Beş-On Dakikası Bile Faydalı…

Olympics Day 7 - Artistic GymnasticsGeçtiğimiz ay malum hastalık grip dolayısıyla hareketlerim çok kısıtlandı. Çoğu zamanı evde dinlenerek geçirme zorunda kaldım, çünkü kendimi hiç iyi hissetmiyordum. Kırıklık, elin kolun kalkmaması, baş ağrısı, mide bulantısı, hep bayılacakmış gibi hissi.Her çıktığımda da da daha kötü olup sürecin yeniden başlaması hatta daha da artması. Hep uzanır, oturur, yatar vaziyette geçen günlerde hareketsiz kalmak psikolojimi de bozdu. Sonra çok sevdiğim gym hocam Fisun’un öğrettikleri aklıma geldi. Onun önerisi egzersizlere ara verdiğimiz ya da vermek zorunda olduğumuz dönemlerde hiç olmazsa sabahları dişlerimizi fırçaladıktan sonra aynanın karşısında yapacağımız çok basit ama bütün kaslarımızı çalıştıran çok kolay hareketler. Nasıl mı derseniz? Bacaklar yana açılıyor, kollar omuz hizasına kalkıyor.Eller önde kenetleniyor, ve kenetlenmiş parmaklar aksi istikamette çekilirken vücudumuzu da dizlerimizi kırarak esnetiyoruz, düzeliyoruz.  Yani üst bedenimiz yanlara doğru esnerken, aynı anda bacaklarımızla da yukarıdan aşağıya esniyoruz.Karın kalça, kol, sırt, parmaklar hepsi aynı anda çalışıyor. Bu hareketi kollar ve bacaklarla yaparken, ayna karşısındayız, yüz kaslarımızı da çene ve yanak kaslarıyla hareket ettirerek, yüz jimnastiğimizi de yapabiliyoruz. Yani çalışmayan kas kalmıyor. Sevgili Fisun hiç birşey yapamıyorsanız , bunu 2×8 yapın; başka bir şey yapmanıza gerek kalmaz derdi. Yaparken zaten çok keyif alıyorsunuz, aynı anda tüm kaslar geriliyor, esniyor, çalışıyor.Bu hareketi yaptıktan sonra da illa hepimize çok gerekli boyun hareketlerimizi, sağa sola ve de tam döndürerek yapmak gerçekten çok işe yarıyor. Çünkü hepimiz bilgisayarın karşısında saatler geçirerek boynumuzu çok riske atıyoruz.Ben boynumu da esnettikten sonra bedenimi sağa sola öne arkaya esneterek, belimi de işin içine katıyorum. Sonunda çok önemli bir görevi yapmış hissi ile müthiş mutluluk duyuyorum. Sonra isterseniz, gücünüz ve vaktiniz varsa, ip atlayabilirsiniz, ya da ağırlık aletleriyle de devam edebilirsiniz.Yürümek çok keyifli, ama her zaman yürünemiyor. Ben yüzüyorum, ama hasta olunca gidemedim. Bazen spor salonundan uzakta olabilirsiniz, ama bu minik hareketlerle harika neticeler ve keyifler alacağınıza eminim.Aynı konuyu geçen ay Osman Müftüoğlu’da yazmıştı.” Zayıflamak için illa yarım saat yürümek şart değil; ayıracağınız  5-10 dakika bile faydalı diyor,”  Ben de hemen kendi uygulamalarımı hem de uzmanımızın yazısını paylaşıyorum sizlerle…Sevgiler , sağlıklı günler herkese…egzersiz

Metabolizmam yavaş, bu yüzden kilo alıyorum. Bu çok yaygın bir sağlık yanlışı ama kilo problemi olanlar sık sık buna sığınır. Metabolizma yavaşlığının kilo problemindeki etkisi yüzde 3-5’i geçmez. Tam tersine kilo fazlası olanların çoğunda metabolizmanın normalden daha da hızlı olduğunu gösteren bulgular var.
Su içsem yarıyor! Hiç kimse su içerek kilo almaz. 1980’lerde İsviçre’de birlikte çalıştığımız metabolizma profesörü hocam kilolu hastalardan bu cümleyi duyduğunda “suyla sadece bitkiler büyür, gelişir, irileşir” derdi! Su sıfır kalorili bir içecek. Eğer düzenli ve sık tüketilirse çok az da olsa kilo verdirmeye yardım bile edebilir. Kilo almanın birinci nedeni gereğinden çok yemek, ikincisi ise az hareket etmektir.
Yaşlandıkça kilo almak doğaldır. Yaş ilerledikçe kas kütlesi azalır, yağ miktarı ise artar. Yani kas ve yağ dokusu arasında bir değişim ortaya çıkar. Eğer bir beslenme yanlışı yapılmaz ve aktivite azaltılmazsa yaşlanmak kilo artışına neden olmaz sadece yağ-kas oranı değişmesine yol açar.ba21b488-1f50-4251-b7dc-7e126b45d683
Yağ eritmek için en az yarım saat yürümek şart! Egzersize başlamak isteyenleri en çok korkutan palavralardan biri de budur! Vücudunuz fazladan yediğiniz her lokmayı kalori kazancı hesabına yazdığı gibi, fazladan attığınız her adımı da kalori kaybı hesabına dahil eder. Yani ister 5 dakika, ister 10 dakika, yeter ki siz yürüyün, mutlaka bir faydası var.
Araştırmalar rastgele atılan 25-30 adımın bile bir kalori kaybettirdiğini gösteriyor. Eğer sıkı ve tempolu adım atarsanız 15 adımda bir kalori yakıyorsunuz. Postacılar gibi hızlı yürümeyi becerebiliyorsanız bir kalori kaybetmek için 10 adım bile yeterli oluyor. Günde 10.000 adım atan sağlıklı bir yetişkin 400 kalori kaybediyor. Bu adımları ister 5-10 dakikalık bölümler halinde, isterseniz 30-35 dakikalık sıkı bir egzersizle atınfark etmez. Kısacası egzersiz özellikle yürümek çok az bile yapılsa mutlaka etkili oluyor.

Davetlerden Seçtiğim Lezzetler I

Yine çok beğenip hemen uygulamaya aldığım,  hatta bazılarını hemen yaptığım bir kaç favorimi daha paylaşıyorum. Bizim evde yaptığımız  Aralık ayı davetlerinden biri Üniversite Grubumuzun  davetiydi. İki senedir herkesin bir şeyler yapıp getirdiği aylık davetlerimiz. Aralık  ayının  daveti de  bizim ev de oldu.

DSCF3926Menüyü de yeni yıl daveti olarak hazırladık. Yine herkes özenle yaptıklarını getirdi. Ben ev sahibi olarak kestaneli pilavlı hindimi ısmarladım. Salatalarımı, buharda sebzelerimi, tatlımı ve minik aparetiflerimi yaptım.Sevgili Nazan körpe  ıspanaklarla yaptığı salata ise,  bana göre gecenin favorisi idi.

DSCF3894

Körpe ıspanak salatası yaparken önce ıspanaklar  yıkanıp, zedelenmeden  kurutuluyor. Üzerine sos olarak, portakal suyu , zeytin yağı, ve taneli hardal karışımı hazırlanıp konuyor.İsteğe göre biraz ince kıyılmış ve hafif ovulmuş kırmızı soğan ilave ediliyor. Sonra da  ince dilimlenmiş portakallar ve nar taneleri ile  servis ediliyor. Bazen nar yerine çilek dilimleri de koyabilirsiniz. Çok lezzetli ve sağlıklı salata, benim gibi  herkesin beğenisini kazandı, ben de hemen favori listeme aldım ve keyifle yaptım. Ispanak salatasını da avakado salatasını da sadece davetlerde değil, bu ara mevsimi olduğu için sürekli, severek  yapıyorum.Deneyin sizde seveceksiniz.

DSCF3879

Aparatif olarak yaptığım zeytinli çıtırlara bu sefer, acı biber soslu ve peynirlilerini ekledim. Bir yufkayı yayıyorsunuz,yufkanın yarısına,  isterseniz az tuzlu zeytin ezmesi, isterseniz biraz zeytinyağı ilave edilmiş, lor peyniri ya da acılı ezme, hatta  evde yapılmış acı biber salçası da olabilir sürüp yufkayı ortadan ikiye katlıyorsunuz sonra da katladığınız yufkaları çeşitli modellerde kesiyorsunuz, yuvarlak olabilir, ince şerit olabilir, üçgen olabilir.Kestiğiniz yufkaları da fırın tepsisinde fırın kağıdı üzerinde 180- 200 derecede  rengi değişene kadar fırınlıyorsunuz. Sonra istediğiniz bir dip sosla servis ediyorsunuz. Ama şimdi son bir keşif daha, minik tartoletler ; Arasına zeytinyağlı-peynir koyduğum  iki kat yufkaları bardakla yuvarlaklar halinde kesip,  minik kek kalıplarında fırınlayarak , tartoletler elde etmek mümkün, sonra da içine istediğiniz lezzetle servis edin.Ben patlıcan salatası koydum, çerkez tavuğu, haydari her şey olabilir. Dışı peynirli minik kablarıyla harika oldu.DSCF3907

O geceden son favori de sevgili arkadaşım Nehla’dan geldi.Sigara ya da üçgen (muska) börekler her zaman favoridir, ben bu ara hiç yapmadım, yaparsam da  fırında pişiririm, ve beyaz peynirle dil peynirini karıştırıp yufkaların içine sararım. Her zaman sıcak,sıcak harika olur, bu sefer Nehla börekleri baklava yufkası ile yapmış çok daha güzel ve lezzetli olmuş. İki kat baklava yufkasının arasını zeytinyağı ile yağlamış, ve  peynir koymuş, kıymalı ve kabaklısı da harika oluyormuş.Sonra önceden 200 derecede  ısıtılmış  fırında da 15 dakika yeterli diyor.Nehlacım’ın elinde dolanırken bitti.Muhteşemdi, hem çok kolay hem herkesin seveceği türden hem de yapımı kolay.DSCF3914Bu günlük bu kadar devam edecek, sevgiler, sevgiler…

Tatlı Blogger Eda

IMG_2345-21Eda’nın girişimcilik hikayesini Kasım ayında paylaşmıştım, tabii blogundan da bahsetmiştim.Bu gün de blogunu yazmaya nasıl başladı, nasıl ilerledi?ileride hedefleri ne? onları analatacak bize. Eda Bilol çok genç girişimci ve iyi bir blogger, benim çok beğendiğim bir blogu var. Şaşırtan, beni cezbeden, keyifli vakit geçirten bir blog. Eda,  online alışveriş yapanlar için hazırlamış  blogunu. Nerede ne var?sorusuyla yola çıkmış. Ben  zor da kalmazsam, hiç online alışveriş yapmam.Ama bu blogu çok seviyorum. İçinde, çok sevdiğim, yazılara, önerilere, tüyolara rastlıyorum.Çok güzel fotoğraflarla seyahat anıları var. Üstelik çevreci bir blog, sağlıklı yaşam, beslenme önerileri, pratik fikirlerle dolu.Ben sadece ne arasam değil, neden hoşlansam, okumaktan keyif alsam hepsini bu blogda buluyorum.

Özellikle Eda yaşındaki gençlerin genelde bir, hatta birkaç blogu var, ama önemli olan açmak değil, sürdürebilmek, onu takip edenlerle devamlı bir iletişim  içinde olabilmek.Sağlıklı ve takipçisi büyüyerek devam edenler ise çok az.Bunu başarmak için hem yazmayı çok sevmek, hem de çok emek vermek gerekiyor. Aşağıda başarılı blogger arkadaşım Eda anlatıyor, ben de paylaşıyorum.Blog yazanlar, yazmayı düşünenler için de çok güzel bir yol gösterici. Ama Kafam-Bi-0nline ‘den bir şikayetim var, içine girince zamanı unutuyorum, oradan oraya uçuşuyorum. Siz Eda’nın blog hikayesini okurken ben de size aynısını yapacağım, yazının arasına koyduğum blogdan karelerle kafanızı karıştıracağım. Kafam-Bi-Online durumu yani Sevgiler, sevgiler…

8ceeae115aa191fd234fb1bf2503a5ca

Ayakkabılarınız düzenli yerleştirmek mi istiyorsunuz?

Blogumun Hikayesi…

Aslında kendimi bildim bileli yazı ve fotoğraf en büyük tutkularım!

Yazmak…. Tabiri caizse elim kalem tuttuğundan beri, ufak şiirler, kompozisyonlar, kendi çapımda öyküler, mini kitaplar derken genç kızlıkta günlük tutmak, kimi zaman öfkemi, mutluluğumu dökerek devam etti. Birikmiş kaç yazım vardır, kim bilir. Daha deneme tarzı olduklarından, ilerleyen zamanlarda başka bir blog altında toplamak gibi bir fikrim var.

Fotoğraf… Sanırım babama özenerek başladığım, sonra ise hayatımın bir parçası haline gelen bir tutku. Özellikle mastır dönemimde profesyonellerin yönlendirdiği bir kulüp ile bir sürü şehir gezip, fotoğraf hakkında daha ileri bilgiler edindim. Öyle bir hale geldi ki ev içinde bile kompozisyonlar yaratıp fotoğraf stüdyosu misali vakit geçirir oldum.

Uffizi_Gallery_Florence-1024x682

Fotoğraf’dan özellikle seyahat fotoğrafları çekmekten hoşlanır mısınız?

Blog yazma fikri ise birkaç senedir var. Ama bir çoğu kişide olduğu gibi ‘Kafamda o kadar çok şey var ki, hangisi ile başlayacağım?!’ sorusu erteledikçe ertelettirdi. Derken bir gün bir kitapla karşılaştım.  Hayatımda hep tıkandığım noktalarda bir işaret gibi birer kitap beni bulmuştur.

Salih Seçkin Sevinç‘in keyifli anlatımı gibi, bir o kadar da ışık gösterici, harekete geçirici kitabı ‘Pazarlama İletişiminde Sosyal Medya’yı bir solukta okudum. Ama hepsinden öte, kaç senedir yanmayan ışık bir anda yandı ve iki gün içinde blog açtım.

IMG_2455-1

Özel bir hediye mi? almalısınız.

Salih Seçkin Sevinç’ diyor ki; ‘Hangisinden başlayacağım demeyin, başlayın birinden…’ ‘İlerleyen zamanda farklı konularda farklı bloglar açabilirsiniz.’

Biraz düşündüm, benim en çok ne ilgimi çekerdi, insanlar bana hep neler soruyor, ne hakkında yazsam hem ben eğlenirim hem okuyanlar, hem de bir faydam dokunur…

‘Online Alışveriş’ !!

Hemen hemen her gün telefonum en az 1-2 kere ‘şunu nerden sipariş edebilirim?!’ sorusuyla çalar.  Aslında herkesin yaptığı gibi ben de ‘Google Amca’ya soruyorum. Tek fark benim biraz daha sabırlı ve mükemmelliyetçi olmamdan dolayı Google 15 sayfa sunuyorsa neredeyse hepsine tek tek bakmak, içinde kaybolmaktan büyük keyif alıyor olmam.

Samon-Pizza-600x370

Canınız deniz mahsulleri pizza yapmak istedi, sesli tarife mi? ihtiyacınız var.

Konuya karar verdik, süper! Peki adı ne olacak?! Öyle bir isim olmalı ki bir daha değiştirmemeliyim, komik, akılda kalıcı ve orijinal olmalı! Her zaman yaptığım gibi o kadar sorumluluk yükledim ki o isim bir türlü çıkmadı 2 gün boyunca. Derken…. Tahmin edeceğiniz gibi ‘kafa karışıklığı’ içerisinde kendime söylenmekle meşgulken, ‘kafam bi…’, ‘online çılgınlık’, ‘online alışveriş’….’Kafam-Bi-Online’ doğdu. Bayağı sancılı bir doğum oldu, ne yalan söyleyeyim.

İster kendine, ister özel birine, ister arkadaşa, ister aileye, ister öylesine, ister özel güne… değişik hediyeler, ürünler, fikirler arayanların önce bir ‘Kafam-Bi-Online’a bakmalı, denmesiydi hayal.

Ve galiba öyle de oldu .

533721_627543690600454_40641113_n

Davet mi? yapacaksınız.

İşin en enteresan tarafı birçok blog çok daha alt yaş gruplarına hitap ederken(yaşıtlarım arasından), Kafam-Bi-Online ın ağırlıklı takipçisi genç yetişkinler, kendini genç hisseden orta yaşlı yetişkinler! Bazıları belki asla online alışveriş yapmayacak ya da en azından şimdilik öyle olduğunu sanıyorlar! Ama yine de takip etmekten keyif aldıklarını, merakla beklediklerini söylediklerinde… daha ne isterim ki . Buna katkıda bulunan içimdeki 13 ündeki çılgın ergene ve yaşımdan 20 yaş daha büyük yetişkin kadına, kendi hallerinde birer çılgın oldukları, beni ben yaptıkları için teşekkür ediyorum.

Açılışı yaptık ve başladık ama ‘blog yazarı’ bugün ki yaygın kullanımı ile ‘blogger’lık’ pek de kolay bir hobi/iş değil. Herhangi bir hobiye benzemiyor. Öyle canınız istediğinde yazıp, aylarca dokunmazsanız önce takipçileriniz sonra Google sizi arka sıralara atıyor.

obj_146031-1024x768

Floransa’dasınız, nereye gideyim? ne yiyeyim mi? diyorsunuz.

Çok mu önemli?’ derseniz, bence önemli. Sanal ortamda neden yazıyorsunuz? Okunması için.

Yoksa günlük tutardınız, deftere, kağıda karalardınız.

İlk anda ‘megalomani’ gibi gelebilir ama benim ilkem şudur: ‘Kendi yazdıklarına, paylaştıklarına dönüp dönüp bakıyorsan, tekrar tekrar okuyorsan, o iş olmuştur. İnsan önce kendine beğendirmeli ki paylaşabilsin.’

Hızlı ilerlememdeki faktör sevgili Annem oldu.  Daha 3 yazı yazmışken, heyecanlanıp sahibi olduğu Sedirli Ev Otel’in tüm takipçileri ve kendi çevresiyle paylaşınca haliyle beklentiler yükseldi.  Dolayısıyla, kafamda planladığım gibi yavaş yavaş işleyerek ilerlemek hayal oldu  Hangi konuda her şey planladığımız gibi gider ki?!Dil-Peynirli-Biftek--600x370

Güzel bir et yemeği yapıp gönülleri mi? fethetmek istiyorsunuz.

Ardından hem şevk veren hem de güzel bir etkileşim sağlayan, Facebook Page açmak oldu.

Kesinlikle tüm blogların konularına göre diğer sosyal medya mecralarında olmalarını tavsiye ediyorum. Kesinlikle okuyucu/takipçi ile çok daha interaktif, içten ve sevgili Temel Aksoy’un tabiriyle ‘şeffaf’ bir ilişki sunuyor.

Facebook ile ilgili olarak verebileceğim ufak bir tüyo ise ‘facebook reklamları’. Güzel bir görsel, çekici bir cümle ve cüzi bir miktar yatırım ile süreci ciddi ölçüde hızlandırabilirsiniz.

1.yılını doldurmasına az kaldı, Kafam-Bi-Online’ın. Daha taze sayılır.  Ama süreçte çok gelişti ve gelişmeye devam edecek. Keyifle, hobi olarak başladığım blog yazarlığını, bir girişimci olarak, çok daha ileri boyutlara taşımayı hedefliyorum.

Hikayemi yazdığınızda sürpriz olarak Kafam Bi Online hakkındaki yorumlarınız o kadar mutlu etti ki!IMG_2566-1

Farklı bir pazar okuması ya da dinlemesi mi? bulmak istediniz.

Hayallerimdekini karşı tarafa ve özellikle de size aktarabilmek, bu yolda çok daha farklılıklar yaratmak için kat kat daha fazla şevk verdi.

Yürümeye yeni başlamış ama koşmaya hazırlanan Kafam Bi Online ın hikayesinin, benim gibi ertelemekte ya da cesaret edememekte olanları harekete geçirmesi dileklerimle…

cin-fizz-sesli-yemek-600x370Kafalar-Bi- Online iken bir bardak içkiye ne dersiniz?

Eda’cım yine çok keyifli saatler geçirdim, hem de yazını paylaştım. Blogundan yine  çok  güzel şeyler öğrendim. Ben de yenilendim, enerji depoladım.Yazacağım daha çok şey var, ama, bırakalım biraz da dostlarımız  keşfetsin istedim. Bu güzel blog daha güzelliklerle devam etsin, takipçinim, kucak dolusu sevgiler, başarılar….

Avakado Soslu Makarna

Dün sevgili Selin Varol’dan güzel bir teklif  aldım. . Avakadolu salata yazımı okuyunca bloglarında paylaştıkları bir tarifi bana göndermiş, o kadar güzel anlatmış ki, hemen yapmak istedim, bu ara hep evde yumuşamak üzere aldığım avakadolarım da vardı. Ama, çok şiddetli grip olmuşum, henüz yapamadım. Ama hemen paylaşacak enerjiyi bulur bulmaz bloguma koydum, beraberce yapalım diye; sevgiler, sevgiler…

Selin Varol’un blogundaki hakkında bölümünde hikayelerini de okuyunca da çok içten ve tanıdık, ama bir o kadar da cesaret isteyen  duygular hissettim. http://www.cevizhane.org/en-saglikli-kremali-makarna/

En Sağlıklı Avakado Kremalı Makarna

Var mısınız lezzetli bir makarna yapmaya, herkesi mutlu etmeye ve bu tarif ile baş döndürmeye.

Sarımsağın baş döndürücü aroması, avakadonun kremamsı kıvamı, limonun ekşiliği hepsi bir araya geldiğinde ortaya müthiş lezzetli ve sağlıklı bir makarna çıkıyor.

Hatta oldukça kısa bir sürede toplam 15 dakikanızı alacak bir tarif.

Bu makarnaya ne krema, ne peynir ne margarin hiç bir şey bu kadar lezzet veremez. Alfredo sosta neymiş diyeceksiniz. O kadar iddialı. En önemlisi çok sağlıklı.

Tarif vejeteryan beslenenlerin favorisi ve çiğ beslenme kursunda kullandığımız bir sos.

creamy avocado pasta En Sağlıklı Kremalı Makarna

Malzemeler

İki Kişilik

  • 1 orta boy avokado
  • 1/2 limon suyu ve sunum için limon kabuğu rendesi
  • 1-3 diş sarımsak, tercihe göre azaltabilirsiniz
  • 1/2 çay kaşığı deniz tuzu
  • 1/4 bardak taze fesleğen, tercihe bağlı ben evde olmadığı için kullanmamıştım
  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 2 kişi için tercihinize göre makarna , ben özellikle midye makarna tercih ediyorum ki sos makarnanın içine işlesin her lokmada biraz daha fazla sosa bulanmak istedim
  • Taze çekilmiş karabiber, toz karabiberin aksine taze çekilmiş karabiberin aroması ve kokusu çok daha hoş

Yapılışı

1. Orta boy bir tencerede 1 lt su ile makarnaları haşlayın. Önemli olan makarnayı su kaynadığı andan sonra tencereye almak. Önce su kaynıyor sonra bol tuz ilavesi yapıyoruz ve ardından makarnaları ekliyoruz.Al Dente kıvamında yani yaklaşık olarak 8-10 dakika haşlıyoruz.

2. Makarnalar pişerken biz bu sırada sosumuzu hazırlayabiliriz. Sarımsak, limon suyu , zeytinyağı blendıra aktarın ve karıştırın. Sonrasında dilimlenmiş avokado,fesleğen ve tuzu ekleyin ve tekrar blendırı çalıştırın. Ortaya pürüzsüz akıcı bir krema çıkacak.

3. Makarnalar hazır olduğunda, süzün ve geniş bir kaba alın.Üzerine hazırlamış olduğunuz sosu dökün ve makarnanın her zerresine bu sosun değeceği şekilde karıştırın. Tabaklara servis ettiğiniz sırada limon kabuğu rendesi ve taze çekilmiş karabiber ile süsleyin.

Önemli nokta, içerisinde avokado bulunması sebebi ile ateş üzerinde pişirmeyin ve tekrar ısıtmayın. Hemen tüketilmesi gerekiyor. Kuşkunuz olmasın geriye  kırıntısı dahi kalmıyor.

Biz bu makarnaya bayılıyoruz.

Davetlerden Seçtiğim Lezzetler

fotograf (124)Aralık ayının ilk günlerinden itibaren yeni yıl davetleri başladı. Hepsi başka güzel, şık, özenli, keyifli idi.Hepsini uzun uzun anlatmak istiyorum.Ama neresinden başlamalıyım, neleri en çok anlatmalıyım seçmekte zorlanıyorum.Öncelikle davetlerden beğendiğim favori listeme aldığım lezzetleri paylaşıyorum.

Bioritm Güzellik Merkezi çok leziz, şık kahvaltı sofraları ile hem 25.yılını kutladı,hem yeni yıla hoşgeldin davetlerini de  yapmış oldu. Dünya tatlısı Güzin ile Ayşegül Demirağ kardeşler işlerinde ki becerilerini sofralarına da taşımış,mükemmel ekipleriyle beraber  harikalar yaratmıştılar. Her şey çok güzeldi, boldu, keyifliydi, hem de sağlıklıydı. Ama ben özellikle Ayşegül’ün avakado salatası ile muammaralı ekmeklerini beğendim, ve hemen uyguladım, hem de kahvaltı dışında çok farklı zamanlarda.. Günün her saatine yakışıyorlar ama kahvaltıda da özellikle çok yakışmışlardı .

fotograf (127)

Avakado salatası;

Olgun avakadolar alınıyor, ya da ev de iki üç gün bekletmek gerekiyor, ben meyvalarımın özellikle elmalarımın yanında mutfak masasında bekletiyorum.Elinizle yumuşadıklarını hissettiğinizde boyuna ikiye kesiyorsunuz, ortalarında ki çekirdeği alıyorsunuz,sonra da kaşıkla ya da bıçakla avakadonun içini alıyorsunuz, kararmaması için limon sıkıyorsunuz. Zeytinyağı, pul biber,taneli hardal ve limonla yapılmış sosla karıştırıyorsunuz. İnce kıyılmış yeşilliklerle servis ediyorsunuz. Çok lezzetli ve faydaları saymakla  bitmiyor. Ben bol yeşil salatayla karıştırarak da denedim yine çok başarılı oldu.  Afiyet olsun.

fotograf (126)

Muammaralı ekmekleri; Ayşegül en esprili tarzıyla çok güzel anlatıyor. Francala ekmeklerini alıyorsunuz. Dilimledikten sonra üstüne, Sahan’dan aldığınız muammaraları sürüyorsunuz. Sonra buyrun, afiyet olsun.Muammarayı evde de çok kolay yapabilirsiniz, ama ben de arkadaşımı dinledim. Hemen Sahan’a uğradım ve muammara aldım. Evet gerçekten çok leziz ve farklı baharatlarla zenginleştirilmiş.Çok güzeldi.

fotograf (116)

Kahvaltıda herşey çok bol çeşitli ve güzeldi, kavrulmuş fındıkla servis edilen, evde yapılmış ayva reçeli ve taze çıtır sivri biberler benim diğer favorilerimdi.

fotograf (122)

Bioritmciler ve takipçilerinin ne kadar güzel olduğunu ve ışık saçtığını  gösteren, doğrulayan fotoğraflardan biri.

Bu güzel davet için canım arkadaşlarıma ve ekiplerine çok teşekkür ediyorum.Daha önceki davetlerinde de sevgili Güzin’den çok beğendiğim çeşitler vardı, başka sefere de onları anlatmak sözüyle, sevgiler, sevgiler…