Prensle Yeni Yıla Girerken;

Prensim ilk yılbaşısında sadece dört aylıktı.Şimdi ise 4.5 yaşında.Yeni yıl kutlamalarını, her sene biraz daha iyi anlıyor, değerlendiriyor.Hızla geçen günlerde prensim de hızla büyüyor.Ben her hafta buluştuğumuzda, sanki  büyüdüğünü farkediyorum, merakla hayranlıkla izliyorum.Çok küçük yaşlardan beri de en iyi arkadaşım. Bu sene sanki minik bir delikanlı. Beraber olunca yapmaktan hoşlandığımız çok şey var.Ama artık yaşıtlarınla da vakit geçirmekten çok hoşlanıyor.DSCF3936

Bu sene de prensle yeni yılı  karşılama  davetinde, her seneki gibi,  tüm aile öncelikle onun hoşlanacağı sürprizlerle dolu bir yeni yıl kutlaması olsun istedik..Biz onun için hazırlanırken o da  bekledi, hazırlandı, davet günü, geçen sene de yaptığı gibi  papyonunu  taktı ve geldi.

393002_10151329751804311_132607395_n

Geçen sene ki partiden

Çok şıktı, çok şekerdi, mutluydu. Bu tatlı minik delikanlı ile hepimiz, fotoğraf çektirmek için sıraya girdik.Günün, kutlamanın en önemli kişisi oydu, sonunda da kendimizi fotoğraflamayı unutmuşuz bütün kareler sadece onunla olmuş.

photo 1Önce Varuy erkekleri fotoğraf da. Aslan’ın bu sene papyonu siyah, mavi gömlek ve siyah ceketle giydi, hepsini de kendi seçti.581746_10152118301304311_1904710601_nHepimizle çok güzel pozlar verdi, mutlu mutluydu, heyecanlıydı, sevdikeri  bir arada idi;  ve Aslan biran önce hediyelerini açmayı bekliyordu.

fotograf (127)Babası ile başka keyifli poz vermiş.

DSCF3944Sofrada, evin düzeninde, yemekler de hep  ona göre,yapılmış detaylar vardı.

1513201_10152118293364311_224047378_nTeyzesi ile poz verirken şımarmak istemiş,

1487331_10152118301499311_614103168_nAninası ile çok şeker,

1524760_10152118290629311_259135969_nAnna ile farklı,tatlı,

1526439_10153654968180323_1865892882_n (1)Tek başına iken ciddi,

1479137_10153654720030323_435022629_n

Annesi ile çok özel…

Hepimiz; Aslan ile yeni yıl davetine uzun uzun hazırlandık,ama davet anında, saatler inanılmaz hızlı geçti, programladığım çoğu şeyi yapamadık; sonunda da onun mutluluğunu anılarımıza, fotoğraf albümlerimize koyarak sonlandırdık.Günler çok çabuk geçiyor, prensim de çok çabuk büyüyor,bu biraz tedirgin ediyor…..

Nice güzel yıllara hep beraber temennilerimle sevgiler, sevgiler diyorum.

Keyifle Başlasın, Keyifle Bitsin….

fotograf (124)Çok güzel bir sabaha uyandım,hemen fırlamadım, önce uyanmanın keyfini çıkardım, sonra vücudumu, kaslarımı hoşuma giden rahatlatan hareketlerle jimnastiğimi yaptım. Camı açtım, mandalin ağaçları ile dolu bahçeden gelen temiz havayı soludum. Kahvaltı sonrası otelin  şöminesinin yanında bahçe mandalinleri dolu tabağım önümde önce gazeteleri okudum, şimdi de hem kahvemi içiyorum, hem de yazıyorum. 2013 çok çabuk geçti, benim için.Birey olarak düşündüğümde,  2012 den  daha iyiydi, daha sağlıklı,  daha enerji ve heyecan dolu, sevdiklerimle daha bir arada. Yeni yıla Bodrum’da ve sokaklarda  girmek de en mutlu bitiriş oldu.Canım arkadaşım Nihal, Murat, ve kocaman aşkımla  en sevdiğim yerlerden Bodrum Marina Tango’da olmak çok keyifli idi.Keyifle başladı, keyifle bitsin diyorum.1546336_10152128676468482_107233012_nBu güzel duygulardan sonra  temenni listeleri  yapmayacağım, sadece  daha keyifli,daha neşeli, daha umutlu  bir 2014 olsun diyorum; ve  sizlerle Abbas Güçlü‘nün bu günkü yazısını paylaşmak istiyorum, bana çok uydu iyi geldi belki sizlere de iyi gelir.

Hep o en güzel günü ararız ya, işte bugün, niye o gün olmasın ki!
Yeni bir başlangıç için daha uygun bir gün olamaz.
Ertele ertele nereye kadar?
Ve bu en güzel güne bizim de bir katkımız olsun…
Bircan Silan, bizim meslekten ama halkla ilişkiler yapıyor. Sanatçıların en yakın dostu. Onların  eli ayağı. Farklı bir yeni yıl kutlaması yaptı. Yeni yıla girerken “Can Yücel’e Koca Nazım da eşlik etsin istedim…” demiş. İyi de etmiş:

Daha ne olsun kardeşim
Öyle  sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama
Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes  al derin derin…
Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin…
Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin…
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.
Sonra koş git işine, dünden, önceki günden,
Hatta daha da eskiden yarım  ne kadar işin varsa hepsini tamamla,
Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine, seni  mutlu  eden sesi duymak için “ alo “de
Hiç işin olmasa da öğle üzeri dışarı çık
Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa…
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak
Çiçek görürsen kokla köpek görürsen okşa, çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
Sen çok darda iken kimler seni ferahlattı,
Hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor…
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illa ki kumaş örtü olsun.
Saklama tabakları, bardakları misafire
Sizden ala misafir mi var bu dünyada
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil, vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyfe keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,
eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının…
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun…
Hayat bu daha ne olsun?
Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!
Daha ne olsun kardeşim…

Sokakta yaşayanlar
Nur Yaşar’ın yeni yıl dileğiyse çok daha farklı:
“2014 yılının; sokakta yaşayan insanlara sıcak bir yuva sokak hayvanlarına bir kap su, ülkemize birlik ve beraberlik, yolsuzluklara son, nefret yerine sevgi,yasaklar yerine özgürlük, şiddet yerine kardeşlik, kavga yerine barış, demokrasi, özgürlük ve tüm insanlığa huzur mutluluk aşk, sevgi, sağlık, getirmesini diler, Yeni yılınızı Kutlarım.”
Zor koşullarda yaşayanlara hele hele sokakta zor koşullarda yaşayanlara ne olur yardım edin. Yapacağınız mini minnacık yarımlar, sadece onları değil sizi de ısıtmaya yetecek de artacaktır…

Eski yılları aratmasın
2014 öyle bir yıl olsun ki, aklımız, gerilerde kalmasın.
Hem çok daha farklı olsun hem de nostaljik.
Hem hayalini kurduğunuz her şeye kavuşun hem de umutlarınız hiç tükenmesin.
Hem heyecanınızı hiç yitirmeyin hem de huzurunuz daim olsun.
Hem yerinizde duramayın hem de peygamber  sabrına sahip olun.
Hem sınavlarda en iyi notlar alın hem de çıtanızı daima yükseltin.
Hem en güzel işler sizin olsun hem de ilk gün heyecanınızı hiç kaybetmeyin.
Hem sağlığınız ve huzurunuz çok iyi olsun hem de en fazla özeni onlara gösterin.
Kısacası her şey gönlünüzce olsun…

En mutlu  kişi kim?
Yeni yıla girerken ya da yeni yılın ilk gününde, en mutlu kişi kim?
Büyük ikramiye çıkan mı?
Yaptıkları işin en tepesinde olanlar mı?
Ya da yeni çocuğu olan, yeni bir işe giren, yeni bir aşka yelken açan, yılın en güzel hediyesini  alan  mı?
O kişiyi niye çok uzaklarda arıyorsunuz ki, sağlığınız, huzurunuz, keyfiniz yerindeyse, niye siz olmayasınız ki?..

Özetin özeti: Keyifle başlayalım, keyifle bitirelim…

Seçil Erel’in Alan Öyküsü

Bugün çok özel bir tanışma öyküsü ve yaşam hikayesi anlatacağım.

DSCF3646

Bu sene sanırım bahardı, bir gün,  Şişli’den  Kadıköy’e dönerken tesadüfen tatlı genç bir kadınla yol arkadaşı olduk. Sonra yolda ben çocukluğumda yaşadığım evin fotoğraflarını, şimdi içinde yaşayanlardan izin isteyip  çekmek istediğimi, kocaman aşkıma anlatırken sohbete katıldı ve benzer bir proje üzerinde çalıştığını söyledi.Doğduğu yaşadığı, çalıştığı , çocuğunun doğduğu mekanların resimlerini yapmak istediğini çalışmalar başlattığını  anlattı. Benzer duygularda oluşumuz onu farklı heyecanlandırmıştı. Ben kartımı verdim, o atölyesinin yerini söyledi, davet etti ve ayrıldık. Aylar sonra bir mesaj aldım, arkasından  mail aldım. Seçil Erel beni Contemporary İstanbul‘da  de ki sergisinin açılışına davet ediyordu.Heyacanlanma sırası bende idi. O gün konuştuklarımızı hatırlattı ve anlattığı, yapmak istediği projesinin, ilk tanıtım gösterimi için bekliyorum diyordu, yine heyecanla, sevgiyle.Lütfi Kırdar’daki sergiye gitmek zaten programımda idi, ama ben öncelikli konuma getirip özellikle Seçil için gittim. Onun anlattıklarını  hayata geçirmesi, ortaya çıkarması, ve de böyle önemli uluslararası  bir sergide sergileniyor olması beni de çok etkilemişti.

IMAG0958_resized (2)

Tasarlamak, kurgulamak, uzun uzun düşünmek, denemek, bozmak, yanılmak  ve sonunda üretmek, sonrada sunmak beni de yaşamımda hep çok heyecanlandırdı, aşkla tutkuyla peşinden koşturdu. Sanatçı olamadım, ama senelerce her yaptığım ürününün, projenin, peşinden böyle koştum.

Sergisine gitmeden önce bu çok tatlı, zarif, güzel, başarılı genç kadını araştırdım, ve çok güzel çalışmaları, başarıları,olduğunu gördüm.Sergideki resimlerini de çok beğendim, kutladım, hep anlatsın nasıl başladı, bu günlere nasıl geldi yazsın istedim.Hiç bir başarı tesadüf değil,tutkuyla, sevgiyle, emekle, zorluklar karşısında umutla sabırla mücadele ile çalışarak başarıya ulaşılıyor, ister girişimcilik öyküsü olsun, ister bir sanatçının öyküsü ….

Seçil’de anlattıklarıyla beni çok şaşırttı. Özellikle kartımı aldığı günden beri girişimcilik hikayelerini okumaktan çok keyif aldığını; enerji topladığını özellikle belirttiğinde çok mutlu oldum.

Aşağıda Seçil Erel’in öyküsünü  kendi yazısı ile ekledim.Sonra da 10 Ocak’ta ki sergisiyle ilgili bilgiler koydum.

secilerel portre“El yeteneği ve üretme arzusu olan kafası karışık bir gençken güzel sanatlar fakültesi çok cazip görünüyordu. Farklı sanat disiplinleri hakkında okuyan, düşünen insanların içinde kendimi rahat ifade edebileceğimi düşünüyordum. zor geçen lise yıllarından sonra öyle de oldu.

Ben bir tarafımla sosyal, girişkenive cesur, bir tarafımla da yalnızlıktan ve sakinlikten vazgeçemeyen birisiyim.

Yani atölyede yalnız başına kalmak ve üretmek mükemmelken, kalabalık ortamlardan da  çok hoşlanırım. bu yapım meslek seçimimde de önemli rol oynadı ve resim bölümüne karar verdim. işleyen bir atölye hayali kurardım. Bu gün o dönemde hayalini kurduğum şeyleri yaşayabiliyorum. Elbette 15-16 yaşında bir kızın bilmiş bilmiş ressam olacağım demesi kadar kolay olmuyor tabi 🙂 çok çalışmak, arzulu olmak, dirençli ve sabırlı olmak şart.

1478905_10152169998716654_1550890530_n

Ama gerçekten şu hayatta kendimi süper hissettiğim 2 yer var birisi evim, ailem, diğeri atölyem. Değerlerini;  değişimler hayatımıza  anlam katan şeyleri sıraya koyarken anlıyoruz. Anne oluncaya dek resim yapmaya bu kadar bağlı olduğumu da bilmiyordum. Çünkü doğum çalışmamı hiç etkilemedi diyebilirim. Çocuğum ne kadar vazgeçilmezse çalışmalarım da öyle. Yaptığım şey bana iş gibi gelmediğinden hayatımın bir parçası olarak algıladığımdan benimle birlikte yıllar içerisinde değişti, gelişti ve çeşitlendi.

Uzun vadede de bu şekilde ilerleyeceğini  düşünüyorum. zaten çalıştıkça yapılacak çok fazla proje geliyor aklıma , hiç bitecekmiş gibi gelmiyor. (eskiden bir calışmanın sonu yaklaştığında endişelenirdim, sonra ne yapacağım diye)

1381261_10151742099747496_1463701412_n

Ayrıca son yıllarda Türkiye’de dünyadaki çağdaş sanat piyasasını yakalama gayretinde olduğu için bu kaçınılmaz olacak. Bir sanatçı için doğru yer ve doğru zaman çok önemli. 4 yıldır Türkiye’nin uluslararası platformda da kendini gösteren önemli galerilerinden biri ile çalışıyorum. pek çok önemli kurum ve kişi çalışmalarımı takip ediyor ve koleksiyonlarına dahil ediyorlar. bunlar benim kalıcılığım ve önümü görebilmem için cok önemli. Önümüzdeki süreçte ise yurt dışı projelerine de ağırlık  vererek üretmeye devam edeceğim.”

Seçil böyle anlatıyor, yola çıkış ve devamını, umutlarını; aşağıda 10 Ocak 2014 de başlayacak sergisinin tanıtımını da Galeri Zilberman‘ın yazısıyla ekledim.

“SEÇİL EREL

Alan

11 Ocak – 22 Şubat 2014

Genç ve üretken sanatçı Seçil Erel’in Galeri Zilberman’daki yeni sergisi “Alan” 10 Ocak tarihinde açılıyor.

Sanatçı, sergileyeceği bu son çalışmalarında, resimlerinin temelinde bulunan mekan fikrini geliştirerek, yaşadığı mekanlar üzerinden kendi kişisel tarihine odaklanıyor.  Geometrik seriler halinde kurgulanmış soyut resimlerindeki ayrıntılı dokular, mimari yapıları matematiksel  modellerle yorumlarken, oradaki yaşam deneyiminin bir izdüşümünü çıkarıyor.

Latif Palas

Birimlerin bir araya gelerek bütünleri oluşturduğu bu son seride, kişisel hafızada birikenler, soyut bir anlatımla hem resim yüzeyinde hem de galeri mekanında yan yana geliyorlar. Toplam 8 ayrı mekanın mimari planları üzerinden yaptığı ve sanatçının kendine has bir analitik ayrıştırmayla oluşturduğu kompozisyonlar,  biçimsel ve renksel kurgusuyla izleyiciye uzun sürecek bir çözümleme önerisi sunuyor. Matematiksel olarak birbirinin üzerine katlanan ebatlar, oluşturduğu ritmik yapıyla kendi içinde güçlü ve tutarlı bir iç düzen kurguluyor. Erel’in incelikle yaptığı bu analitik ayrıştırma, sanatçının büyüme ve gelişme dönemlerinin aksettiği mekanların planlarından sonra özellikle sanatsal çalışmalarını ve sanatçı olarak kendisini gerçekleştirdiği atölyesi işlevini görmüş mekanlarla zaman-dizinsel bir sırayı takip ediyor. Bu mekanlardaki yaşam deneyiminin ve anıların oluşturduğu hafıza, renk ve izlerle kendini bir plastik düzlemsel boyuta tercüme ediyor. Erel’in tuval yüzeyine uyguladığı ilk aşamada organik ve her yöne dağılan renkler ve dokular, benzer bir yöntemi tersinden izleyerek, üzerine inşa edilen keskin, kontrollü ve kararlı kurguya güçlü bir temel oluşturuyor.

SER_75

Serginin merkezinde bulunan ‘Arsan Apt: Kurgu Ev’ isimli çalışma 55 ayrı parçadan oluşan bir resim – yerleştirme. Sistematik büyümeyle ebatlanan yüzeylerin oluşturduğu çalışmada Erel, mimari değerlerle kişisel değerleri çakıştırdığı bir yapı deniyor. Resimsel bir haritalama tekniğiyle oluşturulan bu çalışma, sanatçının yüzeyde boya katmanları ile yaptığı kurguyla yapısal bir benzerlik kuruyor. Bu resim – yerleştirmeyle sanatçı ‘taşınmazların’ taşınabilirliği fikrini de mümkün kılıyor.

Seçil Erel’in kendi kişisel tarihinin izlerini, kendi boya üslubunun izleriyle arama yoluna gittiği sergi “Alan” Mısır Apartmanı’ndaki Galeri Zilberman’da 22 Şubat tarihine kadar izlenebilir.

Seçil Erel (1980, İstanbul) İstanbul’da yaşayıp çalışmaktadır. Açtığı kişisel sergilerden bazıları: İlk Ev, Alan İstanbul, Türkiye (2012); Şimdiki Basit Zaman, Cda-Projects, Türkiye (2011). Katıldığı karma sergilerden bazıları: Yüzyılın Sergisi, T.C. Ziraat Bankası Koleksiyonu, Cer Modern, Türkiye (2010); Genç Ustalar/Usta Gençler, MKM, Türkiye (2010); Casper Benim Adım, Sümerbank & Karşı Sanat, Türkiye (2009); Genç Açılım, Pera Müzesi, İstanbul, Türkiye (2005).

Sanatçının işleri pek çok özel koleksiyonda yer almaktadır.”

20131119_142808_resized

Seçil’le geçen ay atölyesinde buluştuk. Çok güzel sıcak bir atölye, ama Seçil’in Alan projesi için atölyelere sığmak kolay değil. Çalışmalarını bir araya getirmek de zor, çalışmak da zor. Ben gittiğimde  o uğraşmış didinmiş, ve projeyi bitirmiş sergi çalışmaları için  teslim etmek üzereydi.Sergi alanına gitmek için hazırlanmış eserler,hem bütünün parçaları hemde kendi başlarına bütün olduklarını bana atölyesinde hem çalışmalarıyla hem fotoğraflarla çok güzel anlattı. Farklı ebatlarda oluşturulan eserlerin hepsi beni taşıdıkları anlam ile de gördüğüm dokunduğum son halleri ile de çok etkiledi.Çok farklı yorumlar yaptırdı. Sizlerle fotoğrafları paylaşıyorum ama sergide görmek bambaşka oluyor.

Ayrıca çalışma anında çıkan bantlarla da çok özel bir koleksiyon daha oluşmuş. Geri dönüşümü simgeleyen  bir koleksiyon.Aşağıda duygularını düşüncelerini ve bize anlatmak istediklerini, ve özellikle son sergi çalışmalarını  yine Seçil anlattı, ben yazdım.

“Çalışmalarımı çözümlerken, artistik, içerik ve kişisel olarak pek çok farklı yapı kullanılabilir. Bu metinde daha son dönem çalışmalarımı kişisel detaylarla anlatmayı tercih ediyorum.

Çalışmalarımın temelinde, insanın kendisi, varlığının anlamı vardır. Özellikle 2008 yılından itibaren, matematiksel (analitik) ve sezgisel gerçeklik ilişkisi, bir araya gelme hali, bütünün parçanabilmesi, sistem, yapı, ait olmak, sahip olmak, parçalanmak, parçalamak,  parça parça olmak, üretim, değişim, geri dönüşüm, yeniden üretim, katmanlar ve süreç (zaman) görülür. “Dilemma” (2008) isimli diptik çalışmam bana yeni bir yol açtı ve dönemden sora çoğunlukla seriler oluştu. 2009’da “Sistem”, “Değişken Zaman”, 2010’da “Önerme” ve “Kompozisyon”, 2011’de “Fresh”, 2012’de “Something Different”, 2013’te “Territory” serileri tuval üzerine yağlı boya tekniğiyle oluşurken eş zamanlı olarak “Geri Dönüşüm” serileri oluştu.
Tuval üzerine çalışırken kullandığım teknik gereği maskeleme bandı kullanarak yüzeyleri kapatıyor, boyuyor ve söküyorum. Sökülen her bant şeridi çok estetik resimsel imajlar olarak görünüyor. Bunun üzerine bu bantları biraraya getirerek seriyi yapmaya başlamış oldum. Üretim, dönüşüm, geri dönüşüm, değişim kavramları ile özdeşleşen, rastgele yan yana gelen seriden farklı yapıda çalışmalar oluştu. “İlk Ev-Leia” isimli sergi için 5 adet 140x300cm. boyutunda kağıt resim mekana yerleşerek temsili bir anne karnını oluşturdu. 2012 yılında, Alan İstanbul’un proje odalarında sergilenen bu çalışmanın devamı olan seri ise bantların şeffaf yüzeyde lightbox tekniği sunum yaptığım ışıklı resimler doğumu ve varoluşu  temsil etti.

2013 yılında ise,” taşınma” kavramından yola çıkarak bir seri oluşturdum. Günümüz ekonomik, toplumsal, kültürel sistem ve parametreleri  içinde “ev”in anlamını, kentsel dönüşüm ve yapı sanayisinin bireyin “ev” ile ilişkisini biçimlendiren ve dönüştüren etkilerini, bireyin, toplumsal yaşamda “ev” aracılığıyla  kendi yaşamını kurgulamasını, evin mimari değerleri ile bireyin kişisel değerlerinin ilişkisini düşünmeye başladım. Bu elbette kendi deneyimlerimle oluştu. Doğduğum ve büyüdüğüm mahalleye yeniden dönüşümdeki romantik hal ile eşya, mal, mülk arasındaki sıkışma hali arasındaki ikilemden çok etkilendim. 10 Ocak-22 Şubat 2014’de Galeri Zilberman’da sergilenecek olan çalışmalarımı bugüne dek atölye ve  yaşam alanı olarak kullandığım mekanlardan yola çıkarak oluşturdum.

20131119_145717_resized_1

Kızıltoprak, “Rıfat Bey Sokak”ta doğdum, “Dere Apartmanı”nda büyüdüm. Üniversiteye dek zamanımın çoğu Moda ve Fenerbahçe aralığında geçti. 1999 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümüne girdim. 2001 yılında 2. sınıfı bitirice Sögütlüçeşme’de “Hayrullah Efendi Sokak”ta bir atölye açma fırsatım oldu. O dönem, yapılabilecek işlere koşuşturdum, bazı karma sergilere katılmaya başladım, hem atölye mekanını korudum, hem de okul devam etti.  Okulda Zekai Ormancı, Güngör Taner, Sedat Balkır ile resim atölyesi yanı sıra, halı ve litografi uygulama atölyelerinde çalışma fırsatım oldu.   2003’te lisansı bitirip, peşi sıra yüksek lisansa başladım.  2004’te atölyemi Bahariye tarafında “Berkel Apartmanı”na taşıdım. Yaklaşık 1 yıl burada kaldıktan sonra 2005’te Moda’da “Latif Palas”a geçtim ve 8 yıl kaldığım bu mekanı çok verimli kullandım. Bu sırada, 2006 yılında evlenerek eşimle Kızıltoprak “İstasyon Caddesi”ndeki eve yerleştim. Sonra, kızımın doğduğu Moda “Safa Sokak”a, 2013’te Kızıltoprak’ta “Arsan Aparmanı”na ve “Vedat Han”daki atölyeme taşındım.

Safa Sokak

Taşınmalardan sonra kafamda şekillenmeye başlayan projeiçin, ilk işim belediyeye gidip evlerin planlarına ulaşmak oldu. Yukarıda uzun uzun anlattığım mekanlarımın planlarına ulaştıktan sonra bu planlar, resmimin plastik çözümlemesi ile birleşmeye başladı. Planlar, resimlerin konstrüksiyonlarını kurmama yardımcı oldu. Önce 180x207cm. boyutunda iki tuvale, büyüdüğüm ev “Dere Apt.” ve kızımın doğduğu “Safa Sokak” isimli resimleri yapmaya başladım. 180x207cm., bu serinin sabit oranını belirlememe yardımcı olan boyut oldu. Tuval yüzeyi, dünyanın harita sistemindeki meridyen-paralel yapısı gibi, hayali parçalanmalarla bölündü. Bu sayede, planları modüler bir yapı ile yerleştirmeye imkan veren 23x20cm.’lik ölçü belirlenmiş oldu. Seri, dört atölye “Latif Palas Apt.”, “Hayrullah Efendi”, “Berkel Apt.”, “Vedat Han54” iki ev “Rıfat Bey” ve “İstasyon Cad.” İle devam etti. Bu altı resmin boyutları, sabit birimle orantılı olan 140x161cm.’lik tuvallerdir. Bu resimlerden sonra, yaşam alanlarının modüler yapısı, taşınmazın parça parça döşenmesi, taşınmazın taşınabilme olgusu üzerinde daha da çok durarak yeni bir yapı şekillenmeye başladı. Hazırlanmış olan 8 resmin, temelini oluşturacak 9. çalışma Bireyin Evleri olarak çözümlediğim serinin sonuncu çalışması, 55 parçadan oluştu.  “Kurgu Ev: Arsan Apt.” içerik olarak yine aynı olsa da, taşınmazın kendisini sergi mekanında kurmak niyetiyle tasarlandı. “Arsan Apt.”nın planından yararlanarak, mekanı bölmek (yıkmak, parçalamak) ve yeniden yapmak üzere çizimler ve taslaklar oluştu. Bu resim yerleştirmesi olarak tasarlandı ve 20x23cm. 21 adet, 40x46cm. 19 adet, 60x69cm. 5 adet, 80x92cm. 6 adet,120x138cm. 4 adet boyutlarında tuval ile kuruldu. Yanyana birleştiğinde 299cm.x600cm. boyutundaki çalışma oluştu.

Bu çalışma yine evin planından yola çıktı ve kendine ait alan,  mekan ve aidiyet, mekanın zamandaki geçiciliği, kutular, üst üste ve yan yana dizilmiş bloklar; ev’in (taşınmaz mülkün) parça parça oluşması, hayatlarımızla olan ilişkisi, taşınabilirliği (nakledilebilirliği), yaşanmışlığı vurguluyor.  Ancak tüm bu içeriğin ve teknik yanı sıra en önemli şey resmin resimselliğini ve gücünü koruyarak sonuca varabilmek.

Seçil Erel, 2013″

Resim ilgi alanınız olabilir, ya  da hiç olmayabilir, bana göre bu hikayede yaşanan mücadele de  hiç farketmiyor, Seçil de bir girişimci gibi gönül veriyor, inanıyor, üretiyor, sunuyor, pazarlamasını yapıyor.En güzel başarılara doğru yol alıyor.Seçil’cim seni tanıdığım için çok mutluyum, uluslararası  başarılar da seninle olsun.Ailen ve Leia da başarılarının yanında, hep  seninle olacak, belki de Leia’ya  da örnek olacaksın arkandan gelecek,renklere olan tutkusu onu da bambaşka dünyalara götürecek, belli olmaz.Sevgiler, sevgiler, sergide buluşmak üzere….

1237557_563701257001123_1910796151_n

Berlin, Berlin

Seyahat etmeyi sevmeyen yoktur herhalde, ben de çok sevenlerdenim. Özellikle de yeni yıla girerken ve doğum günümde seyahat etmek, en çok hoşlandıklarım.

fotograf (113)

fotograf (120)Bu sene de yeni yıla girerken, çok güzel bir organizasyonla Berlin’e gitme şansım oldu.Hem de çok spontane, gidelim mi? gidelim diyerek, sonuçta yeni yılı karşılama kutlamalarına Berlin seyahati de eklenmiş oldu.

Berlin’i görmek isteyen sekiz arkadaş bir araya geldik, ve kendimize yeni yıl hediyesi seyahat düzenledik. Herkes bir ucundan tuttu, organizasyon yapıldı,  gidilecek yerler listesi çıkarıldı. Hafta sonu tatili eklendi, işler, çocuklar, eşler ayarlandı, ve yola çıkıldı. THY ile harika bir uçuş oldu diyorum, teşekkür ediyorum. Doğum günü uçuş gününe denk gelen arkadaşımız için hepimize şampanya ve pasta ile sürpriz kutlama yapıldı. fotograf (115)Çok güzel bir hoşluktu. Berlin’e indiğimizde hava kararmak üzere idi. Havalanından otelimize giderken Işıklar içinde caddelerden geçmek bizi çok heyecanlandırdı.Otelde hiç vakit kaybetmeden; kendimizi çok güzel süslenmiş caddelerde bulduk.Hem şık caddeler, mağazalar, hem çok sık,özellikle  tarihi yapıların içindeki , meydanlara kurulmuş  noel pazarlarıyla Berlin hepimizi muhteşem bir şölendeymişiz hissine soktu.Gezinin favori içkisi şampanya oldu,uçakta başlayan şampanya ikramları, dolaştığımız mağazalarda da devam etti. Bizler de  böyle bir başlangıçtan sonra  yeni yıl öncesi bu çok özel tatil de    kendimizi şampanya ile  şımartmaya devam eder olduk.Çok soğuktu, hatta acıtan bir soğuk vardı, ama bir o kadar da güzel ve cezbedici olduğu için hiç aldırmadan sokaklarda caddelerdeydik.Acıktığımızda yine ışıl ışıl süslenmiş restorantlarda yemek yedik, kahve içtik, şampanyalar açtık.Herkes kendini günün, şehrin güzelliğine bıraktı. Harika bir uyum vardı.fotograf (124)Elimizde oldukça uzun en iyi restorantlar listesi vardı, gezdiğimiz her yerde de de çok şık yerler, bizi kendine çekti. Kimi zaman rezarvasyonla kimi zaman spontone çok değişik lezzetler tatdık. Çok farklı mekanlara mutfaklara gittik.fotograf (125) Sonra sıcacık odalarımıza otelimize döndük. Bir sonraki günün programı ile deliksiz, telaşsız  uyuduk.Gönlümüzce, harika bir Berlin seyahatinin ardından yediklerimizi gezdiklerimizi yazmak  da bana düştü, keyifle paylaşıyorum. Avrupa’nın şık, tarihi dokusu ile yoğun, düzenli, farklı  alternatifleri ile cezbedici şehri  Berlin ile ilgili çok daha detaylı bilgiler içeren, çok güzel bir başka blog yazısını da sizlere öneriyorum.  Tıklayarak girebilirsiniz. Orada anlatılanların dışındakiler ise;  aşağıda benim anlatımım ve fotoğraflarla  devam ediyor.

fotograf (122)Berlin Noel pazarlarını görmek için en güzel şehirlerden biri, çok sıklıkta çok güzel pazarlar kurulmuş. Yılbaşı süsleri, hediyelikleri, yiyecekleri,şehre, ülkeye özgün lezzetler, hediyelikler, çok hoş sunumlarla bu pazarlardaydı.Pazarları dolaşırken sosisli sandiviçleri, sıcak şarapları, kavrulmuş karamelize bademleri,noele özel kekleri, kurabiyeleri,  daha nice özel lezzetleri  tatmak da ayrı keyifti.Noel süslemeleri, hediyelik eşyalar da çok çeşitli ve güzeldiler.

fotograf (123)Yemek seçimimiz de çeşitli alternatifleri denerken Alman mutfağının güzel restorantları da uğradığımız ve çok beğendiğimiz mekanlar oldu.Bunlardan ilk gece spontane gittiğimiz Augustiner sıcak atmosferi biraları, özgün dekorasyonu ve servisi ve yemekleriyle çok beğendik.Spontane diyorum,çünkü  elimizdeki listelerdeki restorantlar önceden rezervasyon yapmadan yer bulmak mümkün olmadı.

fotograf (126)10Rezervasyon yapıp gittiğimiz yerlerden Gendarmerie restaurant da çok çekici,  keyifli, bize servis yapan şefin çılgınlıkları ile , ortamın ihtişamlı güzelliğiyle, muhteşem duvar panosu ile  hepimizin güzel anılarla hatırlayacağı  bir mekan oldu.fotograf (114)fotograf (117)fotograf (128)fotograf (118)fotograf (139)Şehri iki gün boyunca baştan sona gezdik,hatta şehir dışına Postdam‘a bile gidebildik. Ama yetmedi, müzeler için ayrı zamana ihtiyaç var, biz genelde şehri  dıştan  tarihi dokusu ve ışıltılı güzellikleri ile keşfettik.Bol bol da restaurant, kafeleri ve özellikle Noel pazarları ile…Orangerie-Schloss fotograf (135)fotograf (140)Reinhard’s ve Dressler restoranları çok  beğendikRestaurant-Berlin-ca367951487348_684654374900627_806102788_nDeğişik lezzetleri tattığımız, sunumlarına hayran olduğumuz,şık, ışıl, ışıl  güzel restorantlar kadar özel olarak davet edildiğimiz,  Kaplan dönerde yediğimiz döner dürüm ve pideler hiç unutulmayacak lezzetteydi.
fotograf (130)

Checkpoint Charlie ve Berlin Duvarı, öncelikle görmeyi planladığımız yerlerdi.  Ku’damm da, KaDeWe de Friedrichstrasse‘de alışverişler, kahve molaları da seyahatin güzel anları oldu.Sanat,tarih, alışveriş, kültür, gece hayatı, tasarım, bira hepsinin en iyisi olan Berlin çok güzel bir Avrupa şehri.

Berlin_Friedrichstrasse_evening_detail3

fotograf (142)

fotograf (119)fotograf (116)fotograf (137)Biz noelde Berlin’i çok sevdik, ama üç günde gezip  bitirmek mümkün değil.Berlin’de yaşayanlar yazın da çok güzel olduğunu söylüyorlar.Gezilecek yerlerin detaylarını tıklayarak diğer blogda bulabilirsiniz diyerek yazımı bitiriyorum. Bu gezide Berlin’de bizleri hiç bırakmayan, sınırsız misafirperverlikleri ile ağarlayan  sevgili dostlarımız, Aynur, Canan Gerner, Bülent Toprak ve Birol Kaplan’a da sonsuz teşekkürler ediyorum.Yeni seyahatlerde görüşmek dileğiyle…

Şeker Kullanmadan Aşure Yapın

Yeşilist’den Nil Kayarlar Sarrafoğlu yazınca, ben de hemen paylaştım,Nil şeker yerine aloe vera veya hurma şurubu kullanıyorum diyor, ben de stevia veya ageve şurup kullanıyorum,hem de oldukça az, hepsi olabilir, size hangisi kolay gelirse…

Şeker kullanmadan aşure yapın

18.11.2013 – Nil Kayarlar Sarrafoğlu

Hep anneden ya da büyük anneden gelen tarifler vardır ya, bizim evde yapılan aşurede de portakal kokusu eksik olmazdı. Aşure diyince aklıma hep portakal kokuları gelir. Ama benim versiyonda bir değişikliğe uğruyor tarif. Ben aloe vera veya hurma şurubu kullanıyorum tariflerimde. Evet organik ürünler de kullanıyorum farklı olarak ama büyük ihtimalle annanemin kullandıkları da sağlıklı idi.

Malzemeler
Yarım kg. organik buğday
1 su bardağı organik nohut
1 su bardağı organik kurufasulye
1 çay bardağı organik organik pirinç
100 gr organik kuru kayısı, yıkanmış ve ufak ufak doğranmış
50 gr. kuş üzümü
100 gr. organik çekirdeksiz kuru üzüm
dilerseniz ufak ufak doğranmış kuru incir
1 su bardağı organik aloe vera veya hurma şurubu
½ su bardağı organik süt
2 adet organik portakal rendesi, portakalınız sulu değilse biraz da küp küp kesip içine atın mutlaka.

Bir gece önce buğdayı bir tencereye koyup üzerini 5 parmak geçecek kadar su koyun ve bir taşım kaynatın.Kurufasulye ve nohutu yıkayıp ayrı bir tencereye alın ve aynı işlemi tekrarlayın.Her iki tencereyi de kaynadıktan sonra altını kapatın ve gece dinlendirin.Sabah tencerelerin altını tekrar açın, kısık ateşte ara sıra karıştırarak buğday, nohut ve kurufasulye yumuşayıncaya kadar tencere kapağını kapamadan 3 saate yakın pişirin.

Kıvamını bozmadığınız sürece dilediğiniz kadar su ekleyebilirsiniz. Bizim evdeki aşureye pirinç unu veya nişasta eklenmezdi, bazıları eklerler. eğer tencerelerdeki su azalırsa kaynamış su ekleyin.Buğdayın pişmesine yakın tencereye iyice yıkanmış pirinci ekleyin. bir sürede pirinçlerle beraber pişirin ve nohut ve kurufasulyeleri buğday tenceresine ekleyin. 10-15 dakika daha kısık ateşte kaynatın. çekirdeksiz üzümü, kuş üzümünü ve kayısıları tencereye ekleyin. 15 dakika daha pişirdikten sonra da aloe vera veya hurma şurubunu ekleyin, bir taşım kaynatıp altını kapatın. hemen ardından ısıttığınız sütü ve portakal rendesini ekleyin. Aşure soğuduktan sonra kaselere paylaştırıp tarçın, ceviz, fındık ve elbette nar ile süsleyin.