Hukukçu, Girişimci, Çevre Dostu

Sevgili Serap Zuvin,Kagider’li, çevre dostu, çok zarif hukukçu arkadaşım. Onu Kagider’de uluslararası şirketler hukuku ile ilgili bir sunum yaparken tanımış ve çok beğeni ile dinlemiştim. Sonraki yıllarda güzel beraberliklerimiz oldu. İki senedir de Yeşil-İş komitesinde beraberiz ve onun ve ekibinin yeşil ofis çalışmalarını hayranlıkla izliyorum. O günlerden beri de girişimcilik hikayesini yazmak istedim.Yeşil Ofise dönüştürdükleri  iş yerlerini ziyarete gittiğimde sevgili Serap’ın çevre dostu olduğu gibi sanat tutkunu olduğunu  da  öğrendim. Ofis duvarlarını çok güzel resimler süslüyordu. Resimler ve başarı belgeleri ile dolu ofis sahibinin çok titiz, çok hassas çalışanına, müşterisine, paydaşlarına karşı çok duyarlı olduğu hemen farkediliyordu. Sosyal sorumlulukları için de özel çaba gösteren emek veren arkadaşımı tekrar tekrar  kutluyorum.DSCF6042

Geçtiğimiz aylarda; meslek hayatının 25.yılını doldurduğu için, İstanbul Barosu Başkanı Sn. Ümit Kocasakal tarafından  plaket verilen Serap Zuvin;  WWF’den de Serap Zuvin Hukuk Ofisi olarak Yeşil Ofis Belgesi alan ilk hukuk ofisi oldular. Hukukçu, Girişimci ve Çevre Dostu arkadaşımın okul yıllarından  itibaren, çalışma hayatı  ile ilgili önemli ipuçları bize aktaran soruları  hafta içinde ofisinden Melis Öget sordu; SerapZuvin  cevapladı. photo (2)Bu güzel söyleşiden ben de arkadaşımla ilgili  bilmediğim yeni şeyler öğrendim, çok keyif aldım, bu güzel röportajı sizlerle paylaşıyorum.Özellikle de hukuk okuyan, okumak isteyen, ya da hiç düşünmeyen gençler için. Sevgiler sevgiler

DSCF6040Avukat olmak çocukluk hayaliniz miydi? Bugün seçme şansınız olsa yine aynı mesleğe mi yönelirdiniz?

Aslına bakarsanız, avukatlık mesleğinin çocukluk hayalim olduğunu söylemem zor. Çocukluk hayalim doktor, hatta cerrah olmaktı. Üniversite çağına geldiğimde ise bir yandan okurken bir yandan da çok erken yaşta başladığım çalışma hayatına devam etmeme imkan veren en uygun bölüm olduğundan hukuka yöneldiğimi söyleyebilirim.

Şu an geriye dönüp baktığımda ise hiç tereddüt etmeden iyi ki de böyle olmuş diyebiliyorum.  Günümüzde bilinçsiz tercihler ve hatta çoğu zaman imkansızlıklar sebebiyle sevmediği bir bölümde okuyan bunca genç varken, okurken sevdiğim ve sonrasında büyük bir aşkla yaptığım mesleğimi bana kazandıran bir dalda eğitim alabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.

 Serap Zuvin’in mesleğinin en sevdiği yönleri ile zor yanları nelerdir?

 Hukuk da artık tıp gibi kendi içinde pek çok uzmanlık alanına ayrılıyor.  Bu nedenle, her uzmanlık dalının kendi zorluk ve avantajları olduğunu söylemek mümkün.  Örneğin, dava takibi hizmeti veren bir hukukçu, adliyelerin işleyişinden yakınabilecekken, danışmanlık hizmet veren hukukçular için bu şikayet konusu, haliyle en son sıralarda yer alacaktır. Bu nedenle bu soruya ancak ticaret hukuku alanında danışmanlık hizmeti veren bir hukukçu kimliği ile cevap verebilirim.DSCF6048

Önce sevdiğim yanlarından bahsedeyim. Ticari hayatta ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, iş ilişkilerini hukuki bir tabana oturtmak gerektiğinde, tüm iş insanları akıllı ve konusuna hakim hukukçuların desteğine ihtiyaç duyuyorlar. Bu noktada, müvekkilinizin size duyduğu güven ve verdiğiniz hukuki görüşlere itimat ederek aksiyon alınması, sanırım mesleğimin en sevdiğim yanı. En zor yanı ise elbette sürekli değişen kanunlar ve teknolojinin de etkisiyle kendinizi her daim güncel tutmak durumunda olmanız. Tecrübeniz sebebiyle hakkında en emin olduğunuz bir bilginin bile müvekkiller ile paylaşmadan önce mutlaka güncelliğini teyit etmek gerekiyor.  Tabii en güzeli, bu zahmetli zorunluluğa iyi tarafından bakarak kendinizi hep zinde bilgili, akıllı ve güncel görmek.

_DSC1176 (2)

Nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz?

Bana çok enerji veren, oldukça genç bir ekiple çalışıyorum. Hepsi iyi eğitimli ve daha da önemlisi aileleri tarafından “iyi insan” olmak üzere yetiştirilmiş gençler. Tüm iş arkadaşlarım, kendi adımla kurduğum büroyu bir marka haline getirdiler ve bu markanın en iyi yerde durması için müthiş bir enerji ve bağlılık ile çalışıyorlar. Kurduğumuz takım ruhunu korumak ve yeni gelenlere de aşılamak için inanılmaz bir çaba gösteriyorlar.  Ben de tüm bu çabaları zaman zaman birebir içlerinde, bazen de uzaktan ama her daim büyük bir mutluluk ve gururla izliyorum.

15388_692904107390476_1078999288_n

 Bir yönetici olarak izlediğiniz bir yol var mı? Sizce bir yöneticide olması gereken en önemli özellikler nelerdir?

Bu konuya değindiğiniz için öncelikle çok teşekkür ederim.  Her zaman dile getirdim bir gerçek var ki o da hukuk fakültelerinde bir işyerinin nasıl işletileceğine dair herhangi bir dersin olmamasıdır. Doğası gereği serbest meslek olan avukatlığın eğitimini veren fakültelerde, bu eksikliği sanırım kendi işini yapmaya karar veren tüm meslektaşlarım hissetmiştir.

Ekip yönetmek ve bir iş yerindeki dengeleri korumak elbette ki çok zor.  Çalışanlarınıza onlara değer verdiğizi ve büronun önemli bir parçası olduklarını hisettirdiğinizde, yaptıkları işleri takdir ettiğinizde, işlerine ve işyerlerine olan bağlılıklarının arttığı bir gerçek. Tüm bunları atlamadan uygulanabilir kurallar koyduğunuzda, işyerindeki otoriteyi sağlamak hiç de zor değil. Bunları yaparken kendimin de uzun yıllar masanın diğer tarafında oturduğumu hatırlayarak, mümkün olduğunca empati yapmaya gayret ediyorum.

Ben her zaman bir yöneticinin işinin başında ve ekibinin ona her ihtiyacı olduğunda ulaşılabillir durumda olması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenledir ki daha erken bir saatte toplantım yoksa beni her gün en geç saat 10’da masama oturmuş durumda bulursunuz.

Bildiğimiz kadarıyla üniversite çağında bir oğlunuz var.  Hem mesleğinizde bu kadar başarılı olup, hem de en iyi şekilde cocuğunuzu yetiştirmeyi nasıl başardınız?

1013544_671286739552213_1735730326_n

Öncelikle bu güzel sözleriniz çok teşekkür ederim. Röportajımızı meslek hayatının başındaki pek çok genç kadının da okuyacağını düşünerek sorunuza cevap vereyim. İş hayatımda bugüne kadar takdir gördüğümü umduğum tüm konuları bir kenara bırakarak söyleyebilirim ki benim tüm yaşamımdaki en büyük başarım ve gurur kaynağım tabii ki biricik oğlum.

Elbette, hem iş hem aile hayatını dengede götürmenin her zaman kolay olduğunu söylemem mümkün değil. Tahmin edeceğiniz gibi evden çalışmayı bu denli kolaylaştıran teknolojik aletlerin hayatımıza giriş tarihi çok eski değil. On bir ay meme emen cocuğumu eve gelip emzirip, sonra tekrar işe gittiğim çok gece oldu. Çocuğumu ben ve eşimin bilgileri doğrultusunda büyütüme arzumdan dolayı, birinci derece aile yakınlarımı bu sürece katmak istemedim. “Uykusuz geceler de işin bir parçası” düşüncesiyle sadece hafta arası bakıcı desteği aldım. Bundan 20 yıl önce  bakıcılık hizmetleri günümüzdeki kadar organize değildi, bu nedenle çok zorlandığım zamanlar olmadı değil.

Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki birçok kadın gibi sanırım bende de birden fazla işi aynı anda aynı özenle yapma yetisi varmış. Programımı doğru ayarlayarak, oğlumun bana her ihtiyacı olduğunda yanında olup, tüm özel günlerini onunla paylaşabildim. Ne mutlu bana ki oğlum da bu konuda benimle aynı fikirde olduğunu hep hissettirmiştir.

DSCF6050Her şeye rağmen, tahmin edeceğiniz gibi iş-annelik dengesini korumaya çalışırken yaşadığınız tüm zorluklar, evladınızın en güzel şekilde büyüdüğünü ve hayata atıldığını gördüğünüzde bir anda uçup gidiyor ve akılda yalnızca güzel anılar kalıyor. Bu nedenle, çok da erken yaşta anne olmamış bir iş kadını olarak, tüm genç kadınlara gerçekten arzu ediyorlarsa, kariyerlerini etkileyeceği endişesi ile anne olmayı ertelememelerini tavsiye ediyorum.

Girişimcileri desteklediğinizi biliyoruz. Bize bu konudaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

KAGİDER üyesi bir girişimci olarak, genç girişimcileri desteklemek benim için artık hayatımdaki misyonlardan biri. Genç girişimcilerin başarılarını gördükçe inanılmaz mutlu oluyorum. Örneğin bu sene yine KAGİDER’in başlattığı ve projeye katılan KAGİDER üyeleri tarafından genç girişimcilere mentorluk eğitimi veren bir projede yer aldım ve proje her anında bana büyük keyif verdi.

Mentorluk yaparken kendi edindiğim tecrübeler ile çalışma hayatının başındakilere yol gösterirken, aynı zamanda onların genç fikirlerinden ve enerjilerinden ilham aldım. Bu denli pırıl pırıl beyinlere yol göstermek ve zamanında kendi yaşadığım zorlukları yaşamamalarına veya en azından en güzel şekilde atlatmalarına yardımcı olabilmek, bana kendimi çok özel hissettiriyor.

DSCF6041KAGİDER’deki çalışmalarımın yanı sıra geçtiğimiz yıl kurulan Şirin-Ahmet Tekeli Kadın Hukukçuları Destekleme Vakfı’nın yönetiminde de yer alıyorum. Bu değerli vakfın amacı meslek yolunda desteğe ihtiyaç duyan hukukçu kadınlara bu desteği vermek. Ben de vakfın bir parçası olarak, geleceğin potansiyel girişimci hukukçularına da destek verme şansı buluyorum.

Girişimci bir kadın olarak yaşadığınız zorluklar nelerdir?

Özellikle benim mesleğe ilk adım attığım dönemlerde, erkek egemen bir sektörde var olmaya çalışmak sanırım en zor yanıydı. Bunun yanı sıra, bir anne olarak gece gündüz demeden çok uzun saatler çalışmak zorunda olmak, az önce de belirttiğim gibi ciddi bir efor gerektiriyordu.  Başarılı olmanın kolay olmadığını bildiğimden işin bu yanını irdelemiyorum.

İş dışında yapmaktan mutlu olduğunuz şeyler nelerdir?

photo (3)Yeni yerlere seyahat edip, an’ı ölümsüzleştirecek fotoğraflar çekmenin en büyük tutkum olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanı sıra, edebiyata olan merakım sebebiyle, okumak ve okuduklarım hakkında üyesi olduğum edebiyat kulubundeki değerli arkadaşlarımla fikir alışverişinde bulunmak da iş dışında beni mutlu eden şeylerden biri.

Ayrıca güzel yemek yaptığımı ve stresli geçen bir günün ardından kendimi çoğu zaman mutfakta bir şeyler pişirirken bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.  Yaptığım lezzetli yemekleri sevdiklerimle paylaşmak bana büyük haz veriyor.

Size baktığımda son derece bakımlı ve şık bir bayan görüyorum.  Kendinize hep özen gösterir misiniz?

Öncelike bu nazik sözleriniz için teşekkür ederim. Formuma her zaman dikkat ettiğimi söyleyebilirim. Bu sağlıklı bir kiloda olmayı, fiziksel güzelliğin bir parçası olarak gördüğümden değil, fazla kilonun tıp otoriteleri tarafından günümüzde şeker, kalp, tansiyon ve hatta kanser gibi önemli rahatsızlıkların en önemli sebebi olarak öne çıkarılıyor olmasından kaynaklanıyor. Kendime ve hayata karşı sorumluluklarımdan dolayı sağlığıma azami düzeyde dikkat etmek zorunda olduğumu hissediyorum. Haftanın en az üç günü spor yapıyor olmamın sebebi de bu.

Bakımlı olmak konusuna gelince, sabah yataktan dahi kalkmak zorken, bir de giyinmek/makyaj yapmak için efor sarfetmenin zor olduğunun farkındayım. Çoğu zaman beş dakika fazla uyumak, özellikle her daim yoğun çalışan ve yorulan insanlar olarak hepimizin arzusu. Öte yandan, işimize gösterdiğimiz özenin en büyük yansımasının kendimize gösterdiğimiz özenle başladığına inanıyorum.  Bu nedenle, ofisimde çalışan genç arkadaşlara da işlerine gösterdikleri özenin aynısını her zaman kendilerine göstermelerini beklediğimi hatırlatıyorum. Ama tabii bu sadece istemekle olmaz aynı şekilde onlara örnek olmak gerekiyor.  Ben de mümkün olduğunca bunu yapmaya gayret ediyorum.

DSCF6037

Şu an bulunduğunuz konumdan memnun musunuz?

Şu an bulunduğum konumdan oldukça memnun olduğumu söyleyebilirim. Yaşımın verdiği tecrübe sayesinde, gerek iş gerekse aile yaşantımı rahatlıkla dengede tutabildiğim, hayattan beklentilerimin netleştiği, sevdiğim şeylere zaman ayırabildiğim, daha özgürce seyahat edebildiğim bir dönemdeyim.  Gençlik dönemleri daha ziyade ne istediğini anlamaya çalışmakla, iş hayatında yer edinmeye çabalamakla ve maddi-manevi kaygılarla geçtiğinden, en güzel yaşların 40’tan sonra başladığını söyleyebilir ve özellikle bu roportajı okuyan tüm genç kadınlara onları çok güzel günlerin beklediği müjdesini verebilirim.

 

Kadın Melek Yatırımcılar Toplantısı

Keiretsu Forum‘dan ilgi çekici bir davet. Melek yatırımcılığın önemi anlatılacak.Ben katılacağım, sonra da sizlere anlatacağım; bilginize sevgiler, sevgiler31928043_01

Global Üniversiteli Girişimci Yarışması

Üniversiteli gençler için….30 Eylül’e kadar başvurularınız kabul edilecek.

Global Üniversiteli Girişimci Yarışması’nın Türkiye ayağı için başvurular başladı. Dünyadaki üniversiteler arasında girişimciliği teşvik etmek amacıyla düzenlenen yarışma için 1 Temmuz’da start alan yarışma için 30 Eylül’e kadar başvuru kabul edilecek. Kazanan girişimci New York’taki büyük ödül için Türkiye’yi temsil edecek.

Kazananın Türkiye’yi New York’daki Global Üniversiteli Girişimci Yanşması Finali’nde temsil edeceğiGirişimci Üniversiteli Yanşması’nın yeni dönemi için start verildi. 1 Temmuz 2013 itibariyle başlayan başvurular 30 Eylül 2013’de sona erecek.

Yanşma tüm dünyadaki üniversiteler arasında girişimciliği teşvik etmek amacıyla düzenleniyor. Yarışmanın Türkiye elemelerinde rakipleri arasından sıyrılarak birinci olacak girişimci, dünyanın dört bir yanından gençlerin katılımıyla New York’ta gerçekleşecek büyük finalde Türkiye’yi temsil edecek. 150 bin dolar değerindeki ürün, hizmet ve para ödülü için yarışma hakkı kazanacak.

Hedef New York

Yarışma Global Student Entrepreneur Awards (GSEA) tarafından tüm dünyadaki üniversiteler arasında girişimciliği teşvik etmek amacıyla düzenleniyor. Bu yıl Türkiye ayağı Dai-kin Türkiye ana sponsorluğunda, Capital ve Ekonomist’in katkılanyla ve Bizz Consulting işbirliğinde gerçekleşecek olan Global Üniversiteli Girişimci Yanşması’nın başvuruları 30 Eylül 2013 tarihine kadar devam edecek.

En az altı ay önce şirket kurmuş ve üniversitede okuyan genç girişimcilere kapılarını açan yanşmanın Türkiye elemelerinde birinci olan girişimci, 17 -19 Kasım tarihlerinde New York’a gidecek. Orada gerçekleşecek büyük finalde Türkiye’yi temsil edecek. Eğer başanrsa, 150 bin dolar tutarındaki nakit, ürün ve hizmetten oluşan ödülü kazanarak parlak fikirlerini hayata geçirme sansı yakalayacak.

Büyük Jüri

Türkiye elemelerinde genç yanş-macılann girişimleri, aralarında iş dünyasının önde gelen isimlerinden oluşan 13 kişilik bir jüri tarafından değerlendirilecek. Yapılacak son değerlendirme ile belirlenecek Türkiye birincisinin dışında, yarışmada “Sosyal Etki”, “Geleceği Gören Girişimci”, ve “İno-vasyon” olmak üzere üç dört kategoride daha ödüller verilecek. Bu yıl ilk defa Liseli Girişimci Ödülü de verilecek. Lisede öğrenim gönen, yeni ürün geliştiren, sosyal projelere liderlik eden ya da bir iş planı olan gençlerin mücadele edeceği yanşmada bu ödülde, ilk üçe kalanlar, New York’daki jüri tarafından değerlendirmeye tabi tutulacak, büyük ödül için yanşacaklar.

Jüride Kimler Var?

  • Daikin Türkiye CEO’su Haşan Önder,
  • Akbank Genel Müdür Yardımcısı Cenk Kaan Gür,
  • TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı,
  • TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcısı Gülden Yılmaz,
  • BNP Paribas Cardif Türkiye CEO’su Cemal Kişmir,
  • KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Gülden Türktan,
  • Doğa Okulları CEO Uğur Gazanker,
  • Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı,
  • Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak,
  • Escort Teknoloji Başkanı İbrahim Özer,
  • Etiya Genel Müdürü Ali Durmuş,
  • BKP Başkanı Burhan Karaçam,
  • Capital ve Ekonomist Dergileri Yayın Direktörü M. Rauf Ateş

Sizde girişimcilik öykünüzün başarıya ulaştığına inanıyorsanız, yarışa katılın, başarı hikayenizle tüm dünyadaki girişimci gençlerle yarışın! Unutmayın, son başvuru tarihi 30 Eylül 2013.

Yarışma hakkında diğer detaylar, ödüller ve başvuru için www.universiteligirisimci.com web sitesini ziyaret edebilir, gelişmeleri yarışmanın facebook sayfası ve twitter profilinden takip edebilirsiniz.

Haberimizi üniversiteli girişimlerimiz başta olmak üzere tüm okurlarımızın ilgi ve biligisine sunuyoruz.

Lidyana’ya Burda Grubundan Yatırım

Lidyana başarılarına devam ediyor, güzel haberi gururla paylaşıyorum. Lidyana’yı ve genç ortak, başkan Hakan Baş’ı  kutluyorum.

212945062012’de kurulan ve kısa sürede Türkiye’nin önde gelen online alışveriş sitelerinden biri haline gelen Lidyana.com faaliyetlerine başladığı ilk günden bu yana yerli, yabancı birçok yatırım şirketinin ilgisini çekiyor. İlk tur yatırımını kurulduktan 4 ay sonra Yandex ortaklarından RuNet’ten alan Lidyana.com, bu yatırımdan sonra planlanan hedefleri tek tek yerine getirmesiyle dikkat çekti. Özellikle dünyanın en prestijli teknoloji dergilerinden olan Wired tarafından “Avrupa’nın En Gözde Girişimlerinden” biri seçildikten sonra yabancı yatırım gruplarından birçok teklif alan şirket, bu teklifleri titizlikle değerlendirdi ve Alman medya devi Burda Grubu’nun teklifini kabul etti. Burda Grubu, Lidyana.com ‘un özellikle yurtdışı planlarını gerçekleştirmesi için çok güçlü bir ortak olduğundan tercih edildi.

Burda Grubu ile Mart ayında DLD’13 Konferansı’nda görüşmeler başladı. Burda Grubu’nun finansal ve hukuksal denetimi sonrası tüm işlemler tamamlandı ve 2 Eylül 2013 tarihinde Lidyana.com tam 12 milyon TL’lik bir yatırım daha aldı.

Lidyana.com ‘un cirosu her ay ortalama yüzde 15-20 oranında büyüyor. 2013 ve 2014 için yıllık büyüme hedefleri ise yüzde 400. Alınan yatırımlar operasyonel geliştirmeler, stok alımı, reklam, Lidyana.com ‘un kendi markalarını geliştirmesi ve global oyuncu olma yolunda kullanılacak.

1186313_550787291624291_1619253956_n

Lidyana.com ilk kurulduğunda, site açılmadan önce olabildiğince marka ve tasarımcıyı bir araya getirmeye çalıştı. Şubat 2012′de sitede 100 marka ile tasarımcı ve yaklaşık 10 bin ürün bulunuyordu. Şu an Lidyana.com’ da 500′den fazla marka ve 50 binden fazla ürün var ve sitenin üye sayısı 500 bine ulaşmış durumda.

2013’ün ilk beş ayında 2012 toplam cirosunu geride bırakmış olan Lidyana.com, 2014 başında yurtdışı ofisini hizmete sokmayı planlıyor.

Ahu Serter ve Casa Dell’Arte

ahuserter1icSevgili Ahu Serter’i  Kagider’e üye olduktan sonra tanıdım,pırıl pırıl üç çocuk annesi çok genç ve çok aktif, sanatla sporla içiçe yaşıyor ve de başarılı iş kadını. Hepsi bir arada . Ben tanıdığımda üçüncü çocuğu yeni doğmuştu.Üç güzeller güzeli kız. Sonra Ahu ile ilgili güzel röportajlar karşıma çıkar oldu,   yeni özelliklerini keşfettim. İnanılmaz enerjisini hayranlıkla izledim. Zaman zaman davetlerde, yolculuklarda karşılaştık. Bu çok marifetli ve güzel genç kadını daha çok tanımayı ve yazmayı çok arzu ettim. Sonunda bu sene otellelleri Casa Dell’Arte davetlerinden sonra okuduklarımı , bildiklerimi, dinlediklerimi, gördüklerimi derledim. Paylaşmak için daha fazla beklemek istemedim. Önce geçen ay  çok özel sanat otelleri Casa Delll’Arte yi ve geceyi anlattım. Aile şirketleri annesinin sanat koleksiyonu yapmaya karar verişi, sonra babasının ve Ahu’nun çok büyük istekle devam etmeleri. Ahu’nun ve eşinin spor, ve motor  tutkunu oluşu, seyahat etmeyi çok sevmesi. Ahu’nun hayatında işi ve ailesi dışında yazılacak paylaşılacak çok güzel uğraşlar, hobbyler, tutkular, sosyal çalışmalar  var. Hepsi zaman zaman farklı röportaj konusu olmuş. Ben onlardan birini sizler için seçtim.Şimdi de Ahu ile ilgili yazımı paylaşıyorum. biraz anneliği, biraz uğraşları, biraz işi, biraz oteli, hepsi bir arada  anlatmasını sağlayan güzel sorularıyla Ece Koçal‘ın yazısı ile…

3f095dc59167e741cd7c2aa4a6ed17af

Fark Holding Şirketler Grubu yönetim kurulu üyesi Ahu Serter, disiplinli bir iş kadını, motosikletle Yeni Zelanda’ya gidecek kadar çılgın bir gezgin ve üç çocuğunu işte bile yanından ayırmak istemeyen bir anne. 30 yaşındaki Ahu Serter’le ev ve iş hayatını konuştuk…

Aile şirketinde çalışmanın avantajları ve dezavantajları sizce nelerdir?

Bu sorunun cevabı, nasıl bir ailenin şirketi olduğuna bağlı. Kendi aileme bakarak konuştuğumda sorumluluk veren, zorlayan, hızlı karar veren, proaktif bir ailenin işe olan pozitif yansımalarını görebiliyorum.
Genellikle aile şirketleri profesyonellerle çalışmakta zorlanırken, bizim sirketimizde bu tabu yıkılmış durumda; hatta aile mensubu olup da şirkette çalışan sayısı çok azdır. Dezavantajları ise jenerasyon değiştirirken yaşanan sancıların iş etkinliğine de yansıması. Aile üyeleri açısından da aile şirketinde çalışma beklentisinin hayat planı yaparken özgürlükleri kısıtlaması gibi noktaları sayabiliriz.

Kaç yaşındasınız? Sanırım finans okudunuz ve kendi isteğinizle aile işini yapmaya devam ettiniz. Bu kararınızda neler etkili oldu?

39 yaşındayım, lisans eğitimimi işletme konusunda yaptım, sonra da finans üzerine New York’ta MBA yaptım. İlk üniversiteden mezun olduğumda iki yıl kadar aile şirketimizde çalıştım; ancak o zamanlar bu işin ömür boyu yapmayı düşündüğüm iş olup olmadığından emin değildim. Bu yüzden masterdan sonra altı yıl kadar New York’ta kalıp finans sektöründe çalıştım. Kendi işimizin dışında farklı iş kollarını tanımaya çalıştım, ayrıca arkamda ailemin desteği olmadan kariyerimde yükselebileceğimi kendime ispatlamak istedim. 2002 yılında bir ‘hedge fon’unun yöneticisiyken eşimle birlikte Türkiye’ye dönme karar aldık. Bu kez aile şirketimize isteyerek ve yapabileceğim katma değerden emin olarak katıldım.

ABD’den Türkiye’ye taşınma kararı vermenizde neler etkili oldu?

Kararımda etkili olan nedenler öncelikle Amerika’da doğan çocuklarımın ailemle daha yakın olmalarını istemem, 11 Eylül olaylarını çok yakından tecrübe etmemiz ve artık tecrübe olarak aile şirketine dönüş zamanımın geldiğini düşünmemdi.

7477c220badba8a6aa1eeb6e3f4439b6

 Üç tane kızınız var. Onlar doğduğunda çalışmaya ara verdiniz mi?

Hiçbir çocuğumda çalışmaya ara vermedim, bunu düşünmedim bile… Onlarla birlikte işimi yürütebileceğim ortam yaratıyorum. Çocuklarımı da işe götürüyorum. Seyahatlerde ise eşim bana çok yardımcı oluyor.

Nasıl bir annesiniz? Disiplinli mi rahat mı?

Rahat ama programlı bir anneyim. Çocuklarımın tüm hayatını da dikkatli bir şekilde onlarla birlikte planlarım ama yönetimi onlara bırakır, bu programı uygulama sorumluluğunu almalarını isterim. Her işleri için bir büyüğe ihtiyaç duymayan, özgür ve bağımsız bireyler olarak yetiştiler. Bir karar alırken ben konu hakkında yorumumu yapar, en son kararı yine onlara bırakım. İyisi ve kötüsüyle sonuçlarına katlanmaları gerektiğini de belirtirim. Ayrıca bir şeyi hak etmek için mutlaka çalışmaları gerektiğini bilirler; 10 yaşından itibaren mutlaka her yaz, yapabildikleri bir işte, yapabildikleri kadar çalışma zorunlulukları var.

Bu yoğunlukta üçüncü çocuğu doğurmaya nasıl karar verdiniz?

Üçüncü çocuk benim hayat planımda vardı. 40 yaşına gelmeden, iş hayatımın biraz rahatladığı bir zamanda bu duyguyu yeniden tatmayı istiyordum. Ayrıca büyük kızlar büyüyüp de üniversiteye gittiklerinde, eşimle bize geride oyalanacağımız bir ufaklık kalsın istedik. Bu yıl bu arzumuzu gerçekleştirdik ve çok memnunuz.

Motor kullanmayı ve seyahate çıkmayı sevdiğinizi okudum. Bunları hangi arada yapıyorsunuz?

Planlı olmak her başarılı insanın en önemli özelliği olmalı diye düşünüyorum. Hayatımı çok detaylı şekilde planlarım; böylece her şeyi yapmaya vaktim oluyor. Motora binmek aslında eşimin hobisiydi, beni de ortak etti. Altı yıldır motosiklet kullanıyorum, şu anda bir Harley Softail Springer’ım var. Eşimle birlikte motosikletle uzun gezilere çıkıyoruz. En son 21 gün Avustralya ve Yeni Zelanda’yı gezdik. Seyahat etmeye bayılıyorum!

679665_6dbed0496b62fa454738b19b224fd7d3

Sizi tanıdıkça enerji dolu bir kadın profili gözümün önünde canlanıyor… Sizin gibi birinin iş hayatında enerjisini düşüren durumlar oluyor mu? Bu durumda neler yapıyorsunuz?

Her zaman calışmaktan ve üreten bir insan olmaktan büyük zevk aldım, çok çalışmaktan asla yılmam. Ancak sonuç odaklı bir insanım; sonucunu göremediğim işler enerjimi düşürür. Bir de kişisel sorunlarını işe getiren kişilerle birlikte calışmak ve bu tarz kişisel huzursuzluklar odaklanmamı etkiler. Bu tutumlar sadece benim değil tüm şirketin enerjisini alır, o yüzden bu tarz insanları mümkün olduğunca hayatımdan uzak tutmaya çalışırım.

Nasıl bir yöneticisiniz?

Adil, rahat, sonuç odaklı, performans bekleyen, enerjik, çalışırken zaman mefhumu olmayan, iş hobisi olan ve bundan zevk alan bir yöneticiyim.

Genç kadın yöneticilere ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Özveriyle ve kendilerini adayarak çalışmalarını tavsiye edebilirim. Özel hayatları ve işleri arasındaki dengeyi iyi planlayarak kurmaları gerek.

Üniversitelerde öğrencilere iş seçimi yaparken nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda konuşmalar gerçekleştiriyormuşsunuz. Bu toplantılardan bahseder misiniz?

Üniversitelere misafir konuşmacı olarak gidip, onlara kendi tecrübelerimi aktarmayı bir görev olarak görüyorum; en azından bu tecrübeleri duyan gençler kendi kararlarını bunlardan yararlanarak verebilirler. Bir de bu yıl Özyeğin Üniversitesi’nde ‘Start a Company’ adıyla girişimcilik dersleri vermeye başlayacağım; bu ders de şimdiye kadar Türkiye’deki örneklerden farklı olacak. Ders sonucu değişik iş fikri çıkarıp bunu uygulamaya koyabilirlerse katılan öğrencileri de bu şirkete ortak edeceğiz ve ilk finansörleri ben olacağım.

b8f4a1ec4b5b3f84dfebcefd6d9ac53a

Ahu Serter hakkında…

Farplas`tan ve buradaki sorumluklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Farplas’ın da içinde bulunduğu Fark Holding Şirketler Grubu’nda iş geliştirme ve finanstan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Holding içinde otomotiv ve beyaz eşya yan sanayi, kimya, inşaat ve turizm kollarına hizmet eden şirketler bulunuyor. Tüm şirket satın alamaları, yurt dışı faaliyetleri, lisans ve ortaklık görüşmeleri, yeni kurulacak JV ve birimlerin kurumu ve organizasyonu bana ait. Otomotiv kolunda faaliyet gösteren Farplas, Farhym ve Öncü’nün yönetim kurulundayım. Fartur’un tüm operasyon sorumluluğunu yürütüyorum, Casa Dell’arte markasının kurucusu ve yöneticisiyim; oteller ve inşaat faaliyetleri bana bağlı. Ayrıca başarılı iş fikirleri olan küçük işletmelere ortak olarak destek vermek amaçlı kurduğum Farinvest şirketini yürütüyorum; bu fon şirketinin ilk girişimi olan Mata Otomotiv’in de yönetim kurulu üyesiyim.

Bunların önemli bir kısmı birbirinden farklı alanlar… Örneğin otomotiv sektörüyle otelcilik sektörü, dinamikleri açısından birbirinden çok farklı. Bunların arasında hangileri sizi daha çok heyecanlandırıyor?

Benim için yaptığım işin sektöründen çok, eleştirilmeye açık olup olmaması önemli. Geliştirme ve büyüme potansiyeli olan iş kolları bana heyecan veriyor. Ben 2002 yılında New York’ta fon yöneticisiyken işimi bırakıp Türkiye’ye döndüm ve aile şirketimizde çalışmaya başladım. 2002 yılından beri Türkiye’deki otomotiv sektörünün yaşadığı hızlı değişime tanık oldum; şirketimizin büyümesinde de bu olguyu bire bir yaşayarak gördüm. Çok heyecan verici bir 10 yıl geçirdik. Otomotiv konusundaki yatırım ve girişimlerimiz tüm hızıyla devam ediyor. Bundan beş yıl önce turizm ve inşaat sektörüne Casa dell’Arte Otel markası, Greenlife Villaları gibi farklı projelerle girdik ve çok kısa zamanda uluslararası bilinirliği olan bir turizm markası yarattık. Şimdi ikinci yatırımımızı Kapadokya’da yapmayı planlıyoruz.

87f2115383affa1e9843d0d53b884feb

Casa Dell`arte otel mi, galeri mi daha önce açıldı? Bu ikisinin başlangıç hikayesini anlatır mısınız?

Galeri fikri tamamen otel fikrinden sonra gelişti. Biz sanat oteli olarak açtığımız Casa dell’Arte’de kendi koleksiyonumuzdaki sanat eserlerini sergiliyoruz. Misafirlerimizden bu parçalara o kadar çok ilgi gösterip, zorla satın almak isteyenler oldu ki, kendi koleksiyonumuzdan satış yapmadığımız için, sanatçıları tanıtmayı amaçlayan bir galeri açma fikrimiz doğdu. Bunun üzerinde de Mısır apartmanındaki Casa dell’Arte sanat yönetim şirketini açtık. Bu da Türkiye’de yapılan ‘ilk’lerden oldu ve bizden sonra pek çok koleksiyonerin galeri açmasına ön ayak oldu.
Üç yıllık galeri operasyonundan sonra bu işin çok da bana göre olmadığını anladım. Ben sanatı daha çok kolleksiyoner olarak izlemeyi tercih ettim ve galeriyi ortağıma devrettim. Şu anda Casa dell’Arte Sanat yönetimi genç sanatçıları ağırlayan ve çalışmalarına imkan veren konuk sanatçı ağırlama programını yürütüyor. Onlara destek amaçlı sergilere de devam ediyoruz, ancak ticari bir galeri formatında değiliz.

Üye olduğunuz dernekler var mı?

TÜGİAD, KAGİDER, EPOS 7 Tarihi Koruma Derneği’nin kurucu üyesiyim. Ayrıca İstanbul Liseliler Derneği, AFS’liler Derneği üyesiyim.

Ece Koşal’dan Working Mother

Bu güzel röportajı okurken bazı konularda kendi gençlik enerjimi hatırladım; ama ben hiçbir zaman üç çocuğa cesaret edememiştim. Hepsi bir arada gerçekten kolay değil diye düşünüyorum ve hayranlıkla kutluyorum.Haziran ayında katıldığım bir toplantıda da öğrendim ki sevgili Ahu Serter Galata Business Angels üyesi de olmuş. Başarılara, çalışmalara doymayan, takibi bile zor, bu çok güzel kadını bir de oradaki son güncel tanıtım yazısıyla eklemek ve daha beklemeden yazmak  istedim. Ahu için her zaman yazacak çok yeni şeyler mutlaka olacaktır diye düşündüm. Sevgiyle, gururla….

hqdefault

1973 yılında İstanbul’da doğan Ahu Büyükkuşoğlu, 1991 yılında İstanbul Erkek Lisesini bitirdi. Liseden sonra AFS öğrencisi olarak Amerika’ya gitti. Bilkent üniversitesi işletme bölümünden 1996 yılında mezun oldu. 2 yıl boyunca Farplas Grup Uluslararası projeler departmanında çalıştıktan sonra, MBA için New York’a gitti. Pace üniversitesinde yatırım yönetimi üzerine MBA‘ni yaptı. NY’ta yaşarken 6 yıl kadar Wall Street’ta yatırım piyasalarında broker olarak başladığı kariyerine portföy yöneticisi olarak devam etti. 2002’de ailesiyle birlikte Türkiye’ye geri döndü. Evli ve 3 kız annesi olan Ahu Büyükkuşoğlu Serter, 2002 yılından beri otomotiv, beyaz eşya, turizm ve kimya alanında faaliyet gösteren Farplas Grup’ ta iş geliştirme ve finanstan sorumlu yönetim kurulu üyesi ve CFO olarak görev alıyor. Çalıştığı süre içerisinde grup dahilindeki firmaların sayısı 2’den 9’a çıkarken, cirosunu 10 katına çıktı. Bu süre içerisinde 2 tanesi Alman ortaklarıyla Türkiye’de, diğeri Hintli ortaklarıyla Hindistan’da olmak üzere 3 ortak girişimin başlattı. 2006 yılında MATA  Ahşap Kaplamalı Dekoratif Parçalar şirketine yatırım yaptı. Öncelikle %51’ini, sonradan %25’ini daha satın alarak iflas etmek üzere olan şirketi alanında zirveye taşıdı. Farplas grubunun turizm, arazi geliştirimi ve sanat yönetimi gibi farklı alanlarda da yatırımlarını başlattı. Türkiye’nin en başarılı girişimci iş kadınlarından olan Ahu Büyükkuşoğlu, Türkiye’nin ilk sanat otel markası ve sanat yönetim şirketi olan Casa dell Arte otel ve sanat yönetim şirketinin de kurucusudur. İngilizce, Almanca ve İspanyolcayı iyi derecede konuşabilen Ahu Büyükkuşoğlu Serter, WPO (Women Presidents’ Organization), IELEV (İstanbul Liseliler Dernegi),  EPOS7 (Kültürel Emanetleri Koruma Derneği), TUGIAD (Türkiye Genç İş Adamları Derneği) ,TKYD (Türkiye Kurumsal Yönetim Dernegi), KAGIDER (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği) aktif üyesidir.