Beraber Yemek Yapmanın Keyfi…

Keyifli sofralar kurmak, sonra sevdiklerinizle paylaşmak, mutlu saatler geçirmenin en güzel yolu.  Beraber yemek yemek gibi, beraber yemek yapmak da bana çok keyif veriyor. Annem ile kızımla, eşimizle, oğlumuzla, arkadaşlarımızla, beraber hazırlanan  sofraların keyfini hiç bir şeye değişmem. 11667457_10153663404359311_4876857982090303337_nBeraber yapılan yemeklerde, özenle hazırlanan sofralarda, birbirinden çok farklı bilgiler, teknikler, kolaylıklar, farklı lezzetler öğrenmek var…Beraber yaparken sıkılmadan fazla yorulmadan, işleri paylaşarak kısa zamanda çok güzel sofralar yaratmak mümkün. Yemek yapmayı, birlikte olmayı sevenler için, beraberce yemek yapmak, keyiflere keyif katıyor. İlk fırsatta deneyin diyorum…10711045_10153017739514311_1630592882097508265_n10942739_10153274572359311_5797152148249989778_nBiz okul  arkadaşlarımızla, beraber bir kaç senedir farklı bir metodla toplanıyoruz,  herkes kendi mutfağında yaptıklarını getiriyor. Önce bir menüye karar veriliyor. Et , balık ne ise ana yemek seçiliyor, ona göre de herkes getireceklerini planlıyor, yapıp getiriyor, beraberce davet evinde servis ediliyor. Önümüzdeki yıllarda, yani seferi dönem bitince, gönlümdeki; yemek yapmaktan zevk alan arkadaşlarımla beraber  aynı mutfakta, yemek yapıp, masalar hazırlamak.  .11181859_10153879257194311_6615288028743999419_n

12112039_10153956692834311_7576091650761044217_nBu sene yazın Bodrum evimiz de bize misafir gelip, kalan can arkadaşlarımızla, yakınlarımızla, bazen de kuzenimizle yemekler yaptık. Hiç bilmediğim tanımadığım lezzetleri, pişirdik, benim için hem öğrence  hem keyif oldu. Yemek yapmasını seven insanlarla mutfaklar  çok daha zenginleşiyor,  farklılaşıyor..Her zaman onlardan öğreneceğiniz  çok şey oluyor.Bazı arkadaşlarım yemek atölyelerine katılıp çok lezzetli çeşitler öğreniyorlar,yapıyorlar, bilgilerini tecrübelerini daha da artırıyorlar.Bazı arkadaşlarım farklı yörelerin, hatta farklı ülkelerin mutfaklarını biliyorlar.Bu dönem kızım ile yemekler yapıyoruz, ondan yepyeni lezzetler  öğreniyorum. Ben de ona  özlediği yemekleri yapıyorum.Los Angeles’de  pazarda, markette, sağlıklı, taze, ne varsa alıp pişiriyoruz, ya da yıkayıp, soyup çiğ  hazrlıyoruz. Onlardan sebzeler, bizden Türkiye’den getirdiğim taze baharatlar, bir arada,çok daha özel karışımlar oluyor.Sonra beraberce yiyoruz, içkiler, atıştırmalıklar hazırlıyoruz. Yeni mutfaklar, yeni uygulamalarla hayat çok daha renkli, zevkli, keyifli…Yaşam benim için; bildiklerimizi, sevdiklerimizi  paylaşırken çok daha  güzel… Siz de deneyin derim, çocuğunuzla, annenizle, babanızla, arkadaşınızla, sevdiklerinizle yapılan, paylaşılanlar hep çok keyifli…

1926758_10153017739179311_8008921811417059188_n (1)

 

Önümüzdeki hafta   Thanksgiving  Şükran Günü var.Yeni bir heyecanla, dünyanın bir ucunda kızımla, arkadaşlarımızla yemekler hazırlayıp, toplanacağız, sizleri de bekleriz, beraber pişirmeye, beraber yemeğe…

Dünya Kadın Girişimciler Günü Kutlu Olsun…

Dünya Kadın Girişimciler Günümüz Kutlu Olsun…

Bu sene 19 Kasım Türkiye Kadın Girişimci’sinin de seçildiği gün oldu. Kagider’den bu gün için güzel bir mesaj var, paylaşıyorum…Onlar yaptılar, sen de yaparsın diyorum.‪#‎SenYaparsın ! 19 Kasım Dünya Kadın Girişimcilik Günü kutlu olsun ‪#‎GGH15 ‪#‎DünyaKadınGirişimcilikGünü12241698_1652850208327583_9199401233300103427_n

 

Değerli Paydaşlarımız,

 

Kadın girişimciliğini geliştirmek; ekonomik ve sosyal yaşamda kadının konumunu güçlendirmek misyonuyla 2002’den bu yana çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

Ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasını sağlayacak en temel adımın girişimcilik olduğuna inanıyor, girişimcilik yoluyla kurulan KOBİ’lerin ekonomiyi dinamik tutacağını ve canlandıracağını, bu gelişmeye istinaden de istihdam alanın artmasıyla sosyal yapılanmada da farklılık sağlanacağını biliyoruz.

 

Bugün 19 Kasım Dünya Kadın Girişimcilik Günü’nde kadının ekonomik hayata katılımının önemine vurgu yapan bir viral video hazırladık. Sosyal medya üzerinden yaygınlaştırılması noktasında değerli desteklerinizi rica ederiz.

 

Mesajımız:  İş dünyasındaki fırsatları yakalamak senin elinde. ‪#‎SenYaparsın ! 19 Kasım Dünya Kadın Girişimcilik Günü kutlu olsun ‪#‎GGH15 ‪#‎DünyaKadınGirişimcilikGünü

 

Video Linki: http://bit.ly/1QOYU5b

 

Saygılarımızla,

 

Meltem Karaarslan

Projeler Sorumlusu

Projects Specialist

19 Mayıs Mah. 19 Mayıs Cad. A Rezidansı

No: 35 D:20  – FULYA  34360  ŞİŞLİ – İstanbul

Tel: +90-212-266 82 61

Fax:+90-212-266 82 65

www.kagider.org

www.facebook.com/turkiyekadingirisimcilerdernegi

www.twitter.com/kagider

Mutluluk Kulubüne Davetlisiniz!

432402203497“Mutluluk Kulübü, mutlu olan insanlardan daha çok, mutluluğa cesaret ile niyet edenlerin kulübüdür. Her şükür bir umut, her umut da içinde sevgi barındırıyor. Gerçek sevgi ise, hesapsız, pazarlıksız, sonuca hükmetmeyen, olana razı bir teslimiyet doğuruyor. Yeşertmek, büyütmek, bakmak, saklamak, içimize saklanmış mutluluğu bulmak ve paylaşmak ise bize düşüyor. Mutluluk Kulübü’ne davetlisiniz!”
(Tanıtım Bülteninden)

Böyle bir tanıtımı görüp, merak etmemek kabul etmemek mümkün değil, ben de görür görmez bu çekici kitabı aldım ve keyifle okudum.Eğer siz de mutlu olmak isterseniz,  Mutluluk Kulubü’ne katılın. Sürekli mutluluk yok, ama bu dünya ile başa çıkabilmek için önünüze çıkan hiç bir mutluluk fırsatını kaçırmamız lazım. Yoksa hayat çok zor, çok.

Sevgili Müge Çevik ile tanışmıştım, ama daha da çok tanımak sizlerle de paylaşmak istedim.

Henüz etkinliklerine katılamadım. Döner dönmez katılmak istiyorum. Mutluluk Okulu’nda neler oluyor, öğrenmek istiyorum. Ama şimdiden kitabını ve girişimcilik hikayesini anlatmak paylaşmak istiyorum. Her hikaye gibi, çok kendine özgü, ve ayrıca Müge tam da gönül diliyle anlattı, paylaştı, nasıl başladığını, nasıl bu günlere geldiğini. Hikayesini öğrenirken;  gözlerim ışıldadı, yüreğim titredi, heyecan duydum, meraklandım.Mutlu oldum, gururlandım. Girişimcilik olgusunu tarifi, değerlendirişi, önerileri de çok çarpıcı, hepsi gönül sesiyle…Şimdi sıra sizlerde okuyunca bana hak vereceksiniz. Sevgiler, sevgiler…

12249590_10156196888110570_8939676587828811548_n

“Bir Mülkiye mezunu olarak, kamuda çalışmanın bana uygun olmadığını anlayacak stajlardan sonra; ki bir tane Dış İşleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde diğeri de UNDP’de iki staj yaptım,nasıl olacak da ben özel sektöre gireceğim dedim ve master yapmaya karar verdim. Bilkent Üniversitesi’nde özellikle ilk yıl çok zorlanarak, cin gibi mühendislerle sınıf arkadaşı olduğum için, baya matematik ve istatistik falan çalışarak MBA yaptım.

MBA’in ikinci yılında çalışamaya başladım. Pazarlama, özellikle uluslararası pazarlama çok ilgimi çekiyordu.  Aile şirketimiz nedeni ile de ihracata yatkındım, ilgim vardı. Bir holdingin dış ticaret şirketinde pazar araştırmaları yaparak part-time işe başladım. Master bitince, tam zamanlı olarak kalmamı istediler, ben de devam ettim. Ta ki, bir İzmirli olarak Ankara’da fenalık geçirene kadar. Hayalim her zaman İstanbul’du. Ama iş deneyimim vardı, Ankara’ya ve yaşıtlarıma göre iyi para kazanıyordum, hiçbir firma beni Ankara’dan İstanbul’a getirtmeyi göze alamadı. Mutsuz olursun, yaşam standardın düşer dediler. Bir süre her ay iş görüşmesine geldiğimi hatırlıyorum. 4. yılın sonunda dedim ki, böyle olmuyor, ben ayrılıp taşınacağım ve öyle devam edeceğim, Ankara deyince kimse beni almıyor. Patronumla konuştum, dedi ki elimizde bir proje var. Birkaç aylık ve onu da yap sonra git.

Projeye başladım. Proje özelleştirme sonrası benim  çalıştığım holdingin de içinde olduğu konsorsiyum şirketinin işini geçici olarak yapmaktı. İhracat yapacak, Tekel sonrası düzene sokacaktım. 3 ay kadar yaptım ve sonra İstanbul’da şirket kurulacağını duyunca, Ankara’daki patronumdan gizli yeni patron ile görüşüp ben zaten ayrılıyorum beni alın, zaten 3 aydır ben yapıyorum ve çok da iyi biliyorum dedim. İşe yaradı. Eski patronum çok kızsa da ben kendimi İstanbul’a attım. Yaşasın İstanbul’da uyanıyorum diye uyanıyordum.

Sonra, hızla büyüyen bir şirkette olmanın avantajı ile hemen hemen her iki yılda bir ya pozisyonum değişti ya şirket satıldı sorumluluk alanım arttı. Derken ben aile şirketi, konsorsiyum şirketi, uluslararası çok büyük bir yatırım şirketinde çalışmış ve deneyim kazanmış oldum. Özellikle son 4 yıl, yatırım fonu şirketinden tam anlamı ile Amerikan tarzı iş yapmayı öğrendim.

2011’de şirket bir kez daha satıldı. Bu satışta, çok uluslu bir başka şirket bizi satın aldı. Ben o güne dek 60dan fazla ülke ile ticaret yapıyor hem satışı hem pazarlamayı yönetiyordum. Pek çok ülkede bana bağlı ekipler vardı. Yeni şirket gelince hepsini o ülkedeki genel müdürlüklere devretmem gerekti. Ve benim için daha fazla devam etmek anlamsızlaştı.  Ben 2011 Şubat ayında ayrılmaya karar vermiştim ama tüm süreç  yıl sonunu buldu.

Bu arada ne yapacağımı hiç bilmiyordum ama iyi olduğum alanlar vardı. Uluslararası satış ,pazarlama, marka yaratma, ihracat, KOBİler…ihracatçı birliğinde yönetim kurulunda da çalışmıştım. Ama bu bilgiler nasıl paraya dönüşür bilmiyordum. Koçluk iyi bir metodoloji olabilir diye düşündüm. Çalışırken koçluk eğitimi aldım böylece. Zorunlu olarak yapmam gereken koçluk saatlerini de iş hayatının içinde kolaylıkla doldurmuş oldum.

İşten ayrılınca, çok yoruldum bir süre dinleneceğim, gerekirse evden çalışırım falan dedim ama ben beceremedim onu. Bütün gün durmaksızın çalışmaya başladım evin de keyfi kalmadı. 3 ay idare edebildim, sonra deliler gibi yer aramaya başladım. Tek bildiğim bir yer olsun, insanlar içerde ev gibi rahat etsin, sıcak kek pişsin ve koksundu.

Şapka’nın şimdiki ofisi buldum ve yerleştim. Tek ben eğitmen ve koç olarak vardım. Ne yapacağımı da çok bilmiyordum ama ne yapmayacağımı biliyordum. Derken aklıma yatan, benim gibi düşünen tanıdığım daha önce eğitim aldığım eğitmenler ile görüşmeye başladım.

Kurumsal hayatı öğrenince başka türlüsünü bilmiyor insan. Onu o dünyanın dışına çıkınca öğrendim. Hemen bir ajans, logo, şirket ismi, tüm kurumsal kimlik, avukatlar resmi işler vs derken birden şirket oluverdik.

O kadar iyi eğitmenler ile çalışmaya başladım ki en büyük kurumsallar bizi arar oldu. ben hiç firma ziyaretine gidip Şapka’yı tanıtmadım. Profesyonel hayattan tanıdığım insanlardan destek çok gördüm. Ne yaptığını bilmiyoruz ama sen yapıyorsan kesin iyidir, gel bize neye ihtiyacımız olduğunu söyle dedi insanlar. Derken ben KOBİ ler ile yönetim ve satış danışmanlığına başladım.12108249_10156196685570570_697494002986232676_n

Üniversitelerde sosyal sorumluluk olarak kariyer seminerlerine başladık 4 koç. 30dan fazla üniversitede binlerce öğrenciye ulaştık. Bunlar beni çok doyuran ve geliştiren şeyler oldu.

Bu arada koçlukta içime sinmeyen şeyler fark ettim, kifayetsiz geldi ve Gestalt eğitimine başladım. 5 yıl oldu eğitimler son gaz devam. Bu yıl bir de mastera başladım. Bir sponsor bulsam sırf okuyup yazasım var.

Sonra, benim kişisel ilgim ile de birleşince, dedim ki, insan bir tane ve insana dair konular iş hayatı, profesyonel, kişisel gelişm diye ayrılamaz, ben öyle bir şey yapacağım ki insana dair ne varsa tek çatıda ama en iyileri toplanacak. İnsan kaynakları yöneticileri ve arkadaşlarım delisin tutmaz dediler. Deliymişim şimdi anlıyorum.

Ama oldu! Şapka profesyonel yetkinlik eğitimleri ve kurumsal dünya  ile, kişisel gelişim çalışmalarını aynı çatı altında toplayan tek mekan. Hala tek. Ama artık deli olduğumu düşünenlerin sayısı daha az. Baktılar ki 5. yılımıza giriyoruz, ikna oldular.

Ben kurumsal hayatın içindeyken de çok aktiftim. İhracat, ÖTV, dış ticaret açığı vs konularında yazıyor çiziyor, gazete takip ediyor, gazetecilere haber yazıyordum. Yani iş dünyasını çok takipteydim. Bir Mülkiyeli olarak zaten sosyal konulara da duyarlıyım. İzmirli olarak hak arayan bir kadınım. Bunlar birleşince, sosyal sorumluluk ve STK deyince Kagider kaçınılmaz olarak çıktı karşıma.

Kagider ile  buluşmamdan bir  dönem  sonra; yeni ruh ile  Kagider de daha fazla hizmet edebileceğim alanı buldum, daha da bulursam seve seve yaparım.

BySapka markası ile kitaplar çıkartır ve online eğitimler yaratır satar olduk. Bu kısmın da büyümesini çok önemsiyorum, gelecek dijital ile gelecek bence. Zamanı ve mesafeleri böyle yok ediyoruz. Bunun dışında şu aralar 2. kitabımı yazıyorum. Bu kadar kitap okumayan bir ülkede kitaptan para kazandığım için şanslı mıyım bilemiyorum ama yazmak benim ilacım. Yoksa çatlarım sanırım.

Türkiye’de girişimci olmak kadın olmak vs sürekli soruluyor bana. Bu ülkede şu ara insan olmak zaten zor, gerisi her ülkede artısı da var eksisi de. Ben hiç düşünmedim zor mu kolay mı, sadece ben ne istiyorum ona baktım hep. Her işimi öyle yaparım. İstiyorsam zorsa da umurumda olmaz, istemiyorsam da mümkün değil yapamam.

Girişimcilere önerim şu olur, zihinle gidebilecekleri yer dünya ortalaması kadar. Kalpleri ile ise sınır tanımazlar. Tabii ki, aklı başında kararlar ve ayakları yere basan çözümler her zaman önemli, ama bunlar yolda lazım. Yola çıkarken delilik lazım, inanç lazım, ne istediğini çok iyi bilmek ve o işin bitmişini görebilmek lazım. Bunlar yoksa akılla bir şey yapılamaz. Bir de girişimcilik bir yaşam tarzı, bir düşünme şekli, bir kas gibi. Herkes her işi yapacak diye bir kural yok, herkesin de girişimci olması gerekmiyor ama bence herkesin işinde çok iyi, vasat üstü olması gerekiyor.

37.Vodofone İstanbul Maratonun’da

11217541_10153558427727458_8292951246469773446_n
1980168_10153735752342351_2012223886022697705_o15 Kasım37.  Vodofone İstanbul Maratonu‘nda   iyilik için koşacak bir sürü arkadaşım var.Ben de onlar kadar heyecan duyuyorum, onlarla gurur duyuyorum,  onlara maddi, manevi  destek olmaya çalışıyorum. Bu çok anlamlı etkinliği sizlerle de; sevgili Bahar Aykaç ve  3 Oda 1 Salon ekibinin hazırlıkları ve çalışmalarıyla paylaşmak istedim. Bol şans, diliyorum, şimdiden çok başarılılar, en çok bağış toplayanlarda 3.sıradalar. Saatler yaklaştıkça heyecanlar da artıyor, koşu için de  antremanlar devam ediyor. Aşağıda çok beğenerek takip ettiğim dekorasyon seyahat gayrimenkul yazan,  harika fotoğraflarıyla takipçilerini büyüleyen,   3 Oda 1 Salon ekibinin çalışmalarını Bahar Aykaç’ın yazısından paylaştım.Koruncuk Çocukları için İyilik Peşinde Koşuyoruz

3oda1salon Koruncuk Kahramanları Projesinde

Sosyal sorumluluk projelerine katkıda bulunabilmek,, ihtiyaç sahiplerine bir nebze de olsa dokunabilmek  bana hayatta  en çok mutluluk veren şeylerden biri. Özellikle anne olduktan sonra fırsat eşitliğinde yoksun çocuklar benin en hassas konularımdan biri oldu hep. Biz çocuklarımızı elimizden gelenin fazlasını yapmaya çabalayarak büyütürken, sadece yanlış ailede dünyaya geldiği için pırıl pırıl çocukların ilgisiz ve sevgisiz büyümesini kabullenemedim bir türlü…

Halbuki hepimiz sorunun bir köşesinden tutmaya çalışırsak bir şeyleri değiştirmeyi mutlaka başarırız diye düşünüyorum.  Koruncuk Vakfı çocuklar için geliştirilen en iyi projelerden biri bence. Ben bizzat Bolluca köyünü ziyaret ederek, o güzel çocuklarla tanışma fırsatı buldum. Hayırseverler orada harika bir köy yaratmış. Çocuklaraile ve kardeş olgusuna yabancı olmadan sevgi içinde büyüyorlar. Spor ve sanatla ilgilenme fırsatları var. Hepsinin dersleri de çok iyi. Ama tabii ki çocukların bu ortamlarını koruyabilmeleri için finansmana ihtiyaçları var.

koruncuk-evleribakim3

Adım Adım Organizasyonu da başka bir iyilik hikayesi. Adım Adım önderliğindeki yardımseverlik koşularında  2008-2015 yılları arasında 6.000 koşucu 8 sivil toplum kuruluşu için 66.000 bağışçıdan 9 milyon TL bağış toplamış ve 39.000 kişinin hayatlarını değiştirmiş.

Haydi biz de birşeyleri değiştirmeye talip olalım. Az çok demeyip yapacağımız yardımlar sayesinde, harika çocukların hayatına dokunalım. Belki bu yazı ve3oda1salon vasıtasıyla siz de bir yavrumuzun hayatını değiştireceksiniz. 3oda1salon olarak Koruncuk ailesindeki   ilkokul 1. sınıf öğrencisi Eren, 4.sınıf öğrencisiBaran ve lise 2. sınıf öğrencisi Kader’in bir yıllık masraflarını karşılamaya talip olduk. Herbirinin yıllık maliyeti 2800 TL. Ayrıca belki çoook daha fazlasını yapabiliriz diye çabalamayı da görev edindik.

Sistem nasıl işliyor ?

Biz 3 kişi 3oda1salon’u temsilen Vodafone 37. İstanbul Marathonu’nda Koruncuklara bağış toplamak amacıyle 15 Kasım’da  tam 15 km koşacağız J  Sizlerden beklentimiz de linki tıklayarak http://ipk.adimadim.org/kampanya/CC5639 Korunmaya Muhtaç Çocuklar hesabına ister kredi kartı ile ister havale yöntemiyle 10-20-50 TL gönlünüzden ne koparsa yardımda bulunmanız.

Topladığımız para doğrudan devlet kontrolündeki Korunmaya Muhtaç Çocuklar vakfına gidecek ve Koruncuklara yardım olacak.  Sonuçta hep beraber mutluolacağız J

Yıllardır bizi keyifle takip eden dostlarımızın bizi bu çabada yalnız bırakmayacağına inanıyorum. Belki de elele vererek onlarca çocuğun masrafını karşılarız. Neden olmasın?

Sevgiler

12194904_10153735783167351_7313938113181143604_o

Midici’nin Başarılı Patronu…

dcb560ae-9e1c-419b-a319-839f74d1dc1bLos Angeles da ilk haftamızda Sherman Oaks’da  glutensiz pizza yaptıklarını da öğrenince, her gidenin övgüyle anlattığı,  Pizzacıya gitmeye karar verdik. Başak  çok beğendiklerini, çok farklı, sıcak, dinamik, şık bulduklarını bizim de beğeneceğimizden emin olduğunu söylediğinde ben de çok merak eder oldum.Yaz başında ilk açıldıkları günlerde de  herkesi özel indirimle davet etmişler.indirRezervasyon yapılmıyor. Çok dinamik yapısı ile fazla bekletmiyorlar diye ilave etti. İçkilerde  saat 8 den sonra % 5o indirim de yapıyorlarmış. Biz özellikle daha erken gittik, belki daha kalabalık olur, çok da geç yemeyelim diye. Pizzacı; ama harika salataları ve aperetifleri de olduğunu, gitmeden biliyorduk. Akşam yemeğinde niyetimiz sadece pizza yemek değildi. Sonunda bu çok beğenilen restorana vardık, caddenin köşesinde çok hoş bir yer, mutfak tamamen önde ve açık, tüm pizzalar, yemekler  önünüzde yapılıyor. 90 saniyede pizza yapıyoruz, sloganları var. Midici Neopolitan Pizza‘nın (http://www.mymidici.com/home) içinde ışıklarla süslenmiş, muhteşem bir ağaç var, tavan tabi çok yüksek. 12196262_10153956693494311_7691691599340341060_nGüzel, sıcak, dinamik bir müzik insanları karşılıyor.Işıklandırma loş ama, ağacın ışıkları ortama çok yakışmış.Her yaştan insan ve  çocuklar da var. Değişik masalar, sandalyeler, koltuklar, bir birbirinden farklı ama bütün içinde çok uyumlu. Uzun davetkar bir barı var. Girişten itibaren çok sıcak, samimi bir karşılanma var. Sonrasında da çalışanlar içten davranışlarıyla   ilgili ve çok gülen yüzlü. midici5Başak’ın hissettiği gibi söylersem, profesyonel ilgisi değil, samimi davranışlar içindeler. Bu çok etkileyici.Önce pizzanızla ilgili tercihleri yapıyorsunuz. Aynı anda da önünüzde pizza hamuru ve seçtiğiniz malzemeler yerini buluyor. Fırına girecek hale geliyor. Biz ayrıca Greek salata ve et tabağı ve içkilerimizi söyledik. Sonra masamızı seçtik, tabaklarımızı çatallarımızı aldık, hemen içkilerimiz, çok kısa sürede de siparişlerimiz geldi.MidiCi-800px-ac9f80deHer an başka  bir arzumuz olup olmadığını soran güler yüzlü bir ekip etrafımızdaydı. Ortam çok keyifli, sipaşlerimiz, çok lezzetliydi.Başak masada, patronun çok genç ve yakışıklı olduğunu, onun çoğu zaman fırının önünde kollarını sıvamış pizza yaparken gördüklerini anlattı.indir (1) Henüz altı ay olmasına rağmen kendini çok sevdiren bu işletmenin sahibi,  Amit Kleinberger Menchie’s Frozen Yoğurtlarının CEO’ su, ortağı  olarak çok başarılı  iken bu yaz başı burayı açmış. Çok başarılı olmuş, şimdi yeni yerler için  çalışıyorlarmış.Ben de bu yakışıklı genç başarılı patronu merak ettim, ve araştırdım. Şimdi sizlerle de paylaşıcağım. Bu ara yemeklerimiz bitmiş keyifle sohbet ederken,  Senior Chef  Mario Vollera  masamıza  geldi, memnuniyetimizi sordu, arkasından Midici’nin ünlü Nutellalı tatlısı masamıza geldi, bunu her masaya yapıyorlarmış. 3141777_origEvet hiç bitmesin bu lezzetler, bu akşam dedirten saatler sonunda bitti, çok mutlu, çok keyifli,evimizde bir an önce Amit’in hikayesini araştırdım.Aşağıda Ventura Bulvar Magazine’de Karen Young‘ın   yazısında siz de okuyabilirsiniz.Ben çok keyifle okudum…Los Angeles’den ilk girişimcilik hikayesi sizlerle…Amit Kleinberg’in hikayesine tıklayarak ulaşabilirsiniz.