EWMD Türkiye‘nin oluşumu Mart 2009’da Türkiye Sandoz TechOps Direktörü SevdaDoğan‘ın Holzkirchen/ Almanya’da Sandoz tarafından ev sahipliği yapılan bir panele erkek egemen bir çevrede başarılı bir kadın olarak deneyimlerini paylaşmak üzere davet edilmesi ile başlamıştır. Sevda Doğan, burada bulunan Alman ve Avusturyalı EWMD dernek üyelerinden olumlu geri bildirim almıştır. Sevda, Holzkirchen’de verilen bu resepsiyondan ilham alarak ve o sırada TechOps&ComOps APAC/ LatAm global hukuk işleri müdürü ve EWMD’nin başkanı olan Nicole Meissner’in desteğiyle Türk kadınlarının orta ve üst düzey yönetim basamaklarında başarılı olmalarına yardımcı olmak için yerel derneği kurmak üzere Istanbul’a geri dönmüştür.
2.Dönem Başkanımız Handan Armağan 02 Mart’ta EWMD Zurich toplantısında Open Data konusunda konusma yapan HKG EWMD, Almanya EWMD, CM Director of Int EWMD, Ozlem/Almanya, EWMD Turkiye, Zurich’ten universiteli EWMD uyesi genc hanım bir arada
EWMD, insan, çocuk, yaş ve Avrupa’nın kültürel değişikliğine göre yönetimin kalitesini geliştirmek vizyonuyla 1984 yılında kurulmuştur.Avrupa’da 40 dan fazla şehirde, Amerika Birleşik Devletleri’nde bazı şehirlerde, Güney Afrika ve Asya’da üyelere sahiptir.
Türkiye’deki oluşum, başta Sandozolmak üzere, Ekin Kimya, gibi önemli ilaç ve kimya sektöründeki firmalar ve Kagider (Kadın Girişimciler Derneği )tarafından desteklenmiş, 2011 yılında Finansbank sponsorluğu ile çok başarılı bir panel yapmıştır.Novartis İlaç Firması ve SabancıÜniversitesi de her zaman katılımcı ve destekleyici olmuştur.2010 ve 2011 yılında Sandoz, Ekin Kimya,Kagider binalarında yapılan çeşitli toplantılarda, Kagider Başkanı Gülseren Onanç,Gülden Türktan, gazeteci, yazar, Meral Tamer,Kadıköy Belediyesi Başkan Yardımcısı İnci Beşparmak, ve çeşitli değerli kadın, lider ve yöneticiler konuşmacı ve katılımcı olmuştur. Marmara Üniversitesi ile ortak bir proejenin çalışmaları başlatılmıştır. 18 Mart 2011 yılında Finansbank ile gerçekleştirilen
Sektörlerinde Fark Yaratanlar Yeni Ufuklar temalı Yönetimde Kadın Paneli”nde
iş hayatının fark yaratan kadın yöneticileri biraraya geldi.Emre Buga moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlikte,Karadeniz Holding YönetimKurulu Üyesi
Selma Akdoğan,Visa Europe BölgeGenel Müdürü Berna Ülma ve
Epos Gayrimenkul ve Danışmanlık Genel Müdürü Neşecan Çekici
başarı hikayelerini katılımcılar ile paylaştı.
EWMD Dünya Başkanı Teresa Correira de Lacerda
yaptığı açılış konuşmasında EWMD oluşumunun dünyada nasıl şekillendiği ve platformun yapısı ve amaçları ile ilgili bilgi verdi.
EWMD Türkiye Başkanı Sevda Doğan
ise dünyanın neresinde olursa olsun, iş hayatında yükselmeye ve yer edinmeye çalışan kadınların din, dil, ırk, kültür farklılıklarına rağmen aynızorluklarla karşı karşıya kaldıklarını belirterek, bu nedenle EWMD’nin Avrupa’da “kadın”a yaptığı katkıları Türkiye’ye de taşımaya karar verdiklerini belirtti.Kadın istihdamı oranının yüzde 30’lara çıkarılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyoruz, dedi, panelde ayrıca,Sabancı ÜniversitesiYönetimBilimleri Fakültesi Dekanı Nakiye Boyacıgiller de Yönetim Bilimleri açısından Türkiye’deki durumu değerlendirdi.
2011 sonunda 2.dönem başkanımız olan Handan Armağan‘da yurt dışında katıldığı EWMD toplantılarında Türkiye yi gururla , çok beğeni ve ilgiyle temsil etti. Bu sene ki toplantılar, Gayrettepe Gayrimenkul Fikir Evi Salonlarında başladı ve devam ediyor, çok güzel yeni projeler var. Marmara Üniversitesi çalışması daha da olgunlaştı, önümüzdeki günlerde başlayacak.
Çağdaş Yaşam‘la başlatılan proje de çok ümit verici. Genç kızlara ve öğrencilerin öğretimine yönelik çalışmanın çok faydalı olacağı kesin. Sevgili Sevda Doğan ile başlayan oluşum her gün daha da güçlenerek, sevgili başkan Handan Armağan, ve tüm gönüllü ekiple devam ediyor. Bende bu güzel çalışmaları sizlerle paylaşmaya çalışacağım, sevgiler.
Bütün arzumuz çocuklarımıza yaşanabilecek, temiz havası, suyu, olan bir dünya bırakmak,
Yuvaların bu konudaki bilgilendirme, öğretme ve uygulama çabaları çok takdire değer,
Aslan 2.5 yaşında, yuva çıkışı , kendisine öğretildiği gibi, plastik su şişesini ayrıştırma kutusuna atıyor.
Aslan yuva çıkışı evine,yürüyerek giderken çok mutlu, ona öğretileni yapıp, çöplerini ayrıştırarak, evine yakın yuvayı seçip, taşıt kullanmayarak, doğayı korumak için çaba göstermiş oldu.
Biz de işyererimizde, evlerimizde, yaşamımızda, aynı hassasiyeti gösterebiliyor muyuz!!!!
Yeşil-İş Kagider -WWF’ in ortak projesi Yeşil Ofisler için, bizde, elele birbirimize destek olarak, geniş kitlelere ulaşalım, örnek olalım.
22 Mart Perşembe,tamamen spontene, hatta benim için Berrin tarafından kaçırılma, ama çok mutlu bir gece oldu.Önce EWMD toplantısına katılmak üzere saat 18.oo de Polat Tower’da oldum. Son dönemlerde ne kadar istesem de bir türlü katılamadığım, toplantılara katılmak, arkadaşlarımla bir arada olmak, yeni arkadaşlarımızın katılmasıyla gruba yansıyan yeni heyacan mutlulukla toplantı , çok verimli geçti.Proje grubunun çalışmaları da çok umut verici ve devamlılığı olacak cinstendi.Kararlar alındı, uygulama hemen devreye giriyor, bu çok güzel, özellikle, kız öğrencilere ve öğrencilere yönelik çalışmaları tekrar paylaşacağım. Çok özlediğim ,Berrin ve Perihan ilede toplantı sayesinde bir araya gelmek benim için çok iyi oldu. Her zamanki çılgın, hiperaktif, çocuksu, haliyle hepimizi hep enerjik tutan Berrin, yine müthişdi. Görüşmediğimiz kısacık zamanda, Avusturya Alpler, Küba, yurtiçinde Denizli , bu gün Bursa daha bilemediğim bir sürü aktiviteyi hızlı hızlı bana anlatırken, hepimizi, düşündüren, şaşırtıcı, soruları ile de toplantı konuşmalarına, aktif katılıyordu.
Sonra birkaç Kagiderli arkadaş yemeğe gidiyoruz, hemen oluşan bir karar, sen de gel deyince hiç düşünmedim.Buluşacağımız arkadaşlarım da çok sevdiğim, uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımdı. Keyifle toplantı sonrası biz üç kız yola çıktık, ben şöförleri olarak nereye gidiyoruz, dediğimde Nişantaşı Zihni seçimine de çok sevindim. Benim için harika bir nostalji ama , hala Zeynep’e gittiğimizi anlayamadım.Belki daha da iyi oldu, hepsi bir arada hiç programlanmadan çok özel bir gece oldu.
Sevgili Zeynep’i mutlaka izleyeyim derken kendimi bir anda karşısında buldum, hem de hiç aklımda yokken çok sevdiğim beş arkadaşımla birlikte.
Bu çok hoş gelişen buluşma, sevgili üyemiz, PınarAkalın’ın bugünkü mailini anımsattı bize,
KAGİDER’li olmak çok acayip bişiy!
Dün sabah mentorümle bir iş konusunda uzuun uzun yazıştık. Sonra İTO’daki KOBİ zirvesine uğradım biraz, arada Begüm Özdoğularlı geçiyormuş uğramış, yanıma geldi sarıldık öpüştük; derken şahane bir akademisyen panelinin içinde başarılı iş kadını Berna İlter çıktı konuşma yaptı. Hocalarımızın teorik ve gözleme dayalı sunumlarının içinde nasıl bir “gerçeklik” rüzgarıydı, hikayesi ve geldiği nokta inanılmaz! Sonra çıktım Eminönü’nde arabaya doğru yürürken arkadan bir hanım “Sinem” diye seslendi, demekki kadın girişimcilerin iletişim kurabildiği ayrı bir frekans var ki adım Sinem olmasa da üstüme alındım, döndüm baktım şık bir hanım el kol sallıyarak fb’dan yazışmıştık ya ben Ayşe, Ayşe Ünal dedi, sarıldık öpüştük.
Her taraf sevgi dolu akıllı meleklerle kaplı, sağdan soldan çıkıçıkıveriyorlar
Hava bugün şahane, mis gibi kokuyor, herkese verimli, güzel bir gün dileklerimle.. Pınar Akalın
Meltem Gürler,çok sevdiğim değerli reklamcı arkadaşımın, 4 sene önce Garanti Bankası Kagider Girişimcilik Zirvesindeki konuşmasından etkilenerek, şirketimizin tüm, blog, facebook, twitter çalışmalarını başlatmıştık. Sevgili BaharKayserilioğlu, (Kurumsallaşma ve Yönetim danışmanımız),birbuçuk sene önce Meral blogunda yaptıklarını, yazsana dedi, o da başka bir motivasyon oldu. Sevgili Aydan Baktır yaratıcı,çalışmalarıyla, Kagider’in hepimizin iletişim, reklam danışmanı, hep çok güzel örneğimiz, korsan yazarımız, Perihan Görücü, sevgili Berrin Kuleli‘nin ablası ve benim tasavvuf derslerinde, tez arkadaşım, ve tabi Berrin, çılgın Berrin’im, hepimizin gizli müşteri araştırmacısı , ya Zeynep Arabacıoğlu, sanat evi sahibi ve latin şarkıları yorumcusu ,evet hepimiz Kagider’li hepimizin birbirimize yansıması katkısı müthiş,
Kagider’li olmak çok büyük bir zenginlik hepimizin ortak fikri.
Neler konuştunuz, derseniz, Meltem’in başkanlığında hazırlanan Kagider’in Anayasa Çalışmaları, eğitimde 4+4+4 sendromu, işlerimiz, eşlerimiz,annelerimiz, herşeyimiz çocuklarımız,biraz sanat, sinema günleri, sergiler,biraz seyahatlerimiz, biraz önümüzdeki günlerin aktivitesi, biraz çevremizdeki güzel insanlar, biraz da küçük sırlar….
Zihni yeni yerinde, eski keyfinde kalitesinde ve tadındaydı, Zihni Bey de herzamanki zarif duruşu ile bizlerleydi. Yemekler özenli ve güzeldi, ama arkadaşımız ZeynepArabacıoğlu‘nun sahneye çıkmasıyla her şey çok daha güzelleşti, farklılaştı. Hep söylüyorum,Zeynep sahneye çok yakışıyor, sahnedeki doğallığı, rahatlığı, romantik, duygusal, duruşu, bakışı, mükemmel tebessümü, ile herkesi kendine bağlıyor. Gelenler hep onu sevenler tanıyanlar olunca çok güzel nezih bir ortam oluşuyor.Sesi çok içten ve duygu yüklü,heyacan yüklü,çoşku yüklü,zerafet yüklü.
Perşembe gecesi, gençliğimin aşkı Nişantaşın’da Zihni’de , sevdiklerimle, özlediklerimle çok keyifli ,hoş geçti.
Soprano Irina Iordachescu and mezzosoprano Cristina Iordachescu – Iordache – two sisters singing the Barcarolle from ‘Les contes d’Hoffmann’ by Offenbach, together with pianist Gonul Apdula
29.02.2012, dört yılda bir gelen gün, sessiz, sedasız bu sene de geldi, geçti. Ben bu geceyi, bu ayı, son dört aylık dönemi Hoffmannın Masalları’nı seyrederek uğurladım.Geride bıraktım.
Süreyya Operası’nın harika atmosferi, çok zarif,kendine özgü, seyircileri ile bu çok soğuk akşamda, yanımda çok sevdiğim iki arkadaşımla, çok keyifle, mutlulukla, müzikle, şarkılarla çoşarak, hatta uçarak , büyüleyici, rengarenk ışıklar ve kostümleriyle masal dekorlarının içinde kaybolarak seyrettim.Offenbach‘ın bu fantastik operasını Recep Ayyılmaz sahneye koymuş.Kendi deyişiyle “Bu birfantazidir ne yapsan mubahtır” cümlesini tekrarlaya tekrarlaya akışı geliştirdim, diyor. Çok da iyi yapmış. “Eser benim fantazimi bir çırpıda sarıp sarmaladı, yaratıcılığı hadsafhada dürtükleyen ender yapıtlardan biri olduğuna inanıyorum.” diye ekliyor.
Bence seyredenlerin de fantazilerini ,en yüksek noktaya ulaştırdı.Ben akşamdan beri biraz Hoffmann’ın, biraz Offenbach’ın, biraz Recep Ayyılmaz’ın galiba en çok da kendi fantezilerimin içinde sizlere yazmak istedim.
Hoffmann’ın beşi de birbirinden farklı fantastik kadınından özellikle oyuncak bebek karakteri Olympia penbe kostümleriyle Nazlı Deniz Boran‘a çok yakışmıştı, çok başarılıydı.Tüm büyük kadro, kostümler, dekor, orkestra hepsi çok başarılı idi. Çok büyük emeklerle sahneye konan bu oyunu kaçırmayın derim.Offenbach’ın hayatı, Hoffmann’ın gerçek olan yaşamı, yeni yorumlar, dünyada ilk sahnelenişi,(10 Şubat 1881) Türkiye’de ilk sahnelenişi,(11 Mayıs 1955)ve evrimi oyunu seyrettikten sonra sizi tekrar tekrar içine çekiyor.
Kasım, Aralık,Ocak, Şubat son dört ayın benim için farkı, yazmaya başladığım dönem olması.Yoğun geçen, bu dört ayda sezon heyacanı, yeni yıl heyacanı,yeni yıl kararları, dinamiği enerjisi, güzel başarılar, toplu aktivitelerin sinerjisi, dostlukların tazelenmesi, biraraya gelinmesi hepsi çok değerli günler anlardı. Zor, günler yok muydu, tabiki vardı. Üzüntüler, sıkıntılar, acılar, ayrılıklar hepsi vardı, hem de bolca vardı. Ama hepsi beni daha çok olgunlaştırdı,daha çok düşündürdü, yaşanan anın kıymetini daha da anlamlı yaptı. Hayat bize verilmiş en büyük hediye, onu farkederek yaşamak şükretmek çok önemli.
Şubat ayının benim için önemli iki aktivitesini aşağıda resimleriyle paylaştım.İlki, Sabancı Üniversitesin’de,ilk Genç Kagider buluşması. Kagider ve gençler birarada. Herkes mutlu,sevgili Münteha Adalı’nın hayalleri sonunda gerçek oldu.
Şubat’ın son haftası genelde, her yer çok soğukken Antalya’da çok güzel bir hafta, çok önemli ve güzel bir buluşma. Önemli kararlar alındı, Türkiye’nin her yerinden gelen girişimci kadınlar ortak sorunları, beraberce çözmek için, birlikte güç olmak için bir arada idi.
Sevgili Zeynep Silahtaroğlu bizi bütün konukseverliğinle ağırladı, koşuşturdu, bakanımız Fatma Şahin, sevgili Milletvekili arkadaşımız Belma Satır bizlerleydi. Selma Akdoğan, Şule Yüksel, Aydan Baktır, Devrim Erol, Dilek Bil, Münteha Adalı,Sevim Güral, başkanımız Gülden Türkkan, Anadolunun her tarafından gelen değerli girişimci kadın gönüllülerimiz,Kagiderli arkadaşlar hep birarada tek yürek ve çoşkuyla gelecekte, hep birlikte, daha fazla girişimci kadın için, emek harcadılar, katkı verdiler. Sonuçta da önemli hedefler hep birlikte alındı.
Antalya’da ki toplantıda , Kadıköy Grubumuz‘un da hep birlikteki resmi, benim için çok değerli anlardan biri, hepimize benden hediye, benim gönlümden ışıltılarla.
Önemli günlerden birkaç resmi ve anıyı sizlerle paylaştıktan sonra, ben de sizi kendi fantazilerinizle bırakıyorum. Sevgiler
Çok soğuk bir haftayı daha sonlandırdık. Haftanın en güzel günlerinden birinde çok sevdiğim bir arkadaşımın Tasavvufta Aşk Sohbetine katıldım. Haftalar öncesinden her şeyi iptal edip ona katılabilmek için kendimi programlamıştım. Çünkü geçen senede bir kez katılma fırsatım olmuştu, ve çok severek, beğenerek, mutluluk duyarak dinlemiştim. Kaçırmak istemedim. Sohbet çok samimi, sıcak bir ortamda , yirmi kişi civarında dinleyici ile oldu. Biz sohbeti yapacak arkadaşımla birlikte beş altı kişi birbirimizi tanıyorduk, diğerleri yabancı idi.Hava şartları çok kötü günlerden biri olmasına rağmen salon tamamen dolmuştu.Gönlü güzel, ruhu güzel, enerjisi güzel, kendisi güzel arkadaşım herkes geldikten sonra sohbete Yunus Emre‘nin bir deyişi ile başladı. Yaradılanı severim, Yaradandan ötürü
Bu minicik beyitte herşeyi anlatmış, Yunus Emre. Aşk, Yaradılandan Yaradan’a, Yaradandan Yaradılan’a giden bir yol. Tasavvuf da da bu çok güzel bir sözle anlatılıyor, El ele, El Hakka. Kendimizi sevmekle başlayan, insan insanın aynasıdır da dendiği gibi diğer insanları, tüm yaradılanı sevmek, ve hepsini severek tanrı aşkını anlayabilmek. Anladığımızı, sevgimizi de yansıtarak, paylaşarak çoğaltmak. Tanrının sevgisine layık olmaya çalışmak. Sevgili Ayşe (Ayşe Şakar)Her Şeyde Aşk’ı, farklılıklarını da çok güzel örneklerle, hikayelerle anlattı. “Bu farklılıkları oluşturanlar çeşitli baharatlar gibidir. Çocuğumuza aşkımızda farklı bir baharat, annemize aşkımızda farklı, sevgiliye aşkımızda farklı baharatlar tadlar var” diye örnekledi. Arkadaşım sohbeti iki saat boyunca TasavvufdaAşk yolunda nasıl bir disiplin vardır,ve nasıl yol alınır,o yolda nasıl edep vardır, nasıl sınavlardan geçiyoruz, başlıkları ile devam etti. Herkes gayet memnun, daha da uzun dinlemeye hazırdı. Hepimiz için, aşk ister sevgiliye olsun, ister çocuğumuza olsun, ister doğaya, çiçeğe, müziğe olsun, her tadıyla güzel,her şekliyle güzel. Belki karşı cins anlamında sevgilimiz olmadığı zamanlar olabilir, ama aşk her yerde, her şeyde,yaradandan ötürü, tüm yaradılana var. Yaradana sınırsız aşkımız, sevgimiz var.
Sevgililer gününü belki bazılarımız ticari amaçlı ve gereksiz buluyoruz, evet bence de aşkın sevginin günü yok, ama ayrıca o günde de kutlamanın zararı da yok. Herkes kendine göre kutlamalı. Ama isteyerek, bekleyerek değil, aşk vermektir, istemek değil. Vererek en güzel armağanı sonunda siz alıyorsunuz zaten. Tasavvufda Aşk konusunda arkadaşım saatlere sığmadı.Şimdiye değin, yazılanlar, söylenenlerin de ölçüsü yok. Herşey ölçülü ve yerinde olmalı, ama aşkın sınırı yok. Bende sayfalara sığmayabilirim, ama gerisini sizin de sınırsız sevgi dolu, gönüllerinize bırakacağım..
Benim artık bir Çikolatacım var. Evet söylemesi bile çok güzel geliyor kulağıma. Hemen evimin yanında, üniversiteden çok sevdiğim bir arkadaşım bir Çikolatacı açtı. Rengarenk kutularda, ambalajlarda her boyda, şekilde farklı tadlarda çikolatalar.Nereye gidersem, kime gidersem hemen uğrayıp , bir kutu çikolata alıyorum. Benim tercihim, hep portakallı ve krokanlılardan yana. Her seferinde başka bir kutu yada ambalajda yapılması, üzerinin kurdelaları, çiçekleri, uğur böcekleri, minicik kalpleri ile çok hoşlar.
Evet artık sevgililer günü ne alacağım diye düşünmüyorum, benim tüm sevdiklerime alacağım hediyeler belli.
Kocaman aşkıma portakallısından, anneme krokanlı, çocuklara karamel, portakal, krokan karışık, biraz da renkli drajelerden. Sizde tüm sevdiklerinize, takımınızın renkleri ile sarı kırmızı, sarı lacivert, siyah beyaz renklerde sürprizler yapabilirsiniz.
Çikolatacıya uğramak isterseniz Fenerbahçe, Bağdat caddesi arasında, Dr. Faruk Ayanoğlu caddesinde Göz Hastanesine gelmeden hemen önce .Facebook sayfalarından da Çikolatacı diye ulaşabilirsiniz. Sevgili Asuman’a veÖzkök ailesine, caddemizde böyle bir keyif ve güzellik kazandırdıkları için çok teşekkürler.