sevgiler…13429_a

Bir Konser, Bir Film

Borusan Filarmoni Orkestrası (BİFO), şubat ayı konserlerinin ilki geçen hafta Caddebostan Kültür Merkezi’nde idi. Ünlü İtalyan çellist ve besteci  Giovanni Sollima  konserin solisti idi.  “Sollima ile Halk Masalları” adlı konserde, Gürer Aykal yönetimindeki BİFO, sanatçının kendi bestesi olan “Viyolonsel ve Orkestra için Halk Masalları” adlı yapıtın Türkiye prömiyerini gerçekleştirdi. Sollima’yı hayranlıkla dinledim ve izledim. Gözümü hiç sanatçıdan alamadım. Viyolenseli ile bestesi ile nasıl bütünleşti, nasıl bambaşka dünyalara uçtu bizi de arkasından uçurdu, aldı götürdü.

giovanni-sollima-bifo-ile-6-subat-ta-ckm-de-4303185_1518_o

Müzik otoriteleri tarafından minimalist ve post-minimalist olarak tanımlanan İtalyan besteci ve çellist Giovanni Sollima, bestelerinde cazdan rock müziğe hatta Akdeniz etnik müziğine kadar pek çok müzik türünden esintiler barındırıyor.Konserde; violenselini zaman zaman  gitar gibi, zaman zaman vurma çalgı gibi kullanan Sollima hem dinleyicilerle hem orkestra arkadaşlarıyla da çok farklı, çok sıradışı, bir iletişim içinde idi.

Nasıl bir tesadüfse dün akşam TV de  seyrettiğim müthiş filmde (Kalbini Dinle) vilonsel çalan genç kızla gitar çalan gencin aşkı olağanüstü güzel konu ve müzikle anlatılmıştı.

August_Rush_Movie_Poster_by_JudeMer

Yetenekli ve karizmatik İrlandalı gitarist ile genç ve güzel çellist New York’taki Washington Square’de karşılaşırlar, ancak bu sıradan bir gece değildir. Büyülü anlar yaşayan ikili bir süre birbirlerinden ayrı düşeceklerdir. Ancak onları ufak bir çocuk bir araya getirecektir: Küçük bir yetim olan August Rush sokaklarda kendi müziğini yapmakta ve sihirli bir güç tarafından korunmaktadır. Küçük August yeteneğini giderek herkese kanıtlamaktadır.

Her zaman müziğin ilahi gücüne inananlardanım. Müzik, en güzel  mutluluk kaynağımiz, ruhumuzun ilacı, vitamini enerjisi. Filmde de küçük August kaybettiği ailesini müziğinin gücüyle, bulacağına inanıyor, ve bu amaçla istekle besteler yapıyor.Bestelerin ulaşacağı kişi sayısı ne kadar çok olursa onları bulma şansının da o kadar artacağına inanarak besteliyor, ve çalıyor.

august-rush-movie-stills-27

İster klasik, ister  rock olsun.İster violensel, ya da gitar hepsi muhteşem yorum ve bestelerle evrensel bir sihir oluşuyor, bu harika film de de bu duygu, bu mucize çok iyi işlenmiş. Çok güzel çelist Lyla Novacek’i Keri Russel,  çok yakışıklı karizmatik  gitarist Louis Connely’i Jonathan Rhys Meyers,  minik olağanüstü besteci August Rush’u Freddie Highmore  oynuyor. Filmin en önemli rollerinden olan Witzard’ı ise her zamanki oyun gücüyle  Robbin Williams canlandırmış.

Bu haftanın müzik açısından benim için çok şanslı süper bir hafta olduğunu düşünüyorum. Arka arkaya, harika bir konser,sonra çok iyi bir film,sizler için  de daha güzellerini diliyorum.Sevgiler, sevgiler..

Kaşmir Yolu

Sevgili Ayşen Zamanpur‘un kitabının çıktığını duyar duymaz hemen alıp okumak istedim. Ben hep bir kaç kitap, hatta bir çok kitabı; bir arada okuyanlardanım.Hızlı da okumam, döne, döne, evire çevire okurum.Ama Kaşmir Yolu’nda bunların hiçbiri olmadı. Tek kitaba odaklandım, elimden bırakamadım, benim için olabilecek en hızlı şekilde okudum.

602406_10151135382282689_1818782615_n

Sevgili Ayşen kitabına “Bu benim ilk ve son romanım” diye başlıyor. Temennim devamı olsun.Doğan Kitapdan çıkan bu çok güzel roman aynı zamanda harika bir yol gösterici kitap özelliği taşıyor.Girişimciler için çok değerli referans kitap, biyografi, anı, yaşam öyküsü ve roman hepsinden var.Sevgili Ayşen kitabı okumaya başlarken bir sözleşme yapalım, diyor, beğenmediğiniz yerleri atlayın, ama sevdiklerinizin altını çizin. Öyle istemese böyle güzel bir kitabı çizmeye kıyamazdım, ama o isteyince keyifle çizerek okudum.Sizlerle  paylaşmaya gelince mümkün değil, baştan sona her sayfadan her bölümden çok keyif aldım.Sizlere de yapacağım en yararlı paylaşım alın ve okuyun demek. Ama izin verirse Ayhan Hanım bölümünü paylaşmayı çok isterim.

Bir bayram günü dedesinin bahçesinde ki koyunu severken yıllar sonra keçilerin peşinden koşacağını hiç bilmiyordu. 

319787_10150848748997689_1758330234_n

Doğan Kitabın tanıtımında;Kaşmir Yolu çok güzel özetlenmiş. Ben de aynen aldım.

Türkiye’den İç Moğolistan’a uzanan bir tutku yolculuğu…
Silk&Cashmere’in hikâyesi… “Dünyayı fetheden
kaşmirci”nin… Projelendirilmiş bir tutkunun hikâyesi…
20 yıl…163 mağaza ve corner… 26 ülke…
Kaşmir ve ipeğin peşinde kat edilen binlerce kilometre…

Kaşmir Yolu…

Aynı zamanda bir annenin hikâyesi…
Bir genç kızın düşlerinin adım adım gerçeğe dönüşmesinin…
Bir iş kadınının umutlarının ve hayal kırıklıklarının
hikâyesi…
“İçimizden biri”nin tutkuyla bir marka yaratma, düşlerini
gerçeğe dönüştürme macerası…
Ayşen Zamanpur’un eşsiz yaşam öyküsü ve muhteşem
girişimcilik başarısı…

149429_10150857759907689_860133724_n

Sevgili Ayşen ile Kagider’le ilk katıldığım yıl bir bankanın davetlisi olarak katıldığımız yemekte tanışmıştık.                                                                                                                        Hemen ne kadar “fırlama çıkıntı, arkadaş canlısı, komik, deli pot, biraz anarşist, kural dinlemez, asi” olduğunu anlamıştım, demiyorum tabii. Ama o kendini böyle anlatıyor. O günden  benim aklımda kalan ise farklı, asi ruhlu,komik ve çok renkli olduğu. Bu çok özel, ve çok başarılı kadını katıldığı panellerde defalarca keyifle dinledim. Kitabında çok yer verdiği sevgili  ekibi ve eşi ile ofislerinde  tanışma fırsatım oldu.Her zaman mağazalarının hem kendim, hem hediyelerim, için müşterisi takipçisi oldum.

31015_10151109794912689_566644808_n

Kaşmir Yolu, hem girişimcilere, hem de bir başarı öyküsü okumak isteyenlere, hem hepimize hitap ediyor. Bu kez yazar kimliği ile karşımızda olan Ayşen Zamanpur da yapıtını bir
anı ya da iş dünyası kitabı olarak tanımlamak yerine, “bu
benim ilk ve son romanım” diyerek bir ipucu veriyor
okurlara…
Zamanpur kitabıyla ilgili olarak şunları dile getiriyor;
“Silk&Cashmere’in öyküsünü yani Kaşmir Yolu’nu anlatmak
için, sınırsız bir istek duydum yıllardır. Öylesine gerçek, o
kadar keyifli, o kadar tutku dolu bir öykü ki, belki sadece
bilimsel gerçeklere dayandırıp bir referans kitap
yazabilecekken, üstelik eğitimini aldığım bir konu olduğu için
bunu daha iyi yapabileceğimi bilirken, açıkçası, öylesi bir
roman içime sinmedi.
Hâlâ başkahramanlarından biri olduğum bu cânım öyküyü, şimdi pek çok
konuşmamda yaptığım gibi, ‘Madde 1: Girişimciliğe giriş’, ‘Madde 2: Nasıl marka
olunur?’, ‘Madde 3: Çin’de yatırım yapmanın zorlukları’ gibi sıralamak, benim ve
tüm ekibimizin yaşadıklarını böylesine azımsamak, kategorize etmek, büyük
haksızlık olur diye düşündüm. Kendime, markamıza emek veren herkese, saf
kaşmire, saf ipeğe, hatta o güzel yumuşacık keçilerimize haksızlık yapmak
istemedim. Gözümü kararttım.”

292616_10150853851187689_1442470990_n
Silk&Cashmere’in öyküsünde baş kahraman kendisi olsa da, yanında güçlü bir
ekip olmadan tüm bu başarıların gerçekleşmeyeceğinin altını çiziyor Zamanpur;
“Aslında bir romanda/uzun hikâyede olması gereken tüm unsurları içeriyor bizim
öykümüz. Bizim diyorum, çünkü biliyorum ki, ben şu anda rahat odamda bu
satırları yazarken yüzlerce kişi ter içinde markamız için çalışıyor. İç Moğolistan’da
ortak olduğumuz fabrikada, çekik gözlü Ming, gözünü kazağın yakasına dikmiş,
bizim detaylı kriterlerimize göre kalite kontrolü yapıyor. Barselona bayimiz Jose bir
alıcıya İspanyolca kaşmiri anlatıyor. Akmerkez mağazamızda Nurten kasa alırken,
Barış da bir müşterimize paket yapıyor. Tasarım ekibimiz baş başa vermiş, gelecek
seneki koleksiyon için katalog karıştırıyor ya da yüzü aşkın tonu olan pembelerden
pembe beğeniyor. Bu öykü benim, bu öykü bizim, hepimizin… Hadi gelin benimle
20 yıldır nefes nefese yürüdüğümüz kaşmir yolunun gizemli ve tutku dolu
yolculuğunu sizler de yaşayın.

304332_10151059590457689_1538220059_nUzun zamandır bu kadar keyifli roman  okumamıştım, ayrıca tüm girişimci adaylarına ve girişimcilere özellikle tavsiye edebileceğim, bir kitap.Çok keyifle bir solukta okudum, ama hemen yazamadım, şimdi yazarken tekrar okumak istediğimi hissettim. Bunun için bu ara yanımda taşıyacağım kesin.

Yazar HakkındaÖnce anne sonra her şeyim…
Robert Kolej, Boğaziçi Üniversitesi, Şişecam Planlama, Benetton bayiliği ve son
yirmi yıldır Silk&Cashmere!…
Çook uzun zamanadır evli…
Yasemin ve Ferhat’ın annesi…
Yeter bence tüm bu sözler beni tanımlamak içincontent_pic1Sevgili Ayşen seni tanıdığım için çok mutluyum, romanından çok keyif aldım,bütün başarılarınla çok gurur duyuyorum.Tüm dünyada çok değerli bir marka ve iş oluşturdun, hepimizin gururusun.Bu müthiş hikayeyi, öyküyü o kadar güzel anlatmışsın ki, çok güzel bir roman olduğu kadar,  çok değerli bir belge, yol gösterici olmuş, sevgiler, sevgiler…

Fotoğraf Sergisinde

Cumartesi günü ailece, kardeşimin de ( Melih’in Tüfekçi) katıldığı ve hocamız Ahmet Tanju‘nun 2012 grubu için düzenlediği Kadıköy Belediyesi‘ndeki fotoğraf sergisindeydik. Çok keyifli, başarılı ve heyacan verici fotoğraflarla çok beğenilen bir sergi oldu.Sevgili Melih’in çok beğendiğim fotoğrafları arasından hocamızın seçtikleri, ve grubun diğer katılımcı arkadaşlarının fotoğrafları,  hepsi birbirinden etkileyici ve şaşırtıcı idi. Çoğu inanılmaz bir çekimle kendine bağladı, yanından ayrılamaz olduk. Sema Güleryüz‘ün komşu kedisi,

184671_4810967266812_1650187128_n Belkis Ayanoğlu‘nun güvercinleri,551811_10150982857192472_733000595_n Melih‘in ördeği ,_IGP8367Nursel izmirlililer‘in Küba’dan portreleri,

IMGP2409

eminim ki gerçek halleri ile bu kadar etkileyici olmamışlardı. Haksızlık etmek istemiyorum, sergideki tüm  fotoğrafların ayrı bir hikayesi ve cazibesi vardı.Hepsini tek tek anlatmak ve paylaşmak keşke mümkün olsaydı.IMGP2412

Melih’in üç fotoğrafı ile

Hocamız, Gönüllü Evi Başkanlarımız, Kadıköy Belediyesi Sosyal Çalışma Yetkilileri herkes mutlu, keyifli ve heyacanlı idi.Sevgiyle, gönülden yapılan her işin başarılı olmaması mümkün değil. Emekler ortaya çıkınca da hayran olmamak mümkün değil.

IMGP2418

Melih ve hocamız Ahmet Tanju ile

Açılış Kokteylinin en hoş sürprizlerinden biri de Feyza Görücü‘nün fotoğraf makinalı kurabiyeleri idi , bence.

IMGP2420Tüm katılımcılara başarılar,hocamıza emeği geçen herkese tebrikler, teşekkürler, sevgiler