Los Angeles

Los Angeles ve çevresini ve oradaki yaşamı çok keyifli, sıcak,renkli ya da bana uygun buluyorum. Bunda kızımın uzun senelerdir, orada yaşıyor olması ve yaşamak için orayı seçmesinin etkisi büyük. İklimi, insanları, evleri, mağazaları, alışveriş merkezleri, kafeleri,  restorantları , bana hep,  mutluluk ve heyacan  veriyor.Yukarıdaki resmi 1995 de çekmişim,Studiolar, herkes için ilk gidilen yerlerden.Benim için de çok değişik eğlenceli ve renkli. Hollywood filmlerini özellikle Los Angeles’da geçen romantik komedileri ve aksiyon, macera  filmlerini, çok seviyorum.Bu dünyanın  arka yüzünü görmekde bir o kadar cazip. 

Başak’a gittiğim ilk yıllarda, Orange County, Laguna Beach de kapıları kilitmediklerini görünce inanamamıştım. O güne kadar televizyonda, bölgeyle ilgili film, dizi seyrederken dışarıdan gelen birinin kapıyı açıp girmesine şaşırmamam gerektiğini o zaman anladım.California’da kendimi başka bir boyutta gibi hissediyorum.Önceleri Orange County’de kalıp oradan her gün çevrede bir yere gidiyordum.

Rodeo Drive’da L.A de ilk gidilen görülenyerler arasında, bu güzel caddede ünlü yıldızlara rastlama şansınız oldukça yüksek

Sonraları Los Angeles da kalmaya başladım.İkisinin de çok farklı keyifleri var. Bir kerede yazmak zor, ama bugün birazını benim beğendiklerimi, denediklerimi, yazacağım. L.A de mutlaka gidilen yerlerden çok, benim tercihlerimi özellikle aktaracağım.

Malibu hep filmlerde gördüğümüz, romanlarda okuduğumuz plajı ve evleri ile hep cazip

Los Angeles deyince ilk akla gelen yerler, Hollywood Studio’ları, Rodeo Drive, Beverly Hills, Malibu, Sunset, sonra çok yakın mesafede Disneyland ve Sea World.

Özellikle Universal  Hollywood Studio’lar L.A ın simgesi. 1995 de ilk kez gittiğimde,Back To The Future Ride‘ın da çok etkilenmiş korkmuş, çıkınca uzunca müddet kendime gelememiştim.

İlk gittiğim yıl Back To The Future’da çok etkilendim, hayal mı gerçek mi ayırtetmem zor oldu.

Stüdyoları gezmek tam bir hayal dünyasında gezmek gibi, kendimi L.A de boyut değiştiriyormuş gibi hissetmemin önemli nedenlerinden biri. Disneyland’ı, Sea World’ü gezerken de kendimi bambaşka dünyalar içinde buluyorum, mutlu oluyorum.Çocukluğum, anılar, gelecek hepsi birbirinin içinde yaşıyorum.Her seferinde başka showlara gitmek, hiç görmemiş birini götürmek, yeni ilaveleri keşfetmek, hep keyif aldığım işler.  

Benim favorim Grove ve Farmer’s Market de tranvay. Bizde de şimdi biraz benzeri  İstinye Park açıldı, ama  ben Grove’u  hep çok sevip keyif alıyorum.

Bilinen turistik L.A dışında benim favori yerlerim içinde Grove ve Farmer’s Market var. Bu açık havada çok şık alışveriş merkezini oradaki mağazaları, kafeleri restorantları, çarşısını, yiyecek bölümünü çok seviyorum.Benim için güzel bir buluşma ve  alışveriş mekanı.

Gündüzü kadar gecesi de çok güzel,özellikle Aralık ayında çok daha süslü ve çekici oluyor. Her gittiğimde evim için alışveriş yaptığım Crate & Barrel,  kitapçım Barnes & Nobel, sevdiğim markalar, markalar,kafeler,restorantlar,yiyecek alışverişi alternatifleri hepsi bir arada, otoparkı diğerlerine göre daha rahat ve büyük. Tüm sevdiğim lezzetler ve beğendiğim markalar Anthropologie,Nordstorm,Forever 21, Gap, Victoria’s Secret , Michael Kors ve de niceleri, en güzel mağazaları ile orada.

Grove ve Farmer’s Market gecesi gündüzü her yaş için çok şık, eğlenceli , hoş vakit geçirilen bir yer.

Her çeşit dünya mutfağının güzel restorant ve kafeleri de mekanı ayrıca cazip kılıyor.

Cheese Cake Factory, Morel’s Steak House, Farmer’s daki sempatik yemekçiler, özellikle Brezilya mutfağı hepsi favorilerim.

Outlet tercihimiz Camarillo.Adet olduğu için gidiliyor, ya da misafirler götürülüyor, aslında Amerika’da her yer alışveriş cenneti. Outlet’e gitmeye pek gerek yok .Ama  giderken ya da dönerken mutlaka  IN-N-0UT’da hamburger yenmeli diyorum, o çevreye özgü çok lezzetli Hamburger zinciri. Ben salata içinde olanı çok daha severek ve içime sinerek yiyorum.

Hem hamburger yiyorum, en lezzetlisinden hem de sağlıklı çok hoş değil mi?

Katana gerçekten çok lezzetli suşi yapıyor, ayrıca çok hoş bir mekan. Suşi sevenler için mutlaka deneyin derim.

Suşi için tercihimiz, Katana, rezarvasyon şart. Sunset’de çok güzel yerler var.Hem kafeler restorantlar hem farklı butikler.  Cravings’in sahibi Türk ve Galatasaraylı onun için Sunset’de yemek için  tercih ettiklerimizin başında geliyor.

Cravings’de Türk dostlara herzaman rastlamak mümkün, sıcak ortamı ve lezzetli yemekleri ile  her zaman gidilebilecek bir yer.

Le Petit Bistro La Cienega Fransız mutfağı, Pink Taco; Century City Mall’da çok güzel Meksika mutfağı tercihlerimiz, ısrarla tavsiye edebilirim.

Le Petit Bistro La Cienega dostlarla gidilecek şık ve iyi bir Fransız restorantı, L.A de Meksika mutfağı  yemek yemek isterseniz, illa Pink Taco.

Chinese Theatre, gidip görülecek, Santa Monica güzel vakit geçirilecek yerler.Biz  Madonna’nın konserine LA de Greek Theatre’da gitmişdik. Önceden ayarlanarak showlar, konserler yakalanabilir. Venice Beach beni çok şaşırtmadı derim.

Madonna konser biletini herhalde dört ay önce almıştık, çok müthişdi, güzeldi dememe gerek yok, ama seyrederken o çok büyük kalabalık beni çok korkuttu. Kapalı yer fobim devreye girdi. Ama Madonna için yendim ve konser sonuna kadar ayakta çılgınca dans ederek seyrettik, dinledik, herkes gibi.Enerji müthişdi.

İşte turistik noktalardan biri daha Chinese Theatre

Getty için bir bütün gün ayrılması gerekiyor, ayrıca çok hoş bir park  içinde 

Getty’nin evi ve müzesi görülesi yerlerden, Lacma ‘da çok önemli bir müze. Kızımın evi senelerce Lacma’nın karşısında olduğu için ben bugün yarın deyip henüz gidemediklerimden. Bu gidişimde gitmeli ve anlatmalıyım.

Köpekler de spor yapıyorlar, belli oluyor değil mi?                                                                                                             Los Angeles ayrıca tam bir spor ve sağlık şehri, heryerde spor salonları, herkese uygun imkanlar var. Ayrıca çok güzel yürüyüş tırmanış parkurları parkları var. Özel spor, vücut trainerlerı çok revaçta ve popüler.Yürüyüş deyince benim değil, kızımın tercihi demek daha doğrusu, Runyon Canyon Park .Üç farklı parkuru var, kolay, orta ve zor. Ben orta parkurda da ve de ortalarda  zorlanıyorum.Oldukça dik yerleri var. Ama çok keyifli ve güzel bir park, ayrıca tüm Hollywood manzarasına hakim.Dönüşte kahvaltı için yine Başak’tan bir tavsiye kahvaltı yeri Aroma Bakery Cafe  diyorum.Simitleri bile var.

Urth Cafe ‘de çok bilinen ve sevilen bir cafe….

Sevgili arkadaşım Ayşen, Urth Cafe, Standart Hotel ve Asia De Cuba’yı eklemelisin diyor, evet haklı ,daha yazacak çok yer var, bir daha ki L.A yazıma bırakıyorum.

                                                          Orange County favorilerimi  ise  başka bir yazıda yazmam şart oldu. Las Brisas, Caviar,iki güzel kafe restoran,Newport Beach, Huntington Beach, Dana Point, Long Beach, tabi ki Laguna Beach çok özel, hoş yerler. Plajları evleri, caddeleri  başka bir dünya. Başka bir yazıda uzun uzun yazmalı belki Disneyland , Sea World ve San Diego’yu da eklemeliyim..

Şimdilik bu kadar herkese sevgiler, sevgiler…

Bodrum’da Tango

Bodrum’da Marina’nın karşısında favori mekanım Tango’da harika bir Ekim akşamı.Ilık, tatlı, çok güzel bir sonbahar havası. En güzel dostlarla caddenin üstündeki masamızdayız.Tango’nun çok sevdiğim, harika dekorasyonu,atmosferi, gelenler geçenler, her şey sakin, huzurlu ve cezbedici.

Yemekler, daha doğrusu etler, çok ama, çok lezzetli.Ben bu sefer Burger’i tercih ettim, ama hepsi bir şölen gibi sunuluyor, pişiriliyor ve servis ediliyor.

Çok et yiyen olmamama rağmen, her zaman ki gibi çok beğeniyorum.Salata ve peynir tabağı da harika. Şaraplarımız öyle. DJ’e hayran oluyoruz. Bizi, bizim gençlik yıllarımıza götüren harika parçalarla ortamı çok daha keyifli hale getiriyor.  Sonra her akşam yaptığı gibi mekanın sahibi, Kazım Ak geliyor, herkes ile ayrı ayrı sohbette. Bu güzel mekan için her sefer kutladığımız gibi kendisini yine kutluyoruz, Yalıkavak Marina’da yaptıklarını, yapacaklarını dinliyoruz. Son Arjantin gezisini anlatıyor, resimlerini gösteriyor.Sevgili kızı ile, sorumlulukları paylaşması çok hoş, çok yapıcı yansıyor. Sonra bu akşam canlı müzik var mı diye soruyoruz.” Perşembe, Cuma, Cumartesi canlı müzik var, ama her gece başka bir sürpriz show var diyor. Bekleyin görün.”Sonra o müthiş an geliyor. Caddede tango show,Tango’da tango show.

Seçilen parçalar ve danslar çok güzel, dansçılarda çok uyumlu ve hoşlar.Çok da başarılılar, muhteşem gece, çok daha güzelleşiyor.

Masada ki çok sevdiğimiz arkadaşlarımız, diğer masadakiler, caddeden geçenler, herkes bu büyülü müzik ve showu seyrediyor, tadını çıkarıyor, resimler çekiliyor.

Dansçıları yabancı sanıyoruz, ama değiller, Bodrum’da yaşayan tangoyu yürekten seven hayatlarına katan iki güzel, dansa çok değer katan yetenek. 

Aralarda dansçıları kutluyoruz,bize mutlu çoşku anlar yaşatanlara teşekkür ediyoruz.

Tangonun  sokak showu çok etkileyici.Şimdiye kadar yemekleri, müziği, atmosferi ile bizi Arjantin’de gibi hissettiren,  mekan şimdi de  tango showla tavan yaptırıyor.

Hiç bitmesin istiyoruz.Yarın akşam, başka programlarımız var ama, mutlaka çıkışta uğramaya kararlıyız. Yılbaşı Bodrum’da olsak diye program yapıyoruz. Ben çok sevdiğim, ilk gördüğüm de aşık olduğum Bodrum’a aşkımı tazeliyorum.

Davet Favorilerim

Favorilerim sürekli birikiyor, kısa kısa yazmakta fayda var, diye düşündüm.

Son dönemlerde gittiğim davetlerdeki favorilerimi yazacağım bugün.

Önce Antakya mutfağının harika lezzetlerini yemek, ya da eviniz de ikram etmek isterseniz,Akdeniz Hatay Sofrası  çok doğru adres. Sevgili Fatoş Kayacan Hataylı’nın evindeki davette, hem lezzetler, hem servis ve sunumlarıyla ekip de yemekler de harikaydı.Ev deki davetler  için, çok farklı ve özel, hele Antakya’lı de iseniz.

Fatoş Hanımın çok lezzeli Antakya yemeklerinden seçtikleri,  Oruk, Yeşil Zeytin Salatası, Zahter Salatası, Muhammara, Babagannuş, Mutebbel, Kısır, Humus, Tuzlu Yoğurt, Kaytaz Böreği,Tuzda Kuzu ve Hatay Usulü Künefe, İncir Tatlısı, Kabak Tatlısı  idi. Deveci Tuzda  Kuzunun   servisi ,ve sunumu müthişdi.  

Akdeniz Hatay Sofrası, Hatay’ın unutulmaya yüz tutmuş lezzetlerini ve Hatay’da evlerde yapılmış olan çeşitleri birleştirerek bir menü oluşturmuş.Hem Aksaray’da ki, 250 kişilik restaurantta hem çağrıldıkları davetlerde, tüm maheretlerini sergiliyorlar.                                                                        Mekanın menüsünde Akdeniz yöresi yemekleri olarak tuzda kuzu, deveci cerra kebap, yöresel çorba ve pilavlar, yöresel salatalar ve mezeler yer alıyor.

Fıstıklı kadayıf, kabak tatlısı, turunç tatlısı, kömbe, kerebiç ve köpük gibi yöreye ait tatlıların yanı sıra dut şerbeti, meyan şerbeti, menengiç kahvesi gibi alternatifler de sunuluyor.

Ayrıca hafta içi saat 08.00 ile 11.30 arası 51 çeşit, her pazar 08.00 ile 13.30 arası 151 çeşit, tamamı Hatay yöresel kahvaltı hizmeti de sunuyor.

Akdeniz yöresinden günlük gelen keçi sütünden yapılan peynir çeşitleri, özel mezeleri, ev yapımı tadında tencere yemekleri ile kireçte bekletilme usülü ile yapılan reçel ve tatlılarını (kabak tatlısı), fırında pişen özel kurabiye ve börek çeşitlerini, yöresel sini oruğu ve öcce gibi çeşitler de sunuluyor.

Kahvaltı davetleri her zaman çok keyifli ve  popüler. Yaz başı gittiğim çok anlatılan beğenilen,bahçede kahvaltı davetinde ise, çok başarılı bir organizasyonla, sürekli sıcak gözlemeler yaparak gelenleri çok mutlu ettiler.Daha sonraki bir davette ise Mardinli arkadaşım, ünlü Mardin mutfağı Cercisim Murat konağından gelen Mardin börekleri sembusek  ile çok sükse yaptı. Sembusekleri gönderen de yine çok sevgili arkadaşımız, Cercisim Murat Konağı’nın sahibi Ebru Baybara idi.

Cercicisim Murat’da hem kendi yerlerinde, hem davetlerde, Mardin Mutfağının yöresel zenginlikleri  çok lezzetli, çok çeşitli, çok zengin, benim için çok değişik, farklı ve çok başarılı da  sunuyorlar.Anlatmak zor illa deneyin diyorum. Ben de tüm misafirlerimi, dostlarımı mutlaka en az bir kere orada ağarlıyorum, ya da ev davetlerim de  birşeyler sipariş ediyorum.

Prensimin annesi Ezgi ise her davetinde harikalar yaratıyor. En son katıldığım doğum günü partisinde, karidesli sebzeli noodle, fesleğenli somon, kuzu ıspanak salatası, mantar , patates,peynir krakarlerle donattığı sofrası bana çok pratik ve sıcak geldi. Birde Bayram Usta’dan  ısmarladığı imambayıldı vardı ki inanılmaz lezzetli idi.Tatlı masasına da yine Bayram Usta’dan çok özel profiteroller ısmarlamıştı.Bayram Usta kırk seneye yakındır aynı yerde Topağacı’nda  aynı lezette yemekler yapıyor. Ben de  seneler, seneler önceTeşvikiye’de otururken, evimdeki davetlerde kendisine yemek siparişleri verirdim.O zaman da bir numaraydı, şimdi de müthiş. Ezgi’nin davetinde tüm yemekler çok güzeldi ama Bayram Usta’nın imambayıldısı parmak ısırtan cinstendi.

Yine hep favorim, yakın dostların, akrabaların bir arada olduğunda beraber oluşturduğu sofralar, herkesin en beğendiğini  iyi bildiğini yapıp getirdiği, beraberce kararlaştırılan menüler.Böyle sofralarda ben genelde, patlıcan salatası yapıyorum, galiba. Ezgim geçen hafta bize gelirken, siz salatayı yapmayın ben yapayım dedi. Sonra bir kavonoz suda mozeralla, haydari, balzamik sirke, bir kavonozda közlenmiş  kızrmızı biberle geldi. Yıkanmış salataların üzerine  balzamik sirke, zeytinyağı, haydari koydu, kırmızı biberler ve mozerallaları doğradı. Sonuç muhteşem oldu.Yazdıkça bir sürü başka favorilerim aklıma geliyor, ama burada kesip başka sefere diyorum. Sevgiyle, sevgilerle,

Bodrum Favorilerimden

Her an aklımda yazmayı düşündüğüm bir çok konu, bir çok kahraman ya da duygu, anı oluyor.Yazılarımla da  kullanmayı  düşündüğüm resimler ise, ya varolan resimler, ya yeni çekiceğim resimler oluyor.  Reana Bodrum Gündoğan ‘da  çok sevdiğim bir restorant. İşletenlerde çok sevdiğim bir aile. Ailenin resimlerini çekeyim, yazımı öyle yazayım diye bir süredir, planlamıştım. Uygun bir zamanda kafamdaki resimleri çekmek istiyordum. Biz sık sık gidiyoruz. Ama şimdi yaz çok yoğunlar, rezervasyonsuz yer bulmak mümkün değil,o telaşın arasında, vakitlerini almak istemedim,bir gündüz uğrar çekerim dedim. Ama gündüzler de hep dolu geçti,onlar içinde benim içinde. Ama hep bu hafta yapmalıyım derken birden olağanüstü şartlar gelişti ve acilen İstanbul’a döndük.Resimleri çekemedim.Daha böyle uygun zamanda çekeyim dediğim ne resimler kaldı, çekemeyip hayıflandığım. Aslında çok acele etmeden, daha sakin yaşayayım diyorum ama hep hızlı yaşama devam, ve niye daha hızlı olmadım diye de üzülüyorum. Ben yazgımın peşinden gitmeye karar verdim ama yine dayanamıyorum, bazen yazgıyı  benim peşimden  koşturuyorum. Sonunda çekemedim diye hayıflanma, çekemedin ama yazabilirsin, o zaman bunu bekletme hemen yaz komutu devreye girdi. Klasik Meral , acele et komutu  hep devrede.

Diana, Lara ve Lara’nın naneli dondurması Reana’dayız.Mekan, yediklerimiz, güzel dostlar,Lara ile beraber olmak,  her şeyiyle çok keyifli bir akşam

Gelelim Reana’nın hikayesine bir varmış bir yokmuş, Gündoğan’da çok eskilerde sahilde bir bakkal varmış. Gündoğan’ın tek bakkalı, sahibi de bir hanım Ayşe Akbaş.Daha sonraları bakkalı çocukları işletmeye başlamış.Gel zaman, git zaman Bodrum’da sahiller restorant, kafe  olmaya,bakkallar mini marketler de,büyük  marketler açılınca iş yapamaz hale gelmeye başlamış. Hal böyle iken 2003 de Ayşe Akbaş‘ın çocukları Zafer Akbaş ile Remziye Akbaş yirmisekiz yıllık  bakkalı,mini marketi, güzel bir restoranta dönüştürdüler.Dönüştürmeden önce bizim de  bakkalımız oldular, o zaman ki adı Zafer Market’di .O dönemden aileyi tanıyoruz.  Bir mimar eli ile, bembeyaz, tertemiz,zarif hoş bir restorant oldu, Zafer Market. Remziye  Hanım (Re-Ana) mutfakta yöresel yemekleri, mezeleri benim için tüm ot yemeklerini ve çiğ  balıkları yapıyor.Hepsi çok lezzetli.Çünkü çok taze ve iyi malzeme kullanıyorlar,ve Remziye Hanım çok titiz,gönülden aşkla yapıyor.Ben tüm yaptıklarını nasıl özlüyorum,seviyorum,çeşitleri çok, her seferinde değişik birşeyler yiyebiliyorum.Hepsi son derece taze minik servis tabaklarında sergileniyor, seçip sipariş ediyorsunuz. Salatalar da harika.  Kocası Zafer Akbaş ızgara başında balık pişiriyor.Hem her balığı özel marine edip,çok başarılı, çok lezzetli  ızgaralar.Tatlılar da kendilerine özel,portakallı irmik tatlısı,tel kadayıflı sakızlı muhallebileri benim favorım.Ara sıcakları en beğenilenler grubunu oluşturuyor ama benim için onlara hiç yer kalmıyor.

Bu yıl üniversiteyi bitiren oğulları  Hüseyin Akbaş ise servisi yönetiyor.Tabi 2003 den beri, okurken de hep servise yardımcıydı.Hüseyin de her zaman dikkatli, güleryüzlü, iyi bir yönetici. Reana, başarılı bir işletme,harika lezzetler, her yer pırıl,pırıl, her şey de özen zerafet, farklılık var. Harika bir iş bölümü ve paylaşım, Remziye Hanım’ın tüm yaptıklarıyla Reana benim Gündoğan değil, Bodrum favorim. Bodrum’da böyle aile dayanışması ile çalışan çok beğendiğim birkaç yer daha var,çoğunda da kadınların başarısı çok değerli. Ama kadının ismini restoranta veren özel yerlerden biri Reana .Mutlaka denemelisiniz dediklerimden.Tekrar gittiğimde ailenin resimlerini de ekleyeceğim, inşallah.Biz tüm aile Reana’yı, yemeklerini  çok seviyoruz.Hepimizin favorileri lezzetleri var.Annemde çok seviyor, çocuklarda. Reana yaz kış açık, yazın hep kalabalık, ama kalabalıkken de son derece huzurlu.Gelenler genelde o çevrede yaşayan, insanlar,onun için herkes birbirine tanıdık, ünlüleri ise genelde, gazeteci, yazar, bilim adamı, hepsi huzuru lezzeti arayan insanlar.Masalar genelde kalabalık, ailece ya da dostlarla gelenler çok.Gürültüsüz, dingin, sohbet eden, mutlu insanlar.

Biz ailece Reana’da her aradığımızı buluyoruz,

Bayram da Bodrum’da Gündoğan yakınlarında iseniz, bayram keyiflerinizden, neden olmasın.                                                                                                                                   Bayramınız,  mutlulukla, neşeyle, kahkalarla, kalabalık sofralarda, harika lezzetlerle, hoşluklarla dolu  geçsin. Sevgiler, sevgiler

550567_10151159066946941_1711223469_n

 Genç patron Hüseyin Aktaş sevgili arkadaşım Uğurkan Erez ile

Mardin’in Şaşırtan Kadınları

“Bir toplumu değiştirmek istiyorsanız işe kadınlardan başlamanız lazım”böyle diyor, EbruSevgili Ebru Baybara’nın girişimcilik hikayesini her dinlediğimde daha çok etkileniyorum. İlk kez büyülendiğim şehir Mardni’i görmeye gittiğimde, Cercis Murat Konağı’nda harika bir atmosfer  içinde, benim için hiç bilmediğim,çok değişik tatlar,lezzetler, sonra çok özel bir kına gecesi gösterisi,  Ebru’nun hikayesini Ebru’nun muhteşem anlatımıyla dinleme ve Ebru’yu tanıma şansım oldu. Daha sonra Ebru ile birkaç kere daha beraber olduk, hikayesini tekrar tekrar dinleme fırsatım oldu.Ebru’yu her dinlediğimde, her beraber olduğumda daha çok hayran oldum, sevdim.Sonunda o da Kagiderli oldu, bizleri sevdi, aramıza müthiş bir enerji ile katıldı.Onu yazmak, anlatmak da dinlemek kadar keyifli heyacan verici, ben kendi anlatımından çok etkilendiğim için özellikle kendi anlatımıyla paylaşıyorum.Sevgili gazeteci yazar, çok beğenerek takip ettiğim, Ayşe Aydın‘ın ropörtajından aktardım.
“Babam karşı, birlikte yaşadığım aile karşı, kocam terk etmiş gitmiş, çocuğumdan ayrıyım. Henüz 23 yaşındayım. ‘E ben neyin savaşını veriyorum ki…’ dedim kendi kendime…”
Yukarıda okuduğunuz satırlar bir romandan değil, az sonra soluk soluğa okuyacağınız röportajdan bir alıntıdır.
Olağanüstü güçlü bir genç kadın…
Başına her türlü iş geliyor…
Pes etmiyor, yıkılmıyor…
Mardin ve İstanbul’daki Cercis Murat Konağı lokantalarının sahibi, 16 ülkenin en önemli 4 kadın liderinden biri Ebru Baybara Demir’in film gibi öyküsüyle sizi başbaşa bırakıyorum.
2010 yılının bu son röportajının tüm kadınlara ilham vermesini diliyorum.* Mardinli bir ailenin kızısınız. Küçükken aileniz Mardin’e dair neler anlatırdı?Babamın hayatı boyunca tek amacı bizi okutmak olduğu için İstanbul’a göç etmişiz. Köy Hizmetleri’nde çalıştığı yıllarda köylere nasıl su götürdüğünü, Mardin’in evlerini anlatır, televizyonda Mardin ile ilgili bir belgesel çıktığında gözleri dolardı. Biz dört kardeş onun Mardin özlemiyle büyüdük.* Mardin’i ilk ne zaman gördünüz?Turizm ve Rehberlik mezunuyum. 98 yılında bir meslektaşımla evlendim. O yıllarda turizm sektörü darboğaza girince, yurt dışı rehberliği yapanlar iş bulamıyordu. Aklıma Mardin’de kültür turu yapmak geldi. Babam “Hayatta bir amacınız olsun ve onun peşinden gidin” derdi. Karşısına “Ben Mardin’e gidiyorum” diye çıktım.* Ne dedi?

Kabul etmedi. “Bölgenin koşullarına alışamazsın. Sen yapsan, eşin yapamaz” dedi. Dinlemedim, gittim. Ben kendimi acayip işe kaptırmıştım. Fakat etrafımdakiler eşimin aynı heyecanı paylaşmadığını söylüyordu. Umursamıyordum, bu uğurda babamla küstüm. 1.5 yıl hiç görüşmedik… Bir süre sonra eşim bırakıp gitti.

Gelinlerine kötü örnek oluyorum diye evden gitmemi istediler 

* Ne yaptınız peki, tek başınıza?

Yengemin oğulları ve gelinleriyle yaşadığı dört katlı konakta kalıyordum. Tabii gelinler için kötü örnek… Akşam 8’de erkekler bile eve dönerken ben “Yok otobüs geldi, yok uçak kalktı” durumundayım. Bir gece mesajlarıma bakmak için internet kafeye gittim. Gece on ikiydi döndüğümde. Bütün ev ayakta… Bir süre sonra babamla aramdaki kopukluğu da kullanarak “Ebru burada kalmasa daha iyi olur” demeye başladılar. Ama hiçbir yere gidemedim. Gidecek yerim yoktu çünkü…

* Tam olarak ne iş yapıyordunuz?

Mardin’e gelen yabancı grupları gezdiriyordum. Zaten iş böyle başladı. 2000 yılında bir Alman turist grubunu ağırlayacağım. Mardin’de üç yıldızlı bir otel ve bir esnaf lokantası var sadece… Grup lideri “Otelde yemek yedirtmem. Bana alternatif bul” dedi. Esnaf lokantasına gittik. Ama götürmeden önce lokantada temizlik filan yaptım, masa örtülerini ütüledim… Yemekler berbattı ve grup lideri bana, “Yarın başka bir yer bul. Yoksa bizim şirketten bir daha iş alamazsın” dedi.

* E ne yaptınız peki?

Başka hiçbir yer yok. Restoran sahibine yalvardım. Adam bana “Yarın cuma. Seninle de, grubunla da uğraşamam” dedi.

* Eyvah!

Eve gittim ve ağlamaya başladım. Babam karşı, birlikte yaşadığım aile karşı, kocam terk etmiş gitmiş, çocuğumdan ayrıyım. Henüz 23 yaşındayım. “E ben neyin savaşını veriyorum ki…” dedim kendi kendime… Yengem ne olduğunu sordu. “Yarın 28 kişiye öğle yemeği yedirtmem lazım. Ve böyle bir yer yok” dedim. Yengem “O zaman buraya getir onları” dedi.

* Sonra…

Ertesi gün grup liderine, “Size Mardin’in yerel lezzetlerini tattırmak için bir konakta yemek ayarladım” dedim. Neyle karşılaşacağımı bilmiyorum. Mahallenin kadınları bizi karşıladı. Avluda bir yer sofrası kurmuşlar, muhteşem yemekler hazırlamışlar. Grup bayıldı.

KADINLAR DA BENİ TERK ETTİ 

* Sizin de üzerinizden büyük yük kalktı herhalde…

Tabii. Yengemin teklifi hayatımı değiştirdi. Bulaşıkları yıkarken onlara dedim ki: “Ben size grup getireceğim. Siz de yemek yapacak ve para kazanacaksınız.” Tüm kadınlar çok heyecanlandı ve “Tamam” dediler.

* ”Kadın başınıza ne işler yapıyorsunuz” diyen çıkmadı mı?

O restoranı açınca oldu. O sırada erkekler memnun, çünkü eve para giriyor.

* Restoran fikri nasıl çıktı peki?

Bir gün İtalyan bir grup geldi. Yaşı yetmiş ve üzeri… Yer sofrasında oturamazlar. Masa sandalyeler konağın kapısında sığmayınca valiye gidip yardım istedim. Yemeği valiliğin kafeteryasında vermeye başladık. Ama bir süre bizi valiye şikayet etmişler ve orası da elimizden alındı.

* Eeee….

Yine yıkıldım. Bu sefer mahallenin kadınları da benimle ağlıyor. Alıştılar para kazanmaya… Cercis Murat Konağı’nın kiralık olduğunu duyuyordum. Her şeyi göze alıp kiraladım. Yengem yine işin başında, buranın tadilatını yaptırdık. 8 Haziran 2001’de Mardin’in ilk birinci sınıf lokantasını açtık. İşte tepkiler o zaman başladı. Mardin’de bir kadın içkili bir restoran açıyor, gece çalışıyor. Üstelik bekar… Mahallenin kadınlarını da ayartıyor. Çok sıkıntı çektim o dönem… Birgün kadınların hiçbiri işe gelmedi. “Kusura bakma abla. Dansöz var, müzik var, içki var. Beyler izin vermiyor” dediler. Bunun bir savaş olduğunu anlamıştım. Yeni bir ekip kurup devam ettim. Babam geldi, burayı gördü ve “Kızım, sen çok şeyler yapmışsın” dedi. Babamla barışmak bana moral verdi. O sıralar şimdiki eşimle tanıştım.

Cercis Murat Konağı’nda aşkı da buldum

O nasıl oldu?
Eşim Mardinli ve büyük bir aileye mensup. Bir akşam kalabalık birgrup restorana geliyorlar. Benim işim başımdan aşkın, mutfaktan dahi çıkamıyorum. Eşim arkadaşlarına “Nasıl olur da bu kadınbenimle ilgilenmez. İlgilenene kadar ben buraya geleceğim.” demiş. Beni araştırmaya başlamış. Farkında değilim. Hatta bizim
gay bir garsonumuz var; Soner… Soner’in bir dönem evi olmadığı için benim yanımda kalıyordu. Ona sormaya başlamış beni… Soner de bu ilgiyi yanlış anlayıp Fatih’e aşık olmuş.

* Hadi canım!

Ben de öyle dedim. Endişelendim de… Benim kabul görmediğim bir yerde, Soner aşk yaşamaya çalışıyor. “Göster bakayım kim bu aşık olduğun adam” dedim ve Fatih’le öyle tanıştık. Tabii
kısa süreli bir muhabbetten sonra durumu anladım. Gel zaman git zaman çok iyi anlaştığımızı fark ettim. Bu arada zavallı Soner
aşkından ölüyor. Fatih onu karşısına alıp konuştu: “Ben ablanla ilgileniyordum. Bir yanlış anlaşılma olmuş” dedi. Hayatımdaki önemli bir boşluk da bu şekilde doldu. Fatih hayatıma girdikten sonra her şeye karar vermek zorunda olmamanın çok müthiş bir şey olduğunu gördüm. Bugün burada ayakta dimdik durabiliyorsam
onun sayesindedir. Ama tabii ki bu aşk da başıma iş açtı.

* Nasıl?

Fatih’in evliliği çok önceden bitmiş olsa da, kağıt üstünde bitmemişti. “Yuva yıkan kadın” oldum. Çalışanlarım ayrıldı, yine insanlar restorandan elini eteğini çekti. Bir süre sonra evlendik. Ama benimle çalışacak kadın bulmakta zorlanıyordum. “Bari kendim eğiteyim” dedim ve 25 Mayıs 2003’te Mutfak Atölyesi’ni açtım.

* E yok artık! Siz hiç pes etmez misiniz?

İş kısa sürede personel eğitiminden çıktı, turistlere de yöresel yemekleri öğretmeye başladık. Zamanla tepkiler unutuldu ve kadınlar yine benden iş istemeye geldi. O günden beri kadınların burada ekonomiye büyük katkısı oluyor. Bir sene sonra yemeklerde kullandığımız malzemeleri makine kullanmadan kendimiz üretmeye başladık.

* Bir iş daha çıktı yani…

Evet. Eşime ait fabrikanın terasında bir grup kadınla kurutulmuş domatesler, kekikler, pekmez, reçel, bulgur, nar ekşisi üretimine başladık. İstanbul’daki restoranlara satıyorduk. 2004’te reçel fabrikası kurduk ve “Cercis Murat Konağı” markalı reçellerimizi marketlere pazarlamaya başladık. Yine kendi markamızla Süryani şarabı üretmeye ve bunu restoranlara satmaya başladık.

* Vallahi siz anlatırken ben yoruldum. 

Daha bitmedi. 2008’de İstanbul’da Cercis Murat Konağı’nın şubesini açtım. 2007 yılında Güney Amerika’da bir üniversite beni 16 ülkenin en önemli 4 kadın liderinden biri seçti. Sonra bir gazetenin düzenlediği ankette “yılın kadın girişimcisi” ödülünü aldım. Şu anda Orta Doğu’daki iki yerde ve Londra’da şube açmak için görüşmeler yapıyoruz.

* Sırada ne var?

Valiliğin desteğiyle Mutfak Okulu açacağım. Elimde 352 tarif var. 87 yaşındaki kayınvalidemden çok özel tarifler öğrendim. Tabii yengemden de… Şimdi bunları yapabilecek kişiler yetiştireceğiz.

* Yenge ne yapıyor bu arada…

Kendi restoranını açtı. Önce burada sonra Ankara’da… Ailenin önüne geçtiği için oğulları tepki gösterdi. Ama tam bir Osmanlı kadınıydı. Bana mısın, demedi.

“Bir toplumu değiştirmek istiyorsanız işe kadınlardan başlamanız lazım” diyen Baybara, şimdilerde onunla çalışan on sekiz kadının öyküsünü kitap yapıyor. “On Bin Yıllık Kültürün Yemekleri, On Bin Yıllık Kültürün Kadınları” isimli kitap çalışmaları sonlanmak üzere.

Ebru’nun girişimcilik hikayesi çok özel hikayelerden,her gün  yaşadıkları da öyle, o Mardinli bir kadın, anne, gelin, eş. Ne kadar başarılı çok özel bir kadın da olsa, aile içi konumu değişmiyor.Kocasının,ailesinin, kayınvalidesinin, yakınlarının çocuklarının da her zaman sevgiyle, saygıyla,  yanlarında. Tüm sorumluluklarını da kolayca, hem espriyle, neşeyle hallediyor.Mardin’in kadınlarının gücü herkesin hayal etmekte bile zorlanacağı  cinsten.Onun için sizlere Mardin’in Kadınları Başka Güçlü diyorum. Tanıdıkça şaşırıyorsunuz.Anlamak için Mardinli olmak lazım.

Cerciş Murat da yemek yemek, benim her zaman favorim.Suadiye şubeleri açıldıktan sonra, yurt içi yurt dışı  tüm misafirlerimi,sevdiklerimi, genç yaşlı, tüm ailemi , ekibimi orada  ağırlamaktan çok keyif aldım.Ataşehir’e taşındıkların da en çok üzülenlerden oldum.Cerciş Murat’da sadece lezzetler değil, sunum şekilleriyle de çok özel bir restorant. Mardin yemeklerine tarçın, kişniş, mahlep, zencefil, yeni bahar, sumak, pul biber başta olmak üzere baharatlar çok farklı tatlar katıyor. Tatlısı, tuzlusu, kurabiyesi, limonatası,hep çok özel,Kişk ÇorbasıTarçınlı Mahlepli Patlıcanlı PilavAlluciye (ekşili erik yahnisi), Incasiye (pekmezli erik tavası), Kitel Raha (Süryani içli köftesi), Hımmısiye (ekşili nohut yemeği), Kazan KebabıKaburga İçinde Sarmısaklı Yaprak SarmasıDobo (kuzu but, badem, sarımsak, yeni bahar) en çok talep alan yemekler arasında.Eğer henüz gitmediyseniz, hemen , gitmelisiniz diyorum.Hiç vakit kaybetmeden.Cerciş Murat’da  yemek yemek hiç başka yerlerle kıyas edeceğiniz bir yer değil.Girdiğiniz andan sonuna bambaşka bir dünya, sunum, lezzet.