Prens ile Tavla ve Bodrum

Prens’im Temmuz başı, biz de on gün sonra Bodrum’daydık.İstanbul’da başlayan hafta sonu, deniz sefaları Bodrum’da her gün yapılmaya başlandı.Eğlenceler, oyunlar, oyuncaklar, mekanlar, arkadaşlar, plajlar, klüpler, evler, her şey değişti.                           Her an onun için yepyeni öğretilerle geçmeye başladı.Yazın ona kazanırdığı yeni öğretilerden, biri de aile erkeklerinin geleneksel oyunu tavla oldu. Aslan tavlayı çok kısa sürede keşfetmek de, gecikmedi.

Tavlanın gözlüksüz keşfi

Pulları isteyince,

Hafif bir fırça sonrası ilgiyle oyunu seyretmeye devam.

Artık taktik veriyor.

Yeter artık ben oynuyacağım.

Aşkımla Bodrum’da buluşmak, denizde bahçede, onunla oynamak, sohbet etmek, müzik dinlemek,hamak da şezlongda uyumak, salıncak keyfi yapmak, yeni latin şarkılar keşfetmek keyiflerin, sevgilerin mutlulukların en güzeli.

O bize verilen en güzel armağan, hem de gözlüklü bir armağan

Sonbaharda Bodrum

1975 den beri her yaz, olabildiğince Bodrum da olmaya çalışdım.Senelerdir  yazları, işe Bodrumdan gidip, gelerek yaşadım. Ama hiç sonbaharda Bodrum da olamadım. Her Ağustos sonu itibari, iş hayatı yoğun başladığı için,evi kapatıp dönmek zorunda kaldık.Bu sene  sağlık nedenlerimizden, yazın Bodrum da kalamadık.İstanbul da idik. Ama başka bir şansımız oldu, geçen sene bir hafta Eylülde, bu sene hem Eylül de hem de Ekim sonu Kasım başı  10 ar gün Bodrumlu olduk.

Evet, evet, evet…… herkesin anlattığı gibi Eylül de Bodrum harika. Havası, denizi, kokusu, her şeyi ile mükemmel. Uçaktan indiğiniz de o kadar güzel bir hava insanı  kucaklıyor ki, zaten büyülenmiş  gibi oluyorsunuz. Sonra deniz, sizi nasıl sarıp, sarmalıyor, hiç çıkmak istemiyorsunuz,kendinizi bambaşka bir dünya da sanıyorsunuz, suyla bütünleşiyorsunuz, tüm mutluluklar sizinle oluyor.Sahil de olmak, güneşlenmek, kitap okumak, sohbet etmek, ya da sadece ve sadece denizi seyretmek, hepsi her zamankinden fazla keyif veriyor.Herşey sizi kucaklıyor, içine çekiyor.Bu güzel havada, suda, zamanda erimek, onlara karışmak , parçası olmak  istiyorsunuz.

Her yer sakin, ulvi bir törende gibi yaşıyorsunuz. Koylar zaten çoğu boşalmış oluyor, sadece merkezlerde hareket var. Eylül ayındaki Bu Bodrum seyahatimde ben,  muhteşem doğayı, güzellikleri, denizi;  sezonun son konserleri, briç turnavaları, keyifli sakin koşuşturmasız,  telaşsız, dost yemekleri , uzun yürüyüşler,  yeni keşfedilmiş kitaplarla taclandırdım.

Bodrumda harika üç Briç Klübü var. Her gün birinde turnuvaya katılabilirsiniz. Oyuncuları da, üyeleri de, Bodrum da yaşıyan çok  güzel,elit insanlar. Çoğunluk eşleri ile katılan,emekli, üst düzey yönetici, kamu görevlisi,eski asker,diplomat, ortalama yaşları 60 ve üzeri olan bu briç severler aralarında da çok güzel dostluklar kurmuşlar.Beraber diğer zamanlar da da yemeklere gidiyorlar, farklı aktiviteler yapıyorlar.

Benim en çok sevdiğim yerlerden olan Bodrum Marina en hareketli noktalardan,kitapçısı, kafesi,restoranları, mağazaları ile cıvıl, cıvıl.

Marina’nın karşısında Tango, Memodof’un yeri, Yalıkavaktaki köfteci, balıkçılar, kebapçılar,Gümüşlük’te, Bitez de  restoranlar, sabah kahvaltı, hafta sonu brunch yapabileceğiniz,hepsi sonbaharda başka güzel,çok özel yerler var.Gazetenizi alın, kitabınızı alın, kağıt kaleminizi alın,ister yalnız, ister sevdiklerinizle hep mutluluk veren yerler.

Bu sene Bodrumda yaşayan arkadaşlarımız bizi, yeni gözde yer, merkezde manavların arkasındaki balkçılar çarşısına götürdüler. Burada eskiden sadece balık satılan çarşıymış.Şimdi hem balık ve tüm deniz ürünleri satılıyor, hem minik restorantlarda istediğiniz gibi pişiriliyor, istediğiniz salata ot, zeytinyağlı, balık mezeleri de ayrıca servis ediliyor. Çok taze, çok lezzetli sofralar, güzel dostlarla da beraber olunca müthiş keyifli oluyor.

 Hele Gümüşlükteki konserler,yine sonbahar da en enerjisi yüksek,kalabalık yerler.Dinleyicileri de, Avrupa da ki konserlerde rastlayacağımız cinsten çok şık, gerçek şık, gerçekten müzikle aşk yaşayan, solistle,beste ile eserle bütünleşen insanlar. Bu sene Eylül de kapanış konseri Gülsin Onay’dı. Sezonun son konserini  kaçırmadığım için çok mutlu oldum.Geçen sene de sezonu Gülsin Onay ve Burhan Öcal’la kapatmıştım.İkilinin uyumu müthişdi.İki dev sanatçıdan müthiş  bir performans çıktı,Bilfen Orkestrası da muhteşemdi, mekan harika , uçtum, gerçekten uçtum.Bu sene ki son konserde Gülsin hanımı 400 yıllık taş binada, kilisenin içinde dinledik. Çok yakından elini tutacak , nefesini duyacak mesafede; nasıl çalarken kendinden geçiyor, ve geçiriyor.  Aaaaaaaaaaaaaaaaa, evet hatıraları bile muhteşem.

    Geçen sene  ve bu sene Eylül de yakaladığım Gülsin Onay ve Burhan Öcal konserlerini  benim için çok değerli köşe yazarı ve yazar Zeynep Oral’dan okumak isterseniz,Cumhuriyet Gazetesi 10.09.2010 yazısına bakabilirsiniz.

Bodrum’u sonbaharda mutlaka deneyin.                                             ,

Şükürler Olsun, Şükürler Olsun

Her sabah güne  başlarken, her gece yatarken, rutin  şükrederek kalkıyorum, şükrederek yatıyorum,dualarımı okuyarak duşumu alıyorum. Eskiden nedense hep sabahları kalkınca yapardım şükretmeyi,  artık geceleri  yatağıma gittiğim de aynı şeyi tekrarlıyorum. Tanrım sana şükürler olsun, binlerce kere şükürler olsun, beni doğru yoldan, güzelliklerden, mutluluklardan, ayırma, aileme, sevdiklerime, dostlarıma,ülkeme , tüm insanlara güzellikler, sağlıklı mutlu günler nasib eyle, deyip dualarımla uykuya dalarken sadece ve sadece tüm güzel şeyleri gözümün önüne getirip, o anda aklıma hangileri geliyorsa, ailemle en keyifli sohbetler, seyahatler,kahkahalı komik anlar, duygusal, romantik, çoşku veren müthiş  doğa görselleri, müzik konserleri, her şey, sonra da uyuyorum. Ve uzun süredir gece sancıları,  uykusuzluklar yaşamıyorum.Uyuyuncaya kadar devam ediyorum, gece uyanırsam da hemen aynı şeyleri tekrar ediyorum.Deliksiz, dinlendirici bir uykuyla sabahı buluyorum.O zaman da kuş gibi, şükürler olsun, şükürler olsun tanrım diye aynı dualarla mutluluklarla, çoşkuyla, enerjiyle, yapacağım işlerim her ne olursa olsun, heyacanı ile  şarkılarla kalkıyorum.

Tabi bazen farklı şeyler de oluyor.mesela harika bir seyahatin, mutlu güzel günlerin ardından, geri döneceğim gün nedensiz; yataktan uyandım ama  kalkamadım, daha doğrusu kalkarken müthiş bir baş dönmesi oldu, gözlerim karardı, nefesim kesildi.Ben hemen çok sevgili insan değerli mesnevihan Nur Artıran hanımın dediklerini aklıma getirdim.Ne olursa olsun panik yapma, ne yapmam gerekiyor diye düşün, sakin ol, pozitif ol,bunun da bir nedeni var, hem de olumlu pozitif bir nedeni var,bu neden nedir tanrım diye düşün, bulmaya çalış,

Ben de aynen öyle yaptım, derin derin nefes aldım, bekledim, camları açtım hava aldım, gözlerimi sıkı sıkı kapatarak başımın dönmesini sakinlikle geçmesini bekledim.Sonra yine yavaş yavaş aşağı yukarı bakmadan, gözlerimi kapatarak duşumu aldım, giyindim, tabi çok zorlanarak ve her yaptığım hareketten sonra yine defalarca şükrederek, dinlenerek, tanrım bunu da yaptım, bunu da yaptım diyerek, sonra kocaman aşkımla , beni bekleyen canım arkadaşlarımla da paylaşıp  doktoruma ulaştım, ne yapacağımı sordum ve tavsiyesiyle ilaçlarımı alarak  ve güne devam ettim. Denilenleri yaparak, binlerce kere şükrederek, akşam uçağımıza kadar harika  bir gün daha yaşadık.Resimlerimi paylaştım, kendimde bakınca önceki günlerden hiç farkım yok.Tanrım şükürler olsun, her şey için, her güzellik, mutluluk için.

Bodrum, ilk gördüğümde aşık olduğum şehir…

Bodrumun en sevdiğim yerlerinden Marina’dayım. Her yer son derece sakin. Hava öğleye doğru ısınıyor, sabahları ve aksamlari serin. Deniz suyu sıcak olduğu için denize girenler var, güneşlenenler de .

Biz bahçe düzenlememiz için sera sera dolaşıyoruz. 26 senelik dev palmiyemiz hastalandı, kurtaramadık. Mısır’dan gelen bir böcek ağacımızı içten içten kemirdi. Onu kaybetmek bizi çok üzdü, hayat böyle, o gidiyor, yerine yenileri geliyor. Palmiyemiz anılarımızda, gönlümüzde, resimlerimizde yaşamaya devam edecek. Yenilenen yerler için çıtır, çok seker peyzaj mimarımız bize güzel önerilerle hazırladığı çalışmasını sundu. En çok hoşuma giden tarafı olan bitkileri kırmadan dökmeden yok etmeden, sevgiyle çalışmasıydı. Bizde başka alternatifler neler olabilir diye uzun uzun araştırarak baktık, eledik, her biri başka güzel şaşırtıcı çiçeklerle, bitkilerle, çok keyifli saatler geçirdik. Bahçemizde nasıl dururlar, mutlu olurlar mı diye tekrar tekrar baktık, onları anlamaya çalıştık.

Çok sevdiğimiz arkadaşlarımızın, beğendiğimiz güzel bahçelerine baktık, bahçıvanlarıyla sohbet ettik. Sonunda ,sosyete çiçeği, kufeya, lavanta, çıtır, Meksika petunyası, aspargus, mor telgraf, afrika zambağı, kurdela, ardıçlar, papatyalar farklı yerlerde gönlümüze göre yerleşti. Pembeler, morlar, sarılar, beyazlar, yeşilin çeşitli tonları bahçede diğer çiçeklerin bitkilerin yanında yerini aldı. Sanki hep oradalarmış gibi, Simdi büyük bir heyecanla büyümelerini, gelişmelerini önümüzdeki sezon bize nasıl görüneceklerini bekleyeceğiz.