Bodrum Gliss Otel Daveti

Bodrum’da aşık olduğum şehirdeyim. Her zamanki büyüleyici,sabahı, gecesi,denizi, havası, davetleri  ile her an başka heyacanlarla dopdolu.Bodrum’da hayat,benim için  Güvercinlik’de  köşeyi dönünce gözüken mavilikleriyle başlıyor, ve beni her noktada, renkleri,kokusu, tadı, müziği, anıları ile içine çekiyor. Artık ayrılana kadar, bambaşka bir dünyadayım. Dünyadaki çok beğendiğim cennet köşelerden biri.

Burada olduğum sürece benim Bodrum’umu sizlere anlatmaya çalışacağım. Bugünün konusu, ilk Bodrum daveti .Gündoğan Küçükbük  Gliss Hotel &Spa da sevgili Gülden’in (Türktan) Kagider grup yaz daveti.Bodrum’da buluşmak çok güzel bir duygu.

Bu resimde ben de varım. Ahu Serter, Nilgün Keleş,Devrim Erol, Berrin Kuleli, Ayşegül Demirağ, Güzin İlker,Ferda Boyar, Yasemin Tutal,Nilgün Erdem,Hürriyet Özçelik,Begüm Özdoğularlı,Orkide Gökhan,Münteha Adalı çoğumuz bir aradayız. Bir o kadar da resme girmeyen arkadaşımız daha vardı.

Bodrum’da uzun yaşayan bir grup olarak biz bazı Kagider’li arkadaşlar  yazları hep beraber oluyoruz zaten.Bedriye’nin Gülseren’in  klasik doğum günü partilerine katılanlar, Gündoğan ve yakın çevresinde oturanlar grubu, İstanbul’da birbiriyle yakın görüşenler, yazları  hep Bodrum’da da buluşuyoruz. Bu buluşmalar neticesinde bir kaç arkadaşımız da Bodrum’da evi olanlar, ya da ev kiralayanlar, grubuna katıldı. Bodrum ortak heyacan, ortak tutku nedenimiz.

Yaz, Bodrum, tatil, cennet köşe, ve çok özel bir otel’de sevgili başkanımızın daveti.Bizi misafir eden otelin diğer ortağıda Kagiderin  kuruluşunda çok emeği olan ilk  üyelerinden sevgili Yasemin Tutal. Böyle olunca da ayarlayabilen herkes bu güzel davetteydi.. Tuğba Jabban teknesiyle gelmiş, bazı arkadaşlar, iki üç gün daha ekleyip tatil fırsatı yaratmış. Bazıları benim gibi evine gelmiş. Bazıları hem tatil, hem davet hem iş organizasyonu yapmış. Hepimiz Bodrum için çok erken bir saatte akşamüstü beşbuçuktan itibaren Gliss’deydik. Eşleri ile gelenler de çoktu.Nilgün Erdem, Ferda Boyar, Ayşe Özsan,Berrin Kuleli, Özlem Duyar Aytemiz bu grubun temsilcileri oldu. Ev sahibi olarak Gülden’in eşi Cüneyt Türktan’da bizlerle idi.Gülden kırmızı elbisesi ve ayakkkabıları, özellikle de taşlı gözlükleri ile her zamanki renkli ve farklı tarzını sergiledi.Orkide’cim mavileri Diara’cım sarı kıyafeti ile tam yaz daveti hoşluğu içindeydiler. Herkes cıvıl cıvıl , keyifli ve eğlenmek hoşça vakit geçirebilmek için oradaydı. Benim tatlı misafirim, Begüm’ümün beyaz elbisesinin sırt dekoltesi , ona çok yakışmıştı.Ayşegül Özsan çoğunluğa göre daha iddialı  bir akşam daveti kıyafeti seçmişti.Ayşegül Demirağ ve Güzin İlker kardeşler her zamanki  kendilerine özel tarzları ile,   davetin hep gülen neşe saçan ikilisi idi. Hürriyet her zamanki tarzından  farklı, çok çekici bir tatil kadını olmuştu.

Gülden’in oteli çok özel bir otel. Yirmialtı  birbirinden farklı konumda, metrekarade ve farklı konseptte döşenmiş,odasıyla, spası, alternatif , ya da koruyucu, önleyici tıp seçeneklerinden yararlanabileceğiniz,sıcacık ev  tadında bir butik otel. Plajı manzarası , bitki örtüsü harika.Benim senelerdir, evimizin olduğu plajdan Gülden’in oteline yüzdüğüm koyda.İki sene önce Gliss otele, ilk Gülden’i ziyarete  gittiğimde şaşırıp kalmıştım             Ama nasıl olur burası her gün iki kere yüzdüğüm otel diye. Sevgili Gülden Bodrum’a ve Gündoğan’a çok güzel bir otel kazandırdı. Uzun seneler yarım bir inşaat halinde olan oteli satın alıp, koyun değerini artırdı. Artık her Bodrum’a gelen arkadaşlarıma ilk otel tavsiyem Gliss Otel oluyor. Benim çok sevdiğim koyda, çok özel bir bir otel. İlk gezdiğimizde hepimiz hem şaşırdık, hem hayran olduk. Sevgili Gülden her odayı birbirinden çok ayrı şekilde döşemiş. Kimi romantik, kimi modern, kimi rüyalar alemi, kimi masal dünyasındaymış hissi veriyor.Hiç bir eşyadan bir tane daha yok. Gülden hem ailenin eşyalarını değerlendirmiş, hem çok özel bir otel yapmış. Anlatmakla değil mutlaka görmeniz yaşamanız lazım. Yine hayretle gezerken, bir ara Burhan Doğançay’ın bir tablosuna rastladım, Gülden onu da evden getirmiş, ve böylece çok değerli, hikayeleri olan, anıları olan bambaşka bir otel yaratmış.                               Bu harika yaz davetinden sonra bu neşeli grubun büyük bir çoğunluğu, Bodrum gecelerinde de hep beraber olmaya karar vermiş, Bülent Özdemir’e de rezarvasyon yapmışlar, davet sırasında  başka bir grup da onlara katılma kararı aldı. Biz de, kocaman aşkımla, daha geç bir vakitte tüm yapmamız gerekeleri halledip, bu özel grupla olma şansı yarattık.

Bodrum da da konser festival, keyifli sohbetler yapılan  yemekleri, Marinaları ve çevrelerini daha çok tercih eden  biz de, klasik bir Bodrum gecesi ile sezonu açmış olduk. Herşey Bodrum’a özgü, ve çok keyifli geçdi.Bülent Özdemir hepimizin ayrı ayrı şarkılarını çaldı,herkesi güzel besteleri yorumları ve partneri Hande’nin güzel sesi ile aldı uzaklara taşıdı.

Gece eve oldukça geç dönmemize rağmen sabah annemle deniz sefamıza Begüm de katılmak istedi..Odasının kapısını tıklatmamla şapkası mayosu ile anında hazır, aşağıya indi.Sabahları bizim koyda yüzmek benim için sanki kendimi ayindeymişim gibi hissettiriyor.Deniz, gök, doğa ve ben hepsi bir bütün bir haline geliyor. Begüm’cüm ile bu büyülü sabahta, o kadar keyifle sohbet ederek yüzmeye başladık, ki yirmibeş dakika sonra Gliss Otel’in sınırındaydık. Bu işe en çok şaşıran Begüm oldu, yine aynı sohbet ve deniz keyfi ile geri dönüp, hep beraber hazırladığımız kahvaltı da da sohbete devam ettik.Bodrum, geçen hafta böyle başladı, İstanbul’daki yaşamdan  çok daha yoğun bir tempo ile devam ediyor, anlatmaya çalışacağım.Sevgiler, sevgiler

Prens ile Tavla ve Bodrum

Prens’im Temmuz başı, biz de on gün sonra Bodrum’daydık.İstanbul’da başlayan hafta sonu, deniz sefaları Bodrum’da her gün yapılmaya başlandı.Eğlenceler, oyunlar, oyuncaklar, mekanlar, arkadaşlar, plajlar, klüpler, evler, her şey değişti.                           Her an onun için yepyeni öğretilerle geçmeye başladı.Yazın ona kazanırdığı yeni öğretilerden, biri de aile erkeklerinin geleneksel oyunu tavla oldu. Aslan tavlayı çok kısa sürede keşfetmek de, gecikmedi.

Tavlanın gözlüksüz keşfi

Pulları isteyince,

Hafif bir fırça sonrası ilgiyle oyunu seyretmeye devam.

Artık taktik veriyor.

Yeter artık ben oynuyacağım.

Aşkımla Bodrum’da buluşmak, denizde bahçede, onunla oynamak, sohbet etmek, müzik dinlemek,hamak da şezlongda uyumak, salıncak keyfi yapmak, yeni latin şarkılar keşfetmek keyiflerin, sevgilerin mutlulukların en güzeli.

O bize verilen en güzel armağan, hem de gözlüklü bir armağan

Leyla’m Evlendi

Leyla’m (Perim Vefkioğlu) Cumartesi akşamı Çırağan’da masallarda ki gibi bir düğünle evlendi. Prens’i Kıbrıs’tan onu almaya gelmişdi.İkisini de sevgisi aşkı, düğünün de keyfi neşesi oldu. Pamirim,Tülinim, Umut  hep çok,  mutlu ve keyifli idi, biraz da üzgün tabii, kızlarından ayrılmak kolay mı!                  Necil’le ben de çok mutlu idim. Çok sevdiğimiz, Leyla’mız sevdiğinle evleniyor diye. Ama biz de karı koca her düğün de anne babaların heyacanını hisseder, buruk oluruz, gözlerimiz hep nemlenir.Düğünler, nikahlar, çok duygusal anlar,hem ağlarım, hem giderim, hem ağlarım, hem veririm dedirten.Darısı tüm gençlere, anne babalara.

Herşey çok şık çok güzeldi.Sarayın bahçesinde, deniz kenarında, nikah organizasyonu yapılmıştı, kokteyl de yan tarafta idi.

Gelinle damadın gelişi muhteşem oldu.Işıklar müzik, havaii fişekler, sarayın ihtişamı, iki birbirini seven güzel yürek, ve tüm konukların heyacanı, mutluluğu hepsi birbirine karıştı.Nikah başladığında artık hava da kararmış çok daha büyüleyici bir ortam oluşmuştu.Selami (Öztürk) Başkanımın nikahı kıyacak olması bana sürpriz oldu. Sevgili Sevgi Öztürk yanımda yedi nikah şahidi, gelin damat yerlerine yerleşirken başkanım esprileri yapmakta gecikmedi.

Nikah çok sıcak, tatlı  sohbet ortamında başladı. Selami Bey kız tarafı ve kız babası olduğunu,belli etmekte sakınca görmedi, ya da ben öyle görmek istedim, öyle yorumladım.Çok neşeli bir nikah oldu.

Murat Hakkı üç kez evet, evet, evet  dedi,Leyla altında kalmadı, sonsuza dek evet dedi.

İlk ayak basan Leyla oldu, ama arkasından Murat da basınca Selami Bey bir rahatsızlık varsa tekrar baştan kıyalım önerisinde bulundu.Leyla’ya adınız diye sorduğunda, Perim,  Leyla Hakkı cevabını almak, hepimizi çok mutlu etti.Kahkalarla nikah da sonlanmış  oldu.

Nikah sonrası hepimiz masalarımıza yerleştik, biz liseli kızlar bir arada idik. O kadar zaman  birbirinden hiç ayrılmayan bizler Pamir’in de katılmasıyla, poz verirken de tüm düğün boyunca da çok neşeli idik.Keyifli gecede hiçbirimiz saatlerin nası geçtiğinin farkına varmadık.

Bu senenin renkleri harika,biz lisedeyken bu kadar renkli değildik.

Gelinle damat Sevgi ve Selami Öztürk’ün masasında

Heryerdeki muhteşem çiçeklerin, güzelliğini bolluğunu,nikah şekerlerimizin şıklığını güzelliğini masaların şıklığını anlatmak göstermek paylaşmak istedim, çektim de ama hiç biri gerçeği kadar güzel değildi. Ya yemeklerin lezzeti,menüyü Pamir ben seçtim, sadece orada karıştım, diğer herşeyi Leyla seçti dedi.

Pamir’in seçimi burada da kendini hemen farkettirmişti. Her zaman yenilenlerden çok daha  lezzetli olduğu ortak kanımızdı.

Yemek sonrası, gelinle damadın dansı, pasta seromonisi,şampanya ile kutlama, sonra karnaval tadında eğlenceler,hepimizin özgür mutlu dansı, bol renkli mutluluk, neşe shotları  ve Orhan Baba hepsi bu düğünde vardı.

Pasta kesilmiş sıra şampanyada

Orhan Gencebay gelini kırmıyor, şarkı söylüyor.

Pamir ve Umut çılgınca dans edebilir artık.

Çok lezzetli buğay çimi shot mı acaba,bir daha sefere kırmızı mı alsam, yine yeşil mi!

Necil kırmızıya dayanamamış,

Sanki karnavaldayız.

Hep beraber söylenmez mi!

Şarkılarla, kahkalarla, sağlıkla, ömür boyu mutluluklar Leyla’m. Her şey gönlünce olsun, sonsuza dek.

Yarı Yıl Geride Kaldı

2012 yılı ilk yarısı bitti.Şöyle bir yazdıklarıma, notlarıma bakayım dedim. Yazabildiğim kadar belki de çok daha fazla  yazamadığım, başarı emek, güzellikler var.Bardağın dolu tarafından bakınca çok ama çok mutluyum, boş tarafından da bakmamaya çalışıyorum.Bakarsam, bazen kendimi tutamıyorum, gözlerimden yaşlar akıp gidiyor. Ama sonra, toparlanıyorum, her yaşananın, her  şerrin de bir hayırlı nedeni var diyorum.Ne yaşıyorsak böyle olması gerekiyormuş, herhalde diyorum. Yazgımız buymuş diyerek, anın, güzelliklerin, başarıların keyfini çıkarmaya ve paylaşmaya çalışıyorum.

Nazlı Aldıkaçtı Kırmızı’nın haberinde

Yılın ilk altı ayının başarıları, ödülleri, emekleri, listelere sığmıyor. Özellikle Kadınlarımız, Gençlerimiz, Girişimcilerimiz,benim, listelerimde. Blogumda yazdığım, anlattığım bir sürü arkadaşım geçen süre içinde tekrar ödüller başarılar kazandılar.Ben hepsine yetişemiyorum. Ama tekrar tekrar kutlamak istiyorum, kutluyorum.Tekrar tekrar yazmak istiyorum.

Hikayelerini  henüz anlatmadığım, sadece zaman aman adlarını yazdığım, bir çok başarı hikayesini anlatmak istiyorum.Yılın Kadın Girişimcilerini ayrı ayrı yazmak anlatmak istiyorum.Çok sevdiğim, bana çok yakın bir çok arkadaşım sırada, onları çok farklı özellikleri ile tanıtmak istiyorum. Programımda listeler uzayıp gidiyor.Nazlı, Zeynep, Berna, Aslı,Aydan,Ayşe,Ayşen,Bahar,Berrin,Bilge,Dilek,Ebru,Tuğba,Ferda,Fisun,       Gülseren,Handan,Melike,Meltem,Münteha,Nilgün, Nilüfer,Nur, Lale , Mehmet, Hakan, Nuran,Nuray,Oya,Pelin,Özlem,Pınar,Roza,Saime,Selma, Serap,Sevim,Zehra,Zeynep,Derya, Gonca,Demet,Yasemin……daha bir çok isim…

Blogumu yazmaya başladığımdan beri özellikle gençlerden gördüğüm ilgi ve takip beni çok memnun ediyor, çok mutlu ediyor.Tanıdıklarımın, dostlarımın okuması çok değerli, çok hoş, ama her gün hiç tanımadığım, ama beni okuduklarını, takip ettiklerini söyleyen yepyeni, birçok yeni dostla, güzel insanla   tanışmak ise inanılmaz heyacan ve enerji veriyor. Daha çok yazmak, daha çok paylaşmak istiyorum.

Yılın ikinci yarısında yapmayı planladığım bir iki istek var. Özellikle genç takipçiler, benim girişimcilik hikayemi detaylarıyla öğrenmek arzusundalar. Her yazımda benden bir şeyler hep var, ama bir araya toplayıp, girişimcilik hikayemi de ayrıca yazacağım.

Prens’imin havaianasları

Prensimi, favorilerimi, konserleri, kitapları, seyahatleri, yazmağa devam edeceğim.Her seferinde yeni keşiflerim, son yaşadıklarımla, güncel olayları atlamamaya gayret edeceğim.  Ama hep ilk yazmaya başladığım gibi, sadece gönülden, samimiyetle.Yemeklerin bahane olduğu dost sohbetlerini buluşmalarını, davetleri,kutlamaları yazacağım.

Nazan’ın sofrası

Çevre duyarlılığım, farkındalığım artıkça,  konunun içine daha bilinçli  girdikçe,Konunun çok farklı  alanların da  çok güzel, çok faydalı, çok değerli  çalışmalar olduğunu görüyorum ve her gün yeni sürprizlerle  karşılaşmak beni çok umutlandırıyor. Gelecek için kötü senaryolar değil, harika yeşil bir dünya hayallerimi süslüyor.Yeşil Kagider olarak da okunuyor, takip ediliyor, biliniyor olmak, fayda ve farkındalık yaratmak beni inanılmaz güçlü, gururlu ve mutlu  yapıyor.

Ayın son günü katıldığım, TimeOut ve Yeşilist‘in düzenlediği   çok özel bir Çevre Gezisinde bunu çok iyi anladım, hissettim. Geziyi Yeşil Kagider Blog da hemen anlatacağım.Evet çok dolu dolu bir altı ay geçti, daha dolusu başladı, ben yine Girişimciler, Kadınlar, Başarılar, Deneyimler, Mutluluklar, ve Çevre Dostu yazılarla sizlere ulaşmaya çalışacağım. İlk iki ayın ,yaz serinliğinde, tatil keyfinde olacağı kesin.Sonrası da daha başka keyifler mutluluklarla devam etsin.Sevgiler, sevgiler

Gelecek Sizlere Emanet

Mezuniyet törenleri hayatımızda çok önemli anlar, günler. Bu sene yeğenimin İstek Vakfı, Özel  Atanur Oğuz Anadolu Liseleri  mezuniyet törenine katıldım. Klasik diploma alma, kep atma, bayrak teslim etme, and içme töreni. Hep bu tür törenlerde çok duygulanıyorum, ve bol bol ağlıyorum. Yine aynı şekilde duygulandım, ve bol bol, burnumu çeke çeke ağladım.

Tören konuşmaları başladıktan sonra, Atatürk’ün geleceğimizi gençlere emanet ettiği,söyleminin aktarıldığı ve  gençlerin de bu sorumluluğu alacak, ve taşıyacaklarına dair sözleri, söylemleri, başladığı anda; ben ağlamaya başlamıştım..Nasıl ağlamam bu gencecik pırıl pırıl çocuklarımız, kendi ve ülke gelecekleri için, artık sorumluluk alacak. Evet Atamız diyor ki, ey Türk Gençliği gelecek sana emanet, gerekeni yap, (her şartı da tek tek anlatarak) zorda kalırsan da korkma, her şartta seni güçlü kılacak genler sende mevcut. Nasıl açık bir anlatım, nasıl güzel bir söylem,nasıl detay, detay,tanrım sen ne büyüksün, şükürler olsun ki her dönem her an bize yol gösteren mucizevi bir liderimiz var.Gençler de büyük bir çoşkuyla, Atalarına söz verdiler. Kendi söylemleriyle gelecek günlerde,neler yapacaklarını, tüm öğretmeleri, veliler, misafirler önünde bir kez daha tekrarladılar, and içtiler. Sonra İstiklal Marşımızı hep birarada söyledik. Bu duygusal anları kızımda da oğlumda da defalarca yaşadım. Tören sırasında hep onların diploma törenleri, heyacanları gözümün önündeydi.Lise biterken, Üniversite biterken bambaşka heyacanlar, duygularla biraz daha hayatın içinde kendileri için ve ülkeleri için sorumluluk aldılar. Şimdi sıra yeğenler de.

Mezuniyet törenlerinin bütün okullarda yapıldığı bu ay, Güler Sabancı ve Rahmi Koç‘un sahip oldukları  okullarının  mezuniyet törenlerinde yaptıkları konuşmaları gazetelerden okudum,ve çok  beğendim, sevgili gençlerle de  paylaşmak istedim. Bunu da en sevdiğim gazeteci ve yazarlardan olan Güngör Uras‘ın yazısı ile aktardım.

“Batı ülkelerinde ve özellikle ABD’de üniversitelerin mezuniyet törenleri önemlidir. Bu törenlerde sektöründe öne çıkan isimler öğrencilere öğüt verir.

Bizde de vakıf üniversitelerinin mezuniyet törenlerinde bu tür konuşmalar yapılır oldu.
Koç Üniversitesi ile Sabancı Üniversitesi mezuniyet törenlerine ve bu törenlerdeki konuşmalara önem veriyor.

İki üniversitenin bu yılki mezuniyet törenlerinde Rahmi Koç ve Güler Sabancı konuştu.


Koç Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Rahmi Koç, “Bir taraftan global dünya diyoruz, diğer taraftan da her ülke kendi bacağından asılmak durumunda kalmıştır, kendi menfaatlerini korumak, kendi politikasını çizmek, kendi kendine ayakta durmak mecburiyetinde bırakılmıştır. Dolayısıyla dikkatli olmanız, hadiseleri yakın takip etmeniz, hata yapmamaya özen göstermeniz ve fırsatları kaçırmamanız lazımdır.

Avrupa, kendi açtığı yaraları sarmaya çalışmaktadır. Amerika iç politika ve bozuk bilanço ile bocalamaktadır. Serbest piyasa ekonomisinin itici gücü Amerika, Avrupa ve Japonya bugün ayakta durma sıkıntısı çekmektedirler. Global sağlık sorunları ve iklim değişiklikleri başlı başına bir dert olmaktadır” dedi.

Sabancı Üniversitesi’nin mezuniyet töreninde ise Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, “Zorluklardan fırsatlar yaratmayı düşünün, fırsatlarda zorluklar aramayın” diye konuştu.
Güler Sabancı öğrencilere hayatla ilgili şu tavsiyelerde bulundu: “Karşınıza çıkan fırsatlara sahip çıkın, kıymetini bilin, değişimden korkmayın, özgür düşünme, ön yargısız farklı düşünce ve görüşlere açık olma, üniversitemizin sizlere kazandırdığı en önemli özelliklerdir. Esnek olun, değişimi yaratın ve yön verin. Geleceği düşünerek kendinizi geliştirmeye devam edin, her zaman pozitif olun, zorluklardan fırsatlar yaratmayı düşünün, fırsatlarda zorluklar aramayın. Üniversitenizde kazandıklarınızla ikliminizi gittiğiniz yerlere taşıyın. Şayet hangi limana gideceğinizi bilmiyorsanız hiçbir rüzgar sizler için doğru rüzgar değildir” dedi.

İki üniversitenin mütevelli heyetlerinin başkanlarının konuşmalarında ağırlık taşıyan nokta küresel kriz.

Rahmi Koç, küresel liderlerin krizleri önleme veya çözmede güçsüz kalmalarına dikkati çekiyor. Gemisini kurtaran kaptandır deyiminin önemini vurguluyor.

Güler Sabancı ise geçlere zorluklardan korkmamalarını yılmamalarını, kendilerine bir hedef belirleyerek o hedefe ulaşmaya çalışmalarını söylüyor.

Bunlar belli deneyim sahipleri için olağan sayılacak gerçekler. Fakat hayata yeni atılan gençler için bu tür öğütler çok önemli. Hele bunları ifade edenler hayatta başarılı olmuş kişiler ise.”

Engin’im arkadaşlarının ortasında, çok mutlu, Üniversite İmtihanlarının neticesinden umutlu, biz de gelecek onlarla daha güzel olacak diyoruz artık.

Her zaman sohbetine, özellikle genel kültür, spor, felsefe, konularındaki bilgisine, hayran olduğum, çok sevgili yeğenim de artık hem Üniversite okuyacak, hem de hayatın biraz daha içinde yaşayarak eğitiminin son dönemine başlayacak.Onu tekrar tekrar tebrik ediyorum, ve resimdeki gibi hep gülen, güldüren mutlu bir gelecek için, hem kendisi adına, hem ülkesi adına  marş marş diyorum.
________________