Biz Kafayı Yeşile Fena Taktık

Her geçen gün farkındalığım arttıkça heryerde harika yeşil haberler okuyorum, rastlıyorum, görüyorum. Neticesinde de kendimi daha da konunun içinde, yapıcı ve aktif olmalıyım, motivasyonu içinde hissediyorum. Artık restorantlarda servisimi sürekli değiştirsinler istemiyorum. Ev de çok meraklıyım, sürekli servis değiştirmeye çok detay kullanmaya kendimi zorluyorum, basit ve sade ol, az kirlet,diye hep kendimi uyarıyorum.Ona göre şıklıklar menüler hazırlıyorum.Ütü konusunda da çok takıntılıyım, her şey kış yaz ütülenecek, mum gibi olacak. Biraz biraz yumuşamaya  gayret gösteriyorum. Bir giyilen, bir kullanılan, bir daha giyilmez,bir daha kullanılmaz,hemen çıkar yıka adetimden de vazgeçmek için büyük emek sarfediyorum. Düzgün kullanıp kirletmeden hiç olmazsa birkaç kere kullanmaya  özen gösteriyorum.
Bugün de size yine çok beğendiğim bir iki haberi aktarmak istiyorum.Borusan grup, çevre konusunda hep çok duyarlı çok hassas, aşağıda çok hoşuma giden Borusan Lojistik haberlerini paylaştım, sizlerinde beğeneceğinizden eminim.
Borusan Lojistik Çevre Dostu Çalışmalarında kullandığı slogan bu.
BORUSAN LOJİSTİK 2015 YILI SONUNA KADAR 1 MİLYON AĞAÇ DİKECEK
Borusan Lojistik, Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) ile imzaladığı protokol kapsamında 2015 yılı sonuna kadar 1.000.000 ağaçlık bir orman oluşturacak. ÇEKÜL Vakfı’nın 1991 yılından beri yürüttüğü ‘7 Ağaç Ormanları’ programına katılan Borusan Lojistik, İzmir Ödemiş ve Mardin Kızıltepe’de ÇEKÜL’ün belirlediği iki farklı alanı ağaçlandıracak. Eylül ayında başlayan çalışma kapsamında Borusan Lojistik 5 yıl boyunca ağaçların bakımını da üstlenecek.
Şirket, her yıl her çalışanı için 7 ağaç dikmesinin yanı sıra çalışanlarının doğum günlerini, yeni doğan bebeklerini ve evlilik törenlerini de birer ağaçla kutlayacak. Müşterilerinin de kampanyaya katılımını sağlayan Borusan Lojistik, gerçekleştirilen her 10 taşıma ve her 10 konteyner elleçlemesi için de birer ağaç dikecek.
Borusan Lojistik, tüm faaliyetlerini Çevre Yönetim Sistemi’ne uygun bir şekilde sürdürüyor. Çalışmalarını Kurumsal Risk Yönetimi çerçevesinde değerlendiren şirket, çevreyi önemli bir kriter olarak belirledi ve gerekli durumlarda Yalın 6 Sigma felsefesinden yardım alarak geliştirme ve iyileştirme çalışmaları yapıyor.
2004 yılında ISO 14001 Çevre Yönetim Standardı çalışmaları SGS tarafından belgelendirilen Borusan Lojistik, 2009 yılından bu yana Karbon Ayak İzi çalışmalarını yürütüyor. Borusan Lojistik, Uluslararası Kıyı ve Deniz Temizliği Günü gibi etkinliklere katılırken, bir yandan da çevre bilincini arttırmaya yönelik faaliyetleri hayata geçiriyor. ISO 14064 Sera Gazı Emisyonları’na yönelik çalışmalarını da sürdürüyor.

BORUSAN LOJİSTİK’TEN TÜRKİYE – AVRUPA ARASINDA TARİFELİ MULTİMODAL TREN TAŞIMACILIĞI! Yenilikçi ve öncü çözümleriyle lojistik sektöründe fark yaratmayı sürdüren Borusan Lojistik, bir yeniliğe daha imza attı ve tüm Avrupa ülkelerine “Tarifeli Multimodal Tren Taşımacılığı”nı başlattı. Bu çevre dostu projeyi gerçekleştirebilmek için Avrupa’da özel bir alt yapı kuran şirket, Edirne’de de bir Gümrüklü Terminal ve Aktarma Sahası kurdu.05 Nisan 2012, İstanbul… Borusan Lojistik, Avrupa’ya yönelik lojistik hizmetlerinde yeni bir dönem açıyor ve sektörde vagon ve konteyner sahibi olarak Tarifeli Multimodal Tren Taşımacılığı hizmetini başlatıyor. Bu sayede, Borusan Lojistik hem Türkiye ekonomisine ve sanayisine önemli bir rekabet avantajı sunacak, hem de sürdürülebilirlik ve çevre koruma duyarlılığı açısından fark yaratacak.Daha az karayolu kullanılacak olması nedeniyle Borusan Lojistik’in çevre duyarlılığının iyi bir örneğini oluşturan bu yenilikçi uygulama, 6 Nisan 2012 tarihinde Viyana’dan kalkacak ilk blok tren ile başlayacak. Türkiye-Avrupa arasında gerçekleştirilen Tarifeli Multimodal Tren Taşımacılığı başlangıç aşamasında her hafta karşılıklı iki blok tren olarak başlayacak. Borusan Lojistik, bu servisin müşteri talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda haftada beş sefere kadar çıkabileceğini açıkladı. Avrupa’da özel olarak oluşturulan altyapı ile kapıdan kapıya tek elden entegre olarak verilecek bu hizmet için Edirne’de de bir Gümrüklü Terminal ve Aktarma Sahası kuruldu.Borusan Lojistik Liman İşletme ve Uluslararası Taşımacılık Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Dölen, öncelikle Avusturya – Viyana, Almanya-Duisburg, Duisburg üzerinden Almanya- Buna ve Almanya- Schweisheide ve Hollanda-Rotterdam’a düzenli ithalat ve ihracat taşımalarının hayata geçirileceğini belirterek şöyle konuştu:”Multimodal Taşımacılıkta Greenovative Çözüm” adını verdiğimiz ve çok önemsediğimiz bu uygulamamızı sektörümüzün en önemli buluşmalarından biri olan HR Dergi tarafından bu yıl 14.’sü düzenlenen Lojistik Yönetimi Zirvesi’nde açıklamayı anlamlı gördük. Borusan Lojistik olarak rekabetçi, çevreci, hızlı ve dakik Multimodal Tren Taşımacılığı hizmetini tasarlarken, iş ortaklarımız TCDD, İsviçre menşeli Hupag Ag ve Alpha Ag ile beraber ülkemizin sürdürülebilir büyümesi yönünde önemli bir adım attığımızı düşünüyoruz. 6 Nisan Viyana çıkışlı trenimiz ithalat yükleri ile Edirne’ye 9 Nisan’da ulaşacak ve 10 Nisan tarihinde Edirne’den ihracat yüklerimiz ile Viyana’ya hareket edecek. Takip eden her üç günde bir, 36 adet 45 feetlik konteyner ile bir trenimiz hizmete devam edecek. Yarınlarımızın daha yeşil ve daha güzel olması için bundan sonra da çalışmaya, sektöre bu tür çevre dostu alternatifler kazandırmaya devam edeceğiz.”

Her nerede olursanız olun elinize çevre dostu yayınlar dergiler alırsanız, ya da artık tüm dergilerde, gazelerde , mağazalarda, caddelerde çevreye çok katkı sağlayan, özen gösteren, projeler çalışmalar görmek mümkün.Biz de bir ucundan neden tutmayalım.

Yeşil Haberler

Yeşil Dergiler, Yeşil Yayınlar,Yeşil Binalar,Yeşil Ekran, bugünde Yeşil Haberlerden bir derleme yapmak istiyorum.Haziran Ayında  Dünya Çevre Günü kutlandı. Biraz  o yüzden, biraz her geçen gün farkındalığımız artıyor, o yüzden, her gün her an bir çok Yeşil Habere rastlamak mümkün.

Varyap Plaza, Pendik’te ‘yeşil ofis’ sunuyor.                                           Varyap Ataşehir’deki çok ödüllü, çevreci,konut projesinden sonra, şimdide, İstanbul Pendik’te 100 milyon liralık yatırımla hayata geçirilecek olan Varyap Plaza, tersanenin arkasında E-5’e yakın bir lokasyonda konumlanıyor. Doktor, avukat ve bankacıların ilgi göstermesi beklenen proje İngiliz yeşil bina değerlendirme sistemi BREEM sertifika standartlarına uygun olarak inşa edilecek. Varyap Plaza BREEM kaspamında; bina yönetimi, sağlık, enerji, ulaşım, su, malzeme, atıklar, arazi kullanımı, ekoloji gibi kritler doğrultusunda çevreye uyumlu olarak tasarlandı.

Ekolojik Sosyal Girişimcilik Yaz Okulu Çok Anlamlı                                                                   Buğday Derneği ve Bilgi Üniversitesi, Çamtepe Ekolojik Yaşam Merkezi’nde Ekolojik Sosyal Girişimcilik başlıklı bir yaz okulu düzenledi. “Ekonomi,Tarım, Turizm ve İnsan Yerleşimlerinde Ekolojik Yaklaşımlar Üzerine” alt başlığı taşıyan, 11-17 Ağustos 2012 tarihlerinde düzenlenen dersin koordinatörlüğünü İstanbul Bilgi Üniversitesinden Yrd.DoçDr.Alper Akyüz ve Buğday Ekolojik Yaşam Derneğinden Güneşin Aydemir tarafından yürütüldü.

Çevreci Torba                                                                                                                         Çevreye saygı ilkesinden yola çıkan ABC deterjan, Türkiye çapındaki semt pazarlarında bir kampanya başlattı. Pazarlarda açılan ABC standlarındaki görevliler, yeni ürünlerin tanıtımını yaparken, bir taraftan da alışveriş yapan halka ve tüm pazar esnafına geri dönüşümlü bez çantalar dağıtıp, bez torba kullanımını özendirmeye çalışıyorlar.

Çevreci Twizy

Renault Twizy, hem konforlu, hem eğlenceli hem cesur, yenilikçi iki koltuklu tasarımıyla, tamamen elektrikli dönemin başlangıcını müjdeliyor. %100 elektrikli bir ultramobil olarak tasarımı yapılan bu quadricycle / 4 tekerlekli otomobilin hedefi şehiriçi ulaşım… Twizy büyükşehirlerdeki trafik sorununa en uygun çözüm! Renault; Scénic, Espace gibi modellerin tasarımı ile olduğu gibi, Twizy ile kendi segmentini yaratıyor. Twizy, Renault Spor Teknolojilerinin geliştirdiği olağanüstü bir UDO (Unidentified Driving Object / Tanımlanamayan Ulaşım Cismi) ve Renault‘nun İspanya‘nın Valladolid şehrinde üretiliyor. Renault satış şebesinde 15 Mart 2012 tarihinden itibaren satışa sunuluyor. Vergi dahil fiyatı 6,990€’dan* (vergi teşvikleri ve batarya kirası hariç), batarya kirası ise 50€’dan başlıyor. Bu yepyeni tasarım, şehiriçi ulaşım alanında bir devrim niteliğinde… Sıfır Co2 salımı ile çevreci Twizy, güvenlik, konfor ve kolay ulaşım özgürlüğünü bir arada sunuyor. Piyasada eşi benzeri olmayan Twizy, adını da en büyük iki özelliğinden aldı: kullanım kolay (EASY- KOLAY) ve iki kişilik bir ultramobil (TWIN- İKİZ).

ELLE YEŞİL SAYISINDAN BAŞLIKLAR

Yeşilini Koruyan Büyük Şehir Tokyo , dünyanın en kalabalık ve büyük şehirlerinden biri olmasına rağmen; yemyeşil parklarla yaşayanların rahatça nefes de alabildiği bir düzenlemeye sahip

Mükemmel Bir Dönüşüm Projesi Manhattan’ın yeni parkı High Line

Çürümekte olan emiryolundan halkın yaralanabildiği,şehrin nefes aldığı bir parka dönüşen High Line ‘ı şehre kazandıran mimarlık ofisi Diller Scofidio+Renfro, sadece park tasarlamakla kalmayıp şehrin en göze mahallesini de yaratmış oldular…..

Doğaya Uygun Mimari Fasano Boa Vista                                                          Sao Paulo dışında 100 hektarlık arazi içinde konumlanan,otele, doğal orman,15 göl,bahçeler, golf sahaları,otele organik ürün sağlayan çiftlikler ve haralar var. Doğanın içine çok güzel entegre edilmiş bu otel Brezilya’lı mimar Isay Weinfel elinden çıkmış.Organik mutfağı , spor imkanları olan otelde her türlü konforda mevcut.

Sadece Altı Ay Var Olan Otel Aman’i Khas                                                                                          Hindistan’da Ulusal Park Ranthambore’nın kıyısında ki bu lüks resort sadece 13 özel çadırı var.Burası vahşi yaşamı, kaplanları ve kültürel güzellikleriyle ün yapmış. Her birir 108 m2 alana sahip birbirinin aynı çadır, misafirlerin konaklaması için ayrılmış.Diğer bölümlerde dinlenme alanı, yemek salonu,ve spa.Kampın merkezinde dev bir ateş alanı,bunun çerçevesinde de rahat divanlar yer alıyor.Aman-i  Khas diğer tüm Aman oteli gibi, çevresindeki, yaşama benzersiz şekilde uyum gösteriyor. Çalıların arasından,bir patikayla, kuşları,ve geyikleri izleyebileceğiniz insan yapısı bir gölete ulaşıyorsunuz.Tüm bu yerleşim, sene içinde sadece Ekim-Nisan ayı içinde faal. Muson yağmurları zamanı, bahar ve yaz aylarında tüm çadırlar toplanıyorlar ve bölge adeta insan eli değmemişçesine doğaya bırakılarak terk ediliyor.

Hepsi umut veren, heyacan veren,dikkat çeken, gidelim, görelim, kullanalım, uygulayalım denilecek cinsten haberler. Daha niceleri var, çevremiz de farkında olduğumuz , çok çaba, çok emek, çok proje, çok çözüm var. Ben bugün sadece benim okuduğum, birkaçını yazdım,daha çok yeşil haber var.Gelecek bana çok umutsuz gözükmüyor.Ne dersiniz….

 

İlk Çevre Dostu Gezim

Geçen ayki Yeşil Kagider Blog yazımı paylaşmak istedim.

Yeşilist çok beğenerek takip ettiğim, çevre dostu, blog web ve benim için değerli bilgi kaynağı. 30.06.2012 Cumartesi günü TimeOut ile ortak düzenledikleri geziye katıldım.Hem de üç çevreci arkadaşımı da beraberimde götürerek. Gezi Galata’da Molly Cafe’de buluşularak başladı, ve o çevrede hazırlanmış bir gezi haritası ile devam etti.

Geziye katılmak için, yola çıkarken bile heyacanlı idim. Benim ile aynı duyarlılıkta, insanlarla olacağımı bilmek, onlarla tanışmak fikri çok cazip idi. Karşıya geçerken hep yaptığım gibi, sarı limuzinle (minübüs) Kadıköy’e ulaştım,beraber gideceğim, arkadaşlarımla buluştuk.

Sonra vapurla Kadıköy, daha sonra da Galata Molly Cafe. Orada özellikle genç ve yabancı bir grupla karşılaşmak bizim için çok şaşırtıcı oldu. Programı yapan Belçikalı bir üniversite öğrencisiydi.Bir yıllığına Boğaziçi Üniversitesi’ne okumaya gelmiş. Çok sempatik ve yakışıklıydı. Yeşil gömleği , havalı kasketi, esprili duruşu ve anlatımı ile geziyi başlattı.

Beklenenden fazla katılımcı olduğu için iki grup olduk. Hepimize haritalar verildi. Geziye katılmadan önce, haritaları nasıl bir kağıda print edeceklerini çok merak ediyordum. Ben artık hiç print etmeden yaşadığım için, bu konu özellikle ilgimi çekiyordu. Hemen haritalar dağıtıldığında sordum. Özel kağıtları Buğday Ekoloji  Derneği’nden temin ettiklerini söylediler.Zor bulunan kağıtların bu vesileyle bir kaynağını daha bulmuş oldum.İlk kez böyle bir gezi düzenleniyordu, hiç kimse birbirini tanımıyordu, yabancılar ve gençler çoğunluktaydı. Ama en güzeli ben kendimi tanıtıp, Yeşil Kagier’denim deyince gördüm ki katılımcıların çoğu biliyor ve takip ediyor, ne kadar sevindim tahmin edemezsiniz.Yeşil Kagider’in daha yeni sosyal medyada yeralmasına rağmen bu ilgiyi sağlaması çok mutlu etti. Yeşilist ile de  beraber bir proje yaparmıyız diye konuştuk. Birbirimizi aktivitelerden haberdar etmeğe karar verdik. Molly Cafe’de ilk anlarda tanıştığım, iki güzel, hoş çevre dostu kadınla Michelle ve Ebru ile de gezi boyunca beraber olduk, birbirimizle daha sonra da çevre konusunda beraber bişeyler yapabileceğimizi paylaştık.Gezinin adı 2.İstanbul amacı ise Beyoğlu’nun gizli kalmış ikinci el mağazalarını birlikte keşfetmek idi.Rotası ise Molly’s Cafe, Binbavul, Atölye Dö Bora, By Retro, Aslıhan Pasajı, Sahaflar Çarşısı,Ayça Kitabevi,Tezgah Kitapevi,The Works-Object of Desire, Pied de Poule,Mozk, Nahıl ve Govinda.Gidilen yerlerin hepsi ikinci el mağazalardı. Giysi, aksesuar, mobilya, hediyelik eşya, kitap.

Başlangıç yeri olan Molly’s Cafe ise çok özel bir kafe, işleten Kanadalı bir hanım, çalışan tek eleman Amerikalı idi. Ekmeğini bile kendi yapan bayan Molly tostlarını kişlerini tattık. Kafenin dışarda,içerde masaları , bir köşede kütüphanesi ve satış mağazası bulunuyordu. Tam Galata Kulesinin giriş kapısının karşısında. Galata Kulesini gezmek isteyenler uzun kuyruklar oluşturmuşlardı.Oradaki diğer mekanlara göre çok büyük bir yeri olduğu için buluşma noktası olarak çok iyi düşünülmüş uygun bir nokta olmuştu. Grubu beklerken de hepimiz lezzetli kahvelerimizi içdik, yemeklerimizi yedik.Resimler çektik, birbirimizle tanışdık.Sonra iki grup halinde gezi başladı, isteyenler haritaları alıp kendileri de gezebilir dendi. İlk durak Doğan Apartmanın arka yüzünün olduğu sokaktı. İkinci el çok çeşit satan, bulunduran  bir mağaza.

Ben ve arkadaşlarım bu konuda henüz alıcı değiliz, verici de değiliz. Ama hiçbirimiz kullanmadıklarımızı ziyan etmiyoruz, yakınlarımızla paylaşıyoruz. Ben kullanmadığım, ya da az kullandığım herşeyimi annem, kızım, yeğenlerimle başlayan bir daire içinde değiştirip,sürdürüyorum.Kızım annem de öyle, hiç ziyan edilen birşey yok. Onun için giysi ve aksesuar satanlar bir ikisinden sonra bizi çok ilgilendirmedi. Ama gençler ve yabancılar girdikleri mağazadan zor çıkıyorlardı.Biz haritamız ve daha küçük bir grupla birlikte  kitapçılarla devam etme kararı aldık. Ben Ayça Kitabevinden Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Ali kitabını aldım. Aslında bu konu da da çok katkı vermediğimi düşündüm.

Kitaplarımı yakın arkadaşlarımla zaman zaman paylaşsam da her okuduğum kitabın ben de olmasını arzu ediyorum. Çünkü daha sonra daha sonra defalarca okuyabiliyorum.Son durak güzel bir vejeteryan restorandı. Doğal ve taze sebze meyva kullanan şirin bir yer. Biz bu güzel insanları tanıyıp, yerlerini gördükten sonra kendimize The Marmara  Cafe de çay keyifi ödülü verdik.Dört arkadaş, keyifle çayımızı, yanında tuzlu tatlı kurabiyelerimizi yerken, harika bir, piyano da canlı müzik bizlerleydi.

Benim Yeşil Yolculuğum

Yeşil Kagider Blog‘a yazdığım yazımı  burada da paylaşmak istedim.

Benim yeşil farkındalığım Tema ile başladı.Temanın kurulduğu ilk  yıllarda, özellikle annemden  Tema’yı veHayrettin Karaca‘yı  hep duyar oldum.Benim de anladığım, hatırladığım sadece ormanlara verilen zarar, yağmur sularının akıp gitmesi yeterince fayda yaratılmadığı için kuraklık belirtileri, göllerin kuruması, zaman içinde doğanın güzelleşmesi korunması değil,sürekli yokedilmesi olayı  idi. Yine o yıllarda ihracat yaparken kullanmaya başladığımız geri dönüşümlü naylon torbalar, ilk farkındalıklarım oldu.Temayı ilerleyen yıllarda hep izledim. Ağaç  dikme sertifikalarını hem özel olarak hem kurumsal olarak ,hep hediye vermede,  kullanmak çok keyif verdi.

Tekfen Holding Yön.Kur.Başkanı  ve TEMA kurucusu Nihat Gökyiğit, hem iş adamı hem sosyal çalışmaları ve müthiş güzel enerjisi  yönünden benim hep idolum olmuştur. Onun 2006 da Gayrimenkul Zirve  Toplantısında ki konuşmasında  Çedbik’i  (Çevreyi Koruyan Binalar Derneği) kuruyoruz demesiyle kendimi aktif olarak yeşil  dünyanın içinde buldum.Kurucu üyesi olduğum Çedbik, ile çok yeni hiç bilmediğim bir dünya keşfettim. Dünyamızı atmosferi kirlendiren en önemli etkenlerden birinin binalar olduğunu öğrendim.Kullandıkları enerji ve su tüketimi ve saldıkları karbon ile %30 gibi çok önemli oranda kirliliğe ve bozulmaya neden oluyorlardı. Bu nasıl önlenecekti. Özellikle Amerika’da İngiltere’de başlatılan uygulamalar, verilen belgeler Türkiye’de de hemen başlatılmalı idi. Çedbik başkan yardımcısı Duygu Erten‘in yol haritasıyla hemen çalışmalar başladı. Nihat Gökyiğit başkanımız oldu. Bilinçlenme ve arkasından bilinçlendirme başladı.Gayrimenkul Konsept olarak biz bütün proje sahiplerini ikna ederek Green Houses projeler ürettirmeye başladık.Türkiye’de konut sektöründe bu çalışmayı yapan ilk grup olduk.O sırada sadece bir kaç küçük kamu binası örnek olarak yapılmıştı. Biz ilk Caddebostan Evleri projemizde tüm proje ekibi olarak zevkle çalıştık, yapımcı firmamıza  da kabul ettirdik.Konut projesinde ilk örnek olduk. Şimdi Türkiye’de çok güzel çalışmalar, ödüllü projeler her gün yapılıyor ve yapılmaya devam ediyor.Çoğuda  Çedbik üyesi değerli firmalar.Onları görmek binalarını, projelerini incelemek, çok hoşuma gidiyor, gurur duyuyorum.Sizlere de önerim yeni konut alırken mutlaka sorun, sulama, arıtma, ısıtma, aydınlatma, sistemlerinde çevreci konulara dikkat edilmiş mi.Bu hem çevre için önemli hem sizlere faturalarda ekonomi olarak geri döneceği için önemli.Önümüzdeki yıllarda zaten çevreci binalar yapımı zorunlu olacak.2008 de de Kadıköy Belediyesi ile bir yuvanın çevre koruyucu bina özelliklerinde olması için çalışmalara başladık. Gayrimenkul Konsept  ve Sel Proje adına takibi sevgili Sinem Öztürk üstlendi.  Güzel bir kamu projesiyle de örnek bir çalışma başlatmış olduk. Gelişmeleri sevgili Sinem paylaşacaktır. Çevre Dostu olma farkındalığım başladığı günden itibaren, hemen ofisde ne yapabiliriz dedik, ve  çöplerimizin ayrıştırılması, kağıtlarımızın çift taraflı kullanılması,ısı yalıtımı, elektrik su sarfiyatının kontrol edilmesi, her konuda israf yapılmaması için düşünerek davranılması ilk önlemlerimiz oldu. Bütün bunları uygulamaya koymak istediğimiz de Kadıköy Belediyesi sınırları içinde olmamızın çok avantaj olduğunu farkettik. Kadıköy Belediyesi tüm   Çevre Dostu çalışmalar da yanımızdaydı. Kagider de Yeşil Kagider çalışmaları başladığı ilk günlerden itibaren komite de olmak istedim.Yeşil Kagider ile de bambaşka farkındalıklara ulaştım. Komitede çok değerli Çevre Dostu diğer üyelerimizle daha yakın iş birliği içinde olmk ve onlardan çok değerli bilgiler edinme şansım oldu.

Artık Yeşil Yayınlar takipçisiyim, EKOIQ dergisinin ve benzer dergilerin okuyucusu, takipçisi oldum. Artık sevdiklerime, her vesileyle farklı Yeşil Yayınlar hediye ediyorum. Bu konuda önemli siteleri blogları izlemeye başladım. Yine bu konuda önemli STK ları, neler yaptıklarını daha iyi anlamaya ve onlarla işbirliği içinde olmaya çalışıyoruz. WWF ile başlattığımız Yeşil Ofis çalışmaları için, onlarla bir arada bulunmak, çok daha bilinç sahibi olmama yaradı.Hergünde yeni bir şeyler öğrenmeye ve uygulamaya devam ediyorum. Çok sevdiğim bir Yeşil Yolculuk ajandam var, her gün ne yapmalıyım yazıyorum, hafta sonu da haftayı değerlendiriyorum. Bizleri takip eden herkesle de paylaşıyorum.Bütün bunlar kendimi daha iyi hissetmeme neden oluyor. Hem uyguluyorum, hem paylaşıyorum, çok sevdiğim komite arkadaşlarımla da ortak bir hedefle bir arada  olmak çok keyif ve mutluluk veriyor.

GÜCÜMÜZÜ BİRLEŞTİRELİM, BİRLİKTE DEVAM EDELİM. Sevgiler, HER GÜN DAHA YEŞİL GÜNLER İÇİN…

Ayın Davetleri

Üniversiteden arkadaşlarımla geçen hafta Cuma akşamı bizde buluştuk. Yaza, merhaba partisi yaptık. Moda’ya taşınıp bizlere yakın gelen sevgili Esen’e  hoşgeldin demek ve  geçen hafta doğum gününde olamadığımız Nazan’ı da kutlamak istedik.

Herkes kendi yaptıklarının servis öncesi son hazırlıklarını yaparken

Bu partide ilk defa farklı bir uygulama yaptık. Dört arkadaş tespit ettiğimiz, menüyü  paylaştık ve herkes kendi evinde yaptı.Ben ev sahibi olarak masa organizasyonunu ve servis de kullanılacak tüm tabak, bardak ve diğer herşeyi hazırladım.

Hoşgeldin içkisi olarak şampanya ve çilek, kuru yemiş,fırınlanmış keten tohumlu gevrekler hazırladım, ayrıca, balık ve salatanın yanına  özel soslu brokoli ve fırınlanmış yaz sebzeleri yaptım. Masada yeşil organze yemek örtüsü ve sekiz ayrı renkteki keten peçetelerle yazın sıcaklığını vermeğe çalıştım. Nehla somonları ve sosuyla geldi, özel hazırladığı sosla balıkları fırına koydu. Nazan harika salatasını ve sosunu salata tabağına yerleştirdi.Esen krem karamellerin yemek sonrası servisi için hazırlıklarını yaptı. Annem de konuk olmasına rağmen arzu etti, çok güzel zeytiyağlı fasulye yaptı getirdi.Sonra herkes tabağına istediği kadar aldığı  önce zeytinyağlı ızgara sebzeler ve  salata ile masada yerini  aldı. Haluk içki servislerimizi yaptı. Soğuttuğum beyaz şarapları sundu.

Partinin  iki  konuğundan  biri annem, biri de yine hepimizin çok sevdiği üniversite arkadaşımız,   tasavvuf da aşk sohbetleri ile gönlümüzde bambaşka yeri olan, neşesi, enerjisi, herkesle bol bol paylaştığı sevgisiyle sevgili Ayşe Sakar’dı.Damatlar Necil ve Haluk bizlerle olmaktan  çok keyifliydiler. Davetin en önemli özelliği, sağlıklı, hafif, abartmadan  yeterli miktarda bir yemeği, hep beraber hazırlayıp, servis edip, hep beraber keyif yapmaktı. Benim misafirlere özel sürprizim ise herkesin tabaklarına koyduğum Yeşil Kagider Farkındalık  Yaratma, Hatırlatma Projesi olarak kullanacağımız akıl yüzükleri oldu. Bu minik zarif yüzüklerlerin özelliği,amacı, her zaman Yeşil Kagideri, tweeterda, facebookda blogumuzda takip ederek, doğa dostu olmamızı, hatırlatmaktı. Çok da anlamlı  ve yararlı oldu. Ertesi gün, güzel geri dönüşler geldi,sonra anlatacağım, mutlaka.Sohbet güzeldi, yemekler güzeldi, annem herkesin servise ve mutfağa yardım etmesine çok şaşırdı ve alışamadı ama çok keyifli bir akşam oldu.

Ayın  diğer iki davetinden biri,  Leyla bebeğin bir yaş partisi idi.

Bebekler hayatın çok farklı, en güzel mutluluğu, onların büyümesini izlemek,dokunmak, konuşmak, anlamak, anlatmak, herşeye değer. O kadar saf, korumasız, ve güzeller ki.Bu dönem de hayatımdaki önemli bebeklerden biri Leyla, onunla zaman zaman bir araya gelme şansım olduğu için çok mutluyum. Leyla sakin, güleryüzlü, biraz ürkek,zarif, minicik bir kız bebek. Şimdi de bir yaşını doldurdu. Mutlulukla, keyifle yaşgünü partisindeydi, anlamaya çalşıyordu, ama zordu tabi.

İlk kez bu kadar kalabalık ilgi, bütün sevdikleri, tanıdıkları, tanımaya çalıştıkları oradaydı, minik başka bebekler vardı, onlarla oynadı, pastasını üflemeye çalıştı,  bol bol gülümsedi, güldü, çok mutluydu. Bizde onunla çok keyifli ve mutlu olduk. Hiç başka şeyler düşünmeden onunla ve çevremizdeki bu çok değerli sevgiyi, güzelliği mutluluğu paylaştık.

Haftanın  önemli  davetlerinden biri de sevgili arkadaşımız Nilgün Gülen‘in Bağdat Caddesindeki Mağazası BNQ‘nun  sezon açılışı idi.

Bu güzel mağazada, Avrupa ‘da Milano’da bir Türk markası olarak kendini kabul ettiren defileler, tanıtımlar  yapan çok beğendiğimiz başarılı markasının yeni koleksiyonunu onunla paylaşmak, görmek, dokunmak, denemek, sipariş vermek, almak, çok hoşdu.Sezon modellerinde Milano tanıtımından çeşitlerde vardı, hem farklı, hem spor, hem abiye, hem rahat, hem şık koleksiyonu ile ve hep güleryüzlü  tarzıyla   Nilgün de koleksiyon da içimizi ısıttı, hava yine biraz soğusa da artık yazdayız dedik.

Hepsinde güzel olan sıcak samimi ortamlar eski yeni dostlarla bir araya gelmek, birbirimizden güzel enerjiler, bilgiler, tüyolar almak, en güzeli,gülmek, gülebilmekdi.