En İyi Arkadaşım

Prensimi ilk gördüğümde henüz bir haftalıktı.Boston’da  doğduğu için biz, doğumdan bir hafta sonra yanındaydık. Onu kucağıma aldığım  andan  itibaren, yüreğimden geçen müthiş güzel, tarifi imkansız duygularla birlikte en  iyi  arkadaşı olayım, onu iyi anlamaya çalışayım istedim.100_0505

Her anımızda arabalarımız yanımızda…

Zaman geçtikçe, her hafta gözlerimin önünde büyürken her devresinde onu doğru anlamayı ve ona yüreğimle yakın olmayı çok arzu  ettim. Sonunda tüm istediklerim gerçek oldu. Şimdi prensim benim en iyi arkadaşım.

IMGP0972

Evde sohbet de başka keyif.

Yanında çok mutluyum, onunla hiç bir şeye değişmek istemediğim güzel saatler geçiriyorum.2012 bitmeden yazmak istediğim çok yazım vardı; ama, ben beni en çok mutlu eden bu serüveni ve arzumu yazmak paylaşmak istedim.İlk günlerden beri her hafta pazar günleri erken saatlerde buluşuyoruz.

IMG-20120923-00145

Klüpte her zaman yapacaklarımız var.

Bütün gün harika saatler geçiriyoruz. İlk zamanlar hatta iki yaşına kadar onunla kendi  evinde beraber oluyorduk. Oynuyorduk, konuşuyorduk, beraberce vakit geçiriyorduk, ama tüm aile bir aradaydık. İki yaşından itibaren sabah buluşuyoruz, bütün gün sadece Aslan dedişko ve ben beraber vakit geçiriyoruz.

IMGP1939

Oyuncakçı da olduğu kadar kitapçıda da çok mutluyuz.

Denizde, parkta, çocuk eğlence merkezinde, kitapçıda , tiyatroda,müzede, konserde,yemekte,kafede, marketde, alışveriş merkezinde, caddede, klüpte, evde.. Oynuyoruz, kitap okuyoruz, alışveriş yapıyoruz,yüzüyoruz, bilgisayarla sörf yapıyoruz, televizyon seyrediyoruz,arabayla geziyoruz, bol bol sohbet ediyoruz, şarkılar söylüyoruz, illa latin şarkılar dinliyoruz, dans ediyoruz, boz yap oynuyoruz, mutlaka arabalarımızla oynuyoruz.

IMGP2126

Eğlence merkezinde arabalara binip yarışıyoruz.

118_1053

2012 de en sevdiği aktivitemiz Araba Fuarı gezimiz oldu.

Sonra gelecek pazar buluşmak üzere ayrılıyoruz. Her hafta buluştuğumuz da   biraz daha büyümüş, biraz daha algılamaları artmış, değişmiş, yeni şeyler öğrenmiş oluyor.Ben de onu yeni bilgileri ile tekrar keşfetmeye çalışıyorum.

100_1130

Hummer kullanmak da keyiflerimizden.

O da tüm evreni anlamaya çalışıyor.Birçok araba modelini ondan öğrendim.Fransızca yanlış telafuz edersem, beni düzeltiyor.Onunla yaşadıklarım, benim, bizim  en büyük enerji kaynağımız, mutluluğumuz.

Kadıköy-20121216-00231 (2)

CKM’de konserde tiyatroda, sergide,kitapçıda, kafede beraber vakit geçiriyoruz.

O bizim küçük prensimiz, henüz 3,5 yaşında bile olmadı, daha iki ayı var.Ama çok güzel konuşuyor, duygularını, düşüncelerini çok güzel ifade ediyor. Son bir aydır da o da beni kendine arkadaş seçti sanırım.

Kadıköy-20121216-00228

Yılbaşı hazırlıklarımızı beraber yaptık.

Artık babini demiyor, Meral diyor, ve her yaptığımızı beraberce kararlaştırıp yapıyoruz.Tabi programları ben yapıyorum,genel kuralları ben koyuyorum, ama o da tam büyük bir birey gibi bütün demokratik haklarını kullanıyor.Seçimlerini söylüyor.Ama beni hiç üzmeden, istismar etmeden, karşılıklı saygı ve sevgiyle. Aynen iki yetişkin insan gibi.

409505_10152387726260323_2136054514_n

Yeni Yıl Davetime papyonu ile geldi.

2009 Eylül’ünde onu gördüğüm günden beri benim en önemli neşe mutluluk nedenim.2011 Ekim’den beri en önemli konuğum, 2012 Kasım’dan beri de en iyi arkadaşım,canım. 2013 de farklı heyacanlar, serüvenler,öğretiler bizi bekliyor.

230248_10152368198775323_1086974463_n

Umutla, Sevgiyle,Neşeyle

Prens’le Auto Show’da

Geçtiğimiz hafta sonu prensimle Auto Show Tüyap Fuarı1ndaydık.. Onun müthiş  araba tutkusunu bildiğimiz için ona hafta sonu böyle bir sürpriz program hazırladık.Olabilecek en erken saatte fuardaydık, ama yine de çok kalabalıktı.Fuarı gezmeye 12. Hall’den başladık.Çünkü Aslan’ın en sevdiği araba Bugatti oradaydı.

Hem de fuarın en pahalı en müthiş arabası olarak.Uzun bir yolculuk, kalabalık kapılardan koridorlardan geçip yine çok kalabalık ve  yüksek tavanlı ve onun için çok  kocaman bir alanda sarı müthiş bir Bugatti karşısındaydı.

Yanında Porshe’ler, Ferrari‘ler rengarenk pırıl pırl bir sürü araba. Önce kendini dev bir oyuncakçı dükkanında sandı.Sonra sırayla arabalara binip inmeye başladı.

Etrafında değişik, farklı bir sürü araba, ama hepsini tanıyor, bindikçe gözleri parlıyor, çok mutlu oluyordu.

Jaguar!da, benim çocukluğumda ya da gençliğimde en beğendiğim araba idi.Mavi renk de Aslan’ın en beğendiği renk

Arabaların birinden diğerine koştu. Hepsinin bir tarafından bindi , diğer tarafından indi.Üç yaşının  algılamasıyla müthiş heyacan ve keyifli anlar  yaşadı.

Enerjisi doruktaydı. Hiç yorulmak bilmedi.Hepsine dokunmak, binmek istedi, hem de koşarak.

Beyaz, kırmızı, siyah, yeşil, her renk, her model pırıl, pırıl kapıları açık onu bekler gibiydiler. Başı meraklıları ile dolu arabaların yanına geldiğimiz de, büyükler arabalara bakarken o herkesin arasına dalıp minicik vücuduna bir yer bulup, hemen arabaların ön ya da arka koltuğuna oturmayı başarıyla becerdi.

Dev ekranlardaki tanıtım showları izledi. Bizim ise,onu takip etmekten, başka, pek bir şey yapmak şansımız yoktu.Onun enerjisini iki kişi ancak takip edebildik. Ben ara sıra,  markaların  doğa dostu özellikleri ile, yaklaşımlarını , ve eletrikli arabaları yakalamaya, incelemeye çalıştım. Önceliği ve dikkatimi az da olsa, onlara verdim. Sevinerek ilginin çok olduğunu söyleyebilirim.

Renault Twizy’nin  çok ilgi gördüğünü ve satış yaptığını duymak, beni ayrıca  çok memnun etti.

 Auto Show da çok ilgi çeken bir bölüm de eski arabaların olduğu bölümdü. Her çeşit her renk nostaljik arabalar, hem de pırıl, pırıl.

Auto Show da Aslan’ın ilgisini çekenler, benim dikkatime takılanlar yine çok keyifli bir günü  beraberce yaşadık.

Fuardan çıkarken uğradığımız yer ise çocuklara trafikle ilgili bilgiler veren çok güzel bir oyun alanı idi. Aslan hem oynadı, hem trafik bilgilerini yeniledi. Her araba onu heyacanlandırdı, ama bazı ultra modeller karşısında çıkardığı hayranlık nidaları çok hoştu, aynı babası ve onun arkadaşları gibi.

Onun bu keyfini  görmek paylaşmak, hiç bir şeye değişilmez mutluluğumuz,

Prensimle yine güzel gezilerimizi, anlarımızı, anlatmak üzere,sevgiler, sevgiler

Prens’im Yarışıyor

Prensimin ilk yarışını resimledim, çok hoştu,çok dostça idi, çok anlamlıydı,çok centilmence idi.İki minik, iki yeni arkadaş skutır (scooter) larıyla çok güzel oynadılar, yarıştılar.Sonra da hep birbirlerini özlemle aradılar, beraber oynamak vakit geçirmek istediler.Bu güzel anları, tanışmayı, resimledim, paylaşıyorum.

Ada ile Aslan için, güzel anılar olsun istedim.

Yine güzel bir pazar günü prensim bizimle ve pembe skutırı ile.Hep beraber klüpteyiz.Eylül’ün son günleri  olmasına rağmen denize girenler var, güneşlenenler var,uzun kahvaltı edenler var.Skutır onun için yeni bir uğraş, biraz öğrenmeye,biraz binmeye çalışıyor.Sonra birden çok güzel bir şey oluyor. Ada da benzer mavi skutır ile geliyor. O da yeni öğreniyor, o da yeni yeni binmeye çalışıyor.

İki yeni arkadaş hem tanışıyorlar, hem skutırlarına binmeye çalışıyorlar. Hemde yarışmaya. Ama çok centilmence, birbirlerini de bekleyerek, kollayarak, gözleyerek.

İki  güzel delikanlı, temkinliler, skutırlarını keşfderken birbirlerini de keşfetmeye çalışıyorlar. Kendilerine ayrılan ara yolda yarışıyorlar, klüptekileri rahatsız etmiyorlar,kuralları uyguluyorlar.

Başlama ve bitirme noktalarına çok dikkat ediyorlar. Ben çok sevgiyle ve beğeni ile izledim, Ada’nın annesi babası da öyle. Her zaman bu güzel dostluluklarının devamını arzu ediyoruz, tekrar buluşmaları oynamaları dileğiyle.                                                                                                Prensimle bayramın ilk günü bayramlaştık .İlk kez bayramımızı kutladı,tam anlamasa da anlamaya, çalıştı, harikaydı. Bayramın son günü yani klasik pazar buluşmamızda da ona  özel bir programımız var. Herkese tekrar, sevdiklerinle  nice güzel bayram günleri,sevgiler, sevgiler…

Prens’imle Müzede

Eylül’de yine harika bir hafta sonu. Hava çok güzel, güneş ısıtıyor,tam anlamıyla,tatlı tatlı okşuyor. Denize girenler çok mutlu, memnun. Girmeyenler de öyle.

Teknedekiler, yelkendekiler,sahildekiler, denizdekiler herkes keyifli. Bense hepsinden keyifliyim,bu çok güzel havada deniz kenarında,  prensimleyim.

Konuşuyoruz, kaykaya biniyoruz.Birşeyler yiyoruz, yeni arkadaşlarımız var.

Keyfimiz süper, prensim, sahte gülüşüyle poz veriyor.

Günün çok da özel bir programı daha var. Oyuncak Müzesi.Fotoğraflamaya çalıştım.Bakalım beğenecek misiniz?

İstanbul Oyuncak Müzesi 23 Nisan 2005 yılında Sunay Akın’ın ailesinden kalma Göztepe’deki köşkünde kurulmuş, yazar, müze kurma fikrinin temellerini daha çocukluk yıllarında atmış,  ailesi ile birlikte İstanbul’a yapmış olduğu bir seyahatte Arkeoloji Müzesini ziyaret edince bu geziden o kadar etkilenir ki müzeciliği oyunlarına katar ve en çok sevdiği oyun haline gelir. Ancak diğer çocuklar pek ilgi göstermediklerinden oyunu hep kısa sürer. Oyuncak müzesi fikrinin temelleri ise şairin, 20 yıl önce Almanya’nın Nürnberg kentine yapmış olduğu seyahatine uzanıyor. İlk kez o zaman böyle bir müzeyle karşılaşan Sunay Akın, kendini oyuncaklardan saatlerce alamadığını itiraf ediyor. Akın daha sonra gittiği tüm ülkelerde oyuncak müzesi aramaya başlıyor ve bu gezilerin sonunda gelişmiş her ülkenin mutlaka oyuncak müzesi olduğunu ve teknolojik açıdan kendini geliştiren ülkelerin oyuncak sanayisinde lider olmayı başardıklarını fark eder. Şair o müzeleri gezerken şunları düşünür “Hayal etmenin ve düş kurmanın tarihi var. Bu tarih o müzelerde yaşatılıyor. Türkiye’de de böyle bir müze olmalı ve hayaller korunmalıydı.”Yazar bu müzeyi kurma amacını ise şu sözlerle ifade etmekte “Oyuncak Müzelerini gezerken içimde hep anlaşılmaz, garip bir duygu taşıdım. Neden benim ülkemde oyuncak müzesi yok diye. Bu beni rahatsız etti. Hani istiridyenin içine bir kum taneciği girer, istiridye bundan rahatsızlık duyar ve o kum taneciğini izole etmek için etrafında bir salgıya çevirir ya; hani böylelikle inci oluşur ya… İşte oyuncak müzesi de böyle bir inci. İçime bir kum taneciği girdi ve bu beni rahatsız etmeye başladı. Çünkü bütün uygar ülkelerin oyuncak müzeleri var, o zaman bir salgı ortaya çıkardım ve bu müzeyi kurdum”

Müzenin kapısındayız.                                                                                                                      15 yılda gezdiği ülkelerdeki antikacılardan ve açık arttırmalara katılarak satın aldığı oyuncaklarla bu müzeyi kuran sanatçı insanlara masalsı bir dünya kurmak istemiş. Sunay Akın oyuncak Müzesi hayalini gerçeğe taşırken sahne tasarımcısı Ayhan Doğan ile çalışmış. Yazar, Ayhan Doğan ile çalışmasının sebebini ise şöyle açıklamakta; “Bu müzede hayallerimizdeki kahramanları sergileyeceğimize göre, her odanın bir sahne görünümünde olması gerekliydi. Bu işi de en iyi başarabilecek olan isim Ayhan Doğan’dı.

Burası kız çocuklar için, bu bölümler için ben bir daha gitmek istiyorum.                                                                                                                      Müze sözcük olarak ilham perisi anlamını taşıyor. Müze mitolojideki Zeus’un 9 güzel kızı “Musa”lardan gelir. Akın hiçbir müzenin kar amaçlı kurulmayacağını ilham perilerinin ona kazandırdığı ne varsa onlarla müze kurduğunu, sevenlerinin kendisi için harcadığı parayı onlara hizmet olarak sunmaya çalıştığını ifade ediyor.

Prensim için araba olsun başka şey istemez.Bu markayı ilk defa gördü, hemen hafızasına kaydetti.
Müzedeki oyuncakların sayısı ve çeşidi konusunda sınır bulunmuyor. Oyuncak müzesinden içeri adımınızı attığınız anda sizi masalsı bir dünya bekliyor. Evcilik oynadığınız bebeğiniz, kurşun askerleriniz, metal arabalarınız, çocukluğunuz, anılarınız sizleri bekliyor. Sunay Akın, yurt içinden ve yurt dışından yaklaşık dört bin adet antika oyuncak toplamış. En eski oyuncak 1817 yılına ait, Fransa`da yapılan bir oyuncak keman… 1820 yılında Amerika`da yapılan bir bebek, yine aynı ülkeden 1860 yılına ait misketler, Almanya`da yapılan yüz yaşında teneke oyuncaklar ve porselen bebekler müzenin en eski eserleri arasında.

Polis arabaları, tranvaylar,hepsi beni de çok heyacanlandırıyor.

Burada  araba çeşitleri daha çok.Aslan için çok daha dikkat çekici.

Burası beni çocukluğuma götürdü.Kardeşimin her çeşitten askeri vardı, kızılderilileri de vardı. Hem de beraber çok oynardık.

Araba değilse kısa geçiyoruz.

Biraz da müzenin bahçedeki kafedeyiz.                                                                                    Müze 5 kattan oluşuyor. Konferans salonunun bulunduğu en alt katta kendinizi bir denizaltının içinde bulacak, çayınızı kahvenizi yudumlayacağınız kafede ise bir oyuncağın dişlilerinin içinde hissedeceksiniz. Girdiğiniz her odada farklı bir macera yaşayacak ve çocukluk dostlarınızla karşılaşacaksınız.

Prens’im ile birbirimize anlatacak çok şeyimiz var.                                                                                           Bu ara çok müze gezdim, hepsi çok özeldi. Ama Oyuncak Müzesi de mutlaka gezin dediklerimden. Sunay Akın  çok  sevdiğim bir sanatçı. Çok teşekkürler Sunay Akın, müthiş bir hayali hayata geçirerek,küçük büyük, hepimizi hayaller ülkesine götürüyorsun. Hayallerin seninle birlikte, tüm gezenleri de mutlu ediyor.Sevgiler herkese

Prens’imin Üçüncü Yaş Partisi

Evet o gün geldi. Dün  prens’imin üçüncü yaş günü partisindeydik. Aslan uzun zamandır, doğum günü partilerine katılıyor, ama neler oluyor, tam anlamıyordu.Kendi doğum gününde de  ilk defa bu sene bilinçli oldu. Katıldığı doğum günlerin de, doğum günü sahibine hediyeler geliyor,  mumlar söndürülüyor, pastalar kesiliyor, mutlu yıllar şarkıları çalınıyordu. Bütün bunların  onun doğum gününde de onun için yapılacağı anlatılıyordu.

                                   Sonunda o gün geldi. Her kapı çalındığında, her gelen Aslan’a bir hediye getirdi. Aslan heyacanla paketleri açtı, ve herkese doğum günüm için mi diye sordu.  Annesi ona bu doğum gününde Miki kıyafeti almış babası da yaş günü panosunu Miki ile yapmıştı. Birde Miki Abi vardı, Aslan ile oyunlar oynayan, danslar eden, Miki abi. Annesi çok hoş yemeklerle harika bir sofra hazırlamışdı.  Ferrari pastası, sarı kırmızı renklerde ve  34ASL1905 plakalı idi. Ayrıca çok lezzetli ve çekici şekerlemeler,  bir kovada sehpada minik  misafirleri bekliyordu. Her şey çok şık, çekici, iştah açıcı, keyifli ve neşeli idi.Konuklar Aslan’ın en sevdikleri ve Aslan’ı en çok sevenlerdi.Bu mükemmel günden aktarabildiklerimi resimlerle paylaşıyorum.

En güzel resim İrem ablası ile çıkmış, ikisine de bayıldım.

Miki abi aninası Meral teyzesi ve harika şekerlemeler ile

Merve kırmızı benekli Mini kulakları ile çok hoştu,Can abisi,Hande, Şayan hepsi partide idi.Cem bebek ve babası Mois,Tutu abisi, Alegra,Atilla dayısı,Zehra teyzesi tüm sevdikleri

Yemekler, Ezgi’nin seçimi, mahereti ve sunumuyla hem çok lezzetli hem çok iştah açıcı ve şık görüntülü idi. Favori sayfalarında detaylarını anlatacağım.

Meral teyze parti için Bodrum’dan dönmüştü, hem de Aslan’ı çok özlemiş tabi.

Daha parti başlamamış, birazdan Aslan kıyafetini giyecek. Dedişkosu, kaykayını monte ediyor.

Miki kıyafeti çok hoş, Aslan  pantalon askılarını takmamakta ısrarlı. Annesi ile  keyfi süper, ona çok beğendiği şekerlemelerden tattırıyor.

Üç erkek, bir arada,dedişko, babası ve minik prens 

Burada dedişko ve benim için poz veriyor, tam yemelik.

Burada baba oğul, karedeler…..

Herkes masaya sıra pastaya geldi.Müthiş Ferrari pasta, hem de sarı kırmızı tam Aslan’ın seveceği cinsten, sıra kesmeğe gelmiş. Numani dedesi, güzel kız arkadaşı Alegra, babası izliyorlar annesi de kesmeye başlamış.Nice mutlu senelere minik prens, sağlıkla neşeyle, mutlulukla…