Doğal Oyuncaklar Üretti

Ayşe Ünlü,  2011’de Türkiye’nin Kadın Girişimcisi yarışmasında oyuncak sektöründe gelecek vaat eden kadın girişimcilerden…

2013 Türkiye Kadın Girişimci Yarışmasının neticelendiği günlerde; hem çevre dostu, hem  organik ahşap yapımı oyuncaklarla marka olmayı başaran Ayşe Ünlü’nün girişimcilik öyküsü beni çok etkiledi. Aldığı eğitimler, izlediği yol, yola çıkış nedenleri ve mücadelesi ile her satırında öğrenilecek çok şey var. Onun öyküsünü hem yeşilkagider blogda hem de yaz-gi da paylaşmak istedim. 

Çin malı olmayan oyuncak yok ki” cevabını alınca yeni bir iş fikrine sahip oldu. Bu fikri, uzmanlığı ile birleştirince farklı ülkelere ihracat yapan ahşap oyuncak şirketi doğdu.

SEVGİYLE ÜRETİLEN OYUNCAKLAR

25 seneyi aşkın zamandır pek çok projeye imza atmış olan Eray Mimarlık Dekorasyon Ahşap Sanayi Şirketi’nin ortakları Ersin-Ayşe Ünlü çifti 2008 yılında çocuklarına organik oyuncaklar yapmak arzusuyla ahşap oyuncaklar hazırlamaya başladılar. Ortaya çıkan puzzle hayvan oyuncaklar çocuklarından ve çevrelerindeki dostlarından o kadar çok ilgi gördü ki; onlar için de oyuncak yapar halde buldular kendilerini.

Sonra bu fikri tüm çocuklar için nasıl geliştirebiliriz düşüncesinden yola çıkarak oyuncak işini tamamen profesyonel bir seviyeye taşıdılar ve Eray Unique Wooden Toys markasını yarattılar.

Şu anda 2.000 metrekare kapalı, 10.000 metrekare açık alana sahip üretim tesislerinde tamamen doğal, kesinlikle çocuklar için hiçbir zararlı madde içermeyen, çocukların algısını yormayan, beceri geliştirmelerine olanak tanıyan, hayal güçlerini belirli hikaye ve kalıplarla kısıtlamayan, derinlik algısını öğrenmelerine, el-göz koordinasyonlarının gelişmesine yardımcı olan ahşap oyuncakları sevgiyle üretiyorlar.

Ersin-Ayşe Ünlü’nün yaptıkları işle ilgili tanımları gayet yalın ve sevgi dolu: “Çocukluğumuzun vazgeçilmez gelenekselahşap oyuncaklarını günümüz teknolojisi, yorum ve sevgiyle yeni nesile taşıdık.” Çocuklarımız Deniz, İsmail ve Demir ile beraber, ürettiğimiz ahşap puzzle, şirin bloklar ve arabalarımızla oynamaktan çok keyif alıyoruz…

ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIĞI
KONUSUNDA ÇOK ÇALIŞTIK.

Masif Kayın Ağacından üretilen ahşap oyuncaklarımızın hiçbir parçası çocukların sağlığına zarar verebilecek herhangi bir katkı maddesi içermez.Tüm ahşap oyuncak parçaları zımpara kullanmadan temizlenir ve doğal reçine ile cilalanarak su emmezliği sağlanır. Böylelikle çocuklar oyuncaklarını ıslatsalar bile parçalar üzerinde bakteri oluşumu engellenmiş olur.
100% ORGANİK
Röportajı Murat Erdör yapmış.Ayşe Ünlü’yü ve markası Eray Unique Wooden Toys ‘u araştırırken ben de hem Martı e-dergiyi hem Murat Erdör’u keşfettim, yazılarından keyif aldım, takipçileri oldum.Sizlerle de paylaşmak istedim.
Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

1965 yılında Antalya da doğdum. Hayalim, ailemin de isteği ile tıp eğitimi almaktı. 1983’de Ankara ODTÜ Matematik bölümünü kazandım. Hazırlık okurken mimarlık beni etkiledi. Tekrar sınava girerek Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümünü  kazandım.1989’da mezun oldum. 1990-1995 Arası Nurol Tarabya Evlerinde mimar olarak görev yaptım.

Koleksiyon Mobilya’da kısa süreli toplu pazarlamada çalıştıktan sonra, eşimle birlikte 1996 yılında Eray mimarlık ve dekorasyon şirketimizi kurduk. Yedikule Altınkapı restorasyon, Cem Uzan (Yeniköy yalısı), Hülya Avşar (Nurol Evi), Erdal Özyağcılar (Kuruçeşme), W Otel (Akaretler Ahşap İşleri) vb. projelerimiz gerçekleşirken, kızım Deniz ve oğullarım İsmail ve Demir’in arkasından onları da çok ilgilendiren ahşap oyuncaklar tasarlamaya ve üretmeye başladım.

2011 Yılı Türkiye’nin Kadın Girişimcisi yarışmasında 5600 kişi içinden oyuncak sektöründe gelecek vadeden kadın olarak ilk 5’in içindeydim ve “Bireysel  Koçluk Ödüllü aldı ve eğitimi aldım.

“Goldman Sachs  ve Hüsnü Özyeğin 10.000 Women” girişimci kadın programını oyuncak sektöründe iş planımı yaparak tamamladım ve şimdi de koçluk hizmeti olarak çalışmalarımız devam ediyor.

Antalya lise yıllarımda atletizm de  400 engelli Türkiye birinciliklerim var.  Her zaman hedef odaklı yaşamışımdır. 1997 Engelliler Spor Federasyonu Sosyal İşler Başkanlığı, Görme Engelliler Federasyon Başkanlığı ve Beşiktaş Engelliler Spor Kulübü kurucusuyum.

Kendi işinizi yapmaya nasıl karar verdiniz? Bunu yapmaya karar verirken kimden destek aldınız?

Çocukları ve oyuncakları çok seviyorum. 2 yıl önce, 3 yaşındaki çocuğumuza yüzde 100 doğal oyuncak almak istedik. Neredeyse bütün oyuncakçıları dolaştık. O günlerde haberlerde sürekli Çin mallarının sağlığa zararlı olduğundan bahsediliyordu. Bir gün, alışveriş merkezindeki bir kasiyere, “Çin malı olmayan oyuncaklarınız ne tarafta?” diye sorduk. O da, “Çin malı olmayan oyuncak yok ki” dedi. O gün ofise dönüp kıl testereyle bir tane oyuncak yaptık. Ardından, 1,5 sene boyunca, “Bu konuda ne yapabiliriz?” diye düşündük. Sonunda bulduk. Ahşaptan tamamen doğal maddeler içeren puzzle oyuncaklar üretecektik.

Eşim ve ortağım Ersin Ünlü nün maksimum desteği olmuştur .

Yine oyuncak sektöründe başarılı iş kadını Cemile Tankurt Şenulubaş; “Leonardini” adıyla mağazalar zincirlerinin kurucusu, hep bu konuda büyük düşünmemi sağlamıştır. 21 kişilik ekibim , dışarıdan mevsimlik çalışma arkadaşlarım ve yakın çevremin  desteğini hep görüyorum.

Ne üzerine bir iş yapıyorsunuz? Başka iş fikirleri varken neden bu işi yapmaya karar verdiniz?

İş fikri OYUNCAK sektöründe ve sektör dünya çapında 55 milyar ABD doları ile çok büyük bir pazar oluşturmaktadır. Gün geçtikçe bu pazar daha da büyümektedir. Dünya üzerinde ana üreticinin Çin ve Hong Kong, ana alıcının da ABD olduğu bilinmekte.

Türkiye Oyuncak sektörü neredeyse tamamen ithalata bağlıdır.

Unique Wooden Puzzle Toys markamızla, CNS ve kendi bulduğumuz yöntemlerle, geleneksel ahşap oyuncakların Türkiye’de  ilk kez seri imalatını  gerçekleştirip, paketleyerek  sektörün önde gelen oyuncak mağaza zincirlerine ürün sağlamaktayız.

Ormanlarımızda hammadde (kereste fazlalığı), eğitime yönelik, ahşap oyuncağa ebeveynlerin verdiği önemin olumlu yönde değişimi, markalı oyuncak satışlarında ithal edilen Çin oyuncaklara sıkı kalite yönetmelikleri sebebi ile ithalatın zorlaşması, oyuncak güvenliğine dikkat edilmesi sonucunda Avrupalı için ülkemizi cazip hale geldiğini gözlemledik.

Mimarlık ve Mühendislik Eğitimi  sonrası tasarım, uygulama  ve ahşap  üzerine bilgi birikimlerimiz, imalatı teknoloji ile birleşme becerilerimiz  ile  imalat maliyetlerini  Avrupa ve Çin’den daha ucuza üretebilmekteyiz. Avrupa pazarına kısa sürede ulaştırabiliyoruz. Şu anda, Avrupa, Rusya ve Amerika ile ciddi bağlantılar yapıyoruz.

Bu işi yaparken ne tip sıkıntılarla karşılaştınız ve bunları nasıl aştınız? Sizce kendi işinizi kurarken nelere dikkat etmek gerekiyor? Hangi konularda bilgi sahibi olmak gerekiyor?

Doğru iş planı yapmamda, Goldman Sachs  ve Hüsnü Özyeğin 10.000 Women girişimci kadın programı eğitmenlerinden ve sektörün duayenlerinden dersler aldık ve halen ayda bir tüm desteklerini vermekteler ve her şey sosyal sorumluluk projesi olarak ücretsiz. Sermayeye erişim de eğitim konularımızın içindeydi. Çektiğimiz zorluk; maalesef  büyük zincir mağazalar ve kitapevleri konsinye ve uzun vadeli ödemelere alışmışlar.Oyuncaklarımızın, Unifree ve Opus ile havaalanı dış hatlarda satışlarından  memnun kalınca ihracat bizim için öncelikli oldu. İç piyasadaki sıkıntıyı bu şekilde aşmak istiyoruz.

İşini bilen adamlarla çalışmak gerçekten çok önemli. Mutlaka yapacağınız işin bir iş planı, pazarlama planı  olmalı. Biz sektörde  farklı tasarım, kaliteli ürün ve uygun fiyatla öne çıkmalıyız.

İş hayatında kadın olarak yer almanın zorlukları var mı sizce? Varsa nelerdir?

Kadın olmanın zorlukları  benim için açıkçası olmadı. Uzun yıllar şantiyelerde çalıştım. Kadın veya erkek benim için aynı. 3 çocuk annesi olarak onlardan organize olmak adına çok şey öğrendim. Çok kolay yakın çevremden destek sağlayabiliyorum.

Yaptığınız işten istediğiniz sonuçları alabildiniz mi? İleriye yönelik koyduğunuz hedefler nelerdir?

İnternet sayesinde farklı  kültürlerde ülkelerin  ahşap oyuncak isteklerine çözüm üretmek aramak çok heyecan verici. D&R, Remzi, Kabalcı kitapevleri, dış hatlar gibi sektörün önemli 100-150 noktasında oyuncaklarımız satılıyor.

Çocukların ilgisini çeken çizgi film karakterleri ile ilgili lisans hakları alıp, ürünler yapmak. Eğlenceli, eğitici ve ilgi çekici oyuncaklar geliştirmek.

Kontraplak puzzle seri üretimine girmek.

Atık ahşap malzemelerini şömine odunu haline getirecek makine parkını kurmak ve sıfır zayiat ile doğaya saygılı üretim yapmak.

Abeslang ahşap, ahşap fırça sapı, ahşap züccaciye ürünleri, tematik ürünler vs. gibi yeni imalat bantları oluşturmak.

Piyasa payını artırmak.

Unique Wooden Puzzle Toys markasını Dünyada bilinir yaparak sürdürülebilir kılmak istiyorum.

Kendi işini yapmak isteyen kadınlara neler tavsiye edersiniz?

Gün içinde, tüm iletişim araçlarını farklı tasarımlar, farklı düşünceler ve farklı satış noktaları olarak algılarım ve takip ederim.

Hayata gelişimizi, gelişmek ve öğrenmek olarak algılamalarını öneririm.

Etrafımızda muhteşem, güvendiğimiz insanları bulup, sormaktan ve eleştiri almaktan korkmayalım. Evrimimiz için gerekli bunlar.

Başarılı insanların  öykülerini her zaman dinleyip yada okumalıyız.Ve hepsinin temelinde çok sevmek, çalışma, özveri ve inanç olduğunu düşünüyorum. Yapmak istediğiniz her ne iş ise, kolaya kaçmanın gelecekte çok zorluk çıkaracağını düşünüyorum.

Konuyla ilgili sizden fikir almak isteyenlerin size ulaşabileceği bir e-posta adresi veya veya yaptığınız işle ilgili bilgi almak isteyenlerin girebileceği bir web sayfası var mı?

http://www.eraytoys.com

http://www.eraymimarlik.com

eraymimarlik@hotmail.com

üzerinden bana ulaşabilirler.

Hukukçu, Girişimci, Çevre Dostu

Sevgili Serap Zuvin,Kagider’li, çevre dostu, çok zarif hukukçu arkadaşım. Onu Kagider’de uluslararası şirketler hukuku ile ilgili bir sunum yaparken tanımış ve çok beğeni ile dinlemiştim. Sonraki yıllarda güzel beraberliklerimiz oldu. İki senedir de Yeşil-İş komitesinde beraberiz ve onun ve ekibinin yeşil ofis çalışmalarını hayranlıkla izliyorum. O günlerden beri de girişimcilik hikayesini yazmak istedim.Yeşil Ofise dönüştürdükleri  iş yerlerini ziyarete gittiğimde sevgili Serap’ın çevre dostu olduğu gibi sanat tutkunu olduğunu  da  öğrendim. Ofis duvarlarını çok güzel resimler süslüyordu. Resimler ve başarı belgeleri ile dolu ofis sahibinin çok titiz, çok hassas çalışanına, müşterisine, paydaşlarına karşı çok duyarlı olduğu hemen farkediliyordu. Sosyal sorumlulukları için de özel çaba gösteren emek veren arkadaşımı tekrar tekrar  kutluyorum.DSCF6042

Geçtiğimiz aylarda; meslek hayatının 25.yılını doldurduğu için, İstanbul Barosu Başkanı Sn. Ümit Kocasakal tarafından  plaket verilen Serap Zuvin;  WWF’den de Serap Zuvin Hukuk Ofisi olarak Yeşil Ofis Belgesi alan ilk hukuk ofisi oldular. Hukukçu, Girişimci ve Çevre Dostu arkadaşımın okul yıllarından  itibaren, çalışma hayatı  ile ilgili önemli ipuçları bize aktaran soruları  hafta içinde ofisinden Melis Öget sordu; SerapZuvin  cevapladı. photo (2)Bu güzel söyleşiden ben de arkadaşımla ilgili  bilmediğim yeni şeyler öğrendim, çok keyif aldım, bu güzel röportajı sizlerle paylaşıyorum.Özellikle de hukuk okuyan, okumak isteyen, ya da hiç düşünmeyen gençler için. Sevgiler sevgiler

DSCF6040Avukat olmak çocukluk hayaliniz miydi? Bugün seçme şansınız olsa yine aynı mesleğe mi yönelirdiniz?

Aslına bakarsanız, avukatlık mesleğinin çocukluk hayalim olduğunu söylemem zor. Çocukluk hayalim doktor, hatta cerrah olmaktı. Üniversite çağına geldiğimde ise bir yandan okurken bir yandan da çok erken yaşta başladığım çalışma hayatına devam etmeme imkan veren en uygun bölüm olduğundan hukuka yöneldiğimi söyleyebilirim.

Şu an geriye dönüp baktığımda ise hiç tereddüt etmeden iyi ki de böyle olmuş diyebiliyorum.  Günümüzde bilinçsiz tercihler ve hatta çoğu zaman imkansızlıklar sebebiyle sevmediği bir bölümde okuyan bunca genç varken, okurken sevdiğim ve sonrasında büyük bir aşkla yaptığım mesleğimi bana kazandıran bir dalda eğitim alabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum.

 Serap Zuvin’in mesleğinin en sevdiği yönleri ile zor yanları nelerdir?

 Hukuk da artık tıp gibi kendi içinde pek çok uzmanlık alanına ayrılıyor.  Bu nedenle, her uzmanlık dalının kendi zorluk ve avantajları olduğunu söylemek mümkün.  Örneğin, dava takibi hizmeti veren bir hukukçu, adliyelerin işleyişinden yakınabilecekken, danışmanlık hizmet veren hukukçular için bu şikayet konusu, haliyle en son sıralarda yer alacaktır. Bu nedenle bu soruya ancak ticaret hukuku alanında danışmanlık hizmeti veren bir hukukçu kimliği ile cevap verebilirim.DSCF6048

Önce sevdiğim yanlarından bahsedeyim. Ticari hayatta ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar, iş ilişkilerini hukuki bir tabana oturtmak gerektiğinde, tüm iş insanları akıllı ve konusuna hakim hukukçuların desteğine ihtiyaç duyuyorlar. Bu noktada, müvekkilinizin size duyduğu güven ve verdiğiniz hukuki görüşlere itimat ederek aksiyon alınması, sanırım mesleğimin en sevdiğim yanı. En zor yanı ise elbette sürekli değişen kanunlar ve teknolojinin de etkisiyle kendinizi her daim güncel tutmak durumunda olmanız. Tecrübeniz sebebiyle hakkında en emin olduğunuz bir bilginin bile müvekkiller ile paylaşmadan önce mutlaka güncelliğini teyit etmek gerekiyor.  Tabii en güzeli, bu zahmetli zorunluluğa iyi tarafından bakarak kendinizi hep zinde bilgili, akıllı ve güncel görmek.

_DSC1176 (2)

Nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz?

Bana çok enerji veren, oldukça genç bir ekiple çalışıyorum. Hepsi iyi eğitimli ve daha da önemlisi aileleri tarafından “iyi insan” olmak üzere yetiştirilmiş gençler. Tüm iş arkadaşlarım, kendi adımla kurduğum büroyu bir marka haline getirdiler ve bu markanın en iyi yerde durması için müthiş bir enerji ve bağlılık ile çalışıyorlar. Kurduğumuz takım ruhunu korumak ve yeni gelenlere de aşılamak için inanılmaz bir çaba gösteriyorlar.  Ben de tüm bu çabaları zaman zaman birebir içlerinde, bazen de uzaktan ama her daim büyük bir mutluluk ve gururla izliyorum.

15388_692904107390476_1078999288_n

 Bir yönetici olarak izlediğiniz bir yol var mı? Sizce bir yöneticide olması gereken en önemli özellikler nelerdir?

Bu konuya değindiğiniz için öncelikle çok teşekkür ederim.  Her zaman dile getirdim bir gerçek var ki o da hukuk fakültelerinde bir işyerinin nasıl işletileceğine dair herhangi bir dersin olmamasıdır. Doğası gereği serbest meslek olan avukatlığın eğitimini veren fakültelerde, bu eksikliği sanırım kendi işini yapmaya karar veren tüm meslektaşlarım hissetmiştir.

Ekip yönetmek ve bir iş yerindeki dengeleri korumak elbette ki çok zor.  Çalışanlarınıza onlara değer verdiğizi ve büronun önemli bir parçası olduklarını hisettirdiğinizde, yaptıkları işleri takdir ettiğinizde, işlerine ve işyerlerine olan bağlılıklarının arttığı bir gerçek. Tüm bunları atlamadan uygulanabilir kurallar koyduğunuzda, işyerindeki otoriteyi sağlamak hiç de zor değil. Bunları yaparken kendimin de uzun yıllar masanın diğer tarafında oturduğumu hatırlayarak, mümkün olduğunca empati yapmaya gayret ediyorum.

Ben her zaman bir yöneticinin işinin başında ve ekibinin ona her ihtiyacı olduğunda ulaşılabillir durumda olması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenledir ki daha erken bir saatte toplantım yoksa beni her gün en geç saat 10’da masama oturmuş durumda bulursunuz.

Bildiğimiz kadarıyla üniversite çağında bir oğlunuz var.  Hem mesleğinizde bu kadar başarılı olup, hem de en iyi şekilde cocuğunuzu yetiştirmeyi nasıl başardınız?

1013544_671286739552213_1735730326_n

Öncelikle bu güzel sözleriniz çok teşekkür ederim. Röportajımızı meslek hayatının başındaki pek çok genç kadının da okuyacağını düşünerek sorunuza cevap vereyim. İş hayatımda bugüne kadar takdir gördüğümü umduğum tüm konuları bir kenara bırakarak söyleyebilirim ki benim tüm yaşamımdaki en büyük başarım ve gurur kaynağım tabii ki biricik oğlum.

Elbette, hem iş hem aile hayatını dengede götürmenin her zaman kolay olduğunu söylemem mümkün değil. Tahmin edeceğiniz gibi evden çalışmayı bu denli kolaylaştıran teknolojik aletlerin hayatımıza giriş tarihi çok eski değil. On bir ay meme emen cocuğumu eve gelip emzirip, sonra tekrar işe gittiğim çok gece oldu. Çocuğumu ben ve eşimin bilgileri doğrultusunda büyütüme arzumdan dolayı, birinci derece aile yakınlarımı bu sürece katmak istemedim. “Uykusuz geceler de işin bir parçası” düşüncesiyle sadece hafta arası bakıcı desteği aldım. Bundan 20 yıl önce  bakıcılık hizmetleri günümüzdeki kadar organize değildi, bu nedenle çok zorlandığım zamanlar olmadı değil.

Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki birçok kadın gibi sanırım bende de birden fazla işi aynı anda aynı özenle yapma yetisi varmış. Programımı doğru ayarlayarak, oğlumun bana her ihtiyacı olduğunda yanında olup, tüm özel günlerini onunla paylaşabildim. Ne mutlu bana ki oğlum da bu konuda benimle aynı fikirde olduğunu hep hissettirmiştir.

DSCF6050Her şeye rağmen, tahmin edeceğiniz gibi iş-annelik dengesini korumaya çalışırken yaşadığınız tüm zorluklar, evladınızın en güzel şekilde büyüdüğünü ve hayata atıldığını gördüğünüzde bir anda uçup gidiyor ve akılda yalnızca güzel anılar kalıyor. Bu nedenle, çok da erken yaşta anne olmamış bir iş kadını olarak, tüm genç kadınlara gerçekten arzu ediyorlarsa, kariyerlerini etkileyeceği endişesi ile anne olmayı ertelememelerini tavsiye ediyorum.

Girişimcileri desteklediğinizi biliyoruz. Bize bu konudaki çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

KAGİDER üyesi bir girişimci olarak, genç girişimcileri desteklemek benim için artık hayatımdaki misyonlardan biri. Genç girişimcilerin başarılarını gördükçe inanılmaz mutlu oluyorum. Örneğin bu sene yine KAGİDER’in başlattığı ve projeye katılan KAGİDER üyeleri tarafından genç girişimcilere mentorluk eğitimi veren bir projede yer aldım ve proje her anında bana büyük keyif verdi.

Mentorluk yaparken kendi edindiğim tecrübeler ile çalışma hayatının başındakilere yol gösterirken, aynı zamanda onların genç fikirlerinden ve enerjilerinden ilham aldım. Bu denli pırıl pırıl beyinlere yol göstermek ve zamanında kendi yaşadığım zorlukları yaşamamalarına veya en azından en güzel şekilde atlatmalarına yardımcı olabilmek, bana kendimi çok özel hissettiriyor.

DSCF6041KAGİDER’deki çalışmalarımın yanı sıra geçtiğimiz yıl kurulan Şirin-Ahmet Tekeli Kadın Hukukçuları Destekleme Vakfı’nın yönetiminde de yer alıyorum. Bu değerli vakfın amacı meslek yolunda desteğe ihtiyaç duyan hukukçu kadınlara bu desteği vermek. Ben de vakfın bir parçası olarak, geleceğin potansiyel girişimci hukukçularına da destek verme şansı buluyorum.

Girişimci bir kadın olarak yaşadığınız zorluklar nelerdir?

Özellikle benim mesleğe ilk adım attığım dönemlerde, erkek egemen bir sektörde var olmaya çalışmak sanırım en zor yanıydı. Bunun yanı sıra, bir anne olarak gece gündüz demeden çok uzun saatler çalışmak zorunda olmak, az önce de belirttiğim gibi ciddi bir efor gerektiriyordu.  Başarılı olmanın kolay olmadığını bildiğimden işin bu yanını irdelemiyorum.

İş dışında yapmaktan mutlu olduğunuz şeyler nelerdir?

photo (3)Yeni yerlere seyahat edip, an’ı ölümsüzleştirecek fotoğraflar çekmenin en büyük tutkum olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanı sıra, edebiyata olan merakım sebebiyle, okumak ve okuduklarım hakkında üyesi olduğum edebiyat kulubundeki değerli arkadaşlarımla fikir alışverişinde bulunmak da iş dışında beni mutlu eden şeylerden biri.

Ayrıca güzel yemek yaptığımı ve stresli geçen bir günün ardından kendimi çoğu zaman mutfakta bir şeyler pişirirken bulduğumu söylemeden geçemeyeceğim.  Yaptığım lezzetli yemekleri sevdiklerimle paylaşmak bana büyük haz veriyor.

Size baktığımda son derece bakımlı ve şık bir bayan görüyorum.  Kendinize hep özen gösterir misiniz?

Öncelike bu nazik sözleriniz için teşekkür ederim. Formuma her zaman dikkat ettiğimi söyleyebilirim. Bu sağlıklı bir kiloda olmayı, fiziksel güzelliğin bir parçası olarak gördüğümden değil, fazla kilonun tıp otoriteleri tarafından günümüzde şeker, kalp, tansiyon ve hatta kanser gibi önemli rahatsızlıkların en önemli sebebi olarak öne çıkarılıyor olmasından kaynaklanıyor. Kendime ve hayata karşı sorumluluklarımdan dolayı sağlığıma azami düzeyde dikkat etmek zorunda olduğumu hissediyorum. Haftanın en az üç günü spor yapıyor olmamın sebebi de bu.

Bakımlı olmak konusuna gelince, sabah yataktan dahi kalkmak zorken, bir de giyinmek/makyaj yapmak için efor sarfetmenin zor olduğunun farkındayım. Çoğu zaman beş dakika fazla uyumak, özellikle her daim yoğun çalışan ve yorulan insanlar olarak hepimizin arzusu. Öte yandan, işimize gösterdiğimiz özenin en büyük yansımasının kendimize gösterdiğimiz özenle başladığına inanıyorum.  Bu nedenle, ofisimde çalışan genç arkadaşlara da işlerine gösterdikleri özenin aynısını her zaman kendilerine göstermelerini beklediğimi hatırlatıyorum. Ama tabii bu sadece istemekle olmaz aynı şekilde onlara örnek olmak gerekiyor.  Ben de mümkün olduğunca bunu yapmaya gayret ediyorum.

DSCF6037

Şu an bulunduğunuz konumdan memnun musunuz?

Şu an bulunduğum konumdan oldukça memnun olduğumu söyleyebilirim. Yaşımın verdiği tecrübe sayesinde, gerek iş gerekse aile yaşantımı rahatlıkla dengede tutabildiğim, hayattan beklentilerimin netleştiği, sevdiğim şeylere zaman ayırabildiğim, daha özgürce seyahat edebildiğim bir dönemdeyim.  Gençlik dönemleri daha ziyade ne istediğini anlamaya çalışmakla, iş hayatında yer edinmeye çabalamakla ve maddi-manevi kaygılarla geçtiğinden, en güzel yaşların 40’tan sonra başladığını söyleyebilir ve özellikle bu roportajı okuyan tüm genç kadınlara onları çok güzel günlerin beklediği müjdesini verebilirim.

 

Ahu Serter ve Casa Dell’Arte

ahuserter1icSevgili Ahu Serter’i  Kagider’e üye olduktan sonra tanıdım,pırıl pırıl üç çocuk annesi çok genç ve çok aktif, sanatla sporla içiçe yaşıyor ve de başarılı iş kadını. Hepsi bir arada . Ben tanıdığımda üçüncü çocuğu yeni doğmuştu.Üç güzeller güzeli kız. Sonra Ahu ile ilgili güzel röportajlar karşıma çıkar oldu,   yeni özelliklerini keşfettim. İnanılmaz enerjisini hayranlıkla izledim. Zaman zaman davetlerde, yolculuklarda karşılaştık. Bu çok marifetli ve güzel genç kadını daha çok tanımayı ve yazmayı çok arzu ettim. Sonunda bu sene otellelleri Casa Dell’Arte davetlerinden sonra okuduklarımı , bildiklerimi, dinlediklerimi, gördüklerimi derledim. Paylaşmak için daha fazla beklemek istemedim. Önce geçen ay  çok özel sanat otelleri Casa Delll’Arte yi ve geceyi anlattım. Aile şirketleri annesinin sanat koleksiyonu yapmaya karar verişi, sonra babasının ve Ahu’nun çok büyük istekle devam etmeleri. Ahu’nun ve eşinin spor, ve motor  tutkunu oluşu, seyahat etmeyi çok sevmesi. Ahu’nun hayatında işi ve ailesi dışında yazılacak paylaşılacak çok güzel uğraşlar, hobbyler, tutkular, sosyal çalışmalar  var. Hepsi zaman zaman farklı röportaj konusu olmuş. Ben onlardan birini sizler için seçtim.Şimdi de Ahu ile ilgili yazımı paylaşıyorum. biraz anneliği, biraz uğraşları, biraz işi, biraz oteli, hepsi bir arada  anlatmasını sağlayan güzel sorularıyla Ece Koçal‘ın yazısı ile…

3f095dc59167e741cd7c2aa4a6ed17af

Fark Holding Şirketler Grubu yönetim kurulu üyesi Ahu Serter, disiplinli bir iş kadını, motosikletle Yeni Zelanda’ya gidecek kadar çılgın bir gezgin ve üç çocuğunu işte bile yanından ayırmak istemeyen bir anne. 30 yaşındaki Ahu Serter’le ev ve iş hayatını konuştuk…

Aile şirketinde çalışmanın avantajları ve dezavantajları sizce nelerdir?

Bu sorunun cevabı, nasıl bir ailenin şirketi olduğuna bağlı. Kendi aileme bakarak konuştuğumda sorumluluk veren, zorlayan, hızlı karar veren, proaktif bir ailenin işe olan pozitif yansımalarını görebiliyorum.
Genellikle aile şirketleri profesyonellerle çalışmakta zorlanırken, bizim sirketimizde bu tabu yıkılmış durumda; hatta aile mensubu olup da şirkette çalışan sayısı çok azdır. Dezavantajları ise jenerasyon değiştirirken yaşanan sancıların iş etkinliğine de yansıması. Aile üyeleri açısından da aile şirketinde çalışma beklentisinin hayat planı yaparken özgürlükleri kısıtlaması gibi noktaları sayabiliriz.

Kaç yaşındasınız? Sanırım finans okudunuz ve kendi isteğinizle aile işini yapmaya devam ettiniz. Bu kararınızda neler etkili oldu?

39 yaşındayım, lisans eğitimimi işletme konusunda yaptım, sonra da finans üzerine New York’ta MBA yaptım. İlk üniversiteden mezun olduğumda iki yıl kadar aile şirketimizde çalıştım; ancak o zamanlar bu işin ömür boyu yapmayı düşündüğüm iş olup olmadığından emin değildim. Bu yüzden masterdan sonra altı yıl kadar New York’ta kalıp finans sektöründe çalıştım. Kendi işimizin dışında farklı iş kollarını tanımaya çalıştım, ayrıca arkamda ailemin desteği olmadan kariyerimde yükselebileceğimi kendime ispatlamak istedim. 2002 yılında bir ‘hedge fon’unun yöneticisiyken eşimle birlikte Türkiye’ye dönme karar aldık. Bu kez aile şirketimize isteyerek ve yapabileceğim katma değerden emin olarak katıldım.

ABD’den Türkiye’ye taşınma kararı vermenizde neler etkili oldu?

Kararımda etkili olan nedenler öncelikle Amerika’da doğan çocuklarımın ailemle daha yakın olmalarını istemem, 11 Eylül olaylarını çok yakından tecrübe etmemiz ve artık tecrübe olarak aile şirketine dönüş zamanımın geldiğini düşünmemdi.

7477c220badba8a6aa1eeb6e3f4439b6

 Üç tane kızınız var. Onlar doğduğunda çalışmaya ara verdiniz mi?

Hiçbir çocuğumda çalışmaya ara vermedim, bunu düşünmedim bile… Onlarla birlikte işimi yürütebileceğim ortam yaratıyorum. Çocuklarımı da işe götürüyorum. Seyahatlerde ise eşim bana çok yardımcı oluyor.

Nasıl bir annesiniz? Disiplinli mi rahat mı?

Rahat ama programlı bir anneyim. Çocuklarımın tüm hayatını da dikkatli bir şekilde onlarla birlikte planlarım ama yönetimi onlara bırakır, bu programı uygulama sorumluluğunu almalarını isterim. Her işleri için bir büyüğe ihtiyaç duymayan, özgür ve bağımsız bireyler olarak yetiştiler. Bir karar alırken ben konu hakkında yorumumu yapar, en son kararı yine onlara bırakım. İyisi ve kötüsüyle sonuçlarına katlanmaları gerektiğini de belirtirim. Ayrıca bir şeyi hak etmek için mutlaka çalışmaları gerektiğini bilirler; 10 yaşından itibaren mutlaka her yaz, yapabildikleri bir işte, yapabildikleri kadar çalışma zorunlulukları var.

Bu yoğunlukta üçüncü çocuğu doğurmaya nasıl karar verdiniz?

Üçüncü çocuk benim hayat planımda vardı. 40 yaşına gelmeden, iş hayatımın biraz rahatladığı bir zamanda bu duyguyu yeniden tatmayı istiyordum. Ayrıca büyük kızlar büyüyüp de üniversiteye gittiklerinde, eşimle bize geride oyalanacağımız bir ufaklık kalsın istedik. Bu yıl bu arzumuzu gerçekleştirdik ve çok memnunuz.

Motor kullanmayı ve seyahate çıkmayı sevdiğinizi okudum. Bunları hangi arada yapıyorsunuz?

Planlı olmak her başarılı insanın en önemli özelliği olmalı diye düşünüyorum. Hayatımı çok detaylı şekilde planlarım; böylece her şeyi yapmaya vaktim oluyor. Motora binmek aslında eşimin hobisiydi, beni de ortak etti. Altı yıldır motosiklet kullanıyorum, şu anda bir Harley Softail Springer’ım var. Eşimle birlikte motosikletle uzun gezilere çıkıyoruz. En son 21 gün Avustralya ve Yeni Zelanda’yı gezdik. Seyahat etmeye bayılıyorum!

679665_6dbed0496b62fa454738b19b224fd7d3

Sizi tanıdıkça enerji dolu bir kadın profili gözümün önünde canlanıyor… Sizin gibi birinin iş hayatında enerjisini düşüren durumlar oluyor mu? Bu durumda neler yapıyorsunuz?

Her zaman calışmaktan ve üreten bir insan olmaktan büyük zevk aldım, çok çalışmaktan asla yılmam. Ancak sonuç odaklı bir insanım; sonucunu göremediğim işler enerjimi düşürür. Bir de kişisel sorunlarını işe getiren kişilerle birlikte calışmak ve bu tarz kişisel huzursuzluklar odaklanmamı etkiler. Bu tutumlar sadece benim değil tüm şirketin enerjisini alır, o yüzden bu tarz insanları mümkün olduğunca hayatımdan uzak tutmaya çalışırım.

Nasıl bir yöneticisiniz?

Adil, rahat, sonuç odaklı, performans bekleyen, enerjik, çalışırken zaman mefhumu olmayan, iş hobisi olan ve bundan zevk alan bir yöneticiyim.

Genç kadın yöneticilere ne gibi tavsiyeleriniz olur?

Özveriyle ve kendilerini adayarak çalışmalarını tavsiye edebilirim. Özel hayatları ve işleri arasındaki dengeyi iyi planlayarak kurmaları gerek.

Üniversitelerde öğrencilere iş seçimi yaparken nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda konuşmalar gerçekleştiriyormuşsunuz. Bu toplantılardan bahseder misiniz?

Üniversitelere misafir konuşmacı olarak gidip, onlara kendi tecrübelerimi aktarmayı bir görev olarak görüyorum; en azından bu tecrübeleri duyan gençler kendi kararlarını bunlardan yararlanarak verebilirler. Bir de bu yıl Özyeğin Üniversitesi’nde ‘Start a Company’ adıyla girişimcilik dersleri vermeye başlayacağım; bu ders de şimdiye kadar Türkiye’deki örneklerden farklı olacak. Ders sonucu değişik iş fikri çıkarıp bunu uygulamaya koyabilirlerse katılan öğrencileri de bu şirkete ortak edeceğiz ve ilk finansörleri ben olacağım.

b8f4a1ec4b5b3f84dfebcefd6d9ac53a

Ahu Serter hakkında…

Farplas`tan ve buradaki sorumluklarınızdan bahsedebilir misiniz?

Farplas’ın da içinde bulunduğu Fark Holding Şirketler Grubu’nda iş geliştirme ve finanstan sorumlu yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Holding içinde otomotiv ve beyaz eşya yan sanayi, kimya, inşaat ve turizm kollarına hizmet eden şirketler bulunuyor. Tüm şirket satın alamaları, yurt dışı faaliyetleri, lisans ve ortaklık görüşmeleri, yeni kurulacak JV ve birimlerin kurumu ve organizasyonu bana ait. Otomotiv kolunda faaliyet gösteren Farplas, Farhym ve Öncü’nün yönetim kurulundayım. Fartur’un tüm operasyon sorumluluğunu yürütüyorum, Casa Dell’arte markasının kurucusu ve yöneticisiyim; oteller ve inşaat faaliyetleri bana bağlı. Ayrıca başarılı iş fikirleri olan küçük işletmelere ortak olarak destek vermek amaçlı kurduğum Farinvest şirketini yürütüyorum; bu fon şirketinin ilk girişimi olan Mata Otomotiv’in de yönetim kurulu üyesiyim.

Bunların önemli bir kısmı birbirinden farklı alanlar… Örneğin otomotiv sektörüyle otelcilik sektörü, dinamikleri açısından birbirinden çok farklı. Bunların arasında hangileri sizi daha çok heyecanlandırıyor?

Benim için yaptığım işin sektöründen çok, eleştirilmeye açık olup olmaması önemli. Geliştirme ve büyüme potansiyeli olan iş kolları bana heyecan veriyor. Ben 2002 yılında New York’ta fon yöneticisiyken işimi bırakıp Türkiye’ye döndüm ve aile şirketimizde çalışmaya başladım. 2002 yılından beri Türkiye’deki otomotiv sektörünün yaşadığı hızlı değişime tanık oldum; şirketimizin büyümesinde de bu olguyu bire bir yaşayarak gördüm. Çok heyecan verici bir 10 yıl geçirdik. Otomotiv konusundaki yatırım ve girişimlerimiz tüm hızıyla devam ediyor. Bundan beş yıl önce turizm ve inşaat sektörüne Casa dell’Arte Otel markası, Greenlife Villaları gibi farklı projelerle girdik ve çok kısa zamanda uluslararası bilinirliği olan bir turizm markası yarattık. Şimdi ikinci yatırımımızı Kapadokya’da yapmayı planlıyoruz.

87f2115383affa1e9843d0d53b884feb

Casa Dell`arte otel mi, galeri mi daha önce açıldı? Bu ikisinin başlangıç hikayesini anlatır mısınız?

Galeri fikri tamamen otel fikrinden sonra gelişti. Biz sanat oteli olarak açtığımız Casa dell’Arte’de kendi koleksiyonumuzdaki sanat eserlerini sergiliyoruz. Misafirlerimizden bu parçalara o kadar çok ilgi gösterip, zorla satın almak isteyenler oldu ki, kendi koleksiyonumuzdan satış yapmadığımız için, sanatçıları tanıtmayı amaçlayan bir galeri açma fikrimiz doğdu. Bunun üzerinde de Mısır apartmanındaki Casa dell’Arte sanat yönetim şirketini açtık. Bu da Türkiye’de yapılan ‘ilk’lerden oldu ve bizden sonra pek çok koleksiyonerin galeri açmasına ön ayak oldu.
Üç yıllık galeri operasyonundan sonra bu işin çok da bana göre olmadığını anladım. Ben sanatı daha çok kolleksiyoner olarak izlemeyi tercih ettim ve galeriyi ortağıma devrettim. Şu anda Casa dell’Arte Sanat yönetimi genç sanatçıları ağırlayan ve çalışmalarına imkan veren konuk sanatçı ağırlama programını yürütüyor. Onlara destek amaçlı sergilere de devam ediyoruz, ancak ticari bir galeri formatında değiliz.

Üye olduğunuz dernekler var mı?

TÜGİAD, KAGİDER, EPOS 7 Tarihi Koruma Derneği’nin kurucu üyesiyim. Ayrıca İstanbul Liseliler Derneği, AFS’liler Derneği üyesiyim.

Ece Koşal’dan Working Mother

Bu güzel röportajı okurken bazı konularda kendi gençlik enerjimi hatırladım; ama ben hiçbir zaman üç çocuğa cesaret edememiştim. Hepsi bir arada gerçekten kolay değil diye düşünüyorum ve hayranlıkla kutluyorum.Haziran ayında katıldığım bir toplantıda da öğrendim ki sevgili Ahu Serter Galata Business Angels üyesi de olmuş. Başarılara, çalışmalara doymayan, takibi bile zor, bu çok güzel kadını bir de oradaki son güncel tanıtım yazısıyla eklemek ve daha beklemeden yazmak  istedim. Ahu için her zaman yazacak çok yeni şeyler mutlaka olacaktır diye düşündüm. Sevgiyle, gururla….

hqdefault

1973 yılında İstanbul’da doğan Ahu Büyükkuşoğlu, 1991 yılında İstanbul Erkek Lisesini bitirdi. Liseden sonra AFS öğrencisi olarak Amerika’ya gitti. Bilkent üniversitesi işletme bölümünden 1996 yılında mezun oldu. 2 yıl boyunca Farplas Grup Uluslararası projeler departmanında çalıştıktan sonra, MBA için New York’a gitti. Pace üniversitesinde yatırım yönetimi üzerine MBA‘ni yaptı. NY’ta yaşarken 6 yıl kadar Wall Street’ta yatırım piyasalarında broker olarak başladığı kariyerine portföy yöneticisi olarak devam etti. 2002’de ailesiyle birlikte Türkiye’ye geri döndü. Evli ve 3 kız annesi olan Ahu Büyükkuşoğlu Serter, 2002 yılından beri otomotiv, beyaz eşya, turizm ve kimya alanında faaliyet gösteren Farplas Grup’ ta iş geliştirme ve finanstan sorumlu yönetim kurulu üyesi ve CFO olarak görev alıyor. Çalıştığı süre içerisinde grup dahilindeki firmaların sayısı 2’den 9’a çıkarken, cirosunu 10 katına çıktı. Bu süre içerisinde 2 tanesi Alman ortaklarıyla Türkiye’de, diğeri Hintli ortaklarıyla Hindistan’da olmak üzere 3 ortak girişimin başlattı. 2006 yılında MATA  Ahşap Kaplamalı Dekoratif Parçalar şirketine yatırım yaptı. Öncelikle %51’ini, sonradan %25’ini daha satın alarak iflas etmek üzere olan şirketi alanında zirveye taşıdı. Farplas grubunun turizm, arazi geliştirimi ve sanat yönetimi gibi farklı alanlarda da yatırımlarını başlattı. Türkiye’nin en başarılı girişimci iş kadınlarından olan Ahu Büyükkuşoğlu, Türkiye’nin ilk sanat otel markası ve sanat yönetim şirketi olan Casa dell Arte otel ve sanat yönetim şirketinin de kurucusudur. İngilizce, Almanca ve İspanyolcayı iyi derecede konuşabilen Ahu Büyükkuşoğlu Serter, WPO (Women Presidents’ Organization), IELEV (İstanbul Liseliler Dernegi),  EPOS7 (Kültürel Emanetleri Koruma Derneği), TUGIAD (Türkiye Genç İş Adamları Derneği) ,TKYD (Türkiye Kurumsal Yönetim Dernegi), KAGIDER (Türkiye Kadın Girişimciler Derneği) aktif üyesidir.

 

La Maison ve Deniz Anapa

Sevgili Deniz Anapa’yı çok uzun seneler öncesinden tanıyorum.Havlu ve çarşaf üreticsi olduğum 1980-2005 yılları arasında ben; önce uzun seneler Etap Oteller grubunun üreticisi oldum. Daha sonra sevgili Deniz Anapa, Turgay Kıran ve Haluk Hatipoğlu İnter Hotels danışmanlık şirketini kurdukların da şirketlerinin  üreticileri oldum.Sonraları zaman zaman karşılaştık, ama uzun zamandır birbirimizi görmemiştik.

fotograf (82)

Deniz otelin önünde karşısına tesadüfen çıkan köpeği Karaçiçeğim ile

Bodrum’da La Maison‘u açtıklarını duyduğumda çok sevindim.Arkadaşlarım da yaz tatilleri için otele yerleşince;  her fırsatta gider, onlarla otelde yaşar olduk. Deniz ile de bir arada olma fırsatımız oldu.

la-maison-bodrum-acilis (10)

La Maison’un açılışında ortağı sevgiliTurgay Kıran ile

Tabi Deniz’i ve güzel otellerini görünce hemen bu çok renkli, sıcakkanlı, başarılı çok çalışkan kadının hikayesini yazmak istedim. Bir araya gelişimizde merakla kendinden dinlediğim Bodrum La Maison’un  hikayesini de sizlerle paylaşmak istedim. Deniz Anapa önce geçen sene Yalıkavak’da görünce aşık olduğu bir evi hemen satın alıyor.Sonra da “Yalıkavak Marina’da bir yer açar mıyız?”  diye araştırmalara başlıyor. Olaylar onu bir anda bu çok güzel işletmenin sahibi yapıyor.Kısa zamanda elden geçirip hayata geçirdikleri 16 özel bölümlü  otel ve restorant 2013 yazında müşterilerini ağarlamaya başlıyor.imagesSevgili Deniz; hiç aklımızda yokken, düşünmezken gelişti olaylar diyor.Ama mutlaka bir şeyler onu etkilemiş, yolunu  değiştirmiş karşısına çıkmış, her ne olduysa çok iyi olmuş. Yalıkavak La Maison bölgeye ışık saçıyor.fotograf (85)

Restorant, plaj, otel hepsi ayrı ayrı çok güzel, ve Deniz hep işinin başında, sessizce, tüm misafirperverliği, profesyonelliği ve gerçek, samimi tavrıyla sizi mutlu etmeye çalışıyor, tabi çok başarılı oluyor. Arkadaşlarım çok memnunlar, ben de her gittiğimde yemeklerinden servislerinden çok keyif aldım. Yemekleri sıradışı, özel ,çok lezzetli, pazartesileri dans showlar var. Her yer samimi, sıcak renkli, yani yılların turizmcisi Deniz Anapa farkı Bodrum Yalıkavak’ta da hemen fark ediliyor.Ben kendisini  yazmak için yola çıkınca; önce biraz turizm sektöründen ayrı kaldığım yılları araştırayım dedim. Çok önemli güzel bilgiler ve rastlantılar buldum. Deniz Anapa 2011 de Skal Başkanı olmuş. Skal benim de 70 li yıllarda stuff olarak görev aldığım ilk işimdi. Sonra yine bugüne kadar bilmediğim bir tutkusunu öğrendim.O da  benim gibi briç oynarmış. Deniz Anapa’nın ve La Maison’un Bodruma gelmesi harika oldu. Önümüzdeki günler de oldukça fazla zaman geçireceğimizi umuyorum. Çünkü La Maison yaz kış açık olacak, ve bir klüp esprisi ile çalışacak.

fotograf (86)

Otel plajıyla da çok keyifli davet edici…

Aşağıda sevgili Deniz ile  Turizmin Sesi için Ayşula Özden tarafından yapılan röportaj’da kendi anlatımıyla yazılmış, girişimcilik  hikayesi var.2011 de Skal başkanlığından önce yapılmış bir röportaj ama kendi anlatımı ile,çok çalışkan, çok başarılı, gençlere çok güzel bir örnek olan  Deniz’in hikayesini ben de ilgiyle okudum. Çok beğendim; sizler için paylaştım.

baskan-deniz-anapa

14 Ekim 1957 Ankara doğumluyum.1977 Avusturya Lisesi ve İstanbul Belediye Konservatuarı Bölümü mezunuyum.1979 Boğaziçi Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği okudum. Benim için lisan çok önemli 4 lisan biliyorum: Almanca,İngilizce,Fransızca ve İtalyanca.

Bu zamana kadar Otelcilik Kariyerinize hangi otelleri eklediniz
1978-1980 yılları arasında Etap İstanbul ön büro-rezervasyon,1980-1983 yılları arasında Etap Marmara ön büro md yardımcılığı,1983-1988 yılları arasında Türkiye Etap Otelleri satış müdürü,1988 yılı ortasında ise Türkiye için ilklerden olan yerli otel işletme firması olan “İNTERHOTELS” otel ve tatil köyü işletme firmasını hali hazırda ortaklığını paylaştığım 2 kişiyle birlikte kurdum.

İnter Hotels olarak, her birinde farklı hizmetler olmak üzere,toplam 27 tesise,danışmanlık,projelendirme,satış&pazarlama ve işletici firma olarak hizmet verdim. 1993 yılında gruba İnter Contact ailesi eklendi ,Türkiye’deki ilk ve tek uluslar arası radyo istasyonu olan “Radio Contact” ‘ı yayına geçirdik. Hali hazırda 16 yıldır İstanbul Çırağan sırtındaki “La Maison” butik otel ve Fransız restoranını yönetmekte olup,otelcilik kariyerimi butik otelcilikle sürdürmekteyim.

Deniz Anapa Görsel 1Skal İnternational hayatınız nasıl başladı?

Üyeliğim 1986 yılında İstanbul Skal Kulübü üyeliği ile başladı.1999 yılından bu yana düzenlenen Skalite Ödül Töreni gecelerinin organizasyonunda görev aldım.2002-2006 yılları arasında Skal İnternational İstanbul’un yönetim kurulunda PR ve başkan yardımcılığı görevlerinde yer aldım. 2006 yılında,SI Dünya Başkanı tarafından Skal Liyakat ödülüne layık görüldüm.2007 yılında ise,Skal İstanbul,Dünya’nın en iyi 2. Kulübü ödülünü kazandım.2007 yılından beri Skal İnternational Türkiye,Milli Komite Genel Sekreterliği görevini sürdürmekteyim.

Yurtdışı Skal Organizasyonu Katılımlarınızda neler yaptınız ?
2006 Skal Viyana 50. Kuruluş Yıldönümü’nde ,2005 Zagreb&Dubrovnik SI Dünya Kongresi’nde ,2006 Pattaya SI Dünya Kongresi’nde ve 2007 Antalya SI Dünya Kongresi’nde bulundum.

52423

Neden İlk Tercihiniz Turizm Oldu? 
Aslında Dilek Hanım Bale Konservatuarı’nda balerindim.Ama bacağımda olan rahatsızlığım yüzünden baleyi bırakmak zorunda kaldım.Şapkamı önüme alıp düşününce insan ilişkilerinde daha iyi olduğumu düşündüm.Bu yüzden insan ilişkileri kuvvetli olan dal olarak ilk tercihimi turizmden kullandım.

Sizin Zamanınızda Bayan Turizmci Var mıydı?
1978’lerde turizmde bir bayan yöneticiye hayretle bakılıyordu. O zamanlar bayan turizmciler yok denecek kadar azdı.

Çalışma Hayatınıza Nasıl Başladınız? 
Türkiye’nin ilk çocuk mağazası olan Anapa Çocuk Bonmarşe’sini ilk olarak ailem açtı.8 yaşımdan beri mağazadaydım. Küçük yaştan beri çalıştım.
Turizmci Olmasaydım Tekstilci Olurdum Dediniz Peki Neden Tekstil?
Modayı,stili ve yaratıcılığı çok seviyorum.Turizmde de yaratıcılık çok önemlidir.Olayları büyütüp yansıtan projelerdir.Renk kombinasyonunu ve müzik uyumunu çok seviyorum.Bu yüzden Anapa Tekstili de ben kurabilirdim.Ama turizm seçtiğim için de pişman değilim.

Mimarlıkda Moda,Stil ve Yaratıcılıkla İlgili Peki Mimarlık Düşündünüz Mü? 
Mühendislik veya mimarlıkta olsa diplomayı alıp kenara koymaktansa çalışıp bir yerlere gelmek istedim. Lisan aşkı enternasyonel boyutlara itti beni bu yüzden turizmci oldum.

Gençlere Tavsiyeniz Nedir? 
Gençlere tavsiyem lisan ve çok çalışmaları.Branşları ne olursa olsun çok sebahat etsinler.Ben gençleri çok şanslı ve başarılı buluyorum.Kendim geceli gündüzlü çok çalıştım.Herkes kendine uygun olanı seçmeli.Turizm %100 bana göre.Her ortamda sakin olan güler yüzlü bir insanım.Turizmde her şey ani gelişir.Bizlerin sakin olması gerekir.

Spor Hayatınız Nasıl Başladı? 
Babam süvariydi. Rahmetli babacığım olağanüstü,benim idolüm olan,dürüst,sportmen ve şerefli bir Türk albayıydı.Şefkatli ve faal olmam babamdan geldi.Babam yapmak istediğim her şey de beni destekledi.Hiçbir dönemde spor hayatımdan eksik olmadı.Voleybol,tenis,folklör ve kayak yaptım.Şimdi ise 7 yıldır Türkiye Federasyonu Lisanslı Briç oyuncusuyum.Briç sporcusu olarak ulusal ve uluslar arası yarışmalara katılıyorum.Tabi 7 yıl Briç için çok az bir süre minimum 10 yıl gerekli.Son nefesime kadar briç oynamak idealim.
Babanızın Süvari Olduğunu Söylediniz.

Babanızla Ata Bindiniz Mi? 
Babamla ata binemedik. Babam Anapa’nın kızları ata biniyor diye laf gelmesin diye bizi atlarına bindirmedi.

Briç Hakkında Ne Düşünüyorsunuz? 
Briç her yaşta yapılabilen,matematik ve konsantrasyon oyunu.Herkes başarılı olamıyor.Binlerce sporcumuz var ama exper dediğimiz oyuncular 10-15 ‘i geçemiyor.Turizm tabiî ki de ağır basıyor brice çok vakit ayıramıyorum.Ama emekliliğimde daha çok vakit ayıracağım.Bir Briç Hanfendisi’nin sözü olan “Ben yaşlanmaktan korkmuyorum” sözü birici çok iyi anlatıyor.Briç bir lisandır.Olayın içinde bir sosyallik var.Bireysellikten öte sosyal yanı da beni çok etkiliyor.

2011’de Skal Başkanı Olacağım Dediniz Bu Konuda Düşünceleriniz Nelerdir? 
21 yıllık Skal üyesiyim ve Skal Türkiye’nin 2. Başkanıyım.2011’de başkan olacağım. Başkan olduğum zaman ülkemin ihtiyacı ne olursa yapacağım ve şimdiden çalışmalarıma başladım. İstanbul’u tanıtan turizm cd’si yaptım.22.000 Skal üyesine ve turizm profesyoneline dağıttım. Her görevde insanın koltuğu doldurması değil hak eden bir şey yapması gerekiyor. Hak etmekte projeleri gerçekleştirmekten geçiyor.Skal üyesi olmaktan bu konumda olmaktan büyük gurur duydum ve duyuyorum.Skalmesleki örgüt olmanın yanı sıra dostluk bütünüdür.Bunun parçası olmak beni mutlu ediyor.deniz-anapa-oy-birligi-ile-baskan-24003

Çok Çarpıcı,Girişimcilik Öyküsü…

Geçen hafta bu ilginç hikayeyi sizlere aktaracağımı söylemiştim.Yine sermayesi olmadan  çok farklı bir yöntemle yola çıkan girişimcilik hikayesi…

Çok çarpıcı, gençleri  heyacanlandıracak, çoğu yeri de tanıdık gelen, sıcacık bir mücadelenin öyküsü.

renting-out-her-bedroom-airbnb-landing-1-5-million1

Önce Melodi Türkili‘nin yazısında okudum, sonra araştırınca hikayeye daha da ilgi duydum. Vadideki Reyhan‘da da anlatılmış. Yabancı kaynaklarda da çok yazı ve Tracy’inin sitesi var. Girişimcilik hayalleri olanlara mutlaka okuyun diyorum, çok genç, parasız ve de kadın öykülerinin en güzellerinden….

B-TracyandRobert

Tracy DiNunzio ise 20’li yaşlarında bir ressam iken çoğu genç gibi kendi internet sitesini açmak istiyor.Eşinden de destek alıyor. Amacı gelinlik sektöründe farklı birşeyler  yapabilmek.Gelinlik fiyatlarının pahalılığından yola çıkarak ikinci el gelinliklerin olabileceği bir e-ticaret platformu kuruyor. Bu sırada eşiyle arası açılıyor, ve ayrılmak zorunda kalıyor,  ve maddi olarak oldukça zor duruma düşüyor. Önce internetten boyalarını, tablolarını ve eşyalarını Craigslist üzerinden yok pahasına satıyor. Daha sonrada evinin bir odasını Airbnb’den kiralıyor ve kendisi kanepede kalmaya başlıyor.tracy_dinunzio

Müthiş değil mi? Yeter ki yapmak isteyelim; gerisi mutlaka çözümleniyor.

Buradan kazandığı 28 bin dolarla teknik altyapıyı oluşturuyor. Bu sırada Google aramalarında üst sıralara çıkmasını sağlayan SEO (Search Engine Optimization) üzerine kendisini geliştiriyor. Gelinlikle
ilgili bilgi veren kaynak olmadığını
fark edip sürekli blog yazıları yazıyor ve aramalarda üst sıraya çıkmaya başlıyor. Hatta o kadar ki bir süre sonra SEO uzmanı oluyor. Şu anda Tradesy önemli bir pazar lideri.

Sahibi olduğu  dünyanın en büyük gelinlik alım-satım sitesi olan recycledbride.com işte böyle kurulmuş.

recycle