Meltem ile Keyifli Davetler

Canınız keyifli bir şeyler görmek istediğinde, Meltem Beyazıt Tepeler yazın, karşınıza çıkacak, her başlığa tıklayın. Bir güzellikten, diğerine, göz kamaştrıcı bir düğünden, hayaller ötesi bir davete dalın gidin. Her zaman çok çekici gülüşü,içinizi ısıtan bakışları, candan sohbeti, mütevazi hali tavrıyla, Meltem, olağanüstü, farklı, yaratıcılıkta sınır tanımaz davetler organizasyonu, yapan çok sevgili arkadaşımız.

                                                                              Evet düğün, dernek, davet ihtiyacınız olduğunda, en ihtişamlısını, farklısını, parmak ısırtacak cinsten olanını, her zaman anlatacağınız, çocuklarımıza, torunlarınıza güzel anılar bırakacağınız değerde, olanını yapmak istiyorsanız,Meltem’i arayın, ona danışın, yaptıklarını izleyin.Sonra, Meltem sakin, dingin, güleryüzlü,zarif yapısı ve tavrıyla, sizi alıp, bambaşka güzellikler, keyifler dünyasına, hayallerdeki masallardaki düğün davetlerin içine sokuverecek.

Meltem’i uzun zamandır tanıyorum, ikidir de tesadüf Pera Palas’da ortak davetlerde, organizasyonlarda   bir araya geliyoruz.Hem de bu çok sevdiğim otelde, tarihi yapıda,bakıyoruz, yanyana oturmuşuz. Bir çok arkadaşımı, değerli iş kadınını yazmakta geçiktiğim gibi, Meltem’i de  yazmakta çok geç kaldığımı düşünüyorum. Meltem sürekli, yaptığı muhteşem işler, organizasyonlar gibi, çok gurur duyacağımız başarı haberleriyle de bizi mutlu ediyor.

İlk biraraya geldiğimiz de Düğünler ve İstanbul kitabını yeni yazmıştı.Üzerinden hemen günler aylar geçiveriyor.

İstanbul’u en güzel düğünleri ile anlatan bu masalsı kitapda, tüm dünyada, her geçen gün daha da popülerleşen güzel şehrimiz ,İstanbul’un en seçkin düğün mekanlarında,birbirinden güzel düğünlerin hikayesiyle anlatılıyor ve  İstanbul’un ‘Düğün Destinasyonu’ olarak ne kadar önemli bir konumda olduğunu  kanıtlıyor. Evlenecek çiftler için de yeni trendler, şık düğün sofraları, muhteşem güzellikte nikah ve seremoni görselleri  içeriyor aynı zamanda…

‘Düğünler ve  Istanbul’ kitabı, geçtiğimiz 2011 Ocak ayında Paris’te ‘Maison Objet’ fuarında da satışa sunuldu. Uluslararası profesyonellerin katıldığı bu fuarda büyük ilgi gördü.

İstanbul’da her dini kucaklayan nikah seremonileri, eski İstanbul’un evlilik gelenekleri , sinagoglar, kiliseler, kına geceleri, kısacası  İstanbul’da evlilik tarihi ve kültürü de ilk defa bu özel kitapta.

Meltem’in benim  çok değer  verdiğim,çalışmalarından  biri de bir eğitimci olarak,  sektöre genç profesyoneller yetiştirme çabası.                                                                                    Tepeler, etkinlik sektöründe öncü derneklerinden Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği’nin (YEPUD) başkanı ve kurucularından.

Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi (BÜYEM) ve YEPUD işbirliğinde halen devam eden ‘Etkinlik Yönetimi Sertifika Programı’nın oluşmasının öncülerinden olan Tepeler, aynı eğitim programında mesleki tecrübeleri ile ilgili dersler veriyor. Tepeler, etkinlik sektörü ile ilgili çeşitli konferans ve seminerler düzenlemeye ve sektöre genç profesyoneller yetiştirmeye devam ediyor.

Aşağıda basında çıkan yazılardan birkaç başlık koydum.Hepsi birbirinden çekici, iddialı, şaşırtıcı başarıların haberleri,

İslam Konferansı’na ve Nato Zirvesi’ne imza atan kadın

Papa’ya yemek ziyafeti çekti, işleri bir anda açıldı

Bu kez KM’nin damadı George Bush’tu.

KM Events’in 2023 hedefi 65 bin uluslararası düğün

“Düğünler ve İstanbul” İçin Muhteşem Lansman

Ben tıklayın, bu müthiş kadını tanıtım videoları ile, TV programları ile, blogu, webi, muhteşem görselleriyle tanıyın, hem siz de rüya gibi güzelliklerle dolu bir dünyada gezinin diyorum.

Ben de aşağıda KM Events’ın hakkında sayfasını ve harika bir tanıtım görselini, sizler için  paylaştım.Sevgili Meltem’i bu müthiş başarıları, çalışmaları, ülkemizi İstanbul’u tanıtan organizasyonları, eğitime gençlere katkıları için defalarca kutluyorum. Seninle gurur duyuyoruz, Meltemcim.

KM Events  Türkiye’yi pek çok uluslararası etkinlik, davet ve düğünde temsil ederek, Türkiye adına, en önemli misafirleri ağırladı. Papa XVI. Benedict, George Bush, Tony Blair, Chirac, Berlusconi, Schröder, Aliyev, Condelizza Rice ve daha pek çok devlet adamı KM Events’in konukları oldular…

KM Events , 2004 yılında  gerçekleşen  Nato Zirve Toplantısı Başbakanlık  Gala Yemeği düzenlemesi  olmak üzere, 2004 yılında İslam Konferansı etkinlikleri düzenlemeleri , 2006 yılında Bakü- Ceyhan – Tiflis Boru hattı açılışı Cumhurbaşkanlığı yemeği düzenlemesi,  yine 2006 yılında Papa XVI. Benedict ‘in ve 2007 yılında Condelizza Rice’ın  İstanbul’da ağırlanmasına imza attı. Okumaya devam et

Benim Girişimcilik Hikayem

Girişimcilik hikayemi merak edenler, özellikle de gençler için ben de yazmaya çalıştım. Aslında kısa bir özet yapıp, daha önce Aylin Löle’nin yazdığı hikayemi paylaştım.

Benim için iş kurma fikri lise çağlarında oluşmuştu.Hem de çabuk okuyup işimi kurayım diye birinci sınıftayken, müdürümüzle konuşup dışarıdan imtihanlara girenler gibi bende lise bitirme sınavlarına girmeyi teklif etmiştim.Belli bir yaşın üstünde olmak gerekiyormuş kabul etmediler.Sonra lise ikinci sınıfta ilk kez çalışıp, bir uluslararası turizm kongresinde staff olmuştum.

İlk işim,1970 de, Skal Turizm Kongresinde, AKM de Opera’da İnci Pirinçcioğlu, Günseli Başar ve dünyanın her tarafından katılan turizmcilerle  ile 

Acele et, ve güçlü ol.Bu komutlar, beni her zaman  yönlendiren hayatımı organize eden güçler oldu. Lise sonda evlenme kararı aldım.Onun için üniversite tercihim, o yıllarda devam mecburiyeti olmayan Marmara  Üniversitesi İşetme Bölümü oldu. Okulum o dönemde,Şişli’de daha önce özel okul olan Şişli İktisat binasındaydı. Yani evime yürüyüş mesafesinde.Okulun birinci yılında evlendim.Hiç kimsenin inanamamasına rağmen ben okulumu herkesle aynı yıllarda, aksatmadan bitirdim.Üçüncü sınıfta da kızım dünyaya geldi.Hepsi bir arada sıkıntısız, haloldu. Hep kendi işimi kurmayı hedeflerken, kocamı çalışmam fikrine  ikna edebilmem için önce bankada çalışmaya başladım.O dönemde kadınlara en uygun  gözüken kurumsal iş banka idi. On beş ay çalıştıktan sonra, istifa ettim ve  hocam Öztin Akgüç‘ün mali müşavirlik ofisinde staj yapmaya başladım. Amacım ben de hocam gibi Mali Danışmanlık Ofisi sahibi olmaktı.

Ama orada iş hayatımın önemli  bölümünü oluşturan iş ve ortaklık  teklifini aldım. 1980 de kurduğumuz, şirketle 2000 li yılların başına kadar ev ve otel tekstili yaptım. İnişli çıkışlı, bazen çok zor, mücadelelerle dolu,bazen çok keyifli bir işim oldu.Havlu çarşaf imal ettim,tüm otellere marketlere, toptancılara sattım.Yurt dışında fuarlara katıldım. Club Med’ler Sheraton’lar Etap’larla başlayan çalışmalarım, sonra Türkiye genelinde bütün otel tatil köyleriyle çalışır hale geldim. Printemp,Carrefour, Metro gibi zincirlerin hep ilk açılış dönemlerinden itibaren ev tekstili üreticileri oldum. Migroslar, Çarşı’lar (Boyner) YKM’ ler, toptancılar ve diğer ev tekstili satanlar  hep müşterim oldular. Türkiye’de kabak lifinden sabunlukları yapan ilk  firma oldum.Kabak liflerini, Alanya’da hem yetiştirdim, hem sabunluk haline getirip sattım.Tüm bu dönemle ilgili anılarımı Aylin Löle‘nin kitabında çıkan anlatımıyla aşağıda ekledim.2000 li yılların başında, ev tekstilin de tüm dünyada uzak doğunun etkisiyle kriz yaşanır olunca, ben de imalatı zora düşmeden bırakma kararı aldım. 2000-2005 yılları arasında ev tekstili imalatını durdurup,eşim ve çok sevdiğimiz ortağımız ile Fransa’dan  kumaş mümessillikleri ve tekstilde b2b portalı ile devam ettik. O ara 2003 de Kagider üyesi oldum.

Kagiderde kurduğum çok güzel ilişkilerde iki Kagiderli arkadaşımla yeni bir iş kurduk. İlk işimin amacı para kazanarak güçlü ve özgür olmaktı. Yeni kurduğumuz iş de ise, para kazanmak ama keyifle, şartıyla başladık .Bunu da hep birinci ilke olarak sürdürdük.O güne kadar hep yatırım amacı olarak hayatımın önemli bir yerini işgal eden Gayrimenkul,iş konumuz oldu.

Mimar olan ve bu konuda senelerini vermiş, Proje ve İnşaat şirketi olan ortağımızla Gayrimenkul Proje Geliştirme, Satma, Kiralama şirketi kurduk.Üçümüz için yepyeni heyacan veren keyif veren bir iş oldu.Sektörde çok farklı ve yepyeni bir sistemle başladık. Başarılı olduk. Kurumsal olmak, Kalteli olmak,Çevreci olmak,İlk leri başlatmak için çok emek verdik.

Gayrimenkul Konsept’de Kagiderli iki ortağım Nuran Evrensel, Ayşe Köroğlu ve ekip bir aradayız.

İso ve EFQM   Kalite Belgeleri aldık. Sosyal Medyayı başarılı kullandık. Ses getiren, başarılı projeler başlattık, teslim ettik. Altıncı yılın sonunda üç ortak gelecek günlerde,şirket için,  gereken vakti hep birlikte, ayıramıyacağımızı anlayarak, yeni iş almadan, sonlandırma kararı aldık. Elimizdeki projelerle ilgili çalışmalarımız da devam ediyor.                                              Bu önemli karardan sonraki günlerde spontane gelişen, Quantum Koçu Aynur Tümen ile  bir araya gelmem, benim içimdeki gizli bir isteği hayata geçirdi, ve yazmaya başladım. O günden beri de blogumda girişimcilik hikayeleri,haberleri yazıyorum. Ayrıca bana mutluluk veren olayları duyguları paylaşıyorum.Yeşil Kagiderli olarak çevre dostu farkındalık sürecimi paylaşıyorum.Yine çok çalışıyorum. araştırıyorum, izliyorum, seyrediyorum, geziyorum, takip ediyorum, fotoğraflıyorum ve anlatmaya çalışıyorum.Bu dönemimdeki çalışmalarım sadece keyif aldığım işler, zorlamadan, gönülden,gönlümün sesini dinleyerek yaptığım işler. 2013 de hem yaz-gi için hem yeni oluşturmayı düşündüğüm fotoğraf blogum için beni çok heyacanlandıran  projelerim var.                                                                                  Gayrimenkulleri yatırım amacı olarak değerlendirirken, nasıl bir strateji geliştirmeliyiz, konusunda hem kendimin ve ailemin hem  sevdiklerimizin, keyifle çalışabileceğimiz dostlarımızın gayrimenkullerinin doğru değerlendirilmesi, gayrimenkul yatırım stratejilerinin oluşması için çalışmalarımız,Gayrimenkul Yatırım Stratejileri olarak   devam ediyor.

Aşağıda Aylin Löle’nin İŞ’te Kadının Gücü kitabında anlattığı ilk dönem girişimcilik hikayemi onun anlatımıyla paylaşıyorum.Kitapta kuruluş yıllarında karşılaştığım zorluklar için,Aylin Löle “Case Study” diyor.Şimdi düşündüğümde ben bile şaşırıyorum. Evet istediğim buydu.Kendi işim olsun istemiştim,  büyük mücadeleler vermiştim.Üretmek, çalışmak beni hep çok mutlu etti.Çok zor günlerim de oldu ama hiç pişmanlık duymadım. Yeni girişimci adaylarının, en çok sorduğu sermaye nereden bulacağız konusu ise benim hiç bir zaman problemim olmadı. Sermaye için, bir yere girer çalışırsın kazandığınla da iş kurarsın, ne kadar paran varsa da o kadar sermayeli bir iş kurarsın, gerisini kazanır, işi döndürürsün diye hep başladım, ve başardım.  Benim için,istemek, kararlı olmak, azmetmek, çok çalışmak,her zaman etik,dürüst,yenilikçi,takipçi, işine, çalışanına, müşterisine,paydaşlarına, rakiplerine  saygı ve sevgi dolu olmak başarıyı olmazsa olmaz yapan temel kurallar.                                                                                                                   İş’te Kadının Gücü  / Aylin Löle                                                                                                    Varuy’u farklı kılan, ‘sıfırdan’  başlama azmi…Yaşadığı krizler karşısında pes etmiyor, ‘kaderine küsmüyor’  ve daha da önemlisi yoluna devam ediyor…Ta ki başarana dek…Varuy’un girişimcilik hikayesinin satır aralarında ise bir girişmciye en çok gerekli olan kriz yönetiminin ipuçları gizli…Onun girişimcilik hayatı boyunca yaşadığı deneyimler, adeta ‘case study’ niteliğinde….Girişimciliğin sırrı belki burada…Her şeye rağmen ayakta kalabilmekte…Direnip, yeniden başlamakta…!

“Hayatımda iş önemli oldu ama,hiçbir zaman sadece iş  olmadı, ailem, kendim de çok önemliydim.Bu dengeyi de  kurdum.Hep iyi bir anne, iyi bir evlat, iyi bir eş, ve kendinle barışık, hobilerine, seyahatlere, konserlere,spora vakit ayıran bir programla yaşadım. Nasıl yaptın derseniz, zamanı programlıyarak. Yapamadığım dönemlerde, yaşadığım oldu,negatif etkilerini farkettiğimde hemen gerekeni yaptım.  Tercihim sadece işin kölesi olmamaktı. Bunu da yaptım.”
Okumaya devam et

Mardin Taşını Dünyaya Tanıtıyor

Yasemin (Kalya Künteci) ile her konuştuğumuzda çok mutlu oluyorum, gurur duyuyorum. geçen ay konuştuğumuzda Çine taş gönderiyordu, İtalya’da fuara katılmıştı, önümüzdeki hafta Dubai’deki fuara katılıyor.Yani Yasemin, yok denilen taş yatağını bularak,Mardin Taşını bütün dünyaya tanıtmaya uğraşıyor.

Dünya madencileri  de  bu çok özel kadını Yasemin’i konuşuyor.Yasemin’in girişimcilik hikayesi çok farklı,  hayal etmek, akıl etmek bile çok zor. Ama bu çok zor işi Yasemin büyük bir aşkla tutkuyla yapıyor. Mardin taşını hem ülkesinde hem dünyada tanıtmaya çalışıyor.

Yasemin Kalya Fuarda

Mardin taşı hem iç dekorasyonda hem dış cephede kullanılabiliyor,her iklime mukavemetli, çok sağlam bir taş.İçinde yalıtım özelliği olan bir taş. Yazları serin, kışları sıcak yapıyor binaları.Suyu çekmediği için nem alıp yosun tutmuyor. Dona karşı dayanıklı olduğu için her iklimde kullanabiliyor, patlamıyor. Çok estetik bir taş, ferforjeyle ve cevizle muthiş uyum sağlıyor. Saray da da, modern bir villada da, AVM de de, 5 yıldızlı otel de de kullanabiliyor. Peysaj da yapılabiliyor, heykeller de….

Sevgili Yasemin çoşkuyla, aşkla çalışıyor, yoktan varettiği Mardin taşını anlatarak, fuarlarda tanıtarak, kapıları çalarak, hem yurdunda hem dünyada tanıtmaya kararlı.

Yasemin’in hedeflerinde, hayallerinde Başbakanlık konutunu, Çamlıca Camiini Mardin taşıyla yapmak var.”Başbakanımız Mardin’i çok seviyor, şiir gibi bir şehir olduğunu söylüyor, ben de onu Mardin taşından bir konutta oturtmak istiyorum”, diyor. Aynı şekilde Çamlıca camiini de yapmak istiyor.” Rezervim çok büyük olduğu için böyle projelerde çok başarılı olunur, Mardin taşı homojen olduğu için renk farkı olmaz,sonuç mükemmel olur,” diyor.

Yasemin Kalya Ödülü ile

Mardin Valilik Binası

“On sene sonra dünyanın her yanında Mardin taşından eserler olacak,  hep beraber göreceğiz,” diyor. Yasemincim yolun ışıklı, kazançlı, keyifli olsun diliyorum.

Çok Hoş Bir Film Gibi…

 Orkide’yi gördüğümde içim ısındı, çok sevdim, hikayesini dinlediğimde de onun heyacanını yaşadım. Serüven  tutkusunu cesaretini çok benimsedim, ben de o yaşlarda  benzer şeyler yapmak isterdim,ama bambaşka yollara gittim. 0nu dinlerken, kendimi çok hoş bir film seyrediyormuş gibi hissettim. Sonra karşılaşmalarımız da ondan da çok güzel  ve sıcak tepkiler aldım. Zaman için de daha çok birlikte olma, projelerde beraber çalışma, seyahatler edebilme şansımız olursa çok sevineceğim. Sevgili Orkide yeni Kagider üyesi ama Genç Kagider çalışmaları ile bize hemen aktif katıldı.Hikayesini yazdı yolladı, ben de keyifle paylaşırken, bu heyacanlı, serüven dolu hikayeye, onun rengarenk resimlerini ekledim.

“Haşarı Bir Kız Çocuğunun “Büyüme” Öyküsü”                                                                         Benim hikayem, ailenin en yaramaz ve haşarı çocuğunun zaman içinde kendini ve dünyayı keşfetmesi,  sorumluluk almayı öğrenmesi ve başarılı bir iş kadına dönüşme hikayesi. Etrafıyla çok ilgili biri olarak gezmeyi, sinemaya gitmeyi, eğlenmeyi ve sosyal yaşamı çocukluğumdan beri çok severim. Yaşam enerjimi, beni iş hayatında da başarıyairi taşıyan parlak fikirleri buralardan alıyorum. Bana göre kendini tamamlamış ve kendiyle barışık ve mutlu biri iş hayatında da başarılı olacaktır. Bu kadar sosyal biri olmamla birlikte iş hayatımda yakaladığım başarı, tüm Gökhan Ailesi için de sürpriz oldu diyebilirim. Benim iş hayatında bu kadar azimli olabilmeme hem seviniyor hem de bu durumu hayretle karşılıyorlar. 

Orkide, herşeyi Mehveş ve Coffe ile

Çocukluktan büyümeye doğru geçişimdeki kırılma noktası sanırım Anadolu Lisesi’ni bitirip üniversiteye girince oldu; kendime farklı bir kariyer hikayesi çizmem gerektiğine o zaman karar verdim. Sorumluluk almak ve başarmak istiyordum. Şöyle bir geriye baktığımda, öncelikle İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nin hayatımın akışında önemli bir rolü olduğunu belirtmek isterim. Anadolu Lisesi’nde Almanca ve İngilizce öğrendikten sonra Dokuz Eylül Üniversitesi Turizm Bölümü’nü bitirdim. Yaklaşık 4 sene kadar bu alanda çalıştım. Sırasıyla ön büro elemanı, rezervasyon sorumlusu, sonrasında rezervasyon şefliği gibi görevler üstlendim. 4 senenin sonunda kendime hayatımın o döneminde ne yapmak istediğimi sorduğumda, yabancı dil öğrenmeye devam etme arzusunda olduğumu anladım; daha fazla eğitim görüp, daha farklı kültürler tanımalıydım.

O dönemde Almanca ve İngilizce bildiğimi düşünerek yeni bir dil öğrenmem gerektiğine karar verdim ve Fransızca üzerine araştırmalar yaptım. Tabii ilk akla gelen üniversite olan Sorbonne’u ben de çok istiyordum. Ancak okula kabul edilmek için Fransızca bilmek şart olduğundan, ilk etapta Paris’te Belitz özel dil kursunda yaklaşık 3 aylık bir dil eğitimi aldım. Öğretmenimle birebir tek kişiydim ve çok çalışıp Fransızcamı hızla geliştirdim. Sonrasında Sorbonne beni bu kadar kısa sürede Fransızca’yı konuşabildiğim için almaya karar verdi. Sorbonne’da da Fransız dili ve edebiyatı üzerine okudum. Ancak üniversitenin son yarım dönemini annemin geçirdiği bir rahatsızlık nedeniyle tamamlayamadan Türkiye’ye geri dönmek zorunda kaldım. O son dönemi de yakın zamanda bitirip diplomamı almayı istiyorum. Bunun yanında kısa bir dönem Los Angeles’taki UCLA’da yazın İngilizce’mi geliştirmek üzere 3 aylık kısa süreli bir eğitimim de oldu.

Kararlılık, Azim ve Cesaret: Yeni Bir Hayatın Anahtarları

Esasında Fransa’ya gidişim oldukça ilginç bir öyküdür. Galiba biraz da yaşama verdiğim değer ve yaşamdan ne beklediğimle ilgili. Ortaokul-lise döneminde ağabeyim İzmir Saint Josef’te okurken onun Fransızca konuşmasına hayran kalmıştım ve ben de Saint Josef’e girebilmeyi çok istemiştim. Ancak benim dönemimde kız öğrenciler maalesef okula alınmıyordu. Bu nedenle ben de tercihimi Anadolu Lisesi’nden yana kullanmıştım. Almanca ve İngilizce öğrenince aileler çocuklarının öğrendikleri diller üzerine yurtdışında eğitim yapmaları gerektiğini düşünüyorlar. Ama ben Fransızcamı geliştirmek istediğim için biz de bu konudaki ikna süreci oldukça zor, hatta biraz da emrivaki oldu denebilir. Sonuçta, ailem bunu ne kadar çok istediğimi görünce yapacak bir şey kalmadı; tüm okul işlemlerimi hallettim, hatta bir de yanında kalacak arkadaş buldum kendime. Bütün plan bunun üzerine olduğu için son hafta yanında kalmayı planladığım Fransız arkadaşımdan gelen ve odasını başkasına kiraladığını belirten mektubu ailemle paylaşmadan uçağa binip doğru Paris’in yolunu tuttum. Şimdi 22 yaşında gösterdiğim bu cesareti düşünüyorum da kendime inanamıyorum. Bir kelime Fransızca bilmeden başlayan filmlerdeki gibi bir hayat.

Orkide ile Gliss Otel Bodrum davetinde birlikteydik. Bu çok güzel mavi elbise ile tüm güzel ve renkli kadının arasında bile hemen farkedilen oldu.

İlk gece otelde kaldıktan sonra, okumayı planladığım Belitz’e kalacak yer sordum. Yerleri olmadığını öğrendiğimde ise Aliance Française’ın kapısını çaldım. Tabii Alliance Française doğal olarak kendisinde okumam konusunda ısrar etti; fakat ben ne yapıp edip onlara bağlı ailelerden birinde kalmayı başardım. Sonra orayı da beğenmeyip iki hafta kedi bakıcılığı yaptım. Sonunda hâlâ kız kardeşim gibi olan Violette Duclos ile tanışıp kalacak bir yer buldum kendime. Bu arada ailemi ise hiçbir sıkıntım olduğunu söylemeden, gayet keyifli bir eğitim aldığıma ikna ettim.

Paris benim için çok anlamlıdır… Hayatta tamamen yalnız başıma ayakta kalmayı, para kazanmak için nasıl çalışılması gerektiğini ve gerçek arkadaşlığın ne olduğunu hep orada öğrendim. Bence çok keyifli bir tecrübe oldu. Aileme Paris’teki ilk dönemlerinde yaşadıklarımı geçen sene anlattım. Annem ve babam şu an 76 ve 77 yaşındalar. Ben bunları anlatınca tabii ki hayatlarındaki en büyük şoku yaşadılar.

Dünyanın Her Yerinden Dostlar

Yurtdışında yaşarken, ben her zaman çok dışa dönük ve sosyal bir insan olmuşumdur. Herkesle o kadar barışıktım ki, yolda yürürken yüzümde bir gülümsemeyle dolaşırdım. Sanırım o yüzden, birçok ülkeden arkadaşım oldu. Fransa’da yaşarken doğal olarak Fransızlar başta olmak üzere Brezilyalı, İngiliz, İtalyan ve İspanyol arkadaşlar edindim. Yurtdışında eğitim görmek farklı kültürleri tanımak, kısacası bir “dünya insanı” olmak adına bana çok şey kattı.

Yurtdışında aldığınız eğitimin bugünkü iş yaşamınıza ve kişiliğime çok şey kazandırdığını düşünüyorum. Yukarıda da belirttiğim gibi, hayata bakış felsefem farklı. İş hayatında doğal olarak önümüzdeki dönemi planlamayı, öngörülerimi daha net bir şekilde koymayı başarırken, özel hayatımda da hayatı en güzel şekilde yaşamanın, her günün yeni bir başlangıç olduğunun inancıyla yaşıyorum. Sanırım üzerimdeki en büyük etkisi bu.

Paris, İzmir, İstanbul Hattı

Türkiye’ye döndükten sonra, 4 yıllık Paris yaşantısı sonrası İzmir’e adapte olmak başlarda zor gelse de halkla ilişkiler alanındaki çalışmalarıma devam ettim. Sonrasında bir gün İstanbul’a kardeşimi ziyarete geldim ve geliş o geliş.

İlk etapta medya sektöründe işe başladım, o dönemin en ünlü anchormanlerinden birinin yardımcılığını yaptım. Bana o işin çok şey kattığına inanıyorum. Çok zordu ama çok eğiticiydi. İşim, o kişinin röportajlarını ayarlamak, haberlerini diğer haber programlarıyla karşılaştırmak,  raporlamak, katılacağı kokteylleri ayarlamak gibi çok iyi organize olmayı gerektiren çalışmaları gerektiriyordu.

Gazetecilik yapmak yerine, onlarla birlikte çalışmak bana daha ilgi çekici geldi. Ama öncesinde reklam sektöründe biraz çalışmak istedim ve 1 yıl kadar below-the-line işler yapan bir ajansta yöneticilik yaptım. Danışmanlık verdiğim firmaların hepsi Bluechip olarak adlandırabileceğimiz firmalardı. Yabancılarla çalışmak iş disiplini açısından çok önemli. Hızlı, çevik ve verimli çalışmayı öğreniyorsunuz. Ardından o dönemin iki büyük halkla ilişkiler ajansında çalıştıktan sonra kendi işimi kurdum.

Kendi İşinin Patronu

8 senenin sonunda artık kendi işimi kurmaya karar verdiğimde, etrafımda yardım alabileceğim kimse yoktu, bürokrat bir aileden gelince ailenizin sizi desteklemesi zor. Ama kafanıza koyarsanız yapamayacağınız hiçbir şey yok. O dönem param sınırlı ve hatta çok azdı diyebilirim. Tek sermayem, aklım ve benimle çalışmak isteyen müşterilerimdi. 20 metrekarelik bir oda içinde şirketimi kurdum; ama hayalim hep büyük oldu. Beş müşteriyle başladığım 2004 yılı Temmuz ayında, bugün 32 kişilik ekipten oluşan 50 müşterilik bir şirkete dönüştük. Bu süreçte şirketimin herhangi bir yatırım almadığını ve bugünlere kendi çabalarımızla ve çok çalışarak geldiğini de belirtmek istiyorum.

Tüm iş yaşamım boyunca dikkat ettiğim bazı noktalar, bugün artık iş felsefem haline geldi. Hem iş hem özel hayatımda yakaladığım başarı ve mutluluğu bunlara borçlu olduğuna inanıyorum. Ben bunlara kısaca “7 Yol” adını veriyorum:

  1. Etik değerler
  2. Dikkat
  3. Hız
  4. Verimli düşünce                                                                             
  5. Aile ol
  6. Saygı
  7. Sevgi                                                                                                                                      Orkide Gökhan / Contactplus Ajans Başkanı

Gaziantep’den Müthiş Bir Kadın

Gaziantepli iş kadını sevgili Serpil Karuserci’yi, ilk kez Garanti Bankası, Ekonomist Dergisi ve Türkiye  Kadın Girişim Derneği (KAGİDER) işbirliğiyle düzenlenen “2011 yılı Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” yarışmasında “Yöresinde Fark Yaratan Kadın Girişimci” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldüğü ödül töreninde tanıdım. O günden sonra da bu çok başarılı çok özel kadını, daha çok tanımak istedim. Hep de çok güzel fırsatlarım, karşılaşmalarımız,yol arkadaşlığımız oldu.Antalya’da Trabzon’da İstanbul’da hep bizlerleydi.  Kagider üyesi olarak etkinliklerimize Gaziantep’den gelerek, katıldı.Serpil çok doğal, çok tatlı dilli, çok çalışkan,çok özel bir kadın.
En son beraber olduğumuz Temmuz Kagider toplantısında ise konuşmasına,”En güzel konuşma mini etek gibi, kısa ve seksi olmalıdır,”diyerek tatlı bir uslupla başladı, ve girişimcilik hikayesini baştan sona, aynı tatlı, esprili diliyle anlattı.  Serpil liseyi bitirdikten sonra, Adana Devlet Güzel Sanatlar Akedemisi sınavlarına girmek için babası ile Adana ya beraberce gidiyorlar, Serpil sınavda iken,babası sınav  sırasınca sürekli dua ediyor.Serpil sınavda başarılı olmasın diye.Çünkü kazanırsa onu Adana’ya yollamak istemiyor.Serpil Adana Devlet Güzel Sanatları Akademisini kazanıyor, ama bir müddet sonra terör olaylarından dolayı okulu bırakmak zorunda kalıyor.Ama vazgeçmiyor, çok etkileyici, hikayesini aşağıda kendi anlatımıyla yazdım.
Temmuz Buluşmamız da Serpil Karuserci, Handan Ercengiz ile
Gaziantep Belediyesi’nde çalışırken kız meslek lisesinin akşam kurslarına gitmeye başladım. Meslek öğrenmek istiyordum. Dikiş nakış, vitray v.s. Zaten çocukluktan itibaren tasarıma çok meraklıydım. Evdeki eski kumaşları çarşafları keser üzerlerindeki desenleri denk getirip bebeklerime elbise dikerdim. Yine eski malzemelerden çok güzel çiçekler yapardım. Kurslara giderken de hocalarım ‘seninle bir yer açalım para kazanalım’ derlerdi.
Serpil Karuserci, Harika Batallı,Münteha Adalı ve Gülden Türktan ile beraber

Evlendikten bir süre sonra ilk oğlum oldu ve memurluğu bıraktım. İkinci oğlum oldu onu da biraz büyüttükten sonra artık ‘kendim birşeyler yapayım’ diye düşünmeye başladım. En kolayı mağaza açmaktı. 1988’de 55 metrekarelik küçük bir butik açtım. Birkaç aylık kira ödeyecek gücüm vardı. Amacım hazır aldığımız gelinlikleri satmaktı. Üretim aklımda yoktu. Butikte gelinlik satarken Almanya’dan gurbetçi bir ailenin kızı geldi ve elindeki bir kataloğu bana uzatıp ‘Bu gelinliği bana dikermisin’ dedi. Ben de ‘dikerim tabi’ dedim. Evdeki dikiş makinemi işyerine getirdim ve çok güzel bir gelinlik ortaya çıktı. Müşteri de çok sevindi. Bu ilk üretimden sonra artık ‘kendimiz üretebiliriz’ diye güvenimiz geldi. Gaziantep’teki özel okulların özel günleri için kıyafetler hazırlamaya başladık. Sezonluk işlerimiz oluyordu.

2000 yılıydı ve ilk kez yurt dışında bir fuara katıldım. Düsseldorf’daki bu fuarda ayak üstü bir yer vermişlerdi ama bizim gelinlikler büyük ilgi gördü ve çok yüksek siparişler aldık. Bu sirapişleri yetiştirmek için makine sayısını artırdık, yeni elemanlar aldık. Böylece ilk kez ihracata da başladık.

Hep biraradayız.

Bir süre sonra da Gaziantep’te Avrupa Birliği İş Geliştirme Merkezi (ABİGEM) açıldı ve ben de hemen müracaat edip danışmanlık istedim. İtalyan bir danışmanımız oldu. Kendisi bizi inceledi ve ‘Bütün ürünlerinizi ihraç ediyorsunuz oysa Türkiye de çok iyi bir pazar ve içerde de güçlenmelisiniz’ dedi. Mersin, Adana, Diyarbakır zaten gelip toptan alıyordu. Ankara, İzmir, Samsun, Konya ve Kayseri’ye de yayıldık. Hem mağaza açtık hem de bayilikler verdik. Sonra ABİGEM’den marka ve üretim danışmanlığı da aldık. Hollanda’dan bir danışmanımız oldu. Onur Moda olarak DreamOn markasını tasarladık ve bu markayla ihracatı artırmaya başladık.                                                             Bizim doğrudan 45 kişilik istihdamımız var. Ancak gelinliklerimizin bazı işlemleri için evlere de iş veriyoruz ve böyle 100-150 kadar kanıda dönemsel olarak gelir de sağlıyoruz. Bir kadın girişimci olarak kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyorum. Çalışanlarımızın yüzde 90’ı kadın”  Şehrin girişinde yedi katlı 3 bin 750 metrekarelik yeni bir üretim ve showroom yatırımını da tamamlayan Karuserci, İstanbul’da da bir mağaza açmayı planlıyor.

Serpil Karuserci, en çok ihracatı İtalya’ya yaptıklarını belirterek, şunları söyledi: “Fransa, Hollanda, Almanya, Yunanistan , iyi pazarlarımız. 22 ülkeye gelinlik gönderiyoruz. Şimdi Ortadoğu’ya da açılıyoruz. Toptana yılda 10 bin civarında gelinlik veriyoruz.İtalya’ya yılda 1500’ün üzerinde gelinlik gönderiyoruz. Kızım Çağnur’u da tasarımcı yetiştirdik. Londra’da ve Milano’da tasarım okudu. Ayrıca İspanyol tasarımcımız Isis Carel Baroni Canizares de koleksiyon hazırlarken Gaziantep’e geliyor ve birlikte çalışıyoruz. 250-300 farklı gelinlik yapıyoruz; bunlardan 150 kadarı kataloğa giriyor ve satıyoruz.

“Bir genç kızın hayali, istediği gibi kendine yakışan bir gelinliği, hayatının en anlamlı, en özel gününde giymektir. Bu gelinliğin içinde kendini rüyada, prenses gibi hisseder” diyor

Karuserci “DreamOn’ un yol haritası devam ettiği süre içerisinde asla pes etmedim” diyor. Hep çıtayı yüksek tutmuş. Sadece kalifiye eleman konusunda zaman zaman sıkıntı yaşasa da, personelini kendi yetiştirerek bu sorunu da kısmen çözdüklerini söylüyor. “Yıllar önce kendi gelinliğimi de ben tasarlamıştım. Özel dikildi. Beyaz ipek kadifeden yapılmıştı. Etek ucu ve pelerini için uçuk pembe tonlarında çiçekler tasarlamıştım. Kabarık olmayan, kuyruklu bir gelinlikti. Başımda güllerle yapılmış yarım bir kep ve uzun bir duvakla tamamlanmıştı gelinliğim” diyor.

2011 ve 2012 Bölgesinde Fark Yaratan Kadın Girişimci Birincileri Serpil Karuserci ve Yasemin Künteci iki başta, aralarında, Fisun Usta,Aydan Baktır,Selen Erdeniz, Handan Ercengiz 

Serpil henüz yolun başındayım ,daha yapacak çok şeyim var diyor.Kocası oğulları kızı onunla çok gurur duyuyorlar,onunla çalışmaktan çok mutlular.Çok güzel bir aile işbirliği içindeler.Hepsi yeni girişimciler olmuşlar,annelerinin izinden daha geliştirmek, daha mükemmelleştirmek, farklılaştırmak için didiniyorlar.Onları da tek tek sizlere tanıtmak aktarmak istiyorum.Oğulları Onur ve Özgür ihracatı üstlenmişler,kızı Çağnur ise tasarımda destek,hepsi de ayrı ayrı çok özgün başarıların peşinde.Kutluyorum seni Serpil, seni tanıdığım için çok mutluyum, seni yazabildiğim paylaşabildiğim için çok mutluyum, ama senin için yazılacak, söylenecek çok güzel hikayeler var, yolun açık olsun,  kucaklar dolusu.sevgiler.