“Çevreyi Korumak Aklın Gereğidir.”

Müthiş bir demokrasi hareketi kendiliğnden oluştu. İnsanlar, Taksim Gezi Parkı Eylemiyle ağacı için çevresi için, özgür iradesi için hep beraber direniyor.Çok özel günler yaşıyoruz,duyduklarımıza, gördüklerimize inanmak zor.Aşağıda Ata’mızın doğaya, çevreye olan duyarlılığını anlatan bir kaç güzel öyküyü arkadaşlarım altalta yazmış.Hepsi birbirinden değerli, bize anlattıkları çok önemli, paylaştım. Sevgiler, sevgiler…

DSCF5836

Bir Ağaç dalı için YÜRÜYEN KÖŞK
Atatürk, 21 Ağustos 1929’da Bursa’ya gitmek üzere İstanbul’dan Ertuğrul yatıyla yola çıkar. Yalova sahillerinden geçerken kıyıda muhteşem bir Çınar ağacı görür. Karaya çıkarak Çınar ağacının yanına gider, ağacı okşar, sever ve gölgesinde dinlenir. Çınar ağaçlarına eskiden beri hayran olan Atatürk ağacın yakınında bir ev yapılmasını ister. Orada kısa sürede bir ev yapılır. Atamız kaplıcalarıyla ünlü Yalova’ya zaman zaman dinlenmek için geldiğinde o evde kalır. O evi bugün Yalova Atatürk Köşkü adıyla biliyoruz.

Atatürk, evde dinlendiği bir gün, bahçıvanın köşkün yanındaki Çınarın bir dalını kesmeye çalıştığını görür. Bahçıvanın çalışmasını durdurur ve neden o dalı kesmek istediğini sorar. Bahçıvan, dalın binanın duvarına dayandığını, daha da uzarsa içeri gireceğini söyler. Atatürk bu cevabı beğenmez. Biraz düşünür ve der ki: Ağacın bu dalı kesilmeyecek, bina kaydırılarak ağaçtan uzaklaştırılacak! Oradakiler, gerçekleştirilmesi imkansız gibi görünen bu karar karşısında şaşkına dönerler.

DSCF5881

Binanın kaydırılmasını İstanbul Belediyesi yapacaktır. Bu iş için görevlendirilen Başmühendis Ali Galip Alnar ekibiyle Yalova’ya gelerek çalışmaya başlar. Önce binanın çevresi temel seviyesine kadar kazılır. Sonra çelik raylar binanın altına sabırla yerleştirilir. Bina 3 gün içinde yaklaşık olarak 4,80 metre kaydırılır. Çalışmaları başında sonuna kadar takip eden Atatürk çok mutlu ve gururludur. Ağaçları böylesine seven Atatürk orada bulunanlarla birlikte keyifle kahvesini yudumlar.

Yalova Atatürk Köşkü bugün müze olarak hizmet vermektedir. Birgün oraya yolunuz düşerse yukardaki olayı hatırlayın.
…………………………………………
VATAN TOPRAĞI KADERİNE TERK EDİLEMEZ

Yıl 1925. Atatürk birgün, Tarım Bakanı Tahsin Coşkan’a, şimdiki Atatürk Orman Çiftliğinin, toprak şartları en berbat bir bölümüne götürür.Orada bir Orman Çiftliği kurmak istediğini belirterek, arazi hakkındaki görüşünü öğrenmek ister. Bakan olumsuz görüş bildirir. Atatürk, araziyi uzmanlara inceletip bir rapor hazırlatmasını ister.

Bakanın talimatı üzerine, uzmanlar gerekli incelemeleri yaparak bir rapor hazırlarlar. Rapor da olumsuzdur. Bakan raporu Atatürk’e takdim eder. Atatürk raporu Bakanın yanında okur, gülümser ve raporun altına birşeyler yazıp geri verir. Bakan, tüylerini diken diken eden notu okur. Atatürk oraya şöyle yazmıştır: “Burası vatan toprağıdır ve kaderine terk edilemez”
…………………………………………
NEREDE AĞAÇLANDIRMA FASLI?

Atatürk’ün çocukluk arkadaşlarından biri olan ve Ankara Belediye Başkanı olarak görev yapan Asaf İlbay, Gazi’nin ağaçlandırmaya verdiği önemi şöyle anlatmaktadır:
Belediye Başkanı olarak görev yaparken şehir bütçesi kabul edildikten sonra bir gün; şehrin imar planı hakkında bilgi vermek, bu konuda onun uyarılarını da yerine getirdiğimizi belirtmek amacıyla Belediye Meclisi olarak huzuruna çıktık.
Atatürk, kendisine takdim ettiğimiz bütçeyi inceledi. Sonra “Şehrin ağaçlandırılması için ayrılan ödenek başka bir bölümde mi?” diye sordu. Biz şaşırmıştık. Ben: “Bu önemli konuyu ayrı bir iş olarak ele aldık. En kısa zamanda bu konuda bilgi vereceğim” dedim.
Yanından ayrıldıktan sonra hemen Orman Genel Müdürü Bekir Beyin yanına gittim.Onun başkanlığında bir heyet kurduk. Belediyemizin bütçesinden ödenek ayırdık ve çalışmalara başladık.

Atatürk’ün ağaçlandırmaya verdiği önem sayesinde Ankara’nın bugün yemyeşil olmasının temelleri o zaman atılmıştır.
…………………………………………
Günümüz insanı bugün çevre sorunlarıyla boğuşurken Atatürk’ün 1930 yılında söylediği şu söz onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu bir daha göstermektedir:
“Çevreyi korumak aklın gereğidir.”
…………………………………………
“Yeşil görmeyen gözler renk zevkinden mahrumdur. Burasını öyle ağaçlandırınız ki, görmeyenler bile yeşillikler arasında olduğunu anlasın.”
……………………
“Ağaç, çiçek ve yeşillik uygarlık demektir.”
…………………………………………
“Ormansız ve ağaçsız toprak vatan değildir.”

Beklediğim Sergi

fotograf (62)

Sergiye annemle beraber gittik. Zehra ile fotoğraflarını  çektim.

Zehra Derinoz‘un bu seneki CKM deki  suluboya sergisine son günlerinde yetişdim. İlk sergisini açtığından beri heyacanla takipçisiyim.

387391_10150495244957380_1860845218_n Yağlıboyalarını çok beğenirken üç senedir suluboyalarını da  çok beğeniyorum.  Tarzı tam benim beğenime hitap ediyor,yağlıboyada da , suluboyada da.

389979_10150495243072380_516554980_n Seçtiği konularda öyle.Empresyonist ressamları çok beğenmemin de etkileri var. Zehra ‘da empresyonistler gibi, nesneyi doğrudan tasvir etme yerine onda uyandırdığı duygularla resmediyor.

405770_10150495248537380_18628108_n
Dış dünyayı kendi içinde bıraktığı izlenim ile dile getiriyor.Resimlerinde  kendi  heyecan ve duygularını aktarıyor. Güzel olan da kendi  algılamaları  ve bunu anlatma yöntemi ile bizlere ulaşması. O yaparken, ve de bitirince keyif alıyor, ben de görünce seyretmekten, defalarca günlerce seyretmekten keyif alıyorum.

390863_10150495251977380_655039938_n Almanın da sonu yok diye konuştuk Zehra ile. Ev de çoğu tablolarım, arka arka dizilmiş yerde asılmadan duruyor. Ama asılanları da yenileriyle değiştirmek, onlarla keyif yapmak da çok güzel.

fotograf (61)

 Zehra bu sene suluboya İstanbul resimlerinin arasına Küba, Venedik, Amsterdam, Dalyan, Orta Anadolu da eklemiş.İstanbul resimlerinin arasından birden farklı bir yer çıkması, önce şaşırtıyor,heyacanlandırıyor.Ama daha da dikkat çekici oluyor.
Zehra’m bu güzel çalışmalarınla her seferinde yüreğim heyacanla çarpıyor,tablolarının bir ikisi değil, çoğunu alayım, arzusu duyuyorum.Seçmekte zorlanıyorum, yeni heyacanlarla evimde koltuğumun kanepemin karşısında keyif yapmak da  çok
güzel. Her zaman başarılı çalışmalarının devamı dileğimle, sevgiler sevgiler…

Çilek Toplamaya Gittik

Günün en güzel fotoğrafı bu bence. Sevgili başkanımız Şule Yüksel düzenledi. Harika bir doğa gezisi oldu.Günün her anı çok keyifliydi, öğretici idi, sağlıklı idi, mutluluk anları her kareye bol bol yansıdı.Ben sadece programı ve fotoğrafları paylaşsam yetecek, ufak tefek notlar ekledim sadece.942543_652307311450156_1228772176_n

300911_529807740413217_1738184335_nBeklenen gün geldi, sonunda Kagider Yeşil İş Grubumuzun Doğayla Barış gezisini yaptık.                     Haydi Çilek Toplamaya Gidiyoruz! davetiyelerimizle duyurumuzu yaptık. Program çok güzeldi. Öğleye kadar olan kısmında; Çilimli Böğürtlen bahçeleri  Ralila Organik Ürünler Çiftliği ve Konuralp antik şehir gezisi ve tanıtımı vardı. Sonra Sazköyü Tekir Köy evinde Elanur hanımın yöresel ev mutfağı ile öğle yemeği, çiftlkte  gezi, yürüyüş ve çilek toplama.575540_529807210413270_1112749377_n Yemekten sonrada Topuk Yaylasın’da doğa yürüyüşü ve çay kahve keyfi.

Otobüsümüz, kaptanımız, baştan herşey süper güzel başladı.Benim koltuk arkadaşım Hazal’dı.Üç pırıl pırıl gencimiz vardı. Hazal, Lara ve Umut. Onların varlığı, merakı, sevinci bizi de çok farklı güzelliklere götürdü. Çocukluğumuzu hatırlattı.Çok değerli konuklarımız vardı, ve süper her anı dolu, dolu bir program oldu. Sevgili Yasemin Karslıoğlu ve dostları Düzce gönüllüsü güzel insanlar bize çok güzel ev sahipliği yaptılar. Hiç unutulmayacak anlar yaşattılar.

971963_652305428117011_1684227964_n

Yasemin Karslıoğlu, aileden fındık üreticisi ihracatçısı, Düzce TOBB Kadın Girişimciler Kurulu İl Başkanı, güzel Düzceli bizi şehir girişinde karşıladı. Bütün gün,tatlı sakin sesiyle yörenin güzelliklerini, tarihi dokusunu, üreticilerini,turizimini tek tek anlatarak gezdirdi.988901_529859033741421_1581359863_n941539_652305851450302_1821197502_nRalila Organik Ürünler Çiftliğini, ürünlerin tanıtımını sahibi Rahmi Aydın bey anlattı, hepimizde uygulamalar yaptı. Doğal böğürtlen suları ikram etti. Bambaşka bir dünya idi. Her derde deva organik ürünler aldık, tekrar uzun uzun başka bir yazımda anlatmam lazım.Çocukların keyfi ilgi alanları çok farklıydı.Çiftlikteki hayvanlar öncelikle ilgilerini çekti.

294164_652306058116948_1846110909_nSonraki durağımız Konuralp müzesi ve antik şehir kalıntıları idi. MÖ 3000 yıllarına uzanan bir medeniyeti ortaya çıkarmanın heyacanını yaşayan Düzce Üniversitesi Arkeloji kürsüsünden   Doçent Dr.Pınar Pınarcık hanım özellikle gelip bize bilgi verdi.

983798_652306298116924_1237526502_n

Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün Düzce Valiliği’ne gönderdiği yazısı ile  Merkez İlçe, Konuralp Beldesi’nde yer alan Prusias Ad Hypium Antik Kenti’nde 2013 yılı içerisinde   Konuralp  Müzesi Müdürlüğü başkanlığında Üniversitenin  kazı çalışmaları  yapmasına izin çıkmış.Böylece Düzce’nin Kültürel Zenginlikleri ortaya çıkarılacak.Gezinin bu bölümünde inanılmaz tarihi bir doku birden her yanımızı kuşattı.Bizde onların heyacanını paylaştık, çalışmaların nasıl başladığını dinledik,yüreğimiz onlarla biz de  takipçisi olacağız.

384771_652306384783582_1453308817_nGençler de bol bol fotoğraf çektiler…
391444_529958487064809_1602849520_nYemek Yöresel Abaza mutfağı idi.Saz Köyünde Tekir Köy Evi, hem restorant hem konaklama imkanı var. Çok güzel bir yer. tam doğanın içinde doğayla başbaşa olmak isteyenler için.Menüden seçmeler ise; Cevizli Tavuk (Aktu Sızbal) Fasulye Ezmesi ( Agud Rışçı) Ceviz Soslu Karalahana (Ahulçapa) Soslu Isırgan Otu (Harşıl) Abaza Peynirleri, Abısta, Soslu Erik,(Aphösa Sızbal)…. ve meşhur Düzce Köftesi özel ikramdı.217362_529959777064680_282212379_nTekir Köy Evinin bahçesinde  köy halkı kendi yaptıkları, reçel, tarhana, peynir, makarna çeşitlerini sattılar.Ayşegül ve Fisun alışverişte…261685_652306921450195_988033740_nSonra sıra en çok merak edilen çilek toplama kısmına geldi. Bizler için hem çok heyacanlı, hem çok öğretici ve keyifli oldu.

429918_652307038116850_663181866_nLara sepetiyle dikkatli, çilekleri toplamaya başlamış…253219_529957867064871_632674977_nHerkes tak sepetini koluna başla toplamaya halinde.Değerli konuğumuz Çetin Ercengiz ilk toplayanlardan…Müthiş bir sürprizi vardı, Çetin Bey’in herkes için kendi elleriyle yaptığı macoronlarını getirmişti.Fıstıklı ve limonlu . Dayanılmaz lezzetli macoronlar…320352_652306594783561_2066204479_nEsra’nın keyfine diyecek yok,401793_652307234783497_222163967_n

Toplarken başka keyif…..Serap iş başında…

942288_652307061450181_1094701951_n

Dolu sepetler başka keyif..

941815_529974283729896_707003709_n

292305_529975397063118_764833534_nTopuk Yaylası Göl kenarında Fenerbahçe tesislerinde  Yeşil Kagider logolu pastamız hepimizi çok duygulandırdı.Casecake’in sahibi Sibel hanıma binlerce teşekkür.580904_652307434783477_1389622174_nGöl kenarı da çok güzel, yürü, fotoğraf çek, seyret, hayal kur. Hepimiz doğaya doyamadık. Tekrar tekrar gelmek dileğiyle ayrıldık. Yolda sevgili Bilge Dicle’linin bizlere çok güzel sürprizi vardı.Hazırladığı çevre sorularına kim en çok doğru cevap verirse ona EKOIQ dergi aboneliği verileceğini duyurdu, ve dönüş yolunda sorular soruldu. Kazanan sevgili Melek Saraçer oldu. Bu güzel gezide bizi ağarlayan, düzenleyen sevgili Yasemin ve güzel Düzce’lilere defalarca teşekkürler.Bizlere unutulmaz bir gün yaşattılar.Gönlümüz Düzce’yi Yeşil İş grubu  kardeş bölgesi  ilan etmek, farklı zamanlarda tekrar tekrar, gelmek arzusuyla doldu.Sevgiler sevgiler

İşinizi Büyütmek mi İstiyorsunuz?

10.000 Kadın Girişimci Sertifikası Programı 4.Yıl Kayıtları Başladı.

Özyeğin Üniversitesinin 10.000 Kadın Projesi çok başarılı bir şekilde devam ediyor. Katılımcılar çok memnun.web ve facebook sayfalarından daha ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.

Ben de sizlerle paylaşmak istedim.Sevgiler, sevgiler

programınhedefleri1

8806037018_308174d9f7_bkimlerbasvurabilir

Onlar Başardı, Sıra Sizde,

6896501691_82d9dea561_b

Finansal Okuryazarlık

539109_200723293401648_347295693_nGeçen hafta önce sevgili Dilek Bil‘den FODER‘in güzel haber ve  daveti geldi.Benim için çok değerli bir haber ve davetti.  Çok katılmak isterdim, ama İstanbul dışında olduğum için katılamadım, ama dün beraber olduğum arkadaşlarım, uzun uzun bu güzel çalışmayı ve daveti konuştuk, çok ilgiyle dinledim, sordum. Bugün basında çıkan haberleri okudum. FODER’in sitesine girdim. Hemen sizlerle de paylaşmak istedim.Önce  derneğin başkan yardımcısı olan Kagider’in de geçmiş  dönem başkanlarından sevgili Dilek Bil’in haberi..

Finansal Okuryazarlik ve Erişim Derneği (FODER)’i 2012 senesi sonunda kurduk.

Kurucu üyelerinden olduğum ve şu anda YK Baskan Yardımcılığını yürüttügüm derneğin amacı; finansal okuryazar bir Türkiye için eko-sistem oluşturmaktır.

FODER, devlet,özel sektör ve diğer sivil toplum kuruluşlari  ile işbirliği yaparak ülke çapında bireylerin finansal okuryazarlık, finansal erişim farkındalıklarını ve olanaklarını oluşturabilmek için 1)bilinçlendirme, 2)eğitim, 3)araştırma,  4)uygulamalara destek, 5)politikalar üretilmesi çalışmalarına basladı.

FODER OECD tarafindan akredite edildi, OECD Finansal Eğitim bölümünün parçası oldu, Finansal Eğitim Ulusal Strateji konusunda SPK ve TCMB ile çalışmaya başladı. 22 Mayis , Çarşamba günü , 1.Finansal Okuryazarlik Zirvesi’ni de TEB  sponsorluğu ile gerceklestiriyoruz.

Tabiiki finansal okuryazar  bir toplumda kadınının güçlenmesi dernek stratejisinin odak noktalarından biri ve 2. panel konumuz. Paneli ben yönetiyor olacağım,önemli ve konularında uzman konuşmacılar var, umarım katılabilirsiniz.

271_ozlem_Denizmen

Böyle başlıyordu, sevgili Dilek Bil’in haberi çok gitmek isterdim.Kutluyorum, bu çok değerli çalışmalarından dolayı, tüm emeği geçenlere de ayrı ayrı teşekkürler. Herkes için çok gerekli bir dernek olacağına  inanıyorum.                       Dernek başkanı Özlem Denizmen’i her zaman yazılarında takip ederim, çok değerli bulurum, dinlemek isterdim.Toplantıya katılan arkadaşlarım, daveti, organizasyonu, Dilek Bil’in moderatörlüğünü Özlem Denizmen‘in konuşmasını, 2 paneli ve konuşmacıları, sunumları  ayrı ayrı beğeniyle anlattılar.Ben önce Parasını Yöneten Hayatını Yönetir! diyen Özlem Denizmen’in açıklamalarıyla başlayan alımlar, sonra sevgili Meral Tamer’in yazısını ekledim.

“finansal okuryazarlık” günlük hayatımızda paramızı yönetmek için bilgi sahibi olmamız anlamına geliyor. Kişisel Finans Uzmanı Özlem Denizmen; hem bireylere hem de girişimcilere ve şirket sahiplerine finansal okuryazarlık ile ilgili bilgiler veriyor, para konusundaki hatalarımızı tespit ediyor, adım adım para yönetimini nasıl yapacağımızı anlatıyor. Mesela ev mi almak istiyorsunuz, ya da bir araba? Özlem Denizmen sizler için 5 adımda para yönetimini hayaller-hedefler, bütçe yönetmek, borçları kapatmak, birikim yapmak, yatırım yapmak olarak sıralıyor ve bakın neler söylüyor.Yukarıdaki linkten TEB’de ki sayfalara girip bakabilirsiniz.

Geçtiğimiz Çarsamba günü düzenlenen 1. Finansal Okuryazarlık ve Erişim Zirvesi‘nin yankılarını şimdide  Milliyet ekonomi yazarı Meral Tamer, bugünkü köşe yazısında çok güzel anlatmış, aşağıda paylaştım. Sevgiler sevgiler.

Enflasyonsuz Türkiye’nin Finansal Okuryazar Halkı

indir (3)

24.05.2013
Finansal okuryazarlık, ülkemiz için yeni bir kavram: Kişilerin kendi parasının yönetiminde bilgiye dayanarak karar vermeleri ve birikimlerini akıllıca değerlendirip, bütçelerini doğru yönetebilme yetkinliğine sahip olabilmeleri anlamına geliyor.
Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği FODER de devlet, özel sektör, akademi ve STK’larla işbirliği yaparak bu konuda ülke çapında farkındalık yaratmak üzere 6 ay önce kurulmuş çiçeği burnunda bir dernek.
Danışma Kurulu’nda Merkez Bankası eski Başkanı Durmuş Yılmaz, TÜSİAD Yönetim Kurulu üyesi Cansen Başaran, JP Morgan’dan Koray Arıkan ve White&Case’ten Aslı Başgöz gibi ağır topların yer aldığı FODER’in Kurucu Başkanı Özlem Denizmen, Başkan Yardımcısı ise KAGİDER eski Başkanı Dilek Bil.1200 kişi katıldı
Önceki gün FODER’in Türkiye Ekonomi Bankası TEB ile birlikte Çırağan Sarayı’nda düzenlediği ilk etkinliği olan Finansal Okuryazarlık Zirvesi’ndeydim. Müthiş bir olaydı. Sabahın 8.30’unda Çırağan’ın 900 kişilik Balo Salonu dolup-taşmış; toplantıya 1200 kişi geldiğinden, dışarıda kalanlar için koridorlara ekranlar kurulmuştu. Salonu dolduranlar arasında kenar mahallelerden hayatında ilk kez lüks bir otelin kapısından içeri girenler bile vardı.
TEB-FODER1
 Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vahdettin Ertaş, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, TEB Genel Müdürü Varol Civil ve FODER Başkanı Özlem Denizmen zirvede
İşim gereği bu tür toplantılara hayli sık katılan bir gazeteci olarak yıllardır, bu denli değişik kesimlerin biraraya getirildiği bir toplantıyı hatırlamıyorum.TEB şubeleri okul oldu
Açılışta TEB Genel Müdürü Varol Civil konuşmaya başladığında bu izdihamın nedenini kavradım. TEB, finansal okuryazarlık seviyesini yükseltmek amacıyla geçen yıl Aile Ekonomisi Projesi’ni başlatmış. Bu çerçevede TEB şubeleri sınıflara, şube müdürleri de öğretmenlere dönüştürülmüş ve kapılar, bankanın müşterisi olsun-olmasın herkese açılmış. Anlayacağınız her kesimden ve gelir grubundan insan, TEB şubelerine gitmeye alışık olduğu için Zirve’ye davet edildiklerinde de koşa koşa gelmişler… Mükemmeldi.Enflasyonsuz dönem
FODER Başkanı Denizmen konuşmasına, hepimizin kulağına küpe olabilecek bir noktaya dikkat çekerek başladı: “Siz anlattığınız kadar değil, karşınızdakilerin anladığı kadar başarılısınız!” Aynen öyle…
İşte FODER de Türkiye’de artık enflasyon döneminin kapandığı ve eski yöntemlerle parayla para kazanmanın zorlaştığını hatırlatarak, mortgage ve bireysel emeklilik gibi 10 yıl öncesinde olmayan yeni finansal ürünlerin ve teknolojik gelişmelerin rasyonel kullanımı konusunda toplumda farkındalık yaratacak. Finansal okuryazarlık arttıkça halen bankacılık sisteminin dışında olan 20 milyon kişinin sisteme dahil edilmesi kolaylaşacak.Finansal bilgi istemiyor!
Bu arada Dünya Bankası ve Sermaye Piyasası Kurulu işbirliğiyle geçen yaz 40 ilde 3009 yetişkinle gerçekleştirilen Türkiye Finansal Yeterlilik Araştırması’nın sonuçları hayli ilginç. Görüşülen kişilerin % 84’ü basit bölme işlemine doğru cevap vermiş; ancak aynı kişilere basit faizle ilgili soru sorulduğunda doğru cevap verenlerin oranı % 36’ya, bileşik faizle ilgili soruda % 26.1’e kadar gerilemiş. Diğer bazı sonuçlar şöyle: Halkımızın uzun vade algısı 6 ay; aile ve yakın tanıdıklar, borç almak gerektiğinde ilk sırada yer alıyor; borç alanların % 51’i borcu borçla kapatıyor. “Finansal bilgiye ihtiyaç duyuyor musunuz?” sorusuna % 58.4’ü hayır diyor.
Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’deki yurtiçi tasarruf oranı 1998’de GSYH’nın % 24.3’üyken 2012’de % 13’e gerilemiş durumda. OECD verileri, finansal okuryazarlığın ülke tasarruf oranını da artırdığını gösteriyor.