Prensle Tiyatroda

Bu hafta prensimle önce arabalarımızla oynadık, haftanın şarkılarını söyledik,” yağmur yağıyor,” ve “onun arabası var” yine favori şarkılarımızdı.Yeni resimli, oyunla öğrenme kitabımızı okuduk,birbirimize sorular sorduk. Gazeteden, çocuklar için  kültür, etkinlik, eğlence  haberlerine baktık. Gideceğimiz tiyatronun yerini öğrendik.

Yemek vakti beraber masamızı hazırladık, Aslan herzamanki gibi, bana yardım etti.

Sonra tiyatroya gitmek için yola çıktık. Tiyatroya geldiğimizde bize oyun başlamadan önce balondan kılçlar yapıp verdiler.Bizim renk seçimimiz mavi oldu.Çocukların yüzlerine değişik makyajlar yapılıyordu, ama Aslan istemedi.yerimize yerleştik, heyacanla oyunun başlamasını beklemeye başladık.

Oyunun adı Meraklı  Penguenler’di,Oyunun yönetmeni ve yazarı M.Tevfik Tunga, çocuklar için  müzikli eğlenceli ve öğretici bir oyun hazırlamış.

Oyun dört penguen ve iki (fok) ayı balığı arasında geçiyor. Arkadaşlarını kaybeden iki penguen tüm zorlukları yenerek, arkadaşlarını bulmayı başarıyorlar. Sevgilerinin karşılığında arkadaşlarına kavuşuyorlar, onların bu güzel davranışı sayesinde ayı balıkları da doğruyu, güzeli, sevgiyi  öğrenmiş oluyorlar.

Seyrederken çok güldük, alkışladık, ve  oyuncuların, oyun sırasında sahneden sordukları soruları,  tüm çocuklarla  beraber cevapladık.

Perde arasında da, sahneye çıkıp dekorları kontrol ettik, Aslan henüz üç yaşından küçük, oyunu tam anlayamadı, müziklerini, danslarını, komik yerlerini çok beğendi tabi. Ara sıra sıkıldığı anlar oldu ama hiç ayrılmak istemedi, sonuna kadar merakla izledi.

Oyunun sonunda hep beraber, tüm oyuncuları alkışladık,bir daha ki sefer başka bir oyuna gelmek dileğiyle,  evimize döndük.

Evde dinlenip biraz uyuduktan   sonra,  kulübe  gitmeğe karar verdik. Çünkü Aslan deniz kenarında olmayı, denizdeki gemileri,

oradaki minik kedileri görmek istiyordu.Hummer’ı mızı da yanımıza aldık.Gemileri ve gün batımını seyrettik, karanfilleri kokladık, kedilerle oynadık, ya da daha doğrusu kovaladık. Akşam yemeği için siparişlerimizi verdik. Sonra da hep beraber yemeğimizi yerken tiyatroyu, meraklı penguenleri konuştuk.Artık eve gitme vakti gelmişti,Aslan annesine, babasına bugün yaptıklarını anlatmak için sabırsızlanıyordu.Yolda, Aslan’ın da beğendiği  Latin müziği  dinleyerek keyifle döndük. Biz, tontonumuzu evine bırakınca,  onunla geçirdiğimiz harika gün için çok mutlu, ayrıldığımız  için buruk, gelecek haftayı şimdiden özlemeye başlamıştık bile.

CKM de Hüsnü Şenlendirici ile

CKM yi çok seviyorum. Araba parkından asansörle zemin kata çıktığımda, sergiler, kitapçılar, mavi,penbe , lila koltuklarıyla Hayal Kahvesi hepsi her an beni  sevgiyle karşılıyor.Her şey tam bana göre,etkinlik takvimlerine bak, kitapçılarda vakit geçir, sergileri gez, yeni aldığın kitabı, heyacanla  Hayal Kahvesinde otur oku, arkadaşlarını bekle. Koşa koşa gel konsere yetiş, ya da vakitli gel, konser girişinde dostlarınla konuş sohbet et. Mutlaka tanıdık, beş on kişi var. Sonra konser salonunda özlediğin sevdiğin, beğendiğin sanatçıyla, orkestra ile, şef ile,ya da yepyeni bir grup ya da solist ile bambaşka dünyalarda müziğin sihriyle kaybol. Tüm ruhun yıkansın, serinlesin, ürpersin, hatta ayakların yerden kesilsin. Evet bütün güzel, hoş,  duyguları CKM de yaşayabiliyorum. CKM  de kaçırdığım, gidemediğim, ya da ayarlayıp, son anda kaçırdıklarım  içinse çok üzülüyorum.Hemen aklıma gelenlerden  Buket Uzuner söyleşisini kaçırdım, İstanbul Klarnet Korosu ve Hüsnü Şenlendirici’yi  kaçırdım.Ama çok sevdiğim arkadaşlarım gitti, onların anlatımlarını paylaşacağım, önce İSTANBUL KLARNET KOROSU “THE GREAT CLARINET CIRCUS”

Istanbul Clarinet Choir -Great Clarinet Circus Concert -Liber Tango

Resimde konserlere hiç hayır demeyen grup, Nazan Türkşen, Oya Ulcay ve Nehla Veidedeoğlu,

Nazan’ın anlatımı ile                                                                                                              “2009 yılına ülkemizde ilk Klarnet Korosu olarak kurulan topluluk, genç sanatçılardan oluşuyor.Uluslararası ödüllere de sahip olan topluluk, Avrupa Birliği Kültür Köprüleri Projesi Etkinlikleri kapsamında yurtışına turne de gerçekleştirmiş. 2011 yılında koro yılın en iyi topluluğu seçilerek Donizetti Klasik Müzik ödülünü almış, ayrıca Bulgaristan’da gerçekleştirilen 4.Uluslararası Virtüözler Yarışmasında çeşitli ödüller almış. Orkestra şefi Serdar Yalçın‘ın yurt içi ve yurtdışı başarıları saymakla bitmiyor.CKM Nisan ayındaki konserde solist Hüsnü Şenlendirici idi. Hüsnü Şenlendirirci’nin son senelerdeki yükselişini çoğumuz  biliyoruz. O gece klarneti ile harika bir müzik şöleni sundu. Onu seneler önce Açık Hava Tiyatrosunda, tanımış ve çok beğenmiştim. Bu konser de de, hem çok sevilen ünlü eserler  ve  ayrıca kendi bestelerinden  de örnekler verdi. Opera severlerin sevgilisi Hakan Aysev, konuk sanatçı olarak bize Ege dolaylarından bir ezgi söylediki duygulanmamak  mümkün değildi.Ben ve arkadaşlarım bu konserde İSTANBUL KLARNET KOROSU ‘nu ilk kez dinlemiş olduk.Hüsnü Şenlendirici’yi ise ikinci kez,keşfettik.Duygu yoğunluğu ile yaşadığımız bu konser umarım CKM nin düzenli etkinliklerinden  biri olarak devam eder.”

CKM her ay Borusan Filarmoni şef Sasha Goetzel ile,(her konserde, çok sempatik, başarılı ve çok dinamik şef, Sascha, orkestrayı  kendi de uçarak yönetiyor, beni de uçuruyor.)

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası şef Paul Mann ve  İdil Biret ile muhteşemdi.

Çağdaş Bale topluluğu Dünya Dans Günü etkinliği çok güzeldi,                                                      daha niceleri söyleşiler, tiyatrolar, sinemalar, imza günleri,  evet CKM bu sezonda hep favori mekanım oldu. Kadıköylü olmanın ayrıcalığı ……

Anneler Günü Yine Şampiyonluk

2007 de Amerika’da,anneler gününü Laguna Beach Las Brisas’da Başak’la  kutlamışdık.

Onun U.S.C mezuniyet töreni için bir gün önceden Amerika’ya uçmuşduk. Türkiye’de ligin son maçları henüz oynanmamıştı. L.A de Cumartesi sabah mezuniyet töreni, pazar sabahı maçlar ve anneler günü kutlanacaktı. Cumartesi mezuniyet töreninde, her taraf okulun renkleri ile Sarı Kırmızı idi. Her yer, bahçeler, çiçekler, balonlar.Tören resimlerimiz  sarı kırmızı   renklerle başka keyifli neşeli, oldu.                                                 Anneler gününde  brunch için, okyanus sahilindeki bu çok sevdiğim Mexico restoranta gitmeyi çok önceden kararlaştırmıştık, ve Başak rezarvasyon yapmışdı. Brunch’dan önce de sabahın  erken saatlerinde,  ligin son  maçlarının nerede seyredileceği programı da  belli idi.

Necil USC mezuniyet  töreninde  sarı kırmızı renklerle bol bol poz verdi.

Maçların sonunda da o müthiş sonuç ve şampiyonluk, tabi, Necil’in forması da bavulda hazırdı.                                                                                                                             Türkiye saatiyle Pazar akşamı,Los Angeles saatiyle Pazar sabahı. Maçlar biter bitmez,çok büyük bir mutluluk ve çoşkuyla ,Laguna Beach Las Brisas daydık.                                                                                       Başak’ın mezuniyeti, şampiyonluk, ve anneler günü süper üç kutlama için

Bu sene de benzer  bir programı   Mehmet ve Ezgi ile yaptık.Hafta başında, Mehmet’in çok önemli bir başarısını kutlamak ve anneler gününde de birarada olmak için, pazar sabahı buluşmaya karar vermiştik.

Bu sefer formayı giyen Necil değil, minik prensdi.

Cumartesi akşamı şampiyonluk da gerçekleşince yine üç süper kutlama için bu sefer Mehmet ve Ezgi’nin organizasyonu ve davetiyle Nişantaşında Hardal’da bruchdaydık.

Bu sene Başak çok uzaklarda, biz buradaki aşklarımla Mehmet Ezgi, Aslan ve adaşım, canım, Meral ile kutladık.                                                   Las Brisas da şampanyalı,özel kokteyleri ile, tropik ve Mexico mutfağı karışımı bir menü vardı.                 Hardal’da ise, enfes menemenli, peynirli, çaylı  simitli,Türk Kahvaltısı, yanında her çeşit meyva , sonunda mutlaka,bizlere  Türk Kahvesi, ve diğer kahveler ile klasik kahvaltı yaptık.

Kahvaltılarda en önemli ortak özellik her yerde bol bol çiçeklerin olmasıydı.Her çeşit, her renk harika çiçekler.                                                       Mayıs ayının harika gülleri, papatyalar,frezyalar, orkideler, hem mekanlarda, masalarda, hem de çocuklardan annelere hediyelerinde. Çiçeklerin hepsi,çok çekici, çok zarif, çok gönül okşayıcı idi.                                 İki buluşmada da, en büyük mutluluk,sevdiklerimizle, çocuklarımızla  beraber olmak, onların başarıları  ve ortak aşkımız, Galatasarayın Şampiyonluğunun birarada kutlanması oldu.

Sabahın erken orjinal kahvaltısını da annemle yapmışdım.

Annem de kendi yetiştirdiği, taze otlarla çeşitlendirilmiş,nane, maydanoz, dereotlu, tam bir Akdeniz kahvaltısı hazırlamıştı. Onun masasında da, menekşeler vardı. Ben de istediği ortancaları götürdüm.   Yine konuşulan, kutlanan en önemli konu şampiyonlukdu.                         Anneler için çocuklarıyla yapılan herşey  çok değerli, çok keyifli, ortak aşkları Galatasarayın şampiyonluğunu kutlamak ise çok daha çoşkulu, duygulu, heyacanlı.                                                                                                           Teşekkürler çocuklar, bana harika  günler,duygular yaşattınız, hiç unutamayacağım, güzellikte…herşeyimsiniz, canımsınız, sizleri çok seviyorum.Teşekkürler Galatasaray sen, en büksün, ailemizin ortak aşkısın,

Galatasaray  şampiyonluğu, tüm Galatasaraylı annelere EN GÜZEL ARMAĞAN oldu.

Anneler Günümüz Kutlu Olsun

Özel günlerden çok, her an sevgimizi paylaşmayı değerli bulanlardanım.

Canım annem, canım kızım, onlarda birbirlerini çok seviyorlar.

Anneler günü olsun, babalar günü olsun, sevgililer günü olsun,yılbaşı olsun, her an yaşanılan, çok güçlü duyguların özel bir günde ayrıca kutlanmasından, tüm dünyada hep birlikte düşünülerek, kutlanarak da hatırlanmasından  da ayrıca mutluluk duyuyorum.

 Anneler ve Çocuklar…… Canlarım, aşklarım,kızım,oğlum, gelinim, annem,İsmihan

Kim sevildiğini hissetmekten, hatırlanmaktan,kutlanmaktan hoşlanmaz ki.En önemlisi de sevildiğini, hissettirmek, hatırlamak, kutlamak, mutlu etmeye çalışmak. İlla sizin biyolojik, ya da aile bağları ile  anneniz, babanız  olması, şart değil, ya da illa beraber olduğunuz sevgiliniz,eşiniz olması şart değil. Kutlamaya değer çok güzel sevgilerimiz var.

Annem ve Minik Prensim 

Bildiğim en önemli gerçek, severek, sevgili olunuyor.Karşılıksız seviyorsunuz, bir şey beklemeden, yürekten. Hissediyorsunuz, o güzel çoşkuyu , sonra da hissettiriyorsunuz, ama sizin olsun diye değil, illa size de sevgi olarak geri dönsün diye de değil, ama o da sevildiğini hissetsin,bilsin. Bu güzel sıcacık duygu ona da iyi gelecek, kendini iyi  hissettirecek, evrene de sevgi ve güzellik olarak dönecek.

Annem ve çiçekler, en sevdikleriyle Romantika’da

Sevmek hepimizin ilacı, kurtarıcısı,en değerli duygusu.                                                           Anneciğim anneler günün kutlu olsun,

Başarısının Sırrı Sevdiği İşi Yapmak

VİLLA PAMİR FARKI                            Çok sevdiğim, çocukluk arkadaşım, Pamir (Vefkioğlu) üniversite sınavlarına girerken ne okumak istediğine kesin karar vermişti. İstediği bölümü kazandı ve çok severek, isteyerek okudu, mezun oldu. Aynı zamanda,  inşaat mühendisi babasının arzusunu da yerine getirdi. Pamir hep iç mimar olmak istemişti, babasının iç mimar ol ama  mimarlık oku, önerisini de dinleyerek   Devlet Güzel Sanatlar Akademisinde Mimarlık okudu.

 İlk iş hayatına başladığı günden itibaren de farklılığını, başarısını hemen gösterdi. Çünkü gönlünün sesini dinlemiş, mesleğini  öyle seçmişti.Gönül koyduğu işinde; çok sabır, itina, emek ve zevkle çalışınca çok başarılı oldu. Harika bir ev hanımı olan Pamir, annesinin bütün becerilerini, hünerlerini, titizliğini, mükemmelliyetçiliğini aldığı gibi ona kendi beceri ve zevklerini de kattı.Her zaman yaşadığı evlerini çok özel zevkiyle döşedi, ruhunu yansıttı, bu mekanlarda,  hep çok konuşulan davetlerine, kendi elleriyle hazırladığı yemeklerle donattı.                                                                                 Hiç aklımızdan çıkmayan, genç kızlık dönemlerimizde , annesinin  muhteşem  sofralarını yemeklerini, şıklığını  Pamir her zaman kendi sofralarına, evlerine taşıdı. Pamir,  hem çok zevkli , hem çok mükemmelliyetçi ve dikkatli  olmasının verdiği özelliklerle işinde hep çok başarılı ve özel oldu.

Sevgili Pamir ,sezgileri  kuvvetli ,  hassas , duygulu, sanatçı kişiliği ile de, müşterilerini, çok iyi anlayan onları mutlu edecek çözümleri , öneren  yol gösterendir. Hem de çok büyük, sabır hoşgörü ve anlayışla, hiç acele ettirmeden hep müşterilerinin, zevklerinin, beğenilerinin  yanında olur. Onun için de, Pamir’in  müşterileri ile ilişkileri hiç bitmez, hep senelerce,  ailenin diğer fertleriyle,de çocuklar büyüdükçe de, çocukların evleriyle de devam eder.  Çoğu müşterisi de zaman içinde vazgeçilmez aile dostları olmuştur.                                                                                               Her zaman çok iyi bir anne ve eş olan sevgili arkadaşım lise yıllarından beri, hep ne istediğini net olarak, algılayan,ve bilen oldu. Hiç tereddüt etmedi. Hep net ve tüm gönlüyle istedi, ve her istediğini hem gerçekleştirdi, hem çok başarılı oldu. Hep yüksek enerjiyle ve tutkuyla çalıştı. Her yaptığını çoşkuyla, hissetti,  yaşadı, yaşattırdı. Tüm projelerin de de bu enerjiyi, tutkuyu, çoşkuyu gösterdi. Bütün bu özellikler onu işinde de farklı bir başarıya götürdü. Genel de proje aşamasında başladığı bütün işlerde, çok başarılı bir ev ve iş kadını gözüyle, önerileri, çözümleri her yaptığını güzel ve şık olduğu kadar, kullanım konusunda da mükemmel yaptı.

Yaptığı her iş de en iyiyi yapmak için yola çıktığı için kalite, sağlamlık, rahat kullanım ve şıklık, her zaman bir arada oldu. Benim  için mobilya dekorasyon deyince koşulsuz sadece Pamir var. Evimdeki, aileden kalma  vazgeçilmez eşyaların, dışında herşeyim onun eseri. Ama yaptığı herşey o kadar iyi ve güzel ki hiç değiştirmek, yenilemek gibi bir isteğim  olmuyor. Sadece yüzleri değişiyor, cilaları yenileniyor, yerleri değişiyor. Pamir 1984 den beri  Ali Rıza Çarmıklı’nın isim babalığıyla Villa Pamir markasıyla çalışıyor. İlk kez  Maçka’da sonra Nişantaşı’nda açtığı   mağazasını sonraları  Bağdat Caddesine taşıdı.

Pamir’le 1988’de bir ortak arkadaşımızın evinde

Nişantaşın da mağazasını açtığı ilk günleri, ilk heyacanları yaşadığı dönemlerde, benimde  ilk showroomumu açtığım günlere denk geldi. İkimizde bambaşka umutlar ve hayallerle işimize sarılmıştık. İlk showroomu mu da, o günlerde yenilediğim ofisimi de, Pamir yapmıştı. Özel vitraylı aynalarla kaplı showroom, ofisimdeki hem yazıhanem hem de toplantı masası olarak kullandığım, özel dizayn, masam, kuşlu koltuklarım, kırmızı kumaş kaplı benim koltuğum, hepsi çok güzel ve harika olmuşlardı. O günlerde ev tekstili sektöründe,showroom pek bilinen, kullanılan birşey olmadığı için çok ilgi görmüş ve beğenilmişti. Ofisin ve showroomun bulunduğu, sıradan bir zemin kat, Pamir’in eli değince bambaşka olmuştu. O dönemlerde yeni yeni Türkiye’ye gelen tüm yabancı markaların, Printemp, Carrefour, Metro’nun hep ilk tercih ettikleri, ev tekstili imalatçısı olmam da bu şık showroomun da çok etkisi olmuştur sanırım.

Pamir önce Maçka ve Nişantaşı’ndaki mağazasında  çok özel müşterilerine değerli dekorasyon ve mobilyalar yaptı. Sürekli Avrupa ve Amerika daki fuarları takip etti. Çok zarif,  aksesuarları ithal ederek mağazaların da satışa sundu.Kendi stilini, beğenisini müşterisinin istekleri yönünde en güzel hale sokmakta  her zaman çok başarılı oldu. Sonra Mağazasını Bağdat caddesi Sahil  yoluna, taşıma kararı aldı. Önce Çiftehavuzlar da şimdi de Kızıltoprak, Fenerbahçe arasında caddede  çok keyifli ve şık mağazasında hizmet veriyor.

Klasik, dömi klasik, provans, şimdide kızı Perim Leyla ile minimal, modern çizgide de ruhunu , gönlünü, sevgisini, çoşkusunu yansıtmaya devam ediyor.                                                                                                                                               Perim Leyla’da, çocukluğundan beri hayranlıkla izlediği, annesinin izinden gitti. Domus Academy’ de mimarlık eğitiminin ardından Giugiaro Architettura’ daki deneyimleri ile tasarım dünyasına farklı bir perspektif katan başarılı çizgisiyle  P.V.P(Pamir ve Perim) adıyla  proje bazlı çalışmaların yanı sıra kişiye özel tasarımlar da yapmaya başladı. Leyla önceleri Kanyon da özel tasarım ve ithal aksesuarlar satan çok farklı şık bir mağaza açtı, kendi tarzının farkını, özelliklerini  mağazada ki seçimleriyle anlattı.  Daha sonra da anne kız, çok güzel bir işbirliği ve sinerji içinde çalışmaya başladılar.

 Perim hakikaten bir peri kızı, bütün güzelliğinin, yeteneklerinin yanında ,o kadar zarif ve duygusal ki sanki hiç bu dönemin genci değil. Bu çok özel iç güzelliği, zaten dış güzelliğine her zaman  yansıyor, ve onu çok daha değerli kılıyor. Her zaman favori gözdelerimden  olmasının, yanında çok sevdiğim, çok özel bir genç ve işinde de  farkını hemen belli ediyor.Leyla ile cocukluğundan beri her beraberliğimizi unutulmaz yapan o çok güzel gözleri, zarifliği tarzı ile çok da keyifli, çok özel.                                                                       Bir  Roma buluşmamız var ki tüm seyahatin en güzel anları onunla yaşadıklarımız oldu.

Lise arkadaşım, Pamir’le öğrencilik yıllarımız, iş hayatımız da ilk senelerimiz, çocuklarımızın küçücük olduğu yaşlardaki koşuşuturmacalarımız, hep çok güzel anılar. Arkadaşımın başarılarıyla,ilk gününden beri  çok gurur duydum, çok mutlu oldum. Pamir, çok özel bir insan ve tasarımcı,ailesi ile Leyla ve sevgili eşi can yoldaşı Umut’la uzun senelerdir, Villa Pamir’in olmazsa olmazı sevgili ablası Tülin’le müthiş bir ekip ve aile.

Birkaç sene önce Bodrum Göltürkbükünde kendileri için yaptıkları evlerini  gördüğümde,Pamir’in ve ailenin keyifle yaşayacağı olağanüstü güzel bir evi hep beraber sevgiyle yarattıklarını anladım. Bodrum’un dokusuna çok yakışan Provans tarzı ev muhteşem güzel ve davetkar olmuştu. Pamir’in ve tüm ev halkının  ev sahiplikleri ile harika bir Bodrum evi. Hem Bodrum Türkbükü’nün en güzel sahil ve plajına, hem en güzel manzarasına hakim evin bahçesi de, peysajıyla , bitkileri ile  çok özel oldu. Bu kadar güzel evde Pamir’in ağırladığı konuk olmak da, gerçekten keyiflerin en güzeli. Her şeyin en güzeline layık arkadaşımı, kutluyor, huzurla, mutlulukla nice güzel yıllara sevgiyle diyorum.