Bir Mektubumuz Var Rana Kalfa

Rana’dan bir ay önce blogumda yayınlamam için aşağıdaki maili aldım. Anlattıklarından Rana’nın girişimcilik öyküsünde eğitime çok önem verdiğini bu yolda doğru adreslerde, eğitimler aldığını ve başarılı olduğunu anlıyorum. Çok güzel, çok takdir ettim.Bu anlatımı ile de tüm yeni girişimcilere çok güzel bir örnek oldu.Ben de paylaşmakla mutluyum.

Hepimiz için eğitim her zaman olmazsa olmazımız. Yeni girişimciler için de Rana’nın aldığı eğitimler çok doğru. Doğru kanallarla da ilişkiler kurmuş, kuruyor, çok başarılı olmuş.

Sevgili Rana, aynı parelellikte yaptığın üretimin  kalitesi de, farklılığı,ambalajı, sunumu, paketlenmesi, pazarlaması için çok önemli.Hedeflerin doğrultusunda, üretim yapabilme kapasiten, ya da ne boyutta, üretim yapabilirsin, kar etmek için ne kadar üretmeyi satmayı hedefledin.Büyüme hedeflerin nelerdir? Fiyatların, teslimat, tahsilat koşulların, piyasa sistemlerine uyabiliyor mu? İş kurmayı düşündüğünde tüm koşulları bir büyük resim içinde görmek çok önemli.                                                                                                                           Seni ve eşini iş kurma ve geliştirme yolundaki cesur başlangıcınızdan dolayı kutluyorum. Tüm üretim ve pazarlama konularında bir iş akış planı, fizibilite çalışmaları, yıllık, üç yıllık, beş yıllık, öngörü çalışmalarını hazırlayıp, her türlü değişken durumlarda da B, C planların var mı? Kagider de senin sektöründe imalat, pazarlama yapan bir kaç değerli,tecrübeli arkadaşımız da var.Onlardan da bilgi paylaşımı, destek alabilirsin.Çok değerli, başarılı arkadaşımız  Handan Ercengiz ile tanışmışsın,  Sevgili Handan’ın senden talebini,ihtiyacını karşılayabilirsen, hem Handan’dan çok şey öğrenir, hem de pazarlama tanıtım çalışmaların  için çok faydalı olur.Rana’cım sana yazarken kendimi Güzin Abla gibi hissettim.Hem sana faydalı olmak, hem senin gibi çok yeni yola çıkan arkadaşlara faydalı olmak istedim. Seni ve üretimini tanımadığım için şimdilik çok birşey yapamıyorum, senden gelen bilgilerle de,  senden öğrenmek istediklerime  tam ulaşamadım.Ama sen gönülden istedin, ben de gönülden yazdım, paylaşıyorum.Hedeflerini koymuş ve yepyeni bir yola çıkmışsın, bu yolda çok istekli  ve çok çalışkan olduğunda, her zorluğu yenip çözeceğine eminim.Ben de Kagiderli  arkadaşlarım da hep yanında olacağız.Güzel haberleri gelişmeleri bekliyorum. Sevgiler

“Merhaba, adım Rana KALFA. 34 yaşındayım. Evliyim. Sakarya Üniversitesi Kimya bölümünden mezun oldum. Kimyagerim.Almış olduğum eğitimin ve sahip olduğumbilgi ve becerilerimi geniş bir şekilde kullanabileceğim bir sektör olduğundan dolayı kozmetik sektörünü seçtim.

9 yıl’a yakın bir süre kimya sektöründe çalıştıktan sonra, şubat 2011’de Tekirdağ’ın Çorlu ilçesin’de, tüketicilerin kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için, ihtiyacı olan Doğal Kozmetik Ürünlerini(Doğal Aromaterapi Sabunları, Doğal Kabak Lifli Sabunları, Gliserinli Sabunlar, Doğal Parafinsiz Soya Mumları, Body Peeling, Aromaterapi Banyo Topları, Aromaterapi Banyo Tuzları, Banyo fizzy’leri, Doğal Katı vücut kremleri) üretmeyi ve sunmayı hedeflemek amacıyla şirketimi kurdum.

Üretim aşamasından, paketlenmesi ve tüketiciye sunulmasına kadar her türlü işlem el yapımıdır.

İş hayatına atılmadan önce, kurmayı istediğim işimde daha başarılı olabilmek, kendimi daha da geliştirmek için, KAGİDER’in düzenlemiş olduğu “İşimi Kuruyorum” eğitimine katıldım.

Goldman Sachs’ın, Türkiye’de Özyeğin Üniversitesi işbirliği ile başlattığı, ”Kadın Girişimcilik ve Yöneticilik” sertifika programına katılarak başarı ile bitirdim.

İşimi kurarken, KOSGEB’in Kadın Girişimci Destek Kredisini almaya hak kazandım.

Almış olduğum satış, pazarlama, Finans, Sermayeye Erişim, İş Planı Geliştirme ve Değerlendirme eğitimleri sayesinde, kendime olan güvenim ve bilgi birikimim arttı.

Hayata bakış açımı değiştirdim.

İkili insan ilişkilerinde kendimi daha iyi ifade edebildiğimi sezinledim.

İş ve sosyal çevrem daha da genişledi.En önemlisi, işimde başarılı olabileceğim inancım arttı.Kurduğum hayallere ulaşmanın hiç te zor olmadığnı anladım.

Sabırlı olmayı ve gerçekten işinde başarılı olmak için; gerekli çabayı göstermem gerektiğini öğrendim.Zor ve sıkıntılı günler geçirdim ama çalışma şevkimi, enerjimi ve motivasyonumu hiç kaybetmedim.

Öncelikli olarak hedefim, kurmuş olduğum şirketi ayakta tutabilmek 10 yıl içinde, marka bilinirliğini arttırarak , yurt içi ve yurt dışında ürünlerimin satıldığı mağazalar açabilmek.

Tüm kendi işini kurmak isteyen kadın girişimci arkadaşlarıma, işlerin kurmadan önce,bu tür “Girişimcilk ve Yöneticilik” eğitimlerini alarak iş hayatına atılmalarını tavsiye ediyorum.

Mirabellapure olarak misyonumuz; günümüz insanının, sağlıklı ve kaliteli yaşamı için gerekli olan, doğal ürünleri yapmak ve siz müşterilerimize yüksek kalite ve uygun fiyat ile sunmaktır.

Mirabellapure olarak vizyonumuz; insanlara doğal ürünler sunarak, yaşam kalitelerini artırmak. Doğal Kozmetik pazar payını genişletmek.

Kozmetik ürünler, gerekli hijyen koşullarına uyularak ve belirli bir bilgi birikimi ile laboratuvar koşullarında ve denetimlerle üretilmezse, yarardan çok zarar verir.”

Sevgi ve Saygılarımla

Rana KALFA

Web site: http://www.mirabellapure.com

E-mail: rana.kalfa@mirabellapure.com

Hakan Baş Genç Kagider ile

Hakan Baş, Genç Kagider Günleri, Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi buluşmasında gençlerle idi.Hakan’ı dinlemeyi çok isterdim, ama olmadı. Bir daha ki sefere inşallah. Ben de daha önce okumamış olanlar için Hakan Baş ile ilgili iki yazımı tekrar sizlerle paylaştım.Hem Girişimcilik Öyküsü hem Girişimcilere tavsiyeleri.

Bir sene içinde sırasıyla Peak GamesKrombera ve Lidyana.com’u kurdu.2011 Endeavor   ödülünü aldı. Şuanda Lidyana.com’un Co-Founder & CEO’su olarak çalışıyor.Henüz 29 yaşında. Bu çok başarılı genç adam Hakan Baş.                                         1983 doğumlu Hakan Baş, çok başarılı bir girişimci, Orta Okul ve Lise öğrenimini çok sevdiği Üsküdar Amerikan Lisesinde tamamlıyor,  Lisans diplomasını Cornell University, MBA yüksek lisansını ise Yale University’den almış. Burcunun  terazi, yükselenin ikizler; olduğunu söyleyen Hakan Baş burcumun tüm özelliklerini taşıyorum diyor.12 yaşına kadar Galatasaray’da sonrada Fenerbahçe’de profesyonel olarak yüzen Hakan Milli rekortmen bir yüzücü ama futbolu daha çok seviyorum diyor. Lisans ve yüksek lisansı arasında 1 sene New York’ta Bank of America’da, 2 sene İstanbul’da Raymond James Financial’da investment banking yapıyor. MBA sonrası Türkiye’ye dönüşünde kurumsal hayattaki son tecrübesini  Garanti Bankası Strateji departmanında 1 aylık VP görevi yapıyor.. Sonrasın da da 2010 Kasım ayında hep hayal ettiği  girişimciliğe adım atma fırsatını buluyor.Sırasıylada üç şirketi ortaklarıyla arka arkaya kuruyor. Lidyana’da başarılı futbolcu Arda Turan, markafoni Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra, Yemeksepeti Kurucusu Nevzat Aydın ile Peak Games ve Krombera Kurucu Ortağı Hakan Baş başta olmak üzere Türkiye’nin en başarılı internet girişimcileri  buluşuyorlar. Mücevherleriyle ünlü Lidyalılardan esinlenilerek ismi konulan Lidyana.com, kullanıcılarına pek çok ünlü markanın takı ve aksesuarlarının yanı sıra kişiye özel tasarımlarını da özel bir alışveriş deneyimiyle sunuyor. Yaklaşık 2 milyon TL yatırımla kurulan Lidyana.com, Türkiye sınırları içerisinde herkesin bildiği ve kendi zevkine uygun ürünlere ulaşabildiği bir platform haline gelmeyi ve bir yıl içerisinde bölgesel düzeyde hizmet ağlarını genişletmeyi hedefliyor.2000’den fazla farklı ürün barındıran ve her geçen gün yeni bir tasarımcı ve marka eklenen Lidyana.com kataloğu Merve Hasman’ın objektifinden çıkıyor. Sadece kadınları değil, erkekleri de hedefleyen sitede ürünlerin fiyat aralığı ise 15 TL ile 1.500 TL arasında değişiyor. Kadın aksesuar ve takılarının yanı sıra erkekler için kol düğmeleri, bileklikler, kolyeler ve kemerler de Lidyana.com’da yer alıyor. Satılan ürünleri bir iş günü içerisinde adrese teslim eden ve üründen memnun kalınmadığında ücretsiz geri gönderimle birlikte para iadesi yapan Lidyana.com, üründe herhangi bir deformasyon söz konusu olduğunda ise ücretsiz tamir sağlıyor.

Etkin Girişimciliği Destekleme Derneği Endeavor,  bu yıl Ürdün’de 17-19 Ekim 2011 tarihleri arasında gerçekleşen 40. Uluslararası Seçim Paneli’nde yedi ülkeden katılan girişimciler arasından Türkiye’nin ülke adayları , Hakan Baş ve Sidar Şahin de şirketleri Peak Games ile EndeavorGirişimcisi unvanını elde etti.
Krombera geleneksel pazarlama anlayışını yenilikçi mecraya entegre eden  hizmet dijital iletişim ajansı olarak,  dijital dünyadaki pazarlama fırsatlarını güçlü ve dinamik ekibi ile  düşünüyor, sosyal medyada pozitif farkındalık yaratıyor ve  harika çözüm önerileri sunuyor.
Yandaki fotoğraf
Krombera’nın
pazarlama
çalışmalarından
NFL final maçının sosyal medyaya yansımaları da büyük ses getirdi. 9.3 milyon sosyal medya yorumu ile rekor kıran Super Bowl’da, maç süresince saniyede 10.000 civarında tweet atıldı.
                                                                                           Hakan girişimci olmayı çok istiyordu, yapmak istediklerini hayal etti,kurguladı, çok çalıştı ve gerçekleştirdi.Sporcu yapısı ve disiplini de ona bütün başarılarında katkı sağladı. Hep hedefleri vardı, hedeflerinde engel tanımadı, kısa zamanda başarıya ulaştı.
Hakan’ın işlerini, başarılarını ilk duyduğum günden beri hayranlıkla takip ediyorum,  heyacan duyuyorum. Genç Kagiderçalışmalarının başlatıldığı şu günlerde gençlerimize de çok güzel örnek ve motivasyon olacağına inanıyorum. Hakan’ın deneyimlerini başarılarını,GENÇ KAGİDER Etkinlikleri’nde gençlerle de paylaşmasını anlatmasını arzu ediyorum.                                    Sevgili Hakan hep çalışmalarının, başarılarının  takipçisi olacağım. Ürünlerini de çok beğeniyorum, takip ediyorum. Çok özel başarılar, hep seninle olsun, gönlündekilerin hepsini hayata geçir, çok genç ve çok başarılı bir örnek oldun. Ailenin, hepimizin gurur kaynağısın. Sevgiyle kal.

Hakan Baş’tan Girişimcilere Tavsiyeler

Ex investment bankerken en sempatik bulduğum kitap (The Liar’s Poker‘ı bir kenara ayırırsak) The Accidental Investment Banker’dı. Daha sonra girişimciliğe adım attığımda, geçmiş algoritmalarımla mevcut key wordlerimin sentezinden olsa gerek, Susan Urquhart-Brown’ın o çok da “Best Seller” olmayan kitabı The Accidental Entrepreneur’u elimde buldum. Susan kitabında “keşke önceden şunları biri bana söyleseydi, o zaman ben daha neler yapardım” diyerek girişimcilere tavsiyelerde bulunuyor.

Ben de hayatımın her evresinde, benim 1-2 sene önümden giden birinin (çok önde olanların hatırladıkları yanıltıcı olabiliyor  ve dinamikler de çok değişmiş oluyor) her anımda bana yol göstermesini çok istemişimdir.

Poke the box! Geçtiğimiz haftalarda ülkemizi ziyaret eden Seth Godin’in Poke the Boxadlı kitabında anlattığı gibi, fırsatlar inisiyatif alınmadıkça statikten kinetiğe geçemiyor. LinkedIn kurucusu Reid Hoffman da start-up kurmayı uçurumdan atlayıp yolda uçak inşa etmeye çalışmaya benzetmişti. Ama o adımı atmadan uçak kendiliğinden meydana gelmiyor. Bu yüzden harekete geçmekten, insiyatif almaktan çekinmemek gerek.

Manevraya hazır ol! Jessica Livingston, Founders at Work adlı kitabında önde gelen başarılı girişimcilerle söyleşilerde bulunmuş ve hepsinin hikayesindeki ortak noktanın evdeki hesabın çarşıya uymaması olduğu sonucuna varmıştı. Gerçekten de tüm business planlar ve projeksiyonlar bir yol haritası çizmek adına güzel, ama yola çıktıktan sonra birçok sürpriz ortaya çıkıyor. Bu kırılma noktalarında girişimcinin manevra kabiliyeti, azmi ve kararlılığı çok kritik rol oynuyor. Başarılı girişimci krizleri bir şekilde fırsata çevirebilmeli.

Fikrinle evlenme! Benim genç arkadaşlarda en çok rastladığım hastalık bu. Fikre körü körüne bağlanıldığında eksikler görülmüyor, belki de çok başarılı hale gelebilecek bir iş planı gerekli düzeltmeler yapılamadığından çürüyüp gidiyor. Diğer taraftan da olmayacak işten vazgeçebilmek de bir meziyet: Projenin olmayacağını anladığı anda fikri öldürmeyi becerebilmek de başarılı bir girişimcinin en önemli özelliklerinden olsa gerek. Bir diğer önemli nokta ise fikri potansiyel yatırımcılarla ve sektör duayenleriyle konuşurken paylaşmaktan çekinmeyin; onlar sizin fikirlerinize şekil verecek kişilerdir. Artık herkesin de bildiği gibi VC’lere NDA imzalatmaya kalkmak en büyük deal breaker olarak biliniyor.. Ve yine her zaman söylendiği gibi fikir değil, fikri hayata geçirebilmek önemli olan.

Önce Proje! Başarıyı yakalamak için girişimcinin start-up projesini hayatındaki en önemli varlık olarak (bebeği gibi) görmesi gerekiyor. Şirket kuruluşunda ve kuruluş sonrası asıl öncelik operasyonun kusursuz yürümesini sağlamak olmalı – sosyal hayattan geri kalmamaya çabalamak, kişisel maddi çıkarlar gözetmek, egolara yenilmek “epic fail” habercisidir. Bu noktada projenin ilerlemesi için mantıklı oranlarda dilute olmaktan gocunmamak gerektiğini de belirtmek isterim: 5m dolarlık bir şirketin tamamına sahip olacağına, 100m dolarlık bir şirketin yarısına sahip ol. Zaten artık ülkemizde de “capital is not a barrier to entry” gerçeği var. Güzel bir proje ve bunu gerçekleştirebilecek sağlam bir ekip kurulduysa fon bulmak artık çok daha kolay. Burada da kritik nokta doğru yatırımcıları seçmek oluyor. ;)

Takım Oyunu! Execution is everything! Hep bu konuya geliyoruz ama gerçekten de en kritik konu takım. Fonların da bilindiği gibi bir projeye yatırım yapacakken ilk değerlendirdikleri kriter management team. Başta Co-Founder olmak üzere, seçilen yönetim ekibi şirketin kaderini belirleyecek kişiler. Bu yüzden çekirdek kadronun aynı frekanslarda, aynı vizyona sahip ve aynı aidiyet duygusuyla çalışıyor olması çok önemli.

Egolar kapıya! Yukarıda da bundan bahsettim ama bunu ayrı bir maddede tekrardan vurgulamaya gerek duydum. Türk girişimcilerinin en büyük eksiklerinden biri de genelde kendilerini alanlarının profesörü olarak görmeleri. Başarılı bir girişimci “Hiç bir şey bilmiyorum” diye düşünerek her gün araştırmalar yapmalı, pazarı takip etmelidir – yeniliklerden bihaber olanlar çok geride kalıyor. Öte yandan, egosu yüksek girişimciler ne fonlar ne de sektördeki diğer insanlar tarafından seviliyorlar ve bu kötü reputasyon uzun vadede yine başarısızlığa tek yön bileti veriyor.

Zaman Yönetimi! 7/24/365 işle yatıp işle kalkmayan girişimcinin başarılı olma olasılığı tamamen şansa kalır.  Hal böyleyken de her anı iyi değerlendirmek, eldeki yapılacaklar listesinde hiçbir şeyi ertelememek gerekiyor. Her gelen to-do’ya top yere inmeden gelişine “done” diyebilmek gerek. Biriktiğinde toparlamak çok zor ve bu hızlı hayatta kaçan balığın büyük olma ihtimali de çok yüksek.

Networking! Bu başlığa gerek duydum ama yapacak pek yorum yok sanırım; hepimiz hemfikiriz diye tahmin ediyorum. Çıkın ve herkesle tanışın! Şirketin kapıdaki güvenliğinden bile öğrenecek çok şey olduğunu unutmayın.

EN EN EN ÖNEMLİSİ ise dürüstlükten ve prensiplerden , ödün vermemek gerek. Hayat uzun, “doğrular mutlaka kazanır.”



Çok Değerli Ödüllerin Sahibi Gururumuz Berna İlter

Sevgili Berna müthiş bir girişimci ona ödül dayanmıyor, her aldığı ödül birbirinden değerli.                             Uzun süredir biraraya gelmeye çalışıyoruz.Berna’nın devamlı seyahatleri var,ayrıca Kayseri’de yaşıyor,hayat çok hızlı akıyor, bu nedenle bir türlü beceremiyoruz.         Ama spontane beraberliklerimiz zaman zaman oluyor. Onu ilk tanıdığım günden beri, gördüğüm en önemli özelliği, az konuşan, iyi dinleyen biri oluşu.  Berna yı Kagider’e ilk üye olduğu günlerden beri tanıyorum, birbirimizin hep takipçisi olduk. Ben başarılarıyla hep gurur duydum, haber yazılarımda hep Berna var. Bugün de onu,biraz ortak arkadaşımız sevgili Transtaş’ın sahibi, Berna Akyıldız’dan,  biraz medyada ki haberlerden,  biraz kendi duygu ve düşüncelerimle  yazmak istedim. Aşağıdaki güzel röportajda da kendi anlatımı var, paylaştım.

Berna çok araştırmacı, çok hızlı davranıyor, ülkelerin ekonomik, siyasi yapılarını inceleyip, hemen karar verip, hemen düşündüğünü uygulamaya geçirenlerden. Aklına koyduğunu yaparken de son derece şeffaf, hızlı ve samimi.Son derece de pratik düşünenlerden.Böylece iyi ilişkiler kuruyor,başarılı oluyor. Çok cesur, çok çalışkan, sevgi dolu, çok da genç.Aşağıda kendi anlatımından girişimcilik öyküsünü okursanız, nasıl, cesur ve girişimci ruhlu olduğunu anlayacaksınız.

Her zaman kadın için, ülkesi için çalışmayı görev sayanlardan. Evli ve bir kızı var, ailesi ve çocuğu da hep çok değerli ve hayatının önceliklerinden.Kagider’de çoğumuzun yatağı Berna’dan çünkü ilk çok özel, kaliteli hijyen,trendy ve ergonomik yatakları o yapıyor.Her zaman panellere, konferanslara başarılı örnek girişimci kadın olarak katılıyor, paylaşıyor.

Berna İlter, 9 Eylül Üniversitesi İşletme Fakültesi İngilizce İşletme 1996 yılı mezunu..
– Londra Metal Borsası’nda “Uluslararası Finans, Metal Ticareti, Futures& Options” konusunda eğitim aldıktan sonra, BRN Uluslararası Danışmanlık ve Dış Ticaret Limited Şirketi’ni 2001 yılında kurdu.
– Birçok firmaya uluslararası pazarlama ve dış ticaret danışmanlığı yaptığı süreçte Tanzanya, Kenya, Nijerya ve Nijer gibi pazarlarda Türk ürünlerini tanıttı. Tanzanya’ya mobilya, Nijerya’ya çelik kapı sattı.
– 2006 yılında ODTÜ İnşaat Mühendisliği mezunu eşi Mustafa İlter ile birlikte 800 metrekarede 10 kişiden oluşan bir ekiple başladıkları yatak üretimi, yine aynı yıl sonunda 2 milyon 100 bin dolarlık bir ihracat rakamına ulaştı.
– Bugünkü ihracatı 20 milyon dolar (Türkiye’nin toplam yatak ihracatı ise 46 milyon dolar).
– Dünyadan 5 kıtada 500’den fazla satış noktasında BRN markalı ürünleri satılıyor.. Mobilyanın merkezi İtalya, tüm Avrupa ülkeleri, Benelüks ülkeleri, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika ve Ortadoğu bu satış noktalarının bulunduğu bölgeler arasında..
– Kayseri’de 24 bin metrekarelik bir alanda kurulan Türkiye’nin en büyük ve en modern üretim tesislerinden biri olan fabrikasında sektörün trendlerini belirleyen ürünlerini tüm dünyaya ihrac ediyor.
– Halen BRN Yatak Türkiye’nin yatak ihracatının lider firması…
– Türkiye pazarına yenilikçi ve alternatif satış kanallarıyla girecek… Tüm dünyaya gerçekleştirilen ihracattan edindiği tecrübeyi, iç pazarda Türk tüketicisine sunmayı hedefliyor.
– Sektörde kadın titizliğini yansıtan hem geleneksel hem yenilikçi hem de farklı ürün gamıyla sağlığı, hijyeni ve kaliteyi ön planda tutuyor..
– Berna İlter, Kayseri Sanayi Odası’na seçilen ilk kadın meclis üyesi…
Ödüller…

BRN Yatak…

– Avrupa İş Ödülleri’nde (European Business Awards) “Yenilikçilik, Inovasyon ve En İyi Uygulamada” 15.000 firma arasından finale kalarak Avrupa’nın en başarılı 10 girişimcisi arasına girdi ve “Ruban D’Honneur 2011” nişanına layık görüldü.

– BRN Yatak, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Harvard Üniversitesi bünyesindeki AllWorld Network tarafından belirlenen Türkiye’nin en hızlı büyüyen 25 şirketi arasında yer aldı.

– Yine Dünya Gazetesi, DHL ve Akbank işbirliğiyle hazırlanan 2009 Türkiye geneli “İhracatın Yıldızları” yarışmasında “Yeni Pazarlama Ulaşma Başarısı” konusunda ödül aldı.

– 2009 Kayseri Sanayi odası Özel Ödülü “Krizde Ihracat ve Istihdamı Artırma ve Yenilikçi Ürünler”…

– 2007 yılında Garanti Bankası ve Ekonomist Dergisi tarafından Türkiye’de ilk kez düzenlenen “Türkiye’nin Kadın Girişimci” Yarışması’nda Türkiye birincisi seçildi.

– 2006 yılında Kayseri Ticaret Odası tarafından “2006 Yılı Başarılı Genç İhracatçısı” seçildi.

– 2001 yılında Dünya Gazetesi tarafından “İllerin En Başarılı Kadınları” kategorisinde ödüle layık görüldü.

Kayserili Berna İlter’in Kayserili şirketlerin ürünlerini ihraç etme hevesiyle başladığı ticaret büyüdü, sanayiciliğe dönüştü. Yataklarda yayları presleyip, süngeri rulo yapan sistemlerle ‘navlun’ sorununu aşan İlter, 45 ülkeye yılda 20 milyon dolarlık yatak satıyor.

Berna, kendi anlatımıyla Sadi Özdemir ropörtajında

KAYSERİLİ Berna İlter İzmir’de işletme okuyup döndüğü kentinde “Kayserili firmaların ürünlerini ihraç etme hevesiyle” girişimci oldu. Önce, başka firmaların ürünlerini alıp, ihracat yaptı. Sonra yatak üretimine başladı. İlter, farklı ülkelerin vatandaşlarına göre yataklar üreterek 45 ülkeye yılda 20 milyon dolarlık ihracat yapan bir sanayicisi olmayı başardı. Bu yıl iç pazara girme kararı aldığını söyleyen Berna İlter, önce Türk tüketicisinin ‘nereden yatak almak istediğini’ araştırıyor. Kayseri’de 24 bin metrakerelik fabrikasında 249 kişilik istihdamla yatak üreten BRN Yatak Baza Ev Tekstili San. Tic. Ltd. (BRN Yatak) Yönetim kurulu Başkanı Berna İlter, şöyle başlıyor öyküsünü anlatmaya:

/_np/0560/15670560.jpg

Annem Hatime Hanım emekli öğretmen, Babam Nazmi Bey de emekli assubay. İzmir’de İngilizce işletme okudum. Uluslararası finansa merak sardım. Ailenin tek kızı olarak mezuniyetten sonra Kayseri’ye döndüm. O dönemde yeni özelleştirilmiş Çinkur’da çalışmaya başladım. İhracat birimi kuruyorlardı ben de orada başladım. 3 yıl Çinkur’da çalıştım. Metal üretiliyordu ama fiyatları Londra Metal Borsası belirliyordu. Futures ve options piyasaları araştırdım ve fiyatları hedge etme yollarını öğrendim. Beni Londra Metal Borsası’na gönderdiler. Çinkur’a çok uygun krediler çıkarabildik. 24 yaşındayken metal sektöründe yaptıklarım duyuldu. Danışmanlık teklifleri geldi.

Danışmanlık ve dış ticaret

Çinkur kapanınca metal konsunda Özkoyuncular’a danışmanlık yaptım. Londra Metal Borsası işlemlerini yapıyordum, prim alıyordum. 2001 krizi patladığında ben BRN Uluslararası Danışmanlık ve Dış Ticaret’i yeni kurmuştum. Ya gidip Boydak Dış Ticaret’te çalışacaktım (çünkü o dönemde en iyi dış ticaret şirketi orasıydı) ya da yoluma devam edecektim. Kayseri’nin ürettiği ürünleri inceledim. Emaye tava, tencere, ocak, fırın (Afrika’ya yönelik), çelikkapı v.s. Tanzanya’da bir fuar buldum ve bu tür ürünleri alıp gittim. Mobilya ve çelik kapı sattım, 40 bin dolarlık bağlantı yapıp döndüm.

Komisyon yerine ‘al-sat’

Cesaretlendim ama komisyoncu olmak da istemiyordum. ‘Çelik kapı en iyi nereye gider, güvenliği en kötü ülkeler hangileri’ diye araştırdım. Nijerya’da karar kıldım. Kayseri ile Nijerya arasında çelik kapı ticareti başlattım. Nijerya’ya gittim ve ayrıca inşaat malzemeleri satanlarla konuştum. Çelik kapı satarken ahşap kapı, ardından koltuk istediler, inşaat malzemeleri de satmaya başladım. Ürünleri alıp kendim satıyordum. Çünkü ihracatta kalite çok önemliydi. Sonra Kuveyt’e Kayseri’den farklı ürünler göndermeye başladım. 2006’ya kadar böyle devam etti. Tanzanya’daki fuarda benden biri yatak kumaşı istedi. Kayseri’de kumaşı Boydak üretiyor. 25 sentlik farkla anlaşamadık. Sonra Avustralya’dan yatak kumaşı istediler. Boyteks’in kumaşlarını Avustralya’ya satmaya başladım. Polonya’dan da Avrupa’ya girdik. Yatak kumaşı isteyenler; yay, keçe de istemeye başladı. Bir süre sonra da bitmiş ürün talebi geldi.

Alman hijyen delisi Fransız yaylıda yatmaz ABD’li yumuşak sever

45 ülkeye yatak ihracatının sırrını da “Her ülkenin vatandaşı ne istiyorsa onu üretiyoruz” diye açıklayan Berna İlter, şu bilgileri aktarıyor:
Holandalı’lara çift kişilik satılmaz.
Almanlar için en önemli şey hijyen.
Fransızlar yaylı yatakta yatmaz.
ABD’liler çok yumuşak yatakta yatarlar.
İranlılar çok sert yatakta yatar. Hatta yaylar arasına takoz ve çift keçe koydururlar.
İngilizler, İrlandalılar yumuşak, dar ister.
Japonlar yere serebilecek yatak ister, rulo yapıp dolapta tutar.
Yunanistan’da keçe yasaktır, malzeme doğal olacak, pamuk olacak.
Ruslar, turuncu yeşil, mavi yatak ister, beyaz çok az satılır.
İran’da Bern adıyla 45 mağaza ürünlerimizi satıyor ama en iyi pazarımız Avrupa. Hollanda’da büyük bir depomuz, Belçika’da şirketimiz ve markamız var. İç pazara internetten başladık. Fırsat sitelerinden 4 günde 299 liradan 2 bin visco yatak sattık.

ABD’den sipariş alınca Boyteks destek verdi

KAYSERİ’de-ki sanayicilerin dayanışma ruhuna da gönderme yapan Berna İlter, şöyle konuşuyor: “Kanada’ya ihracat yapmaya başladım. Fason üretimde sorun yaşıyorum. Eşime gittim (kendisi inşaat mühendisi)  800 metrekarelik yer tuttuk. Eşim batabilecek parayı hesaplamış ve öyle ‘tamam’ demiş. 5 dikiş makinesi 2 kenar kapatma aldık. 10 da işçi. ABD’ye de üretmeye başladık ama 300 bin dolarlık kapitone lazım, paramız yok. Banka teminat mektubu vermiyor. O anda -Boyteks bana çok büyüklük yaptı. ‘Siz yapabildiğinizi yapın, kalan kısmını burada tamamlarız’ dediler. Ben o makineyi alana kadar Boyteks bana böyle destek oldu.”

Yatak kılıfı dikip ihracatı patlattı

BERNA İlter, şöyle devam ediyor: “Katalog hazırladım; dünyada kaç çeşit yatak varsa koydum. Almanya’da fuara katıldık. Çok büyük sipariş aldık. Hemen Kayseri’de 6 bin 500 metrekarelik yer tuttuk. Bitmiş yatak ihracatı zordu. Havaleli ürün. Özel pres yaptırdım yayları sıkıştırarak süngeri rulo yaparak 100 yerine 500 yatak sığdırdım. Avrupa’da işçilik yatak kılıfında yoğunlaşmıştı ve çok pahalıydı. ‘Kılıf ihraç edelim’ dedim. İngiltere’yle başladık, ihracatımız patladı. Kılıf işinde de çok büyüdük. Avrupa’da her yere ürün yapar olduk.”

Berna’yı  bu çok değerli ödüller için, çok iyi örnek girişimci kadın olduğu için, panellerde, konferanslarda, paylaştığı için defalarca kutluyorum. Her zaman Kayseri’nin, Türk Kadının,Dünya Kadınının başarılı örneği olmaya devam diyorum.

Eşiyle,kızıyla, sevdikleriyle,  gönlünce keyifli yaşamlar hep onunla olsun.

Genç Girişimci Hakan Baş’tan Değerli Paylaşımlar

“Genç nüfusu girişimci güce çevirmeliyiz.”TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı sevgili  Ümit Boyner’in ve hepimizin  gönlü,  düşüncesi aynı,
Bir sene içinde sırasıyla Peak GamesKrombera ve Lidyana.com’u kurdu.2011 Endeavor   ödülünü aldı. Şuanda Lidyana.com’un Co-Founder & CEO’su olarak çalışıyor.Henüz 29 yaşında. Bu çok başarılı genç adam, sevgili Hakan Baş’ın blog yazısını,  gençlerimiz ve gençlerimizin fikirlerine, yaptıklarına  çok değer veren bizler için ben de paylaşmak istedim.

Ex investment bankerken en sempatik bulduğum kitap (The Liar’s Poker‘ı bir kenara ayırırsak) The Accidental Investment Banker’dı. Daha sonra girişimciliğe adım attığımda, geçmiş algoritmalarımla mevcut key wordlerimin sentezinden olsa gerek, Susan Urquhart-Brown’ın o çok da “Best Seller” olmayan kitabı The Accidental Entrepreneur’u elimde buldum. Susan kitabında “keşke önceden şunları biri bana söyleseydi, o zaman ben daha neler yapardım” diyerek girişimcilere tavsiyelerde bulunuyor.

Ben de hayatımın her evresinde, benim 1-2 sene önümden giden birinin (çok önde olanların hatırladıkları yanıltıcı olabiliyor  ve dinamikler de çok değişmiş oluyor) her anımda bana yol göstermesini çok istemişimdir.

Poke the box! Geçtiğimiz haftalarda ülkemizi ziyaret eden Seth Godin’in Poke the Boxadlı kitabında anlattığı gibi, fırsatlar inisiyatif alınmadıkça statikten kinetiğe geçemiyor. LinkedIn kurucusu Reid Hoffman da start-up kurmayı uçurumdan atlayıp yolda uçak inşa etmeye çalışmaya benzetmişti. Ama o adımı atmadan uçak kendiliğinden meydana gelmiyor. Bu yüzden harekete geçmekten, insiyatif almaktan çekinmemek gerek.

Manevraya hazır ol! Jessica Livingston, Founders at Work adlı kitabında önde gelen başarılı girişimcilerle söyleşilerde bulunmuş ve hepsinin hikayesindeki ortak noktanın evdeki hesabın çarşıya uymaması olduğu sonucuna varmıştı. Gerçekten de tüm business planlar ve projeksiyonlar bir yol haritası çizmek adına güzel, ama yola çıktıktan sonra birçok sürpriz ortaya çıkıyor. Bu kırılma noktalarında girişimcinin manevra kabiliyeti, azmi ve kararlılığı çok kritik rol oynuyor. Başarılı girişimci krizleri bir şekilde fırsata çevirebilmeli.

Fikrinle evlenme! Benim genç arkadaşlarda en çok rastladığım hastalık bu. Fikre körü körüne bağlanıldığında eksikler görülmüyor, belki de çok başarılı hale gelebilecek bir iş planı gerekli düzeltmeler yapılamadığından çürüyüp gidiyor. Diğer taraftan da olmayacak işten vazgeçebilmek de bir meziyet: Projenin olmayacağını anladığı anda fikri öldürmeyi becerebilmek de başarılı bir girişimcinin en önemli özelliklerinden olsa gerek. Bir diğer önemli nokta ise fikri potansiyel yatırımcılarla ve sektör duayenleriyle konuşurken paylaşmaktan çekinmeyin; onlar sizin fikirlerinize şekil verecek kişilerdir. Artık herkesin de bildiği gibi VC’lere NDA imzalatmaya kalkmak en büyük deal breaker olarak biliniyor.. Ve yine her zaman söylendiği gibi fikir değil, fikri hayata geçirebilmek önemli olan.

Önce Proje! Başarıyı yakalamak için girişimcinin start-up projesini hayatındaki en önemli varlık olarak (bebeği gibi) görmesi gerekiyor. Şirket kuruluşunda ve kuruluş sonrası asıl öncelik operasyonun kusursuz yürümesini sağlamak olmalı – sosyal hayattan geri kalmamaya çabalamak, kişisel maddi çıkarlar gözetmek, egolara yenilmek “epic fail” habercisidir. Bu noktada projenin ilerlemesi için mantıklı oranlarda dilute olmaktan gocunmamak gerektiğini de belirtmek isterim: 5m dolarlık bir şirketin tamamına sahip olacağına, 100m dolarlık bir şirketin yarısına sahip ol. Zaten artık ülkemizde de “capital is not a barrier to entry” gerçeği var. Güzel bir proje ve bunu gerçekleştirebilecek sağlam bir ekip kurulduysa fon bulmak artık çok daha kolay. Burada da kritik nokta doğru yatırımcıları seçmek oluyor. ;)

Takım Oyunu! Execution is everything! Hep bu konuya geliyoruz ama gerçekten de en kritik konu takım. Fonların da bilindiği gibi bir projeye yatırım yapacakken ilk değerlendirdikleri kriter management team. Başta Co-Founder olmak üzere, seçilen yönetim ekibi şirketin kaderini belirleyecek kişiler. Bu yüzden çekirdek kadronun aynı frekanslarda, aynı vizyona sahip ve aynı aidiyet duygusuyla çalışıyor olması çok önemli.

Egolar kapıya! Yukarıda da bundan bahsettim ama bunu ayrı bir maddede tekrardan vurgulamaya gerek duydum. Türk girişimcilerinin en büyük eksiklerinden biri de genelde kendilerini alanlarının profesörü olarak görmeleri. Başarılı bir girişimci “Hiç bir şey bilmiyorum” diye düşünerek her gün araştırmalar yapmalı, pazarı takip etmelidir – yeniliklerden bihaber olanlar çok geride kalıyor. Öte yandan, egosu yüksek girişimciler ne fonlar ne de sektördeki diğer insanlar tarafından seviliyorlar ve bu kötü reputasyon uzun vadede yine başarısızlığa tek yön bileti veriyor.

Zaman Yönetimi! 7/24/365 işle yatıp işle kalkmayan girişimcinin başarılı olma olasılığı tamamen şansa kalır.  Hal böyleyken de her anı iyi değerlendirmek, eldeki yapılacaklar listesinde hiçbir şeyi ertelememek gerekiyor. Her gelen to-do’ya top yere inmeden gelişine “done” diyebilmek gerek. Biriktiğinde toparlamak çok zor ve bu hızlı hayatta kaçan balığın büyük olma ihtimali de çok yüksek.

Networking! Bu başlığa gerek duydum ama yapacak pek yorum yok sanırım; hepimiz hemfikiriz diye tahmin ediyorum. Çıkın ve herkesle tanışın! Şirketin kapıdaki güvenliğinden bile öğrenecek çok şey olduğunu unutmayın.

EN EN EN ÖNEMLİSİ ise dürüstlükten ve prensiplerden , ödün vermemek gerek. Hayat uzun, “doğrular mutlaka kazanır.”

Sevgili Hakan güzel yazın için kutluyorum, çok beğendiğim, takipçisi olduğum, Lidyana Com.da ve de diğer iki şirketin Peak Games ve Krombera’da da başarılarının devamını diliyorum.

Haftanın Umut Veren Genç Girişimcilik Haberleri

Geçtiğimiz hafta iki değerli, anlamlı etkinlik beni çok mutlu etti. İkisi de ışıl ışıl gençlerin içinde olduğu etkinlikler Sizlerle de paylaşmak istedim. Sevgiler
DUDULLU ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ KADIN GİRİŞİMCİLER  KOMİSYONU BAŞKANI BEGÜM ÖZDOĞULARLI’DAN ÇOK ANLAMLI BİR KADINLAR  GÜNÜ KUTLAMASI
Hikayeyi Kagider’in de çok genç ve başarılı üyesi Begüm’ün kendi anlatımından aktardım.

Geçtiğimiz Perşembe Dünya Kadınlar Günü bizleri öyle derin dünyaların içine bıraktı ki, uzun yıllar o günün yüzlerce kişi tarafından yoğun duygu yüküyle anılacağına eminim. İstanbul Dudullu Organize Sanayinin Kadın Girişimciler Komisyonu için heyecanı ve emeği çok olan organizasyon sabah saat 07:00’de fabrikalar  ziyaret edilerek  emektar kadınlarımıza dağıttığımız güllerle başladı. Servis araçlarından inerek yine yorucu, zor bir güne başlamanın verdiği bezgin yüz ifadeleriyle  fabrikalara adım atan emektar kadınlarımız karşılarında, yüzlerinde gülücükler, ellerinde kırmızı güller ile bizler ve fabrika yöneticileri tarafından karşılanmanın şaşkınlığı içerisinde, bambaşka bir yüz ifadesine büründüler.  Kadınlarımızın yüzlerinde oluşan gülücükler , kucaklarımızdaki güllerin  ellerimize batan dikenlerinin acılarını çoktan unutturdu bile… İki cümle çok etkileyiciydi. 30’lu yaşlarda, yüzünde derin bir kırgınlık ifadesi olan bir genç kadının söylediği ‘Biliyor musunuz,  bana hayatımda ilk defa bir çiçek veriliyor.’ cümlesi ve genç yaşlarda bir erkeğin yanımıza gelip sessizce kulağımıza fısıldayarak ‘Ben yeni evliyim de bir gül de ben alabilir miyim? Akşam eşime götürmek istiyorum da.’ cümlesi idi. İnanılmaz doğal ve derin…

Saat 18:00’de Kenter Tiyatrosunda başlayacak olan   Ara GÜLER , İzzet KERİBAR ve Ercan ARSLAN’ın ‘Kadın’a Dair…’ adlı fotoğraf sergisinin açılışının heyecanına saat 15:00 sularında kalplerimizi yerinden çıkartacak çok heyecan verici başka bir haber geldi; Yıldız KENTER, iki senedir oynamadığı ‘Kraliçe LEAR’ adlı oyunu,   birçok emektar kadının ilk kez sanatla buluşacağı bu özel günde oynamaya karar verdiği….Bir taraftan çok büyük bir onurken Yıldız Hanımın bu özverili davranışı,  diğer taraftan içimizi kocaman bir korku sardı’; ‘Ya ona bir şey olursa…’ doksan dakikalık, hiç ara verilmeden sadece iki kişi arasında geçen bu çok yorucu oyunu sanayinin çalışan kadınlarına büyük bir yüreklilikle  sunmak istemişti…Öyle büyük bir onur ki….

Akşam kokteyl saati başladığında servis araçlarından inen, gözlerinin içi parlarken, heyecanla fotoğraflar hakkında, tiyatro oyunu hakkında sürekli sorular soran birbirinden güzel kadınlarımız….

Sevgili Magic Form Firmasının sahibi Handan ERCENGİZ’in duygu yüklü konuşması, Galia Arditi’nin heyecanla yanımızda bizleri sürekli motive  eden konuşmaları….Her şey çok güzeldi hem de çok…

Ama içimde her saat daha da artan o korku; Yıldız Hanım’ın sahneye çıkışı… ; Bir anne, bir dost, bir Cumhuriyet kadını, ikincisi bir daha var olmayacak güzeller güzeli , gerçek bir  emektar kadın…Yıldız KENTER

Sahne dışında minyon görüntülü, tevazusunun yüksekliği sebebiyle hep mahcup bakışlı o kadın sahnede upuzun, dimdik….Karşımızda sanki yirmi yaşında bir kız;  o ses, o beden dili, o heyecan…

Ve oyunun en kritik sahnesi, yüreğimin pırpır atarak, ona bir şey olursa bizim yüzümüzden olacak korkusuyla gözlerimi açarak izlediğim sahne; Yıldız KENTER, 83 yaşında amuda kalkarken…..

O salonda, o sahnede bambaşka bir şey vardı….Bu tarif edilemez….Salonda kopan alkışlar, gözlerimizden durmadan dökülen yaşlar; Gerçek bir emektarlık, gerçek bir yüreklilik…

Ve oyunun sonu ; Sahnede seyirciyi selamlarken salondaki emektar kadınlarımızın bitmeyen alkışları, yüreklerinin sanki sahnede çarpıyormuş gibi yerlerinde duramayışı…

Sahnede kahkahalarla ağlayan duayen,  seyirciye ‘Sizler varsanız ben varım!’ derken ruhunun güzelliği bütün salonu sarmış bile…

Muhteşem kadın Yıldız KENTER….

İnanılmaz bir geceydi, inanılmaz güzelliklerle…

GENÇ KAGİDER DUMLUPINAR ÜNİVERSİTESİ KÜTAHYA’DA