Mimoza ve Fikret Alphan

Bodrum’da çok sevdiğim bir restorant, herkesin gönlünde taht kurmuş bir yer,uluslararası üne sahip, dünyanın her yanından müşterileri var.Herkese mutlaka gidin dediğim çok şık, farklı,bulunduğu yere değer katan bir adres.Mimoza – Gümüşlük.

mimoza1

Bazıları pahalı bulabilir, neye göre, nereye göre pahalı, düşünmek tartmak lazım. Bodrum’daki çoğu balık lokantası ile aynı fiyatlarda. Tabi ki normalin üstünde. Ama aldığınız hizmete, bulunduğunuz ortama değer.Benim için hep Bodrum klasiği.

mimoza-balc4b1k

Mimoza; Gümüşlük’te deniz  kıyısına inince sağ taraftaki deniz  kenarındaki restorantların en sonunda yer alıyor, gün batımına doyamayacağınız, olağanüstü bir yer. Özellikle balıklarıyla ve deniz mahsulleriyle ünlü. Gitmeden rezervasyon şart, sezonda birkaç gün önceden ayırmak gerekebilir.Kimine göre büyülü, kimine göre Bodrum’un en romantik köşesi, kimine göre Bodrum’un incisi, ruhu… Bana göre hepsi.

thumb_600

Mimoza’da kahve, likör ve badem ile  begonviller içinde ikram ediliyor.

Benim bu gün sezon bitmişken  Mimoza’yı yazmamın nedeni ise sahibi, girişimcisi. Ünlü liderlerin, sanatçıların, iş adamlarının da  uğrak mekanı olan Mimoza’nın başarısı; sahibi, iş adamı Fikret Alphan’a ait. Çok özel  bir girişimcilik hikayesi var.Bodrum Gümüşlük’te kendinizi rüya aleminde gibi hissettiren  Mimoza’nın sahibi her zaman mekanında, müşterilerini konuk gibi ağIrlıyor.Çalışanlar da çok candan farklı.  Fikret Alphan 30 yıl önce memleketi Ağrı’dan kalkıp Gümüşlük’e çalışmaya gelmiş. Burada bir süre inşaatlarda çalışmış. Daha sonra burada bulunan çeşitli mekanlarda 17 yıl lokantalarda komilik ve garsonluk yapmış. Tam pes edip memleketine dönecekken bulduğu bu mekanı cennete çevirmiş.Böyle bir mücadele sonrası Mimoza’yı yemekleri, ortamı, sunumu ve müzikleriyle çok özel, dünyaca ünlü mekana çevirmek, istikrarlı devam etmek, bu ünü, ismi korumak çok önemli. Fikret Alphan gerçekten çok başarılı bir girişimci.çok büyümeden markasını korumak devam ettirmek istiyor. Kışın kapatıyorlar.

thumb_600 (1)

Mimoza’nın ünlü peynirli karidesli salatası

Mimoza ile yazılacak çok şey var. Adını aldığı mimoza ağacı, kahveye kadar her konuda çok özel sunumları, çok ünlü yemekleri, mehtaplı gecelerİ, gün batarken kendinizi masal dünyasında hissetmeniz, deniz içindeki su kabağından fenerlerle gerçekleştirilen  ışık oyunları,hepsi insanı hayaller, masallar, rüyalar alemine  götürüyor.

Ffikret210813

Forbes dergisinin açıkladığı dünyanın en zengin 37’nci iş adamı Meksikalı Ricardo Benjamin Salinas Pliego, müdavimi olduğu Bodrum Mimoza’nın sahibi Fikret Alphan ile, Mimoza’da .Ricardo Benjamin Fikret Alphan’a Meksika bir restorant açmak  için ortaklık da teklif etmiş. 

Ama ben bugün özellikle Fikret Alphan’ı kutlamak alkışlamak için Mimoza’yı yazdım, Bodrum’da başarılı olmak, klasik olmak, marka olmak kolay değil, hatta çok zor…sevgiler, sevgiler…

Bodrum’da Bayram-Panorama Pasanda

Panorama Pasanda‘yı keşfettiğimiz günden beri Bodrum’da kahvaltı için favori mekanımız…

DSC_0024

Yalıkavak Geriş köyünde, tepede, çok güzel manzarası ve çok candan, sevgi dolu işletmecileri ile gönlümüzde yeri ayrı. Murat Ulucan ve eşi her zaman kapıda karşılayıp güleryüzle hep etrafınızda çevrenizde. Son derece, huzurlu, keyifli bir mekan. Her yenilen lezzetli taze.Özel puf börekleri, sucuklu yumurta güveçte….Gelenler, bildik sevdik, tanıdık kişiler.Bayramda Bodrum’da iseniz, bu özel köyde, tepede harika manzarası ile Panoroma Pasanda’ya mutlaka uğrayın, sevdiklerinizle harika bir bayram sabahı için süper bir mekan.

10686725_10152756793428482_8901571017667611085_n

Panorama Pasanda’da iç mekanda çok keyifli olmuş, şömine, kitaplık, bar, restoran ve “alo diyorsunuz, ne yemek istiyorsanız söylüyorsunuz, ya da balığınızı alıp geliyorsunuz, harika müzikler eşliğinde, servis ediyoruz, diyor; sevgili Murat Ulucan. Evinizde gibi. Hep sabahları kahvaltı keyfi yaptığımız bu şaşırtıcı güzel mekanda, bir de akşamı denemek istiyorum.

“Bekliyik, duruk “  diyor, sevgili Murat bütün sempatisi ile.

Bu güzel bayram sabahından sevgiler…

Bodrum Favorilerimden

Her an aklımda yazmayı düşündüğüm bir çok konu, bir çok kahraman ya da duygu, anı oluyor.Yazılarımla da  kullanmayı  düşündüğüm resimler ise, ya varolan resimler, ya yeni çekiceğim resimler oluyor.  Reana Bodrum Gündoğan ‘da  çok sevdiğim bir restorant. İşletenlerde çok sevdiğim bir aile. Ailenin resimlerini çekeyim, yazımı öyle yazayım diye bir süredir, planlamıştım. Uygun bir zamanda kafamdaki resimleri çekmek istiyordum. Biz sık sık gidiyoruz. Ama şimdi yaz çok yoğunlar, rezervasyonsuz yer bulmak mümkün değil,o telaşın arasında, vakitlerini almak istemedim,bir gündüz uğrar çekerim dedim. Ama gündüzler de hep dolu geçti,onlar içinde benim içinde. Ama hep bu hafta yapmalıyım derken birden olağanüstü şartlar gelişti ve acilen İstanbul’a döndük.Resimleri çekemedim.Daha böyle uygun zamanda çekeyim dediğim ne resimler kaldı, çekemeyip hayıflandığım. Aslında çok acele etmeden, daha sakin yaşayayım diyorum ama hep hızlı yaşama devam, ve niye daha hızlı olmadım diye de üzülüyorum. Ben yazgımın peşinden gitmeye karar verdim ama yine dayanamıyorum, bazen yazgıyı  benim peşimden  koşturuyorum. Sonunda çekemedim diye hayıflanma, çekemedin ama yazabilirsin, o zaman bunu bekletme hemen yaz komutu devreye girdi. Klasik Meral , acele et komutu  hep devrede.

Diana, Lara ve Lara’nın naneli dondurması Reana’dayız.Mekan, yediklerimiz, güzel dostlar,Lara ile beraber olmak,  her şeyiyle çok keyifli bir akşam

Gelelim Reana’nın hikayesine bir varmış bir yokmuş, Gündoğan’da çok eskilerde sahilde bir bakkal varmış. Gündoğan’ın tek bakkalı, sahibi de bir hanım Ayşe Akbaş.Daha sonraları bakkalı çocukları işletmeye başlamış.Gel zaman, git zaman Bodrum’da sahiller restorant, kafe  olmaya,bakkallar mini marketler de,büyük  marketler açılınca iş yapamaz hale gelmeye başlamış. Hal böyle iken 2003 de Ayşe Akbaş‘ın çocukları Zafer Akbaş ile Remziye Akbaş yirmisekiz yıllık  bakkalı,mini marketi, güzel bir restoranta dönüştürdüler.Dönüştürmeden önce bizim de  bakkalımız oldular, o zaman ki adı Zafer Market’di .O dönemden aileyi tanıyoruz.  Bir mimar eli ile, bembeyaz, tertemiz,zarif hoş bir restorant oldu, Zafer Market. Remziye  Hanım (Re-Ana) mutfakta yöresel yemekleri, mezeleri benim için tüm ot yemeklerini ve çiğ  balıkları yapıyor.Hepsi çok lezzetli.Çünkü çok taze ve iyi malzeme kullanıyorlar,ve Remziye Hanım çok titiz,gönülden aşkla yapıyor.Ben tüm yaptıklarını nasıl özlüyorum,seviyorum,çeşitleri çok, her seferinde değişik birşeyler yiyebiliyorum.Hepsi son derece taze minik servis tabaklarında sergileniyor, seçip sipariş ediyorsunuz. Salatalar da harika.  Kocası Zafer Akbaş ızgara başında balık pişiriyor.Hem her balığı özel marine edip,çok başarılı, çok lezzetli  ızgaralar.Tatlılar da kendilerine özel,portakallı irmik tatlısı,tel kadayıflı sakızlı muhallebileri benim favorım.Ara sıcakları en beğenilenler grubunu oluşturuyor ama benim için onlara hiç yer kalmıyor.

Bu yıl üniversiteyi bitiren oğulları  Hüseyin Akbaş ise servisi yönetiyor.Tabi 2003 den beri, okurken de hep servise yardımcıydı.Hüseyin de her zaman dikkatli, güleryüzlü, iyi bir yönetici. Reana, başarılı bir işletme,harika lezzetler, her yer pırıl,pırıl, her şey de özen zerafet, farklılık var. Harika bir iş bölümü ve paylaşım, Remziye Hanım’ın tüm yaptıklarıyla Reana benim Gündoğan değil, Bodrum favorim. Bodrum’da böyle aile dayanışması ile çalışan çok beğendiğim birkaç yer daha var,çoğunda da kadınların başarısı çok değerli. Ama kadının ismini restoranta veren özel yerlerden biri Reana .Mutlaka denemelisiniz dediklerimden.Tekrar gittiğimde ailenin resimlerini de ekleyeceğim, inşallah.Biz tüm aile Reana’yı, yemeklerini  çok seviyoruz.Hepimizin favorileri lezzetleri var.Annemde çok seviyor, çocuklarda. Reana yaz kış açık, yazın hep kalabalık, ama kalabalıkken de son derece huzurlu.Gelenler genelde o çevrede yaşayan, insanlar,onun için herkes birbirine tanıdık, ünlüleri ise genelde, gazeteci, yazar, bilim adamı, hepsi huzuru lezzeti arayan insanlar.Masalar genelde kalabalık, ailece ya da dostlarla gelenler çok.Gürültüsüz, dingin, sohbet eden, mutlu insanlar.

Biz ailece Reana’da her aradığımızı buluyoruz,

Bayram da Bodrum’da Gündoğan yakınlarında iseniz, bayram keyiflerinizden, neden olmasın.                                                                                                                                   Bayramınız,  mutlulukla, neşeyle, kahkalarla, kalabalık sofralarda, harika lezzetlerle, hoşluklarla dolu  geçsin. Sevgiler, sevgiler

550567_10151159066946941_1711223469_n

 Genç patron Hüseyin Aktaş sevgili arkadaşım Uğurkan Erez ile

Bodrum’da Renklerin Dansı

Bodrum’un mavisine, yeşiline, moruna,tüm renklerine hayranım,  her gün  yüzdüğüm koya,evimizin plajına, aşığım. Beni Bodrum’a tutku ile bağlayan en önemli özellik, doğasının nefes kesen renkleri, yeşillerin içinde maviler, aralarda penbeler, turuncular, onlara daha da anlam katan beyazlarla, kahvelerle,rüya gibi,büyüleyici manzaraları  ve muhteşem denizi.Güvercinlikten şehre girerken olağanüstü güzellikteki  koylar önümüzü keserek, bizi kendine hayran ediyor,ve sonra hiç umulmadık bir köşeden tekrar, tekrar çıkarak devam ediyor.

Her gün iki kere yüzdüğüm koy,plajdan otele

Bodrum da hayat hızlı başladı , hızlı devam ediyor.Hiç  soluk almadan günler geçiyor Senelerdir, Temmuz’un ikinci yarısı ile Ağustos ayında Bodrum’da yaşayıp,işe de oradan gidip gelip, takip eden, ben, yine aynı programla yaza başladım.Bu sene yaz,biraz fazla sıcak ve eskisinden daha da hareketli başladı, ve öyle de devam ediyor.Çünkü artık daha çok sevdiğim, yakınım, ailem, dostlarım da, yazları Bodrum’da. Her hafta hergün birkaç tanesi ile farklı farklı programlar yapıyoruz, beraber oluyoruz Yazlar çok daha sosyal geçiyor.Herkes tatil moodunda, yaz geceleri, gündüzleri dostlarla, sevdiklerimizle daha keyifli

Güne sabahları bir saat  yüzerek başlıyorum, keyifli kahvaltı ve günlük çalışmalar, üçten sonra yine deniz ve bir saat yüzme, okunacaklar, sohbetlerle gün devam ediyor. Sonra akşam için hazırlanma,evde veya dışarda, program neyse. İlk geldiğimizde büyük  aile biraradaydık. En büyüğümüz doksanüç, en küçüğümüz yakında üç yaşlarda olacak. Aile  fertlerinin ve arkadaşlarımızın çoğu aynı koyda, ve yakın mesafede yaşıyor.Bazen kahvaltıda, bazen kahve sonrası sohbette,ya da plajda. Plaj da ki yemek seromonilerin de, İğde ağacının altında Kaptanın Yeri’nde,bazen akşam yemeklerinde çeşitli mekanlarda, bazen evimizde beraber oluyoruz.

Çarşambaları, Gündoğan’ın pazarı. Taze meyva sebze alışverişimizi, İnci‘den peynirlerimizi, otlarımızı, sabah erken gidip aldığımız gün. Bu sene geçtiğimiz senelere göre, biraz farklı besleniyoruz. Artık sadece keçi peyniri yiyoruz,çok da lezzetli.Eskiden mandalin reçelsiz Bodrum’da  kahvaltı olmaz derken, bu sene organik keçi boynuzu pekmezine takılıyoruz.Belki mandalin reçelini kendim organik tatlandırıcılarla yapsam mı, diye de düşünüyorum.Tüm zeytinyağlılar, salatalar, meyvalar, vazgeçilmezlerimiz.İçecek soda limon, buzlu çay, naneli ayran, şekersiz limonata, favorim.Her şeye yakışan naneler, sevgili yan komşumuzun bahçesinden, Akşam üstleri hoşgeldiniz, davetleriyle her sene çeşit çeşit, yaz içkileri yapıp ikram eden,   ben, bu sene kahvaltı sonrası, kahve sohbetlerine daha itibar eder oldum.

Akşamları dışarıda isek, bizim koyda, Küçükbük Mehmetin yeri, Gündoğan Koyunda isek Reana, Yalıkavak, da Bodrum ‘da Tango  favorimiz. Klasik balıkçıları, hiç saymıyorum, herkes bilir, her koyda çok alternatifler var, hepsi birbirinden farklı güzel, cazibeli. Hepsinin özel menüleri ritüelleri var. Kiminde güneşi batırmak, kiminde dolunayı izlemek, kiminde olağanüstü balık yemekleri servisi, bazılarında mezeler ve otlar. Zaman olursa hepsini  anlatacağım.

Sertab Erener Konser sonrası Yalıkavak Marina’da. Bütün kızlar toplandık…

Yalıkavak, Marina, Bodrum Marina her zaman en sevdğimiz kafe, kitapçı, konser, yemek alternatifleri ile en çok  vakit geçirdiğimiz mekanlar.

Gündoğan daki kuaförüm,Yavuz İstanbul daki kuaförümü aratmayacak kalitede.Bazen fark bile attığı oluyor.Ayrıca ünlü müşterileri de çok.Bodrum da alışveriş, hep çok alternatifli ve keyifli.Ev için, bahçe için giyim, kuşam için, yiyecekler, davetler için, hediyeler için alternatifler sonsuz.Yok yok, hatta daha kolay ve rahat alışveriş yapabildiğim çok keyifli yerler, markalar, mekanlar var.Bütün bilinen markalar zincirler, Mudolar, Paşabahçeler, yaz çeşitleri ile çok renkli ve güzel. Oasis çok hareketli, aktiviteleri markaları ile , her aradığınızı kolayca bulabiliyorsunuz. Kitapçı azdı, hatta çok çok azdı, bu sene o da arttı.Bodrum benim için briç cenneti, konser, festival cenneti.

Bodrum’da ilk gün prensimle başladı, ilk davet Gliss Otel de idi, ilk misafir Begüm’dü. Sonra  hergün bir iki çok farklı programla hayat devam etti.

Geçen hafta prensim ve annesi  İstanbul’a döndü, teyzeler yok, yeğenler yok, arkadaşların bazıları yok, bazıları yeni geldi. Aybaşında gidecekler ve yeni yeni gelecekler var. Her gün tiyatro, show,gösteri, konser var, seçmek , yetişmek her zaman kolay olmuyor.

Ben hep güzellikleri, mutlulukları sizlere paylaşıyorum, ama hayat sadece pür neşe sağlık ve mutlulukla geçmiyor.Çok önemli hastalıklarla rutin uğraşıyoruz, Günün önemli bölümü onlarla geçiyor.Araya giren extra kazalar,sıkıntılar da oluyor. Hastaneler, tedaviler, terapiler, yeni yöntemler, umutlar, hep hayatımızın içinde.Yine hiç beklemediğimiz aile içi zor kararlar, ultra değişiklikler,ya da umulmadık, hızla hayatımızı sarsan olaylar hep günlük yaşantımızın içinde.

Ama yaşam böyle her rengiyle var.Hepsini bir arada yaşıyoruz. Gücümüzü, direncimizi, yitirmeden. Günlerin değil, anların mutluluğunu kovalayarak.Harika bir yüzmeden sonra hastaneye koşmak, ya da prensimle geçirdiğim doyumsuz saatlerden sonra yeni bir terapiyi denemek için farklı bir ortama ait olmak. Bazen kocaman aşkım bir cephede, ben bir cephede,savrulup duruyoruz.

Ama bir yerden bir yere koşarken bile arabanın önünü kesercesine yolu kesen müthiş Bodrum manzaraları, mavisiyle, yeşiliyle, içinde  renkli tekneleri sörfleri ile nefeslerimizi kesiyor.Bazen sevdiğimiz mekanlara, bazen dostlara bazen hastanelere hepsi bir arada Bodrum’u yaşıyoruz.

Bodrum Gliss Otel Daveti

Bodrum’da aşık olduğum şehirdeyim. Her zamanki büyüleyici,sabahı, gecesi,denizi, havası, davetleri  ile her an başka heyacanlarla dopdolu.Bodrum’da hayat,benim için  Güvercinlik’de  köşeyi dönünce gözüken mavilikleriyle başlıyor, ve beni her noktada, renkleri,kokusu, tadı, müziği, anıları ile içine çekiyor. Artık ayrılana kadar, bambaşka bir dünyadayım. Dünyadaki çok beğendiğim cennet köşelerden biri.

Burada olduğum sürece benim Bodrum’umu sizlere anlatmaya çalışacağım. Bugünün konusu, ilk Bodrum daveti .Gündoğan Küçükbük  Gliss Hotel &Spa da sevgili Gülden’in (Türktan) Kagider grup yaz daveti.Bodrum’da buluşmak çok güzel bir duygu.

Bu resimde ben de varım. Ahu Serter, Nilgün Keleş,Devrim Erol, Berrin Kuleli, Ayşegül Demirağ, Güzin İlker,Ferda Boyar, Yasemin Tutal,Nilgün Erdem,Hürriyet Özçelik,Begüm Özdoğularlı,Orkide Gökhan,Münteha Adalı çoğumuz bir aradayız. Bir o kadar da resme girmeyen arkadaşımız daha vardı.

Bodrum’da uzun yaşayan bir grup olarak biz bazı Kagider’li arkadaşlar  yazları hep beraber oluyoruz zaten.Bedriye’nin Gülseren’in  klasik doğum günü partilerine katılanlar, Gündoğan ve yakın çevresinde oturanlar grubu, İstanbul’da birbiriyle yakın görüşenler, yazları  hep Bodrum’da da buluşuyoruz. Bu buluşmalar neticesinde bir kaç arkadaşımız da Bodrum’da evi olanlar, ya da ev kiralayanlar, grubuna katıldı. Bodrum ortak heyacan, ortak tutku nedenimiz.

Yaz, Bodrum, tatil, cennet köşe, ve çok özel bir otel’de sevgili başkanımızın daveti.Bizi misafir eden otelin diğer ortağıda Kagiderin  kuruluşunda çok emeği olan ilk  üyelerinden sevgili Yasemin Tutal. Böyle olunca da ayarlayabilen herkes bu güzel davetteydi.. Tuğba Jabban teknesiyle gelmiş, bazı arkadaşlar, iki üç gün daha ekleyip tatil fırsatı yaratmış. Bazıları benim gibi evine gelmiş. Bazıları hem tatil, hem davet hem iş organizasyonu yapmış. Hepimiz Bodrum için çok erken bir saatte akşamüstü beşbuçuktan itibaren Gliss’deydik. Eşleri ile gelenler de çoktu.Nilgün Erdem, Ferda Boyar, Ayşe Özsan,Berrin Kuleli, Özlem Duyar Aytemiz bu grubun temsilcileri oldu. Ev sahibi olarak Gülden’in eşi Cüneyt Türktan’da bizlerle idi.Gülden kırmızı elbisesi ve ayakkkabıları, özellikle de taşlı gözlükleri ile her zamanki renkli ve farklı tarzını sergiledi.Orkide’cim mavileri Diara’cım sarı kıyafeti ile tam yaz daveti hoşluğu içindeydiler. Herkes cıvıl cıvıl , keyifli ve eğlenmek hoşça vakit geçirebilmek için oradaydı. Benim tatlı misafirim, Begüm’ümün beyaz elbisesinin sırt dekoltesi , ona çok yakışmıştı.Ayşegül Özsan çoğunluğa göre daha iddialı  bir akşam daveti kıyafeti seçmişti.Ayşegül Demirağ ve Güzin İlker kardeşler her zamanki  kendilerine özel tarzları ile,   davetin hep gülen neşe saçan ikilisi idi. Hürriyet her zamanki tarzından  farklı, çok çekici bir tatil kadını olmuştu.

Gülden’in oteli çok özel bir otel. Yirmialtı  birbirinden farklı konumda, metrekarade ve farklı konseptte döşenmiş,odasıyla, spası, alternatif , ya da koruyucu, önleyici tıp seçeneklerinden yararlanabileceğiniz,sıcacık ev  tadında bir butik otel. Plajı manzarası , bitki örtüsü harika.Benim senelerdir, evimizin olduğu plajdan Gülden’in oteline yüzdüğüm koyda.İki sene önce Gliss otele, ilk Gülden’i ziyarete  gittiğimde şaşırıp kalmıştım             Ama nasıl olur burası her gün iki kere yüzdüğüm otel diye. Sevgili Gülden Bodrum’a ve Gündoğan’a çok güzel bir otel kazandırdı. Uzun seneler yarım bir inşaat halinde olan oteli satın alıp, koyun değerini artırdı. Artık her Bodrum’a gelen arkadaşlarıma ilk otel tavsiyem Gliss Otel oluyor. Benim çok sevdiğim koyda, çok özel bir bir otel. İlk gezdiğimizde hepimiz hem şaşırdık, hem hayran olduk. Sevgili Gülden her odayı birbirinden çok ayrı şekilde döşemiş. Kimi romantik, kimi modern, kimi rüyalar alemi, kimi masal dünyasındaymış hissi veriyor.Hiç bir eşyadan bir tane daha yok. Gülden hem ailenin eşyalarını değerlendirmiş, hem çok özel bir otel yapmış. Anlatmakla değil mutlaka görmeniz yaşamanız lazım. Yine hayretle gezerken, bir ara Burhan Doğançay’ın bir tablosuna rastladım, Gülden onu da evden getirmiş, ve böylece çok değerli, hikayeleri olan, anıları olan bambaşka bir otel yaratmış.                               Bu harika yaz davetinden sonra bu neşeli grubun büyük bir çoğunluğu, Bodrum gecelerinde de hep beraber olmaya karar vermiş, Bülent Özdemir’e de rezarvasyon yapmışlar, davet sırasında  başka bir grup da onlara katılma kararı aldı. Biz de, kocaman aşkımla, daha geç bir vakitte tüm yapmamız gerekeleri halledip, bu özel grupla olma şansı yarattık.

Bodrum da da konser festival, keyifli sohbetler yapılan  yemekleri, Marinaları ve çevrelerini daha çok tercih eden  biz de, klasik bir Bodrum gecesi ile sezonu açmış olduk. Herşey Bodrum’a özgü, ve çok keyifli geçdi.Bülent Özdemir hepimizin ayrı ayrı şarkılarını çaldı,herkesi güzel besteleri yorumları ve partneri Hande’nin güzel sesi ile aldı uzaklara taşıdı.

Gece eve oldukça geç dönmemize rağmen sabah annemle deniz sefamıza Begüm de katılmak istedi..Odasının kapısını tıklatmamla şapkası mayosu ile anında hazır, aşağıya indi.Sabahları bizim koyda yüzmek benim için sanki kendimi ayindeymişim gibi hissettiriyor.Deniz, gök, doğa ve ben hepsi bir bütün bir haline geliyor. Begüm’cüm ile bu büyülü sabahta, o kadar keyifle sohbet ederek yüzmeye başladık, ki yirmibeş dakika sonra Gliss Otel’in sınırındaydık. Bu işe en çok şaşıran Begüm oldu, yine aynı sohbet ve deniz keyfi ile geri dönüp, hep beraber hazırladığımız kahvaltı da da sohbete devam ettik.Bodrum, geçen hafta böyle başladı, İstanbul’daki yaşamdan  çok daha yoğun bir tempo ile devam ediyor, anlatmaya çalışacağım.Sevgiler, sevgiler