Martı Jonathan Livingston

Temmuzda annemin sağlığı nedeni ile yaşadığımız olağanüstü düzende, kardeşimle daha fazla birarada olma şansımız oldu. Annemin hastalığı bizi bu önemli  konuda, sorumlulukları beraberce göğüsleyen, zaman zaman savaşan,zaman zaman sessizce kabullenen, ama hep birbirini tamamlayan, destek olan bir ortamda uzun saatler birarada tuttu.

İkimizin de hobyleri, oldukça farklı, benim için yüzme, deniz, resim, konserler  ne kadar önemli ise onun için motoruyla yaptığı uzun yolculuklar keşifler çok keyifli, fotoğraf çekmeyi çok seviyor, uzun vakit ayırıyor. Dağ, tepe, şehir, sokak, deniz , park,  dolaşıyor,doğanın, kuşların,  çiçeklerin resimlerini çekiyor. Bizleri çekiyor.

İstanbul’u tarihi dokusunu, tabii güzelliklerini çekiyor, saatler harcıyor. Tutkuyla araştırıyor,emek veriyor, defalarca deniyor.Geçtiğimiz seneler şirketin e-bültenleri için sürekli İstanbul fotoğrafları aradık.Halbuki Melih ‘de harikaları varmış.          Melih Tüfekçi fotodenemeler.blogspot.com

Ben de güzel anları fotoğraflamak için henüz makinamı keşfetmeye çalışıyorum.Bu sene bu beraber olduğumuz anlarda değerli hocamız Ahmet Tanju‘nun derslerine  katılıyoruz. Ben biraz hocamdan biraz kardeşimden birşeyler öğrenmeye çalışıyorum.Melih, geçtiğimiz ay çok güzel martılar çekmiş.Bayıldım, martıları görünce ben de Richard Bach’ın Martı’sını tekrar okumak istedim.

Martı  kızımın kitaplarından,.Kütüphanenin bir  bölümünde Onun kitapları var. Amerikaya giderken  götüremediği kitapları.  Herman Hesse’nin bütün kitapları, Richard Bach’ın bütün kitapları.

Zaman zaman onlardan birini alıyorum, okuyorum, altını çizdiği satırları, tekrar tekrar okuyarak. Sonra telefonla okuduklarımla ilgili konuşuyoruz, hatırlıyormusun diye.Cevap çok net,hatırlamaz olurmuyum, ben onu kaç kere okudum oluyor. Kitapta Martı Jonathon Livingston’un nasıl kendi sınırlarını aşarak yüksek uçma kabiliyetine ulaştığı  anlatılıyor.Bu hikaye ile Richard Bach , şartlar ne olursa olsun,kendimizi hiçbir zaman sınırlamamamız gerektiğini, istediğimizde herşeyin üstesinden gelebililecek kapasiteye sahip olduğumuzu  bizlere gösteriyor.

Bende Martı’yı okurken mükemmel bir insan olduğumu düşünüyorum. Jonathan’ı içimde hissediyorum, onu çok iyi anlıyorum, ama sıradan biri olduğumun farkındayım. Akşam yatarken kitabım elimde, Başak’ın çizdiği satırlar kitabın sayfalarında , birkaç sayfa okuyorum sonra uykuya geçerken sanki kızımın yanındaymış onun elinden tutuyormuş hissi ile mutlu, şükrederek uykuya dalıyorum.



Çok güzel, çok değerli, bir yılbaşı anısı

Mekanlar değişse de zamanlar değişse de anların yaşattığı duygular hiç değişmeyecek…  mutlulukları, tadları  hep özlemle hatırlanacak,  

Tüm ailenin,  bir arada olduğu yılbaşılar, en güzel anılar….

Bu sene fiziksel olarak hepimiz bir arada olamadık, ama gönül linkimizle bir aradayız. Sevgiyle, sevdiklerimizle ….

31.12.2008  Anneler ve kızları….

Hayallerim Gerçek Olsaydı

Bu ara her hafta pazertesileri heyacanla bekliyorum.Yok Böyle Dansı seyretmek beni müthiş keyiflendiriyor, mutlu ediyor.Yarışmacıların çabaları, gayretleri, olağanüstü başarıları, harika performansları, güzellikleri, sevgili Burcunun, Azranın dayanılmaz hoşluğu, zarifliği, Sait Hoca, Acun,kıyafetler, müzikler hepsini çoşkuyla,sevgiyle heyacanla, sanki onların yerinde ben varmışım gibi hissederek seyrediyorum.

1995 -1996 lar da ben de böye bir dans şov yapayım istemiştim.Bunu da çok sevdiğim arkadaşım Uğurkan Erez‘e söyleyeyim, bana bir fırsat yaratsın diye arzu etmiştim. O dönem de Uğurkan’ın karografisini yaptığı defilelerde her gördüğüm şov beni şimdiki gibi heyacanlandırırdı. Şenol İpek de o zamanlar Uğurkan’ın asistanı, karografilerin düzenleyicisi, çok iyi dans eden ve bunu geliştirme gayreti içinde olan,  çok yetenekli, umut vaat eden, bu günlere göre çok zayıf, ince çok efendi, saygılı bir gençti. Defilelere geldiğimiz de bizimle özel olarak ilgilenir, karşılar, ağırlardı.Ben de bugüne kadar hiç dile getirmediğim bir hayal kurmuştum.Uğurkan bana da bir iki dans çalıştırsın, bende bir davette, partide, bunu sürpriz şovla yapayım.Partnerim de tek tanıdığım dansçı Şenol olsun.Ama bu sadece benim hayellerimde kaldı.

Geçen sene de seyrederken çok keyif aldım, heyacan duydum.Özellikle sevgili Nilgün Belgün‘ü yarışırken, herhalde yakın yaşlarda  olduğumuz  için daha da farklı duygularla  seyrettim.Bu sene de tüm yarışmacılarla heyacanlanıyorum, ama galiba Aşkın Nur Yengi de daha da heyacanlanıyorum.Pazertesi akşamları kendimi enerji içeceği içmiş yada Üniversite imtihanlarına çalışırken uyumayalım diye aldığımız hapı içmiş gibi, müthiş cin, enerjik seyrediyorum.Üstelik ,yüzümde geniş bir tebessümle.

Latin dansları ve müziği, beni daha da heyacanlandırıyor, Özge Ulusoy‘u da çok beğenerek izliyorum.

İvana Sert de, Alp Kırşan da  çok iyiler.

Müzikle, dansla yapılan şovlar gençlik yıllarımızın disko günlerine götürüyor.

Pazertesileri heyacanla bekliyorum, hiç program koymamaya gayret ediyorum.Her anını  yaşıyorum, hissediyorum, çok keyif alıyorum.Salı sabahları çok daha farklı bir hafta devam ediyor, sevgiler, sevgiler

2011 Kagider Yeni Yıl Kutlaması

Çok güzel keyifli geceden güzel yansımalar

Çok güzel organizasyon için sevgili Nilüfer hanıma, List İstinye’ye  organizasyonu gerçekleştiren Üye İlişkileri komitesindeki arkadaşlarımıza çok teşekkür ederiz.