Category Archives: Yeşil İş
Yeşil Haberler
Yeşil Dergiler, Yeşil Yayınlar,Yeşil Binalar,Yeşil Ekran, bugünde Yeşil Haberlerden bir derleme yapmak istiyorum.Haziran Ayında Dünya Çevre Günü kutlandı. Biraz o yüzden, biraz her geçen gün farkındalığımız artıyor, o yüzden, her gün her an bir çok Yeşil Habere rastlamak mümkün.
Varyap Plaza, Pendik’te ‘yeşil ofis’ sunuyor. Varyap Ataşehir’deki çok ödüllü, çevreci,konut projesinden sonra, şimdide, İstanbul Pendik’te 100 milyon liralık yatırımla hayata geçirilecek olan Varyap Plaza, tersanenin arkasında E-5’e yakın bir lokasyonda konumlanıyor. Doktor, avukat ve bankacıların ilgi göstermesi beklenen proje İngiliz yeşil bina değerlendirme sistemi BREEM sertifika standartlarına uygun olarak inşa edilecek. Varyap Plaza BREEM kaspamında; bina yönetimi, sağlık, enerji, ulaşım, su, malzeme, atıklar, arazi kullanımı, ekoloji gibi kritler doğrultusunda çevreye uyumlu olarak tasarlandı.
Ekolojik Sosyal Girişimcilik Yaz Okulu Çok Anlamlı
Buğday Derneği ve Bilgi Üniversitesi, Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi’nde Ekolojik Sosyal Girişimcilik başlıklı bir yaz okulu düzenledi. “Ekonomi,Tarım, Turizm ve İnsan Yerleşimlerinde Ekolojik Yaklaşımlar Üzerine” alt başlığı taşıyan, 11-17 Ağustos 2012 tarihlerinde düzenlenen dersin koordinatörlüğünü İstanbul Bilgi Üniversitesinden Yrd.DoçDr.Alper Akyüz ve Buğday Ekolojik Yaşam Derneğinden Güneşin Aydemir tarafından yürütüldü.
Çevreci Torba Çevreye saygı ilkesinden yola çıkan ABC deterjan, Türkiye çapındaki semt pazarlarında bir kampanya başlattı. Pazarlarda açılan ABC standlarındaki görevliler, yeni ürünlerin tanıtımını yaparken, bir taraftan da alışveriş yapan halka ve tüm pazar esnafına geri dönüşümlü bez çantalar dağıtıp, bez torba kullanımını özendirmeye çalışıyorlar.
Çevreci Twizy
Renault Twizy, hem konforlu, hem eğlenceli hem cesur, yenilikçi iki koltuklu tasarımıyla, tamamen elektrikli dönemin başlangıcını müjdeliyor. %100 elektrikli bir ultramobil olarak tasarımı yapılan bu quadricycle / 4 tekerlekli otomobilin hedefi şehiriçi ulaşım… Twizy büyükşehirlerdeki trafik sorununa en uygun çözüm! Renault; Scénic, Espace gibi modellerin tasarımı ile olduğu gibi, Twizy ile kendi segmentini yaratıyor. Twizy, Renault Spor Teknolojilerinin geliştirdiği olağanüstü bir UDO (Unidentified Driving Object / Tanımlanamayan Ulaşım Cismi) ve Renault‘nun İspanya‘nın Valladolid şehrinde üretiliyor. Renault satış şebesinde 15 Mart 2012 tarihinden itibaren satışa sunuluyor. Vergi dahil fiyatı 6,990€’dan* (vergi teşvikleri ve batarya kirası hariç), batarya kirası ise 50€’dan başlıyor. Bu yepyeni tasarım, şehiriçi ulaşım alanında bir devrim niteliğinde… Sıfır Co2 salımı ile çevreci Twizy, güvenlik, konfor ve kolay ulaşım özgürlüğünü bir arada sunuyor. Piyasada eşi benzeri olmayan Twizy, adını da en büyük iki özelliğinden aldı: kullanım kolay (EASY- KOLAY) ve iki kişilik bir ultramobil (TWIN- İKİZ).
ELLE YEŞİL SAYISINDAN BAŞLIKLAR
Yeşilini Koruyan Büyük Şehir Tokyo , dünyanın en kalabalık ve büyük şehirlerinden biri olmasına rağmen; yemyeşil parklarla yaşayanların rahatça nefes de alabildiği bir düzenlemeye sahip
Mükemmel Bir Dönüşüm Projesi Manhattan’ın yeni parkı High Line
Çürümekte olan emiryolundan halkın yaralanabildiği,şehrin nefes aldığı bir parka dönüşen High Line ‘ı şehre kazandıran mimarlık ofisi Diller Scofidio+Renfro, sadece park tasarlamakla kalmayıp şehrin en göze mahallesini de yaratmış oldular…..
Doğaya Uygun Mimari Fasano Boa Vista Sao Paulo dışında 100 hektarlık arazi içinde konumlanan,otele, doğal orman,15 göl,bahçeler, golf sahaları,otele organik ürün sağlayan çiftlikler ve haralar var. Doğanın içine çok güzel entegre edilmiş bu otel Brezilya’lı mimar Isay Weinfel elinden çıkmış.Organik mutfağı , spor imkanları olan otelde her türlü konforda mevcut.
Sadece Altı Ay Var Olan Otel Aman’i Khas Hindistan’da Ulusal Park Ranthambore’nın kıyısında ki bu lüks resort sadece 13 özel çadırı var.Burası vahşi yaşamı, kaplanları ve kültürel güzellikleriyle ün yapmış. Her birir 108 m2 alana sahip birbirinin aynı çadır, misafirlerin konaklaması için ayrılmış.Diğer bölümlerde dinlenme alanı, yemek salonu,ve spa.Kampın merkezinde dev bir ateş alanı,bunun çerçevesinde de rahat divanlar yer alıyor.Aman-i Khas diğer tüm Aman oteli gibi, çevresindeki, yaşama benzersiz şekilde uyum gösteriyor. Çalıların arasından,bir patikayla, kuşları,ve geyikleri izleyebileceğiniz insan yapısı bir gölete ulaşıyorsunuz.Tüm bu yerleşim, sene içinde sadece Ekim-Nisan ayı içinde faal. Muson yağmurları zamanı, bahar ve yaz aylarında tüm çadırlar toplanıyorlar ve bölge adeta insan eli değmemişçesine doğaya bırakılarak terk ediliyor.
Hepsi umut veren, heyacan veren,dikkat çeken, gidelim, görelim, kullanalım, uygulayalım denilecek cinsten haberler. Daha niceleri var, çevremiz de farkında olduğumuz , çok çaba, çok emek, çok proje, çok çözüm var. Ben bugün sadece benim okuduğum, birkaçını yazdım,daha çok yeşil haber var.Gelecek bana çok umutsuz gözükmüyor.Ne dersiniz….
İlk Çevre Dostu Gezim
Geçen ayki Yeşil Kagider Blog yazımı paylaşmak istedim.
Yeşilist çok beğenerek takip ettiğim, çevre dostu, blog web ve benim için değerli bilgi kaynağı. 30.06.2012 Cumartesi günü TimeOut ile ortak düzenledikleri geziye katıldım.Hem de üç çevreci arkadaşımı da beraberimde götürerek. Gezi Galata’da Molly Cafe’de buluşularak başladı, ve o çevrede hazırlanmış bir gezi haritası ile devam etti.
Geziye katılmak için, yola çıkarken bile heyacanlı idim. Benim ile aynı duyarlılıkta, insanlarla olacağımı bilmek, onlarla tanışmak fikri çok cazip idi. Karşıya geçerken hep yaptığım gibi, sarı limuzinle (minübüs) Kadıköy’e ulaştım,beraber gideceğim, arkadaşlarımla buluştuk.
Sonra vapurla Kadıköy, daha sonra da Galata Molly Cafe. Orada özellikle genç ve yabancı bir grupla karşılaşmak bizim için çok şaşırtıcı oldu. Programı yapan Belçikalı bir üniversite öğrencisiydi.Bir yıllığına Boğaziçi Üniversitesi’ne okumaya gelmiş. Çok sempatik ve yakışıklıydı. Yeşil gömleği , havalı kasketi, esprili duruşu ve anlatımı ile geziyi başlattı.
Beklenenden fazla katılımcı olduğu için iki grup olduk. Hepimize haritalar verildi. Geziye katılmadan önce, haritaları nasıl bir kağıda print edeceklerini çok merak ediyordum. Ben artık hiç print etmeden yaşadığım için, bu konu özellikle ilgimi çekiyordu. Hemen haritalar dağıtıldığında sordum. Özel kağıtları Buğday Ekoloji Derneği’nden temin ettiklerini söylediler.Zor bulunan kağıtların bu vesileyle bir kaynağını daha bulmuş oldum.İlk kez böyle bir gezi düzenleniyordu, hiç kimse birbirini tanımıyordu, yabancılar ve gençler çoğunluktaydı. Ama en güzeli ben kendimi tanıtıp, Yeşil Kagier’denim deyince gördüm ki katılımcıların çoğu biliyor ve takip ediyor, ne kadar sevindim tahmin edemezsiniz.Yeşil Kagider’in daha yeni sosyal medyada yeralmasına rağmen bu ilgiyi sağlaması çok mutlu etti. Yeşilist ile de beraber bir proje yaparmıyız diye konuştuk. Birbirimizi aktivitelerden haberdar etmeğe karar verdik. Molly Cafe’de ilk anlarda tanıştığım, iki güzel, hoş çevre dostu kadınla Michelle ve Ebru ile de gezi boyunca beraber olduk, birbirimizle daha sonra da çevre konusunda beraber bişeyler yapabileceğimizi paylaştık.Gezinin adı 2.İstanbul amacı ise Beyoğlu’nun gizli kalmış ikinci el mağazalarını birlikte keşfetmek idi.Rotası ise Molly’s Cafe, Binbavul, Atölye Dö Bora, By Retro, Aslıhan Pasajı, Sahaflar Çarşısı,Ayça Kitabevi,Tezgah Kitapevi,The Works-Object of Desire, Pied de Poule,Mozk, Nahıl ve Govinda.Gidilen yerlerin hepsi ikinci el mağazalardı. Giysi, aksesuar, mobilya, hediyelik eşya, kitap.
Başlangıç yeri olan Molly’s Cafe ise çok özel bir kafe, işleten Kanadalı bir hanım, çalışan tek eleman Amerikalı idi. Ekmeğini bile kendi yapan bayan Molly tostlarını kişlerini tattık. Kafenin dışarda,içerde masaları , bir köşede kütüphanesi ve satış mağazası bulunuyordu. Tam Galata Kulesinin giriş kapısının karşısında. Galata Kulesini gezmek isteyenler uzun kuyruklar oluşturmuşlardı.Oradaki diğer mekanlara göre çok büyük bir yeri olduğu için buluşma noktası olarak çok iyi düşünülmüş uygun bir nokta olmuştu. Grubu beklerken de hepimiz lezzetli kahvelerimizi içdik, yemeklerimizi yedik.Resimler çektik, birbirimizle tanışdık.Sonra iki grup halinde gezi başladı, isteyenler haritaları alıp kendileri de gezebilir dendi. İlk durak Doğan Apartmanın arka yüzünün olduğu sokaktı. İkinci el çok çeşit satan, bulunduran bir mağaza.
Ben ve arkadaşlarım bu konuda henüz alıcı değiliz, verici de değiliz. Ama hiçbirimiz kullanmadıklarımızı ziyan etmiyoruz, yakınlarımızla paylaşıyoruz. Ben kullanmadığım, ya da az kullandığım herşeyimi annem, kızım, yeğenlerimle başlayan bir daire içinde değiştirip,sürdürüyorum.Kızım annem de öyle, hiç ziyan edilen birşey yok. Onun için giysi ve aksesuar satanlar bir ikisinden sonra bizi çok ilgilendirmedi. Ama gençler ve yabancılar girdikleri mağazadan zor çıkıyorlardı.Biz haritamız ve daha küçük bir grupla birlikte kitapçılarla devam etme kararı aldık. Ben Ayça Kitabevinden Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Ali kitabını aldım. Aslında bu konu da da çok katkı vermediğimi düşündüm. 
Kitaplarımı yakın arkadaşlarımla zaman zaman paylaşsam da her okuduğum kitabın ben de olmasını arzu ediyorum. Çünkü daha sonra daha sonra defalarca okuyabiliyorum.Son durak güzel bir vejeteryan restorandı. Doğal ve taze sebze meyva kullanan şirin bir yer. Biz bu güzel insanları tanıyıp, yerlerini gördükten sonra kendimize The Marmara Cafe de çay keyifi ödülü verdik.Dört arkadaş, keyifle çayımızı, yanında tuzlu tatlı kurabiyelerimizi yerken, harika bir, piyano da canlı müzik bizlerleydi.
Benim Yeşil Yolculuğum
Yeşil Kagider Blog‘a yazdığım yazımı burada da paylaşmak istedim.
Benim yeşil farkındalığım Tema ile başladı.Temanın kurulduğu ilk yıllarda, özellikle annemden Tema’yı veHayrettin Karaca‘yı hep duyar oldum.Benim de anladığım, hatırladığım sadece ormanlara verilen zarar, yağmur sularının akıp gitmesi yeterince fayda yaratılmadığı için kuraklık belirtileri, göllerin kuruması, zaman içinde doğanın güzelleşmesi korunması değil,sürekli yokedilmesi olayı idi. Yine o yıllarda ihracat yaparken kullanmaya başladığımız geri dönüşümlü naylon torbalar, ilk farkındalıklarım oldu.Temayı ilerleyen yıllarda hep izledim. Ağaç dikme sertifikalarını hem özel olarak hem kurumsal olarak ,hep hediye vermede, kullanmak çok keyif verdi.
Tekfen Holding Yön.Kur.Başkanı ve TEMA kurucusu Nihat Gökyiğit, hem iş adamı hem sosyal çalışmaları ve müthiş güzel enerjisi yönünden benim hep idolum olmuştur. Onun 2006 da Gayrimenkul Zirve Toplantısında ki konuşmasında Çedbik’i (Çevreyi Koruyan Binalar Derneği) kuruyoruz demesiyle kendimi aktif olarak yeşil dünyanın içinde buldum.Kurucu üyesi olduğum Çedbik, ile çok yeni hiç bilmediğim bir dünya keşfettim. Dünyamızı atmosferi kirlendiren en önemli etkenlerden birinin binalar olduğunu öğrendim.Kullandıkları enerji ve su tüketimi ve saldıkları karbon ile %30 gibi çok önemli oranda kirliliğe ve bozulmaya neden oluyorlardı. Bu nasıl önlenecekti. Özellikle Amerika’da İngiltere’de başlatılan uygulamalar, verilen belgeler Türkiye’de de hemen başlatılmalı idi. Çedbik başkan yardımcısı Duygu Erten‘in yol haritasıyla hemen çalışmalar başladı. Nihat Gökyiğit başkanımız oldu. Bilinçlenme ve arkasından bilinçlendirme başladı.Gayrimenkul Konsept olarak biz bütün proje sahiplerini ikna ederek Green Houses projeler ürettirmeye başladık.Türkiye’de konut sektöründe bu çalışmayı yapan ilk grup olduk.O sırada sadece bir kaç küçük kamu binası örnek olarak yapılmıştı. Biz ilk Caddebostan Evleri projemizde tüm proje ekibi olarak zevkle çalıştık, yapımcı firmamıza da kabul ettirdik.Konut projesinde ilk örnek olduk. Şimdi Türkiye’de çok güzel çalışmalar, ödüllü projeler her gün yapılıyor ve yapılmaya devam ediyor.Çoğuda Çedbik üyesi değerli firmalar.Onları görmek binalarını, projelerini incelemek, çok hoşuma gidiyor, gurur duyuyorum.Sizlere de önerim yeni konut alırken mutlaka sorun, sulama, arıtma, ısıtma, aydınlatma, sistemlerinde çevreci konulara dikkat edilmiş mi.Bu hem çevre için önemli hem sizlere faturalarda ekonomi olarak geri döneceği için önemli.Önümüzdeki yıllarda zaten çevreci binalar yapımı zorunlu olacak.2008 de de Kadıköy Belediyesi ile bir yuvanın çevre koruyucu bina özelliklerinde olması için çalışmalara başladık. Gayrimenkul Konsept ve Sel Proje adına takibi sevgili Sinem Öztürk üstlendi. Güzel bir kamu projesiyle de örnek bir çalışma başlatmış olduk. Gelişmeleri sevgili Sinem paylaşacaktır. Çevre Dostu olma farkındalığım başladığı günden itibaren, hemen ofisde ne yapabiliriz dedik, ve çöplerimizin ayrıştırılması, kağıtlarımızın çift taraflı kullanılması,ısı yalıtımı, elektrik su sarfiyatının kontrol edilmesi, her konuda israf yapılmaması için düşünerek davranılması ilk önlemlerimiz oldu. Bütün bunları uygulamaya koymak istediğimiz de Kadıköy Belediyesi sınırları içinde olmamızın çok avantaj olduğunu farkettik. Kadıköy Belediyesi tüm Çevre Dostu çalışmalar da yanımızdaydı. Kagider de Yeşil Kagider çalışmaları başladığı ilk günlerden itibaren komite de olmak istedim.Yeşil Kagider ile de bambaşka farkındalıklara ulaştım. Komitede çok değerli Çevre Dostu diğer üyelerimizle daha yakın iş birliği içinde olmk ve onlardan çok değerli bilgiler edinme şansım oldu.
Artık Yeşil Yayınlar takipçisiyim, EKOIQ dergisinin ve benzer dergilerin okuyucusu, takipçisi oldum. Artık sevdiklerime, her vesileyle farklı Yeşil Yayınlar hediye ediyorum. Bu konuda önemli siteleri blogları izlemeye başladım. Yine bu konuda önemli STK ları, neler yaptıklarını daha iyi anlamaya ve onlarla işbirliği içinde olmaya çalışıyoruz. WWF ile başlattığımız Yeşil Ofis çalışmaları için, onlarla bir arada bulunmak, çok daha bilinç sahibi olmama yaradı.Hergünde yeni bir şeyler öğrenmeye ve uygulamaya devam ediyorum. Çok sevdiğim bir Yeşil Yolculuk ajandam var, her gün ne yapmalıyım yazıyorum, hafta sonu da haftayı değerlendiriyorum. Bizleri takip eden herkesle de paylaşıyorum.Bütün bunlar kendimi daha iyi hissetmeme neden oluyor. Hem uyguluyorum, hem paylaşıyorum, çok sevdiğim komite arkadaşlarımla da ortak bir hedefle bir arada olmak çok keyif ve mutluluk veriyor.
GÜCÜMÜZÜ BİRLEŞTİRELİM, BİRLİKTE DEVAM EDELİM. Sevgiler, HER GÜN DAHA YEŞİL GÜNLER İÇİN…
Ayın Davetleri
Üniversiteden arkadaşlarımla geçen hafta Cuma akşamı bizde buluştuk. Yaza, merhaba partisi yaptık. Moda’ya taşınıp bizlere yakın gelen sevgili Esen’e hoşgeldin demek ve geçen hafta doğum gününde olamadığımız Nazan’ı da kutlamak istedik.
Herkes kendi yaptıklarının servis öncesi son hazırlıklarını yaparken
Bu partide ilk defa farklı bir uygulama yaptık. Dört arkadaş tespit ettiğimiz, menüyü paylaştık ve herkes kendi evinde yaptı.Ben ev sahibi olarak masa organizasyonunu ve servis de kullanılacak tüm tabak, bardak ve diğer herşeyi hazırladım.
Hoşgeldin içkisi olarak şampanya ve çilek, kuru yemiş,fırınlanmış keten tohumlu gevrekler hazırladım, ayrıca, balık ve salatanın yanına özel soslu brokoli ve fırınlanmış yaz sebzeleri yaptım. Masada yeşil organze yemek örtüsü ve sekiz ayrı renkteki keten peçetelerle yazın sıcaklığını vermeğe çalıştım. Nehla somonları ve sosuyla geldi, özel hazırladığı sosla balıkları fırına koydu. Nazan harika salatasını ve sosunu salata tabağına yerleştirdi.Esen krem karamellerin yemek sonrası servisi için hazırlıklarını yaptı. Annem de konuk olmasına rağmen arzu etti, çok güzel zeytiyağlı fasulye yaptı getirdi.Sonra herkes tabağına istediği kadar aldığı önce zeytinyağlı ızgara sebzeler ve salata ile masada yerini aldı. Haluk içki servislerimizi yaptı. Soğuttuğum beyaz şarapları sundu.
Partinin iki konuğundan biri annem, biri de yine hepimizin çok sevdiği üniversite arkadaşımız, tasavvuf da aşk sohbetleri ile gönlümüzde bambaşka yeri olan, neşesi, enerjisi, herkesle bol bol paylaştığı sevgisiyle sevgili Ayşe Sakar’dı.Damatlar Necil ve Haluk bizlerle olmaktan çok keyifliydiler. Davetin en önemli özelliği, sağlıklı, hafif, abartmadan yeterli miktarda bir yemeği, hep beraber hazırlayıp, servis edip, hep beraber keyif yapmaktı. Benim misafirlere özel sürprizim ise herkesin tabaklarına koyduğum Yeşil Kagider Farkındalık Yaratma, Hatırlatma Projesi olarak kullanacağımız akıl yüzükleri oldu. Bu minik zarif yüzüklerlerin özelliği,amacı, her zaman Yeşil Kagideri, tweeterda, facebookda blogumuzda takip ederek, doğa dostu olmamızı, hatırlatmaktı. Çok da anlamlı ve yararlı oldu. Ertesi gün, güzel geri dönüşler geldi,sonra anlatacağım, mutlaka.Sohbet güzeldi, yemekler güzeldi, annem herkesin servise ve mutfağa yardım etmesine çok şaşırdı ve alışamadı ama çok keyifli bir akşam oldu.
Ayın diğer iki davetinden biri, Leyla bebeğin bir yaş partisi idi.
Bebekler hayatın çok farklı, en güzel mutluluğu, onların büyümesini izlemek,dokunmak, konuşmak, anlamak, anlatmak, herşeye değer. O kadar saf, korumasız, ve güzeller ki.Bu dönem de hayatımdaki önemli bebeklerden biri Leyla, onunla zaman zaman bir araya gelme şansım olduğu için çok mutluyum. Leyla sakin, güleryüzlü, biraz ürkek,zarif, minicik bir kız bebek. Şimdi de bir yaşını doldurdu. Mutlulukla, keyifle yaşgünü partisindeydi, anlamaya çalşıyordu, ama zordu tabi.
İlk kez bu kadar kalabalık ilgi, bütün sevdikleri, tanıdıkları, tanımaya çalıştıkları oradaydı, minik başka bebekler vardı, onlarla oynadı, pastasını üflemeye çalıştı, bol bol gülümsedi, güldü, çok mutluydu. Bizde onunla çok keyifli ve mutlu olduk. Hiç başka şeyler düşünmeden onunla ve çevremizdeki bu çok değerli sevgiyi, güzelliği mutluluğu paylaştık.
Haftanın önemli davetlerinden biri de sevgili arkadaşımız Nilgün Gülen‘in Bağdat Caddesindeki Mağazası BNQ‘nun sezon açılışı idi.
Bu güzel mağazada, Avrupa ‘da Milano’da bir Türk markası olarak kendini kabul ettiren defileler, tanıtımlar yapan çok beğendiğimiz başarılı markasının yeni koleksiyonunu onunla paylaşmak, görmek, dokunmak, denemek, sipariş vermek, almak, çok hoşdu.Sezon modellerinde Milano tanıtımından çeşitlerde vardı, hem farklı, hem spor, hem abiye, hem rahat, hem şık koleksiyonu ile ve hep güleryüzlü tarzıyla Nilgün de koleksiyon da içimizi ısıttı, hava yine biraz soğusa da artık yazdayız dedik.
Hepsinde güzel olan sıcak samimi ortamlar eski yeni dostlarla bir araya gelmek, birbirimizden güzel enerjiler, bilgiler, tüyolar almak, en güzeli,gülmek, gülebilmekdi.














