Vazgeçmeyenlerin Başarısı…

Geçen ay içinde bir gün; Kagider‘de  gençler ve sevgili Sevgili Ayşen Zamanpur ile olduk. Sohbet konumuz, iki senedir devam eden projemiz  “Başarısız Olmanın Dayanılmaz Hafifliği” idi. 10647064_666423266801443_3818454201290735020_nÇok keyifli bir sohbet oldu. Saat 18.00’den 20.00 ‘ye bitsin istemediğimiz harika bir buluşma idi.Ayşen Zamanpur , olağanüstü girişimciliğinin, hikayesini, karşılaştığı zorlukların onu nasıl, daha iyiye götürdüğünü tatlı, samimi, sıcak  anlatımıyla bizlerle paylaştı. Girişimcilik hikayesini, bu hikayesinin anlatıldığı, Kaşmir Yolu kitabını, başarı ödüllerini  ben de sizlerle zaman, zaman hep  paylaşmıştım.Henüz kitabı okumadıysanız, hemen alın okuyun, derim.Tüm girişimci adayları ve hepimiz için,elinizden bırakmadan okuyacağınız, bir genç kızın tutkularının markaya dönüşüm hikayesi…

kYolu

http://www.dogankitap.com.tr/kitap/Ka%C5%9Fmir+Yolu-1658

Bu gün sadece sohbette aldığım, özel notları sizlerle paylaşacağım. Sevgiler, sevgiler…

Ayşen Zamanpur diyor ki!!!

headline_silk-cashmere-yeni-magazasini1Hayatta başarısız olunca pes etmeyip, başarana kadar; tekrar tekrar, deneyimlemekten vazgeçmeyenler başarılı oluyor.

Girişimcilik hikayem projelendirilmiş bir tutku.Gençler her zaman fikirlerini hayallerini projelendirsinler.

Gençler unutmasın, artık projeler para arıyorsa, para da proje arıyor.

Sürdürülebilirliği olmayan etik olmayan hiç bir proje başarılı olamaz.

Kendinize ne kadar 1.sınıf vakit ayırırsanız, hayatınız o kadar 1.sınıf olur.

Olduğunuz gibi yaşayın. Sizi farklı kılan en önemli özelliğinizi bulun. Çıkıntı olmak ise, çıkıntı olun, sabırlı olmak ise, sabırlı olmayı öne çıkarın.

Hep Dünya markası Olmak istedik, hedefimizi böyle koyduk.Kaliteden ödün vermemek için çok teklife hayır dedik.Markamız Doğuştan Global bir marka oldu.

Ekibimize çok önem verdik, onlarla, mutlu bir ekip olduk,düşü gerçekleştirmek için çalıştık.

Üniversite tercihimi yaparken; ne yapmayacağımı biliyordum.Babamın reddedilmesi çok zor, çok  cazip teklifi bile beni vazgeçiremedi.

Her zaman ailem hayatımda çok önemli oldu.

Nazmiye İle Nanu Bedtime…

Siz çocuklarınız için, soft renklerde; kaliteli doğal dokuda, malzemelerden, çocuğunuzu ısıtacak ama, terletmeyecek, koruyacak, sarmalayacak, pijamalar gecelikler, nevresim takımları  aradınız mı hiç? Etiketleri tenlerini çizmeyecek özenle dizayn edilmiş dikilmiş, ürünler, şık kokulu ambalajlar içinde olsa ister misiniz? Hem de böylesine güzel ürünler kapınıza da teslim ediliyorsa, oturduğunuz yerden, seçip  sipariş verebiliyorsanız çok iyi olmaz mı? Özellikle çalışan annelerin çocukları ya da yakınları için  harika bir fırsat.Nanu böyle doğmuş. Sitesine girince Nanu Bedtime‘ı siz de görecek beğeneceksiniz.Bu gün sizlere  Nanu Bedtime’ın kurucu Nazmiye Sabuncuoğlu Arslantürk’ü  anlatmak tanıtmak istedim.553279_10152824417345804_1475910068679645292_n

Nazmiye benim çok sevdiğim pırıl,pırıl, çalışkan, disiplinli, aklına koyduğunu gerçekleştiren özel bir genç kadın. İş hayatında,özel hayatında çok farklı, başarılı, çizgisi ile hep gözdem oldu.

984282_621923871245443_3139891748846245152_nAyrıca benim için çok önemli bir yeri daha var. Kızımın üniversite arkadaşı, can dostu.Benim de kızım gibi. Üniversite yıllarından sonra başarılı bir reklamcı oldu. Başarıları onu çalıştığı  şirketinin yöneticisi ve ortağı yaptı.Hep çok zarifti, çok hoştu. Resim yapmayı seviyordu, bu hobisini hiç bırakmadı devam etti.2006 da Kagider üyesi oldu. Hemen sonra hamilelik ve annelik dönemi başlayınca ayrılmak zorunda kaldı.2013 de Reklamcılık sektöründen ayrılıp yeni bir iş kurmak istedi. Bambaşka idealler, hedeflerle yepyeni bir dünya başlattı.Her zaman yüksek olan enerjisi, güzel neşesi ile yeni işini kurdu. İyi bir reklamcı olmanın, iş hayatındaki tecrübelerinin, bilgilerinin ışığı ile çok hızlı kararlar; ve neticesinde de çarpıcı sonuçlar aldı. 10426072_596696150434882_3319083217239722583_nBütün detayları içeren iş planı ve hedefleri ile bir sene içinde çok iyi yerlere geldi. İşini kurmadan önce Kosgeb’den Kobi  Destek eğitimleri ve yardımları aldı. Onları uzun uzun bizlerle paylaşarak yeni ve yeni başlayacak girişimciler için  çok faydalı oldu. İşine  başlarken, kurarken o kadar kendinden emin ve güven doluydu ki; henüz daha kuruluş aşamasındayken  2014 Türkiye Yılın Kadın Girişimcisi Yarışmasına katıldı.10338256_584529648318199_4488393002927246402_nBüyük bir öz güven ve heyecan duyarak hazırlandı.Bu süreçleri ve daha bir sene olmadan şirketinin gelişmelerini, geldiği noktayı, ben de hep merakla heyecanla izledim, dinledim. O  bana anlattı, ben de bu gün sizlere anlatıyorum. Nazmiye ile çok gurur duyuyorum, yeni işi Nanu Bedtime‘ı büyük  ilgiyle ve beğeniyle izliyorum.Gerçekten çok farklı ve piyasadan olmayan bir kalitede ürünler yaptı. Bu yazımda biraz Nazmiye’nin anlattıkları, biraz Nanu Bedtime var. Çocuğunuz, yada sevdiğiniz ilgilendiğiniz çocuklar mutlaka hayatınızda vardır. Nanu Bedtime çocuklar için süper bir uyku seti. Mutlaka görmelisiniz.Çok şık,üstelik çok güzel kokulu   kutularla adresinize geliyor.Bir kaç mağazada  da ayrıca satılmaya başladı. Mart 2015 itibari ile de B&G nin hem online mağazalarında, hem de İstinye Park, Akasya, Aqua, Palladium ve Göktürk mağazalarında, Nanu Bedtime marka gecelik ve pijamaları satışa çıkmış olacak.

Aşağıda da sevgili Ayşe Gülay Hakyemez ile yaptığı girişimcilik öyküsünün linki var.Benim  çok önem verdiğim; Girişimcilik Yarışmasına Katılma Kararı ve sonrasını; Kagider‘e girişini, marka olma yolculuğunu  ve Nanu Bedtime‘ın son gelişmelerini,   Nazmiye cevapladı, ben paylaştım.

Kosgeb yazılarına ise  buradan ulaşabilirsiniz. Nazmiye’den öğrenilecek çok şey var.Sevgiler, başarılar…

10922624_621314644639699_2712956659794557296_n1)Kadın Girişimci Yarışmasına girme isteğin kararın nasıl oluştu, nasıl hazırlandın  ?

Zaten bir Kagider üyesi olarak Kadın Girişimci yarışmasını daha önceden beri biliyor ve beğeni ile takip ediyordum. Fakat Nanu sayesinde tek başıma girişimci olunca konuya olan ilgim ve heyecanım arttı. Hiç bilmediğim bir konuya girerek, tekstil, üretim tasarım, vb olmak üzere oldukça kısıtlı imkanlarla Türkiye’den bir dünya markası yaratmaya soyunduğum için bu yarışmaya mutlaka girmem gerektiğini düşündüm. Çalıştığım bankanın yetkileri dahil bir çok tanıdığım da bu yarışmaya girmem konusunda beni destekleyince katılmam için daha çok erken olduğunu bile bile yarışmaya girdim. Katıldığımda henüz e-ticaret sitem satışa bile açılmamıştı. Ama madem bu bir girişimci yarışması, yarışmaya da girişmek lazım diye düşündüm 🙂 Bu sene kazanmayacağımı bile bile sırf yarışmayı tecrübe etmek, o havayı solumak ve seneye daha iyi hazırlanmak için katıldım. Katılmış olmaktan da büyük bir heyecan ve mutluluk duydum.

 

10416636_550200811751083_3230615900120445965_n2) Yarışma anı ve sonrası düşüncelerin. 

Kagider’in öncülüğünü yaptığı ve her yıl güçlenerek büyüyen bu yarışma her detayı ile gerçekten çok etkileyici idi. Yarışmanın içeriği kadar sonuçları da çok yerinde ve doğru gerçekleşti. Kazanan tüm hemcinslerim, yarattığı başarıları binlerce kadınla paylaşmış, enerji ve hayallerini herkese ulaştırmış oldu. Çok gurur duydum, çok etkilendim gerçekten de . Kazanan her bir kadın yarışmacı ile tek tek o başarı anını yaşadım ve büyük zorlukların üzerinden gelebilmiş oldukları için onlar adına  aynı mutluluğu yaşadım. Ve tabi ki bir çok öğreti ile çıktım ödül gecesinden ve hedeflerle… Seneye tabiki tekrar katılacağım yarışmaya, benim için bu yarışmaya katılmanın düşüncesi bile heyecan verici.  Bu sene kazanmak üzere katılacağım için çok ayrı bir heyecan var içimde, kazanana kadar da katılmaya devam edeceğim . Amacım sadece ödül kazanmak değil, örnek olmak birçok kadına, herşeye sıfırdan başlayıp, hiç bilmediğim, “erkek işi” diye bilinen konulara el atıp başardım diyebilmek için!

 

10408042_604806639623833_6609968477700404366_n3)Katılacaklara önerilerin…

Yarışmaların her zaman bir amaç uğrunda yolculuk eden markalara faydası olmuştur. Amaç ödül kazanmak olmadıkça ! Kazanılan ödüller amaca hizmet eder ve markalara bir ışık, bir parıltı katar. Ekstra motivasyon, tanınma ve prestij peşi sıra gelir. Kendi işini kurmuş, kadın başına başarılara imza atmış ve atacak olan tüm kadınlara Kadın Girişimci Yarışmasına katılmalarını şiddetle öneriyorum. Kazanmak için değil, örnek olmak, ses çıkarmak, çalışmayan kadınlarımızı iş hayatına özendirmek ve yol açmak için katılmaları lazım öncelikle…

4)Kagider’e katılmaya nasıl karar verdin.?

Kagider’e ben yıllar önce 2006 yılında ilk katılmıştım, o zamanlar reklamcı kimliğimle yer alıyordum. Aynı sene hamileliğim ilerleyince Kagider’e ara vermek zorunda kaldım. Şimdi ise tam bir girişimci olarak yeniden ve aktif rol almak üzere  yeniden Kagider’ li oldum. Kendi işimi kurmaya karar verince ilk yapmaya karar verdiğim iki şeyden biri idi Kagider’e yeniden katılmak. Çünkü asıl şimdi Kagider’li olmanın haklı gururunu tam taşıyabilecektim.

 

10846023_602903076480856_4077831022901199337_n5)Nasıl gidiyor her şey,hedefler;  gelecek güzel gelecek diyor musun?

Gelecek benim için geldi bile 🙂 Evet çok şükür her şey güzel gelişiyor, planlarımın önünde gidiyor bir çok açıdan. Tüketiciden çok olumlu tepkiler alıyoruz ürünler ile ilgili, 1 sene önce Nanu benim hayalimin ürünü iken, şimdi tüketicinin takip ettiği aradığı bir marka oldu. Daha yolun çok başındayız ama artık yolumuz çok net ve artık benim hayal ürünüm değil. Kendi sitem dışında 2 offline mağaza, 6 online mağaza olmak üzere tüm ürünlerimiz tüketiciler ile buluştu. Çok yeni bir haberi ilk olarak burada sizinle paylaşmak istiyorum ; yeni satış kanalı olarak Türkiye’nin en geniş mağaza ağına sahip, 15 yıllık geçmişi olan, en güçlü çocuk markası olarak bilinen B&G ile anlaştık. Mart 2015 itibari ile hem online mağazalarında, hem de İstinye Park, Akasya, Aqua, Palladium ve Göktürk mağazalarında, Nanu Bedtime marka gecelik ve pijamaları satışa çıkmış olacak. 2015 sonuna kadar da ilk Nanu Bedtime mağazasını açmış olacağız 🙂

 

5)İyi bir reklamcı olarak Nanu Bedtime’a başlarken;  iş kurma fikri mi, marka oluşturmak mı öncelikli oldu ?

Marka oluşturma heyecanından iş fikri doğdu desem yeridir sanırım. Pazardaki boşluk ve beklentilerin karşılanmaması benim marka yaratma tutkum ile birleşti. Bu şekilde başlamanın çok doğru olduğunu üretimin içine girince farkettim, genelde tüm iş fikirleri üretim bazlı oluşuyor, iş gelişip büyüyor markalaşma geride kalıyor. Markalaşma başka bir uzmanlık alanı olduğu içinde iş sahiplerinin arka plana attığı bir konu oluyor genelde. Büyüyen iş hacmi artık profesyonel reklam ve iletişim hizmetine gereksinim duyunca da, markalaşma sürecini başlatıyorlar. Geç kalınmış, bir çok fırsat kaçırılmış olmanın ötesinde Türkiye’den bir marka da çıkamamış oluyor. Geçmişte iyi bir reklamcı olmanın Nanu’ya en büyük faydası, sahaya ilk çıktığı günden itibaren büyük markaların davranış biçimlerine sahip olmasıdır.

Gerçekten kuvvetli bir marka olabilmek için işe en temelden başlamak lazım.

Bir markanın, bir “gelecek hayaline”  sahip olması ve bu hayaliyle müşterisi olsun olmasın herkese ilham vermesi gerekir. Lider marka olmak için ise “en mükemmel” marka olmak değil, en sahici, en gerçek ve en özgün marka olmak için çaba göstermek gerekiyor. İşte Nanu tüm marka olmanın gerekliliklerinin bilincinde olarak ilk günden itibaren bu vizyon ile çalışıyor, gelişiyor ve büyüyor.

Ayşe Gülay Hakyemez İle Girişimcilik Öyküsü‘ne buradan ulaşabilirsiniz.

 

 

 

ÇSGB Cinsiyet Eşitliği Ödülü

calisma-ve-sosyal-guvenlik-bakanligiÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Müdürlüğü’nün  işyerlerine verdiği çok değerli ödülü belki bu yıl siz alırsınız.  Haberi aşağıda; sevgiler, sevgiler…

ÇSGB: Çalışma Hayatında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışma hayatında toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi çalışmaları kapsamında öncelikle işverenler olmak üzere çalışma hayatının tüm kesimlerinde bilinç ve duyarlılığın artırılması amacıyla her yıl düzenli olarak verilen “Çalışma Hayatında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ödülü” bu yıl da verilecektir.

Ödül, genel olarak Türkiye’de çalışma hayatı içerisinde toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili konulara daha fazla dikkat çekilmesini ve bu konulara ilişkin hassasiyet oluşturulmasını hedeflemiştir.

Başvuru Tarihleri ve Yeri

Başvuruların ve ekindeki belgelerin asıllarının ve CD olarak kopyalarının dosya içerisinde, 19 Ocak – 27 Şubat 2015 tarihleri arasında “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü İnönü Bulvarı No:42 Emek/ANKARA” adresine bizzat ya da posta aracılığıyla yapılması gerekmektedir.

Bakanlık, sosyal taraflar ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile bir akademisyenden oluşan jüri, aşağıda belirtilen sorulara verilecek cevapları dikkate alarak ödüle layık görülecek işyerlerini belirleyecektir. İşyerleri beyanlarını destekleyen her türlü görsel materyali başvurularına ekleyebilecektir.

Beyanların son bölümüne işyeri adına başvuruyu yapan ve formu dolduran kişiye ait bilgiler (isim, unvan ve tüm iletişim bilgileri) eklenecek, imzalanacak ve firma kaşesi uygulanacaktır.

Bir cevap yazın

Ersin Pamuksüzer ile…

Life-Co’ların  kurucusu Ersin Pamuksüzer’in çok ilginç bir girişimcilik hikayesi var. 2015’de yapmayı planladığı yurt dışı çalışmaları var. Önce Sibel Arna’nın güzel röportajı sonra da son haberlerle sizlerle paylaşmak istedim. Keyifli okumalar iyi hafta sonları, sevgiler…

Genel Müdür’ün hayatı nasıl saflaştı. Sibel ARNAGenel Müdür’ün hayatı nasıl saflaştıHayatının büyük bir bölümünü iş hayatının çetin yollarında geçirmiş biri nasıl olur da kendini sağlıklı beslenmeye, detoksa, çiğ yemeklere adar. Ersin Pamuksüzer’den bahsediyorum. Yıllarca Ericsson’ın genel müdürlüğünü yaptı. Turkcell’in Yönetim Kurulu üyesiydi. 2002’de işi gücü bıraktı, iyi yaşamak üzerine kafa yormaya başladı.18 kilo verdi ve yeni bir iş edindi. The Life Co adında bir yaşam destek şirketi kurdu. Detoksla başladı, vitamin ihraç etti, konuyla ilgili kitapları Türkçe’ye çevirdi, burun temizleyicisi, dil sıyırıcı bile sattı. Son olarak bir çiğ yemek restoranı açtı. İstanbul Asmalımescit’teki mekanın adı Saf. Peki Ersin Pamuksüzer’in hayatı nasıl bu kadar saflaştı?Yıl 2002. Ersin Pamuksüzer, “bu hayatta istediğim ne varsa yaptım galiba” diye düşünür ve Ericsson’ın genel müdürlüğünü bırakır, Turkcell’in yönetim kurulu üyeliğinden ayrılır. Dinlenmeye, yenilenmeye ihtiyacı vardır. Bir arkadaşı hayatında hiç duymadığı bir kelimeyi zikreder: Detoks. Onun önerisiyle Tayland körfezinin içindeki Koh Samui Adası’na gider. SPA Samui’de detoksla tanışır.Bu merkezde kendiyle ve yaşamla ilgili birtakım enteresan şeyler keşfeder. Su niye içilir, hangi yemek ne işe yarar, zihin nasıl çalışır, vücudun esnekliği nedir, duygusal zeka nedir gibi… Aydınlanır! Geri kalan yaşamında bu işlerle daha fazla ilgilenmeye ise yedi gün boyunca hiç katı yiyecek yemediğinde karar verir. Ağzına lokma koymamıştır ama aç değildir. Enerjisi azalmamıştır, durum tam tersidir. Bugüne kadar yaptığı performansa dayalı sporları bir kenara bırakır, yoga, plates gibi sporlara yönelir. Bir kere detoksa gitmek yetmez.Hemen hemen her ay bir haftasını bu tip işlere ayırır. İnsanın bir yere kapanıp yalnızca içini dinlediği meditasyon kamplarına da katılır, gidip bağırsak temizleme operasyonları da yaptırır, enerji transferini de öğrenir. Hiç boş çıkmaz. “Ben o kadar boştum ki, gittiğim her merkez bana bir şeyler kattı” der.Yıl 2005. 60-70 kişilik gruplarla değişik merkezlere gidip, gelmektedirler. Sonunda “Yahu biz bunu Türkiye’de yapalım, gidip gelmeyelim” diye düşünür, Bodrum’da “Detoks Turkey”i açar. Ama yalnızca detoksla olmayacağı kesindir. “Nasıl iyi yaşanır”ı iş kolu yapar. “Yeni bir yaşam reçetesi” sloganıyla “The LifeCo”yu kurar. Kitaplar yayınlarlar, vitaminler ihraç ederler, Himalaya dağlarının Karakurum bölgesinde elde edilen, dünyada bulunan toplam 92 elementten 84’ünü içeren Himalaya tuzunu getirirler, kurdukları internet sitesinden dil sıyırıcı, burun temizleyici satarlar.
/_newsimages/3150467.jpg
Ancak detoks bir haftadır, geriye 51 koca hafta kalır. İnsanlara farklı deneyimler yaşatmak şarttır. Saf Restaurant böyle doğar. “2004 yılında New York’ta bir restoranda yediğim yemek ciddi şekilde hayatımı değiştirdi. O güne kadar akşam yemek yediğim zaman mümkünü yok rahat uyuyamıyordum. İlk defa o yemekten sonra rahatlıkla uyudum. Seyahatim boyunca dört gün üst üste aynı restoranda yedim. Bütün mönüyü test ettim ve bu işi yapmaya karar verdim. Lokantanın sahibiyle görüştüm, ortaklığa niyetlendik. O ilk ortak şubenin Amerika’da ben ise Türkiye’de açılmasını istediğim için ayrıldık.”Ersin Pamuksüzer bu noktada yeni bir işbirlikçisi arar ve Chad Sarno ile tanışır. Sarno kendini şöyle anlatan biridir: “Lokantaları olan kalabalık bir İtalyan ailesinden geliyorum. Yemeğe olan tutkum, özellikle de İtalyan mutfağı, ailemle başladı ve devam etti. Çok küçük yaşlardan beri astımla boğuşurken bir aile dostumuz süt ürünlerini kesersem astımdan kurtulacağımı söyledi ve gerçekten de süt ürünlerini diyetimden çıkarttıktan sonra bu rahatsızlığım kalmadı. Vejetaryen mutfağıyla böyle tanıştım. Yememeniz gereken birçok şey varken kendinize elinizdeki malzemelerle zengin mönüler yaratmak zorunda kalıyorsunuz. Ben de zamanla sebzelerden zengin bir mönü yarattım.”FELSEFE: YÜZDE 75-25Ersin Pamuksüzer, bir yaşam tarzı destek şirketi olan LifeCO’cuların yaşam felsefesinin yüzde 75, yüzde 25 üzerine kurulu olduğunu söylüyor. Yani yaşantılarının en az yüzde 75’inde daha sağlıklı seçenekleri tercih ediyorlar. Geri kalan yüzde 25’inde de normal yaşam standartlarını koruyorlar. İçki de içiyorlar, cips de yiyorlar, canları istiyorsa hamburgerin de tadına bakıyorlar. Bu sebeple Saf’ın iyi bir bar mönüsü var. Barın ismi Organik Şarap ve Martini barı. Tam natürel, yüksek kaliteli şaraplar kullanılıyor, taze meyve sularıyla kokteyler hazırlanıyor. Bu işin başında Joe Mc Canta adında bir miksolojist var. O da ne mi? Deneyimli barmen ve şarap garsonu olarak tanımlanıyor.

SAF’TA NE YENİYOR

Saf mutfağında işlem görmüş, konserve ve pastörize ürünler kullanılmıyor. Yani et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri yok. Karnıbaharlı dolma, karamelize soğan ve kaparili çeşni, lezzetli salatalar, fıstık humusu gibi farklı lezzetler tatmanız mümkün. Organik şekerle yapılan tatlılar çok özel. Kakaolu Mermer Turta, Hindistancevizi Köpüğü, naneli dondurmanın tadına bakmalısınız. Unutmadan, Saf aynı zamanda Türkiye’nin ilk sigara içilmeyen restoran ve barı.

Ersin Pamuksüzer’in  Life-Co’nun web sitesinde başarının sürdürülebilirliği ile ilgili anlattıklarını da   aşağıya ekledim.

Günümüzde hedef şirketinizi başarılı hale getirmek değil, başarınızın sürdürülebilirliğini sağlamaktır!

Kullandığımız model algıladığımız dünyanın oluşturduğu bir “oyun alanı”, bunların üzerindeki “oyuncular”, bu oyuncuların “ilişki demeti” ve bu demetin kalitesinden oluşan bir üçgenin üzerine kurgulanmıştır. Algıladığımız dünyada bir yolculuk yaparken her an bir hayat yaşıyoruz, bir varoluşumuz bulunuyor ve bir görev ifa ediyoruz. Kişi eğer bu üçgeni bütünsel bir bakış açısıyla iyi yönetebilirse “sürdürülebilir başarıyı” yakalayabilir. “Sürdürülebilir başarı” dalgaların hep üst noktalarında veya bunun yakınlarında olabilmektir. Eğer dalganın zaman zaman en üst noktasında oluyor sonra da alt noktasına iniyorsanız başarınızın sürdürebilirliği sürekli risk altinda kaliyor demektir.

Başarıyı sürdürülebilir yapmayı sağlayan önemli birkaç ana noktadan bahsetmek isterim.

Bunlardan birincisi büyük resmi iyi okuyabilmek. Birçok büyük şirket büyük resim okumadaki eksiklikleri ve kendilerine fazla güvenmeleri sonucu rekabet sahnesinden çekilmek zorunda kalmıştır. Kişi oyun alanını değerlendirirken ortam analizini ve buradaki oyuncuların rollerini iyi kavramalıdır.

Değer yaratma sanatını anlamak ve iyi uyguluyor olmak başka bir kritik noktadır. Değer zinciri müşterinin ihtiyacından kişinin müşterilerinin beklentilerini tatmin edeceği zamana kadar geçen sürecin tamamıdır. Fikirden müşteriye giden süreçte alım, üretim ve satış yapılmaktadır. Buradaki sanat şirketin zincir içerisindeki pozisyonunu güçlü hale getirmektir. Bu zinciri yönetirken ortam analizini iyi yapmış, ortamdaki iş ortaklarını, denetleyici kurumları ve diğer oyuncuların rollerini iyi anlamış olmak gerekir. İşte o zaman iş hayatında fark yaratma şansı ciddi olarak yükselecektir.

Değişim yönetimi şirketler için hayati önem taşır. Bir şirket büyük resmi geç okur ama hızlı değişirse var olmaya devam edebilir ama büyük resmi görmesine ramen değişmekte direnirse yok olması kaçınılmazdır. Hızlı değişebilmek günümüzün en hayati yeteneği olmalıdır, çünkü bilgi ve ortamlar çok hızlı değişmektedir. Bunun için değişimi sürekli ve anında izleyen ve kendi sistemine adapte edebilen yönetim şekilleri geliştirmek gereklidir.

Şirket kültürünün sürdürülebilir sonuçlara ulaşmayı destekleyecek değerler ile donanmış olması çalışanların şirket zor durumda da olsa beraberce odaklı bir şekilde durumu düzeltmelerini ve içlerindeki potansiyeli iyi kullanmalarını sağlayacaktır. Bilinçli iş yapma sanatı diye adlandırdığımız değerler demeti şirket kültürünü sonuca hızla giden ve çevresiyle birlikte kazanan bir takım yaratacak şekilde değiştirmek üzere belirlenmiştir.

Şirketin olduğu kadar içindeki bireylerin de iş hayatındaki başarılarını sürdürülebilir kılmak gerekir. Kişi fiziksel taşıyıcı olarak beden, yaşadığı zaman dilimine kadar depoladığı bilgi ve tecrübelerden oluşan düşünce çerçevesi ya da zihin ve otomatik tepkilerin ve duyguların oluştuğu bilinçaltından oluşur. Bunlara ve hayatta üstlendiği rollere bağlı olarak değişik davranış ve yaklaşımlar sergiler. Şirketin başarısında bireyi oluşturan bu faktörler de dikkate alınmalı ve geliştirilmelidir.

Sizi bu noktalarda yukarılara taşıyacak kavram, araç ve yöntemleri sunmak ve potansiyelinizin daha fazlasını gerçekleştirmenize yardımcı olmak için Excellere Danışmanlık olarak fark yaratacak bir başarı modeli oluşturduk.

Keyfiniz ve enerjiniz bol olsun,

 

Borsamatik haber yazısında  da Life-Co ların  2015 yurt dışı açılımları ve yeni hedefler var. Hayırlı olsun, başarılı olsun.

 

Bodrum’da Kahvaltı Mandalina Reçelsiz Olmaz!

 Bodrum kahvaltılarında benim favorim, mandalina reçeli.Bodrum’a özgü en güzel reçel, marmelat kıvamında, hatta şekerleme gibi. Reçel yersem, sadece  şekersiz reçel yerim. Kendim de zaman, zaman  şekersiz, meyva marmelatları yapıyorum. Ama Bodrum’da kahvaltı deyince mandalina reçelsiz olmaz.O zaman mutlaka kahvaltı biz de ise ikram ederim, kendim de tadımlık yerim. Her zaman da ev yapımı özel mandalina reçelleri alırım.Şimdi size mandalina reçeli yaparak, hem Bodrum’un tanıtımına katkıları olan   başarılı girişimci kadınlarını tanıtacağım.

Önce  her zaman Bodrum Yalıkavak Pazarında mandalina reçeli aldığım;  tatlı reçelci anne Aynur Akgün ve kızları Bodrum Life yazısı ile….

recel (1)

Reçelin sultanlarının reçelleri en lüks otellerde…
Anne Aynur Akgün ile kizlari Sibel Akgün ve Ebru Akgün; Bodrum yarimadasindaki pazarlarda yöre ürünlerinden yaptiklari reçelleri satan bir anneyle iki kizi. Bodrum mandalinasi onlarin reçelleriyle adini ve tadini duyuruyor. Türkiye’nin en seçkin otellerinde, restoranlarinda onlarin reçelleri tercih ediliyor.Aynur Akgün emekli olduktan sonra 1995 yilinda Manisa Ahmetli’den Bodrum’a, kizi Sibel Akgün’ün yanina gelmiş. Bodrum’da hem kimseye yük olmayip aile bütçesine katkida bulunmak, hem de boş oturmamak için pazarda meyve satmaya başlamiş. Bir gün sattiği şeftalilerden birkaç kilo elinde kalinca, ziyan olmasina içi razi olmamiş ve kizi Sibel’e demiş ki; “ben bu kalan meyvelerden reçel yapip satsam ayip olur mu?“ Kizi Sibel “neden ayip olsun ki?” deyince artan meyvelerden evde yaptiği şeftali, çilek, vişne reçellerini pazarda satmaya başlamiş.Sonra işine yaraticiliğini katarak, yöresel ürünlerden ve pazarda başka kimsenin satmadiği reçellerden yapmayi aklina koymuş; mandalina, portakal, bergamut, karpuz gibi meyvelerin ve hatta patlican gibi bir sebzenin reçelini evde kendilerine yetecek kadar yapmiş bir süre, istediği güzellikte yapabildiğine önce kendisi ikna olana kadar.Almanlar bergamut, İngilizler greyfurt ve çilek reçeli aliyor. Kolay olmamiş bu; mandalinalarin kabuklari sert kaliyormuş, bergamutun aciliği geçmiyormuş, vesaire.. Deneye yanila görmüş ki en güzel mandalina reçeli Bodrum mandalinasindan oluyor, çünkü kabuklari ince ve kendine has bir aromasi var. Bodrum mandalinasi çekirdekleri olan bir tür ama reçele kattiği nefasetin yaninda bu bir kusur sayilmaz, diye düşünmüş.Bergamutun aciliğini gidermek için kendince yöntemler bulmuş, derken pazarda sattiği reçeller İstanbullu bir adamin dikkatini çekmiş. İstanbullu bu bey, ikinci kez reçel satin almak için geldiğinde on kavanoz reçel istemiş. O kadar beğenmişki reçelleri, İstanbul’daki eşine dostuna bu reçellerden götürmeye karar vermiş.O günden sonra İstanbullu müşterileri epey artmiş, ayrica gitgide yarimada civarinda da reçellerin ünü kulaktan kulağa yayilmiş. Pazarda pek çok alici “Aynur Hanim’in reçelleri nerede satiliyor?” diye arayip buluyormuş tezgâhi.Yabanci müşterileri de çoğalmiş. Almanlar bergamut, İngilizler greyfurt ve çilek reçelini özellikle istiyormuş. Fransizlar ise her türlü reçelden aliyormuş ayrim gözetmeden.Fatih Terim, Sabanci Ailesi, Gülse Birsel gibi pek çok ünlü Aynur Hanim’in reçellerinden aliyor. Öyle çok talep olmuş ki Aynur Hanim’in reçellerine, kizlari Ebru ve Sibel’i pazara tezgâhin başina gönderip, reçel yapmak için kendisi evde kalmaya başlamiş. Yetmemiş, konu komşudan da her gün birkaç kişi yardima gelir olmuş. Aynur Hanim harcadiklari emeğin karşiliğini ödeyerek, ev hanimlarina aile bütçesine katkida bulunma firsati sağlamiş böylece.2006 yaz başinda imalathanelerini kurmuşlar. Her biri 1 kg. olan kavanozlardan yilda ortalama 20.000 kavanoz reçel satiliyor şimdi. Her hafta gida mühendisi kontolünden geçerek.Fatih Terim, Sabanci Ailesi, Gülse Birsel gibi pek çok ünlü müşterileri var. Nerelere sipariş üzerine gönderdiklerini kendileri bile tam hatirlayamiyor: İstanbul Hilton Otel, İstanbul Eresin Hotel, İstanbul Doğatepe Hotel; Etiler, Moda ve Maslak’daki şžütteler, Ankara’da Swiss Otel, Divan Hotel; Bodrum, İstanbul ve Antalya’daki The Marmara Hotelleri, Bodrum’da Divan Palmira Hotel, Bodrium Boutiqe Hotel, Maça Kizi, Mavi ve daha pek çok seçkin isim mekânlarinda Aynur Hanim’in reçellerini sunuyorlar müşterilerine.Pazarcilarin zihniyeti diğer şik ve modern görünümlü kişilerden çok daha uygar ve insanca, Sibel ve Ebru kardeşler 2002 Kasim ayından beri pazarda termosta kahveleri, ellerinde kitapları ve tarot kartlarıyla tezgâhın başındalar. İlk günlerini gülümseyerek hatıirlıyorlar. Herkes yadirgamış, giyimlerini, tarzlarini. Sibel mahcup bir ifadeyle anlatiyor: “Önceleri pazarda bize zorluk çikardilar, yol vermediler, kasten çarptilar, küçük kavgalar çikarmaya çaliştilar.. Fakat sonra aliştilar. Hatta erkekler kendi aralarinda konuşurken rahat rahat küfür edemez oldu, daha bir özenli ve temiz giyinmeye başladilar. Kadinlar da şalvar ve günlük giysiler yerine biraz daha modern ve şik oldular. şžmdi artik bizi koruyup kolluyorlar bile. Diyebilirim ki pazarcilarin zihniyeti diğer şik ve modern görünümlü kişilerden çok daha uygar ve insanca. ‘Pazarda ne işiniz var sizin’ diyenlerden bizi hayat kadini zannedenlere kadar binbir çeşit tepki aldik, hiç ummayacağimiz insanlardan.”Burada Broadway sahnesinde gibi hissediyoruz kendimizi. Ebru devam ediyor anlatmaya: “Burada yaşadiğimiz ilginç hikâyeleri oturup yazsak, roman olur. Broadway sahnesinde gibi hissediyoruz kendimizi. Bize ‘reçel hanimlar’ diye isim taktilar. Birisi bize seslenecek olsa ‘reçel, baksana’ diyor.”

Anne Aynur Akgün ile kizlari Sibel Akgün ve Ebru Akgün Bodrum’un tanitimini en iyi şekilde yaptiklarini düşünüyorlar. Çünkü reçelleri Bodrum mandalinasinin da adini ve tadini yaşatiyor. Özgün bir tat olarak ülkemizin birinci sinif turistik otellerinde, birinci sinif müşterilere sunulmaya değer bulunuyor. Dünyanin dört bir yanindan turistler alip evlerine, akrabalarina ve dostlarina hediye olarak götürüyor. Bize kredi veren, destek olan bir kurum yok
Buna rağmen üretimlerini arttirmalari için ihtiyaç duyduklari krediyi onlara sağlayacak bir kurumun olmayişindan, bir destek bulamamaktan yakiniyorlar. Aynur Hanim’in emekli maaşini teminat olarak gösterseler bile alacaklari kredi meblaği en fazla 2500 YTL, bu da onlar için yeterli değil. şžeker, kavanoz ve yiyecekleri alirken hep peşin para ödeyerek aliyorlar. Dolayisiyla imkânlarini genişletmeleri ve daha fazla üretim yapmalari zorlaşiyor.

102123023_tn70_0

Bodrum’un yerlisi olmadiğimiz için dişlaniyoruz. Turgutreis’te oturuyorlar ve küçük imalathaneleri de orada. Tek istedikleri Turgutreis Belediyesi’nin merkezdeki dükkânlarindan birinde yer bulup, reçellerini orada satmak. Bir ayricalik değil istedikleri: “Kiramizi öder, gerekeni yapariz

Biz Bodrum’a özgü meyvelerden yaptiğimiz reçelleri kendi ellerimizle yapip satiyoruz. Merkezde bir satiş yerimiz olursa, Turgutreis’e de faydasi olur, turistik açidan” diyorlar. Cumartesi günleri Turgutreis, perşembe günleri Yalikavak, pazartesi günleri de Türkbükü pazarindalar. Yalikavak Belediye Başkani Mustafa Saruhan’a özellikle teşekkür ediyorlar. Başkan, Yalikavak pazarinda onlari tezgâhlarinda ziyaret ederek, Bodrum mandalinasi reçelinin Bodrum’un tanitimindaki katkisi için teşekkür etmiş. “Size nasil yardimci olabilirim?” diye sormuş. Sebzecilerin arasinda, uygun olmayan bir yerde bulunan tezgâhlarini daha iyi bir yere koymalarini sağlamiş. Yalikavak pazarinin zabita memurlarinin da çok nitelikli, halka karşi çok nazik olduğunu belirtiyorlar.

Biz de Aynur Akgün ve kizlari Sibel ile Ebru’yu böylesine özgün, başarili ve azimli olduklari için tebrik ediyor ve reçel üretimlerinin Bodrum’un tanitimina katkisinin artmasini diliyoruz.

 Şimdi de diğer iki reçelci girişimci kadın;

rec3a7el-evi-1

 Ayşe Özbey, ve Şükran Sert yaptıkları reçel ve marmelatları hem internetten satıyorlar,hemde nikah şekeri olarak çok yaratıcı ürünleri var.Kutluyorum canı gönülden…
İhlas Haberin yazısı ile hikayeleri becerileri, farklılıkları aşağıda devam ediyor.…Bodrumlu iki kadın girişimci, 3 yıl önce Bodrum Mandalinası reçeli ile başladıkları üretimlerine bölgenin diğer ürünlerini de kullanarak devam ediyor.DSC_0070-Custom-300x160Bodrum’un Ortakent Mahallesinde 3 yıl önce kurdukları yöresel yemek atölyesinde Bodrum’a özgü yemek kültürünü yansıtarak işe başlayan Ayşe Özbey ve Şükran Sert ürün çeşitlerini arttırarak hizmet vermeye devam ediyorlar. Özellikle yaşadıkları bölgeden topladıkları Bodrum mandalinasını değerlendiren kadın girişimciler, mandalinadan reçel ve marmelat yaparak sofralara sunuyorlar.3 Yıldır Bodrum’un yöresel yemek kültürünü yaşatmak içinde çalışmalarını sürdüren iki kadın girişimci Bodrum mandalinasından ‘Nikah Reçeli’ üretti. Küçük kavanozlara kayarak etrafını süsleyen kadın girişimciler nikah reçelinin dışında satsuma, ceviz, bademli patlıcan, turunç, ayva ve domatesten ürettikleri reçelleri de piyasaya sunuyor.İNTERNETTEN SATIŞ YAPIYORLAR.Bölgede yetişen bir çok ürünü kullanarak yöresel yemek atölyesinde reçelden marmelata bir çok ürün üreten kadın girişimciler ürettikleri ürünleri hem Bodrum mekezde açtıkları Bodrum Reçel Evi mağazasında hem de kurdukları bodrumrecelevi.com adlı internet sitesiyle de tüm Türkiye’ye satıyorlar. Kadın girişimciler ayrıca ülke genelinde düzenlenen yiyecek içecek fuarlarına da katılarak ürettikleri ürünleri tanıtma imkanı buluyor.
İhlas Haber Ajansı