Rafinera Zayıflamanın En Keyifli,En Kolay, En Sağlıklı Yolu

Çok sevdiğim bir arkadaşım, Rafinera‘nın kapıya teslim yemekleri ile 11 kilo verdi, çok mutlu, çok sağlıklı.                                                                 Uzun zamandır arkadaşımı izliyorum.Uğradığım da  ofisinde harika yemek paketini içinden çıkan 4 çeşit yemeği gördüğümde çok şaşırdım. Hem çok güzel lezzetli görünüyorlar, hemde oldukça bol. Rafinera’nın sahibi Didem Altınbaşak çok başarılı bir girişimci.Kişileri ne yiyeceğini planlama, satın alma ve pişirme derdinden kurtaran Rafinera, beslenme uzmanları ve gurme şefler eşliğinde tamamen kişiye özel dizayn edilmiş lezzetli, sağlıklı ve dengeli mönülerle kilo vermekten sağlıklı beslenmeye kadar bir çok hedefe ulaşmaya yardımcı oluyor.                                          Rafinera sisteminde, tüm gün boyunca tüketilmesi gereken sabah, öğlen,akşam ve atıştırmalık ara öğünlerden oluşan tam günlük veya ihtiyaca yönelik daha az ya da çok sayıda öğün içeren beslenme planları servisleri alınabiliyor.                                          Rafinera’da günde ortalama bin öğün hazırlanıyor.                                                        Rafinera’nın iş fikrinin nasıl oluştuğunu Didem Altınbaşak‘ın anlatımından,aktardım.                                                                                       “İlaç sektöründeki bir firmada, ürün müdürü olarak çok yoğun bir tempoda çalışırken kızım Nil’e hamile kaldım. Hamileliğim çok kolay geçmedi, özellikle beslenme düzenimde çeşitli değişiklikler olması gerekti. İş yoğunluğunda bu yeni beslenme düzenine ayak uydurmam oldukça güç, hatta imkansız gibiydi. Hamileliğimin son safhasında işi bıraktım, Boston’a taşındım ve daha önce yurt dışında eğitimim sırasında da faydalandığım “meal plan”(beslenme planı) sistemleri tekrar hayatıma girdi. Böylece uymam gereken beslenme düzeni problem olmaktan çıktı. Kızım doğduktan sonra bu tip bir sistemin Türkiye’de olup olmadığını araştırdım. Olmadığını görünce bu iş fikrini yakın çevreme açtım ve bir iş planı üzerinde çalışır bulduk kendimizi. Böyle bir sistemi Türkiye’ye en uygun hale getirmek ve aynen benim hamileliğimdeki gibi özel beslenme düzenlerine ihtiyacı olanların arzu edeceği şekle sokmak için neler yapılabileceğine odaklandık. Sonunda bu iş planından Rafinera ortaya çıktı. Yurt dışındaki başarılı örneklerden de faydalandık. Onlardan en büyük farklarımız ise Rafinera beslenme planlarının çok daha kişiye özel olması, gurme zevkleri tatmin eden özel lezzetleri ve bunların sunumu konusundaki iddiası. Öncelikle kişilerin hedefleri bizim için önemli. Bizim amacımız kişileri hedeflerine kolaylıkla ve zahmetsizce ulaştırmak. Bu noktada kişi kilo mu vermek istiyor, yoksa formunu korumak veya besin intoleranslarına göre beslenmek mi istiyor bunu belirliyoruz. Bunun ardından kişinin fiziksel verileri, beslenme alışkanlıkları bizim için önem kazanır ki, diyetisyenlerimiz kişilerin hedeflerine ve bu bilgilerine göre onların günlük kalori ihtiyacını ve bu kalorinin karbonhidrat, protein ve yağ dağılımlarını yapabilsinler. Ardından yemeklerimizde kullandığımız ürünlerin tazeliği, doğallığı ve hatta olabildiğince organik olması bizim için önemlidir. Tüm bu uygulamalar sonucunda ortaya Rafinera’nın tamamen kişiye özel hazırlanan sağlıklı ve keyifli yemekleri çıkar…”

Mönüleri hazırlarken kullanılan ürünlerde dikkat edilenler
“Kullandığımız ürünlerin zamanında kullanılması bizim için önemlidir. En taze ürünleri servis edebilmek için tüm siparişlerimiz günlük olarak verilir ve yaptığımız yemekler günlük, taze ürünler kullanılarak hazırlanır. Ürünlerimizi seçerken katkı maddesi içermemesi, doğal hatta mümkün olduğunca organik olmasına önem veririz.”
Müşterilerin, Rafinera’yı tercih edip ideal kilolarına ulaştıktan sonra sistemde kalmaya devam ettiklerinde, uymaları istenen öneriler                                            “Birincil amacımız kişileri hedeflerine ulaştırmak. Örneğin kişi kilo vermek istiyorsa diyetisyenlerimiz ile belirledikleri süre bizim için çok değerli. Çünkü biz o süre içerisinde kişileri hedeflerine ulaştırıyoruz. Ardından koruma programı olarak da adlandırabileceğimiz kısa süreli bir programı kişilere öneriyoruz.

Bu programın amacı, kişilerin geldikleri noktayı koruyabilmeleri ve kendi yaşam biçimlerine adapte edebilmeleri. Bu süreci de tamamladıktan sonra kişileri kendileri ile baş başa bırakıyoruz. Rafinera sisteminden edindiği beslenme alışkanlıkları ile kilosunu koruyabilen kişiler olmakla birlikte, “ben bu işi tek başıma yapamıyorum” diyerek ara ara da olsa Rafinera servisinden tekrar faydalanan kişiler de olabiliyor. Bu noktada önemli olan kişinin kendini ve beslenme biçimini tanıması ve Rafinera’dan ne şekilde faydalanmanın kendisi için uygun olacağına karar vermesi. Örnek vermek gerekirse şu anda Rafinera’dan tek 1 ara öğün alan kişiler de var, ayın sadece 1 haftasında alan kişiler de. ”                                                                                          Rafinera’nın başarı stratejileri                                                                                     “Bizim hedefimiz kişilerin hedefleri aslında. Bu noktada örneğin kilo vermek isteyen birinin zahmetsizce ve keyifli yemekler ile kilo vermesine destek olmak, kişilerin memnuniyetinin en önemli sebebi diye düşünüyorum. Bunu yaparken diyetisyenlerimizin çalışmaları, mutfak ekibimizin tamamen kişiye özel üretimi ve kişilerin hedefini kendi hedefimiz olarak belirlemek son derece önemli tabii.                                                                                   Rafinera’nın girişimcilik ödülleri ve gelecek hedefleri                                         “Bundan yaklaşık 4 sene önce birçok kişinin “bu iş tutmaz” dediği bir sektörü yaratmak hedefiyle profesyonel kariyerini bırakmış biri olarak geldiğimiz noktadan son derece memnunum. Bu süreç oldukça zorlu ve bol çalışarak geçti. Ancak geçen sene Endeavor Etkin Girişimci Destekleme Derneği’nin önce Türkiye, ardından da globalde girişimcisi seçilmiş olmak bana çok gurur verdi.  Ardından Sayın Ali Koç’un firmamızın mentoru olması da Rafinera’nın farklı planlarının doğmasında çok büyük rol oynadı. Şu anda Amerikan Hastanesi Divan Cafe’de kalori kontrollü ürünlerimizin satışı yapılıyor. Hedefimiz farklı merkezler ile bu çalışmamızı geliştirmek. Sağlıklı bir büyüme trendi için servis, lezzet ve sunumumuzu hep mükemmel tutmak kadar, müşterilerimizin kişisel hedefleri doğrultusunda sonuç almaya devam etmesi de çok önemli. Bu, müşterilerimizle oldukça bire bir çalışma yapmamızı gerektiriyor. Artık bunu yakaladığımıza inanıyoruz ve İstanbul dışındaki diğer metropollerde de var olacağız. 2012 senesinde İzmir ve Ankara’da franchising çalışmalarımız başlayacak. ”

Didem Altınbaşak’ın girişimcilere tavsiyeleri                                                                         “Ekibinizi iyi kurun.Doğru kişiler ile oluşturduğunuz bir ekip sizi destekliyorsa işin gelişimini daha rahat takip edip, stratejik konular ile daha fazla ilgilenebiliyorsunuz. Yardım ve destek alın.Planlı olun, hedef belirleyin ve hedeflerinize ulaşmak için çalışın.”

Sevgili Didem’i,  çok başarılı işinden dolayı kutluyorum.Ben de bir an önce bu programa dahil olmak için sabırsızlanıyorum. http://www.rafinera.com girdiğinizde tüm sorularınızın yanıtlarını kullananların hikayelerini okuyabiliyorsunuz.

Değerli Rehberlerim ve Türkiye’de İlk Kez İnternette Koçluk

Geçtiğimiz yıl ve bu sene kişisel gelişimle ilgili birçok bilgiyi birarada bulma şansım oldu, ve devam ediyor.                                                           Quantum konusunda da, hep okurum, dinlerim, takip ederim,özel bir çalışma da yapmayı düşünürken, planlamadan,hayatıma  birden  bir quantum koçu girdi, kendisiyle başlattığım seanslar, yaz ve hastalıklar esnasında kesilmek zorunda kaldı ama ilişkimiz devam ediyor.

Sevgili Aynur Tümen beni yazmam konusunda ilk tetikliyen oldu. Bu yıl hem Aynur Tümen, hem bir danışanı ilk kitaplarını yazarak, bana çok da güzel örnek oldular.

Mevlanayı öğrenme anlama isteğim,hep vardı, ama o da, bir anda gerçekleşti.                                                                                                   Çok değerli, Mesnevihan Nur Artıran hanımla Mesnevi sohbetlerine  başladık. Kendisiyle her ay uzun sohbetler yapmaya devam ediyoruz. Bu faydalı sohbetler benim ve arkadaşlarım için çok büyük şans oldu.

Bu sohbetlerde, hem tek tek, anlamaya çalışıyoruz, hem biribirimizle de paylaşarak, dinlediklerimizi, yorumlarıımızı, ya da nasıl hayata geçireceğimizi tartışıyoruz böylece çok daha etkin öğrenme şansımız oluyor.

Nur hanım,  geçtiğimiz ay ilk kitabını çıkardı.                           O da hep elimde, ama Mesneviyi Nur Hanımdan dinlemek, tekrar, tekrar sorabilmek,örneklerle paylaşmak benim için çok değerli.

2011 in ikinci yarısında başladığım, diğer bir çalışmam da sevgili üyemiz Diana Misim Fındıkoğlu ‘nun aracılığı ile Kagider ICF  Uluslarası Koçlar Federasyonu işbirliği ile yaptığımız koçluk seanslarında,  aynı zamanda,  ICF Türkiye Şubesi Başkanı olan,  değerli, profesyonel koç Gürkan Sarıoğlu ile  oldu.                                                                      6 seanslık bir çalışmayı   başlattık ve geçen hafta sonlandırdık. Gürkan Beyin, benim blogumun ilk çıkışı ve devamı sürecinde çok olumlu katkısı oldu. Sonrasında da yapmak istediklerimle ilgili bazı tereddütlerimi yendim, ve kendisine de kararımı da bildirdim. Bir sene sonrası için de ilk hedef tarihimizi belirledik.

Girişimci kadınlara koçluk yapmak bence oldukça zor iş diye düşünüyorum.                                                          Bu çok güzel proje için hem sevgili Diana’ya, hem ICF ‘e hemde değerli koçum Gürkan Sarıoğlu’na çok teşekkür ediyorum.                                                                        Gürkan bey kızı Özlem’le  beraber başlattığı koçluk çalışmasına şimdi de Vivi Soryano ve oğlu Dani ile devam etme kararı aldılar.İnsparkus adlı  şirket koçluk çalışmalarında Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek İnternet üzerinden koçluk hizmeti vermeye başladı. Çok iddialı çok farklı projeleri var. Danışanlarının özellike Y kuşağından daha fazla  olduğunu söylüyorlar.          Yeni projelerinde başarılar diliyorum.

Coelho’yu yeniden, yeniden  okuyorum, Zahir’le başladım, sonra Elif, şimdi de seneler önce okuduğum Simyacı hep elimde . Richard Bach’ı  Martı ile , Aykut Oğut’u son kitabıyla tekrar tekrar okudum, daha listeler uzun.                                                                        Başucu kitaplarım, şu ara on tane kadar oldu. Bir de, Rhonda Byrne var.Secret’ın yazarı. Onun The  Power kitabı.

Hepsini  bir arada  okuyorum, düşünüyorum. Birşeyleri daha net anlamaya çalışıyorum. Önemli olan anladığımı yaşam felsefesi haline getirmek.                                                   Her zaman  beceremediğim en önemli şey, tüm öğretilerde, olumsuzluklardan uzak dur denmesine rağmen, yaşadıklarımız bizi,  zaman zaman olumsuz düşüncelerin içine çekiyor, ve mutsuz oluyoruz.                                                                                          Olumsuz olaylara kayıtsız kalabilmeyi başarmak, en zorlandığım bu.                                Annemin hastalığında da başaramadım, yaptığım panikle, üzüntü ile kendimi de hastalıkların pençesinde buldum. Buradaki sır, kayıtsız kalmak olamazdı,annemin çektiği ıstıraba nasıl sırtımı dönebilrdim. Ama orada da bir mutluluk, bir iyi neden, bulmalıydım. Nitekim de vardı. Hastalıkla olamayacak kadar birbirimize yakın olduk. O güne kadar yeterince gösteremediğimiz,dile getiremediğimiz, sevgilerimiz, güzel duygularımız açığa çıktı. Anne kız arasındaki yılların çözemediği birbirine yeterince açılamama, anlayamama problemlerimizi  çözdük.   Her şerrin bir hayra döneceğini  düşünürsek, sevgiyle, hayrın yolunu zaten açmış oluyoruz. Ama Nur Hanım’ın da dediği gibi panik yapmadan, her ne yaşıyorsak; kötü,  olumsuz duygular hissetmeden, herzaman yaptığımız gibi sevgiyle olumlu duygular hissetmek. Mevlana felsefesi de bunu anlatıyor.

,

Bir gün Şems’e bir adam gelmiş; “Hayatım alt üst oldu,” demiş.
Şems de şöyle cev…ap vermiş;                                                                                        “Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol.
Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme.
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını ?

Rhonda Byrne da son kitabında Evrenin Sırrını ve Gücünü çok güzel anlatıyor, özetliyor. Her sayfasını çok severek okuyorum. Buraya seçmekte zorlanıyorum. En iyisi zaman zaman aktarayım. Her zorda kaldığımızda,  sığınacağımız,dayanacağımız, her şekilde şükredeceğimiz, birşeylerimiz olsun, hep hatırlayalım, uygulayalım.

Hayat size herşeyi sevdiklerinizi seçeseniz diye sunuyor! Eğer biri sizin istediğiniz bir şeye kavuşursa bu sizin başınıza gelmiş gibi,heyacanlanın. Hayat size herşeyi sunuyor ve eğer onun için sevgi hissederseniz aynısını kendinize çekersiniz.

Sevmediklerinize sırt çevirin, ve onlar için birşey hissetmeyin.                                          Sevmediklerinize hayır demeyin çünkü hayır demek onları size getirir.                         Sevmediğiniz şeylere hayır derseniz, onlar hakkında kötü hissederseniz kötü hisler verirsiniz ve o hisleri hayatınızdaki olumsuz durumlar olarak geri alırsınız.

Hiçbir şeye hayır diyemezsiniz çünkü “Hayır, onu istemiyorum,” dediğinizde çekim yasasına evet demiş olursunuz.                                                                      Sevmediklerinize sırt çevirin ve onlara hiçbir his vermeyin çünkü onlar oldukları gibi iyiler ama onların sizin hayatınızda yeri yok.

Keyifler,Gerçekler,Tanrı Aşkı, Sevgi

Çok akıcı,dolu dolu yaşanan, güzel günler,sonunda Cuma sabahı,çok sevdiğimiz bir arkadaşımıza, yine çok sevdiğim bir arkadaşımla  taziyeye gidiyoruz .                           Moda da deniz kenarında bir apartmanın, üst katı, arkadaşım gülen yüzü sevgi dolu kalbiyle bize kapıyı açıyor. Kapı açıldığında arkadaşımızın sevgi dolu yüzünün hemen arkasında, çok güzel bir fotoğraf, nasıl içimizi ısıtıyor.Sokağın soğuğu, salondan girince, kendimizi  içindeymiş gibi hissettiğimiz, denizin sesi martıların çığlıkları  sadece fonda kalıyor. Yüreğimizde, fotoğrafta elele tutuşmuş deniz kenarında yürüyen iki güzel insanın resmi. Arkadaşımız, iki sene önce hep beraber çıktıkları bir Hawaii seyahatinde, sahilde, kumlar üstünde yürürken anne ve babasını çekmiş.                                                                    Anne üç sene evvel alzaymır oluyor, aile çok üzgün, ama hep bir arada annelerini bir çocuk şefkatiyle kucaklıyorlar. Baba en sevdiği insanın yanından hiç ayrılmıyor, elini bırakmıyor. Mavili, bejli  giysiler giymişler. Annenin başında şapkası,mavi gömleğinin üzerinde ışıltılı renklerde desenler var. Yüzünde küçük çocuk kadar mutlu bir tebessüm, yanında sevgiyle bakan, sıkı sıkı  elini tutan can yoldaşı kocası. Bırakma beni, ben burdayım  haykırışı içinde. İkisi de seksen yaş civarında. Anneyi birbuçuk sene önce kaybediyorlar, geçen ay da babayı. Baba da sonunda  hayat arkadaşınla  buluşmaya, ve  sevgiyi yaratan, sevgili tanrısına kavuşmaya gidiyor.

“Sevmek bu kadar guzelse ,kimbilir sevmeyi yaratan ne kadar guzeldir”       Mevlana

Sözler bitmiyor, ama ilk girişte zaten, herşeyi dinlemiş, anlamış, öğrenmiş olmaktan, öte duygularla tekrar hayatın içine karışıyoruz.

Günün diğer yapılacakları, toplantılar, çalışmalar,  ve sonra  birşeyler mıknatıs gibi çekiyor, kocaman aşkım ve çok sevdiğim bir arkadaşımla buluşup Zenne’ye gidiyoruz.hiç sorgusuz, hiç tereddütsüz, çağrılmışız gibi. Üçümüz de seyrederken donuyoruz, sarsılıyoruz, konuşamıyoruz, nefessiz sonunu bekliyoruz. Filmi anlatmama gerek yok. Bu yıl 48.Antalya Altın Portakal Film Festivalinde  5 ödül aldı,yılın en iyi filmi, görüntüler, oyuncular, müzik, danslar, çok iyi.

Yönetmenler Caner AlperMehmet Binay, Oyuncular  Kerem CanGiovanni ArvanehErkan AvciTilbe Saran,Rüçhan Çalışkur

Eleştirilecek yanları da olabilir , ama yapmak istemiyorum. Benim genel tercihim hep mutluluk enerji veren filmler olmasına rağmen Zenne’yi görmek istİiyorum. Ödülleri, gerçek hikayeden yola çıkılmış olması,tam bilemediğimiz bir dünyaya ait oluşu beni çekiyor. Belki çoğumuz  bilmesek, yaşamasak da hayatımızdaki gerçeklerden biri. Film annelerin, babaların çocukların dramı, üç arkadaşın hikayesi.İnsan inanmakta zorluk çekiyor. Kadınların yok sayıldığı, bir coğrafyada, belliki zamanında çok ezilmiş, kakılmış sevgi verilmemiş bir anne, oğlunun  eşcinsel olduğunu  öğrendiğinde, babaya nasıl eziyet ediyor,suçluyor,ve oğlunu öldürmeye zorluyor. Bu nasıl bir kültür, nasıl bir toplum yargısı, baskısı. Tanrı aşkından, sevgiden nasıl bu  kadar uzak ve habersiz olabiliyorlar. Nasıl bu kadar gözleri kapalı, kulakları sağır….Uzun süre etkisinden kurtulamıyoruz, kurtuluş sadece ve sadece iyi insan olmak, tanrı sevgisini bilmek ve anlamak olduğunu bilmekten öte yapılacak tek şey ,acı da olsa  gerçekleri paylaşmak, kaçmamak yok saymamak, ve hep beraber doğruyu bulmaya çalışmak….içimizdeki sevgiyi paylaşmak,

Dunyanin sevgi enerjisine ihtiyaci var icimizdeki sevgiyi yayalim….
Handan Özgür Ercengiz

Yine keyifli bir koşturmayla başlayan Cumartesi akşamı , çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın kına gecsine katılıyoruz. Çok davetli var, çok büyük bir salon, yok, yok. İkramlar, yemekler, hediyeler, kınalar, dövmeler, sanki kına gecesi değil, büyük bir panayır, şölen.          Hertaraf rengarenk, gelinimiz çok güzel özel giysileriyle sonrada mavi bir tuvalatle aramızda dolaşıyor.Müzik, özel koro, solistler, orkestra, geleneksel tüm danslar, adetler. Bir köşede gözlemeler yapılıyor, bir köşede lokmalar, ayrıca yemeklerin bolluğu ve kalitesini söylememe gerek yok. Arkasından mükemmel bir tatlı servisi, Güllüoğlu çeşitleri ile .Özel giysili güzel kızlar ocaklarını kurmuşlar, kahveler yapılıyor.                                              Böyle renkli, mutlu güzel bir gecede, masada yanıma çok sevdiğim bir arkadaşım geliyor,mutluluk saçan hep gülümseyen, hep pozitif hep ışıl, ışıl , hep renkli neşeli arkadaşım. Kendisini  blogumda da anlattığım, çok sevilen arkadaşımla, yoğun müziğe rağmen sohbet etmeye çalışıyoruz. O anlattıkça beni şaşırtıyor. Devam ettikçe , şaşkınlığım, merakım çok daha fazla artıyor. Ben arkadaşımı geçtiğimiz ay, yazmaya çalışmıştım ama, yazılmamış çok şey olduğunu hissediyorum. Tekrar anlatırım, bunlar çok özel, değerli diyorum kendisine. Daha dikkatli dinlemek, not almak istiyorum, ve anlıyorum ki tüm hayatı böyle özel, herkesden  daha farklı, daha mutlu ve pozitif  olduğunu biliyordum ama bu kadarını ilk kez öğreniyorum. Sonunda gecenin en sarsıcı en etkileyici sözlerini duyuyorum. Arkadaşım herzamanki en doğal haliyle, diyorki; “Ben tanrının parçasıysam,zerresiysem , bunu hakedecek ,yansıtacak değerde, ışıltıda olmalıyım. Işık saçmalıyım.”   Bunları söylerken kendinden son derece emin ve rahat. İşte içimizdeki, enerjinin,gücün, sihirli anahtarı.

Gecenin sonunda vedalaşıp eve  dönerken çok sevdiğim yol  arkadaşımla paylaşıyorum konuştuklarımızı. Her yerde bu sihirli anahtarı bulmaya çalışıyoruz. Mesneviyi  anlamaya çalışıyoruz,ayrı ayrı  tasavvuf sohbetlerine,  katılıyoruz,yeni eski değerli düşünürleri, yazarları  okuyoruz, konuşuyoruz, aslında arkadaşımızın hissettiği gibi, sihir, güç içimizde, sadece bizim onu dışarı çıkarabilmemizi bekliyor. Bu güç çıkmalı ki bizden de yansısın. Bizde kendimizi sevgili Handan’ımız gibi ışıktan bir küre gibi hissedelim.Yolumuz hergün sevgiden geçsin.

Briç Aşkım ve Bana Kazandırdığı Mutluluklar

2003 de çok sevdiğim bir arkadaşım beni briç derslerine başlattı. Hep isterdim, ama ilk teşebbüs onun sayesinde oldu.Bir sene hiç aksatmadan haftada bir gün derse gittim.Hocam Süleyman Kolata başından şart koşmuştu.

Derslere ara verirseniz devamını getiremezsiniz, mazeretiniz varsa hiç başlamayın. O dönem de üç haftalık bir Amerika seyahatim vardı, hocam başlama o zaman diye ağırlığını koymuş ben de üç haftanın derslerini arkadaşlarımdan maille alacağım aksatmayacağım, çalışacağım, sözleri ile çok zor ikna etmiştim.

Briç sevdası bambaşka , sevgili  hocam üniversitede dişçilik fakültesinde başlıyor brice,  ve okulu da bitirmeden kendini hep briç içinde buluyor. Kendisi aynı zamanda Milli Takım        Oyuncusu, çok değerli, çok sevilen  bir hoca.Hepimizin hem çok sevdiği hem de çekindiğimiz hocamız, her turnuvada, gözünün ucuyla , herkesin ne yaptığını nasıl oynadığı takip eder,  turnuva sonrası bizi uyararak şaşırtır.

Hocamız Uluslararası Turnuvada Takım Arkadaşlarıyla

                                                              Birinci yıl sonunda da bizi, yüzme öğrensin diye denize atılan çocuklar gibi turnuvanın içine, bilenlerin arasına oturtur. Bizim içinde başka alternatif yoktur,  ya oynarsın ya da bırakır gidersin.

Genelde, her kurs döneminini bitirenlerin sayısı  başlayanların yarısı kadar bile değildir.Bunun nedeni,  Briç öğrenmenin biraz gönül, biraz sabır ve sebat isteyen bir iş olmasından kaynaklanır, ama uzun bir sürecin sonunda bu oyunu öğrenen ve oynayana da ömür boyu keyif verir.

Briçin en önemli özelliği de ortağınla anlaşman, ya da anlaşacağın ortağını bulman. Bende öğrenme senemi tamamladığımda gireceğim ilk turnuvaya  bizden, yani yeni öğrenenlerden  hiç kimse gelmemişti.

Canım arkadaşım Nihal, çok sevdiği bahçesinde

Köşede boynu bükük hocamın beni birisiyle eşleştirmesini bekliyordum. Doğal olarak da bilenler de yeni öğrenenlerle ya da tanımadıkları ile oynamak istemezler, biraz sonra hocam bana yan tarafı işaret etti. Orada çok zarif ben yaşlarda bir hanım da benim gibi bir eş arıyor, ve o da daha önceki sene ders almış ama tamamlayamamış bu sene yine derslere gelen benim gibi yeni öğrenenlerden bir arkadaştı. Birbibirimizi bulmaktan çok mutlu ama bilenlerle oynacağımız için çok heyacanlı ve ezik, oyunlara başladık, her masada önceden kusurumuz olursa affola diye , diye. Acemilik böyle birşey tabii. Sonunda bizde öğrenmeye ve alışmaya başladık, gayret ettik. Ben de hayatımın en güzel tesadüflerinden biri sayesinde kendime çok iyi bir arkadaş, dost ve briç partneri bulmuş oldum. Birbirimize briç de de çok iyi uyum sağladık. İkimiz de keyif için oynadık, hiç kızmadık, hiç hırçınlaşmadık, ne kendimize ne de oynadığımız diğer çiftlere. İkimiz de çok severek oynadık, ama çok da tutucu ve ısrarcı olmadık hiç bir zaman, işlerimiz, önceliklerimiz değiştikçe turnuvalara katılamadık, ama hep keyifle oynadık. Kısa zamanda eşlerimizle de bir araya geldiğimiz bir kayak programı yaptık.

Hep Beraber Bodrum’da

Aynen düşündüğümüz gibi, benim kocaman aşkımla onun eşi sevgili Murat da çok iyi anlaşır oldular. Bir zamanların aynı dönem gençleri olan iki kafadar, konuştukça inanılmaz ortak arkadaşları olduğunu farkettik. Sohbetlerin, kayak seyahatlerinin arasına briçi de ekledik. Onlar da severek ilgilenerek katıldılar teklifimize, eski bir gorenci olan Murat (İnsel) da yeni öğrenen,  Necil’le partner olunca biz harika bir oyun grubu da oluşturduk. Daha sonraki seyahatlerimiz de beraberce değişik turnuvalara katılır olduk. Değişik klüplerde değişik turnuvalara katılma keyfini yaşadık. Bodrum’a her sene özel briç seyahatleri düzenlemeye başladık.İki aile çok keyifli paylaşımlarımız oldu.

İnsel Ailesi Hep Birlikte

Nihal resim yapan, seramik, cam işi yapan çok zarif doğa ve hayvan dostu, harika bir anne, evlat ve eş. Murat çok özel hobbyleri ile çok canlı, hiperaktif, çok neşeli, çok keyifli dost arkadaş, herzaman rastlanmayacak, değerli dostlarımız oldular. Hep beraber yemekler sofralar davetler yaptık.

Bizim yaşlar ve sonrası için briç oynamak  çok güzel dönemler, keyifli . yaşlar. Katıldığımız turnuvalarda ki grup ortalaması genelde bizden bir on yaş daha büyük, bize genç kızlarımız geldi dediklerine göre düşünün. Nihal‘le senelerdir, Maçka’da İstanbul Teknik Üniversitesinde,  İ.T.Ü  Vakfı’nın  düzenlediği turnuvalara katılıyoruz. Vakıf da , hocamız Kolatan‘ın  öğretmenliğinde hem  ders veriliyor, hem  turnuvalar  düzenleniyor, zaman zaman  da üniversitenin konser salonunda, klasik müzik konserleri düzenlenip, zaman zaman da tarihi, turlar ya da seyahatler yapılarak öğrenci okutmak için  katkı sağlanıyor. Bizlerde bu çok müstesna ortamda hem briç öğrendik, şimdi turnuvalara katılıyoruz, hem çok güzel dostluklarımız oldu. Hiç kağıt oyunu bilmeyen benim için briç zihnimi, beynimi hep dinamik tutan beyin jimnastiği yaptıran çok yararlı bir spor aynı zamanda. Briç konuşmadan ortakların birbirini anlaması ve ona göre oynaması gereken bir oyun. Herşeyiyle, dikkat ve iyi konsantrasyon gerektiren ve oynandığı süre içinde sana çok keyif ve mutluluk veren bir oyun.Çok uzun yıllar oynayabileceğimiz, oynadıkça da daha mükemmele yaklaşıp daha çok keyif alınacak bir oyun. Ama en güzeli kazandığımız çok değerli arkadaşlarımız dostluklarımız, onlarla geçirdiğimiz seyahatler turnuvalar, bizleri çok mutlu eden anlar. Çok teşekkür ediyorum. Beni elimden tutup briç okuluna yazdıran sevgili üniversite arkadaşım,  Semra ‘ya . Belki bende sizleri niyetlendiririm, özendiririm, ne dersiniz. İstemek ve sevgiyle hayal etmek yeterli .

İlk İçe Yolculuk Hikayemiz

Her Aralık ayın da  yeni yıl, noel,konulu  filmler, tekrar tekrar gösterilir.Bu sene de böyle  filmlerden biri olan, Carolina filmi ile hem filmi hem  Shirley Maclaine‘ yi  herzamanki gibi büyük keyifle seyrettim.

Kızım ve benim Shirley Maclaine hayranlığımız beraberce başladı, filmlerini izlediğimiz ve çok sevdiğimiz yıldızın kitapları ile tanışıp onun hayatı, enerjisi, müthiş azmi, ve spirutuel dünya ile olan ilgisi bizi de çok içine çekti.İlk kez onun kitapları ile boyut değiştirme, reenkarnasyon hakkında bilgi sahibi olmaya başladık.O dönemlerde 1993 lerde ünlü yıldız, Antalya’ ya konsere geldi. Gidemedik, ama yakın bir arkadaşım Başak için,  imzalı resmini aldı getirdi. Sonra da hem kitaplarının, hem filmlerinin hep takipçisi olduk.

Richmond Virjinya’da  1934’de  İngiliz kökenli  Amerikalı bir baba ile İrlanda ve İskoçya kökenli Kanadalı bir anneden doğan yıldız, Liseyi Virjinya’da bitirdikten sonra Broadway‘de oyuncu olabilme hayaliyle New York’a taşınıyor. Warren Beatty‘nın de ablası olan Shirley , The Pajama Game adlı filmde Carol Haney’in  ayağını burkup onun yerine geçmesiyle bu amacına ulaşıyor.Çok genç yaşta çok büyük mücadelerle Brodway de ilk sınavlarını veri

yor ve sonra Hollywood kapıları açılıyor, ödüllerle başarılarla devam ediyor.

Dans ederek başlıyan kariyerine çok emek veriyor, uzun boyunun aleyhine rol almasına rağmen, çok gayret ediyor. Başarıya da ulaşıyor. Hollywod başarılarından sonra, sosyal çalışmalar, politika, kitaplar, seminerler,uzun süren Çin, Rusya seyahatleri, kendinle başbaşa kaldığı,içe yolculuk  dönemleri,sahne çalışmaları,dolu, dolu  bir hayat.

1984 de Sevgi Sözcükleri filmiyle En İyi Kadın  Oyuncu Oscar ve Altın Küre ödüllerini kazanıyor, defalarca  oscar adayı oluyor, birçok önemli ödüllere de aday gösteriliyor, çeşitli ödüller de kazanıyor.

Rumor has it son dönem en güzel filmlerinden

MacLaine tanınmış bir oyuncu olmasının yanında New Age inançları üzerine yazdığı otobiyografik çok sayıda eserle New Age’i geniş kitlelere tanıtıyor. Eşleri ve dostları aracılığıyla pek çok spiritualist ve din adamlarıyla biraraya gelip, Yaşadığı deneyimlerini kitaplarında okuyucularına aktarıyor.

Ben de Başak da bütün kitaplarını çok severek okuduk, yepyeni dünyalar keşfettik, başka boyutları ilk onun içe yolculuk anıları  ile keşfettik.

Çok farklı yaşamını, mücadelesini, başarılarını, disiplinli hayat felsefesini, hep kitaplarında onunla adım adım yaşadık. İkimizin de ilk içe yolculuk düşüncelerimiz de onunla başladı, gelişti, değişti, olgunlaştı.  Zaman kavramımız onunla farklılaştı.Çok sevdiğim yıldızın filmlerini, kitaplarını, başarılı  ve gizemli hayat hikayesini, metafizik alemle ilgisini, birazcık da olsa,  sizlerle de paylaşmak istedim. Çok güzel gözleri, sevgi dolu bakışlarıyla da tekrar anımsayarak…….