Prens’le Sahildeydik.

Prensimle her hafta buluştuğumuz da, beni yeni öğrendikleriyle çok şaşırtıyor. Yine müzik, yine latin tutkumuz ağır basıyor. Klüpte babasının arkadaşları ile karşılaşınca bambaşka bir çocuk oluyor, onlara ben burayı çok iyi bilirim, burası benden sorulur edasıyla gayet havalı davranıyor.Konuşmaları,her seferinde  çok daha detay içeriyor, sanki daha üç yaşında bile olmayan o değil, gibi, neler biliyor, neler anlatıyor.Her hafta kullandığı kelimeler süratle artıyor, ve hepsini çok doğru kullanıyor.Artık o benim en iyi arkadaşım, beraber müzik dinlemeye bayılıyoruz.Yeni tiyatrolara, showlara gitmek istiyoruz. Bu hafta sonu deniz kenarında, denize, güneşe alışmaya çalıştık.Henüz denize girmedi ama,parmak arası terliklerini giydi,öğle yemeğinden sonra   şemsiyenin altında şezlongda sohbet ederken uykum geldi, dedi.Denizden gelen tatlı esinti ile çok rahat ve keyifli uyudu. Ben de o yanımda  uyurken, hem onu, hem denizi tekneleri, yelkenlileri, etrafı  seyrettim.Hem kitabımı okudum. Bu haftanın en esprili anlarını da yemekten önce yaşadık.Aslan, öğle yemeği için  her zamankinden biraz daha önce acıktı,  deniz havası acıktırdı, herhalde.Masamıza oturduk, siparişlerimizi verdik, ama o çok acıkmıştı. Önce çatal bıçakla protesto yaptı. Fazla gürültü oluyor, deyince kağıt peçeteleri yiyecekmiş gibi tatlı bir tehdit show sundu. O da olmayınca biraz tuz ve karabiberlerle oynadık vakit geçirdik. Sonra biraz su içtik. Biraz haftanın şarkılarını  söyledik.

http://www.youtube.com/watch?v=_1VruwyuSsU&feature=relate

Mosa mosa asi voce me mata yı artık bayağı bayağı söylüyoruz.

Biraz yemekten sonra yapacaklarımızı konuştuk. Biraz da şakacıktan yer gibi yaptık, Sonunda bolonez soslu penne makarnamız geldi, soğumasını bekleyemedik, yoğurtla soğuttuk ve tabi her zaman baby baby yerken bu sefer biraz büyük büyük yemeye başladık.

Deniz kenarında ki keyifli uykudan sonra biraz müzik dinledik, biraz çadır yapıp oynadık, plajı boydan boya gezdik, yeni tespitler yaptık. Sonra evimize doğru yola çıktık. Ev de ferrarilerimizle oynadık, çay saati keyfi yaptık, büyükanne ile sohbet ettik, biraz televizyon seyrettik. Yeni latin şarkılar keşfettik. Akşam beraber yemek hazırlığı  yaptık. Yemek sonrası,her zamanki gibi, annesini babasını özlediği için artık evine gitmenin heyacanını yaşamaya başladı. Akşam eve dönüş kısmı , günün en güzel geçen bölümü. Arabada en sevdiğimiz latin parçaları dinliyoruz. Ben bütün latin CD lerimi çıkardım,onları dinlerken biraz da hep beraber şarkıları söylemeye çalışıyoruz. Bana da latin müzik hep süper enerji kaynağı olduğu için müthiş bir uyum içindeyiz. Oturduğumuz yerden müziğin ritmine de uymaya çalışıyoruz, yol çok keyifli geçiyor.Bu arada yoldaki tüm arabaların markalarını da söylemeyi sürdürüyoruz.Eve yaklaştıkça da annesi, babası için yaptığımız şarkı uyarlamalarını tekrarlıyoruz.İner inmez onlara yeni öğrendiği şarkıları söyleyeceği için çok daha heyacanlı , mutlu ve  sonunda  bizi terkediyor. Onu evine bıraktıktan sonra biz hep aklımızdan çıkmayan görüntüler , seslerle bir hafta sonrasının hayalini kurmaya başlıyoruz…..

Bebek Şenliği’ndeydim

Geçen sene  Bebek Şenliği sırasında yurt dışındaydım, bu sene de gidebileceğimi pek ümit etmemiştim, ama bugün birden, programlar değişti ve ben kendimi Bebek Şenliği’nde buldum. Hem de uzun süredir yapmayı istediğim, Çengelköy – Bebek vapuru ile. Önce evden Çengelköy’e geliş gayet rahat keyifli, iskelenin karşısında arabayı parkedip,vapurla şenliğin kapısına varış.Çengelköy de iskelede, deniz kenarında ağaçların içinde çok şirin minik bir el sanatları pazarı ve kafeler var. Ortaköy gibi. İsterseniz orada kahvaltı edebilir, ya da çayınızı kahvenizi içip vapura binebilirsiniz.Vapurla yolculuk çok keyifli, serin ve harika bir boğaz turu tadında, sahilden gidiyor, ve büyük bir ring yapıyor.

Kahvemi illa Bebek Kafe’de içmeyi ihmal etmedim.

Sonra Bebek’te iskelede inince şaşırıyorsunuz, çok renkli cıvıl cıvıl bir şenlik sizi bekliyor.Özellikle özel tasarımların yer aldığı şenlikte herşey düşünülmüş. Her türlü yeme içme, müzik, eğlence, alternatifleri hazırlanmış.vapurdan indiğinizde sizi ilk karşılayan Eti’nin Çay Keyfi kafesi oluyor. O kadar şık ve çekici ki bir çay içmeden tura başlamayayım, dedirtecek kadar. Masalarda tabaklarda yeni çıkardıkları çeşitler var.Çaylar çok leziz. Sonra da hesabı isteyince ikramımız diyorlar.

Sağında solunda arkasında her yer şaşırtıcı güzel,Lucca’nın standından, ev yemeklerine Suşiye kadar her türlü yiyecek, içecek. Bildiğimiz en iyiler, ya da duyduğumuz ama henüz tatmadığımız görmediğimiz, çok şey,orada. Doğal ürünler,özel tasarım, takılar, giysiler,çantalar, çocuklar için sürpriz standlar,aklınıza geldik, gelmedik, bir çok özel, farklı stand. Sonra çocuklar için oyun yerleri, neticede parkın içine kurulduğu için yeşillikler içinde ağaçlar altında.Gündüzü çok güzeldi,ama anlatılan gecesi daha da güzel oluyormuş.Sonra Bebek’in en güzel yerindesiniz,özlediyseniz yanınız, Bebek Kafe, Nero, Divan,Bebek Bar sırasıyla gidiyor.

modazigi standında Ezgi, ürünleriyle

Bugün Bebek Şenliği’ne hiç programsız, spontane gittim.Kim var, kim yok düşünmeden tabi, Ezgi’min  standı modazigi dışında.

Dinlenme anı

Her zaman olduğu gibi, modazigi de Ezgi ne giyerse, takarsa önce onlar satılıyor, ve bitiyor.Ezgi de onun için gün içinde birkaç kıyafet değiştirip, alternatifleri  arttırıyor. Ben de herkes gibi, Ezgi’nin üstündekilerden bende almalıyım diyorum.Benim beğendiklerimin bu sayfada resmi yok. Çok hoş renkli bir etek, lacivert bluz ve espadriller. gerçekten çok hoş, kullanışlı ve zariftiler.Ayıp olmasın diye illa onlardan ben de istiyorum demedim tabi.Aslında hiç böyle huylarım yoktur, ama Ezgi’nin tarzını çok beğeniyorum.Fotoğraf

Lidyana standında sevgili Bilge Baş Lidyana bilekliği ile

Lidyana‘nın da orada olduğunu düşünmedim, bilseydim, mutlaka uğrardım.Çok beğendiğim o kadar çok çeşidi var ki, görmeyi çok isterdim.Dolaşırken dikkatli ve sıralı gezmedim. Atladığım çok şey olduğu kesin, tüm farklı güzelliklere takılıp kaldım, herşey çekti.Sonra Bebek’de özlediğim birçok şeyi de yaptım, dönerken de yine vapurla son derece keyifli,serin serin, karşıya geçiş. Bu turu ara sıra yapmalıyım. Aynı yolla, Emirgan, İstinye gibi farklı yerlere gitme olanakları da var.Hem yolculuk, vapur, hem Bebek Şenliği hepsi, iyi geldi.Israrla denemenizi tavsiye ediyorum. Üstelik de doğa  dostu bir gezi.Sevgiler,

Mutluluklar Karıştı

Berrin Kuleli, Fisun Usta, Şule Ateş,Selma Akdoğan,Zehra Güngör,Ferda Boyar,Nuran Evrensel ile Yarışma gecesi, Four Season Otelde. 

Artık doğum günlerinde kutlamalar bir günle sınırlı kalmıyor, haftaya dağılıyor. Hızlı yaşam şartları öyle gerektiriyor. Önemli olan o günlerde, mutlu anlar, sağlıklı anlar, çoğunlukta olsun.Neşe olsun, kahkaha olsun.Güzel şeylere, vesile olsun. Hatırlanmak güzel, güzel sözler duymak güzel, sevildiğini hissetmek çok güzel. Ben de böyle bir hafta yaşıyorum. 6 Haziran doğum günümdü.

Yeşim Müftüler Seviğ, Serpil Yılmaz, Gülden Türktan ile

Garanti Bankasının Kagider ve Ekonomist Dergisi ile 6 senedir yaptığı  Yılın Kadın Girişimcisi Yarışmasının Ödül Töreni ile aynı güne geldi, benim için çok güzel bir armağan oldu. Oradaki çoşku, heyacan, yarışmacıların hikayelerini bilmek, ya da yeni öğrenmek paylaşmak, yarışma neticelerinin açıklandığında yaşanan duygusal anlar çok güzel anlar benim için. Her sene katılmaya çalıştığım bir tören. Bu sene de benim doğum günüme denk geldi ve hiç olmayacağı kadar da, çok başarılı girişimci arkadaşımla biraraya gelerek, doğum günü tebriği alma şansım oldu.

Ayşe Işıl, Şenda Tüfekçioğlu, Ferda Boyar, Nuran Evrensel ile

Bu senenin tüm finalistleri de, birbirinden güçlü, değerli yarışmacılardı, 6250 kişinin arasından seçilen 15 finalistden  üçü ayrı, ayrı dallarda ödül aldılar. Ödül alan üç finalist de, tesadüf Anadolu’muzun çıkardığı güçlü kadınlardı. İnançla, sabırla, çok çalışarak, nasıl  mücadele ettiklerini ve başarıya ulaştıklarını kısa filmlerle gördük, kendilerinden dinledik, ve gözlerimiz doldu, içimiz titredi, onların azmi, cesareti hepimizi sarstı, silkeledi, bizi kendi mücadelelerimize götürdü. İkisi şuanda yine kendi şehirlerinde biri Mardin’de biri Bursa’da işlerine devam ediyorlar.Ama Türkiye’nin her yerin de de yurt dışında da çalışmaları, satışları  var.Üçü de çok doğal, güçlü, çoşkulu insanlar. Tören sonrası  finalistlerle  tanışmak, birarada olmak , sevgili Başkanımız Gülden Türktan‘dan  hikayelerini dinlemek çok ilgimizi çekti.Kagiderden arkadaşımız Nerma Gökçe‘nin de finalistler arasında olması bize ayrıca sürpriz ve mutluluk oldu.

Bu senenin  Kadın Girişimci birincisi Nurcan Özdemir‘in  hikayesi ise hepimizi  en çok sarsan, etkileyendi. Artık yeni girişimciler, gençler bilmeliler ki, Nurcan örneği gibi, sadece istemek, çalışmak, cesaret,  her zorluğu yeniyor. Sonra da, geçen senenin Bölgesinde Fark yaratanlar kategorisinin birincisi, Mardin’den Ebru Baybara ve bu sene yine Mardin’den aynı kategori birincisi Yasemin Kalya ile beraber olmak, onları çok öncelerden de tanıyor olmamız mücadelelerini bilmemiz ayrıca mutluluk oldu.Gelecek Vaat Eden Kadın Girişimci dalında Gülay Özgön’ün  Genetik alanında Türkiye’de ilk uğraşan olması çok önemli idi.                                                                                                                                         Çok yakınen tanıdığım, çok başarılı Mardin’li kadınlar sürekli artıyor. Hepsinin çok özel farklı hikayelerini tek tek yazmam lazım. Aşağıda onlardan biri Ebru Baybara ile

 Sosyal medya sağolsun, heryerden, inanılmaz güzel mesajlar aldım, çok mutlu oldum, hepsini saklamak istiyorum.Güzel bir hafta, güzelliklerle devam ediyor.7 Haziran da da, sevgili arkadaşım Özlem Duyar Aytemiz ile  bizi  mutlu eden, bir toplantıya katıldık.Çok genç girişimci, Tuğçe Ergun‘dan  çevreye, doğaya,ülkemize, kadınlarımıza katkı sağlayacak bir proje çalışmasını, çoşkulu, inançlı anlatmasını dinlemek, çalışmalarını paylaşmak  çok hoştu.Toplantının arkasından beraber çok keyifli bir mola verdik. Benim, bizim, çoğumuzun çok sevdiği bir mekanda Erenköy’de Bistro 33 de, güzel arkadaşımın zarif teklifiyle, tekrar kutlama yapma,sohbet  etme şansım oldu.Hava çok güzeldi, bunaltmıyordu,çünkü hafif bir serinlik vardı.Umutlandırıcı projeleri dinlemek enerji vermişti. Arkasından, sohbet de çok güzel geçti.

Dünya Çevre Günü de 5 Haziran da çok katkı dolu, fayda dolu bir organizasyon oldu. Beni tüm ekibimizi, davetlilerimizi mutlu etti, umutlandırdı, arkadaşlarım çok güzel anlattılar, bende yarın  Yeşil Kagider Blog‘ a  kendi yorumumla anlatacağım. Benimle mutluluğumu paylaşan doğum günümü kutlayan herkese tekrar tekrar teşekkürler, sevgiler.

Aşağıda Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması ile ilgili kısa bir bilgi aktardım.

KAGİDER, Garanti Bankası ve Ekonomist Dergisi işbirliği ile düzenlenen ve bu yıl altıncısı gerçekleştirilen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın ödülleri dün akşam Four Seasons Bosphorus’ta yapılan ödül töreninde sahiplerini buldu. Okumaya devam et

Fazıl Say “Ses Opus 40 Konseri” Süreyya Operası’nda

Sabah bir rüyanın için de uyandım, aslında sonunda. Arkadaşlarımla buluşmak için bir yere gidiyorum. Bir otobüsden inip bir deniz aracına binmem lazım.Nasıl oluyorsa ineceğim yeri atlıyorum, panik yapıyorum, deniz aracını kaçıracağım, ya da kaçacak.Bir tekne sizi oraya götürürüz diyor. Peki diyorum, yolda tekne su almaya başlıyor.Batma noktasına geliyor,artık tamam herşey bitti, batıyoruz diye düşünürken,  o ara nasıl oluyorsa  bir kıyıya yakınız herhalde, iniyorum. Kalan mesafeyi de oldukça uzun ve yürünmesi zor ama, yürüyorum, ve arkadaşlarımın yanına varıyorum.Arkadaşlarım, şaşkınlık ve heyacan içindeler, biraz önce aralarında tatsız bir şeyler yaşanmış.Tartışmalar olmuş, hoş olmayan davranışlar, hiç söylenmemesi gereken şeyler grup içinde söylenmiş. O onu dedi,bu  bunu yaptı, anlatıp duruyorlar. Benim olmadığım şu kısacık anda mı oldu bunlar diye soruyorum, evet diyorlar, ve o zaman dönüp bana soruyorlar, sahi sen neden geciktin. O zaman ben de kendime soruyorum, anlatsam mı ,anlatmasam mı ben neler yaşadım. Hangisi önemli, bilemiyorum.

Aynı rüyamdaki gibi bir hafta yaşadım, yaşıyorum, annemin rahatsızlığı, zor geçen çok ıstıraplı sancılı geceler, doktorlardan beklenen çare umudu. Ama çare yerine anlatılan çok karanlık tablolar. Bütün bunlar yaşanırken hayat devam ediyor.Kendime geldiğimde telefonumdaki aramalara, maillerime, mesajlarıma bakıyorum, cevaplar veriyorum.Müşterilerimle uzun uzun, konuşmalar yapıp anlaşma uzlaşma ortamları hazırlıyorum.Sonra yine özel hayata dönüp annem için birşeyler yapmaya çırpınıyorum.Biraz iyi gördüğümde deniz kenarına götürüyorum ya da hemen evimizin yanındaki kafelerden birine.Evde ona özel yemekler hazırlamak için alışverişler, koşuşturmalar yapıyorum. Ertesi gün, daha ertesi gün yine hastane randevuları var, doktorlarla görüşmeler var. Ajandamı onlara göre tekrar tekrar kontrol edip düzenliyorum. Ben de her an düzgün, bakımlı ve ayakta kalmalıyım. Kendimle ilgili hiç birşeyi de ihmal etmemeye, katılabildiğim kadar da hayatı aksatmama gayreti içindeyim. Hayatın içinde olmanın bana güç vereceğine inanıyorum. Sonra mesjlarım arasında güzel bir haber parıldıyor,  Fazıl Say konserine gider misiniz,davetiyelerim var. Hiç düşünmeden giderim, çok da mutlu olurum diye cevaplıyorum. Artık hangi anda ne yaşayacağım bilmiyorum. Bütün işlerimi, sorumluluklarımı aksatmadan konsere gidiyorum. Yüreğim  acı ve sıkıntı dolu, dışarıda hayat, tam aksine  çok canlı. Havaların ısınması ile her yer, caddeler, hele Süreyya Operası çevresi çok keyifli. Operanın içi çevresi hep tanıdık simalarla dolu.Tüm şair, yazar, gazeteci,tiyatro opera sanatçıları, televizyoncular ve sanatseverler oradalar.

Çünkü özel bir gece, Kırmızı Yayınları tarafından bu yıl 5.’si düzenlenen Metin Altıok Şiir Yarışması Ödül Töreni ve Fazıl Say’ın en yeni projesi, “SES Opus 40 konseri.”Jüri başkanı Doğan Hızlan ödülü  kazanan Tozan Alkan’ı çağırmadan önce kısa ama çok anlamlar yüklü bir konuşma yapıyor ve sonra da Tozan Alkan’a ödülünü veriyor.Tozan Alkan daha önce de Behçet Aysan şiir ödülünü almış bir şairimiz, o  da kısa öz, bir konuşma yapıyor ve şiirlerle anlattıklarını zenginleştiriyor.Tozan konuşmasının sonunda,  Metin Altıok’un hayatıma eşlik eden iki dizesiyle bitirmek istiyorum: “Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli / Çok sevmeli öyleyse, çok söylemeli.” diyor.

Fazıl Say sopranolar,Nihal İnan,Senem Demircioğlu,Dilruba Bilgi ile

Sonra da  konser başlıyor. Müthiş güzel, farklı, bir şeyle karşılaşıyorum. Fazıl Say’ın en yeni  projesinde önce,  Altıok’un şiirleri “Sis”, “Birer Kibrit Çakımı”, “Ben Gül ve Zakkum”  oyuncu Tülay Günal tarafından  Fazıl Say’ın piyanosu eşliğinde okunuyor. Say daha sonra lirik soprano Nihan İnan, mezzo soprano Senem Demircioğlu, koloratur soprano Dilruba Bilgi ve vurmasazlar Aykut Köselerli “SES – Opus 40” eserini İstanbul’da ilk kez seslendiriyor.

Fazıl Say,Tülay Günal,Aykut Köselerli, ve sopranolarla

Eserde,Behçet  Aysan’ın Bir Bahar Dalıyla, Metin Altıok’un Odasında Bir Evin ve Aziz Nesin’in Sivas Acısı şiirleri yer alıyor.Benim için sanki büyülü bir ortam.Beş sanatçı ayrı ayrı, söylüyorlar, çalıyorlar.Eserde, piyanonun yanı sıra Ufo, Hapi ve Waterphone gibi farklı enstrümanlar da yer alıyor. Beş sanatçı  birbiriyle çok uyumlu geçişlerle ne biri önde ne biri arkada hepsi sırası geldiğinde harikalar, çok güzel bir beste. Tüm sesler ayrı ayrı çok etkili. Fazıl Say müthiş, olağanüstü. Konser bestesi ve yorumları ile şairler için  ve ödül töreni için çok değerli bir armağan. Herkes konseri çok beğendi,dakikalarca ayakta alkışladık.Beş sanatçı yine ne biri önce ne biri sonra hepsi bir arada defalarca selam vermek için gelmek zorunda kaldılar.Dünyaca ünlü piyanist bu eserin de bestecisi Fazıl Say tüm mütevaziliği ile orada idi. Hep diğer dört sanatçı arkadaşıyla beraber selamladı, aynı anda, aynı sırada.Biz tüm salon aynı yürek ve çoşkuyla dinledik, etkilendik, alkışladık, mutlu olduk, hayran olduk.

Teşekkürler, Fazıl Say, teşekkürler tüm sanatçılar,teşekkürler tüm emeği geçenler.Teşekkürler Sinem’im bu harika konser davetin için.

Çıkışta, cadde  ışıl ışıl. Biz dört üniversiteli arkadaş, konserin etkisinde mutlulukdan uçuyoruz.Ben kocaman aşkımı, evi ararken, sevgili damadımız Haluk resmimizi çekiyor, en doğal halimizle.  Akadaşlarımla bu büyülü güzel gece hemen bitmesin kararı ile Moda’da oturan arkadaşımız Esen’e doğru yürümeye başlıyoruz. Moda caddeleri, sokakları, deniz kenarı da başka güzel, başka heyacanlarla , konserler, etkinliklerle dolu.

Her yerden farklı müzik sesleri geliyor, biraz ilerde başka bir açıkhava konseri var. Hepimiz bu çok güzel gecenin, tadını biraz daha uzatmaya kararlıyız….

Bir Mektubumuz Var Rana Kalfa

Rana’dan bir ay önce blogumda yayınlamam için aşağıdaki maili aldım. Anlattıklarından Rana’nın girişimcilik öyküsünde eğitime çok önem verdiğini bu yolda doğru adreslerde, eğitimler aldığını ve başarılı olduğunu anlıyorum. Çok güzel, çok takdir ettim.Bu anlatımı ile de tüm yeni girişimcilere çok güzel bir örnek oldu.Ben de paylaşmakla mutluyum.

Hepimiz için eğitim her zaman olmazsa olmazımız. Yeni girişimciler için de Rana’nın aldığı eğitimler çok doğru. Doğru kanallarla da ilişkiler kurmuş, kuruyor, çok başarılı olmuş.

Sevgili Rana, aynı parelellikte yaptığın üretimin  kalitesi de, farklılığı,ambalajı, sunumu, paketlenmesi, pazarlaması için çok önemli.Hedeflerin doğrultusunda, üretim yapabilme kapasiten, ya da ne boyutta, üretim yapabilirsin, kar etmek için ne kadar üretmeyi satmayı hedefledin.Büyüme hedeflerin nelerdir? Fiyatların, teslimat, tahsilat koşulların, piyasa sistemlerine uyabiliyor mu? İş kurmayı düşündüğünde tüm koşulları bir büyük resim içinde görmek çok önemli.                                                                                                                           Seni ve eşini iş kurma ve geliştirme yolundaki cesur başlangıcınızdan dolayı kutluyorum. Tüm üretim ve pazarlama konularında bir iş akış planı, fizibilite çalışmaları, yıllık, üç yıllık, beş yıllık, öngörü çalışmalarını hazırlayıp, her türlü değişken durumlarda da B, C planların var mı? Kagider de senin sektöründe imalat, pazarlama yapan bir kaç değerli,tecrübeli arkadaşımız da var.Onlardan da bilgi paylaşımı, destek alabilirsin.Çok değerli, başarılı arkadaşımız  Handan Ercengiz ile tanışmışsın,  Sevgili Handan’ın senden talebini,ihtiyacını karşılayabilirsen, hem Handan’dan çok şey öğrenir, hem de pazarlama tanıtım çalışmaların  için çok faydalı olur.Rana’cım sana yazarken kendimi Güzin Abla gibi hissettim.Hem sana faydalı olmak, hem senin gibi çok yeni yola çıkan arkadaşlara faydalı olmak istedim. Seni ve üretimini tanımadığım için şimdilik çok birşey yapamıyorum, senden gelen bilgilerle de,  senden öğrenmek istediklerime  tam ulaşamadım.Ama sen gönülden istedin, ben de gönülden yazdım, paylaşıyorum.Hedeflerini koymuş ve yepyeni bir yola çıkmışsın, bu yolda çok istekli  ve çok çalışkan olduğunda, her zorluğu yenip çözeceğine eminim.Ben de Kagiderli  arkadaşlarım da hep yanında olacağız.Güzel haberleri gelişmeleri bekliyorum. Sevgiler

“Merhaba, adım Rana KALFA. 34 yaşındayım. Evliyim. Sakarya Üniversitesi Kimya bölümünden mezun oldum. Kimyagerim.Almış olduğum eğitimin ve sahip olduğumbilgi ve becerilerimi geniş bir şekilde kullanabileceğim bir sektör olduğundan dolayı kozmetik sektörünü seçtim.

9 yıl’a yakın bir süre kimya sektöründe çalıştıktan sonra, şubat 2011’de Tekirdağ’ın Çorlu ilçesin’de, tüketicilerin kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürmesi için, ihtiyacı olan Doğal Kozmetik Ürünlerini(Doğal Aromaterapi Sabunları, Doğal Kabak Lifli Sabunları, Gliserinli Sabunlar, Doğal Parafinsiz Soya Mumları, Body Peeling, Aromaterapi Banyo Topları, Aromaterapi Banyo Tuzları, Banyo fizzy’leri, Doğal Katı vücut kremleri) üretmeyi ve sunmayı hedeflemek amacıyla şirketimi kurdum.

Üretim aşamasından, paketlenmesi ve tüketiciye sunulmasına kadar her türlü işlem el yapımıdır.

İş hayatına atılmadan önce, kurmayı istediğim işimde daha başarılı olabilmek, kendimi daha da geliştirmek için, KAGİDER’in düzenlemiş olduğu “İşimi Kuruyorum” eğitimine katıldım.

Goldman Sachs’ın, Türkiye’de Özyeğin Üniversitesi işbirliği ile başlattığı, ”Kadın Girişimcilik ve Yöneticilik” sertifika programına katılarak başarı ile bitirdim.

İşimi kurarken, KOSGEB’in Kadın Girişimci Destek Kredisini almaya hak kazandım.

Almış olduğum satış, pazarlama, Finans, Sermayeye Erişim, İş Planı Geliştirme ve Değerlendirme eğitimleri sayesinde, kendime olan güvenim ve bilgi birikimim arttı.

Hayata bakış açımı değiştirdim.

İkili insan ilişkilerinde kendimi daha iyi ifade edebildiğimi sezinledim.

İş ve sosyal çevrem daha da genişledi.En önemlisi, işimde başarılı olabileceğim inancım arttı.Kurduğum hayallere ulaşmanın hiç te zor olmadığnı anladım.

Sabırlı olmayı ve gerçekten işinde başarılı olmak için; gerekli çabayı göstermem gerektiğini öğrendim.Zor ve sıkıntılı günler geçirdim ama çalışma şevkimi, enerjimi ve motivasyonumu hiç kaybetmedim.

Öncelikli olarak hedefim, kurmuş olduğum şirketi ayakta tutabilmek 10 yıl içinde, marka bilinirliğini arttırarak , yurt içi ve yurt dışında ürünlerimin satıldığı mağazalar açabilmek.

Tüm kendi işini kurmak isteyen kadın girişimci arkadaşlarıma, işlerin kurmadan önce,bu tür “Girişimcilk ve Yöneticilik” eğitimlerini alarak iş hayatına atılmalarını tavsiye ediyorum.

Mirabellapure olarak misyonumuz; günümüz insanının, sağlıklı ve kaliteli yaşamı için gerekli olan, doğal ürünleri yapmak ve siz müşterilerimize yüksek kalite ve uygun fiyat ile sunmaktır.

Mirabellapure olarak vizyonumuz; insanlara doğal ürünler sunarak, yaşam kalitelerini artırmak. Doğal Kozmetik pazar payını genişletmek.

Kozmetik ürünler, gerekli hijyen koşullarına uyularak ve belirli bir bilgi birikimi ile laboratuvar koşullarında ve denetimlerle üretilmezse, yarardan çok zarar verir.”

Sevgi ve Saygılarımla

Rana KALFA

Web site: http://www.mirabellapure.com

E-mail: rana.kalfa@mirabellapure.com