Kadın Girişimcilere Fırsat

Ziraat Bankası; Kadın Girişimciler için başlattığı destek için ihtiyaç sahiplerini bekliyor.

AYF Teminat Destekli KOBİ Kredisi

Ziraat Bankası’ndan KOBİ’lere Destek

Avrupa Yatırım Fonu ve Ziraat Bankası işbirliği ile KOBİ’lere güçlü destek!

Avrupa Topluluğu’nun rekabetçilik ve yenilikçilik çerçeve programı altında sağlanan destek kapsamında, Ziraat Bankası KOBİ’lere yeni finansman imkanları sunuyor. KOBİ’ler, ek maddi teminat vermeden cazip faiz oranları ile maddi duran varlık finansmanı ve işletme sermayesi ihtiyacını karşılama imkanı buluyor.

Söz konusu destek kapsamında, özellikle Kadın Girişimcilere yönelik daha düşük faiz oranları ve esnek vade seçenekleri ile ilk kez işini kuran veya işini büyütmek isteyen girişimcilere 50.000 TL’ye kadar nakdi kredi imkanı sunulmaktadır. Üstelik Şahıs firmalarında ek herhangi bir teminat alınmamaktadır.

Kimler Yararlanabilir?
Yıllık cirosu 2 milyon Euro’yu; çalışan sayısı 9 ve daha az olan ,azami 5 yıldır faaliyet gösteren KOBİ’ler
Kullanılabilecek Maksimum Kredi Tutarı 50.000
Teminat Koşulları Şahıs firmalarında AYF kefaleti, Tüzel firmalarda AYF kefaletine ek olarak ortak kefaleti alınmaktadır.
Para Cinsi TL
Vade 1-5 yıl taksitli kredi Esnek geri ödeme seçenekleri bulunmaktadır.

Bu finansman Avrupa Topluluğu’nun Rekabetçilik ve Yenilikçilik Çerçeve Programı altında çıkartılan bir garantiden yararlanmaktadır.​​​​​​​​​​​​​​​​​

Harika Bir Kış Düğünü

Bu haftanın en güzel haberi sevgili Elif’imizin (Kösedağ) düğünü idi.Elif çok genç, çok çalışkan, çok başarılı, çok zarif,  iş kadınlarımızdan. Babası Ali Kösedağ’ın  1978  kurduğu Kösedağ Tel Örme ve Çit Şirketinin genel müdürü, ortağı.KÖSEDAĞ A.Ş.sektöründe Türkiye’de kurulan ilk firma ve dünyanın en gelişmiş fiziki güvenlik sistemlerini 1997 yılında kurulan SİBERTEK A.Ş.‘nin elektronik güvenlik sistemleri ile bütünleştirerek projelendirmekte ve uygulamakta. İki şirket de konusunda yalnız Türkiye’nin değil bölgenin en iyisi, ve dünya markası olma yolunda başarıyla yol alıyor.

12258_10151353105763352_1008433057_n Elif hepimizin;ilk gördüğümüz günden beri, mütevazi, yaşından olgun, güzel, sevgi dolu yaklaşımı ile çok iyi  arkadaşı oldu.Onun düğün haberine çok sevindim.Düğününe gidebildiğim, onu bu çok önemli  gününde yanında olduğum için de  çok mutluyum.

IMGP2159 Elif’e gelinlik çok yakışmıştı, çok güzeldi, çok mutluydu. Düğün çok güzel bir kış düğünü idi.Her yer ışıl ışıl,çiçekler,pırıltılar içinde, muhteşemdi.Davetiyeler, nikah şekerleri,yemekler, sunumları, lezzetleri, tüm masa süslemeleri her şey çok güzeldi, hepsi  için ayrı ayrı yazılar yazabilirim.

fotograf (35)

Kösedağ ve Medghalchi ailelerinin en mutlu anı.Nikahı Mustafa Sarıgül kıydı.

Damat,Ayten ve Atuf  Medghalchi’nin hukukçu oğlu Arman Medghalchi de mavi beyaz elbisesiyle, çok şık ve heyacanlı idi.İki tarafın aileleri de muhteşem kıyafetleri ve güzellikleri ile bizleri karşıladılar.Güzel Elif’imizin eşinin   İran’lı olması hepimize sürpriz oldu.Davetlilerin çoğu hem Türkiye’de yaşayan, hem  İran’dan gelen   yakın akrabalar ve dostlarıydı.İki aile öyle güzel kaynaşmıştı ki; damat tarafı, gelin tarafı ayrımını biz hiç  farketmedik.

fotograf (41)Düğünün davetlileri arasında,tüm siyasi partilerden milletvekilleri, bakan, belediye başkan ları vardı. Baba Ali Kösedağ’ın, ve ailesinin ne kadar gönül dostu, sevilen  insanlar  olduğu her noktada kendini hissettiriyordu. Tüm farklı partilerden siyasi davetliler, bir arada ve çok keyifli bir düzen ve protokolle yerleştirilmişti. Artık  nikahlar hep bol şahitli oluyor, malum.Bu nikahta öyleydi.Milli Savunma Bakanımız ve  AKP Sıvas Milletvekili  İsmet Yılmaz,TBMM Başkan Vekili ve MHP İstanbul Milletvekili Meral Aşkener, Anayasa Başkanı Haşim Kılıç, Can Vakfı Başkanı Prof. Dr.İzzettin Doğan ve damat ailesinin, yakını bir hanım  şahit oldular.Bu kadar değerli şahitin arasında Evlilik  Cüzdanını  vermek Meral Aşkener’e kısmet oldu.

fotograf (42)

Düğünde en çok göze çarpan ışıltıların büyük bir kısmı  davetlilerin pırıltıları, renkleri, güzellikleri oldu.Herkes, özellikle gelin ile damatın akrabaları yakınları,  birbirinden şık, renkli, gösterişli idi.Beni ilk gördüğümde de çok şaşırtan,Elif’in hepsi birbirinden güzel, tatlı beş kız kardeşi düğünde de favorilerim oldu.530439_10151346142012079_1343344608_n Onları bir arada fotoğraflamayı ben bir kerede beceremedim. Böyle hoş güzel altı  genç kız annesi Safiye Kösedağ‘ı her gördüğümde kutluyorum.Şimdi  yine, bu müthiş anneyi tekrar, tekrar kutluyorum.

fotograf (40) Dört güzel kız kardeş üsteki fotoğrafta, aşağıdaki fotoğrafta da ki üç kızkardeşden en başta olan da beşinci güzel kardeş.Esra, Arzu, Aslı,Ebru, Ece hepsi elbiseleri, saçları, makyajları ile özel seçilmiş modeller gibiydi.Bence düğünün en güzel ışıltıları oldular.

fotograf (43)

Bizim Kagider Kadıköy grubumuz da altı arkadaşımız eksik olmasına rağmen çoğunluk bir aradaydık. Hepimiz çok mutlu ve keyifliydik. Uzun zamandır görmediğimiz arkadaşımız, Elif’in de kankası Gözde Çelikbilek de aramızda idi.Gözde’yi çok özlemişiz.Onlar da iki kardeş çok güzeldiler, şıktılar.

532536_504900906209309_265632989_n

Gözde Çelikbilek,Ayşe Işıl,Münteha Adalı, Emine Kütük, Ferda Boyar, Harika Batallı, Özlem Aytemiz hep beraberiz.

Sevgili AKP İstanbul Milletvekili arkadaşımız  Belma Satır, protokol masasında, sayın Bakanımız ile beraberdi. Ama bizim yanımıza, masamıza da geldi.Bu çok özel gecede beraber olma şansmız oldu.

IMGP2198

Özlem Aytemiz,Ayşe Işıl, Belma Satır, Münteha Adalı

Herşeyi ile mutlu, keyifli çok güzel bir düğündü, Elif’imizi  ve damatımızı tebrik etmek en heyacanlı anlardan oldu.

72350_504917166207683_1122195321_n

Grup bir arada Elif’le ve Arman’layız.Hepimiz onlar kadar mutlu ve heyacanlıyız. Elif’çiğime ömür boyu mutluluklar,tüm bekar arkadaşlarımıza da böyle  güzel düğünler, evlilikler  temenni ediyorum.En kısa zamanda. Sevgiler, sevgiler…

Yeşil Haberler (Umutlar)

ajandatanitim3-942x1024Doğa dostu ajandalarımız,şık jüt çanta ambalajlarıyla  yeni yıla hazır, ve her gün yeni bir doğa dostu öneri ile bütün yıl bizlerle olacak.Çok mutluyum,bu mutluluğumu sizlerle paylaşırken geçen ay Yeşil Kagider Blogda yazdığım yazımı ekledim,yeşil haberlerle, umutla,güzel günler için….

fotograf (10) (3)Çevre Dostu farkındalığım arttıkça, bu konuda gördüklerim de sürekli artıyor.  Takip ettiğim, doğa dostu dergiler, yayınların dışında,her ay aldığım, moda dekorasyon, iş dünyası dergilerinde mutlaka bir kaç sayfa çevre ilgili çok çarpıcı haberler içeriyor. Caddelerde, hep çevreci, reklamlar, ilanlar, mağazalar yolumu kesiyor.Hangi okula gitsem, panolarında, çevre ile ilgili projeleri okurken, zenginliğine, çeşitliliğine  şaşırıyorum.

Renault Twizy’ler ilk günden beşyüz adet satmış.Meraklısı çok, önümüzdeki günlerde,kullanımı ile ilgili bir yazı hazırlamak istiyorum. 

Pazar günü  2012 Auto Show’da idim, yine en çok ilgimi çekenler, çevre dostu, doğa dostu, özellikler, ve elektrikli arabalardı. Bu rengarenk, umut veren, haberleri biraz olsun sayfamıza taşımak istedim.Seçmesi çok zor oluyor ama, sık, sık  aktarmaya devam edeceğim.

Doğal malzeme ile yapılmış, B&B İtalia tasarımı outdoor koltuklar

Doğal olanı tercih etmek artık eğilim değil, zorunluluk.Sağlıklı olanı satın almak, çevreye karşı duyarlı davranmak, dünyacı olmak gibi dost tutumlar dekorasyona da yansıyor.Organik formlar yeni sezon evlerine anlam kazandırıyor.  

Kullanım dışı kalan atık malzemelerin tekrar üretim süreçlerine kazandırılarak eğlenceli  ve eşsiz birer tasarım objesine dönüşmesi heyacan verici değil mi?

Thanx Co. sıradışı ekolojik geri dönüşümlü ürünler tasarlıyor.Bunun nedenini de “Hayat o kadar güzel ki….Bir şekilde bize sunulanlara teşekkür etmeliyiz.Doğada kaybolmayan her şey çevreye zarar veriyor.Neden kaybedemediklerimizi yeniden değerlendirmeyelim düşüncesiyle geri dönüştürülebilen tasarımlara yer verdik.” diyerek anlatıyorlar.

Ekodepo’lasak da mı saklasak?Ekodepo geri dönüştürülmüş kağıtlar kullanılarak, farklı modeller ve aksesuarlar ile değiştirilebilen, geliştirilebilen çevreye duyarlı bir depolama ünitesi. Evde, ofiste, okulda, kafede;kitap, dergi,cd, plak gibi her türlü obje depolamak ve düzenlemek için kullanılıyor.Bağlantı detayları sayesinde esneklğe ve değişken kullanıma elverişli.

Peace and Love, Recycle.                                                                                                              Becky Redman tasarımı Peace&Love çanta, geri dönüşümlü koton kumaşlardan hazırlanmış, hem çok şık, hem çevre dostu, hepimizin böyle çantası olmalı.

Filli Boya;“Sürdürülebilir bir hayat için “Yarına Borcumuz Var”proje koordinatörü Gülay Dindoruk; sosyal medya üzerinden bilinçlendirme ve farkındalık yaratmayı hedeflediklerini, binalarda dış cephe ısı yalıtımı yaptırmanın, gerek ilk yatırım maliyeti gerekse etkisi göz önünde bulundurulduğunda, çevremize verilen zararı ve karbon ayak izini azaltmak için en iyi enerji tasarrufu yöntemi olduğunu” söylüyor. Dindoruk “sürdürülebilir ve çevresel sosyal sorumluluk odaklı stratejimizin bir parçası olarak ülkemizde karbon ayak izini azaltma yönünde çalışmalar yürüten ilk boya ve yalıtım firması Filli Boya olmuştur” dedi.Türkiye Devlet İstatistik Enstitüsü ve Çevre ve Orman Bakanlığı’nın en son yayınlamış olduğu Türkiye Emisyon Envanter raporuna göre ülkemizde bir kişinin evsel ısınma ve elektrik kullanımından kaynaklanan karbon ayak izi yılda ortalama 5,1 ton olarak belirtiliyor. Filli Boya Yalıtım “Yarına Borcumuz Var” projesine katılan ilk 3000 kişinin evsel enerji kullanımından kaynaklanan ortalama bir haftalık karbon ayak izini sıfırlıyor.“Yarına Borcumuz Var” projesiyle günümüzde her geçen gün yoğunlaşan sera gazı tabakasının daha fazla ısı tutması sebebiyle ortaya çıkan küresel iklim değişikliği, küresel ısınma ve olumsuz etkilerini önlemek için katılımcıların bilgilendirilmesi, bu konularda duyarlılık oluşturulması hedefleniyor.Çok ilginç bir haber daha;Küresel anlamda israfın önlenmesi ve paylaşımın artırılması amacıyal kurulan OlevoleProjesinin amacı, küresel ısınmanın azaltılmasına ve ekonomide verimliliğin artırılmasına katkıda bulunmak.                                                                                                  Hepsi birbirinden ilginç heyacan verici, tasarım, uygulama. Anlatması da çok keyif veriyor.Sevgiler, sevgiler

Masal Tadında Bir Hikaye

Bu çok güzel hikaye ve fotoğraflar ben de harika bir masal tadı bıraktı.Sevgili Fatoş Kayacan Hataylı’nın hayat hikayesi mutluluklarla başlıyor.Öyle de devam ediyor,ta ki 1992 de babasını kaybettiği o çok acı suikast olayına kadar.Bu çok sarsıcı, acı olayın arkasından birkaç sene sonra girişimcilik hikayesi başlıyor. Girişimcilik hikayesi başlayınca da, yaşadığı zorluklar da en acımasızından oluyor.Mutluluklar, güzellikler,acılar, zorluklar, ama herşeye rağmen tutkulu çalışmalar, sorumluluklar, çabalar ve tabi sevgiyle, aileyle, dostlarla mutlulukla devam eden güzel günler. Bu çok çarpıcı  hikayeyi ben soluksuz okudum, çok etkilendim.Sizlerin de çok beğeneceğinizden eminim.03

Fatoş Kayacan Hataylı her zaman çok güzel ve zarif .Fotoğraflara bakınca da,çocukluğundan günümüze hep aynı güzellikte ve zerafette olduğunu görüyorsunuz, ancak masallarda rastlayacağımız cinsten. Ama hikayeyi okuyunca bu çok güzel kadının, tutkularından, doğrularından   asla vazgeçmeyen  yaşantısı hemen bizi etkiliyor.İki harika kızı, çok sevdiği saygı duyduğu eşi ve çok sevdiği tüm ailesiyle tam bir mutluluk ve gurur tablosu oluşturuyorlar.

Sevgili Fatoş Kayacan; İstanbul doğumlu, benim sandığım gibi Hataylı değil.. Babasının çeşitli görevleri nedeniyle, ilk ve orta okulu İstanbul’da, lise (Yükseliş Koleji) ve üniversiteyi Ankara’da okuyor. Şimdiki adıyla İletişim Fakültesi olan, AİTİA’ne bağlı Gazetecilik ve Halkla İlişkiler mezunu”.Okula erken gönderildim. İlk 2 sınıfta biraz bocaladım. Rekor bir yaşta da liseyi bitirdim,” diyor.

Çocukluktan beri iyi resim yapmasına  rağmen,resmi değil yazmayı tercih ediyor ama; “Resimden nedense çok keyif almadım. Ben hep yazmayı tercih ettim. Ailemin zoruyla aldığım resim derslerini, okullarda aldığım resim ödüllerimi hiçe sayarak, okullarda kompozisyona  ve edebiyat derslerine ağırlık verdim ve inanın  kilometrelerce yazı yazmama rağmen, toparlayıp da bir kitap yapmayı hala beceremedim. Halen  yerel bir gazetede köşe yazarıyım.”

Bu çok güzel kadına en uyacak işi yapıyor, hem o dönemde milli manken olarak;ve hala hepimizin çok bol alkışlarını alarak;

10-1

Fatoş Kayacan, disiplinli çalışması, eğitimi, ailesi, prensipleri ile  “Podyumların Prensesi” olmayı fazlasıyla hak ediyor.Çok aileye ve genç kıza da güzel örnek oluyor.

“Nedense hep aynı zamanda 2 iş yapmayı sevdiğim için midir, nedir bilemem? 1968 yılında lise son sınıfta okurken, aynı zamanda Zarafet ve Mankenlik okulunu da bitirdim ve aynı yıl Ankara Olgunlaşma’da Milli manken olarak, 10 yıl süren  mankenlik hayatıma başladım. Hayatımda yaptığım 4 büyük akıllılıktan biri de budur.”

Aşağıda çalışma hayatına başlayışını çok güzel anlatmış sevgili Fatoş;sonra da girişimcilik öyküsünü, kendi deyimiyle çılgınca dediği girişimciliğini.Sizleri bu çarpıcı öyküyle ve fotoğraflarla, baş başa bırakmak en güzeli…..

09

“Gazetecilik hayatıma 1984’de başladım. Zira, 1968 – 1978 yılları arası mankenlik, 1979’da evlilik ve 2 çocuk derken, sıradan bir kadın olmaya başladığımı, hızla  hayatımın kaydığını, daha doğrusu kaybolduğumu fark ettim. İki küçük çocukla eve kapanmış, yemekten ve mamadan başka bir şey düşünmeyen bir kadın olarak, çağın gerisinde kaldığımı hissediyordum. Bir gece Eşim’le katıldığım bir davette, bunu iyice anladım. Sosyal hayattan çok kopmuştum. Dağarcığımda çocuk bakımı ve sebzelerden başka bir şey kalmamıştı. Eşim’in enerji dolu konuşmalarını ve kendi pasif halime acıyarak baktım. Eve geldiğimizde sabaha kadar uyuyamadım. Anne olmak çok güzeldi, çok da mutluydum. Allahım’a her zaman da şükrederim. Ancak şu halimle ileride kızlarıma hiç de iyi bir anne örneği olamayacağımı hissediyordum.

S

Kuzenimle birlikte yakın arkadaşı olması dolayısıyla Duygu Asena’nın yanına gittik. Zira, o zamanlar yazmaktan ve mankenlikten başka bir şey yapacağımı düşünemiyordum. İlk kez Gelişim Yayınları’nda yazmaya başladım. Rahmetli Duygu Asena’nın editörlüğünü yaptığı dergilerde “okuyucu mektuplarını” yanıtlıyordum. Başta eşim olmak üzere, bu işi küçük ve basit bir iş olarak nitelendirdikleri için tüm ailem benimle alay etmeye başladı. Oysa, ben kendimi Times dergisinde yazıyor gibi görüyordum. Parayı hele hiç konuşmayalım… Aslında, para da umurumda değildi.

Ben sadece yazmak ve yazmak istiyordum. Daha sonra başka dergiler derken, Babam’ın ölümünden az sonra, değerli Av. Münci İnci’nin de teşvikiyle kendimi Interpress Dergi Grubu’nda önce köşe yazarlığı ve daha sonra da yazı işleri müdürlüğü görevlerinde buldum. Interpress Dergi Grubu kapanınca Topaz Dergisindeki yazı işleri Müdürlüğü ve daha da sonra 1995’de adını BEST koyduğum kendi dergimi çıkarttım. Ne yazıktır ki, sonu hüsranla bitmiş de olsa, girişimci olarak ilk atılımım bu dergi işi oldu… Ama, daha sonra başlattığım kültür turları da beni mutlu edecekti…

36

Size abartı gibi gelebilir, ama artık dergi, adeta benim 3.ncü çocuğum gibi olmuştu. O yıllarda çocuklarım da birer birer tahsil için evden uçup gidince, ben iyice dergiyle yatar kalkar olmuştum. Lakin, şimdi adlarını sayıp dökersem çirkin olur, ülkedeki bilinen bütün en büyük dağıtım şirketleriyle çalıştım ve hep aynı sorunu yaşadım! Dağıtım ücretini ödememe rağmen; dergilerim hiçbir zaman dağıtılmadı! Hiçbir zaman kitapçılarda ön raflarda yer alamadı. Ve ben hiçbir zaman derginin satışından para kazanmadım. Zira büyük güçler derginin dağıtımında arkası güçlü olmayan bütün dergileri ezerler. Ben de bunu birebir yaşadım… Umarım, bana yaşattıkları bu sorunları bir gün onlar da yaşayacaklardır!

Bu çılgınca bir girişimdi ve deliler gibi çalışıyordum. BEST için, başarılı olmuş kişi ve kuruluşları buluyor onlarla röportajlar yapıyorduk. Bazen de yazılarım bazen baskı aşamasında, bazen de sonra olmak üzere, alenen çalınıyordu. Küçük bir dergi olduğumuz için de, resmen büyük dergi ve gazeteler bizi yutuyordu. Dergideki ufacık bir hata, sanki engelli çocuk doğurmuşum gibi beni üzüyor, kahrediyordu. Buna rağmen ben dinmiyor ve tüm enerjimle işe devam ediyordum. Önceleri fotoğrafçı dahil, 4 -5 kişiyle başlayan yazı işleri kadrom zamanla 12 kişiye yükseldi. Daha çok kadın ağırlıklı muhabirlerle çalışıyordum. Basın kanununa göre 212’den sigortalandıkları için de, bana hayli masraflı oluyordu.

Atatürk sevgisi, sosyal sorumluluk aşkı ve ülkesi için  bir şeyler yapmak arzusu ile parti çalışmaları içinde buluyor kendini…

“Eskiden beri dernekler ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında yer alıyordum. Almasam da dolaylı hizmet veriyordum. Ne var ki; gün geldi bütün bunlar bana yeterli gelmedi! Bir kadın her şeyden önce Atatürk’e çok borcum vardı. Ülkeme daha fazla yararlı olabilmek için; gelen teklif üzerine 2002 seçimlerinde YTP’den üstelik de Eşim’in memleketi olan Hatay’dan 2. sıra Milletvekili adayı oldum. Yoğun ve oldukça güç koşullarda bir seçim kampanyası yürütüyordum. Ne de olsa, yöreyi ve insanları fazla tanımıyordum. Evimden ve ailemden uzaktım. Her işimi kendim görüyordum. Okuyucu mektuplarına cevap verirken beni küçümseyen Eşim, seçim sırasında inanılmaz destek oldu. Ben de o sıralarda BEST’i 2 ayda bir çıkararak, telafi etme yoluna gittim. 3 Kasım seçimlerinde YTP, ülke genelinde kaybedince, büyük bir şokla derginin başına döndüm. Sanırım kaybetmeğe alışık değildim. Oysa Hatay, YTP’den en yüksek oyu alan şehir oldu. Bunun sonucunda da YTP’de önce Parti Meclis Üyesi ve daha sonra da Merkez Yürütme Kurulu Üyesi seçildim. 2004’de Genel Başkanımız Rahmetli İsmail Cem’in de isteği ve rahatsızlığı nedeniyle partiyi gözyaşları içinde kapatarak, otomatik olarak hepimiz CHP’ye kaydolmuş olduk. Ne var ki, bu CHP’ye giriş, aslında benim seçimim değildi! Zira, Sayın Baykal’ı eski bir CHP Milletvekili olan Babam’ın suikastindeki ilgisiz ve vefasız tavrı yüzünden hiç tutmuyor, kişisel kırgınlığımın yanı sıra, yetersiz muhalefet yaptığı gerekçesiyle de suçluyordum. Daha sonraları ise; bunun yalnızca Baykal’a özgü bir alışkanlık olmayıp, tipik bir “CHP klasiği” olduğunu anlayacaktım…”

52-5

İş hayatındaki zorluklar oldukça fazla….

“2002’den sonra yanımda çalışanların da ısrarı ile BESTLİFE Magazin diye bir ikinci dergi daha çıkarttım. Çünkü, BEST oldukça ciddi ve kültürel bir dergi kalıyor ve herkese hitap etmiyordu. BEST LİFE ise, piyasaya daha çok hitap edecek ve daha çok reklam alacak ümidiyle doğdu. Artık masraflar benim boyumu aşıyordu. İki dergi de çok beğenilmesine rağmen, satış engellendiği için, dergi “yok” sayılıyordu. Benim Bodrum, Marmaris’e yolladığım dergiler Trabzon ve inat gibi Konya’ya gidiyor ve satış raporları 0 gözüküyordu. Bu dönem içinde yalnızca reklam ve kapak satışından para kazanabiliyorduk. Reklam fiyatı 1000 $ ise; reklam veren, o günkü kurdan TL’ye çeviriyor ve bunu da 3 aylık vadeli ve üstelik de müşteri çekiyle ödemeye kalkışıyorlardı. Kısacası ben ne kadar dürüstsem, piyasa bana karşı o kadar 3 kağıtçı davranıyordu. İnanılır gibi değildi, derginin kalitesini görünce,  benden kendileriyle  röportaj yapmamı özellikle istiyorlar ve ordinoya rağmen ödeme yapmıyorlardı. Bu yüzden ünlü bir estetikçiyi ve bir büro malzemeleri satan şirketi dava ettim.”

Zorluklara olağanüstü durumlar da ekleniyor….

“Artık avukatlarla işim bitmiyordu. Ne var ki, bana yapılacak ödemeler geciktikçe, bu çarkın dönmesi için kredi almaya başladık. İşler büyüdükçe kredi kullanımımız da artıyordu. Neticede, 2002 sonlarında dergilerime advertorial yaptırabilceğini ve reklam alacağını, para kazandıracağını, ama bunlardan yüzde alacağını vaat ederek şirkete giren ve beni sahte imza, çek ve senetlerle dolandıran bir kadın arkadaşım yüzünden, tırnaklarımla kazıyarak kurduğum 11 yıllık emeğimi kapatmak zorunda kaldım…

Başarısızlığıma mı; emeğime mi, yoksa aptallığıma mı yanacağımı bilemiyordum. En büyük üzüntüm de iyi bir iş adamı olan Eşim’e karşı başarısız olma duygusuydu! Sanırım, bunu çoğu kadın yaşamıştır. Sonuçta ben; tüccar bir aileden gelmediğim gibi,  bir asker kızı ve asker torunuydum. Genlerinde ticaret geni olan bir insan değildim. Bu işe, iyi yazı yazdığıma inanarak girmiş, pek çok ortaklıklarda olduğu gibi, benimle çalışan bir arkadaşım tarafından dolandırılmıştım. Kısacası ben ne ilktim, ne de sonuncusu. Bu kapı kapanırsa, yenisi açılırdı elbet!”

Ama hiçbir zorluk, enerjisini azaltmıyor, aksine artırıyor.11-2

Yat turizmi yapma kararında Fatoş hanımın  babası Kemal Kayacan’ın deniz subayı oluşu  hatta Oramiral rütbesinden emekli oluşu herhalde çok etkili  olmuştur.

“Bu arada İngiltere’de “Turizm” okuyan kızımla birlikte, uzun süredir ihmal edilen ve “yat turizmi” yaptığımız kendi şirketimiz olan Hatsail’in başına  başına geçtim. Gazeteciliğin yanı sıra aynı anda Halkla İlişkiler de okuduğum için, turizm işi bana yabancı değildi. Önce cruise işine daha sonra da benim ısrarımla kültür turlarına başladık. 2006’dan bu yana da başarıyla sürdürüyoruz. Kızım Genel Müdür olarak tüm şirket işleriyle, ben de Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak, en çok  cruise ve tüm kültür turlarıyla ilgiliyim.”

52-7

Yazma tutkum bitmedi diyor, sevgili Fatoş, hiç bitmesin her zaman biz de keyifle okuma şansımız oluyor, ama kitaplarını da bekliyoruz…

Ama, yazma tutkum bitmedi. Hayatım boyunca, büyük bir gazetede yazmak  konusunda hep iddiasız olduğum için, halen Antakya’da çıkan yerel bir gazetede “köşe yazarlığı” yapmaktayım. Uluslararası Sarı Basın kart sahibiyim. Cruise ve yatçılığın yanı sıra, özellikle Hatay’a İnanç ve Kültür turları tertip ederek, yerli ve yabancı turistlere tarihi ve kutsallığı açısından dünyaca önemli bir merkezlerinden biri olan, (her nekadar adını değiştirseler dahi) benim için hala Antakya olan 5000 yıllık yörenin tanıtımı için çalışıyorum.

Masal tadındaki hikayede;güzeller güzeli  prensesin, yakışıklı  prensini bulma  kısmına dönersek;

16

“Bu arada Eşim’le ilk kez 1973 yılında tanıştırıldık. Birkaç kez görüşmemize ve ciddi olduğunu bilmeme rağmen, aşk evliliği yapmak istediğim için vazgeçtim. Çok gençtim, fakat bir o kadar da akıllı…  O günkü koşullarda bu ancak, mantık evliliği olurdu. Oysa, ben aşk yaşamak ve sevdiğim insanla evlenmek istiyordum.

67

5 yıl sonra tekrar karşılaştık. Sanırım artık ben de büyümüş ve akıllanmıştım. Bu kez çıkmaya başladık ve tanıştırıldıktan tam 6 yıl sonra, ben sırıl sıklam aşık olarak 1979 da Y. Makine Müh. Ertuğrul Hataylı ile evlendim. Sanırım istediğim de, galiba doğrusu da buydu. 33 yıllık evliyiz. Evli 2 kızımız ve bir erkek torunumuz var. İngilizce biliyorum. Yine yazılarımı yazıyor ve yalnızca Atatürk’çü Düşünce Derneği’nin öğrencilere burs fonu yaratması için, tüm eski mankenler senede bir kez defileye çıkıyoruz. Bu da bizi eski günlerimize götürüyor ve Büyük Atatürk’e olan şükran borcumuzu bir nebze olsun ödemiş oluyoruz.”

64-0

Sevgili Fatoş seni podyumda izleyebildim,harika idin, muhteşemdin, fikir de öyle, hersene devam etsin mutlaka. Seyahatlerine bir türlü katılamadım,ama evinde misafirin oldum,ünlü Antakya lezzetlerini sayende tattım. Atatürk’çü Düşünce Derneği çalışmalarına davetlerine katıldım.Hepsi çok değerli, harika organizasyonlar. Hep senin zerafetine,aklına, mükemmelliyetçi tarzına uygun  yapılmışlar.

photo (4)

Sadece, bu müthiş öyküler bir kaç kitap olabilir.Mutlaka yazmalısın, diyorum. Seni tanıdığım için, çok mutluyum, bizlere, Türk Kadın’ına çok değerli katkıların, hep bizlerle olsun.Muhteşem yazın ve fotoğrafların  için çok teşekkür ediyorum.Tüm güzellikler her zaman seninle, ailenle ve sevdiklerinle olsun.

Tankut Öktem CKM’de

Büyük usta 2007 de zamansız ölümü ile aramızdan ayrılan Tankut Öktem sergisi bir aydır CKM de;Ben CKM ye çok gittiğim için, defalarca görme şansı bulanlardanım.Sizlerle de paylaşmak istedim. Gitmek isterseniz,10 Aralık’a kadar, devam ediyor.

118_1099

Tankut Öktem hoca için söylenenleri, yazılanları da fotoğrafladım

118_1104

Büyük usta’yı biraz olsun, anmak, sizlere de izlettirmek istedim.                                             Cumhuriyet anıtlarının büyük heykeltıraşı Öktem, vefatının 5. yılında retrospektif sergiyle sanatseverlerle buluştu.

118_1107

Sanatçı, 64 yıllık sanat yaşamında aralarında Manisa Kuvay-ı Milliye ve Atatürk Anıtı, Kara Harp Okulu Harbiyeli Anıtı, Kastamonu Şerife Bacı Anıtı, Zonguldak Maden İşçileri Anıtı, Magosa Özgürlük Anıtı, Amasya Tamimi Anıtı, Çanakkale anıtlarının da olduğu yüzden fazla esere ve dev şehitlik anıtlarına imza attı.

118_1110

Işıktan aldığı ilhamla gerçekliği, acıyı, toplumca çekilen ıstırabı ve mücadeleyi heykellerine yansıtan Tankut Öktem’in Kuvay-ı Milliye ve Atatürk Anıtı, hala Türkiye’nin en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük anıtı olarak literatürdeki yerini koruyor.

523024_443525015704914_2022354256_n

 Konya ’da 1940′ta doğan Öktem’in çocukluk yılları Edirne ve Muş’ta geçti. Veteriner olan annesinin onu sanata teşvik etmesiyle 2 yaşında resim, 3 yaşında heykel yapmaya başladı.

118_1113

Sergide ustanın 3 yaşında yaptığı horoz heykeli inanılır, gibi değil.

Ailesiyle İstanbul’a yerleşerek öğrenimini İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde tamamladı. Lise son sınıfa geçtiği yıl Devlet Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nun Seramik bölümüne kayıt yaptırdı. Üçüncü sınıftayken Dünya Genç Heykeltıraşlar Yarışması’nda birincilik ödülü aldı.

523024_443525005704915_1832521352_n

1980-1982 yılları arasında İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Müdürlüğü yaptı. 1983-1985 yılları arasında Tatbiki Güzel Sanatlar’ın Marmara Üniversitesi oluşundan sonra heykel bölümünü kurdu ve ilk başkanı oldu.

523024_443525012371581_1190734761_n

Anıtsal heykelleriyle tanınan Öktem, profesörlük unvanını 1986′da aldı.

9225_443527955704620_829675555_n

1999′da “Devlet Sanatçısı” unvanı alan Öktem, 2007′de geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybetti.

118_1108

Not:Muhteşem ustanın sergisini   prensimle  iki kere, prenses Leyla ise üç kere gezdi. İkisi de çok beğendiler.