“Keşke Çok Param Olsaydı”

Her girişimci yola çıkarken “Keşke çok param olsaydı” der. Oysa çok para harcamadan kurulan şirketlerin öyküleri her zaman daha ilham vericidir. Sophia Amoruso ve Tracy DiNunzio’nun öykülerindeki gibi…

Sevgili Melodi Türkili geçen haftaki yazısına böyle başlamış; ben de hem girişimci hem kadın hem genç hem de para olmadan başlayan bu iki güzel öyküyü hem okudum, hem araştırdım, hem de sizlerle paylaşmak istedim.Çok da keyif aldım tabi…..

Önce Sophia Amoruso‘nun hikayesi

nasty-gal-sophia-amorusoLOS ANGELES-Sophia Amoruso pek girişimci olabilecek birine benzemiyordu. Amoruso 2006’da, üvey teyzesinin kulübesinde yaşayan ve öğrencilerin kimliklerini kontrol ederek saatte 13 dolar kazandığı bir sanat okulunda çalışan, yüksekokuldan terk 22 yaşındaki bir gençti. Amoruso sonradan bir yan proje olarak, eBay’de kullanılmış kadın giysileri sattığı Nasty Gal adlı sayfayı açtı. Nasty Gal 2012’de (kârlı biçimde) yaklaşık 100 milyon dolarlık giysi ve aksesuar sattı. Amoruso 7 yıldır, yirmili yaşlardaki kadınlardan oluşan sadık müşterilerine satış yapıyor. Nasty Gal’in Facebook’ta 500 binden fazla, Instagram’de 600 bin takipçisi var. Ama site bu kitle haricinde çok tanınmıyor. Şimdi 28 yaşında olan Amoruso, Los Angeles’taki şirket merkezinde “İnsanlar ‘Nasty Gal mi? O da ne?’ deyince, ‘ABD’nin en hızlı büyüyen perakendecisi’ yanıtını veriyorum” diyor. Amoruso 2006’da fotoğrafçılık okumayı düşünmüş ama borca girmek istememiş. Bunun yerine, işinden ayrılıp ikinci el giysi dükkânlarından bulduğu tasarımcı etiketli giysileri satmak için eBay’de sayfa açmış. 5d9cef9363ba0efb81818bec42eb2ce61Bir dükkândan 8 dolara aldığı ikinci el Chanel ceketi bin dolara satmış. Google’da Yves Saint Laurent’in yanlış yazımlarını aratıp, markanın etiketini taşıyan giysiler bulmuş. Ürünleri tek başına sınıflandıran, fotoğraflayan ve fotoğraf altı yazısını yazıp kargoya veren Amoruso, haftada 25’e yakın ürün satarak işe başlamış. Açtığı sayfaya, arsız bir seksapeli olan funk şarkıcısı ve moda ikonu Betty Davis’in 1975 tarihli albümü “Nasty Gal”in (Kötü Kız) adını vermiş. Geçenlerde yağmurlu bir günde, yere kadar uzanan bir trençkot ve eski bir rockçı tişörtü giyen, kısa saçlı ve kan kırmızısı rujlu Amoruso, eBay’deki sayfayı tarzıyla uyumlu hale getirmiş. Nasty Gal’i tanıtmak için Myspace’de sayfa açarak müzik ve moda dergisi Nylon gibi markaların takipçilerine ulaşan ve 60 bin “arkadaş” edinen Amoruso’nun bulduğu giysiler, Avustralya ve İngiltere gibi ülkelerden müşterilerin katıldığı çekişmeli açık artırmalarda satılmış. Amoruso kısa sürede eve sığmayacak kadar çoğalan ürünleri arkadaşlarına giydirip fotoğraflamış.images Nasty Gal’i 2007’de California’daki 157 metrekarelik stüdyoya taşıyan Amoruso, 8 ay sonra tekrar taşınıp Emeryville’de 700 metrekarelik bir depoya yerleşmiş. Ebay’e de sığamayan Amoruso, ShopNastyGal.com’u kurmuş. (NastyGal alan adı artık onun.) Nasty Gal’in pazarlama ekibi yok, ama takipçiler şirketin Facebook, Instagram, Twitter, Tumblr ve Pinterest’taki her mesajına yorum yazıyor. 550 bin müşterinin dörtte biri her gün siteye girip 6 dakika kalıyor. Uzmanlar geçen yılki geliri 100 milyon doları bulan şirketin müşterilerinin artmasını bekliyor. Forrester Research’ten Sucharita Mulpuru, diğer sitelerde alışveriş yapan ziyaretçi oranının yüzde 3’ken, Nasty Gal’da daha yüksek olduğunu belirterek, “Bu da sadık bir kitleye işaret ediyor” diyor. Şirketin sürekli ikinci el giysi satarak büyüyemeyeceğini anlayan Amoruso, satın alma asistanı bulmak için 2008’de ilan vermiş ve ilk başvuruyu yapan Christina Ferrucci’yi işe almış. Los Angeles’ın moda bölgesindeki satıcılardan eski modaya benzer giysiler almaya başlayan ikili, daha sonra 6 saatlik araba yolculuğuyla iki haftada bir Los Angeles’a gider olmuş. Satıcılara ve modellere yakın olabilmek için şirketi 2011’de Los Angeles’a taşıyan Amoruso, ayakkabı markaları Sam Edelman ve Jeffrey Campbell ile ortaklık kurmuş. Jeffrey Campbell’ın sözcüsü, Nasty Gal’in apartman topuklu ve yüksek bağcıklı modelleri “Lita” gibi daha çekici ürünlere yeni bir mecra açtığını söylüyor. Amoruso Mart 2012’de az sayıdaki hisseyi 9 milyon dolara bir risk sermayecisine satmış.image Ama Ağustos’a kadar işler öyle hızlı büyümüş ki, 40 milyon dolarlık kaynak daha toplayıp bir kısmıyla, Kentucky’de 46 bin metrekarelik ikmal merkezi inşa ettirmiş. Nasty Gal şimdi ayda 6 milyonu aşkın ziyaretçi çekiyor. Urban Outfitters geçenlerde olası bir satın alma için Amoruso’yla görüşmüş. Bazı risk sermayecilerine göre Nasty Gal sürdürülmesi güç ve kısa ömürlü bir moda trendinden yararlanıyor. A m o r u s o i ş l e r i n bozulabi leceğinin farkında olduğunu söylüyor. Şirketin sloganı “Nasty Gal daha iyisini yapar”, Amoruso’nun kişisel sloganı ise “Sadece paranoyaklar ayakta
NICOLE PERLROTH

Tracy DiNunzionun hikayesini de anlatacağım; sevgiler sevgiler….

IKEA Efsanesi

Hepimizin kullandığı bildiği marka IKEA’nın  kuruluş öyküsü bana çok farklı ve heyecan verici geliyor. Mutlaka sizler de bu öyküyü  çok duydunuz,  ben blogumda da paylaşmayı uzun zamandır, istiyordum, sonunda yazdım..Her IKEA’ya gittiğimde bu müthiş hikayeyi anımsıyorum.Keyifle dolaşıyorum.Yorulana kadar gezmek gezmek keşfetmek istiyorum, yorulunca bir şeyler yiyip,ya da içerek biraz daha  kalabilirmiyim?; duygusu yaşıyorum.Hiç alışveriş tutkunu olmamama rağmen alacaklarıma bakarken, aklımda olmayanları da alıyorum.Seneler önce ilk kez  Amerika’da keşfettiğim bu müthiş markaya olan hayranlığım yıllardan beri   hiç değişme olmadan devam ediyor.Yazmak için araştırırken daha da hayran oldum, bilmediğim çok şey öğrendim. ingvar-kamprad-portrait

IKEA’nın patronunun  yaşam öyküsü de çok sıra dışı. Yaklaşık 23 milyar dolarlık servetiyle ekonomi dergisi Forbes’un yaptığı dünyanın en zenginleri sıralamasında 11’inci sırada yer alan Kamprad, yaşam standartlarıyla orta direk bir memura benzer bir görüntü sergiliyor. Büyük servetine rağmen hala eski model bir Volvo 240 kullanan Kamprad, hiç bir zaman birinci sınıfta uçak yolculuğunu tercih etmiyor. Bu tutumlu tavırlarını, çalışanlarına da aşılamaya çalışan Kamprad, örneğin personelinden boş kağıtların her iki tarafını da kullanmasını istiyor.

Çevreyi koruyan yaklaşımları ve çalışmalarını da ayrı bir yazı konusu olarak yeşilkagider blog’da yazmak istiyorum.

Elbette dünyanın en zengin kişilerinden biri olan Kamprad, parasının ve gücünün sağladığı nimetlere de sahip bulunuyor. Ancak, en önemli özelliklerinden biri bunlardan bahsederek, kamuoyu ve çalışanları arasında var olan tutumlu imajını zedelememesi olarak görülüyor. Yoksa, Kamprad’ın İsviçre’de villası, İsveç’te mülkü ve Fransa’da da üzüm bağları bulunuyor. Birkaç yıldır lüks Alman otomobili Porsche’ye bindiğini de belirtmek gerekiyor.

IKEA EFSANESİNİ SİZ DE OKUYUN beğeneceksiniz ….sevgiler, sevgiler

5

IKEA tarihçesi – Efsane nasıl başladı?

Aşağıdaki tarihçe IKEA’nın, nasıl altmış yılı aşkın bir süre içinde güney İsveç’in ormanlarından çıkarak dünyanın 40 ülkesinde iş yapan önde gelen bir perakende mağazası olduğunu anlatmaktadır.

IKEA’nın hikâyesi, kurucusu Ingvar Kamprad’ın İsveç’in güneyindeki Småland’da doğduğu 1926 yılında başladı. Ingvar, Agunnaryd’ın küçük bir köyüne yakın bir çiftlikte, Elmtaryd’ta büyüdü. Genç bir delikanlıyken bile Ingvar bir iş kurmak istediğini biliyordu.

1930’larIngvar Kamprad beş yaşındayken yakın komşularına kibrit satmaya başlar, yedisine geldiğinde bisikletini kullanarak daha uzak çiftliklere ulaşır. Kibritleri Stockholm’dan topluca ucuza alabileceğini ve onları birer birer çok düşük fiyatla satabileceğini ama yine de iyi bir kâr yapabileceğini anlar. Satışları kibritten başlayarak çiçek tohumları, tebrik kartları, yılbaşı ağacı süsleri, daha sonra da kurşun ve tükenmez kaleme kadar çeşitlenir.
1943IKEA Ingvar Kamprad tarafından kurulur
Ingvar Kamprad 17 yaşında iken babası ona çalışmalarında başarılı olduğundan ödül olarak para vermiştir. Ingvar da bunu kendi işini kurmakta kullanır. IKEA kısaltması adı ve soyadının baş harfleri (I.K.) ile büyüdüğü köy ve çiftlik adlarının baş harflerinden oluşur (Elmtaryd (E) ve Agunnaryd (A). IKEA düşük fiyatlı kurşun kalemler, cüzdanlar, resim çerçeveleri, masa servis örtüleri, saatler, mücevherat ve naylon çorap satmaktadır.1945 Ingvar Kamprad bireylere doğrudan satış yapmayı düşünür ve böylece yerel gazetelere ilan vererek posta ile sipariş yapanlara mal göndermeye başlar. Ürünlerini teslim etmek üzere tren istasyonuna yerli yapı bir süt kamyoneti ile gitmektedir.
1948 Mobilyanın IKEA malları arasında sunumuKamprad’ın evi yakınındaki ormanlarda yerli mobilyacılar tarafından mobilya üretimine başlanır. Sonuç olumludur ve ürün gamı giderek genişler.
1951 İlk IKEA kataloğu yayınlanır.IKEA kurucusu, bir katalog yaparak daha fazla mobilya satmayı düşünür. Sonuçta bugün bildiğimiz IKEA kataloğu doğar.
1953 İlk mobilya galerisi İsveç Älmhult’da açılırBu galerinin açılması, IKEA konseptinin gelişimi için önemlidir çünkü müşteri satın almadan önce ilk kez IKEA ev mobilyalarını burada görecektir. Galeri açma fikri IKEA’nın ana rakibi ile arasındaki fiyat savaşından doğar. İki şirket fiyatları düşürdükçe kalitenin korunması zorlaşır ama IKEA bu galeriyi açarak düşük fiyatlı ürünlerinin işlevlerini ve kalitesini halka açıkça gösterme şansı bulur. Bu yenilik bir başarı olmuştur. Halk, parasına göre en iyi ürünü seçmeye başlar.
1956 “Yassı kutu” içinde demonte mobilya tasarımıIKEA’nın demonte tasarım fikri, rakiplerinin IKEA’yı boykot etmeleri için IKEA’ya mal verenlere yaptıkları baskılar sonucu doğdu. Yassı kutu buluşu ise IKEA’nın ilk çalışanlarından birisinin bir LÖVET masanın bacaklarını sökmesiyle başladı. Böylece masa araca kolay sığacak ve taşıma sırasında hasar görmeyecekti. Bu buluştan sonra yassı kutu ve demonte fikirleri, konseptin bir parçası olur.
1958 İlk IKEA mağazası İsveç’te açılır

Älmhult’daki ilk IKEA mağazası ev mobilyalarını içeren 6.700 metre karelik bir yerde açılır. O tarihte İskandinavya’nın en büyük mobilya mağazasıdır.

Gillis Lundgen, TORE çekmeceli dolabı tasarlar…
En eski IKEA çalışanlarından Gillis Lundgren, IKEA’nın mutfak imalatçılarından birisini ziyareti sırasında IKEA mutfaklarında kullanılan basit ve pratik dolap biçimlerini farkeder ve bundan esinlenerek aynı düşünceyi tüm ev mobilyalarına uygulamayı düşünür. Älmhult’a döner dönmez oturur ve TORE çekmeceli dolabı tasarlar.

Çalışanlarımız 100. çalışanımız IKEA’ya katılır.

2012-ikea-yatak-odası-dekorasyonları-1

1960 İlk IKEA restoranıİlk IKEA restoranı İsveç’te Älmhult’daki IKEA mağazasında açılır.
1961 Ürün testleri başlarIKEA İsveç test standartlarını kullanarak ürün kalite testlerine başlar.ÖGLA sandalye piyasada
ÖGLA kafe sandalyesi IKEA’nın biçim, işlev ve fiyat konsepti dikkate alınarak piyasaya çıkar. Bugün kompozit plastikten ve daha az taşıma maliyeti ile üretimi devam etmektedir.
1962 Marian Grabinski MTP kitaplığı tasarlarMTP kitaplık çağdaş bir klasik haline gelir ve yıllar boyu çok sayıda taklidi yapılır. Bu ve diğer ahşap ürünlerin geliştirilmesi, 1960’larda IKEA ile cila satıcıları arasındaki güçlü ilişkilerin gelişmesinin nedeni olmuştur. Bu ilişkiler bugün de devam etmektedir ve çoğu insanın alım gücü az olduğu için bu durum düşük fiyat politikası sürdüren IKEA için önemlidir.
1963 IKEA Norveç’teİsveç dışında ilk IKEA mağazası Oslo’da açılır.
1965 En büyük IKEA mağazası İsveç Stockholm’de açılırIKEA’nın 31.000 metre karelik amiral gemisi Kungens Kurva’nın açılışında binlerce kişi kuyruk olur. Mağaza, New York’un Guggenheim Müzesi’nden esinlenilen dairesel bir tasarıma sahiptir. Mağazanın başarısı, bir “kendi-işini-kendin-gör” deposu açılışına götürür. IKEA’nın yeni bir konsepti doğmaktadır. Diğer taraftan müşterilerin düşük fiyatla kaliteli mutfak aletlerini satın alabilecekleri Accenten adlı bir mağaza açılır.
1968 Sunta, kendi damgasını vuruyorBu pahalı olmayan, çabuk eskimeyen ve işlenmesi kolay malzeme IKEA’ya çok uygundu. 1969’da mimar Åke Fribryter PRIVAT kanepeyi tasarlar. PRIVAT, sunta üzerine beyaz lake iskelet ve tekstil tasarımcısı Sven Fristedt’in kahverengi çiçek desenli kreton kumaşından yapılma bir kılıftan oluşuyordu. Bu kanepe, düz çizgilerinin güzelliği ve inanılmaz düşük fiyatıyla çok başarılı bir ürün olur.
1969 IKEA Danimarka’daİlk IKEA mağazası Kopenhag’da açılır.
2 (1)
1970 IKEA İsviçre’deİskandinavya dışındaki ilk IKEA mağazası Zürih’te açılır.Mobilyada jean kumaş kullanılır
TAJT çok işlevli yataklı kanepe IKEA’nın nasıl farklı şeyler ürettiğini gösteren bir çok örnekten birisidir. Başka bir sanayide kullanılan düşük maliyetli hammaddeyi kullanarak dayanıklı ve düşük fiyatlı bir ürün yaratılmıştır. Bu kez kahraman jean’dir!
1974 IKEA Almanya’da İlk IKEA mağazası Münih’te açılır. İsviçre’deki başarı bugün IKEA’nın en büyük pazarı olan Almanya’da hızlı bir gelişmenin de yolunu açar.Görenlerin hayretle baktığı SKOPA sandalye
Olle Gjerlöv-Knudsen ve Torben Lind’in birlikte tasarladığı SKOPA sandalye için imalatçı seçmek çok kolaydı. Gerçi bu seçim bazılarını çok şaşırttı. Çünkü bu sandalyenin, esasında plastik kova üreten bir imalatçı tarafından üretilmesine karar verildi. Böylesine alışılmışın dışında bir üretimin ise tasarımın şekil ve işlevini tehlikeye atmasına izin verilmedi.
1975 IKEA Avustralya’daİlk IKEA mağazası Sidney’de açılır.
1976 IKEA Kanada’da

İlk IKEA mağazası Vancouver’de açılır.

POEM piyasada (bilinen adıyla: POÄNG)
Daha sonraları evrim geçirerek POÄNG adını alan bir diğer IKEA klasiği, katmanlı ahşaptan yapılan rahat koltuk POEM doğar.

Bir Mobilya Satıcısının Vasiyetnamesi
Ingvar Kamprad “Bir Mobilya Satıcısının Vasiyetnamesi”ni kaleme alır ve 1976’da yayınlatır. Bu eser IKEA’nın vizyonu ile iş fikrini belgelemektedir ve IKEA’nın gelişimi ve yaşamı üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir.

images1977 İlk IKEA restoranıİlk IKEA restoranı İsveç’te Älmhult’daki IKEA mağazasında açılır.
1978 BILLY kitaplık doğar.BILLY kitaplık bir IKEA klasiği olarak ürün yelpazesine katılır.
1979 IKEA Hollanda’daİlk IKEA mağazası Rotterdam’da açılır.
1980  KLIPPAN kanepe – Bir diğer IKEA klasiği
KLIPPAN kanepe hem çocukların tüm işkencelerine dayanacak kadar sağlam hem de uzun masallar sırasında uyuyup kalacakları kadar yumuşaktır. Kılıfını çıkarıp makinede yıkayabilirsiniz.LACK sehpa geliyor
Bu düşük fiyatlı ve kullanışlı sehpa, oda kapılarında kullanılan bir teknikle üretildiğinden normalden çok daha sağlam ve daha hafiftir. “Karkas-kaplama” denilen bu sandviç tekniği yıllardır bir çok IKEA ürününde kullanılmaktadır.
1981 IKEA Fransa’da
İlk IKEA mağazası Paris’te açılır.
1982 IKEA Grubu oluşuyor
IKEA Grubu oluşur. Grubun sahibi, merkezi Hollanda’da bulunan Stitchting INGKA Foundation adlı vakıftır.LACK serisi genişliyor
LACK sehpayı tamamlaması için LACK raflar tasarlanır.
1984 IKEA Belçika’da 
İlk IKEA mağazası Brüksel’de açılır.STOCKHOLM serisi mobilyalar piyasaya çıkar
IKEA mobilya tasarımlarında huş ağacı, deri ve kreton kumaş gibi bazı çok sevilen malzemeleri kullanarak bir seri üstün kaliteli mobilya yapar. Bu seri, yüksek etiket fiyatı dışında üstün kaliteli klasiklerden beklenen her şeye sahiptir. STOCKHOLM serisi, İsveç Üstün Tasarım Ödülü’nü kazanır.IKEA katalog ürünleri artıyor
IKEA kataloğunun tirajı dokuz dilde 45 milyona ulaşır.IKEA FAMILY kulübü açılır
IKEA FAMILY, yeni müşteri kulübü açılır. Bugün IKEA FAMILY 16 ülke faaliyettedir (167’den fazla mağazada) ve yaklaşık 15 milyon üyesi vardır.10
1985 IKEA ABD’de
İlk IKEA mağazası Philadelphia’da açılır.Çalışanlarımız
IKEA’nın bugün 10.000 çalışanı ve IKEA Grubu’nda ise 60 mağazası vardır.Niels Gammelgaard MOMENT kanepeyi tasarlar 
IKEA uygun bir imalatçı ararken, marketler için alışveriş sepeti üreten bir fabrika ziyaret edilir. Burası dayanıklılık ve denge bilgisini kullanımında başarısını kanıtlamış görür. IKEA bu üretimi, modern görünümü ile modaya uygun, konforlu ve düşük fiyatlı bir kanepe yaratmakta bir başlangıç noktası olarak alır. Kanepeyi tamamlayan ve 1987’de tasarlanan sehpa ise gurur duyduğumuz bir ödül olan, İsveç Üstün Tasarım Ödülü’nü kazanır.
1986 Yeni bir Başkan ve İcra Başkanı
Ingvar Kamprad, ana şirket INGKA Holding B.V.’ye danışman olmak üzere Grup Yönetimi’nden emekli olur. Yerine IKEA Grubu’nun Başkanı ve İcra Başkanı olarak Anders Moberg atanır.
1987 IKEA İngiltere’de
İlk IKEA mağazası Warrington, Manchester’da açılır.
1989 IKEA İtalya’da
İlk IKEA mağazası Milano’da açılır.
1990 IKEA Macaristan’da
İlk IKEA mağazası Budapeşte’de açılır.IKEA’nın ilk çevre politikası
IKEA Grubu, şirket ve çalışanlarının işletme içinde yapılan tüm faaliyetlerde çevre sorumluluğunu almalarını sağlamak için bir çevre politikası geliştirir.
1991 IKEA Çek Cumhuriyeti ve Polonya’da
İlk IKEA mağazası eski Çekoslovakya’da Prag’da açılır. Polonya’daki ilk IKEA mağazası ise Poznan’da açılmıştır.Swedwood, IKEA’nın sanayi grubu
IKEA kendi hızar atölyesini ve üretim fabrikalarını edinir ve ahşap esaslı mobilya ve ahşap elemanları üretmek üzere Sweedwood sanayi grubunu kurar.
1993 IKEA ve FSC
IKEA Grubu, Küresel Orman Sertifikasyon Örgütü Orman Yönetim Konseyi’nin (Forest Stewardship Council (FSC)) üyesi olur.
1994 MAMMUT
Farklı olmak cesaret ister. Yalnızca çocukların en çılgın hayal alemlerine ev sahipliği yapmak için değil, aynı zamanda en çılgın oyunlarına da dayanacak kadar sağlam bir seri çocuk mobilyası piyasaya sunulur. Tüm ürünler sağlam ve esnek malzemelerden yapılmış ve güvenlik nedeniyle köşeler yuvarlatılmıştır.
ikea-2010-mutfak-modelleri-1
1995 İlk IKEA PS koleksiyonu piyasada
Milano Mobilya Fuarı sırasında piyasa çıkan PS, POST SCRIPTUM’un kısaltmasıdır ya da bir başka deyişle IKEA’nın tasarım dünyasına en son katılan mobilyalardır. IKEA PS koleksiyonu, IKEA’nın tasarım değerlerini paylaşmasının bir yoludur: Düşük fiyata biçim ve işlevsellik. IKEA, kişisel beğenilerini genel beğenilerden üstün görenlere karşılık duygusal, eğlenceli ürünler yaratmak üzere PS serisi tasarımcılarını yeni kreasyonlarında özgür bırakır.
1996 IKEA İspanya’da
İlk IKEA mağazası Madrid’te açılır.Richard Clack’ın DAGIS marka çocuk sandalyesi doğar
Richard Clack, sandalyesini tasarlamadan önce çocuklar üzerinde uzun ve sıkı bir gözlem yapar. Çocuklar için keskin kenarlar yoktur, kenarlar oldukça yumuşak ancak bazen biraz kabaca ve düzensiz olabilir. Richard da sandalyeyi çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak gibi tasarlar. Ama üzerine bir ek daha yapar: DAGIS sandalyeler iç içe geçebilir. Yani daha az yer kaplar ve daha kolay taşınır.
1997 IKEA internette
IKEA web sayfası, www.ikea.com açılır.“IKEA Çocuk” piyasada 
IKEA, ailenin tümü için mobilya üretir. Ama çocuklar dünyadaki en önemli varlıklardır ve IKEA özellikle onlar için yeni bir seri geliştirmeye karar verir. Biz, çocukların koordinasyon becerileri, sosyal becerileri ve yaratıcılıklarını geliştirmeye uygun ürünler geliştirmek üzere bir çok uzmanla birlikte çalışırız. 1997’de piyasaya çıkardığımız ve bugün satmaya devam ettiğimiz ürünler ise en önemli uzmanlarımız yani çocukların kendileri tarafından seçilir. Mağazalarımız bile oyun alanları, çocuk odası düzenlemeleri, bebek takımları ve restoranda özel yiyecekler sağlayarak çocukların gereksinimlerini karşılar.
“IKEA 365+” yılın tüm günleri için vardır
IKEA yiyeceklerin hazırlanması, pişirilmesi, servisi ve yenmesiyle ilgili güzel ve kullanışlı bir seri olan IKEA 365+ serisini piyasaya çıkarır. Bu serinin parçaları, mutfak işlerini daha kolay ve daha zevkli hale getirmek amacıyla, biçim ve renkleriyle de günlük hayata biraz daha güzellik katmak için tasarlanmıştır.
1998 IKEA Çin’de
İlk IKEA mağazası Pekin’de açılırIKEA Grubu’nda ilk ormancılık müdürü atanır 
IKEA, ormancılık kaynaklarının kulanımını güvenle sürdürebilmek üzere tam gün çalışacak ilk Orman Müdürü’nü atar.
1999 Çalışanlarımız ve mağazalarımız
IKEA Grubu 50.000 çalışana ve 29 ülkede 158 mağazaya ulaşır.Yeni bir başkan ve İcra Başkanı
Anders Dahlvig görevi Anders Moberg’den devralarak IKEA Grubu’nun Başkanı ve İcra Başkanı olur.Büyük Teşekkür Olayı
9 Ekim 1999 tarihi eşsiz Büyük Teşekkür Olayı, IKEA Grubu içindeki bir çok çalışan için bin yıllık bir ödüldür. Bu özel günde tüm satışlar toplamı yani yaklaşık 84-85 milyon Euro’luk bir miktar, tüm çalışanlar arasında bölünür. Bu şirketin devam eden başarısına katkıda bulunan gayretli IKEA çalışanlarına eşsiz bir teşekkür yoludur.almstba.com_13114031972Kosova’da eğitimin iyileştirilmesi 
IKEA Grubu, savaşta yanan Kosova’daki okulların tekrar yapımına, çocuklar için eğitim malzemesi sağlanmasına ve eğitmenlerin özel eğitimine yardımcı olmak üzere UNICEF ve “Çocukları Koruyun” fonlarına bağışta bulunur.
IKEA, VÄRDE mutfakları ile uluslararası ödül kazanır
VÄRDE serisi, mutfak konusunda yeni bir düşünce tarzıdır. Eşsiz modül tasarımı müşterinin isterse tüm mutfağı baştan yaratma ya da sadece basit bir parça eklemesine izin verir. Çekiciliği ile birleşen yenilikçi tasarımı, işlevselliği, ergonomisi, ekolojik uyumluluğu ve dayanıklılığı VÄRDE’ye, Almanya’daki Kuzey Ren Vestfalya Tasarım Merkezi tarafından verilen En Üstün Tasarım Kalitesi Kırmızı Nokta Ödülü’nü kazandırmıştır.

2000 IKEA Rusya’da
İlk IKEA mağazası Moskova’da açılır.
Davranış kuralları düzenlenir
Mobilya ve ev aksesuarları satın alımında IKEA Tarzı (IWAY) adı verilen davranış kuralları düzenlenir. Bu kurallarda yasal konular, çalışma koşulları, çocuk çalıştırmayı fiilen engelleme, dış çevre ve orman yönetimi ile ilgili olarak IKEA’ya mal verenlerin IKEA’dan ve IKEA’nın da onlardan neler beklediğini belirtilir. Buna ek olarak IKEA, mal verenler ile onların taşeronlarının çocuk işci kullanmamalarını sağlamak için “Çocuk Çalıştırmayı Önlemede IKEA Yolu” nu yayınlar.
Hindistan’da çocuk hakları projesi
IKEA Grubu UNICEF işbirliği ile kuzey Hindistan’da çocuk çalıştırmanın esas nedenlerini anlamaya yönelik geniş bir toplum programı başlatır. Proje 500 köy ve eğitim fırsatı tanınan 80.000 ‘nin üzerindeki çocuğu kapsamaktadır. Proje bugün seçenekli öğrenim merkezleri, sağlık ve beslenme, eğitim, kadını güçlendirme ve kadın destek grupları oluşturmayı sağlayan bir dizi girişimi kapsamaktadır.
IKEA müşterileri için online alışveriş başlıyor
İsveç ve Danimarka’da e-alışveriş başlar. O zamandan günümüze bir çok ülkedeki IKEA’larda online alışveriş başlamıştır.
ikea-Salon-Modelleri
2001 IKEA Demiryolları İşletmesi
IKEA Grubu, IKEA Demiryolları Şirketi vasıtasıyla kendi demiryolu işletmesini devreye sokar. Tren İsveç Älmhult ile Almanya Duisburg arasında haftada bir kez gidiş-dönüş seferi yapar. 2004’te demiryolları işletimi IKEA’nın bu güzergahı kullanmayı devamı ile birlikte bir dış firma tarafından devralınır. Demiryolununu kullanmak, IKEA malzemeleri ve ürünlerinin sürdürülebilir taşımacılığını artırmakta ve IKEA’nın önemli bir parçası olmaya devam etmektedir.
Bir başka buluş ürünü
IKEA, Polonya’daki fabrikada duralit ve sunta üzerinde doğrudan model mobilya üretiminin ilk imalatçılardan birisi olur. Bu tekniğe “ahşap-üzerine-baskı” denir.Anders Dahlvig Londra’da Yeşil Barış Konferansı’nda konuşma yapar 
IIKEA, Yeşil Barış Çevre Örgütü gibi farklı sivil toplum kuruluşları ile 1991’de başlayan uzun bir işbirliği geleneğine sahiptir. Bu gelenek IKEA’nın ürünlerinde kağıt beyazlatma maddesi ile PVC kullanımını sonlandırması ve balta girmemiş doğal ormanların korunması yolunda doğru çalışmalar yapmasına yardımcı olmuştur.
IKEA Grubu için yeni bir genel merkez
The IKEA Grubu Genel merkezini, Danimarka’daki Humlebaek’ten Hollanda’daki Leiden’e taşır.
2002 IKEA ürün kazanım projesi
İade ürünlerin atılması yerine mümkünse onarılmasını sağlamak üzere Avrupa’daki 100’den fazla mağazada bir yeni ürün-kazanım konsepti uygulanmaya başlanır.Orman Projelerinde IKEA ve WWF işbirliği
2002’de küresel koruma örgütü WWF (Dünya Doğayı Koruma Vakfı) ve IKEA Grubu tüm dünyada öncelikli orman bölgeleri sorumluluğunu tanıtmak üzere güçlerini birleştirirler. Bu iki kuruluş orman sorumluluğunun gelişimini desteklemek üzere bir seri küresel ve bölgesel orman projeleri başlatır.
ikea-ev-urunleri-3
2003 Dördüncü IKEA PS koleksiyonu piyasada
Çocuklara oyun oynamayı ve fiziksel aktiviteden zevk almayı aşılamak üzere özel bir tutkuyla yeni buluş ürünler üzerine odaklanılır. Çok başarılı olan PS BRUM yumuşak oyuncakları da bu serinin içinde yer alır. 2003-2004 yıllarında müşteriler IKEA Grubu mağazasından bir PS BRUM yumuşak oyuncak satın alarak 2.1 milyon Euro’nun üzerinde para toplanmasına yardımcı olurlar. Bu fonlar, Angola ve Uganda’daki çocuklar için UNICEF projelerine bağışlanır.
2004 IKEA Portekiz’de
İlk IKEA mağazası Lizbon’da açılır.İlk çevre raporu
IKEA Grubu ilk Sosyal ve Çevre Sorumluluğu Raporu’nu yayınlar. Bu rapor web sitesinde çıkar, olayları ve rakamları da verir.200’üncü IKEA mağazası açılır
ABD’nin New Haven kentindeki IKEA mağazası, IKEA Grubu’nun 200’üncü mağazası olarak açılır.
2005 IKEA Türkiye’de 
İlk IKEA mağazası İstanbul, Ümraniye’de açılır.IKEA Türk pazarında
Dünya genelinde franchise sistemi ile mağazalar açan IKEA, Türkiye’de Maya Holding A.Ş.’nin ana hissedarı olduğu MAPA Mobilya ve Aksesuar A.Ş. ile iş ortaklığına girer. 5 Mayıs 2005’te İstanbul Ümraniye’de ilk mağazanın açılmasının ardından, büyük başarı yakalayan IKEA, 6 Nisan 2006’da İzmir Bornova’da 2. mağazasını açar. 8 Kasım 2007 tarihinde, Türkiye’nin üçüncü, İstanbul’un ise ikinci IKEA mağazası Bayrampaşa’da açılır. IKEA 13 Kasım 2008’de ise Bursa Osmangazi’de 4.mağazasını açmıştır. IKEA, 23 Haziran 2011 tarihinde 5. mağazasını Ankara Mamak’ta açmıştır.
IKEA yatak odası mobilyaları koleksiyonunu piyasaya sunar 
Yataktan, dolaplara, şifonyerlere, komodinlere ve tüm tekstil çeşitlerine kadar her şeyin uyumlu ve düşünülmüş olduğu bir yatak odası mobilyaları koleksiyonu piyasaya sunulur.IKEA mutfak çözümleri üzerine odaklanmayı genişletir
IKEA mutfaktaki hayatı kolaylaştırmak ister. Çünkü mutfaklar herşeyden öte evin en çok kullanılan mekânıdır. IKEA böylece mutfaktaki yaşamı daha zevkli yapmak için her konuya eğilir. Sonuç, mutfak yaşamını kolaylaştıran birbiriyle uyumlu ve geniş bir mutfak ve yemek takımları serisidir.Untitled-14-630x385
Beşinci IKEA PS koleksiyonu piyasada
Ya en çılgın fikirler en akıllı çözümler olsaydı? Beşinci IKEA PS koleksiyonu “Ya …olsaydı” sözcüğü altında piyasaya çıkar. 28 tasarımcı içinde malzeme, tasarım, işlev ve teknikler konusunda “buluş”un kilit sözcük olduğu bir mobilya serisi geliştirirler. Bu seri, menteşeli halılar ve ayak yastıklarından tutun da, tişört biçiminde yastıklara ve ahşap-plastikten sallanan yemek sandalyelerine kadar herşeyi içermektedir.
Pamuk ekimi konusunda IKEA ve WWF işbirliği
IKEA, daha iyi pamuk ekim yöntemleri geliştirmek üzere WWF ile birlikte çalışır. Pakistan’da yaklaşık 2000 çiftçi Çiftçi Tarla Okulları’nda eğitilmektedir. 2006’da ise pamuk ekimi projesi 500 çiftçinin eğitildiği Hindistan’a açılır. Buluşa dayalı öğrenim süreci, bölgedeki başka çiftçilere iyi bir örnek olarak hizmet eden sürdürülebilir üretim uygulamalarının benimsetildiği çoğu okuma yazma bilmeyen çiftçiler için çekicidir.
IKEA mal bağışı yapar
Liberya ve Burundi’deki okulların her biri UNICEF okul projesinden 9.000 masa alır. Tsunamiden sonra IKEA Endonezya’daki kazazedelere yardım için UNICEF’e 125.000 yatak çarşafı, 100.000 yorgan, 18.000 battaniye, 145.000 oyuncak ve 300 yataktan oluşan bir bağış yapar.
IKEA Sosyal Girişimi
Çocukları Koruyun projesi ve UNICEF ortaklığının yardımıyla küresel toplumun ilgisini ele alan IKEA Sosyal Girişimi adı verilen bir örgüt oluşturulur.
2006IKEA Japonya’da
Japonların 70’lerde kurulan bir ortak girişimle sayasinde yaptıkları incelemeler sonucu IKEA Grubu, tamamına sahip olduğu ilk mağazasını Tokyo’da açar.
IKEA marka gıdalar
IKEA,mağazalarında satılan gıda çeşitleri içindeki 150 üründen yaklaşık yüzde 30’unu kapsayan kendisine ait bir gıda markası piyasaya çıkarır. Bu seri, İsveç tarifleri ve geleneklerine dayalı gıda ürünleri üzerine odaklıdır. Ürünlerde IKEA etiketi bulunmakta, IKEA mağazalarındaki İsveç Gıda Marketleri’nde satılmakta ve IKEA restoranlarında servis edilmektedir.
Çalışanlarımız
IKEA Grubu 100.000 çalışanı aşmıştır ve 44 ülkede iş yapmaktadır.
ikea-Salon-Modelleri
Yasaya aykırı ağaç kesimini engelleme
IKEA Grubu ve WWF, Rusya’da yasaya aykırı ağaç kesimini sınırlamak için güçlerini birleştirir, Rusya ve Çin’de yasalara uygun olan ormancılk etkinliklerine ödül verirler. WWF Rusya, ulusal ve bölgesel düzeyde yasalara aykırı ağaç kesimine çözümler bulmak üzere devletin çalışma gruplarına aktif olarak katılır. Örneğin, bölgesel yasalara aykırı ağaç kesimine karşı ekipler kesim etkinliklerini izlemek ve bunlar üzerinde kontrolu ele geçirmek için teknik yardım almaktadırlar.
IKEA Grubu Pakistan’daki depremzedelere yorgan bağışı yapar
Ekim 2005’de Pakistan depremi bir çok kişiyi çaresiz bırakmıştır. 350.000’i aşkın IKEA battaniyesi UNICEF’e bağışlanır ve hayatta kalanların yaşam koşullarını iyileştirmek için çaba gösterilir.
2007 IKEA’nın en uluslararası mağazası
IKEA Haparanda’da “en uluslararası” IKEA mağazasını açar. Çünkü bu mağaza, İsveç ile Finlandiya arasındaki sınırdadır ve bu bölge aynı zamanda Rusya ve Norveç’i de içine alan bir rezervuar alanıdır.
35999180
İklim değişikliği konusunda IKEA ve WWF İşbirliği 
IKEA Grubu ve WWF, IKEA’nın işlerinden doğan sera gazları emisyonlarını azaltmak amacına dönük projeler konusunda bir işbirliği başlatırlar. Bu işbirliği IKEA’ya mal verenlerin kendi enerji verimliliğini iyileştirilmeleri, yenilenebilir enerji kullanımını artırmaları ve IKEA mağazalarına ve mağazalarından sürdürülebilir müşteri taşımacılığının geliştirilmesini kapsar.

 

Esra’nın Pastaları…

133_1339Tesadüfen tanıştım, tanıştığım an sevdim, hemen sipariş verdim.Pastam hem çok leziz hem çok sağlıklı hem de çok özel dizaynda yapılmıştı.Kocaman aşkımın doğum gününde onun iş hayatının önemli sembolü Büyük Ansiklopedi’yi Esra pasta olarak hazırlamıştı.Okuma gözlüğünü ve ayracındaki sarı kırmızı renkleri de eklemişti. 133_1347Fikir de aramızda yaptığımız minicik sohbette oluştu.Böyle bir pastanın yarattığı şok sevinç  de müthişti.Pırıl, pırıl, genç çalışkan yetenekli pastacı Esra Şaşmazer‘i o günden beri de yazmak istiyorum. Fotoğraflamak istiyorum.Ama Esra’cık çok yoğun sürekli koşturuyor. Çünkü Esra aynı zamanda her gün bir finans şirketinde çalışıyor. Aldığı siparişleri hafta sonu ya da akşamları hazırlıyor. Gününde de götürüp teslim ediyor. Hep gülerek, neşeyle, sevgiyle… Her seferinde de pastalarını, kurabiyelerini  heyacanla, merakla  çok  güzel , kocaman gözlerini  açarak acaba beğenecekler mi? endişdesiyle bakarak teslim ediyor.En büyük mutluluğu sipariş verenin beğenisi.

1057503_10151470868707539_240323858_n

Sevgiyi göstermenin farklı yolları vardır ama yediden yetmişe herkes için ortak olan,gülümseten hediye anne kurabiyesidir..O’na sevginizi göstermek,özel günlerinizde dostlarınızla paylaşmak,çocuklarınıza güzel anılar yaratmak için Madame Cookies size keyifli kurabiyeler sunuyor….gülümseten kurabiyeli günler.

Esra böyle anlatıyor; Madame Cookies‘i

1057985_10151474281452539_874096819_n

“Yaptığım pastalar ile insanların güzel anlarında imzam olmasını istedim diyor..”.İşte birkaç imza pasta fotoğrafını sizler için seçtik.

1058745_10151474272472539_578187801_n

“İlerde butikr üretim alanı olu bişturmak istiyorum,yaratıcı arkadaşlarla çalışmak istiyorum” diyen ; Esra’nın benim çok sevdiğim, maske şeklindeki bir doğum günü pastası;

702518_10151178958482539_1066225985_n

Bu da çok beğendiğim bir yeni yıl yemeği pastası….

Böyle gönülden yapılan, yaratıcılığı, kalitesi, ön planda olan her pasta , ve benzeri ikramların güzel olmaması, beğenilmemesi mümkün mü?

1060493_10151474278192539_576167429_n

Buna ne demeli…Gurme lezzetler için mutfak atölyesine katılan Ruhi Bey’in doğum günü pastası…

1062485_10151474278717539_612387530_n

Pasta olduğuna inanmak çok zor, kime yapıldıysa kıskanmamak mümkün değil; hiç unutulmayacak bir anı…

979811_10151474283117539_943026556_n

Paskalya yemeği  için daha güzel bir hediye olabilir mi?

1057527_10151474281802539_446316568_n

Bence bu inci pasta verilirken; şaşkınlık anı geçmeden de  inci kolyenin orjinali çıkarılmalı…Harika bir anneler günü hediyesi….

1057702_10151474272047539_1401694034_n

Bu kurabiyeleri kime vermeli siz düşünün…Bütün bu çok özel ve  sadece size özel olacak seçenekler sadece bir telefon uzağınızda…133_1252

Esra’yı keşfeden sevgili Zehra Güngör. Ben de ondan duyarken bir anda tanıştım ve müşterisi oldum.Hem de çok takdir eden beğenen müşterisi oldum. Hepimiz özel günlerimizde özel anılar, özel kutlamalar isteriz. Hiç unutulmayacak, gözümüzün önünden silinmeyecek. O zaman hemen Esra’yı arıyorsunuz; o birkaç sorudan sonra sizin kafanızdakini hayata geçirmek için çalışmaya başlıyor. Önce tasarımı örnek fotoğraflarla anlatıyor, beğendiriyor. Sonra da yapımına  geçiyor.

Esra Muğla Üniversitesi iktisadi ve idari bilimler fakültesi  iktisat bölümü mezunu; okulu bitirdikten bir sonra finans şirketinde çalışmaya başlıyor. Sonra da  çok severek yaptığı pasta ve kurabiye becerilerini hobbyden öteye  götürmek, işe dönüştürmenin yollarını bulmaya çalışırken Zehra Güngör ona destek veriyor. Koçu mentörü oluyor. Esra’nın şimdi bir şirketi var.  Henüz pastaları kurabiyeleri evinden yapıyor. Canı kocası ,Özgür; ona her aşamada yardımcı oluyor. imageKocası da Güzel Sanatlar Akademisi mezunu. Yaratıcılığını ve becerilerini dövmeler yaparak ortaya çıkaran çok farklı bir alanda çalışıyor.İkisi de farklı konularda yaratıcılıklarını konuşturuyorlar.Sevdikleri işi yapıyorlar. Gelecek için güzel hedefleri var. Belli bir döneme kadar da evden çalışmayı sürdürmek istiyorlar.Esra ayrıca başka bir işte çalışıp güzel bir mücadele veriyor. Bu iki güzel pırıl pırıl gence saygı duymamak, sevmemek mümkün mü?

Sınır tanımayan bu genç girişimcilik hikayesini çok beğeniyorum, onun için paylaştım, gurur duyuyorum.Başarılarının devamını, hayallerinin en kısa zamanda en güzel noktalara ulaşmasını diliyorum, sevgiler sevgiler… tonlarca….

Genç Kızlarımız İçin;

Milla-300x300Trendyol‘un sahibi Demet Mutlu; başarılı, enerji dolu, pırıl pırıl,  bir genç girişimci. Hikayesini, başarısını duyduğumda, ilgimi çok çekti. Kendisini görüp, hikayesini kendi anlatımıyla dinleyince çok daha sevdim, hayran oldum.Demet’in  gençlere, özellikle genç kızlarımıza  örnek olacak güzel  hikayesi ve tavsiyeleri var.Çok daha önce paylaşmalıydım, ama her anın paylaşım değerlerinin  çok farklı dokunmalara, neden olacağını düşünüyorum.

Demet işini kurarken kendi moda beğenisini  ve Amerika’da kullandığı internetle alışveriş sistemini biraraya getirerek işe başlıyor.

Demet Mutlu, şöyle anlatıyor öyküsünü:

İnşaatçı ve çok yoğun çalışan annesi ona ilk rol modeller oluyorlar.

demetmutlu2_dNew York’ta doğdum. Babam işadamı, inşaat projeleri yapardı. Hem New York’ta, hem Türkiye’de. Annem ise Citibank’ta çalışıyordu. Babam (Bilal Mutlu) genç yaşta New York’a gitmiş. Şu an 76 yaşında ve halen aktif. Aslen Ankaralı. Annem ise Adanalı. Tarsus Amerikan’da okumuş, sonra İstanbul  ardından New York. Orada da babamla tanışmışlar. İkisinin de yoğun iş hayatı vardı. Benim için güzel rol model oldular. Bana küçük yaştan itibaren hep ‘yapabileceğim’ anlatıldı. New York’ta aslında 3 yıl kaldım. Sonra İngiltere’de ilk okulun 3, 4 ve 5’inci sınıflarını okudum.İtalya’da da lise okudum. New York’ta işletme eğitimi aldım. Türkiye’ye döndüm.

7 yıl profesyonel hayatta çalışıyor.Girişimci olmak fikriyle hep başarılı girişimcilerin sohbetlerini izliyor, dinliyor.Dijitalin pazarlama gücünü farkediyor.

İşletme mezunu olarak hep küresel şirketlerde çalıştım. Finans bölümünde, üretimde, iş geliştirmede ve pazarlamada hepsinde tecrübe edindim. İstanbul, İsviçre, Japonya ve New York’tan sonra da Harvard’da MBA yapma kararı aldım. Çünkü girişimci olmak istiyordum, bunun için de iyi bir eğitimim olmalıydı. Okulda, iş projeleri yapıyorduk. Çok sayıda başarılı girişimci gelip bizimle sohbet ediyordu. Birçok önemli şirketin iç yapısını zaten bizzat görmüştüm. Ancak en çok yeni iş geliştirme, proje yönetme bana çok heyecan vermişti. Japonya çok ilginç bir deneyimdi benim için orada daha 2005 yılında dijitali yaşadım, öğrendim. Dijitalin pazarlama gücünü gördüm.

imagesRihanna ile proje

ABD’de çalıştığım şirketin ‘zencilere kozmetik’ pazarlamadaki başarısızlığını aşmak için bir proje yönettim. Sarışın mavi gözlü kadınlarla sunulan kozmetiğin zenci kadınları çekmeyeceğini anlattım ve Rihanna ile anlaşıp o projede büyük başarı elde ettik. Meşhur Umbrella şarkısıyla ilk çıkışında, bizim projemizle yeni bir alan açtık.                                                                                                                             Bir arkadaşım internette bir kozmetik projesi yaptı ve başarılı oldu. O benim için cesaret vericiydi. Ben de internetten ‘moda’ satmaya karar verdim. İstanbul’daki tasarımcıların ürünleri ile Türkiye genelindeki kadınların hatta İstanbul’un Beşiktaş Nişantaşı Osmanbey dışındaki semtlerinde oturanların bile buluşması zordu. Tasarımcıların da mağazaları yoktu. İşte bu aradaki bağlantıyı internetle yaparız diye düşündüm. Üstelik moda benim de tutkumdu. Türkiye’de bu alanda büyük boşluk olduğunu düşünüyordum.

Satışa başladıktan  6 ay sonra ortaklık için kapımız çalındı

Demet Mutlu, internetten moda satma fikriyle çıktığı yolda 300 bin dolarlık başlangıç sermayesiyle hareket ettiklerini anlatıyor ve şöyle devam ediyor: “İnovatif bir girişim yapmadık. ABD’deki benzer iş modelini uygulamış oldum. Modaya odaklandım, 18 Mart 2009’da şirketi kurduk, Eylül 2009’da lansman ve satış başladı. Babam başlangıçta ‘seni bunun için mi bu kadar okuttuk’ diyordu (bugünlerde fikri değişti). Satış başladıktan 3 ay sonra Tiger Global geldi. 4.3 milyon Euro’luk kaynak geldi. Reklam, pazarlama, teknoloji yatırımı yaptık. Moda organizasyonlarına sponsor olmaya başladık. Kleiner Perkins ortaklık istedi, iş daha da büyüdü. Şu an trendyol.com’un yüzde 60’ı fonlarda. ‘Büyük olanın parçası olmak çok daha akıllıca.”

Trendyol-250x250Alışverişin yüzde 80’ini kadınlar yapıyor

Demet Mutlu, trendyol.com’un ‘yüzü’ olarak seçtikleri şarkıcı Hadise’nin Türk kadınları tarafından çok sevildiğini söylüyor ve şu bilgileri aktarıyor: “Üyelerimizin yüzde 70’i kadın, alışverişin yüzde 80’ini kadınlar yapıyor. Onların en sevdiği popüler ismi marka yüzümüz yapmak istedik. Hadise’nin ‘O Ses Türkiye’deki performansından etkilendik. İsabetli karar vermişiz. Büyüme hızlandı.”

100_0459

Demet’in  Genç Kagider’in geçen seneki  panellerinden birinde,” Genç kızlarımızın bir kısmı okuyor, iyi eğitim alıyor, sonrada çalışmıyor, evinin kadını olmak istiyor, bu konuda onlara ne demek isterseniz. ” diye sorulduğunda;  verdiği cevabı ve kendinden örneklemeyi çok beğendim.Aşağıda çok değerli bulduğum bu saptamasını özellikle genç kızlarımız için ekledim.

“Başarı bir bütündür. İş kadını işinde olduğu kadar; evinde iyi bir eş ve anne ise başarısı onunla daha da bütünlenecek ve büyüyecektir, diyen Demet Mutlu  sadece evinin kadını olarak yaşamak isteyen kadınların; bir müddet sonra kendini eksik yetersiz hissedebileceği, eşine eşlik etmekte zorluklar yaşayacağına inandığını, annesinin de bu konuda  kendisine çok iyi örnek olduğunu anlattı. Kendisi de işlerinin en yoğun olduğu kuruluş dönemlerinde, cesurca evlilik yapmaktan çekinmiyor.

Biz de çevremize baktığımızda genelde başarılı iş kadınlarının, evinde de aynı başarıyı sürdürdüklerini özellikle çok görüyoruz.Girişimci olmanın özel bir yetenek istediğine inananlardanım. Ama kızlarımızın ister girişimci olsunlar , ister profesyonel hayatı seçsinler, ister evli, ister bekar; mutlaka çalışmalarından yanayım.Çalışma hayatını  evliliğin  ilk yılların da, özellikle çocukları küçükken  zor gibi görebilirler. Ama inanın öyle değil, hepsinin çareleri bulunuyor. Zamanlama, şartlar dengesi içinde kurulduğunda;çocuklar daha sağlıklı, bilinçli mutlu, özgüvenli  yetişiyorlar. Her çalışan kadın hem kendi için, hem ailesi için  büyük gurur kaynağı oluyor. İşinde  çok başarılı, çok aktif hem de bir çocukla yetinmeyip üç dört çocuğu da başarıyla büyüten örnekler oldukça fazla. Sizlere önümüzdeki günlerde böyle bir iki girişimcilik öyküsünü  hemen anlatmalıyım.

Çok başarılı, güzel ve genç örnek Demet Mutlu’nun ileride de farklı başarı  haberlerini  paylaşmak isteyeceğimden eminim.

Girişimciler,  işini kurarken, büyütürken finans ve ortaklar nasıl bulur, bu konuda yeni bir yazı serisi başlatacağımı geçen hafta yazmıştım. Önümüzdeki günlerde başlayacak.Demet de bu konuda çok değerli bir örnek, çok başarılı ortaklıklarla, onların finans ve mentörlük katkılarıyla  işini çok büyüten süper bir örnek. Aşağıda Demet’in milliyet.com.tr de çıkan işi trendyol‘la ilgili röportajı ekledim.Sevgiler, sevgiler…

Bizim de bir garaj öykümüz oldu sonunda. Ve garajda bir kadın var üstelik. Girişimci işkadını Demet Mutlu’nun üç yıl önce kurduğu fırsat sitesi Trendyol.com büyüdükçe büyüyor. Şirketine ortak olan her işadamı kârını ettikten sonra hisselerini yeni bir ortağa bırakıyor neredeyse. Yalçın Ayaydın şirketteki payını ABD eski Başkan yardımcısı Al Gore’a bırakmış durumda. Al Gore Türkiye ziyaretinde şirketin Ayazağa’daki merkezine gidip bilgi aldı.

İnsan inanmakta zorlanıyor. Üç yıl önce internet üzerinden kıyafet satmak üzere kurulan bir sitenin değeri 300 milyon doları bulmuş. Şirkette 850 kişi çalışıyor, ciro 150 milyon doları aşmış. Şirket demek ne derece doğru onu da bilmiyorum. Trendyol.com daha çok bir film, fotoğraf stüdyosunu andırıyor. Fotoğraf muhabiri arkadaşım Hüseyin Özdemir’le indiğimiz alt katta girdiğimiz 10 odada da mankenlerle çekim yapılıyordu. Siteye koymak için günde 5 bin çekim yapıyorlarmış. Kulis bölümlerinde makyaj yapanlar, kıyafet değiştiren mankenler, kıyafetleri taşıyanlar… Demet Mutlu da bir patrondan çok yönetmene benziyordu.
300 bin dolarla işe başladı
New York doğumlu Demet Mutlu sonrasında İngiltere ve İtalya’da okumuş. Ortağı Begüm Tekin ile çıktıkları yolda daha altıncı aydan itibaren ortaklık teklifleri almışlar. Emre Kurttepeli, Yalçın Ayaydın, Sidar Şahin’in  bir dönem ortak olduğu şirket bugüne kadar 50 milyon doların üstünde yabancı yatırım çekti. İsviçre, Japonya, Amerika’da küresel şirketlerde finans, üretim, pazarlama alanlarında çalışan Demet Mutlu, 2008’de Harvard’daki işletme masterını yarım bırakıp Türkiye’ye döndü. İnternetten moda satma fikriyle 300 bin dolarlık başlangıç sermayesiyle sitesini kurdu. Üç ay sonra Tiger Global ortak oldu siteye. Arkasından Kleiner Perkins… ABD’li Fortune dergisinin ‘Dünyanın En Güçlü 10 Kadın Girişimcisi’ arasında gösterdiği Demet Mutlu ile hazır giyim ve e-ticaret pazarını konuştum.
Tüketiciyi ücretsiz iadeyle yakaladı
* Herkes restoran ya da alışveriş sitesi açmak istiyor… Bu kadar kolay mı, herkese ekmek var mı?
Ama herkes! En son eşimin 60 yaşındaki kuzeni de, “Bir fikrim var, site açmak istiyorum” deyince, “Eyvah” dedim. Açmak çok kolay, üç beş bin dolara açıyorsunuz. Ama büyütmek zor. İnternette küçük rakamlarla büyüyemiyorsunuz. Mesela biz 3 milyon üyeye eriştikten sonra para kazanmaya başladık. İnternette iş yapıp da büyüten marka haline getiren girişimci sayısı çok az. Bir defa çok iyi bir ekibiniz olmalı. Yaptığınız işle ilgili olmanız lazım sonra. Ben ve ortağım Begüm modayla çok ilgili omasak bu kadar tutunabilir miydik, emin değilim. Sonra size yatırım yapabilecek büyük yatırımcıları arkanıza almanız lazım. Bunları yapabilirseniz evet kolay! Müşterileri her anlamda tatmin etmeniz lazım. Çünkü hızlı değişiyor her şey. Bakmayın siz, Türkiye’de çok gelişmiş bir sektör değil bu. Biz hata yapa yapa öğrendik. Ücretsiz iade sistemini ilk biz getirdik. Bu müşteri memnuniyetini ciddi şekilde artırdı.
* İşinizin ne kadarı moda bilgisi, ne kadarı internet?
Ben de ortağım Begüm Tekin de internet dahisi falan değiliz. Modayı çok severiz. Bu ihtiyacı görüp böyle bir site açtık. Daha önce başka siteler de vardı çok başarılı olan. Ama bu kadar moda odaklı, mankenle çekimle, styling’le, Türk tasarımcılarla, kadınlara odaklı bir site yoktu. Konseptiyle, sitenin tasarımıyla… Orada bir ihtiyaç vardı. Perakendeye baktığınızda kadınlar yüzde 70 oranında alışveriş yapıyor. Fakat dönüp internete baktığınızda çoğunlukla erkeklerin alışveriş yaptığını görüyordunuz. Biz bu ihtiyacı gördük.
İnternette alışveriş sabah yoğun
* Şu an itibariyle kaç bin işlem gerçekleşti?  (Demet Mutlu ile geçen çarşamba sabah saat 11.30’da buluştuk.)
15 bin işlem olmuş şu saat itibariyle. Hafta sonu daha da yükseliyor ama rakamlar.
* O zaman daha çok sabah saatlerinde alışveriş yapılıyor…
Kesinlikle. Fiziksel mağazalarda akşamüstleri daha çok alışveriş olur. İnternette ise sabah saatlerinde. Hafta sonlarında rakamın bu saatlerde 50 bini de bulduğu oluyor. İnsanlar daha çok iş saatlerinde alışveriş yapıyor internette.
* Toplam perakende pazarındaki satışların ne kadarı internet üzerinden gerçekleşiyor?
Toplam perakende pazarının büyüklüğünün 137 milyar TL olduğu görülüyor. Bunun yüzde 2’si online. Birkaç yıl içinde yüzde 10 olacağını düşünüyoruz. Servis kalitesini iyi tutan ve müşteri memnuniyetini sağlayan şirketler hızlı büyüyecek o nedenle.
Müşteriler kadın, kartlar erkeğin
* Ne kadar sıklıkla alışveriş yapılıyor?
Her 3 saniye de bir ürün satılıyor. Ortağım Begüm Tekin’le daha altıncı aydan itibaren yatırımcı ortaklardan teklifler aldık. Siteyi 300 bin dolar başlangıç sermayesiyle kurdum. Şu anda dünyanın en büyük teknoloji fonu New York merkezli Kleiner Perkins ve Tiger Global ortağımız. Kleiner biliyorsunuz Amazon, Google ve Twitter gibi şirketlerin de yatırımcısı. ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore da yatırımcımız. Türkiye’ye geldiğinde yatırım yaptığı şirketi görmek istedi. Merkezimizi ziyaret etti.
* Müşterilerinizin ne kadarı erkek ne kadarı kadın?
6.5 milyon aktif müşterinin yüzde 80’i kadın, yüzde 20’si erkek. Kredi kartı ödemelerinden bakarsanız ise yüzde 75’i erkek. Kadınlar daha çok erkeklerin kredi kartını kullandıkları için ödeme üzerinden bakarsanız erkekler ağırlıklı.
* Modada ihtiyaç gördünüz ve buna yatırım yaptınız. Şu an yatırım yapsanız neye yapardınız?
Oyun sektörüne yaptım. Sidar Şahin’in kurucusu olduğu Peak Games adlı oyun sitesine yatırım yaptım. Milyonlarca kişi bu siteye giriyor. İkinci moda sitemiz http://www.modagram.com’u açtık. Çok da iyi gidiyor. Çok değişik markalar var orada. Siteyle aynı adı taşıyan kendi markamızı yarattık. Bu markanın koleksiyonları da sitede satılıyor. Erkek koleksiyonları da satılıyor. Bu sitemizde çocuk ve ev tekstili, aksesuarı ürünleri yok. Bu site fırsat sitesi değil. Normal sezon ürünleri satılıyor. Her markanın her ürünü değil koleksiyonlardan seçilmiş ürünleri satılıyor. Moda butik havasında full fiyattan satış… İkinci bebeğimiz bu… Sağlık sektörünün çok gelişeceğine inanıyorum. Hatta doktorsitesi.com diye bir site açtık.
* Üretime de girdiniz yani…
Evet, birkaç ay önce kendi markamızı yarattık. Bir tasarım ekibi kurduk. 100 atölyeye fason üretim yaptırıyoruz. Bu yıl deri detaylar, dantel detaylar çok moda. Bu sitede tüm Türkiye’de 48 saat içinde sipariş teslimi yapılıyor.
‘Türk kadınları sonsuza kadar ayakkabı alabilir’
* Kadınlar en çok ne alıyor?
Elbise ve ayakkabı. Bu site vasıtasıyla Türk kadınlarının sonsuza kadar ayakkabı alabileceklerini gördüm. İnanılmaz sipariş veriyorlar. Ayakkabıyı çok seviyorlar. Bunu kendi aramızda da tartıştık. Belki de yollarımızın tozlu ve kötü olması etkilidir. Ayakkabıyı çok sevdikleri ortada. Yeter ki fiyatı ucuz olsun… Türk kadınındaki ayakkabı sevgisi sanmıyorum ki hiçbir ülkede olsun… Erkekler ise gömlek ve tişört…
n Sizin kaç çift ayakkabınız var?
200. Benim de ayakkabı zaafım var…
trendyol-logo
Önümüzdekİ yıl yurt dışına açılıyor
* Türkiye’den milyar dolarlık internet şirketleri bir gün çıkacak mı?
Bizim hedefimiz bu. 2015’te 1 milyar dolarlık değerlemeye gelmek istiyoruz. Projeksiyonlarımızı buna göre yapıyoruz.
* Hangi adımlarla bunu sağlayacaksınız?
Trendyol ve Modagram sitemiz Türkiye’de daha da büyüyecek. Ama sadece lokal kalarak bunu sağlayamayız. Önümüzdeki yıl yurtdışına satışa başlayacağız.
* Amazon modeli ile büyüyeceksiniz yani…
Aynen. Yabancı müşterilerimiz Dubai’den, Kuveyt’ten, İtalya’dan Trendyol ve Modagram’a girip alışveriş yapılabilecek. Buradan yollayacağız siparişlerini. Bu gerçekten çok zor bir operasyon. Ciddi yatırım isteyen bir operasyon. Bütün altyapıyı buna göre uyarlayacağız. Yazılımı yaptık. Tuzla’da 12 bin metrekarelik depomuzu hazırladık. Dünyada Amazon bunu çok iyi yaptı. Biz de modanın Amazon’u olmak istiyoruz. Türkiye bir tekstil cenneti. Çok kaliteli ürünler, çok özel tasarımcılarımız var. Ne zaman bir Türk tasarımcının kıyafetini giysem yurtdışında birisi yaklaşıp mutlaka, “Kıyafetiniz nereden?” diye soruyor. Türk markalarının yurtdışına açılması için bir platform olacağız. Binlerce marka bu şekilde yurtdışına açılmış olacak. Bizim hedefimiz Türk tasarımcılarını, markalarını, konfeksiyonunu dünyaya tanıtabilmek. İlk etapta Ortadoğu ile başlayacağız. Sonra Avrupa, Amerika ve Asya’dan gelecek siparişleri karşılayacağız.
3 milyon üyenin altı zarar yazıyor
* Sizinki gibi bir sitede para kazanmak için ne kadar üyeye sahip olmalı?
İnternet işinde kesinlikle büyümeniz gerekiyor. Biz hırsımızdan değil internette iş yapmanın dinamikleri böyle işlediği için bu kadar hızlı büyüyoruz. Bu sektörde ufak ufak büyüyüp de kalan görmedim. Başarılı şirketlerin hepsi hızlı büyüyenler. Böyle bir işte en az 3 milyon üyeniz olmalı. Altı zarardır.

Hayat Altüst Olursa…

Onu  ilk kez 2010 Yılı  Garanti Bankası ve Ekonomist dergisinin işbirliğinde, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) katkılarıyla  dördüncüsü düzenlenen ‘Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda birincilik ödülünü aldığı gün gördüm ve dinledim, kısacık ama çok etkileyici hiç aklımdan çıkmayan anlatımıyla onu tanıdım. O günden sonra da Gamze Cizreli’nin  her gün yeni başarı  haberleri gelmeye devam etti. Hayranlıkla takip ettiğim sevgili Gamze Cizreli‘yi  ben de sizlerle son günlerde okuduğum, haberleri ile  paylaşmak istedim.

fft5_mf428923

Yarışmada suni deri üreten Perihan Çöçelli ikinci, Bonny Food Lezzet Çiçekçisi Didem Güney Alsoy da üçüncü olmuştu.Anikya İznik Çini ve Seramik’in kurucusu Nejla Anıl ise sosyal girişimcilik ödülünün sahibi oldu.

Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmadığını ?

Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?

3 bin 600 girişimci arasından birinci  seçilen Gamze Cizreli“Şems-i Tebrizi”nin ,  bu çok değerli  sözleri ve anlatımıyla başladı konuşmasına; mutlu tebessümü, parlayan gözleriyle böyle  özetledi, işini, yaşamını.Aşağıda önce o günlerde ki kendi anlatımıyla Gamze Cizreli’nin hayat hikayesinin minik bir özetini, sonra da geçen ay Elif Kurgu‘nun yaptığı  röportajını ekledim. Hala okumadıysanız severek okuyacağınızdan eminim.

1045298607

Gamze Cizreli kimdir?
1968 doğumluyum. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. Ailemde bir girişimcilik öyküsü yok. Annem ev hanımı, babam akademisyen. Biz 3 kız kardeşiz. Her aile gibi bizim ailemiz de okuyup güzel bir işe girmemizi istedi. Mezun olduktan sonra 3 yıl Türk-Amerikan ortak savunma sanayi projesinde yer aldım. Orduya zırhlı araç üretiyorduk. Ankara’da çalışabileceğim en iyi yerlerden birinde çalışıyordum. Sonra baktım bu iş bana göre değil. Eski eşimle aynı zamanda da ortağımla, 1994 yılında Ankara’da Cafemiz isminde ilk kafeteryamızı açtık. Ankaralıları ilk defa cappucino’yla, kreple, elmalı pay’la tanıştırdık. Bir anlamda Ankara’nın yaşam tarzını değiştirdik. Cafemiz’i Arjantin Caddesi’nde açmıştık. Şimdilerde bu cadde çok popüler ama o zaman caddede evler dışında hiçbir şey yoktu. Cafemiz çok başarılı oldu. Önünde kuyruklar oluştu ve biz duyurmadık. Tamamen kulaktan kulağa yayıldı. Durum böyle olunca tabii yerinde duramama olayı oluyor. İşte girişimcilik ruhu bu olsa gerek. Parayla bir ilgisi yok. Bu birşeyleri başarmakla, yaratmakla ilgili bir duygu. İlk açtığımız kafede bütün olarak elmalı pay, cheese cake gibi ürünler satılınca, bütüne yönelik bir talep olduğunu anladık. “Neden biz, bu tip pastaların satılabileceği bir yer açmıyoruz?” diyerek Kuki’yi açtık. O da iyi gitti. Ardından Uzakdoğu lezzetlerini sunduğumuz Quick China geldi. Sonra farklı bir sektörü denemeye karar verip DKNY’nin Ankara temsilciliğini aldık. Sonrasında da Osmanlı- Türk unsurlarının işlendiği kendi markamız Şaşaa’yı açtık. Ankara’da hatırı sayılır bir müşteri potansiyeline ulaştık.

Peki, BigChefs projesi nasıl ortaya çıktı?
2006 yılında özel hayattaki dalgalanmalar ve belli bir bitiş, hayata sıfırdan yeniden başlamama neden oldu. Hakikaten dibe vurup bunların hepsini geride bırakarak BigChefs’le hayata sıfırdan yeniden başladım. Param yoktu. 30’larımın sonlarını yaşadığım bir andı. Ailenizden yardım isteyemiyorsunuz. Bu durumda sıfırdan çıkmanız gerekiyor. O dönemde herkes bana iyi bir birikimim olduğu için iyi bir yerde yönetici olabileceğimi söylüyordu. Ama bu benim aklıma bile gelmedi. Hiçbir şeyim yok ama bir yerden bulurum diye düşündüm. Gerçekten de öyle. İyi bir fikriniz varsa, o fikrinizi iyi yapacağınıza inanıyorsanız o işin finansmanını bulursunuz. Her yere dosya hazırladım. Bu proje kafamda oluşmuştu. Biraz banka desteğiyle, borçla ve güvenle bu işe başladım. Demek ki önceden yaptığım işlerden güven oluşmuş. Çünkü bugün benim mimarım burayı yaparken, “Ben sana burayı yapacağım, sen burayı açtıktan sonra bana parayı verirsin” dedi. Projemin başarıya ulaşacağına inandı ki, bana destek verdi. Ankara’da ilk restoranımızı açtık ve çok başarılı oldu. Ardından Ankara’da 2, Gaziantep’te 1 ve İstanbul’da 2 şube açtık. Şu an 15 milyon ciroluk bir hedefe ulaştık. Sadece Aralık 2007’den beri bu sayılara ulaştık. Söylenince mucize gibi görünüyor ama bugünlere gelmek kolay olmadı. Ekibim çok iyiydi ve hepsi bana inandı. Hep beraber sıfırdan bir mucize yarattık.

9560_7102_S1

Big Chef’s yurtdışına New York’tan açılacak

Elif Kurgu’nun Gamze Cizreli ile Vatan gazetesindeki 21 Nisan 2013 tarihli Newyork’ta Big Chef’s haberinin  röportajı beni çok heyacanlandırdı, mutlu etti. aşağıya aynen  aldım.

Big Chef’s markasının kurucusu Gamze Cizreli, yurtdışına açılmayı planlıyor. New York’ta yer bakan Cizreli, “Katar ve Dubai’den de teklifler var, oraları da inceliyoruz” dedi. Cizreli, Türkiye’de de Saruhan Tan’la çoğunluk hissesini aldığı Obika’yı büyütecek

Gamze Cizreli, Big Chef’s Cafe&Brasserie’nin kurucusu. 20 yılı aşkın bir süredir yeme-içme sektöründe. 2 yıl önce Türkiye’nin Kadın Girişimci yarışmasında birinci oldu. Kısa süre önce Kanyon’da bir restoran açan, Tokyo, New York gibi yerlerde şubeleri olan Obika’nın çoğunluk hissesini aldı. Biraz geçmişe dönersek; uzun süre Ankara sınırları içinde kalmıştı Cizreli. İlk markası Cafemiz’di. Sonra Kuki ve QuickChina geldi. Şimdilerde Gamze Cizreli ortağı Saruhan Tan ile birlikte markasını büyütme yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Ankara müşterisi zor

– Big Chef’s nasıl doğdu?

Özel hayatımızda dalgalanmalar oldu, eşimle yolları ayırdık ve ben 2007 yılında Big Chef’s markasını kurdum. Yoluma devam ettim.

– Sizi uzun yıllar Ankaralılar biliyordu. İstanbul’a geçmeniz sizin için çok önemli bir adım oldu. Bu kararı nasıl aldınız?

Ankara’dan çıkmak önemli karardı. Dönüm noktası oldu benim için. Ankara’da herkes beni tanıyordu. Belli bir güven ortamı vardır Ankara’da. Kendimi huzurlu güvende hissederken markamı büyütme isteğiyle İstanbul’a gelmek kaçınılmazdı. Aslına bakarsanız daha markayı kurarken İstanbul’u ve yurtdışını hayal ettim. Kısa, orta ve uzun vadeli planlar yaptım. Ve tahminimden de hızlı oldu.

– İstanbul’da hızlı büyüdünüz. Ankara’dan sonra İstanbul’da iş yapmanın zorlukları oldu mu?

Doğru. İstanbul hiç kolay değil. Kendinizi kabul ettirmeniz lazım. Ama ben Ankara’da başarılı olmuş birinin İstanbul’da çok daha kolay başarılı olabileceğini düşünüyorum. Bir de Türkiye bu zaman içinde çok değişti.

– Çok daha fazla kişi ev dışında yemek yemeye başladı…

Dışarıda yeme içme alışkanlığı çok arttı. İstanbul’a tam zamanında doğru marka doğru stratejiyle girdiğimi sonradan fark ettim. Ankara’da ne yaparsanız yapın İstanbul’da sıfır, bunu da burada iş yaptıktan sonra anladım ama yine de Ankara’da çalışmak çok büyük avantaj.

İyi teklif gelirse bakarız

– Nedir bu avantajlar?

Ankara müşterisi çok daha zor, parası daha kıymetli. Genelde de eğitim düzeyleri İstanbullulara göre daha yüksek. Daha donanımlılar. Onun için de farklı beklentileri oluyor.

timthumb

– İstanbul da son 5 yılda çok yol aldı. Siz İstanbul’un geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Yeme içme sektörü geçen sene 7 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı Türkiye’de. NY’de bu 21 milyar dolar. Arada çok fark var. Biz Barcelona’nın da altındayız. İstanbul’un gideceği çok yer var daha. Ama umutluyum. Yeni yetişen işletmeciler, aşçılar beni umutlandırıyor. Bu iş biliyorsunuz kültür meselesi aynı zamanda. Bizim en büyük avantajımız Türkiye’nin değişime çok açık olması.

670925069098

– Kaç Big Chef’s oldu? Bir süredir Saruhan Tan ile ortaksınız.

Çok güzel bir ortaklık oldu. Saruhan Bey ile markamızı büyütüyoruz. 16 yerimiz var. 8’i İstanbul’da. 4’ü Ankara. Biri Gazinatep, Antalya, Mersin, Samsun. Yakında İzmir’de bir yer açacağız. Bursa, Adana, Bodrum’da da 2013 yılında yerlerimiz açılacak.

– Sizi satın almak isteyen fonlar var mı?

Bize de ilgi oldu. Şu an kendimiz devam ediyoruz. Büyümek amacıyla iyi bir teklif olursa bakarız.

– Yurtdışına açılmayı hedefliyor musunuz?

New York’a girmek istiyorum. Orada Big Chef’s açmak istiyorum. Ben markamın orada başarılı olacağına inanıyorum. New York’ta yer bakıyoruz. Geçen yaz orada ev kiralayıp baktım. Oğullarımı yaz okuluna verdim orada sabahtan akşama kadar gezdim. Ben orada başarılı olacağımızı düşünüyorum.

– Avrupa’ya açılmayı düşündünüz mü?

Avrupa’ya da baktım. Orada zorlanabiliriz ama New York ve Boston bizim için iyi. Katar ve Dubai’den de teklifler var, oraları da inceliyoruz.

Tahin Kayseri’den sirke Balıkesir’den geliyor

BIG Chef’s’de 1.013 kişi çalışıyor, bunların 372’si aşçı. Big Chef’s’in organik reçelleri Davutlar’dan, tahinli katmer ve köy eriştesi Kayseri’den, zeytinyağı Ayvalık’tan, sirke, tatlı ve biber salçası ise Balıkesir’den geliyor.

Big Chef’s’de aylık toplam 7.8 ton dana eti, 602 kilogram elma, 1.7 ton levrek, 4.5 ton domates, 3.6 ton yeşillik, 4500 litre zeytinyağı tüketiliyor.

LEZZET PEŞİNDE DÜNYAYI GEZİYORUM

– Siz lezzet turları yapıyorsunuz. Hatta trüf mantarı peşine İtalya’ya gittiniz değil mi?

Ben çok seyahat ediyorum. Türkiye’deki ve dünyadaki festivallere, tadım turlarına gidiyorum. Bazı gastronomi merkezlerini belli aralıklarla ziyaret ediyorum. Şeflerin mönülerini tadıyorum. Ben böyle farklılık yaratıldığına inanıyorum. Çok farklı lezzetler var. İşimiz keyifle huzurla yapmamızı da sağlıyor bunlar. Söke’de nar reçeli yapan bir hanımı keşfetmek büyük haz veriyor bana. İşinizi huzurla keyifle yaptığınızda başarı geliyor.

Big-Chefs-kucuk-sefler-is-basinda

– Yeni lezzetler keşfetmek için dünyayı geziyorsunuz. En çok nereden etkilendiniz?

Vietnam’dan etkilendim.

Uzakdoğu mutfağını çok beğenirim. Çin ile Thai mutfağı karışımı diyebilirim Vietnam mutfağı için.

– Trüf avına katıldınız değil mi?

Evet. Alba’ya gittik. Köpeklerle trüf mantarı avına çıktık. Alba çok iyi bölge. Bu işin meraklıları buraya akın ediyor. Çok iyi restoranlar var.

– Yılda kaç kez lezzet yolculuklarına katılıyor musunuz?

Her yıl en az 3-4 kere lezzet turları yapıyorum.

000_15.05.10_1tn_

– İş dışında ne yaparsınız?

Çok seyahat ediyorum. Çocuklarım çok zamanımı alıyor. İyi bir sinema izleyicisiyim. Ankara’ya çok gidiyorum. Çocuklarımın okulu Ankara’da. Onların düzenini bozmak istemedim. Bu yıl onları buraya taşıyorum. Büyük oğlan Amerika’ya gidiyor, küçüğü de İstanbul’a alıyorum. Büyük oğlum dede mesleğini seçti Amerika’da moleküler biyoloji okuyacak.

OBİKA’YI BÜYÜTECEĞİZ

– Obika’ya da ortak oldunuz. Obika’nın da yeni şubeleri açılacak mı?

Obika’nın New York, Tokyo, Toronto, Roma, Londra, Los Angeles, Milano’da toplam 15 şubesi var. Obika’nın çoğunluk hissesini aldık. Öncelikle Bodrum ve Ankara’da şube açacağız. Big Chef’s ‘in daha küçük bir konseptini yapmak istiyoruz. Daha küçük yerler ve AVM’lerde hızlı, küçük, makul fiyatlı bir konsept üzerine de çalışıyoruz.

Her açtığımız yer kârlı

– Big Chef’s lokasyon seçiminde şaşırtıyor. Suadiye’de çok da kalabalığın olmadığı bir yerdesiniz, Tarabya’daki noktanız da o bölgedeki ilk yer olma özelliğini taşıyor…

Tarabya’ya gelmek çok iyi geldi bize. Doğru Tarabya’da kimse yok. Daha doğrusu bizim işimize benzer iş yapan bir işletme yok. Biz Ataşehir’e de gittiğimizde de kimse yoktu. Saruhan Tan bu anlamda çok iyi koku alıyor. Suadiye’de de biraz gerideyiz ama geliyor müşteriler. Günün sonunda işletmenin kârlılığı önemli. Her açtığımız yer kârlı.

– Cafelerde çok büyük sorun oluyor. Özellikle öğle saatlerinde bir kahve içip saatlerce masalarda oturan genç ve kadın gruplar oluştu. Siz de aynı şeyden şikayetçi misiniz?

Bizde öyle sorun yok. Bizim mutfağımız çok ön planda. Bize yemek yemeğe geliyorlar.

– Ortalama ne kadar harcıyorlar?

Kişi başı ortalamalarımız lokasyona göre değişmekle birlikte 40-45 lira arası. Akşam yemeği yiyen de var öğle arası kahve için de.

etiler-big-chefs-artik-studyo-oldu-3096645

Gamze Cizreli aynı zamanda Hürriyet gazetesi köşe yazarı. Yazılarınıda zevkle okuyorum. Suadiye de Big Chef’s açılmasına çok sevinenlerdenim. Newyork’ta Big Chef’s açılacak haberi beni çok mutlu etti, heyacanlandırdı.Çocuklarla ilgili atelye çalışması, sosyal alanda katkıları, işindeki yenilikleri, hergün başka güzel bir haberle karşımıza çıkan  bu çok özel kadınla  gurur duyuyorum,sizlerle de keyifle paylaştım. Sevgiler sevgiler