Trenle Eskişehir…

Sevgili Fatoş Kayacan Hataylı geçen ay trenle Eskişehir turu yapacağız deyince hemen ben de gelirim. dedim. Zaman ayırması çok da zor bir dönem olmasına rağmen gitmeyi çok arzu ettim. Daha önce de Eskişehir’e gittim, ama hep kısıtlı zaman içinde gittiğim için son halini, özellikle Eskişehir Belediye Başkanı  Yılmaz Büyükerşen‘in  adını devleştiren yenilikleri görmemiştim.Sonunda iki gün önce çok keyifli bir grup Hatsail organizasyonu ile Pendik YHT (Yüksek Hızlı Tren) garında buluştuk.Fatoş Kayacan ile şirket görevlileri, tatlı genç kızımız, Özlem Çam ve rehberimiz İlhan Öztürk de bizimleydi.İstanbul’dan Eskişehir, sadece 2.5 saat sürdü. Konforlu koltuklarımız da bütün grup heyacanla yola koyulduk. Eskişehir’e indiğimiz de ilk uğradığımız yer Devrim Arabaları filminden de

11082669_10153405588774311_416568113106046481_nhatırlayacağınız,Türkiye’de  1961 yılında, dönemin Cumhurbaşkanı  Cemal Gürsel‘in talimatıyla, Eskişehir Demiryolu Fabrikası’nda  129 günde tasarlanan ve üretilen ilk otomobilimizi  görmeye Tülomsaş‘a gittik.Benim Hatsail ve rehberimiz İlhan  ile bu ikinci turum. İlk tur Fener Balat gezisiydi. O tur da da hem organizasyona hem rehberimizin tarih bilgisine ve gezdiğimiz yerleri  bizlere inanılmaz güzel anlatışına hayran olmuştum. Ayrıca o devirleri bu güne birleştiren yorumları da çok keyif vermişti.Yine çok şanslıydık, İlhan  anlattı, gösterdi biz hem onu izledik, hem de anlattıklarını, geçmiş günleri kafamızda canlandırarak dinledik.Eskişehir turumuz iki günlük bir turdu. Her anı çok dolu, keyifli, heyacanlı geçti.Yemek noktalarımız çok özenle seçilmişti. Eskişehir-Çibörek-Evi1-1024x768Klasik turistik restoranlar  değil,bölgeyi yansıtan yemekleri ile ünlü gerçekten lezzet ustası ellerden çıkmış yerlerdi. Öğle yemeğimizi Mehmet Yasin‘in de tercihi olan Eskişehir Çibörek Evi‘nde yedik. Yemek  de çibörek ile beraber ,diğer yöresel yemeklerin de olduğu  çok güzel bir menü hazırlanmıştı.Balaban‘ı (Eskişehir usulü köfteli pideli kebap) salataları, tatlıyı da ben çok beğendim.En sakıncalı tarafı tadımlık da yeseniz kaçırmamak elde değildi. Yemek sonrası yürüyerek şehri dolaşacak olmamız da bizim biraz daha bu güzel lezzetleri yememize neden oldu.11082669_10153405585719311_7208119739826313882_n

Yemek sonrası Eskişehir tarihini dinlerken, Osmanlı mimarisinin ahşap süslemeli, bitişik düzenli, cumbalı evlerini çıkmaz dar sokaklar içinde dolaşmak çok keyifliydi.Odunpazarı ilçesindeki Cam Sanatları Müzesini gezdik, ayrıca cam yapım çalışmalarını izleme şansımız oldu.Daha sonra Atlı Han ‘a geleneksel el sanatları ve özellikle Lületaşının en güzel örneklerinin sergilendiği çarşıya geldik.Kurşunlu Külliyesini gezdik, hatta burada odunpazari_semti_kursunlu_kulliyesibir ney ve flüt yapımcısının bizler için çaldığı mini konseri de izledik.Sonra da yeni açılan Mumya Müzesi’ne sıra geldi.Müzede çoğumuzun favorisi, Haldun Dormen‘in mumyası oldu. Gerçek gibiydi. Mumya müzesi çıkışı Abacı Konak Otel’de akşam üstü çaylarımızı da  içtik. Bu kadar güzel yer gördükten sonra otelde  dinlenme faslı geldi, akşam otelimizde yediğimiz çok keyifli yemek sonrası da Eskişehir gece hayatını görmek isteyenlere çok özel bir program daha konmuştu. Eski kereste fabrikasından, yemek, müzik, disko, kafe şekline dönüştürülen mekan Club 222 de gündüz gezdiğimiz yerler kadar ilgi çekici idi. Ayrıca çok da şık nezih bir yerdi.Uykusu olanlar, yorgun olanlar bile çok mutlu oldu, herkes için ilk gün süper geçmişti.beyzake_136856325779

Ertesi günün programı,  özellikle Yılmaz Büyükerşen’in yaptığı mucize yenilikleri, kentsel dönüşüm harikalarını  gezmekle geçti.Kahvaltı sonrası eski meyve sebze  Hal’i olan fakat bu gün gençlik merkezine dönüştürülen, Haller Gençlik Merkezi Sazova  Bilim ve KültürParkı, ve Kent Park ile devam etti.Hepsi gerçekten muhteşem yerler olmuş.11081319_10153405580474311_4518872746671821863_n

 

 

Haller Gençlik Merkezi, Eskişehir’de bulunan tarihi “Yaş Sebze ve Meyve Hali Binası”nın restore edilmesi ile oluşturulmuş bir kültür-sanat merkezi.

 

“Yaş Sebze ve Meyve Hali Binası” kullanılmadığı ve kötü bir görüntü yarattığı için yıkılması düşünülürken 2000 yılında çarşı, eğlence ve alışveriş merkezleri ile aslından uzaklaşmadan Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen desteği ile restore edilmiş. Binada ağırlıkla ahşap, ferforje ve doğal taş hakim. Londra’daki (İngiltere) ‘Covent Garden’ ile Hamburg’daki (Almanya) çiçek hali binasından esinlenilerek yapılmış.

fotoğraf (20)

images (2)

Seyahatlerin en güzel tarafı, sevdiklerinizle, dostlarınızla beraber, çokça keyifli  vakit geçirmek…

Biz bu çok güzel yerde hem çayımızı içtik, hem çok değişik alışverişler yaptık. Cam eşyalar, hediyelik çeşitler çok farklı ve güzeldi. Ayrıca hepimiz karşısındaki fırından, haşhaşlı ekmek ve haşhaşlı özel börekten aldık. Muhteşemdi….

Sazova Parkı olarak bilinen  Eskişehir’in en büyük parkının resmi adı Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı‘. Adından da anlaşılacağı üzere burası klasik anlamda inşa edilmiş bir park değil. Türkiye’nin en özgün parkları arasında sayılan parkta yapım çalışmaları halen devam etmekte.Aşağıda parkla ilgili biraz bilgi paylaştım, ama gezip görmekten iyisi olamaz. Ben korsan gemisini çok beğendim. Mini, mini arkadaşım Ela ise Masal Şatosuna bayıldı, annesi ile canlandırmalı masal anlatımını seyretmek  için tekrar geleceklermiş. Sazavo’da her yaşın, herkesin ilgileneceği çok yerler var. 2012-10-13e-012-9975-L

Sazova Parkı 400 bin metrekarelik bir alana sahip. Bu yanıyla Türkiye’nin bir çok parkından daha büyük olma özelliğine sahip. İçerisinde restoran ve kahve evleri, Masal Köşkü, Uzay Evi, Sualtı Dünyası, Amfi Tiyatro, Bilim Deney Merkezi, Korsan Gemisi, gezi ve oyun alanları barındıran bu park en az yarım gününüzü ayırarak gezmeniz gereken bir yer. Dilerseniz Sazova Parkı içinde yer alan ücretsiz gezi treni ile de parkı gezebilirsiniz.Sazova Parkı, Kütahya Yolu Sazova Mevkii’nde, yaklaşık 400.000 m2lik alanı ile Eskişehir’in en büyük parkı olma özelliğini taşıyor. Park alanı içinde çeşitli su sporları ve aktiviteleri de yapılacak olan büyük bir gölet, restoranlar, 2000 kişilik açık hava konser alanı anfi tiyatro, bire bir ölçülerde korsan gemisi, masal kahramanlarından oluşan oyun grupları, çocukların su ile ilgili çeşitli aktiviteleri yapabilecekleri oyun alanı, engelli çocuklar için oyun alanı, içinde büyük bir planetaryum (gözlemevi) de olan bilim deney merkezi, masal şatosu bulunuyor.DSC07310

Park alanı içinde ulaşım özel trenler ile sağlanıyor.Sazova;  Bilim Sanat ve Kültür Parkı yurt dışındaki büyük kentlerde rastlayabildiğimiz ölçeklerde ve imkanlara sahip önemli bir sosyal yaşam alanını.
IMG_4230
KORSAN GEMİSİ
Park alanındaki gölet içinde Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfettiği Santa Maria Gemisi’nin birebir kopyası yapılmış. Toplarından yatakhanelerine, kaptan köşkünden güvertesine her şeyi ile gerçek boyutlarında inşaa edilen gemi  çocukların da büyüklerin de  büyük ilgisini çekiyor.10349067_10153405581539311_3644980832192294094_n
BİLİM DENEY MERKEZİ
Eskişehir’de bir ilk olan Bilim Deney Merkezi Projesi Bilim Sanat ve Kültür Parkı’nın en önemli yapılarından birini oluşturuyor. Merkez, Eskişehir’deki ilköğretim ve lise çağındaki çocukların çeşitli bilimsel deneyleri gerçek ortamlarında yapabilmelerine olanak sağlayacak. Merkez bünyesinde inşaa edilen ve kaba inşaatı biten planetaryum (gözlemevi), Eskişehirli çocuklar kadar yetişkinlerin de uğrak yerlerinden biri . Planetaryum ile gökyüzü ve uzayın büyülü atmosferi izlenebiliyor.
 
OYUN ALANLARI
Park alanı içinde birçok bölgede çeşitli sevimli karakterler ve masal kahramanları ile bezenmiş oyun alanları yapılmış. Engelli çocukların da kullanabileceği oyun alanları da oluşturulan Bilim Sanat ve Kültür Parkı’nda ayrıca çocuklara yönelik suyun kaldırma kuvveti ve döngüsel hareketleri ile ilgili deneyler yapmalarına olanak tanıyan özel düzeneklerde oluşturulmuş.
MASAL ŞATOSU
İlk gördüğünüzde size dünyada yaşamayıp sanki bir masalın içindeymişsiniz hissini uyandıran, Eskişehir’in yeni gözde parklarından olan Bilim, Kültür ve Sanat Parkı sınırları içerisinde yer alan bu sevimli şato Eskişehir’in simgeleri arasına girmeye aday. Eskişehir Büyükşehir Belediye’sinin Eskişehirlilere hediyesi olan Eskişehir Masal Şatosu, Disneyland’a benzerliğiyle de dikkat çekiyor.
Şato içerisinde tıpkı yurt dışındaki örneklerinde olduğu gibi, masal kahramanlarının üç boyutlu animasyonları, optik ışık canlandırmaları, özel yaşam alanları gibi birçok farklı mekan bulunuyor.Masal Şatosu 50 m yüksekliğinde ve 26 farklı kuleden oluşmaktadır, bunlardan biri de Galata Kulesidir.
11081006_10153405577399311_6507873546162254995_n (1)
 Kent Park yeşilliği, plajı, havuzları ile muhteşem; girişte bir de hoş geldiniz diye çiçekle karşılayan Eskişehirli Kadın heykeli var. Dünya tatlısı Özlem Çam ile beraber fotoğraf çektirerek biz de hoş bulduk diyoruz.
Büyükşehir Belediyesi’nce yapılan diğer parklarla birlikte Eskişehir’in akciğeri olan Kent Park’ta yaz aylarında denize gidemeyen kent halkının deniz keyfini yaşabilecekleri yapay plaj, iki açık yüzme havuzu, bir yarı olimpik kapalı yüzme havuzu, oyun grupları, inşaatı süren kent evi, restoranlar, gölet, at binme alanları, büfeler bulunmaktadır. Porsuk Çayı’na kıyısı bulunan Kent Park’a, Porsuk’ta kullanılan teknelerle ulaşım imkanı da bulunmakta.

Gül bahçeleri, spor alanları, heykel ve anıtları, kültür sanat etkinlikleri için açık alanları, eğlence ve dinlenme mekanları ile Kent Park Eskişehir’in önemli bir sosyal yaşam alanlarından biri.

11081319_10153405578154311_300200819390430421_n

İlklerin kenti Eskişehir’e Türkiye’nin ilk yapay plajı kent parkta bulunuyor. Kent Park’ın Porsuk Çayı’na bakan kısmında oluşturulan özel alanda Türkiye’nin ilk yapay plajı inşaa edilmiş. Plaj özellikle yaz aylarında denize gidemeyen kent halkının deniz keyfini yaşamalarına olanak tanıyor. 350 metre uzunluğunda olan yapay plaj biri çocuklara olmak üzere iki açık yüzme havuzunu da barındırmakta.

Daha fazla bilgi için http://www.eskisehirevler.com/eskisehir-kentpark.html

Eskişehir seyahati ile ilgili yazacak daha çok şey var, çok fotoğraf var. Ama ben yazarken yoruldum, sizde okurken yorulmayın, ilk fırsatta gidin derim.

Hatsail’e sevgili Fatoş Hataylı’ya, Özlem ve İlhan’a tekrar tekrar teşekkürler, yine beraber olmak dileğiyle…Sevgiler, sevgiler…

 

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önce Dibe Vuran; 8 Başarılı İnsan

Önce dibe vuran, sonra tekrar yükselen 8 başarılı insan

Önce dibe vuran, sonra tekrar yükselen 8 başarılı insan
Başarısızlıklardan sonra gelen başarılara dünyadan örneklerle devam ediyoruz. Bazen Başarısız Olmak Faydalıdır. (Tıklarsanız benim başarısızlıklık hikayeme de ulaşabilirsiniz.)
Radikal.com.tr ‘nin haberi

Yaşadığınız sorunlar yüzünden bir daha tekrar başarılı olamayacağınızı mı düşünüyorsunuz? Bir zamanlar Bill Gates de böyle düşünmüştü. Ama sonra dünyanın en büyük yazılım şirketi haline geldi. İşte önce dibe vuran, ama sonra öncekinden de yükseğe çıkan 8 başarılı insanın hikayesi…

RADİKAL – İşyerinde bir başarısızlık yaşadığımızda, kovulduğunuzda, ya da büyük emeklerle kurduğunuz işyeri battığında, sanki bütün  dünya başınıza yıkılmış gibi hissedersiniz. Sanki bu tek başarısızlık, daha önceki bütün başarılarınızı silmiş gibi gelir. En dipte olduğunuzu sanırsınız ve bu yüzden zirveye tekrar çıkmak fazlasıyla zor ve yıpratıcı gibi görünür.

Ancak başarısızlık yaşadığınızda dünyanın sonu gelmiş gibi davranmak pek de sağlıklı bir şey değil. Unutmayın, herkesin kariyerinde ve özel hayatında, başarısız olduğu zamanlar vardır. Öte yandan kendini başarılı olarak tanımlayan kişilerin ayırt edici özelliği, bu dönemleri leyhlerine çevirip, küllerinden tekrar doğmayı başarmalarıdır.

Lifehacker adlı internet sitesi, şu anda herkesin gıpta ettiği, ancak bir dönem başarısızlıklarıyla tanınmış olan 8 insanın hikayesini derledi.

1. Bill Gates

Muhtemelen Traf-O-Data 8008 diye bir cihaz hiç duymadınız. Eğer bu cihaz var olsaydı trafik kasetlerini inceleyerek bu kasetleri verimli datalara dönüştürebilecekti. İşte Bill Gates’in dünyadaki ilk girişimcilik deneyimi bu cihazla oldu. Gates ve partneri Paull Allen, bu cihazı ülkelere satmaya çalışıyordu. Ancak bir problem vardı; Traf-O-Data bir türlü çalışmıyordu. Allen sonraki yıllarda bu ürünle ilgili “Traf-O-Data çok ses getirmese de Microsoft’un ilk ürünlerini birkaç yıl içerisinde çıkarmamızda çok büyük payı oldu” dedi. Şu anda Microsoft dünyanın en büyük bilgisayar şirketleri arasında. Ayrıca Gates de 81 milyar dolarla dünyanın en zengin insanlarından biri.

Herkesin böyle bir kaderi olmayabilir ama risk alıp denemeden de olmaz. Önemli olan yaptığınız hatalardan ders çıkararak ilerleyebilmek.

2. Oprah Winfrey

İşte dünyanın en etkileyici insanlarından birisi… Winfrey ABD televizyon tarihinin en çok izlenen talk show programlarından birisi olan ve kendi adıyla anılan The Oprah Winfrey Show’un sunucusu. Televizyon dünyasındaki başarısını film sektöründe de göstermek isteyen Oprah Winfrey, Toni Morrison’ın aynı isimli romanından uyarlanmış olan “Beloved” filminde başrol oynadı. Ancak film daha ilk haftasından başarısızlığa uğradı. Bu başarısızlık Winfrey’i depresyona sürükledi. Fakat Oprah Winfrey bu durumdan ders çıkardı ve “Bu başarısızlık bana yapacağım her şeyi yapmayı ve sonra bütün beklentilerimden kurtulmayı öğretti” dedi.

Birkaç yıl kayıt ve televizyon işlerinde yer aldıktan sonra film sektörünü tekrar denemeye karar veren Winfrey, 2013 yılında “The Butler” adlı filmde rol aldı. Bu başarılı film BAFTA olmak üzere pek çok prestijli ödül kazandı ve pek çoğuna da aday olarak gösterildi. Beklentilerini yönlendirmeyi başaran Winfrey, hepimize başarısızlıklarımızı büyük sorunlara dönüştürmeyip, kendimizi suçlamamayı gösterdi.

3. Warren Buffett

Warren Buffett milyarder bir yatırımcı. Finans dünyasıyla ilgili tavsiyeler veren Buffett, insanlara bir sonraki adımı anlatıyor. Yönetim kurulu başkanı ve CEO’su olduğu Berkshire Hathaway adlı şirketinden “200 milyar dolarlık hata” olarak bahsediyor. Peki bu kadar başarılı bir firma nasıl olur da kocaman bir hata olabilir? Yıllar önce şirketin CEO’su Warren Buffett’a kötü davranır. Bunun üzerine Buffett CEO’yu işten atabilmek için, daha iyi bir pozisyonda çalışmayı kafasına koyar. Warren Buffett egosu sayesinde bunu başarır tabii ama, bu esnada şirkete de çok büyük katkı sağlar. Kendisi bütün bu olanları ‘değerli vaktini gereksiz bir şeye harcamak’ olarak görse de, bu onu artık daha önemli işlerle uğraşmaktan alıkoymuyor.

4. Arianna Huffington

Muhtemelen siz Arianna Huffington’ı sadece The Huffington Post’un kurucusu olarak tanıyorsunuz. Ama o aynı zamanda Cambridge Birleşmiş Münazara Topluluğu’nun ilk yabancı kadın başkanı. Huffington, çok satılanlar arasında yer alan “The Female Woman” adlı romanını 23 yaşında yayınladı. Amerikan siyasetinde de yeri olan bu başarılı kadın, geçmişte pek çok başarısızlık yaşadı. Örneğin ilk kitabının başarısına rağmen, ikinci kitabı 36 kere reddedilmiş. Daha sonra 2003 yılında girdiği seçimde, oyların sadece %0.55’ini alabildi. Başarısızlıklarına pozitif yaklaşan Huffington, bu konuda onu eğiten annesine teşekkür ediyor. Azimli olduktan sonra her hâlükârda başarılı olunabileceğine inanıyor.

5. Stephen King

Önceleri yalnızca kısa hikâyeler yazan bir İngilizce öğretmeni olan Stephen King, bugün korku dünyasının en büyük üstadlarından. İlk romanı Carrie (Göz) için 2.500 dolarlık (5.170 TL) avansı kabul eden King, 30 kere reddedildikten sonra kitabı yazmaktan vazgeçti. Eşinin de desteğiyle kitabı yazmayı bitiren King, yüzlerce kitabın arasından sıyrılıp çok okunan bir yazar haline geldi. Carrie (Göz) bugün iki kere filme uyarlanmış ve Stephen King’in en başarılı yapıtları arasında sayılan, 350 milyon kopyası olan bir roman. Şunu unutmamak gerek ki reddedilmek hayatımızın bir parçası. Her ne kadar bize kötü hissettirse de, aslında reddedilmek daha yaratıcı şeyler meydana getirmemiz için bir araç.

6. Tina Fey

Amerikalı yazar, komedyen ve aktris Tina Fey, komedyenlikle ilgili olarak aldığı ders almasına rağmen, çevresi tarafından çok başarısız bulunmuştu. Ama pes etmedi. Başyazar Adam McKay’in de yardımıyla, Tina Fey, 1997 yılında Amerika’da NBC kanalında yayınlanan Saturday Night Live (SNL) adlı programda yazarlık yapmaya başladı. 1999 yılından beri Fey, SNL’in tek kadın baş yazarı oldu. Fey şu an 30 Rock adlı dizinin yardımcı yapımcısı, yazarı ve başrol oyuncusu. Bu dizi Fey’in Saturday Night Live adlı programdaki tecrübelerini konu alıyor.

7. Steve Jobs

Sanılanın aksine her Apple ürünü heyecanla ve mutlulukla karşılanmıyordu. Apple büyümeye devam ederken, şirketin genişlemesini sağlayabilecek bir yönetici aranıyordu. 1983 yılında Jobs, John Scully’i (o zaman Pepsi-Cola’nın CEO’su) “Ömrünün sonuna kadar sadece şekerli su mu satmak istiyorsun, yoksa dünyayı mı değiştirmek istiyorsun?” sözleriyle ikna ederek, Apple’ın yeni CEO’su haline getirdi. Aynı sene Apple teknolojik olarak gelişmiş, fakat ticari olarak başarısız olan Apple Lisa’yı piyasaya sundu. Bu ürün teknoloji severleri hayal kırıklığına uğrattı. Ancak Jobs pes etmedi ve NeXT isimli yeni bir firma yarattı. Yıllar içinde azminden hiçbir şey kaybetmeyen Jobs, hayatını bir başarı hikayesine çevirdi.

8. Conan O’Brien

Conan Christopher O’Brien, Emmy ödüllü bir Amerikan televizyoncusu. En çok NBC’nın talk show’u The Tonight Show with Conan O’Brien programıyla tanınan O’Brien, şovun Jay Leno’ya verilmesiyle büyük bir hayal kırıklığı yaşamıştı. Ancak yaşadığı başarısızlığı bir kayıp olarak görmedi. Conan O’Brien her zaman kibar olmanın ve çok çalışmanın bizlere mükemmel şeyler getireceğine inanıyor. O’Brien, başarısızlığın her zaman bizden kaynaklanmadığını da hatırlatıyor.

Vazgeçmeyenlerin Başarısı…

Geçen ay içinde bir gün; Kagider‘de  gençler ve sevgili Sevgili Ayşen Zamanpur ile olduk. Sohbet konumuz, iki senedir devam eden projemiz  “Başarısız Olmanın Dayanılmaz Hafifliği” idi. 10647064_666423266801443_3818454201290735020_nÇok keyifli bir sohbet oldu. Saat 18.00’den 20.00 ‘ye bitsin istemediğimiz harika bir buluşma idi.Ayşen Zamanpur , olağanüstü girişimciliğinin, hikayesini, karşılaştığı zorlukların onu nasıl, daha iyiye götürdüğünü tatlı, samimi, sıcak  anlatımıyla bizlerle paylaştı. Girişimcilik hikayesini, bu hikayesinin anlatıldığı, Kaşmir Yolu kitabını, başarı ödüllerini  ben de sizlerle zaman, zaman hep  paylaşmıştım.Henüz kitabı okumadıysanız, hemen alın okuyun, derim.Tüm girişimci adayları ve hepimiz için,elinizden bırakmadan okuyacağınız, bir genç kızın tutkularının markaya dönüşüm hikayesi…

kYolu

http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Ka%C5%9Fmir+Yolu-1658

Bu gün sadece sohbette aldığım, özel notları sizlerle paylaşacağım. Sevgiler, sevgiler…

Ayşen Zamanpur diyor ki!!!

headline_silk-cashmere-yeni-magazasini1Hayatta başarısız olunca pes etmeyip, başarana kadar; tekrar tekrar, deneyimlemekten vazgeçmeyenler başarılı oluyor.

Girişimcilik hikayem projelendirilmiş bir tutku.Gençler her zaman fikirlerini hayallerini projelendirsinler.

Gençler unutmasın, artık projeler para arıyorsa, para da proje arıyor.

Sürdürülebilirliği olmayan etik olmayan hiç bir proje başarılı olamaz.

Kendinize ne kadar 1.sınıf vakit ayırırsanız, hayatınız o kadar 1.sınıf olur.

Olduğunuz gibi yaşayın. Sizi farklı kılan en önemli özelliğinizi bulun. Çıkıntı olmak ise, çıkıntı olun, sabırlı olmak ise, sabırlı olmayı öne çıkarın.

Hep Dünya markası Olmak istedik, hedefimizi böyle koyduk.Kaliteden ödün vermemek için çok teklife hayır dedik.Markamız Doğuştan Global bir marka oldu.

Ekibimize çok önem verdik, onlarla, mutlu bir ekip olduk,düşü gerçekleştirmek için çalıştık.

Üniversite tercihimi yaparken; ne yapmayacağımı biliyordum.Babamın reddedilmesi çok zor, çok  cazip teklifi bile beni vazgeçiremedi.

Her zaman ailem hayatımda çok önemli oldu.

Çok Yemek Hastalığı, Az Yemek Sağlığı Getiriyor…

Çok sevdiğim dostlarımla beraberiz. Kadınlar bir arada olunca en çok konuşulan konulardan biri de, sağlıklı yaşam ve kilolar. Herkes bana nasıl gidiyor diye soruyor, ve benim gibi kilo vermeye uğraşanlar da kendi çözümlerini metodlarını anlatıyorlar.Çok tatlı incecik zarif, kendine özel bir stili olan arkadaşım ben de bir kaç kilo aldım uğraşıyorum, bu ara hiç yağlı yemiyorum, fazla yemiyorum, çok dikkat ediyorum, diyor. Görüntüsünden hiç belli değil. Hep 38 beden görünen arkadaşım, belki 38.5 mu? oldu acaba diye düşünüyorum. Hoşluğu, şıklığı, zerafeti, tarzı  bana  Jane Fonda‘yı anımsatıyor.fonda, janeSonra çocukluğunda ve genç kızlığına dair anılarını paylaşıyor. Köklü bir anadolu ailesinin kızı. Evde Türk Mutfağının en güzel çeşitleri pişiriliyor. Ama baba hep uyarıyor, kızını; sakın çok yeme, çok yemek hastalıkların davetçisi, az yemek ise sağlığın tedavinin başı diyor. Fazla kiloya hiç tavizi yok. 60 -70 li yıllarda  Avrupa’dan kızına korseler getiriyor. Daha ince ve kusursuz görünüm için.Arkadaşımın hiç aklından çıkmıyor, bu sözler. Hep dikkat etmiş. Neticesi de böyle zarif hoş, sağlıklı  bir hanım olması.10355805_10153216816283530_8039830409644026628_nGenlerimiz gibi çocuklukta uygulananlar, öğretilenler de çok önemli. Az yemek, çok yememek, kolay da değil. Az ne kadar az. Herkesin azı farklı. Ben de azimle devam ediyorum. Dikkatli olmaya, az yemeye.İlk ay 2 kilo verdim, ama bundan sonrası daha önemli. İlk atılan kilolar, son alınan fazlalar olduğu için daha kolay gidiyor. Sonrası daha zor. Ama devam…Sevgili Handan da yine 3 kilo daha verdim, yeni öğrendiklerimi paylaşacağım diyor. Son fotoğrafların da harika görünüyor, şimdilik bu kadar. Her gün çok keyifle okuduğum, Osman Müftüoğlu‘ndan bir yazıyı da aşağıda paylaştım sevgiler,sevgiler…

AZ YE, UZUN YAŞA

Daha uzun nasıl yaşanabilir? Bu tarihi soru binlerce yıldır olduğu gibi bugün de gündemde. Tıp bu konuda yüzlerce, binlerce araştırma yaptı. Eldeki en güçlü bilgi şu: Ne kadar az yerseniz kan insülin, şeker, kolesterol, trigliserid seviyeniz o kadar güvenli, kan basıncınız o kadar dengeli, bağışıklık sisteminiz o kadar güçlü kalıyor. Serbest radikal üretiminiz daha az, metabolizmanız daha düzenli çalışıyor. Tabiî ki burada kalori kısıtlamasını abartmamak da önemli bir konu, az yemeli ama öz yemeli, proteinden, faydalı yağlardan ve iyi karbonhidratlardan yiyeceklerdeki vitamini mineral ve antioksidan zenginliklerden faydalanmanın da bir yolunu bulmalı. Yaşlandıkça daha az besin tüketme, daha doğrusu daha doğru besin seçimleri yapma ve mümkün olduğu kadar daha az kalori kazanma düşüncesine ben de katılıyorum. Bana göre de yaş elliyi geçti mi “can boğazdan gelmez, gider!” Yaş ilerledikçe daha fazla sebze, baklagil ve tam taneli tahıl, kabuklu yemiş ve yağlı tohum tüketmeye çalışın.

İş Kurmak, İş Bulmaktan Daha Kolay…

1230_coverSevgili Dilara Koçak Kanalturk’deki programına, Kagider Yönetim Kurulu Üyesi sevgili Şule Yüksel‘i konuk etmiş, ve süper bir söyleşi olmuş. İkisi de Kagider üyesi değerli arkadaşlarım, Kagider’in Girişimcilik konusundaki en önemli katkıları İşimi Kuruyorum Eğitimleri ve Girişimcilik Mentörlükleri ile çok önemli bilgileri paylaşıyorlar. 3095_76323709141_239371_nAyrıca sevgili Şule kadın neden girişimci olmalı konusunda çok çarpıcı  açıklamalar yapıyor ve iş kurmak isteyen kadına verilen desteği anlatıyor..”Sahip olduğunuz bazı özellikler, (yaş, eğitim,tam gün zaman gibi ) iş bulmanızı engelleyebilir, ama iş kurmanıza engel olmuyor.” diyor.  Girişimci olmak istiyorsanız, ya da yeni girişimci iseniz,  mutlaka baştan sona izleyin. Anlatılanlar sizler için…. sevgiler, sevgiler…

KAGİDER Yönetim Kurulu Üyesi Şule Yüksel, iş kurmak isteyen kadınlara verilen desteği anlattı.

Video için: http://bit.ly/1x0r40t

http://www.kanalturk.com.tr/haber/105650/ev-hanimligi-bir-meslek-midir