Senelerdir Emara girememe korkusu yaşadım. Çünkü kapalı yerlerde kalamama korkum var. 5 sene önce ilk emar çektirmem gerektiğinde o seneler sayılı olan açık emar görüntüleme merkezlerini aradık. Onda bile zorlandım.. Sonuçta da netice iyi çıkmadı. Birkaç ay önce bir arkadaşımın emar çekimlerinde yanında bulundum ve kendime bir gün benim de başıma gelecek ve Meral, şimdiden kendini hazırla, gözünü kapat dualarını oku, bitene kadar da gözünü açma diye nasihat ettim. Sonun da o gün geldi, ve bu hafta; emara girmem gerektiğinde doktorum başından açık emar olmaz. Mutlaka kapalı emar çektireceksin uyarısı yaptı..Evet artık yapılacak bir şey kalmamıştı… Nasihatımı tutacak, gözümü kapayacak girecektim. Olabildiğince soğuk kanlı odaya girdim…O çok korktuğum, aletin içine yatmam için hazırlıklar başladı.. Sonra da her şey hazır olunca ben gözlerimi kapadım ve içeri yollandım.
Son derece sakindim. Bunda belki de son sekiz aydır yaptığım, doğru nefes alma tekniklerinin de faydası vardı. İçeri girip alet çalışmaya başlayınca da kendimi iyi hissettim. Çünkü son derece havadardı. Hiç nefes problemim yoktu. Sonra yavaş, yavaş merakla gözlerimi açtım…Gördüm kü, dışarıdan bakıldığı gibi ürkütücü değil, karanlık değil, yattığım yer rahat.. Sonuna kadar bu rahatlıkla da devam etti, süreç kolaylıkla geçti bitti. Senelerdir çektiğim korkular çok yersizmiş…Bunu hemen paylaşmak istedim… Çünkü çevremde benim gibi çok korkanlar, kaçanlar var. Evet benim gibi hissedenlere özellikle anlatmak istedim. Dışarıdan göründüğü gibi değil, son derece rahat, havadar, ve kolay olan birişlem… Hiç gözünüzde büyütmeyin. Önce kendinizi hazırlayın. Girince zaten kolay… Günümüz de emarsız hayat yok, bir vesileyle hemen hemen herkes bu aletle tanışıyor, bana güvenin, hiç korkulduğu gibi değilmiş…Sevgiler, sevgiler…
Category Archives: Hayata dair
Çiriş Otu ve Hindiba…
Hep mevsiminde bol, bol sebze pişirip yemeği çok severim.Ama son yıllara kadar otları bildiğim söylenemezdi, duyardım, rastladığımda tadardım ama kendim alıp pişirmezdim… Çünkü otlara ulaşmak için pazarlara gitmek lazım… Pazar da da otları getirenleri bulmak, zamanına mevsimine göre sormak, istemek almak lazım… Önce de bu otları yöresine göre bilmek lazım… Şimdi yavaş yavaş duyduklarımı arıyorum, alıyorum, ve pişiriyorum…Ya da pazarda değişik bir şey gördüğümde nedir, nasıl pişer soruyorum, öğreniyorum ve deniyorum… Annem baharda, kırlarda, hindiba toplayıp salata yapardı, hatırlıyorum…Onun için bitkiyi de tanıyorum, lezzetini de biliyorum. İnternettten nedir diye bakınca da diğer otlar gibi , çok özel faydaları olduğunu gördüm… Özellikle benim gibi, eklem romatizması hastasıysanız, hemen hindiba görünce alın diyorum. Annem sirkeli zeytinyağlı salatasını yapardı… Çok kolay, çayını da yapabilirmişiz. Aşağıda Faydalı Bitki Tedavisi Sayfasından faydalarını paylaştım… Şimdi de iki gece önce ilk kez duyduğum ve yediğim, çok beğendiğim, yeni keşfim çiriş’i anlatacağım, tabii onun faydalarını da…
Arkadaşlarımızla beraber yemekler yapıp toplandığımız çok güzel akşamlardan birinde, canım arkadaşım Esen çiriş pişirip getirdi, o da Göztepe pazarından almış. Zeytinyağlı pırasa pişirir gibi, biraz bulgurlu ve havuçlu pişirmiş… Tadı da şekli oldukça pırasaya benzeyen, çok lezzetli çiriş otuyla ilgili bilgileri ve faydalarını ve bilinen yemek tariflerini organik.com’un sayfasından aşağıda paylaştım…Hem lezzeti, hem faydaları için mevsiminde çiriş otu yemeyi ihmal etmeyin…
Çiriş Otu Bitkisinin yaprakları pırasa yaprağına benzer.Ancak pırasaya nazaran oldukça küçük boyuttadır ve çoğu yörede yabani pırasa, güllük diye adlandırılır. Çeşitli yörelerde iklim ve yükselti değişimlerine göre Nisan ve Temmuz arası gibi çiçek açmaktadır.
Çiriş Otu Nerede Yetişir?
Türkiye’nin hemen her yöresinde yetişir. Doğu ve Güney doğu Anadolu ile Ege ve Akdenizde çiriş otu bolca yetişmekte ve bilinmektedir. Çiriş otunun tadı oldukça lezzetlidir ve yemekleri et tadı vermektedir. Bu değerli bitkinin pek çok faydaları vardır ancak kadınlara daha faydalı olduğu söylenir. Bazı yörelerde çiriş otunun her derde deva olduğuna inanılmaktadır.
Çiriş Otu Saçkırana İyi Geliyor
Halk Geleneğinde çiriş otunun faydaları arasında basura ve regl düzensizliklerine iyi geldiği söylenmektedir. Çiriş Otunun ayrıca vücuttaki ağrıları dindirdiği, idrar söktüğü, mesane taşlarına etki ettiği ve cinsel gücü büyük oranda arttırdığı söylenir, sirke ile kaynatılmış çiçek ve yapraklarının akrep ve yılan sokmalarında faydalı olduğu söylenmiştir. Çiriş otu aynı zamanda mükemmel bir C vitamini kaynağıdır. Bunların yanında çiriş otunun saçkıran hastalığına ve egzemaya iyi geldiği söylenir.
Ancak bilimsel olarak çiriş otunun faydaları üzerinde kapsamlı bir bilimsel ve tıbbi çalışma yapılmadığından bu milli servetimizin değeri tam anlaşılamamıştır.
Çiriş Otunun Fiyatı: Nisan ayında sezonu başlayan çiriş otunun fiyatı kilosu 3 ila 10 TL arasında mevsimine ve yerine göre değişmektedir. O muhteşem tadına nazaran fiyatı çok çok ucuzdur. Çiriş Otu; otlu peyniryapımında da kullanılır bunun yanında yaprakları İtalya’da “Rignano Garganico” peyniri üretiminde kullanılmaktadır.
Çiriş Otu Yemekleri ve Tarifleri
Zeytinyağlı Çiriş Otu Yemeği
Malzemeler:
1 kg çiriş otu
6 yemek kaşığı zeytinyağı,
2 tane orta boy soğan
Bir diş sarımsak,
2 kaşık salça ( Tercihen ) 1 kaşık domates+ 1 kaşık biber salçası
Yarım çay bardağı kalın bulgur,
Çok az tuz
İsteğe göre; biberiye, pul biber veya karabiber
- Tencereye yağı koyup üzerine soğanları küp küp doğrayarak ekliyoruz ve doğranmış sarımsakları da ekleyip karışımı pembeleşene kadar pişiriyoruz.
- Sotelenen soğan ve sarımsağın üzerine ekleyerek salçaları biraz kavuralım.
- Çirişleri doğrayıp tencereye ekliyoruz ve üstünü çok az geçecek kadar su ilave edip bulguru da kattıktan sonra, isteğe göre az tuz atıyoruz. Kısık ateşte yaklaşık yarım saat boyunca pişiriyoruz.
- Bulgurlar pişince yemek hazır demektir. İsteğe göre baharatları katıp 10-15 dakika dinlendiriyoruz.
Çiriş Otu Kavurması ( Güllük Kavurması )
Bu tarifte üç ayrı yemeğin pratik uygulanmasını göstereceğiz
+ Sade Çiriş Otu Kavurması
+ Yumurtalı Çiriş Otu Kavurması
+ Kıymalı Çiriş Otu Kavurması
( 3 Kişilik )
Çiriş Otu Kavurması Tarifi ( Sade )
Yapılışı: Bir kg Çiriş Otu’nu iyice temizleyip doğruyoruz ve tencerenin içine koyuyoruz. İçerisine az miktarda tuz atıyoruz ve ot hizasına kadar su ekleyip kaynamaya bırakıyoruz. Kaynama başladıktan sonra 15-20 dakika kadar kısık ateşte haşlıyoruz. Haşlandıktan sonra 5 dakika bekleyip sonra iyice süzüyoruz. Başka bir tavaya 1-1,5 çay bardağı zeytinyağı ekleyip üzerine haşlanmış çiriş otunu ve isteğe göre baharatları ekleyerek 10 dakika kadar orta ateşte kavuruyoruz.
Dilerseniz, kavurma işlemi sonunda 3-4 adet yumurta ile yapabilirsiniz.
Kıymalı isterseniz, ayrı bir tavada kıymaları kavurup hazır edin ve cirit otunu haşlayıp süzdükten sonra kıyma ile aynı tencereye koyun ve 1 bardak zeytinyağı ekleyip 10 dakika birlikte kavurun.
Çiriş Otu Böreği: Çiriş otunu ister haşlayarak isterse çiğ olarak hazırlayıp, yufka içerisine tercihe göre kıyma ile veya sade olarak koyup yapabilirsiniz. Çiriş Otu ile börek tarifi, ıspanaklı börek ile aynıdır.
Çiriş Otu Salatası: Çirişleri ayıklanıp iyice yıkanır. Kaynayan su içine çirişler atılarak hafif yumuşayana kadar haşlanır. Soğuk sudan geçirilip süzülür. Bir kap içerisine sızma zeytin yağı ve limon ilave edilir. Sarımsak bir miktar dövülerek eklenir. Karışım üzerine çirişler eklenir ve iyice karıştırılır. İsteğe göre biraz yoğurtla birlikte servis yapılır.
Afiyet olsun
Hindiba Faydaları Nelerdir?
Baharat özelliği ile iştah açar. Sindirim sistemine de etki ederek hazmı kolaylaştırır. Romatizma kaynaklı kemik ağrıları için de büyük fayda sağlar. Bu tedavi yöntemi için ilkbahar aylarında uygun şekilde kullanılabilir. Ağrıların geçmesi için uzun süre ve düzenli bir şekilde kullanılmalıdır. Düzenli şekilde kullanıldığında ağrılar azalır ve kemiklerdeki hareket kabiliyeti artar. Yaşlanmayı yavaşlatarak kırışıklıkları önlemeye yardım eder. Egzama gibi cilt hastalıklarına ve deri kaşıntılarına iyi gelir. Ciltte oluşan sivilce yada akneler için bu şifalı bitkinin suyu sıkılarak sürülebilir. Saçları kuvvetlendirir. Mide rahatsızlıklarına fayda sağlar.
Bu şifalı bitki, bostan hindibası, güneyik gibi yöresel isimlerle de anılır ve vücut için birçok faydası vardır. Bitkinin bilinen ve en etkili özelliklerinden biri karaciğere çok faydalı olmasıdır. Karaciğerinizin sağlıklı olması ve karaciğer hastalıklarının önlenmesi için mutlaka tüketilmelisiniz. Eski zamanlarda bile karaciğeri toksinlerden arındırdığı ve kanı mikroplardan kurtardığı düşünülüyordu. Halsizliği yok edici, ateş düşürücü, direnç arttırıcı özellikleri de bulunan bu şifalı ve faydalı bitki ile safra kesesini hastalıklara karşı korumak da mümkündür. Dişlere de fayda sağlar. Kalbe iyi gelir.
Ayrıca şeker hastalarının da hindiba sapları yiyerek şifa bulması olasıdır. Şeker hastalığı genellikle birçok kişinin korkulu rüyasıdır. Fakat artık düzenli olarak hindiba tüketimi sayesinde şeker hastalığının zararlı etkisinden kurtulabilirsiniz. Sindirim sisteminizi düzenleyici etkisi de bulunur. Kabızlığı giderir. Bağırsakları yumuşatıcı, hazmı kolaylaştırıcı, idrar ve gaz söktürücü bu şifalı bitki sizi sindirim sorunlarından kurtulabilir ve rahat bir nefes alabilirsiniz. Göyhek olarak da isimlendirilir.
Diğer bir faydası da safra kesesi taşlarınızın büyümesini önlemesidir. Hatta eski zamanlarda Mısır’da karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına karşı kullanılıyormuş. Safra kesesi taşı oluşması engellenir, eğer varsa da büyümesi önlenir. Gut hastalığının çaresini de bu şifalı bitkide bulabilirsiniz. Adet dönemi ağrılı geçen yada regl döneminde gergin olan bayanlara da fayda sağlar. Adet döneminin ağrılı geçmesini önler, gerginliği engeller. Menopoz döneminde de rahatlık verir. Nefes darlığı ve göğüs hastalıklarına da iyi gelir.

Hindibanın, kahve yerine kullanılması da bize sinir sistemini uyarıcı ve uyku açıcı özelliği olduğunu göstermektedir. Pankreas salgılarını da uyarır. Vücudunuzdaki glikoz miktarını da ayarlamaya yardım eder. Kolesterole de iyi gelen hindiba ile birçok hastalığınıza şifa bulabilirsiniz.
Hindiba Çayı Nasıl Yapılır?
Bu şifalı bitkiyi nasıl tüketeceğiniz de oldukça önemlidir. 2 tatlı kaşığı kurutulmuş hindiba kökleri alınır ve cezveye konur. Üzerine 1 bardak su eklenir ve kaynatılır. Kaynadıktan sonra ocağın altı kapatılır ve 5 dakika kadar bu şekilde demlenmeye bırakılır. Süzülerek yemeklerden önce içilir.
Hindiba Salatası Nasıl Yapılır?
Hindiba salata yapılarak da tüketilebilir. Hindibalar güzelce ayıklanır ve yıkanır. Diğer salataları yaptığınız gibi bu bitkiyi de sirkeli suda 3-5 dakika kadar bekleterek güzelce temizleyebilirsiniz. Marul doğrar şekilde doğrayın. Üzerine salata şeklinde zeytinyağı dökülüp limon sıkılarak yenilebilir.
Ebru Şinik İle Mayıs Ayı Detoksları
Sevgili Ebru Şinik‘i çok severek okuyorum… Bloguna webine girdiğimde, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum… Nefes çalışmalarına başlayıp, faydasını da gördükten sonra özellikle daha sıkı takipçisi oldum. Bu ay blogunda, yine günümüzün merak edilen konularından birini anlatmış… Evet bu ara bir detoks sevdası çok yoğun.. Detoks deyince anlaşılanlar biraz farklı.. Ebru da bu konuda düşündüklerini ve bilgilerini paylaşmış ve yeni bir trendi anlatmış… Nasıl mı? Sizler için paylaştım.. Okuyunca göreceksiniz… Ebru’nun anlattığı yeni trend souping’i de senelerdir ben de keyifle yapıyorum ve öneriyorum… Özellikle sebze çorbaları bol baharatlı, mevsim sebzeleri ile, ya da mercimek çorbası, yine zencefil, karabiber, havuç, soğan sarımsak ilavesi ile her mevsim harika oluyor Teşekkürler sevgili Ebru… Sevgiler, güzel sağlıklı haftalar…

Ohh, bu yeni trendi duyunca gerçekten içim rahatladı ve ferahladı! Neden mi? Çünkü insanlar detoks yapmanın sadece Juicing’den, yani meyve ve sebze sularının sıkılarak, soğuk olarak tüketilmesinden ibaret zannetmeye başlamışlardı bir kaç yıldır…
Detoks ve Soğuk Gıda Tüketimi, asla birbiri ile uyumlu olmayan iki süreç… Çünkü insanoğlu fizyolojisinin temeli belli. Tüm sistemimiz agni ateşi üzerinde çalışıyor. Yani Hazım Ateşi! Hazım Ateşi sadece sindirim sistemimizi değil, hücresel ve dokusal seviyelerde de tüm duyularımızla algıladıklarımızı metabolize etmekle yükümlü. Yani midemizde sadece yediklerimiz sindirilmiyor, gün boyunca 5 duyumuzla algılayarak akıl kovasına doldurduğumuz herşey bu metabolik ateş sayesinde ya güzelce hazmedilerek artık gıda, duygu ve düşünceler tahliye ediliyor, ya da hazımsızlık yaşanıyor ve bunlar bedende toksik maddeye dönüşüyor.
Peki ben salt Juicing’i neden hiç desteklemedim? Çünkü;
1. Çoğu sıkma işlemi yapan makinalarda, Juicing esnasında meyve ve sebzelerin lifleri kaybolmaktadır .
DOĞRUSU: Halbuki sindirim sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için o liflere ihtiyacı var.
2. Sebze ve Meyve Suları sıkılarak soğuk olarak tüketilmektedir.
DOĞRUSU: Sindirim Sistemi soğuğu sevmez, hatta beden ısısından daha soğuk bir gıda maddesi tüketildiğinde, mideye inen o madde beden ısısına getirilene kadar mide salgıları minimum düzeye iner, sindirim sisstemi tüm dikkatini ve enerjisini mideye inen soğuk gıdayı sindirebilmek üzere ihtiyacı olan ısıya getirmeye çalışır. Eğer çok sık soğuk sıvılar tüketiyorsanız, sindirim sisteminizde ciddi sorun var demektir. Amerikan halkının obezite probleminin büyük bir yüzdesinin gün boyunca buzlu olarak tükettikleri sıvılar olduğu bilinmektedir.
3. Sıvı Detoks Programları içerisinde yüksek kalitede protein bulundurulamıyor.
DOĞRUSU: Toksinlerden arınmak oldukça karmaşık bir süreçtir. Bu süreç esnasında beden bir dizi vitamin, mineral ve diğer besin gruplarından faydalanır . Proteinden elde edilen amino asit’ler ve enzimler , karaciğer detoksunun gerçekleşebilmesi için gerekli bileşenlerdir.
Salt Juicing programları fizyolojinin bu ihtiyaçlarını karşılayamaz. Sonuç halsizlik, baş ağrıları, ciltte sivilcelenmeler, sindirim sistemi düzensizlikleri, bağışıklık sisteminin zayıflaması vb. çoğunlukla ciddi yan etkiler yaşanır. Uyguladığınız detoks programının yağ depolarınızdaki toksinleri kan dolaşım sisteminize doğru hareket ettirerek belirgin problemlere neden olmaması, tam tersine metabolizmanızı toksinlerden temizlemesi gerekir. O yüzden börülce, kurufasulye, nohut, mercimek, fındık, ceviz, badem, bakla, barbunya gibi yüksek kalitede bitkisel protein kaynakları detoks sürecinin olmazsa olmazlarıdır. Oysa Juicing programları neticesinde yaşanan ani kilo verme esnasında hücresel sıvılar ve muhtelif bezlerde saklanmış ve depolanmış olan toksinler, bedende serbestçe dolaşıma çıkar ve bu tarz programlar esnasında tüketilen sıvıların besleyici nitelikleri, bedenin detoksifikasyon sisteminin çalışmasını destekleyecek miktarda değildir. Yani beden tam tersine normalden çok daha fazla toksin yüklenmiş bir noktaya doğru sürüklenir ve halsizlik, bitkinlik, vücudun belli bölgelerinde ağrılar gibi semptomlar ortaya çıkar ve yaşam enerjisi tek kelime ile söner.
4. Juicing çiğ beslenmeyi teşvik ediyor.
DOĞRUSU: Her insanın bünye tipi ve sindirim sistemi özellikleri farklıdır. Her bünye tipi çiğ beslenmeyi tolere edemez. Mesela Ayurvedik Beden Tiplerinde Kapha tipinin çiğ beslenme ile ilgili hiç sorunu olmayacağı halde, özellikle vata tiplerinde ciddi hazımsızlık, şişkinlik, sancı ve farklı semptomlar doğurmaktadır. Çünkü Vata beden tiplerinin sindirim sistemi çiğ beslenmeyi hazmederken bir dizi uyumsuzluk yaşar. O yüzden çiğ beslenme tarzı tüm insanlar için kesinlikle uygun ve mutlak doğru değildir.

Peki bu yeni SOUPING trendini neden destekliyorum ve faydalı buluyorum?
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, ben Ayurvedik Yaşam Eğitmeni olduğum üzere beslenme sistemini ayurvedik tıp ve ayurvedik beslenme açısından ele alıyorum. Ayurveda’da yaşam dönüşümden ibarettir, yani transformasyon. Ve transformasyon da ateş elementi sayesinde vuku bulur. Yani yaşam enerjimizi sağlayan bedenimizdeki ateş elementinin kalitesidir. Elbette elementlerin dengeleri oldukça önemli, bu başka bir blog konusu. Ama konu Enterik Sistem, yani Sindirim Sistemi ise ilk konuşmamız gereken konu Hazım Ateşi’dir. Yani burada denge için sıcak, hafif pişmiş gıdalar devreye girer!
Souping tamda detoks yapmak isteyenler için biçilmiş bir kaftan, çünkü;
Sıcak: Çorba çoğunlukla sıcak olarak tüketilir. Sıcak sistemimize girdiğinde rahatlatır ve tüm fonksiyonları aktive eder. Detoks işlemi sıcakda gerçekleşir. Bunu aynı çamaşırlarınızı yıkarken olduğu gibi düşünün. Soğuk suda çamaşırların kirleri ne derece çıkar? İşte bedenimizde aynı bu mantıkla çalışır. Ayurvedik Detoks Merkezlerindeki fiziksel, zihinsel ve ruhsal arınmanın en büyük sırrı yemekler dahil tüm işlemlerin belli bir ısı derecesinde uygulanmasıdır. Mesela ana öğünlere kesinlikle sıcak bir çorba ya da sıcak bir bitki çayı ile başlanır; toksinlerden arınmanın en mükemmel yollarından biri olan masaj kesinlikle ısıtılmış yağ ile yapılır, ki hücreler arasında birikmiş olan toksik atıklar kendilerini salarak, bedenden tahliye olsunlar.
Çorbalar yüksek kalitede proteinler içerir: Türk Yemek kültüründe tarhana, mercimek, ezogelin, yoğurt çorbası, düğün çorbası gibi envayi çeşit, birbirinden lezzetli mi lezzetli ve sağlık ve enerji içeren çorbalarımız doludur. Ne kadar şanslıyız bunun için farkında mısınız? Bu protein zengini bileşimler mideyi rahatlatır, hazım sistemini çalıştırır, kışın içimizi ısıtır, kendimizi iyi hissettirir, içeriğindeki katı maddeleri çiğnerken yemek yediğimizi hisseder ve beynen yediğimiz yemekten tatmin oluruz.
Çorbalar tok tutma özelliği taşır: Evet, sıcak çorbalar bizi tok tutar. Açlığımızı en sağlıklı şekilde bastırır ve mideye hazım ile uğraşması için yeterince lif, antioksidan, protein ve fitokimyasal kaynakları sunar.
Baharatların Gücünü Yadsımayın: Çorbaların pişirilmesi esnasında içine nane, kekik, zerdeçal, zencefil, kırmızı biber, tuz, karabiber, kimyon, kakule, tarçın vb. onlarca değerli baharat ekleyebiliyor ve pişirme esnasında bu baharatlar belli bir ısıya ulaştığı için de tüm niteliklerinden faydalanabiliniyor. Evet, baharatların sihirli güçlerinden faydalanmamız için onların da belli ısılarda işlem görmesi gerekmektedir, bu Ayurveda Mutfağının temel kurallarından biridir. Yani minik köfteli çorbanız üzerine piştikten sonra kasenize koyarken ekleyeceğiniz kimyon ile köfte hazırlanırken içine eklenerek, yoğrulmuş ve çorba ile kaynamış kimyon sistemimizde aynı etkiyi içermez. Pişmiş olan baharak sindiirm sistemini sahip olduğu özellikler çerçevesinde korur ve besler.

Görünen o ki Holywood starları bu yeni trendi çok sevdi ve özellikle NewYork’da birbiri ardına günde 5 öğün adrese teslim sıcak çorba servisi yapan şirketler, aynı Juicing’lerde olduğu gibi birbiri ardına açılmaya başladı. Umarım ülkemizde de Çorba Servisi yapan bu markalar türemeye başlayacaktır. Fakat belki bu konudaki markalaşma bizim için çok da geçerli olamayacak çünkü bizim mutfağımızda çorba ana köşelerden birisinde tahtını kurmuş zaten. Tüm kebabçılar ve esnaf lokantalarında çorba kültürümüz oldukça geniş. Adeta her sokak arasında çorba satan bir yerel restaurant bulmak mümkün.
Eğer yaz sezonuna hazırlanırkan 4-5 kilo kadar bir yükden arınmak benim için yeter diyorsanız, öğlen ve akşam yemeklerinizde lezzetli çorba çeşitleri ile karnınızı doyurmanızı öneriyorum. Ya da sadece sağlık ve hafiflik için günde bir öğünü salt çorba menüsü ile tamamlayın. Şahsen ben eşime yıllardır gün boyuca ofiste tüketmesi için iki porsiyondan oluşan sıcacık bir çorbayı, özel bir termos içerisinde vermeyi asla ihmal etmiyorum. Aynı şeyi kendim için de uyguluyorum. Artık evde ne pişirildi ise…mercimek, tarhana, domates ya da mantar çorbası. Koca bir tencere çorba ile 3 gün boyunca iki kişi öğle yemeklerinde karnımızı harika bir şekilde doyuruyoruz; hem sağlıklı, hem de kolay!
Hadi çorbaseverler, sıra sizde!
Ebru Şinik ile İyi Ol, Mutlu Ol!
Chopra Center Perfect Health Instructor / Ayurvedik Yaşam Eğitmeni
Enginar Sever misiniz ?
Bu hafta Urla’da Uluslararası 2.Enginar Festivali yapılıyorken ben de benim enginar aşkımı anlatayım dedim…..Enginarı çok seviyorum.. çok da pişiriyorum… Pazara gidince bol bol alıyorum, çeşit çeşit de pişiriyorum…. En çok en kolay ve hoşumuza giden taze patatesle pişirdiğim…Enginarları ayıklanmış alıyorum… Taze patatesleri soyuyorum…Tencerenin altına ince kesilmiş soğanları koyuyorum, üstüne enginarları, yıkayıp, tekrar karalar varsa temizleyip, limonlayıp diziyorum…sonra üstüne taze patatesleri elma dilimi kesip koyuyorum. Taze sarımsak da birkaç diş ilave ediyorum. Tuz şeker, biraz un serpip, zeytinyağını ve az su koyup kısık ateşte pişiriyorum…
Enginarı da güzelse, çok lezzetli oluyor… Zaman zaman klasik, taze baklalı, ya da bezelye havuçlu da yapıyorum…Ya da bakladan fava yapıp, zeytinyağlı sade pişirdiğim enginarların ortasına fava koyuyorum… Fava benim annemden miras favori yemeğim, sıklıkla yapıyorum.. ve çok seviliyor…Taze bakladan da deneyebilirsiniz, kuru baklaların da pazarlar da satılan; çok değişik yörelerden olanları ile farklı lezzetler elde etmek mümkün…Sadece ortası temizlenmiş enginarları haşlayıp, yapraklarını limona batırıp eme eme yemek de çok güzel… Tabi birde kuzu etli terbiyeli enginar var, onu da sevgili kuzenimiz çok güzel pişiriyor, afiyetle yiyoruz….Enginar kalbini de marketten hazır konserve alıp, salatalarda değişik karışımlarla kullanmayı da çok seviyorum…
Ama bu gün çok şık ve farklı bir enginar tarifi anlatacağım.. Arkadaşım yapmıştı, yedim, çok beğendim.. Çok da lezzetli…Enginarları sade zeytinyağlı; su, zeytinyağ, şeker, tuz, sarımsak, birazcık un serpip pişiriyorum…Sonra üzerine, ayrıca hazırladığım avakadolu karışımı koyuyorum… Önce gerektiği kadar yumuşamış avakadoları doğruyorum, üzerine zeytinyağı limon ve rendelenmiş sarımsak ekliyorum…Közlediğim, kırmızı ve sarı biberleri de ekliyorum…Elde ettiğim karışımı enginarların ortalarına yerleştiriyorum. Avakadolu karışım zeytiyağlı enginara çok yakışıyor… Hem çok kolay, hem lezzetli hem farklı…Enginar mevsiminde iyi enginarlar bulup alın, ve çeşit çeşit deneyin pişirin derim, sağlıklı, lezzetli, ve mevsiminde sevgiler, sevgiler…
Aşağıda da bu yıl ikincisi düzenlenen, ünlü şeflerin de davetli olduğu Uluslararası Urla Enginar Festivali programını paylaştım… İsimleri bile çok kışkırtıcı, iştah açıcı geliyor…Belki gider, yerinde tadarsınız…
Urla Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Urla Enginar Festivali bugün başlıyor. Festival, bugün saat 10.30’da Jandarma Kavşağı’nda düzenlenecek festival bandosu eşliğinde kortej yürüyüşü ile başlayacak. Festivalin açılış töreni ise kortej yürüyüşünün bitiş noktası olan Urla Cumhuriyet Meydanı’nda yapılacak. Festivalde; Tadım Atölyeleri, Mutfak Sohbetleri, Mutfak Atölyeleri, Sanat Atölyeleri, Urla Sanat Sokağı Yaşatma ve Kalkındırma Derneği (USYAD) Partisi etkinlikleri düzenlenecek. 1 Mayıs’ta USYAD Kapanış Partisi ile festival son bulacak.
ÜNLÜ ŞEFLER KONUK
Uluslararası Enginar Festivali kapsamında Cumhuriyet Meydanı’nda tadım atölyeleri kurulacak.
Bugün İzmir Ekonomi Üniversitesi Eğitmen Şefi Tolga Kamiloğlu yemekler yapacak. Ardından Şef Barış Torcu karidesli enginar mücver pişirecek. Saat 16.30’da ise Paris’ten gelen Fransız Şef Roland Theimer enginarlı kuzu eti lezzetini sunacak. Saat 18.00’da Şef Rudolf Van Nunen dereotlu enginar somon turşusu ve yeşil elma yemeğini festivali gelenlere tattıracak.
FESTİVAL PROGRAMI
30 Nisan Cumartesi
10.00- 11.30 Cevizli Susam, Kaju Soslu Napoleon Usulü Enginar ve Sarı Pancar/ Şef Heinrihs Erhards/ Riga- Letonya 12.00 – 13.30 Enginarlı Karnıyarık, Enginarlı Salata/ Şef Yunus Emre Akkor& Şef Çiğdem Seferoğlu 14.00 – 15.30 Hollandez Soslu Enginar/ Şef Wilco Van Herpen16.00 – 17.30 Fas Usülu, M Charmel, Mor Enginar/ Şef, Karim Ben Baba- Marakeş
1 Mayıs Pazar
10.00 – 11.30 Ançuezli Vinegret Sos Eşliğinde Urla Sakız Enginarı ile Le Pate en Croute Yorumu/ Şef, Joseph Viola Pate en Croute 12.00 – 13.30 Enginar Çorbası, Panelenmiş YeşilKuşkonmaz Eşliğinde Ceviz Tartar/ Şef, Wolfgang Goedl 14.00- 15.30 Enginarlı Kiş – Enginarlı Büzgü Börek/ Şef Semen Öner 16.00 – 17.30 Enginar Kroket/ Şef Selcen Dabağ
Mutfak Sohbetleri – Tamirhane Binası Bugün
13.00 – 15.00: Çocuklarla Sakız Enginar- Ziraat Mühendisi Pelin Omuroğlu Balcıoğlu 15.30- 16.30: Şef Heinrihs Erhards, Şef Tolga Kamiloğlu- Moderatör; Yrd. Doç. Dr Pierre Raffard16.45 – 17.45: Şef Rudolf Van Nunen Şef Çiğdem Seferoğlu Moderatör; Yrd. Doç. Dr Betül Öztürk
30 Nisan Cumartesi
12.30 – 13.30: Şef Karim Ben Baba, Şef Barış Torcu Moderatör; Yrd. Doç. Dr Pierre Raffard14.00 – 14.30: Şef Roland Theimer, Şef Yunus Emre Akkor Moderatör; Yrd. Doç. Dr Pierre Raffard 15.00 – 16.00: Şef Joseph Viola, Şef Semen Öner- Moderatör; Öğr. Gör. Sırma Güven
Mutfak Atölyeleri- Malgaca Bugün
12.30 – 14.00 Urla’nın Yerli Kızı; “Sakız Enginar”
Moderatör Birgül Türkel
14.30 – 16.30 Ekmek, Sakız Enginar, Zeytinyağı Üçlemesi Ali Kader Erol, Olivurla- Pelin Omuroğlu Balcıoğlu 17.00 – 18.30 En Eski Tariflerle Enginar Tarihi Gıda Güvenliği Danışmanı İpek Ege& Şef Battal Aslan – Şef Serdar Madakbaş – Şef Şenol Öztürk
30 Nisan Cumartesi
10.00- 11.30 Papaz Erik ve İzmir Tulumu ile Çekilmiş Pesto Sos Yatağında Izgara Enginar ve Levrek/ Şef Süleyman Dilsiz 11.30 – 13.30 Sağlıklı Yaşam ve Enginar Atölyesi/ Dr. Nurhayat Gül& Sibel Güvenç Kutlusoy 14.00 – 15.15 Handan Hanımın Mutfağı/ Urla Beğendik Abi- Handan Kaygusuzer 15.30 – 17.00 Özlemaki ile Ege’de Enginar/ Özlem Yaşayanlar 17.15 – 18.30 Enginarlı Lezzetler/ Şef Elif Tapan
Mutlu Mutfak Atölyesi
1 Mayıs Pazar
12.00- 14.30 “Nineden Toruna Urla Mutfağında Enginar Yemekleri”
Doğal Sofra Urla
15.00- 16.30 Enginarlı Atıştırmalıklar/ İzmir Ekonomi Üniversitesi Şef Burak Karaayak
Sanat Atölyeleri – Sanat Sokağı Bugün
10.30- 14.00 Enginar ve Sanat “Festival Tuvali Yapımı”
Urla Sağlık Ocağı Bahçesi-Sanat Sokağı
13.00-14.00 *İlmik İlmik Dokunan Enginar/ Kevser Göleş 14.00-15.00 Enginar Temalı Mozaik Atölyesi/ Urla Mozaik Atölyesi/ Nursel Ateşgüneş 15.00-16.00 Enginar Tual’de/ Turgay Balceli Akrilik Resim Atölyesi
Yıldızca Seramik
16.00-17.00 Urla Belediyesi Konservatuarı öğrencileri müzik dinletisi 17.00-18.00 *Taştan Enginar Atölyesi/ Merve Sönmez 19.00- 22.00 USYAD Sokak Partisi
30 Nisan Cumartesi
11:00 *My Stone Home Art Sergi Açılışı 12.00-13.00 **Vitraydan Enginarlar/ Belgin Eroğlu 13.00-14.00 *Sıcak Cam Atölyesi/ *İnci Karakaş 13.00-15.00 Festival Duvarı Boyama/ Yıldızca Seramik Atölyesi 14.00-15.00 Enginar ve Seramik/ Keramikos/ Kerem Alsan 15.00-16.00 **Ebru Sanatıyla Enginarlar/ Merve Ağsak- Aslı Buluç 16.00-17.00 *Karakalem Enginar Çalışması/ Filiz Keyder Özkan 17.00-20.00 **Deneysel Tiyatro Atölyesi/ Uğur Değirmencioğlu
1 Mayıs Pazar
11.00-13.00 Çini Atölyesi/ My Stone Home Art 11.00-12.00 **Sürrealist Enginar/ Özlem Gözkükara Yağlı Boya Resim Çalışması 12.00-13.00 *Ahşap Oymalı Enginar Atölyesi/ Recep Karakaş 13.00-15.00 Enginar ve Mandala/ Yıldızca Seramik Atölyesi 14.00-15.00 Urla Belediye Konservatuarı Müzik Atölyesi 15.00-16.00 **Geleneksel Tokat Baskı ile Enginarlar/ Emel Ardahanlı 16.00-17.00 *Geleneksel Kat-ı Sanatı/ Mine Koçer 18.00-20.00 USYAD Kapanış Partisi
Fotoğraf Atölyeleri – Urla AKM
Hülya Şenoğlu ve İsmail Yücehan eşliğinde
30 Nisan Cumartesi
10.00-19.00 Kadrajımdaki Enginar Katılımcı sayısı: 16- Saat 10.00’da Urla AKM önünde buluşulacak.
1 Mayıs Pazar
10.00-19.00 Enginar Festivali Temalı Sokak Fotoğrafçılığı Atölyeleri Katılımcı sayısı: 16 – Saat 10.00’da Urla AKM önünde buluşulacak.
Bunları Yaşamak Çok Acı…
Neler tartışılıyor, nasıl günler yaşıyoruz… Çok acı…Bizi bu günlere taşıyanların vicdanları rahat mı? Aşağıda üyesi olduğum Kagider’in basın bültenini paylaşmak istedim…
KAGİDER BASIN AÇIKLAMASI-27.04.2016
Son günlerde gündeme oturan laiklik tartışması son derece üzüntü verici ve yersizdir.
Açılmak istendiği anlaşılan dindar anayasa tartışması ile insanların dindar olup olmama özgürlüğü sorgulanır hale getirilmemelidir.
Laiklik din ve devlet islerinin birbirinden ayrı tutulmasıdır. Laiklik çok farklı dini ve etnik renkleri içinde barındıran toplumumuzu bir arada tutan vazgeçilmez Cumhuriyet değeridir. Bu şekli ile hazırlanacak yeni anayasanın da değişmez ilkelerinden biri olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının dini özgürlüklerinin teminatı olmaya devam etmelidir.
Yeni anayasanın, katılımcı ve kapsayıcı bir yaklaşımı esas alarak Cumhuriyet’in temel değerleri üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Laiklik ilkesinin Türkiye Cumhuriyeti’nin yapıtaşlarından biri olarak anayasamızın vazgeçilmez bir unsuru olduğunu savunuyoruz.