Kosgeb Fırsatları

298937_10150413300456873_1476871935_nSevgili yeni girişimci adayları, henüz şirketini kurmamış olanlar; kuruluş giderleriniz için hibeler almak istiyorsanız aşağıda çok önemli bilgileri sizler için paylaşıyoruz. Kosgeb ile ilgili önemli bir yazı dizisi paylaşacağımı geçtiğimiz haftalarda  yazmıştım.Sevgili Nazmiye Sabuncuoğlu‘nun  katıldığı eğitimleri ve Kosgeb fırsatları ile ilgili tüm bilgileri her hafta uzun uzun anlatmaya başlıyoruz.Geçen hafta Nazmiye ile buluştuğumuzda öncelikle paylaşmam gereken bilginin,  bu eğitimlere ve dolayısıyla öğrenmek istediğiniz her şeye nasıl ulaşacağınız konusunu olduğunu düşünüyorum.Kosgeb yeni girişimci adaylarına çok değerli fırsatlarla birlikte eğitimler de veriyor.Eğitimlere katılabilmek ve bilgi alabilmek için Boğaziçi Kosgeb’i aramalısınız.Tel: 0212 285 05 00 .Belirli dönemlerde tekrarlanan eğitimler için bir mülakattan sonra başlıyabiliyorsunuz.Yeni bilgilendirme ve eğitim fırsatları  için Ocak’ta yeni müracatları tekrar kabul edecekler.Sonra da eğitim döneminde hem girişimcilik ile ilgili çok önemli bilgiler,  hem Kosgeb fırsatlarını nasıl kullanabileceğiniz, öğretiliyor. Nazmiye bu güne kadar  hem profesyonel olarak, hem de iş sahibi olarak 18 senelik iş hayatının içinde olmasına rağmen, yeni işini kurarken bu eğitimlerden çok şeyler öğrendiğini heyecanla anlattı.N7VA3oeqj47A0h2neRFB Özellikle bu eğitim notlarını paylaşan öğretmenleri İstanbul Aydın Üniversitesi Md Yardımcısı Doçent Dr Faris Kocaman‘ın katkılarını defalarca tekrarladı.Bilgilerin teknik ve teorik içeriklerinin yanında kişileri girişimciliğe ruhen hazırladığını özellikle belirtti.Ben de bu eğitimleri sizlerle gün gün paylaşmaya başlıyorum. Sevgili Nazmiye Sabuncuoğlu’na ve Faris Kocaman’a sonsuz teşekkürler.Bilgiler ve eğitimlerin paylaşımı ile birlikte  Nazmiye’ye  eğitimlerin  kazandırdıkları, sonra şirketini kurarken yaşadıklarını da paylaşmaya çalışacağız.Sevgiler, sevgiler…

Kosgeb ile daha önce de genel bir anlatım paylaşmıştım. Buradan ulaşabilirsiniz. Resmi site adresleri ise http://www.kosgeb.gov.tr.Aşağıda 9 bölüm halinde paylaşacağım Kosgeb Eğitimlerinin birincisiyle başladım.

KOSGEB-Logo1

1. BÖLÜM GİRİŞİMCİLİK VE GİRİŞİMCİLİK SÜREÇLERİ

Girişimcilik kavramı ve uygulamalarının, bilgi toplumunun ve içinde yaşadığımız çağın getirdiği büyük değişimin yansımalarından biri olduğu konusunda hiç şüphe yoktur.

Girişimcilik, insanın düşünsel emeğinin ekonomik değere dönüşmesi olarak ifade edilmekte ve üretim faktörleri arasında yer almaktadır.

Girişimci sayısının arttırılması, bugün gelinen noktada gerek gelişmekte olan gerekse de gelişmiş ülkelerin tamamının ortak çözüm aradığı bir konudur. Büyüme ve istihdamın sağlanmasında;

Yeni iş fikirlerinin hayata geçirilmesi ve kurulacak olan yeni işletmeler bir ekonominin büyüyebilmesinin öncelikli koşuludur.

Bu nedenle toplumda girişimci kişilerin sayısının arttırılması ve bu kişilerin eğitilmesi ülkelerin öncelikleri arasında olmalıdır.

Diğer bir anlatımla girişimcilik, birçok paydaşın rol oynadığı bir ekosistemde sürdürülebilir.

Girişimci bir ekosistem için düzenli bir çerçeve oluşturmada; özel özel sektör, eğitim kurumları, bireyler ve sosyal aracıların birlikteliğini teşvik etmede devletin rolü çok önemlidir.

GİRİŞİMCİLİĞİN TANIMI

 

Girişimcilik, fikrin eyleme geçmesindeki bireyin yeteneğini ifade eden bir kavramdır.

Bu kavram yaratıcılık, yenilik ve risk almanın yanı sıra hedeflere ulaşmada projeleri planlama ve yönetme yeteneğini de kapsar

Diğer bir anlatımla girişimcilik, günlük yaşamda, çalışma hayatında ve toplum içerisinde çalışanların ve bireylerin sosyal ve ticari faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinde ortaya çıkabilecek fırsatları daha iyi anlamalarına yardımcı olan ve birçok disiplini içerisinde barındıran şemsiye bir kavramdır.

Literatüre bakıldığında girişimcilik kavramının birçok yazar tarafından farklı bakış açılarıyla incelenmekte olduğu görülmektedir.

Yapılan çalışmalarda çoğunlukla; risk, sermayenin tedarik edilmesi, arbitraj ve üretim faktörlerinin koordinasyonu gibi konular ağırlıklı olarak ele alınarak bu kavram açıklanmaya çalışılmıştır.

Girişimcilikle ilgili olarak yapılan çalışmalar incelendiğinde girişimcilik kavramının farklı sözcük gruplarıyla açıklanmaya çalışıldığı görülecektir. Bu gruplar şu şekilde sıralanabilir:

  1. Başlatma/bulma/yaratma
  2. Yeni işletme
  3. Yenilik/yeni ürünler/yeni Pazar
  4. Fırsatların peşinde koşma
  5. Risk alma/risk yönetimi/belirsizlik
  6. Kâr arzusu/kişisel fayda
  7. Üretim yolları ve kaynaklar
  8. Yönetim
  9. Değer yaratma
  10. Büyüme arzusu
  11. Girişim
  12. Değişim yaratma
  13. Sahiplik
  14. Sorumluluk/ Yetki
  15. Strateji oluşturma

Yukarıdaki sözcük gruplarından da anlaşılacağı gibi girişimcilik hakkında tek bir tanım yapma olanağı yoktur.

Bu da girişimciliğin sürekli olarak değişen bir olgu olduğunu göstermektedir.

Girişimcilik, birçok bileşeni olan bir olgudur.

Ayrıca bu bileşenler, girişimcilik olayının oluştuğu çevresel ortama göre değişmektedir.

Bu olgunun tanımlanmasında birinci odak noktası, girişimcinin kişi değil süreç olduğudur.

İkincisi girişimci süreç içerisinde, girdi niteliği taşıyan bileşenlerin çıktılardan ayrılması gerekmektedir.

Örneğin, girişimci kişi bir girdi iken, ekonomik gelişme bir çıktıdır.

Girişimcilik kavramı, ortaya çıkan fırsatlardan yararlanma ya da yeni fırsatlar yaratabilme amacıyla üretimin girdilerini örgütleme yeteneği ve risk alma özellikleriyle bağdaştırılarak açıklanmaya çalışılmaktadır.

Bu yapı ağırlıklı olarak girişimciliğin ticari boyutunu öne çıkarmakla birlikte günümüzde kâr odaklı olmayan ve parasal kazançtan daha önemli bir girişimciliğin de olabileceği anlaşılmıştır.

Bugün birçok çalışmada girişimcilik ticari girişimciliğin yanı sıra kamu girişimciliği, sosyal girişimcilik, iç girişimcilik gibi kavramlar ile değer yaratımı sonucuna odaklanılarak açıklanmaya çalışılmaktadır.

“Kamu Girişimciliği” daha çok kamu kuruluşlarındaki girişimciliği açıklamaya çalışırken “Sosyal Girişimcilik” ise, sivil toplum kuruluşlarının (STK) girişimcilik eylemleri olarak bilinmekte ve incelenmektedir.

Öte yandan, hem özelde hem de kamuda geçerli olabilen “İç Girişimcilik” kavramı sıkça gündeme getirilmeye başlanmıştır.

Ayrıca, “Küresel Girişimcilik”, “Tekno-girişimcilik” gibi uygulamalar yepyeni bir açıdan ortaklıklar kuran, buluşlar, yenilikler yapan, kısaca fark yaratarak değer yaratan girişimcilik yapıları olarak karşımıza çıkmaktadır

Girişimcinin Özellikleri

Ticari açıdan bakıldığında, girişimci, ekonomik mal veya hizmet üretmek, pazarlamak için üretim faktörlerini bir araya getiren, kâr amacı güden ve girişimlerinin sonucunda doğabilecek tüm risklere katlanan kişilerdir.

İktisatçılar açısından bakıldığında ise girişimci, değerlerini fazlalaştırmak amacıyla kaynaklar konusunda öngörüde bulunarak işi planlayan, insan kaynaklarını örgütleyerek girdilerin işlenmesini sağlayan ve elde edilen çıktıyı kârlılık yaratacak biçimde tüketicilerin kullanımına sunma becerisini gösteren, yenilikler ve yeni bir düzen getiren kişi olarak tanımlanmaktadır.

Kim iyi bir girişimci olabilir? Bununla ilgili herhangi bir tanımlayıcı profil bulunmamaktadır.

Başarılı girişimciler her yaştan, her gelir seviyesinden, her ırktan ve her cinsiyetten olabilir.

Eğitim ve deneyim durumları farklılık gösterebilir.

  1. Tutku: Girişimciler, iş fikirleri konusunda tutkuludurlar ve satılmakta olan ürün ya da hizmete inanmak zorundadırlar.
  2. Yenilikçilik ve Yaratıcılık: Yenilik yeni ya da farklı olandır, yaratıcılık ise geleneksel yoldan farklı biçimde düşünmedir. Girişimciler yenilikçi ve yaratıcı olmalıdırlar ve çözüm ya da fikirler öne sürerken farklı düşünürler.
  3. Bağlılık: Girişimciler başarısızlık ya da zorluklar karşısında bile fikirlerinin başarılı olacağına inanırlar.
  4. Cesaret: Girişimciler cesur olmak zorundadırlar. Büyük zorluklarla karşı karşıya gelmeye ve engelleri aşmaya hazırlıklı olmalıdırlar.
  5. Hedefler Belirleme Yeteneği: Girişimciler gelecek için hedefler koyma yeteneğine sahip olmalıdırlar.
  6. Karar verme Yeteneği: Girişimciler nasıl hızlıca karar verildiğini ve önceliklendirmeyi bilmek zorundadırlar.
  7. Esneklik/Değişime Açıklık: Girişimciler değişime ve yeni yöntemlere açık olmalıdır. Ayrıca, farklı durumlara kolayca uyum sağlayabilmek zorundadır.
  8. Bağımsızlık ve İnsiyatif: Girişimciler bağımsız düşünebilmeli, çalışabilmeli ve insiyatif alabilmelidir. Başarılı olmak için kontrolü ve sorumluluğu almaya hazır olmalıdırlar.
  9. Liderlik Becerileri: Girişimciler iyi liderlik berilerine sahip olmalıdır. Yetenekleri belirleme, insanlara ilham verme ve yönlendirme konusunda liderlik yapabilmelidirler.
  10. Sıkı Çalışma ve Sabır: Girişimciler asla vazgeçmemelidirler ve uzun çalışma saatlerine hazırlıklı olmalıdırlar. İşler hakkında olumlu düşünmeli ve başarmak için sabırlı olmalıdırlar.
  11. Motivasyon ve Enerji: Girişimciler kendilerini motive etmeli ve enerjik olmalıdırlar. Ayrıca etraflarındakileri de motive edebilmelidirler.
  12. Özgüven: Girişimciler kendilerine güvenmelidirler. Özgüven etrafındakilerde de inancı geliştirir.
  13. Başarıya Odaklanma: Girişimciler başarmak için çalışmalıdırlar. Hatta ara sıra olan başarısızlık öğrenmek için ve başarmak için bir basamak olarak değerlendirilmelidir.
  14. Riskler Alma: Girişimciler iyi hesaplanmış riskler alabilmeli ve başarmak için özverilerde bulunabilmelidir. Okumaya devam et

Anish Kapoor 5 Ocak’da Bitiyor;

Kaçırmayın;Anish Kapoor İstanbul’da Sakıp Sabancı Müzesinde 5 Ocak’ta bitiyor.

fotograf (119)SSM’de 5 Ocak’a kadar devam edecek sergiye yoğun işleriniz de olsa; mutlaka bir zaman ayırmaya çalışın  derim. Müzede de mutlaka özel hazırlanmış, filmi seyredin ve öyle gezin, ben de size  bu sergi dolayısıyla hazırlanmış Anish Kapoor webini öneriyorum, tıklayarak  ulaşabilirsiniz.Web’de yapılan anlatımda sanatçının yıl, yıl, yaptıkları, dünyanın önemli birçok kentindeki çalışmaları listelenmiş.Ama SSM’de sergide özel olarak hazırlanmış  filmde, çok daha fazlası var. Randevu ile rehber alıp gezmek de mümkün.SSM yi arayıp rehber yönlendirmelerini isteyebilirsiniz.Çok da iyi olur.

DSCF3576

Çağımızın önde gelen sanatçılarından Anish Kapoor, dünyada ilk kez İstanbul’da sergileyeceği eserleriyle Sakıp Sabancı Müze’sinde. Müzeye yerleştirilmesi haftalarca süren büyük ölçekli taş eserleri görebilirsiniz.

DSCF3587

Sanatçının mermer, kaymaktaşı gibi malzemelerle yapılan, çoğu daha önce sergilenmemiş taş eserlerine odaklanan ilk sergi olma özelliğini taşıyan sergi, Kapoor’un “Gök Ayna”, “Sarı” gibi heykel, mimari, mühendislik ve teknolojiyi bir araya getiren ünlü eserlerini de içeriyor.DSCF3578

Son 30 yıllık süreçte mermer, oniks, kaymaktaşı, granit, kumtaşı ve diğer taş türleri kullanılarak ortaya çıkan bu taş eserlere bakan birinin aklına tarihsel zamanın felsefeleri ve gerçeklikleri hakkında birçok bakış açısı geliyor. Kapoor, her biri kişisel ve imalı anlamlar içeren çağdaş formları elde edebilmek için oyma veya şekil verme gibi eski çağ geleneklerini takip eden az sayıdaki sanatçıdan biri. Belki de Kapoor’un sanatının en muhteşem yönü, özellikle de taş eserlerinin verdiği, eserlerin yaratıldığı zamanın tahmin edilemez oluşuyla birlikte ortaya çıkan zamansızlık duygusu”DSCF3584

Bir başka deyişle Anish Kapoor’un eserleri için 4 boyutlu olarak tanımlanabiliyor.

Kendisiyle yapılan bir ropörtajda, eserlerinin, özellikle kullandığı renklerin koyu/karanlık metaforlar içerdiğini dile getirmiştir. nedenini ise  aşağıda açıklamıştır:

fotograf (115)

“İşlerimin çoğu ışıktan çok karanlıkla ilgilidir.aydınlık kültürlü ve eğitimlidir, karanlık ise kültürsüz ve eğitimsizdir ve bizim söylenmemiş hikayemizin derinlerindedir. danteden freuda bir içsel karanlık içinde yaşıyoruz.yıllarca içsel karanlıkla ilgili işler yaptım.tüm batı felsefesi platonun metaforik olarak mağarada oturup ışığa bakıp ‘ilerleyelim’ demesi fikri üzerine kurulmuş.freud mağaranın arkasına bakmış ve belki hala mağaranın arkasına bakıyoruz.siyah ve maviyle çok iş yaptım.özellikle maviyle, çünkü mavi siyahtan daha derin olarak karanlığı ifade eder.son yıllarda yaptığım işlerin çoğu kırmızı.kırmızı toprağın rengidir, kırmızının anlattığı karanlığın, siyah ve mavininkinden daha derin ve koyu olduğunu düşünüyorum.”

fotograf (116)

‘BİR GALERİDE 4 VİNÇ ÇALIŞTI’

Büyük bütçelere malolan sergiyle ilgili, SSM Müdürü Dr. Nazan  Ölçer, taş heykellerin müzeye yerleştirilmesinin haftalarca sürdüğünü, her şeyden önce ağır heykelleri taşıması için müzenin güçlendirildiğini, duvarların yıkılıp sonra yeniden yapıldığını, bazen bir galeride 4 vincin çalıştığını ve çalışmaların belgesel haline getirildiğini anlattı.

anish-kapoor31image014Yeni yıla girerken kendinizi ödüllendirin, sergiyi gezin. Hatta Müzedechanga restoran’da sergi-yemek eşleşmesinden esinlenerek yapılan “Heykelsi Tatlar” adlı menüden seçeceğiniz lezzetlerle tamamlayın.Rezervasyonla Çarşamba ve Cuma geceleri, bu çok ilgi çekici menüyü denemek mümkün.

Sanatçı ile özdeşleşen malzemeler (pigmet, ayna, mermer dokuları) ve derinlik, sonsuzluk hissi uyandıran renklerden, formlardan yola çıkan Müzedechanga’nın genç ve yetenekli mutfak ekibi, görselliği kadar tat ve dokuda da şaşırtıcı ancak bir o kadar lezzetli bir menü oluşturmuş.  Ünlü tasarımcılar Arik Levi ve  Sebastian Herkner’in Verreum – Gaia&Gino markası için tasarladığı, Çek Cumhuriyetinde üretilen Anish Kapoor’un sergide de yer alan ayna yansıtmalı işlerine gönderme yapan vazo, mumluk ve tabaklar yemekteki atmosferi tamamlamakta.

Milliyet’teki 6 Ekim 2013 tarihli “Changa’da Heykelsi Tatlar”  haberi için tıklayınız.
Müzedechanga sayfası için tıklayınız.

İyi seyirler, keyifli lezzetler….

changa1

Başarısızlığı Yeni Bir İş Nedeni Oldu

Zor Demek Hafif Kalıyor,                                                                                                       Çok Etkilendim,                                                                                                                 Müthiş Bir Girişimcilik Hikayesi Daha,                                                                           Sabır Bazen En Önemli Meziyet,                                                                                         Hayaller Dosyası İşi Oldu,

Sevgili Muazzez Bodur ile buluşup  ondan dinledikten  sonra aklımdan çok farklı başlıklar geçti, hikayesini tekrar tekrar okudum, anlattıklarının her karesini  kendim yaşarcasına hissettim. Sonunda da biran önce  yazıp sizlerle de duygularımı, hissettiklerimi ve hikayeyi paylaşmak istedim.

fotograf (113)

Muazzez ile  harika güneşli bir günde Karaköy’de buluştuk. Onun ofisinin bulunduğu,  işlerinin, müşterilerinin yoğun olduğu, günümüzün popüler semti Karaköy’de. O da işini kurup ofis açacak duruma geldiğinde; ben burada olmalıyım demiş, ve ofisini kiralamış.Karaköy’ün restore edilmiş, yeniden çok farklı bir hayat bulmuş, her köşesinin, duvarının, kaldırımının tarihten bize çok şey anlattığı  sokaklardan, pasajlardan  geçerek, Meryem Ana Kilisesinin yan sokağında ki kafede  oturduk. Daha doğrusu, kafenin önü doluydu, karşısındaki duvar dibine konulmuş sıralanmış  masalardan birinde biz de yan yana  oturduk. Buluştuğumuz andan itibaren ben merakla sordum, o sakin sakin anlattı. Anlattıklarının hepsi çok heyecan vericiydi,hikayeyi bilmeme rağmen, o anlattıkça, ben de onunla tekrar yaşadım.O da  sakin, sakin anlatmasına  kendi de hayret ettiğini itiraf etti.Sakinliğini ise, ben bu işte sabretmesini öğrendim diyerek anlattı.

koleksiyonerim_logo

Muazzez iyi bir iş de çalışırken kendi işini kuruyor. İnternet üzerinden sanat, tarih ve antika değeri olan  eşya satan bir site açıyor.Çocukluğundan beri  bu tip bir uğraşı olmasının en büyük nedenlerinden biri de babasının bu tip eşyalara, objelere  olan ilgisi. İki sene evden,hem çalışıp hem işini götürmeye gayret ediyor. Bu arada evli bir çocuğu var, ama satışlar istediği gibi olmuyor, her geçen gün  karşılaştığı zorluklar, sorular, onu başka bir iş yapmaya yönlendiriyor. Hikayeyi aşağıda biraz da Muazzez’den dinleyelim.

“1975 doğumluyum, babam girişimciydi, Türkiye’de ilk likit deterjanı üreten kişidir. Kobiydi, ufak sermayeyle başlayıp, iki çocuğunu kolejde okutacak kadar para kazanabilmiş, dürüst, araştırmacı bir adamdı. Çocukluğum sabun kazanlarının içinde geçti, imalathaneye bayılırdım. Halen işin üretildiği yerleri çok merak eder severim.

Benim girişimci olmak yolundaki serüvenim, 2010 yılında amatör denemelerle başladı. 13 yıl kurumsalda .çalışmaktaydım. Öğrenciliğim çok başarılı olmasa da iş hayatında hızlı adımlarla yürüdüm ama hep bir tatminsizliğim vardı. Benim sanatla ilgili bir iş yapma hissiyatım, artık beni çok zorluyordu.

Önce bilgisayarımda bir “Hayaller” dosyası açtım. Hedefim tutkuyla bağlı olduğum  sanat eserleri ile ilgili bir iş yapmaktı. Bu dosyaya olmak istediğim, içinde yaşamak istediğim bütün hayallerimi yazdım. Keşke hayal edilenler gibi de devam etseydi. İşle devam edebilir bir yol bulmalıydı. İnternet üzerinden bir satış sitesi kurmaya karar verdim. 4 ay site adı, paket program, ürünler, içerikler derken, gece gündüz demeden siteyi 150 ürünle açmayı başardım. Hatta son hafta sonu 48 saat makinanın başından kalkmadım. Koleksiyonerim.com bir pazartesi sabahı online olacaktı.

antika-resim

8 yıllık evliydim, oğlum 3 yaşındaydı. Siteyi açacağımın akşamı eski eşim gelip boşanmak istediğini söyledi. Benim 48 saat uykusuzluğumun ardından olayın ciddiyetini anlamam oldukça geç oldu. Çok malum sebepler, akabinde mal mülk tartışmaları. 1 yıl sürdü boşanmamız, koleksiyonerim o dönemde beni mutlu eden tek uğraşımdı. Ancak o da, iş, boşanma, maddi imkansızlıkladan nasibini aldı.

2 yıl süren koleksiyonerim.com’ da her ay yeni antika ve koleksiyon objeleri koyarak zenginleştirmeye çalıştım. Ama sadece ürün bulmak yetmiyordu, reklam vereceksin, banka anlaşmaları, kampanyalar vs, hele ki benim kaybetmemdeki en büyük etken sektörü yeterince tanımıyorsan başarısızlık kaçınılmaz bir hal alıyor.

Siteyi ziyaret edenler eserleri çok beğeniyorlardı ancak bir türlü satın almıyorlardı. İlk satışım bir Gülabdan’dı. İnanamamıştım sitenin en pahalı eserlerinden biriydi ve 1000 TL idi.

SAM_1276

Gelen mesajlarda insanlar elindeki eşyalar ile ilgili sürekli soru soruyordu.   “Halım var kaç para eder? Dedemden bir el yazması kitabım var anlamıyorum? Tablom orijinal mi?,”

Bu soruların cevabı ise bende yoktu.

Gelenekselden başlayıp; internet üzerinden satış yapma maceram 2 yılı aşkın süre devam ettiğim denemeler başarısızlıkla sonuçlandı. Ancak bu başarısızlık, probleme teşhisi koymama ve Türkiye’de hiç yapılmayan bir işe adım atmamı sağladı.

Türkiye’de koleksiyon objeleri, antikalar, sanat eserleri gibi taşınabilen eserlerin ekspertizini yapan bir kurum yoktu. İnsanlar internet üzerinden bu eserleri alırken güven problemi yaşıyordu ve herkes elindeki eşyanın gerçek değerini merak ediyordu. İş riskli, uzman bulmak ise oldukça zordu.”

SAM_2887

Muazzez, başladığı iş de başarısız oluyor, eşinden ayrılıyor, ama özgüvenini, cesaretini kaybetmiyor, çok daha zor bir yolu seçiyor.Yeni bir iş kurmak için yola çıkıyor. Hem de bu sefer çalıştığı işinden de ayrılarak,kendi isteği ile işsiz kalarak.Bundan sonra başlayan yeni mücadelesi çok daha önemli. Evini geçindirmesi lazım, işini kurup sürdürmesi için paraya ihtiyacı var.Elindeki para çok sınırlı. Ama iş fikrine, kendine çok güveniyor ve sanat dünyası ve sanat severler içinde  olmayı çok arzu ediyor, sabırla dayanıyor, her zora bir çözüm buluyor, kendini, işini anlatıp yatırımcı arıyor. 

ekonomist

“Sonunda doğru iş modelini bulmuştum ve sanat eserlerinin değerlemesini yapan bir ekspertiz şirketi kuracaktım. İşten ayrılmış, çok küçük bir sermaye ile işe başladım. Enkuba adlı bir kuluçka yatırım yapan firmadan kuruluş sermayesi almayı başardım ve   2012 yılında Değerli Eşya Danışmanlık A.Ş’yi kurdum. Türkiye’de ve yurtdışında, kendi alanında uzman 100 ün üstünde tarafsız eksper aracılığıyla, istenirse sanal ortamdan ( www.bukacparaeder.com), istenirse yerinde ekspertiz hizmeti veriyorum.”

Muazzez en önemli kısmı  altı satırda yazmış, ama onun Enkuba’yı bulması, yatırımcı bulmak için  çalışmaları, bulduktan sonra işinin geliştirilip ilk müşteriyi kazanana kadar yaşadıkları bir film gibi.Önce iş fikrinin doğru olup olmadığını, başkalarının buna ne kadar değer verdiğini görmek için, yarışmalara katılıyor, eğitimler alıyor, kendini tanıtmak, anlatmak için sunumlar yapıyor. Start Up Weekend fayda gördüğünü söylediği önemli girişimcilik yarışmalardan biri. Kendi değerlendirme  ekibini kurmak için çok araştırma yapıyor, her araştırmada bir şeyler öğreniyor, birilerini tanıyor. Yurt dışında nasıl yapılıyor, araştırıyor, yardım istiyor.Bu çabaların içinde bir gün Enkuba ile tanışıyor. Ama iş fikrinin hayata geçmesi için de süreye ihtiyaç var. Enkuba grup dayanabilecek misin? diye soruyor.Muazzez heyacanla her zora dayanacağım deyip,hep birlikte çalışmaya başlıyorlar.İlk müşteri Osmanlı Bankası, oluyor, sigorta şirketlerinden, önemli yatırımcılardan teklifler, işler geliyor. Sonrası devam ediyor, şimdi sırada değerli eşyaların satışının büyütülmesi, hızlandırılması var.Muazzez bu her anı heyacan dolu hikayesinde, hissettiklerini,duygularını, inandıklarını, gelecek hayallerini aşağıda anlatmaya devam ediyor.

7lvgtbyg7hzar2pk3cz1

“Şimdi tekrar bir satış sitesi kurmak istiyorum, insanların elindeki eşyaların ekspertiz hizmetini aldıktan sonra değerinde satış hizmetini verecek bir site. Artık biraz daha şanslı hissediyorum. Çünkü artık insanlara elindeki eski eşyaların değerini söyleyebilecek bir alt yapım var ve piyasayı takip edebiliyorum. Oyun alanınızın kurallarını, rakiplerinizi tanımıyorsanız bütün çabalarınız boşa gider. Kahve pişirmeyi bilmeyen insanların restoran açma fikirlerine bayılıyorum!!!!!!!

Genel kural hep geçerli; iyi olan kazanıyor.

Temelinde bir ihtiyaca cevap veren fark ve faydası net olarak tanımlanabilen, iyi planlanmış bir iş fikri, yatırım kaynaklarının da desteğiyle hayata geçirilebilir. Ayrıca girişimcinin donamı, tecrübesi, inancı, vizyonu, yönetim becerileri ve sürekliliği çok önemli. Bugün her 12 girişimden sadece 1’ i ayakta kalabiliyor.  Yolun uzun ve zor şartlar barındırdığını unutmamak, hatta başlamadan önce hazırlanmak gerekiyor.

star gazetesi (1)

Genel kural hep geçerli; iyi olan kazanıyor.

Karar almak, fikri içinde yaşamak ve her türlü dış etkene rağmen kararlılığını koruyabilmek bazen çok zor gelebiliyor. Ben şu anda  kendi işini yöneten biri olarak profesyonel hayata göre çok daha fazla zamanımı işim için harcıyorum .İçimde hiç bitmeyen bir heyecan ve dinamizm var. Bence bu gücü kendinde hisseden herkes kendi işini kurmalı.

Girişimcilikte beni başarıya götüren bazı davranışları paylaşmak istiyorum

Önce kendinden emin olmalı insan, özgüveni onu yarı yolda bırakmamalı,
Girişimci ( en çaresiz hissedilen anda dahi ) kendi kendini motive edebilmeli,
Her sabah kalktığında evet ben bu yola baş koydum diyebilmeli,
Sürekli büyümeye kafa yormalı ve elindekiyle yetinmemeli,
Her gün işiyle ilgili yeni bir fikri not almalı
İletişimde açık olmalı ve doğasındaki üretkenliği yansıtmalı
İşletmenin her sürecine vakıf olmalı, teknolojiden korkmamalı
Ve mutlaka işini çok sevmeli

Ben 15 yıllık profesyonel iş hayatımı arkada bırakıp  bilinmeyen bir yolculuğa adım attım.  Babam gibi, Türkiye’de hiç yapılmayan bir işe baş koydum. Hem internet hem yerinde, 13 ayrı ülkede 100 ün üstünde uzman ile çalışıyorum. İşimin büyük bir bölümünü internet ve teknolojiyi yoğun kullanarak yapıyorum. Artık çevremde o hep hayalini kurduğum ve içinde olmak istediğim sanat eserleri ve sanata aşık insanlar var.

deville freres

“Hayaller” dosyası halen yapılacak bir sürü yeni fikirle dolu. Bence bu dosya hiçbir zaman

kapanmayacak.”

Sevgili Muazzez, yepyeni bir iş fikrini çok zorluklarla hayata geçirmiş,  ve azimle yeni hayallerinin peşinden gidiyor, çok etkilendim, işine olan tutkusuna hayranlık duydum, heyecanla dinledim, yazdım. Daha çok yazılacak şey var, melek yatırımcısı ile olan tanışma ve çalışma hikayesini ayrıca paylaşmak istiyorum. Hiç umut bağlamadan  katıldığı ,ama sonunda çok farklı  sürprizlerle karşılaştığı yarışmalar, birinci olana kadar inatla katılmaya devam etmek istedikleri, idolleri, tüm çabalarının ona kazandırdığı hayat tecrübesi olgunluğu hepsi farklı hikaye konuları olacak nitelikte. Belki blogundan işlerinden paylaşacağım çok şey olacak, Muazzez tanıdığım için çok mutluyum, başarılarını takip etmek, en büyük keyfim olacak, kutluyorum.

Ümit Boyner’e Avrupa Ödülü

BOYNER Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, üç gün önce Avrupa Komisyonu himayesinde verilen Capo Circeo Ödülü’nü aldı.Çok gurur verici haberi ben de paylaşmak istedim.

fft99_mf3807845

Avrupa Ödülü’ne layık görülen ilk Türk olan Boyner, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) adaylık sürecinin çok yavaş ilerlediğini belirterek, “Avrupa’daki kriz nedeniyle genişleme de gündemlerinden çıktı” dedi. Avrupa ile geçmişten bu yana güçlü sosyo-kültürel, tarihi ve ekonomik ilişkileri olan Türkiye’yi, Avrupa’nın değişmez partneri olarak gören ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğini destekleyen Vincenzo Di Paolo Vakfı tarafından verilen Capo Circeo Ödülleri dün akşam sahiplerini buldu. Kültür, sanat, ekonomi ve siyasi dallarında verilen ödüle ilişkin tören, Campidoglio tepesinde bulunan Capitolini Müzeleri’nde gerçekleştirildi. TÜSİAD eski Başkanı Ümit Boyner, Türk ekonomisinin büyümesine, Avrupa’yla olan ticari ilişkilerin gelişmesine ve Türkiye’nin AB üyeliği sürecine katkıları sebebiyle Avrupa kültürünün gelişmesi ve yaygınlaşmasının sembolü olan bu prestijli ödüle layık görülen isim oldu. Geceye, Ümit Boyner’in eşi Cem Boyner ve Türkiye’nin Roma Büyükelçisi Hakkı Akil de katıldı.

TÜRKİYE’YE İLHAM VEREN 6 TEMEL DEĞER

Ümit Boyner ödülü alması ardından yaptığı konuşmada, “Bu ödülü aynı zamanda, her demokratik, çoğulcu ve özgür toplumun temeli olması gerektiğine inandığımız Avrupa değerleri ve standartlarını büyüyen ülkemiz Türkiye’de hayat bulması için seslendiren ve çalışan tüm erkek ve kadınlar adına alıyorum” dedi. Boyner, Avrupa’daki sosyal yapı ve bireysel özgürlüklerin yüzyıllar boyunca ve çoğu zaman zorluklarla savaşarak elde edildiğini, zamanla gelişerek oluştuğunu hatırlamak gerektiğine vurgu yaparken şöyle konuştu:

“Bir kez daha Avrupa’yı tanımlayan ve aynı zamanda dünyanın geri kalanına ve benim ülkeme ilham veren altı temel değerin altını çizmek isterim Humanistik düşünce olmasaydı, bağımsız insanlar olmazdık ve tebaa olarak kalırdık. Akılcılık olmasaydı, bağımsızlık da olmazdı ve mantık, muhakemenin nihai kaynağı olmazdı. Din ve politikada kuvvetler ayrılığı olmasaydı, din ve inanç özgürlüğü olmazdı. Hukukun üstünlüğü olmasaydı, hükümdar veya otokrat güç, varlığımız ve şahsi özgürlüklerimiz üzerinde gelişigüzel kararlar verebilirdi. Demokrasi olmasaydı, hiç bir şekilde kendi geleceğimizi belirleyemezdik, kendi kaderimizin kontrolü kendi ellerimizde olmazdı. İnsan hakları olmasaydı, hiç bir ayrımcılığa karşı korunamazdık.”

Ümit Boyner bu değerli ödülden cesaret aldığını ve bu ödülün kendisini daha iyi şeyler yapmaya teşvik ettiğini ifade etti.

SEÇİMLER DE AB SÜRECİNDEKİ GELİŞMELERİ ETKİLEYECEK

Tören ardından gazetecilere konuşan Boyner, AB’nin gündeme gelmesinden çok memnun olduğunu söyleyerek, şöyle konuştu:

“AB ile ilişkiler, aşağı yukarı 2005’ten beri üzerinde çalıştığım bir konu. Onun için ödüllendirilmek büyük şeref. Duyduğum zaman da çok sevindim. Türkiye gündeminde bununla yer almak büyük şeref dedi. Türkiye’nin AB üyeliği gidişatının bekledikleri ve istedikleri hızda ilerlemediğini dile getiren Boyner, “Yeni bir başlık açılmış olması bize bir ümit verdi, ama çok yavaş gidiyor. Umuyorum ki tekrar hızlanacak. Hem Türkiye’nin hem Avrupa’nın bu sürece biraz canlılık katması gerekiyor. İş dünyası çok uzun zamandır bu konunun üzerinde çalışıyor, ama Türkiye’deki seçim dönemi de çalışmaları yavaşlatacak gibi görünüyor.”

“GENİŞLEME AVRUPA’NIN GÜNDEMİNDEN ÇIKTI”

Boyner bu yavaşlamanın, Türkiye’nin gündeminde başka konular olması ve Avrupa’da da geçtiğimiz dönemde Türkiye karşıtı politikalar izleyen ülkelerin varlığından kaynaklandığını belirterek, “Ümit ediyorum ki bu konu tekrar gündeme gelecek. Fransa bu konuda eski inadından vazgeçti. O açıdan ümitle yolumuza devam etmeliyiz diye düşünüyorum” dedi.

Avrupa’daki ekonomik kriz ve bunun arkasındaki nedenlerin, Avrupa’yı da kendi içine kapadığını öne süren Boyner, “Genişleme de gündemlerinden çıktı. Bunun da Türkiye’yle olan ilişkilere negatif etkisi oldu, ama krizden çıkış da çok hızlı olacak gibi görünmüyor. Ümit ediyorum ki Avrupa, Türkiye’nin birliğe katılmasıyla Avrupa ekonomisine katkıda bulunacağını görecek noktaya gelecek. Avrupa’da bunu görenler de Türkiye’yi destekleyenler ve genellikle iş dünyası” diyerek sözlerini noktaladı.

CAPO CİRCEO ÖDÜLÜ

Kuruluşunda 1977 yılında İtalyan-Alman Dostluğu Derneği’nin kültürel aktiviteleri çerçevesinde verilmeye başlanan Capo Circeo Ödülü, günümüzde İtalya ve Almanya dışında diğer Avrupa ülkelerinden de politikacılar, düşünürler, yazarlar, sanat ve iş dünyasından ünlü kişilere veriliyor. Geçmişte bu ödül ile onurlandırılmış kişiler arasında Angela Merkel, Cecchi Gori, Giscard d’Estaing, Helmut Kohl, Jos? Manuel Barroso, Marcello Lippi ve Michael Schumacher de bulunuyor.

Şeker Kullanmadan Aşure Yapın

Yeşilist’den Nil Kayarlar Sarrafoğlu yazınca, ben de hemen paylaştım,Nil şeker yerine aloe vera veya hurma şurubu kullanıyorum diyor, ben de stevia veya ageve şurup kullanıyorum,hem de oldukça az, hepsi olabilir, size hangisi kolay gelirse…

Şeker kullanmadan aşure yapın

18.11.2013 – Nil Kayarlar Sarrafoğlu

Hep anneden ya da büyük anneden gelen tarifler vardır ya, bizim evde yapılan aşurede de portakal kokusu eksik olmazdı. Aşure diyince aklıma hep portakal kokuları gelir. Ama benim versiyonda bir değişikliğe uğruyor tarif. Ben aloe vera veya hurma şurubu kullanıyorum tariflerimde. Evet organik ürünler de kullanıyorum farklı olarak ama büyük ihtimalle annanemin kullandıkları da sağlıklı idi.

Malzemeler
Yarım kg. organik buğday
1 su bardağı organik nohut
1 su bardağı organik kurufasulye
1 çay bardağı organik organik pirinç
100 gr organik kuru kayısı, yıkanmış ve ufak ufak doğranmış
50 gr. kuş üzümü
100 gr. organik çekirdeksiz kuru üzüm
dilerseniz ufak ufak doğranmış kuru incir
1 su bardağı organik aloe vera veya hurma şurubu
½ su bardağı organik süt
2 adet organik portakal rendesi, portakalınız sulu değilse biraz da küp küp kesip içine atın mutlaka.

Bir gece önce buğdayı bir tencereye koyup üzerini 5 parmak geçecek kadar su koyun ve bir taşım kaynatın.Kurufasulye ve nohutu yıkayıp ayrı bir tencereye alın ve aynı işlemi tekrarlayın.Her iki tencereyi de kaynadıktan sonra altını kapatın ve gece dinlendirin.Sabah tencerelerin altını tekrar açın, kısık ateşte ara sıra karıştırarak buğday, nohut ve kurufasulye yumuşayıncaya kadar tencere kapağını kapamadan 3 saate yakın pişirin.

Kıvamını bozmadığınız sürece dilediğiniz kadar su ekleyebilirsiniz. Bizim evdeki aşureye pirinç unu veya nişasta eklenmezdi, bazıları eklerler. eğer tencerelerdeki su azalırsa kaynamış su ekleyin.Buğdayın pişmesine yakın tencereye iyice yıkanmış pirinci ekleyin. bir sürede pirinçlerle beraber pişirin ve nohut ve kurufasulyeleri buğday tenceresine ekleyin. 10-15 dakika daha kısık ateşte kaynatın. çekirdeksiz üzümü, kuş üzümünü ve kayısıları tencereye ekleyin. 15 dakika daha pişirdikten sonra da aloe vera veya hurma şurubunu ekleyin, bir taşım kaynatıp altını kapatın. hemen ardından ısıttığınız sütü ve portakal rendesini ekleyin. Aşure soğuduktan sonra kaselere paylaştırıp tarçın, ceviz, fındık ve elbette nar ile süsleyin.